5 Nisan 2022 Salı

Beth Hart ve Led Zeppelin'e Saygı


 Bu albümün yapılacağı haberini pandemi döneminde almıştım ve hem sevinmiş hem de endişelenmiştim. Grubun müzikal kalitesini gölgeleyen Led Zeppelin popülaritesi bir çok şeyi mahvedebilirdi. Diğer yanda da Beth Hart'ın muhteşem sesi... İki arada bir derede boktanlığı ve müzik sanayinin iflah olmayan oyunlarından bir yenisi miydi bu... gibisinden sorular birbiri ardına geliyordu. Adam sana ne! demek de vardı ve belki de yazıyı bu yüzden bekletecektim. İsteyen benim bu analizime "Bir Delinin Hatıra Defteri" oyunu gibisinden bakabilir. 



Led Zeppelin denildi mi herkes için akan sular durur. Bu öylesi bir popüler beğenidir ki, günden güne (ne günü yahu on yıldan yıla... hatta yarım asırdır) artarak "Damardan " denilen arabesk tanımıma bile varabilir. 

Led Zeppelin rock grupları içinde haklı olarak en üst düzeydedir. Benim için üç ana planda ayrıcalıklı ve önemlidir. Birinci olarak bu grup İngiliz Blues'unu ileri taşıyarak önemli bir görev yapmıştır. Öyle ki ilk çalışmalarında klasik blues kavırlarını yapmışlardır ki, bunlar benim için ayrıcalıklıdır. İkinci olarak, ekol olma vasfını rock grupları açısından en çok  onlarda görürüz. Benzetmemi mazur görün ama Türk Musikisinde Müzeyyen Senar nasıl bir okulsa, onların da rock alanında yaptığı aynı şeydir.  Bugün bile o okuldan çıkan yeni rock grupları vardır. Üçüncü olarak, Led Zeppelin bugüne kadar asıl kadrosunu koruyan ender gruplardan olup, bir elemanın yerine yeni birini alsanız ortada Led Zeppelin kalmaz. Zaten bu yüzden de davulcuları Bonham ölünce de bir daha tekrar bir araya gelmeme kararı almış ve bunu da inatla sürdürmüşlerdir. 

Led Zeppelin'in önemini üç şıkta sunmak olmaz tabi ki ama ana planda en önemli üç yanını saydım. Mesela bu grubun "best of" albümü falan da olmaz, zira her bir albümünde yer alan her parça "best of"tur. Yani Led Zeppelin albümünde vasat ya da şu parçası idare eder ama... diyeceğiniz yoktur. 

Led Zeppelin ile ilgili bu girişi yaptıktan sonra şimdi asıl konumuza yani Beth Hart'ın Led Zeppelin parçalarını yorumladığı "A Tribute To Led Zeppelin" albümüne gelelim. Bu albümün yapılacağı haberini pandemi döneminde almıştım ve hem sevinmiş hem de endişelenmiştim. Grubun müzikal kalitesini gölgeleyen Led Zeppelin popülaritesi bir çok şeyi mahvedebilirdi. Diğer yanda da Beth Hart'ın muhteşem sesi... İki arada bir derede boktanlığı ve müzik sanayinin iflah olmayan oyunlarından bir yenisi miydi bu... gibisinden sorular birbiri ardına geliyordu. Adam sana ne! demek de vardı ve belki de yazıyı bu yüzden bekletecektim. İsteyen benim bu analizime "Bir Delinin Hatıra Defteri" oyunu gibisinden bakabilir. 

Evet bir delinin hatıra defterinde ilkin parçaların notlarına bir bakalım hele...

"Kashmir"

Beth Hart, Kashmir'in o arabik havasını müziğe bırakarak vokalde parçaya yalakalık yapmadan kendi gibi takıldığı için arabik yorumdan kurtarmış. ( Burada arabik havadan  Led Zeppelin'in 1975 tarihli  Physical Graffiti'deki Kashmir'ini kastetmiyorum. Grup dağıldıktan sonraki solo çalışmalardaki dümbelekli yorumlar aklıma geliyor ve zıvanadan çıkıyorum.)

"Stairway To Heaven"

Stairway To Heaven'da ise sesini yumuşatan ve dik ve erkeksi tonlardan vazgeçen Hart, Robert Plant'ın tam tersini yapıyor. Çünkü bu parçada Plant daha erkeksi bir tonda girer. Tabii bütünüyle bu şekilde değil zira Beth Hart sesini yorum boyunca öyle farklılaştırarak yorumluyor ki akıl almaz bir etki yapıyor. Sonlara doğru can alıcı yükseliş bölümünde planlamasız ve duyguyu esas alan bir yoruma gireceğimizi anlıyoruz ve yanılmıyoruz da.

"The Crunge"

Yapıldığı dönemde de bir anlam veremediğim The Crunge , Zeppelin'den en az dinlediğim tek parçası olabilir ve bu sefer sadece Berth Hart'ın sesine kulak vererek dinleyebileceğim galiba. (Bu parçayı seven Led Zeppelin severler için gıcık biri olduğumu biliyorum, ama ne yapayım yalan mı söyleyeyim.)

"Dancing Days Part1

"When The Levee Breaks"

"Dancing Days Part2"

Dancing Days Part 1'den sonra iyi ki "When The Levee Breaks'a geçtik ve ferahladık.  Gene gıcıklık etmiyorum sadece ara vermeden geçişin başarısını bu şekilde tarif edebilirim. Sonra gene hissettirmeden "Dancing Days Part 2'ya geçiliyor. 

"Black Dog"

 ve "Black Dog"a geliniyor. Bu başyapıt nasıl olacak sorusu içinde kuşkuları da barındırıyor ama hem grup hem de Hart aslına sadık kalarak gidiyor. Belli ki Bert Hart da benimle aynı duyguları taşıyor ve bu parçayı önemli bir yere koyuyor ve Plantvari okuyor. Ancak arkadaki orkestranın oryantal dozu yüksek yüklenişleri abarmıyor değil hani. Boşver ver kendini dinlemeye ver, deyip bir de küfür salladınız mı umursamıyorsunuz bile. Muhteşem bir parça hiç bir şeyine dokunma yeter. Beth ablanın aklına selamlar. 

"No Quarter"

Ve bir tehlike daha geliyor. "No Quarter" bu benim için Led Zeppelin harikasıdır ve Bonhamsız olmaz. Progresif ile blues'ın hard rock ev sahipliğinde sohbeti olan bu parça da Beth Hart asıl yoruma gene sadık kalarak (sesi Allah vergisi olan iyi yorumcular kendini kaybeder ve asıl yorumu rezil eder ama Beth Hart farklı ve müthiş bir akıl). Parçada tek eksik Bonham'ın bateri abanışları ama o artık Led Zeppelin de de yok. Parçanın sonlarına doğru yorum öyle yüceleşiyor ki, Beth Hart bu parçaya yer vermeseymiş çok eksik olacakmış dedim. 

"Good Times Bad Times"

"Good Times Bad Times" mutlaka olması gerekendi ve olmuş. Bu parçayı kavır yapanların mutlaka kendi duygusunu vermesi gerekir. Bert Hart bu dokunuşu biraz çekingen olsa da yapmış. Ama o arkadaki aptal orkestranın pastoral yüklenişleri ve hala kafanın Kashmir'de kalması biraz yalelli etkisinde.

"Rain Song"

"Rain Song" bu parça da Led Zeppelin'den ayrı düşünülemez ve bunu asla kavır olarak dinlemeye tahammül edemem ama Bert Hart da oluyor. 


Evet "Bir delinin hatıra defteri"nde ilk notlar bu şekilde. Yukardaki notları albümü ilk dinlediğimde almışım. Beth Hart'ın "A Tribute To Led Zeppelin" albümünün çıkış tarihinin 25 Şubat 2022 olduğu düşünülürse, bir hayli zaman geçtiği anlaşılır. İlk dinleyişte albüme verdiğim tepki Led Zeppelin parçalarının aynı yorumlanmasıydı yani içine yeni yorum katılmamasıydı. Bu albümün prodüktörü Rob Cavallo'nun çalışmalar başlamadan önceki fikriymiş ve bunu kayıtlar bitene kadar da korumuşlar. İlk önce çok kızmış ve adamın bir hayli canına okumuştum. Ancak şimdi hak verir oldum. Bu madem bir "Saygı" albümüydü o zaman bu fikir doğruydu. Ancak ortada bir açmaz Bert Hart'ın yorumunun ne olacağı idi. Robert Plant'i bire bir kopyalayıp, taklit mi edecekti.  Bu böyle olmuyordu ve taklit yerine Hart bir saygı duruşuyla kendi sesini ortaya koyuyor ve muhteşem bir yorum çıkaracaktı.  Pandemi öncesinde Beth Hart bu projeden neredeyse vazgeçmeyi bile düşünüyormuş. Cavallo "Zeppelin yapmak için, o hakkı vermek için sinirli olmalısın." düşüncesinden Beth Hart'ı yönlendirerek bir bağ oluşturmuş ve albümün bitiminde de Hart, "Bu Zeppelin albümü tüm öfkemi dışarı atmamı sağladı ve bunun için gerçekten minnettarım"sözleriyle durumu özetleyecekti. Bu da yapımcı olarak Rob Cavallo'nun (sihirbaz) başarısı olsa gerek. 

Albümde müzisyen kadrosu ise şöyle: gitarist Tim Pierce, basçı Chris Chaney, klavyeci Jamie Muhoberac ve davulcular Dorian Crozier ve Matt Laug. Albümün orkestra düzenlemeleri de David Campbell tarafından yapılmış. 

Albümle ilgili yazıyı burada noktalıyorum. Bunun ardından Beth Hart ile Blues Blast dergisi tarafından yapılan bir röportaja da yer vereceğim. O röportajda da albümün hem pandemi hem Hart'ın ağır depresyon döneminde hem de ne uğraşlar içinde yapıldığını göreceksiniz. Beth Hart harika bir ses ve her ele aldığı şarkıyı değerine değer katan bir büyük yorumcu. 

Aptulika


 

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...