3 Şubat 2023 Cuma

L.A. Bu Led Zeppelin GUNS!

 


1980'lerin hard'n heavy grubu bugün öyle bir single ile geldi ki, "Neler oluyor, Led Zeppelin tekrar mı dönüyor" demeden edemedim. 

LA Guns , yakında çıkacak olan "Black Diamonds" albümünden ilk single olarak "You Betray" ı bu sabahtan yayınladı.  Dinler dinlemez karşımda sanki Led Zeppelin vardı, hem de 1980 yılında ölen efsanevi davulcusu John Bonham da hayata tekrar dönmüş olarak kadroya katılmış gibiydi.  

LA Guns'ın yeni parçası "You Betray" her şeyiyle  Led Zeppelin'in "Immigrant Song"unu akla getiriyordu. Hoş grup da bu benzerliği saklamıyor, hatta single çıkmadan bir gün önce grubun gitaristi Tracii Guns attığı tweet'te "Yeni single'ımız yarın çıkıyor. Bu parça Adam Hamilton'ın bana davul parçalarını göndermesi ve onunla bir şeyler yapıp yapamayacağımı sormasıyla başladı. Davullara müzik yazdım ve bu benim için bir ilkti. Bariz bir 'Immigrant Song' ritmi var ki bu canavarca bir şey. " diyerek bu benzerliğin bir tesadüf olmadığını söyleyecekti.

 


 

27 Ocak 2023 Cuma

Rick Wakeman ile hem müzik hem de anılara yolcuk



 Onu progresif rock grubu Yes'in klavyesinde oluşturduğu alameti farikasından tanırız. Buna ek olarak sahneye çıkıp tuşların başına geçtiğinde üzerindeki peleriniyle oluşan görüntüsüyle de ayrıcalıklıdır. Değerli dostum Meral'le (Akman) birlikte oluşturduğumuz moda kreasyonunda  onu "Pelerin Rock" kategorisinde birinci ve tek eleman olarak seçmişizdir.

Evet Rick Wakeman'dan bahsediyorum. Şaka bir yana rock tarihinde bir çok usta vardır ama rock klavyesinde Wakeman beyni klasik müzik kompozitörü gibi işleyen  nevi şahsına mahsus bir kişiliktir. Yes albümlerinde öyle bir katkı yapar ki, o albümlerin kapaklarındaki Roger Dean imzalı fantastik ve sürrealist illustrasyonları klavyesiyle adeta üç boyutlu hale getirerek canlandırırdı. 

Rick Wakeman son yıllarda akustik piyano ile tek başına klasik müzik etkisinde beste ve yorumlarıyla solo albüm de yapmıştı. Sanatçı pandemi öncesinde farklı bir etkinliğe de imza atarak, sohbetli ve tek başına konserler de vermişti. Hem canlı performans hem de anılardan oluşan sohbetlerin yeraldığı bu gösteriler şimdilerde "Music And Stories" adını taşıyan bir turneye dönüştü. 

Rick Wakeman'ın "Music And Stories" adını taşıyan  canlı şovu Mart ve Nisan boyunca ABD'de bir turne ile devam edecek. Sanatçının müzik hayatında Yes ile yaptığı çalışmalar ve konserlerden anıları anlatılacağı gibi; solo dönemlerinden ve  David Bowie başta olmak üzere çalıştığı diğer müzisyenlerle yaşadığı anekdotlar ve anıları da yer alacak.

Son yıllarda yaptığı gelenekselleşen piyano şovlarından farklı olarak "Music And Stories"de sahneye bir kaç elektronik klavye de taşıyacak olan Wakeman,  "Bu sayede bana çalma listemi  değiştirme fırsatı verecek..." dedikten sonra  üzerine basa basa, "...klavyelerin eklenmesiyle playlistte olmayan parçaları da  çalmayı dört gözle bekliyorum" diye heyacanını yansıtarak ekliyor. 

Aptulika

26 Ocak 2023 Perşembe

Atlanta Rhythm Section'ın Ritmi Sustu.



Atlanta Rhythm Section isimli grubun plaklarını ikinci el satış yapılan yerlerde görüp  hep es geçmişimdir. İsminden midir yoksa plak kapaklarından mıdır nedir bilinmez ama her gördüğümde ya disko plağı ya da country plağı sanıp, hiç ilgilenmemişimdi. 

Bu grubu çok çok sonraları keşfedecektim. Ayıp... hem de çok ayıptır söylemesi... pandemi kapanmaları döneminde spotify'den detaylı dinleyip keyfine varacaktım. Hoş bazı parçalarını daha önceden kulak aşinalığı olarak biliyormuşum ama o grubun parçası olduğuna vakıf değilmişim. 

ABD'nin güneylilerinin politik yanlarıyla her ne kadar barışık olmasam da Southern Rock tarzlarına dayanamama derecesinde sevdalıyımdır. İşte Atlanta Rhythm Section grubu da Güney Rock gruplarından biri ve her ne kadar geç tanımış olsam da onlarda bu yöre ve tarzın renk çeşitliliklerinden biri. Gitarın önde olduğu bir grup olmasına rağmen öyle güzel bir bir klavye tınısı vardır ki belki de grubun ismindeki ritm duygusunu o piyano tuşelerinde buluruz.

 Grubun en uzun süreli kalan kurucu elemanı Dean Daughtry  o akılcı temeli oluşturan klavyelerin başındaki kaptandır. 

İşte o Dean Daughtry'i dün (26 Ocak 2023) 76 yaşında iken kaybettik. 

Aptulika





The Yardbirds'ün 15 yaşında ilk gitaristi olmak yerine fırçayı seçmek

 


Rock tarihine damga vurmuş bir grubun ilk gitaristi olmakla birlikte bir karar verme durumunda kalmak... 

Resim mi Müzik mi?

İşte İngiliz sanatçı Top Topham'ın öyküsü. 




Dünyaca ünlü olacak bir rock grubunun kuruluşunda çok küçük yaşlarda yer alan bir gitarist olmak, hiç kuşku yoktur ki önemlidir. Üstelik bu grubun özelliğinin kadrosunda yer bulan üç gitaristin de dünya gitar tarihinin ilk sayılabilecek isimleri olduğunu da söylemeliyiz. Bu isimleri sayarsam dediğim daha iyi anlaşılacak: Eric Clapton, Jeff Beck ve Jimmy Page.

Rock tarihine ismini altın harflerle yazdıran bu üç gitarist ilk çıkışını The Yardbirds isimli grup ile yapmışlardı. Ancak bu üç isim grubun kuruluş kadrosunda yer almıyordu. Grup 1963 Mayıs'ında kurulduğunda gitarist olarak Anthony 'Top' Topham bulunmaktaydı. Daha sonra efsaneleşecek bir grubun kadrosunda gitarist olarak (hem de bu grubun çatısı altında yer alan üç gitaristin de alanlarının en usta isimleri olacağı düşünüldüğünde) müzik yapmak önemliydi. Ancak henüz 15 yaşında olan Topham, hem müzik hem de resim yeteneğine sahip olan biriydi. Yani bu ikisinden birine devam etmek için bir seçim yapmak zorundaydı. O da resmi seçerek The Yardbirds'ten ayrıldı. Böylece resim eğitimine devam eden Topham, müzikten tamamen kopmasa da hayatını ressam ve iç mimar olarak sürdürecekti. 


 "The Yardbirds kurulduğunda 15 yaşındaydım, yani diğer elemanlardan üç ya da dört yaş küçüktüm..." sözleriyle o günleri anlatan Topham, grubun geceleri barda çalması sebebiyle    "...ailemin haftada beş ya da altı gece müzik çalmam için dışarı çıkmama izin vermeleri olanaksız olabiliyordu." diye durumunu özetliyordu.  O sıralar Epsom Sanat Okulu'na giden gitarist okulunu ve resmi ciddiye almaya karar vererek The Yardbirds'ten ayrılacaktı. 

Böylece Topham'ın yerine The Yardbirds'e gitarist olarak Eric Clapton gelecekti. Yıllar sonra yapılan bir röportajda Topham'a ayrıldığına pişman olup olmadığı sorulunca, "Ayrıldığıma pişman olmadım çünkü benim ilgi alanım olan blues müziğinden uzaklaştılar,"dedikten sonra,  "Müzikte kariyer yapmak ve profesyonel  olmak için onlarla kalsaydım bile, sanırım daha sonra Eric'in bıraktığı nedenlerin aynısıyla ayrılırdım." sözlerini ekleyecekti. 


 Resmi seçen Topham müzikten de tam anlamıyla kopmadı.   Marc Bolan , Peter Green ve Christine McVie gibi müzisyenlerle birlikte çalıştı. 1970 yılında yaşadığı bir sağlık sorunu sebebiyle müzikten koptu, ancak 1988'de eski Yardbirds elemanı  McCarty ile blues grubu Topham-McCarty'yi kurdular.

Topham, 2013 yılında Yardbirds'e resmi üye olarak geri döndü. 50 yıl aradan sonra kurucusu olduğu efsanevi grupta iki yıl çalıştıktan sonra  Topham gruptan 2015 yılında ayrılarak müzik hayatını noktalayacaktı. 

15 yaşındayken rock tarihinin en önemli gruplarından biri olan Yardbirds'ün kuruluşunda yer alan gitaristi Anthony 'Top' Topham bu haftanın başında 75 yaşında hayatını kaybetti.  Sanatçının ölüm haberi resmi sosyal medya hesabından, 

"Antony 'Top' Topham yani asıl adıyla Sanderson Rasjid Topham, 23 Ocak Pazartesi günü  huzur içinde vefat etti." 

diye duyurulacaktı.

Hayatında sevdiği işi yapmayı seçen ama müzikten de kopmayan Anthony Topham'a bizler de huzur içinde yatsın diyelim.






 

22 Ocak 2023 Pazar

"Almost Cut My Hair" Şarkısı bundan sonra söylenemeyecek.


Haftasonuna girerken Byrds  ve  Crosby, Stills & Nash'in kurucu üyelerinden David Crosby'i 81 yaşında kaybetmiştik. 

Bu yıla girdiğimizden beri öyle çok ölüm haberi verdik ki, şimdi bir sevdiğim müzisyenin haberini yazmak elimden gelmedi. Ama yazmadan da geçmek olmaz dedim ve aşağıdaki yazıyı kaleme aldım.  



 Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece internetten müzik haberlerinin içinde dolandıktan sonra, yeni dişe dokunur bir haber yok diye biraz demlenip yattım uyudum. Sabah da tekrar bakmadan Beşiktaş'a gittim yapacağım işleri yaptım ve tekneyle dönerken cep  telefonundan şöyle bir instagrama bakayım dedim. O sıra Bülent (Seyitdanlıoğlu)'in paylaşımında David Crosby resmini gördüm, içimden "Bu Pazar Kulak Misafiri radyo programında David Crosby var." diyerek sevindim. Ancak diğer paylaşımlarda da Crosby resimleri görünce, bunun Bülent'in radyo programı olmadığını, kötü bir haber olduğunu anlayacaktım. Tekrar Bülent'in paylaşımına dönünce bunun bir ölüm haberi olduğunu öğrenecektim.  

Byrds  ve  Crosby, Stills & Nash'in kurucu üyelerinden David Crosby 81 yaşında hayata veda etti.

Çocukluk yıllarımızda dedelerimiz her sabah Hürriyet gazetesine bir göz atmadan güne başlamazlardı. Bunun nedeni öyle haberlere bakmak için değil, iç sayfalarda yer alana kutu kutu vefat ilanlarına bakmak içindi. O zamanlar İstanbul bu kadar devasa karınca kalabalığında olmadığı için yaşlılar gazetedeki ölüm ilanlarına bakarak tanıdıklarının vefat haberlerini takip ederlerdi. Şimdi nerdeyse benim blog geçmişin Hürriyet gazetesine döndü. Yıla başladığımızdan beri hiç yoksa her hafta bir ölüm haberi veriyorum. Artık eskilerden bir ismin haberindeki duyuruyu sosyal paylaşım sitelerinden duyurduğumda okuyanlar "eyvah, acaba oda mı öldü !" diyerek endişeleniyorlar. İşin aslı, galiba yaşlanıyoruz...artık bunu kabul etmeliyiz. Çocukluğumuzun o dedelerine döndük. 

Yaşlandık ... dedelere döndük dedim ama biz hala gençliği kaybetmedik, bir bakarsanız bizim rock ustalarımız ölüyor ama hiç biri tekaüt (dedelerimiz emekli için böyle derdi) olup kahvede oturmuyor; her biri sahnede müziğini yaparken ya da albüm yaparken hayata veda ediyor. David Crosby de 81 yaşında vefat etti ama  yeni bir albüm üzerine de çalışıyormuş. 

Jethro Tull'ın unutulmaz albümü "Too Old to Rock 'n' Roll: Too Young to Die!"da 40 yaşını aşmış eski bir rock star Ray Lomas anlatılırken; "Rock'n Roll için yaşlı; Ölmek içinse çok genç" derdi... ama Jethro Tull ve beyni Ian Anderson ondan bir kırk yıl sonra da rock yaptı hatta halen de yapıyor. 

Eski bir hippi atasözü vardır, "Hızlı yaşa genç öl; tabutun yakışıklı olsun". Dillere pelesenk olmuş bu lafı eskilerin rock yıldızları için de kullanırlardı. Şimdilerde ise bunu, "Rock'n roll yaşa hep genç ol" desek yeridir hani. 

David Crosby için yazılacak, çizilecek şeyler bitmez. Ben onun Crosby, Stills, Nash and Young grubu için yaptığı  "Almost Cut My Hair" şarkısını çok ayrıcalıklı  bulurum ve onunla özleştiririm. Artık bu parçanın onun sesinden ve gitarından haykırmayacak olması bana hüzün veriyor.

Aptulika






 


 

 

17 Ocak 2023 Salı

Polonya'nın Sosyalist Zamanlarından Bir Blues Ustası: TADEUSZ NALEPA



 Geçtiğimiz hafta sonu bir arkadaşımla Macar grubu Omega'dan  bahsetmiştik. Hatta onların İstanbul'da verdiği konserlerine de gittiğini beni kıskandırarak anlatmıştı. 1970'lerde ülkemizde de plakları yayınlanan ve sevilen Omega 1982'de ülkemize gelip, konser veren ilk yabancı grup ünvanını da taşıyordu. Macaristan o dönemlerde sosyalist blok içinde yer alıyordu ve "emperyalist kültür" diye nitelenen bu tarzda müzik yapmaları önem taşıyordu. Bizim ülkede o yıllarda sol çevreler elektro gitarı bile hazmedemezken sosyalist bir ülkede rock yapan bir grubun olması şaşırtıcıydı. Hafızam beni yanıltmıyorsa daha Sovyetler'de bile rock grupları pek görülmezken Omega'nın Macaristan'da bu tarzı 1960'ların sonundan beri yapıyordu. Daha sonraki yıllarda Balkan coğrafyasındaki sosyalist ülkelerde (hele ki Yugoslavya bu konuda hayli bereketlidir) oldukça fazla rock grubu olduğunu görecektim. 

Bu grupların sosyalist ülkelerden çıkıyor olmasının ilginçliğinin dışında bizim merakımızı uyandıran bir başka yanı da müziklerini kendi dillerinde yapıyor olmalarıydı. İngilizce dışında bir dil rock alışkanlıklarına uymuyordu ama Omega'nın Macarca müzik yapması bize de Türkçe rock yapmak konusunda özgüven veriyordu.

Sosyalist ülkelerden çıkan rock gruplarının batıdakilerden bir ayırıcı yanı da klasik müzik eğitiminden gelmeleriydi. Çünkü o ülkelerde devletçi bir ekonomi geçerli olduğu için mesleki bir kabul görmüşlük gerekiyordu. Böyle olunca da müzik konusunda bir hayli akademik düzeyde ve konservatuar eğitimli elemanlar karşımıza çıkıyordu. 

Omega'yı ve sosyalist blok ülkelerindeki rock grupları hakkında bir yazı yazma fikri aklımda yoktu. Bugün Spotify'nin haftalık listesinde yapay zekanın benim için hazırladığı listeye şöyle bir bakayım derken karşıma çıkan Tadeusz Nalepa'nın "Dbaj o Mitosc" şarkısı dikkatimi çekecekti. Hemen ardından bu adamın 1988 tarihli "To Moj Blues" albümünü tam tekmil dinlemeye koyulacaktım. İşte her şey böyle başlayacaktı.

Albüm kapağındaki resmine baktığımda bizim Batu Mutlugil'e benzeyen bir adam vardı. Tadeusz Nalepa'da bizim Batu gibi blues rock yapan bir gitarist ve aynı zamanda vokalist, armonikacı ve besteci. Polonya'nın sosyalist döneminde blues yapan Napela şarkılarını Lehçe söylüyor. Evet ilk duyduğunuz anda vokale alışamıyorsunuz ama gitar ve besteler dünya sahnesindeki bir çok isimle yarışabilecek maharette. 



Nalepa'da sosyalist ülkelerden alışık olduğumuz gibi klasik müzik eğitiminden geliyor. Konservatuar'ın keman, klarnet ve kontrbas bölümlerinden mezun olmuş. 1963'te bir yarışmayala müziğe profesyonel olarak adım atıyor ve 1965'te de Blackout grubunu kurarak rock yapmaya başlıyor. 1968'de bu grup dağılınca Breakout adlı bir grup kurdu . 13 yılda Breakout 10 albüm çıkarmıştı. 1982'de ise kendi grubunu kurarak solo çalışmalara ağırlık verdi.  

Breakout


 Benim dinlediğim "To Moj Blues" albümü Nalepa'nın 1982 ile 1988 arasındaki kayıtlardan oluşan bir ikili albümmüş. Oldukça keyifli 16 parçadan oluşan 1 saat 15 dakikalık bu albümü dinlemenizi tavsiye ederim. 

Sosyalist dönemin sona ermesinden sonrada müziğe devam eden Nalepa, 4 Mart 2007 yılında Varşova'da böbrek rahatsızlığı sebebiyle 63 yaşındayken hayata veda edecekti. 

Polonyalı blues ustası Tadeusz Nalepa ismini bir yere not alın ve dinleyin derim... zira çok keyifli bir buluşma olacak, sizin için. 

Aptulika









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...