24 Ağustos 2026 Pazartesi

AC/DC'nin Davulcusu Chris Slade Emekli Oldu!



1990 yılı ve AC/DC'nin "The Razors Edge" albümünün açılışında başlayan " Thunderstruck " ile bizi sarıp , muhteşem bir güzelliğe davet eden bateri ataklarının sahibi Chris Slade'ı unutmamız mümkün mü. 



Bu cumartesi günü müzik sitelerine  davulcu Chris Slade'in emekliye ayrıldığı haberi düştü. AC/DC , David Gilmour ve birçok diğer ünlü sanatçıyla birlikte çalışmış olan sanatçı, sağlık sorunları sebebiyle müziği bıraktığını açıkladı. 



79 yaşındaki Galli davulcu, solo grubu The Chris Slade Timeline'ın Facebook sayfasında yayınlandığı videoda,   "Herkese merhaba. Büyük bir üzüntüyle davul çalmayı bırakacağımı duyuruyorum." dedikten sonra şu sözlerle devam etti,

 Neredeyse 80 yaşındayım. 16 yaşımdan beri profesyonel olarak davul çalmaya  Tom Jones ile başladım . Güzel bir hayat yaşadım ve biliyorsunuz, gösterilere geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Ayrıca [Chris Slade Timeline] grubuna ve gösterilere gelip iyi vakit geçirdiğiniz için hepinize teşekkür etmek istiyorum. Bunu biliyoruz çünkü bize söylediniz, bu da harika bir geri bildirim. Bu yüzden lütfen Facebook'taki Chris Slade Timeline'ı takipte kalın çünkü paylaşımlar yapacağım. Sizi ilgilendirmek için ara sıra paylaşımlar yapacağız.

Ayrıca, yaklaşık yedi yıl önce geçici bir felç geçirdim.

Korkarım bu beni mahvetti .  Rolling Stones veya Paul McCartney gibi 80'li yaşlarına kadar müzik yapan insanları gerçekten kıskanıyorum. Ben de öyle yapmak istiyordum ama görünüşe göre yapamıyorum. Bu yüzden, ağır bir kalple dediğim gibi, şimdilik hoşça kalın. 


Geçtiğimiz ay Chris Slade,  ciddi bir sakatlık nedeniyle 25 Temmuz'da İtalya'daki Brudstock Festivali'nde sahne alamayacağını şu sözcüklerle duyurmuştu:


 Grup  konser için İngiltere'den İtalya'ya kadar arabayla geldi... Ne yazık ki, çok yaşlı bir adam olduğum için düştüm ve kaburgalarımı çok kötü incittim. Bu yüzden hastaneye gidip tedavi olmam gerekiyor ve ne diyebilirim ki? Grup olarak çok üzgünüz, ama Brudstock'taki konsere gidemeyiz. Bu çok yıkıcı; 15 yıllık [Timeline] kariyerimde bir konseri iptal ettiğim tek sefer bu. Çok üzgünüz. Ben de çok üzgünüm ve... herhangi bir yaşlı insan... size çok yaşlıyken düştüğünüzde hiçbir şey yapamayacağınızı söyleyecektir. Düştüğünüz yerde kalırsınız ve çok sert bir zemine düşersiniz ve ne yazık ki zemin kazanır... Kollarımı davul çalmak için kaldıramıyorum. Bütün mesele bu. Hatta bazı bagetleri bile tutamadım. Bu yüzden çok üzgün olduğumu söyleyeceğim. Her şeye rağmen iyi bir konser geçirmenizi dilerim ve tekrar çok özür dilerim.


 Chris Slade, 1989 ile 1994 arası AC/DC'nin davulcusu olarak yer almış ve "The Razors Edge" gibi unutulmaz albümlerinde yer almıştı. 2015 yılında tekrar grubun kadrosunda yer alan davulcu, 2016'dan sonra solo kariyerine devam etmişti. 


Chris Slade'in uzun müzik kariyerinde çalıştığı grup ve sanatçılara şöyle bir bakarak yazımızı noktalıyalım. 


Tom Jones

Along Came Jones (1965)

A-Tom-ic Jones (1966)

From The Heart (1966)

Green, Green Grass of Home (1967)

Live: at the Talk of the Town (1967)

13 Smash Hits (1967)

Delilah (1968)

Tom Jones Live in Las Vegas (1969)

 

 Manfred Mann's Earth Band

Manfred Mann's Earth Band (1972)

Glorified Magnified (1972)

Messin' (1973)

Solar Fire (1973)

The Good Earth (1974)

Nightingales & Bombers (1975)

The Roaring Silence (1976)

Watch (1978)



 Terra Nova

Terra Nova (1980)


  Kai Olsson

Crazy Love (1979)



  Frankie Miller

Falling in Love (1979)



  Uriah Heep

Conquest (1980)



  Gary Numan

I, Assassin (1982)


 Denny Laine

Anyone Can Fly (1982)


 David Gilmour

David Gilmour Live 1984 (1984)


  The Firm

The Firm (1985)

Mean Business (1986)


 AC/DC

The Razors Edge (1990)

Live at Donington (1992)

AC/DC Live (1992)

"Big Gun" (1993)



 Asia

Aura (2001)

Silent Nation (2004)



  Bloodstock

Creator of Worlds



 Damage Control

Damage Control (2007)

Raw (2008)



 MIWA

My Wish Is Your Command (2011)

Reach Out and Touch Me (2018)






 


 

18 Ağustos 2026 Salı

ZZ Top’ın Davulcusu FRANK BEARD Hayata Veda Etti.



ZZ Top'ın  davulcusu Frank Beard , Pazartesi günü 77 yaşında hayatını kaybetti.

Beard'ın Teksas'ın Richmond kentindeki çiftliğinde, ailesiyle birlikteyken vefat ettiği açıklandı.   

Usta bateristin ölüm haberinden sonra ZZ Top, 18 Ağustos Salt Lake City'deki ve Çarşamba (19 Ağustos) Colorado Springs'teki planlanan konserlerini iptal ettiğini duyurdu.   

Frank Beard, ZZ Top’un kuruluşunda yer almasa da grupla uzun süre kalan simgeleşmiş ritm sorumlusuydu.  ZZ Top'un ilk single'ı "Salt Lick"de davulcu olarak  Dan Mitchell yer alıyordu ve bir süre sonra da Beard kadroya katılacaktı.  


Usta bateristin ölüm haberine Rolling Stone dergisi internet sitesinden şu yorumu yapıyordu: 

ZZ Top'ın alameri farikasının  büyük bir kısmı akılda kalıcı melodilerine, riflerine ve sakallarına dayanırken, sakalsız Beard grubun vazgeçilmez dayanağıydı. Texas shuffle'ın ustasıydı; "Tush" ve "La Grange" gibi klasik hitlerde ZZ Top'un imzası olan blues rock boogie'sini ayakta tutan, kusursuz ve istikrarlı bir davul ritmiydi bu. 


14 Ağustos 2026 Cuma

Queen'in davulcusu Roger Taylor'dan eşine serenat: "I See You Now"



Hiç kuşkusuz rock tarihinin en popüler grubu Queen'dir ve grubun ismi anıldığında da insanların aklına hemen Freddie Mercury gelir. Evet rock tarihinin en farklı sesi onundur ama Queen demek dört kişiden oluşan bir bütünü simgeler. Gitarlarda Brian May, bateride    Roger Taylor , bas gitarda  John Deacon ve Freddie Mercury  bana göre ayrılmaz bir bütünü temsil eder. Üstelik bu kadro grubun tarihi içinde hiç değişmemek gibi bir istikrarı da yakalamıştır. 

Evet Mercury grubun vokalinden sorumludur ama her bir Queen elemanı da aynı zamanda vokalisttir. İşte davulcu Roger Taylor da bunlardan biri ve zaten müzik kariyerine de vokalist olarak başlamıştır. Grubun bir çok parçasında da besteciliği üstlenen davulcu Queen klasiklerinin bazılarında da baş vokali üstlenmişti. Queen'den sonra da onu solo albümleriyle görmekteyiz ve 18 Eylül'de de yedinci stüdyo albümünü çıkartmaya hazırlanıyor. "Violence Insane In A Beautiful World" adını taşıyan albüm  Taylor'ın dünyanın durumu üzerine düşüncelerini yansıtıyor.

 "Biliyorsunuz, dünya çok güzel bir yer. Ve bence nezaket çok önemli, ama ne yazık ki çoğu zaman bu unutuluyor." diye albümü tanıtan Taylor, bu hafta albümün ikinci single'ını yayınladı . İlk single'ı, Güney Afrika'nın Limpopo bölgesinden Ndlovu Gençlik Korosu'nun yer aldığı Come On Summer (It's Party Time) Haziran ayında yayınlanmıştı ve Taylor bunu, daha düşündürücü bir parça olan I See You Now ile devam ettirdi .

"Bu bir aşk şarkısı, aslında karım hakkında," diyor Taylor. "Uzun zamandır birlikteyiz ve bence birini gerçekten tanıdığınızda, ilk başta onun hakkında her şeyi göremiyorsunuz, ama birini gerçekten tanıdığınızda, 'ah, şimdi seni görüyorum, işte bu' diyorsunuz."

Yeni çıkan single'ını bu sözlerle özetliyor Taylor ve biz hemen bu parçayı aşağıdaki videodan dinleyelim: 




 


13 Ağustos 2026 Perşembe

Tarihi Deep Purple ile Ritchie Blackmore Buluşması

 


Ters biridir, onunla aynı şehirde yaşamak bile zordur, anlaşmak zordur vesaire vesaire her ne derseniz deyin ama yaşam boyu bir Deep Purple tutkunu olarak Ritchie Blackmore'u Deep Purple ile birlikte görmek muhteşem bir şeydi. Aradan tamı tamına 33 yıl geçmiş yani çeyrek asırdan fazla. Bir de buna ortaçağ folk müziği yapma sevdasına takılan  Blackmore'un elektro gitara dokunmaması da eklenince bunun önemi daha da artıyor. 

12 Ağustos. gecesi yapılacak Deep Purple konserinde Blakmore'un konuk olarak çıkacağını duyduğumda bunun patavatsız bir şaka ya da tıklanma almak için bir oyun olduğunu düşünmüştüm. Oysa konu böylesi bir hard rock devi olunca bizi şaşkına çevirir. Öyle ya 1976 yazında dağılarak bizi şaşırtan bu grup değil miydi. Her şey bitti dedik... öyle ya artık Rainbow vardı. Aradan 7 yıl geçti ve bir baktık ki, "Perfect Strangers" albümüyle efsane grup tekrar döndü. Aradan bir on yıl daha geçti grubun kuruluşundan beri yer alan Ritchie Blackmore ayrılacaktı. Bu ayrılıktan sonra Deep Purple kalır mı dedik ama gene şaşırttı bizi ve devam ettiler. Hem de ne devam etme. Onların albümlerini dinleyip  müziğe başlayan bebeler şimdi birbiri ardına "veda turnesi" yaparken Deep Purple, seksenli yaşlarında yeniden başlıyor gibi bizi şaşırtabiliyor.

İşte 12 Ağustos, Çarşamba gecesi New York'un Wantagh kentinde gerçekleşen konserde Ritchie Blackmore, Deep Purple ile birlikte   33 yıl sonra ilk kez  sahnedeydi.

1968'de Deep Purple'ı kuran 81 yaşındaki gitarist, grubun "Smoke on the Water" şarkısını seslendirmek için onlara katıldı.  

Bu güzel buluşma da Deep Purple'a yakıştı doğrusu. 

Bu buluşmayı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:




GÖRKEM ÖZALP'ın İlk Albümünde Adresi Bulmak.

 


Caz gitaristi Görkem Özalp'ın, ilk mini albümü "Addresses"i ilk kez dinliyorum ama sanki daha önceden de dinlemiş olduğum bir gitarist gibi geldi bana. Bu da sanatçının sağlam duruşu ve müziğe bakışındaki içtenlikten kaynaklanıyor olsa gerek. Zira albümde yer alan dört çalışma caz birikimini özümsemiş ve kendi sözcüklerini sunabilen biriyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.  


Burada hiç yoksa bir yıldır yazı yazmıyorum. Biraz küskünlük biraz da iki yıldır hazırladığım you tube programlarıma ağırlık vermiş olmamdan kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu blog, terkedilmiş ve kapatılmış bir dükkan gibi duruyordu. Ancak bir kaç ay önce internette bir bilgi ararken baktım ki benim siteye girmişim. Evet dükkan kapalı ve terkedilmiş ama asla tozlu paslı değil, pırıl pırıl bir vaziyette yaşıyor. Yenilenmese bile bir müze ya da arşiv odası gibi duruyor. O zaman karar verdim ki, "blues perişan blog" devam etmeli. Belki eskiden olduğu gibi güncelin peşinde koşarak değil ama hafızayı depolama adına bazı şeyleri arşive atmalı.

Aylar önce devam kararı almıştım ama hayatın hay huyu içinde unuttum gitti. Ağustos ayının sıcağı ve gündemin akla ziyan ortamında sabah şöyle haber kanalları içinde gezinirken daha da bunaldım ve bir şeyler dinleyeyim dedim. Spotify'de gezinirken karşıma bir EP çıkıverdi ve dinlememle birlikte hem havanın hem de gündemin bunaltıcılığında bir anda sıyrılıverdim. Sadece bir tesadüfle açılan bu ferahlatıcı kapının ardındaki kim diye baktığımda karşımda şu ibareyi görecektim: Görkem Özalp ve ilk albümü, "Addresses". Kısacası amaçsız yolculuğumda adresimi bulmuştum.

Görkem Özalp, bir caz gitaristi ve bestecisi. Lise eğitimini İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar, Müzik Bölümü'nde yapan sanatçı, Yıldız Teknik Üniversitesi (Müzik ve Sahne Sanatları, Caz-Elektro Gitar Ana Sanat Dalı, Lisans, 2004-2010) ve Kingston Üniversitesi (Müzik ve Performans, Yüksek Lisans, 2023-2025)'nde akademik eğitimini tamamlamış. "Addresses" onun ilk albümü ve ben ilk kez dinliyorum ama sanki daha önceden de dinlemiş olduğum bir gitarist gibi geldi bana. Bu da sanatçının sağlam duruşu ve müziğe bakışındaki içtenlikten kaynaklanıyor olsa gerek. Zira albümde yer alan dört çalışma caz birikimini özümsemiş ve kendi sözcüklerini sunabilen biriyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.  

Çağdaş caz, blues ve etnik-folk müzik arasında kendisine bir yer arayan "Addresses"de dört parça yer alıyor.  Bunlardan üçünün bestesi Görkem Özalp'e aitken,  "Beautiful Love" ise Wayne King, Victor Young ve Egbert Van Alstyne’in ortak eseri olan bir caz standardı.

Özalp; kayıtlarda basçılar Cem Tuncer ve Volkan Topakoğlu, davulcu Burak Ersöz ve gitarist Mehmet Esemen ile çalışmış. Albümün gitar ve davul kayıtları Londra’da yapılırken Topakoğlu’nun bas kayıtları İstanbul’da, Esemen’in gitar kayıtları ise Berlin’de gerçekleştirilmiş. Bu açıdan bakıldığında bile çalışmada, kendi içinde bir adres arayışı barındıran bir tavır göze çarpıyor.

Albümün açılışında yer alan "Dance in Ampusia", armonik yapısı itibarıyla bana biraz  Beatles’ın "While My Guitar Gently Weeps" adlı şarkısını hatırlattı. Bu tabi melodik bir benzerlik değil, bas ile gitarın uyumundan kaynaklanan bir duygu.  Baslar, The Beatles’ın parçasındaki gibi karakteristik ve kayıtta önde hissediliyor; notalar, gamın derinliklerine birer birer iniyor. Gitar, akorlarla melodiyi aynı anda çalarak geniş bir tınıyla kulağa geliyor. Bu stil bana biraz da Robert Johnson’ı andırıyor.

Özalp’in internetteki fotoğraflarında bir Tele görüyorum. Kayıtları da bu gitarla yaptığını tahmin ediyorum. Gitarın karakteristik, parlak tizleri hemen hemen bütün kayıtlarda kendini ele veriyor. Bu parçada da özellikle gitar solosunda sıcak, parlak ve bol reverb’lü Tele tonunu fazlasıyla duyuyorum. Bu Tele akımı, son zamanlarda karşıma çıkan pek çok caz gitaristinin kendini kaptırdığı bir eğilim.

İkinci parça "Moda"da bası Volkan Topakoğlu, davulu Burak Ersöz çalarken ikinci gitarda Mehmet Esemen, Özalp’e eşlik ediyor. Özalp, bu parçada ters bir ritmik yapı kullanmış. Parçanın akılda kalıcı bir melodisi var. Esemen’in ve Özalp’in soloları, birbirleriyle karşıtlık oluşturacak şekilde çalınmış. Özalp daha melodik ve Doğu tınılı gamlar kullanırken Esemen, daha çok blues merkezli cümleler kurmuş. Soloların bir süre sonra birleştiği bölüm ise parçanın zirve noktası olmuş. 

"Beautiful Love" ise zaten bir caz standartı olması sebebiyle kulağımıza aşina geliyor. Yorumda dikkatimi çeken Burak Ersöz'ün davulu. Bagetleriyle adeta gitar yorumunu öne çıkartan bir orkestra şefi gibi. 

Folk tınılı bir girişle başlayan"Canbury Gardens" bizi büyülü bir ortama davet ediyor. Bu daveti bir süre sonra bas gitar kucaklıyor. Sadelik içinde yoğun bir armoni içinde kendimizi "Harikalar Diyarı"ndaki "Alice" gibi hissediyoruz. 

Bunaltıcı bir yaz sabahında gündemde boğulmuşken, tesadüfen bulunmuş bir albümde 18 dakika ve 40 saniyelik bir yolculuğa çıktım. Üstelik bu tesadüfi yolculukta adresimi de buldum. Bundan sonra bu adrese daha sıkça uğrayacağımı sanırım.  


Aptulika



5 Şubat 2026 Perşembe

Liste Başı Albümler - 4 Şubat 2026

 ROCK 



1. Somebody Tried To Sell Me A Bridge - VAN MORRISON (Y) - 1

2. One Moment In Time: Live In The USA - ROBIN TROWER (Y) - 1

3. Nightvisions - DEVON ALLMAN (Y) - 1


4. Rolling Your Third Eye (Live) - DAWES (Y) - 1

5. Con Orquesta - THERION (Y) - 1

6. Megadeth - MEGADETH (Y) - 1

7. Alter Bridge - ALTER BRIDGE (Y) - 1

8. Break The Silence - BEYOND THE BLACK (Y) - 1

9. Destination Heaven - DOGWOOD TALES (Y) - 1

10. Krushers of the World - KREATOR (Y) - 1

11. Not Like Everybody Tlse - THE DAMNED (Y) - 1

12. Nothing Left Behind - DANNY BRYANT (Y) - 1







BLUES

1. Can't Take My Story Away - ELLES BAILEY (Y) - 1

2. On My Own - LAURENCE JONES (Y) - 1

3. Pigus Drunkus Maximus - TOP JIMMY AND RHYTHM PIGS (Y) - 1

4. Can't Hide No More (EP) - LOUIS CATO (Y) - 1

5. One Mississippi - ERIC BIBB (Y) - 1

6. Labor of Love - TINSLEY ELLIS (Y) - 1

7. Takin' Back Daydreamin' - BRASSROOTS DISTRICT (Y) - 1


CAZ

1. MSU Jazz Trombones : Spartan Strong - MICHAEL DEASE (Y) - 1

2. Zuversicht - NILS WÜLKER (Y) - 1

3. Lies! Lies! Lies! - AMANDA GINSBURG / ANDY FITE (Y) -1

4. Cosmogonia - YOM (Y) - 1

5. Blossom -  AIRELLE BESSON / LIONEL SUAREZ  (Y) - 1

6. Gospel Music - JOEL ROSS (Y) - 1



23 Ocak 2026 Cuma

Scorpions'ın Efsane Döneminin Bas Gitaristi Francis Buchholz Öldü.



Scorpions'ın 1973'ten 1992'ye kadar bas gitaristi olan Francis Buchholz, 71 yaşında hayata veda etti. Bugün (23 Ocak 2026) sanatçının ailesi ölüm haberini sosyal medyadan duyurdu.  

"Sevgili Francis'imizin dün kanserle verdiği özel bir mücadelenin ardından vefat ettiğini büyük bir üzüntü ve kederle bildiriyoruz. Sevgiyle çevrili olarak, huzur içinde bu dünyadan ayrıldı. Kalplerimiz paramparça oldu. Kanserle mücadelesi boyunca, tıpkı bize öğrettiği gibi, her zorluğun üstesinden bir aile olarak geldik."

Francis Buchholz'a yakın dönemde kanser teşhisi konmuş ve tedavisine başlanmıştı. 

Scorpions'a 1974'te "Fly to the Rainbow" albümünde katılan Buchholz 1991 yılına kadar grupta kaldı. 17 yıl boyunca grubun bas gitaristliğini yapan sanatçı, 1984'teki "Still Loving You", ABD'de 25 numaraya yükselen "Rock You Like a Hurricane" ve 1991'de uluslararası listelerde zirveye çıkan "Wind of Change" gibi unutulmaz şarkılara imzasını attı.  

 19 Şubat 1954'te Batı Almanya'nın Hannover şehrinde doğdu ve gelecekteki Scorpions gitaristi Uli Jon Roth ile birlikte ilk gruplarından birinde yer aldı. Michael Schenker'in UFO'daki ilk dönemine başlamak üzere Scorpions kadrosundan ayrılmasının ardından gruba katıldılar.  

 Buchholz daha sonra Roth ile turneye çıktı ve Schenker'in Temple of Rock grubunun üyesi olarak iki albüm kaydetti. Scorpions projesindeki en son görünümü ise 1995'te çıkan ve 1988'e kadar uzanan konser kayıtlarını içeren Live Bites albümüydü.


Haber kaynağı: https://ultimateclassicrock.com/scorpions-francis-buchholz-dies/

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...