16 Mayıs 2022 Pazartesi

Kemken de bizi bırakıp gitti.

 



Bu pazar sabahı saat 12 gibi bizim Güven (Erkin Erkal) düzenlediği sergi ve mezat için yaptığı WhatsApp grubunda şöyle bir mesaj yazmıştı :

"Kemal (Kemken) Kenan Ergen mizah dünyamızın özel isimlerinden biriydi. Sinemaya da senaryolarıyla büyük katkıları oldu. Deli adlı mizah dergisini basın tarihimize kazandırdı. The Climb ve Pentagram'ın solisti Gökalp Ergen'in abisiydi. Güzel anılar ve sohbetler bırakıp aramızdan ayrılmış."

Birden 35 yıl öncesine ve yanan Köprüaltı'na gidiverdim.  Mehmet Ersoy ve ben Güzel Sanatlar Akademisi'nde ( Şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi)yız. Fındıklı'dan sonra uğrak yerimiz Köprüaltı. Orada bira ve salçalı patates masada hazır ve nazır, yanımızda da başka üniversitelerden müdavim arkadaşlar. O zamandan yanlış hatırlamıyorsam İstanbul Üniversitesi'nde okuyan fıkır fıkır esprili bir çocuk var, bu muhabbetlerde. Sözüm ona biz karikatür yapıyoruz ama masada insanları en çok güldüren o. Yani Kemal ile oradan tanışıyorduk.

O günlerde ben Gırgır'a karikatür gönderen bir tıfılım ama yavaş yavaş karikatürlerim arka sayfada yayınlanma hızını artırmış ve bir süre sonra da derginin kadrosuna girmiştim. Kemal ile gene Köprüaltı'nda karşılaşıyorduk. Ben çizgiye ağırlık veriyor boğuşuyordum ama insanları güldürebiliyor muydum? İşte hep bu kaygı heybemde ağır bir yüktü ama Kemal için böyle bir dert olamazdı, herif adeta bir güldürü sihirbazı gibiydi. 

Gırgır'a girmiştim girmesine ama karikatürlerim arka sayfada çıkarken daha havalıydım. Artık derginin çizeriydim ama hiç bir esprim kabul edilmiyordu. Bir esprim okeylenirse ne ala ayda bir karikatürüm anca çıkıyordu. İşte o günlerden birinde Kemal dergiye bizi ziyarete geldi. Laflıyoruz falan derken, bir ara Mehmet'le de konuşmak için yan odaya gitti. Ben gene espriler düşünüyor ve sarı kağıtlara eskizler yapıyorum. Dergide sabahlayacağız ve Kemal'de herhalde gitti diye düşünüyorum. Toplanan esprilerden girecek olanlar geliyor ve kabul edilen esprilerden biri benim masama bırakılıyor. Kağıda bir bakıyorum, tanımadığım bir isim. Espriyi getiren sayfa sekreteri, "Dergiye yeni bir eleman gelmiş, çok matrak bir çocuk" diyor. Dergiye giren yeni çocuk falan anladım ama diğer masadaki çizerlere de baktığımda herkes onun esprilerini çiziyor. Dergide bir hafta da en babasının 3 ya da bilemedin 4 esprisi kabül görür, bu adamın ilk girişinde 7 esprisi kabul görmüş ki olacak şey değil. Çalışıyoruz ve gece saat 2 falan gibi, karşı masada Şevket Yalaz, çizmesi için önüne gelen espriye bakıyor ve "Kim bu Kemal?" diyor. Sonra çaycı geliyor, "Kenan Evren çay istemiş, hangi odada çalışıyor?" diyor. Ne Kenan Evren mi derken ben de jeton düşüyor, bu bizim Kemal Kenan Ergen diyorum... Sizin anlayacağınız bizim çaycı Kenan Ergen'i, Evren diye anlamış. Ve dergi sabahlamasının saat 3'ünde dergi toplantısında bizim Kemal, yan odada derginin yazarlarından Atilla Atalay ve Orhan Alev'le birlikte espiriler üzerine konuşuyorlar. 

Ertesi hafta bir bakıyorum sadece Gırgır değil,  Fırt'ta da Kemal'in esprileri çıkıyor. 

 Sonrasında Limon ve devamında gelen dergilerdeki yazıları, çıkardığı mizah kitapları, yazdığı film ve televizyon senaryolarıyla Kemal Kenan yani Kemken mizah yazarlığında efsaneleşiyordu. Onun çıkardığı "Deli" dergisi de unutulmazlardan biriydi. 

Bir dönem Levent Kırca'nın "Olacak O Kadar" programının yazar kadrosunda da yer alan Kemken, bir çok sinema filminin de senaryo ve yapımında yer aldı. Gürgen Öz'ün de oyunculuğu ile benim için devleştiği "Zaman Makinesi 1973" isimli filminin senaryosunu da Kemal Kenan Ergen yazmıştı. Aram Gülyüz'ün yönetmenliğini üstlendiği bu filmi neredeyse bir mizah dergisinde yayınlanan bir çizgi roman tadında izlemiştim. 

Kemal Kenan Ergen, geçtiğimiz ay kalp krizi geçirmiş ve bu sebeple de hastenede tedavi altına alınmıştı. Dün gelen bir haberle de aramızdan ayrıldığını öğrendik. Gerçekten çok üzgünüm, mekanı cennet olsun. O artık aramızda olmayacak, tıpkı Köprüaltı'nın da olmadığı gibi ama anılarıyla , yazdıklarıyla bizi kahkahalarla güldürmeye devam edecek. Pırıl pırıl tebessümüyle 35 yıl önceki hali ile gene aramızda gibi, yazdıklarıyla ise, zaten hep yaşayacak. 

APTULİKA

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...