20 Kasım 2020 Cuma

Avustralya'dan akustik blues için örnek olacak ikili



 Josh Teskey ve Ash Grunwald ikilisinin ismi bir çoğunuz için pek bir şey hatırlatmıyor hatta hiç bir şey ifade etmiyordur ama ilerki zamanlarda blues rock adına bahisleri bir hayli geçeceğe benzer. Hoş bu ikilinin yaptığı ve 13 Kasım (2020) tarihinde piyasaya çıkan "Push The Blues Away" albümleri daha şimdiden dünya blues çevrelerinde olumlu  eleştiriler alarak, beğeni topladı bile.

Avustralyalı iki blues müzisyeni böyle bir albüm yapma fikrine geçen yıl bir tesadüf eseri karar vermişler. 2019 yılında bir film çalışması için ilk defa bir araya gelen bu ikili Elmore James'in blues klasiği "The Sky is Crying"i doğaçlama şeklinde yorumlamışlar. Bu bir seferlik buluşmadan öyle keyifli bir sonuç çıkmış ki, ardından "Neden ikili olarak akustik bir blues albümü yapmıyoruz?" demişler ve böylece bugün zevkle dinlediğimiz, "Push The Blues Away" albümü ortaya çıkmış. Ash Grunwald albümle ilgili olarak, "Bence bu albüm herhangi bir blues albümünün nasıl olması gerektiğine göre yapıldı" diyor. Eh bu tanımlama biraz böbürlenme havası verebilir ama Grunwald lafının devamında, "Kendiliğinden ve içgüdüsel olarak." diyerek işin aslını özetliyor. 

Albümü dinlerken, Ash Grunwald'ın sözlerine katılmamanız elde değil hani. İkili öyle samimi, içten ve hesapsız bir şekilde bir birliktelik ortaya koymuşlar. Analog olarak kaydedilen albüm bize 1970'lerin hatta 50'lerin blues albümlerinin havasını veriyor. Albüm kapağı da dahil olmak üzere birine bu albümün 1968 yılında yapıldığı falan söyleseniz bile yer.  "Push The Blues Away" eski dönemleri hatırlatıyor hatırlatmasına ama son zamanların "nostalji" modası türünde bir cıvıklık ya da plak şirketi oyunları değil bu. Evet eskiyi hatırlatıyor ama bu bal gibi bugünün çalışması, zira Josh Teskey ve Ash Grunwald'ın isminin birlikteliği bir o kadar da özgünlük taşıyor. 

Biz gene Josh Teskey ve Ash Grunwald ikilisinin "Push The Blues Away" albümünü parçalarıyla şöyle bir analiz edelim. 

"Low Down Dog" - Albümün açılış parçasında tempo ve ölçülülük açısından klasik blues atmosferine harika bir giriş yapılıyor. Öncelikle armonika ve yavaş tempoda akan gitar bizleri bir anda içine alıyor. Parçanın başında Grunwald'ın 70'leri hatırlatan vokali "hah işte budur" dedirtirken ardından gelen Teskey'in vokali ikili çalışmanın uyumuna dair ilk tiyoyu veriyor. 

"Hungry Heart" - Parçanın girişiyle birlikte Ash Grunwald'ın vokali bana bir anda Creedence Clearwater Revival'ı ve tabiki John Fogerty'i hatırlattı. Ama bu bire bir taklitten öte o ruhla beslenmiş ve blues'la harmanlanmış bir saygı niteliğinde. Bu şarkı şu anda yaşadığımız soğuk kış günlerinde yazı hatırlatıyor. Öyle ki gece vakti kumsalda bir ateş yakmış gitar eşliğinde şarkılar söylüyormuşsunuz gibi... Tabii bir süre sonra ister istemez parçaya siz de katılıyorsunuz. 

"Thinking Bout Myself" - Albüm çıkmadan önce ilk kez duyurulan parçasıymış... yani albüm çıkmadan önce ABC'nin 'The Sound' isimli TV programında ilk kez seslendirmişler. Grunwald'ın gitarındaki hafif distorsiyon ilk anda hissediliyor. Alkış ritmi ve heyacan verici armonika parçanın enerjisini yönlendiriyor. Tesley'in  boğuk vokali ile Grunwald'ın derinlikli ve bir o kadar da ruha işleyen vokali birbirine kontrast oluşturması bu ikilinin başarı çizgisini yükseltiyor.  

"Push The Blues Away" - Albüme adını veren bu çalışma Tesley tarafından yazılmış ve Grunwald'ın yumuşak gitar tonu güzel bir etki yaratıyor. Ufak çaplı bir armonika solosu ise hafızamıza kazınacak nitelikte.

"It Rained" - Klasik blues'ın etkisini hissettiğimiz bu çalışmada şapka çıkarmak zorundayız. Bu şarkı bizi Mississippi'de çalışan siyahi işçilerin arasına götürüyor ve kara ormanların çetin ortamında tempo tutuyoruz. Bir kez daha tekrar ediyorum, ikili (Duo) çalışma için örnek teşkil edecek bir çalışma. 

"Something With Feel" - 'It Rained'in kırsal yapısından sonra bu parça ile tekrar kente geliyoruz. Parçada özellikle gitar rifflerinin etkisine giriyoruz.

"Preachin' Blues" - Albümün son iki parçası ustalara saygı nitelinde ve finale bir kala onlardan biri olan Son House klasiği "Preachin' Blues".

"The Sky is Crying" - Ve finale oturan Elmore James başyapıtı. Aslında bu albümün ilk işaret fiseği de bu Elmore James kavır'ı olmuş. Bizim dilimize son 30 yıldır yerleşen "Cover" ve sonradan telaffuzunu bize yönlendirerek "Kavır" yaparak Türkçeleştirdiğimiz kavram. Hoş buna 80'lerin sonu 90'ların başı Türk Rock grupları "İcra" derlerdi ve tabi "İcra Grubu" demek de "Kavır Grubu" anlamına gelirdi. Neyse lafı böyle ayrıntılarla dallanıp budaklandırdıktan sonra biz gene albümümüze gelelim... Tesley ve Grunwald burada Elmore James parçasını kavır yapmışlar ama doğaçalama şeklinde. Hadi bi de karşımıza "doğaçlama kavır" çıktı. Onu da anlamak için bu yorumu bire bir dinlemeniz gerekiyor. İş Blues olunca kavır da olsa kendinizden bir renk katıp, yeni bir boyut getirebilmelisiniz. 

Avustralya'dan iki müzisyen Josh Teskey ve Ash Grunwald bir araya gelerek, "Push The Blues Away" adında harika bir akustik blues albümüne damga vurmuşlar. Bu pandemi döneminde iyicene yavanlaşırken, bizlere bir anlamda umut oldular. Sanatla ve müzikle direnme olur mu? Asıl öyle olur diyorum ve bu ikilinin albümüne bir kez daha kulak kabartıyorum. Size de tavsiye ederim. 

Aptulika








Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...