21 Nisan 2018 Cumartesi

mor ve ötesi’den Dünya Plak Günü’ne özel plak !


mor ve ötesi’den 
Dünya Plak Günü’ne 
özel single 
plak !

mor ve ötesi 
 1981 yılında yapılan 
Nur Yoldaş 
ve 
Ergüder Yoldaş klasiği
 ‘ Sultan-ı Yegah ’ ı 
günümüze taşıyor.


Türk Rock'ının sevilen grubu mor ve ötesi, yeni şarkısı ‘ Sultanı- Yegah ‘ı, 21 Nisan 2018 Cumartesi, her yılın Nisan ayının 3. haftasında tüm dünyada etkinliklerle kutlanan Dünya Plak Günü’ne  (Records Store Day) özel olarak 
7inch plak formatında, Rakun Müzik işbirliği ve Rainbow45 Records etiketiyle hayranlarıyla buluşturuyor.

Sözleri Atilla İlhan’a bestesi Ergüder Yoldaş’a ait olan ve Nur Yoldaş tarafından seslendirildiği 1981 yılında büyük beğeni toplayan ‘ Sultan-ı Yegah’ şarkısı, 
mor ve ötesi ‘nin yorumu ve düzenlemesiyle 2 versiyon halinde 23 Mart’ta  dijital platformlarda yayınlandı ve büyük beğeni topladı.

Yapımcılığını grubun üstlendiği 2 versiyonlu şarkının kayıtları, Babajim İstanbul Stüdyoları’nda yapıldı.Şarkının miksi ise Peter Gabriel, Manic Street Preachers, Skunk Anansie, Moby, Tears For Fears, Suede gibi dünyaca ünlü isimlerle çalışlmış olan ünlü İngiliz ses mühendisi ve prodüktör Dave Bascombe tarafından İngiltere’de gerçekleştirildi. Şarkının mastering işlemleride Grammy ödüllü Türk ses mühendisi Evren Göknar tarafından Los Angeles’ta yapıldı.

Şimdi bu şarkı ve uzun versiyonu, güne özel olarak sadece 500 adet, 7 inch ve 33 rpm single formatında  açılır kapaklı siyah plak olarak 21 Nisan 2018 Cumartesi tüm Türkiye’de yayınlanıyor.



Harun Tekin (vokal, ritm gitar, klavye),  Kerem Özyeğen (gitar, geri vokal), Burak Güven (bas, geri vokal) ve Kerem Kabadayı  (davul)’dan oluşan grup ayrıca aynı gün Zorlu PSM ‘de konser verdikten sonra ertesi gün 22 Nisan Pazar saat 16:00-18:00 arası  Kadıköy’deki  Rainbow45 Records mağazasında 
Plak İmza Günü’nde hayranlarıyla buluşacak.

mor ve ötesi - ‘ Sultan-ı Yegah ’ 2018


Nur Yoldaş - ‘ Sultan-ı Yegah ’ 1981





Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 57


Kitaplar Üzerine 
Bu yıl okuduğum kitaplar hakkında blog okurlarına   fikir oluşturması için  kısa yorumlar eklemeye çalışacağım . Okudukça  paylaşımlarımız devam edecektir , bu sayfalardan da ... İyi  ve bol okumalar herkese ... 
Geronimo Yalnızkartal


Mario Levi - Bir Şehre Gidememek


Yetişkin bir adamın duygusal ve hüzün dolu üç hikayesi , geçmişe yolculuk , anılar , aşk , hüzün  ve kimlik sorunları ve bunalımları ...Hikayeler bu türün sevenleri için oldukça etkileyici gelebilir . Yazarın ve türün meraklılarına önerilir . Ben çok çok etkilenmedim. 


 Haruki Murakami - Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında  


Japon asıllı yazar , tam da günüzün şehirli ve de çalışan  insanlarının sosyal sorunlarına , hislerine , duygularına , sıradan ve gündelik hayatlarındaki içselliklerine  dokunmanın sırrını çözmüş çok satan bir yazar . Bu kitabı da bir solukta okunur ve meraklısınca beğenilecek bir kitap .  Çocukluktan gelen ve akılda kalan bir anı ,  özel yaşam ve aşk  ilişkilerin karmaşıklığı üzerine akıcı bir roman ,  meraklısına tavsiye edebilirim . Bende  " Koşmasaydım Yazamazdım" ki kadar iz bırakmadığını söylemem lazım . 

  Edgar Morin,  Stephane Hessel - Umut Yolu  


İki  ihtiyar delikanlı doksanlarına gelen yaşlarında oturmuşlar ve de   bu yaşlı ve yoldan çıktığına inandıkları dünyamız için umut dolu kurtuluş reçetelerini yazmışlar.  Fransa özelinden çıkarak sosyalist - komünist bir çizgide geçmişten ders çıkararak , bugünün analizini yaparak geleceğe doğru yol alabilmenin önerilerini kağıda kaleme dökmüşler , kısa net ve samimi olarak .  Eh okuyun tabi , saygıyı  ve kulak vermeyi hak ediyorlar ...



  Aleksandros Papadiamantis - Hadula - Bir Ada Öyküsü  


19 yy. sonu 20 yy. başı Yunan edebiyatının en önemli yazarının en önemli romanı olarak lanse edilen kitap . Yunanistan'ın Dostoyevskisi. 
 Hadula isimli  yaşlı bir kadının tuhaf ve karmaşık hikayesi  - İçindeki kötü duygularla mücadele ve sanki istenmeden işlenen cinayetler ve gergin bir kaçış  ve gergin bir içerik ama harika bir anlatım ... Tanımayanlar için Yunan edebiyatının bu seçkin örneğini önermekteyim , hızlıca okudum ve de keyif aldım .


 Ali Ece - Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına Futbol    



 Ali Ece farklı  , renkli ve de bilgili bir kişilik . Bir ara NTV Spor'da da görülmüş ve de sevilmişti , bandanası ve güzel tişörtleri ile .  Futbolu sadece takımdaşlık  ve de  bahis dışında sevenler için bu kitap tam bir cevher . Yazar  tarzı , samimiyeti ve bilgisi ile fark yaratıyor . Örneğin aynı kendisi gibi ben de Alman futbolu ve Bayern Munih hegomonyasından gizliden gizliye nefret ederken , işin aslında öyle olmadığını net olarak kanıtlıyor , inanılmaz bir Bayern ve Alman futbolu analizi var . Kısacası futbolun kültürüne meraklıysanız mutlaka okumanız gerekir derim .  (Mesela Almanya - Arjantin dünya kupası finallerini bir anlatışı var , neredeyse aynı zamanda farklı yerlerde hiç bilmeden neredeyse aynı şeyleri hissetmişiz  1986  ve 1990 'da) 

Geronimo Yalnızkartal

20 Nisan 2018 Cuma

Motörhead Tekel Bayi Sunar


Motörhead'in "Road Crew" biraları çıktı.

ya diğerleri

Aşağıda buzdolabında

Önce test ediliyor...



...ve onaylanıyor



Ve karşınızda Iron Maiden Trooper biraları



AC/DC birası olmadan olur mu!




Metallica için Budweiser'in çıkarttığı bira


Sepultura birasız olur mu!




Anthrax Bira



Bize Megadeth'e yakışır 5 tane buz gibi A Tout Le Monde Bira



Queen'in Birası da Çek Cumhuriyeti'nde yapılmış. Bir "Bohemian Rhapsody"le ne güzel giderdi şimdi. 




Sadece bira mı olacak. Tabi ki hayır. Buyrun AC/DC kırmızı şarap




AC/DC "Thunderstruck" Tekila




Grateful Dead şarabı


Whitesnake Şarabı. 2008 mahsulü.




Kiss Şarabı




Jack Danields'ın Lemmy için yaptığı viski




Ozzy Osbourne Şarabı


Motörhead Burbon




Rolling Stones viski






Jimi Hendrix Purple Haze Likörü




Queen Votka






Motörhead Şarabı olmaz mı!





Bu içkiler için dolap da Marshall tarafından böyle halledilir.






19 Nisan 2018 Perşembe

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 56



Uzun bir aradan sonra Geronimo Yalnızkartal yazısı. 


Bu arada Geronimo'dan "Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı" yazıları haftaya da devam edecek.   








Amin Maalouf - Ölümcül Kimlikler  


Maalouf'u sanırım herkes çok okunan ve ilgi çeken romanları ile tanır.  Yazar 1998 yılında yazdığı bu denemesinde dünya üzerindeki kimliklere, bu  kimlikleri besleyen değerlere ve doktrinlere el atıyor. ( Benim için okunması belki biraz geç kalınmış ama güncelliğini kesinlikle yitirmemiş, hatta daha da önemli hale gelmiş bir konu bu arada . )  Maalouf'un bu (bence çok kıymetli) denemesini değerli kılan da onun çok renkli kimliği ve geçmişi biraz da. Kuşaklar boyu etnik geçmişi  hristiyan bir Arap olan böyle önemli bir coğrafyada doğmuş ve büyümüş yazar. Lübnan'da ailesinin seçenekleri arasında İngilizce eğitim veren bir okul da varken  tesadüfen gittiği Fransız okulu sayesinde  bu dil ve kültüre yakın olmuş.  
Lübnan savaş nedeniyle karışınca  Fransa'ya kaçması ve Fransa'da yaşamaya başlamasının getirdikleriyle de birleşip  ortaya önemli kitaplar çıkmaya başlıyor . Yazarın bu  çoklu değerlerle bezenmiş durumu  ve şahsi birikimleri, onun bu konuda değerli bir kitap ortaya çıkarmasını sağlamış .  200 sayfalık bu kitabı , ayrıntıları ve detayları kaçırmadan , bizim gibi batıyla , doğunun sentezini hala çözmekte zorlanan ve halen kimliği konusunda toplumsal konsensüsü yakalayamamış , gerek etnik gerekse de dinsel içerikli ciddi sorunlar yaşayan ülkenin insanları olarak da çok düşündürücü , sorgulayıcı ve  de zihin açıcı olarak değerlendiriyorum .  Ben de Maalouf'u ve düşüncelerini kendime yakın gördüğüm için kitabı da tavsiye ediyorum .  Umarım birgün hepimizin , o , bu , şu vb kimliklerin baskın hegomonyasından kurtulup , onların renkli taraflarını yaşatmak kaydıyla bir dünya vatandaşına ve dünyalı kimliğine kavuşuruz.

GERONİMO YALNIZKARTAL



Kitaptan

"Kendinden emin toplumlar yansımalarını güven verici, huzur dolu , açık bir dinde bulurlar , güvensiz toplumlarsa korkak , bağnaz , çatık kaşlı bir dinde ..."

Amin Maalouf
" Milliyetçiliğin birinci erdemi her sorun için bir çözümden çok bir sorumlu bulmak değil midir ?"

"Başımıza gelenler hep biraz da başkalarının hataları yüzündendir , başkalarının başına gelenlerse daima biraz bizim hatamızdır."

" Ben geleceğin hiçbir yerde yazılı olmadığına derinden inanıyorum, gelecek bizim ona yaptıklarımız olacak .

".... Bazıları Doğulu olan bana " Ya kader ?" diye soracaktır . Bunu hep bir yelkenli için rüzgar ne ise , kaderin de bir insan için aynı şey olduğu cevabını veriyorum . Dümen başındaki insan rüzgarın nereden eseceğine karar veremez , ne şiddette eseceğine de , ama kendi yelkenini yönlendirebilir . Ve bu da kimi zaman inanılmaz derecede fark eder . Aynı rüzgar deneyimsiz , ihtiyatsız ya da yanlış karar veren bir denizciyi felakete sürüklerken , bir başkasını sakin br limana ulaştırır."





Whisky'den Serdar Çokuslu Müziğe Ara Veriyor

Öncü rock gruplarımızdan Whisky'nin gitaristi ve vokalisti Serdar Çokuslu,  aktif müzik hayatına, doktorların öngörüsü üzerine ara vermek zorunda kalıyor. Altı, yedi yıl önce geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu doktorlarının uyarısına rağmen konserlere çıkan müzisyen rahatsızlığının ileri boyutlara ulaşması sebebiyle bu kararı aldı. 
Serdar Çokuslu internet sitesinden yaptığı açıklamada "Kalp sağlığım izin verir ise yarım kalan işleri tamamlamadan göçüp gitmek niyetinde de değilim." diye not düşmüş. 





1980 öncesinde ülkemizde rock müzik yapanlar elbette vardı ama açıkça ve pop tarzından bağımsız telaffuz edilmesi seksenli yıllardan sonra başlamıştı. O zaman diliminde çıkan rock grupları arkalarında büyük destekler olmadan, ceplerinden koydukları paralarla salon kiralayıp konserler verdiler. O günkü İMÇ dediğimiz plak - müzik şirketleri onların albümlerini yapmadığı için bugüne sadece konser anılarında kaldılar. Ancak hiç kuşku yok ki bugün rock yapan ve dinleyen insanlar o isimsiz kahramanlara çok şey borçludur. 
O zaman diliminde rock yapan öncülerden bir çoğu bugüne dek dağılmış olsa da açıkcası müzik tutkusunu hiç biri yitirmedi. O dönem kasetleri olmayan Ra grubunun ruhunu Sabih Cangil 50'li yaşlarına rağmen yaptığı konserler ve albümlerle günümüze taşıyor.

Seksenlerin içinde filizlenen rock gruplarının arasında albüm çıkaranlar da olmadı değil hani... bunlardan biri de Whisky'di ve 40 yıla yakındır müzik hayatını albümler, konserlerle günümüze dek taşıdılar.  Hem de herşeye rağmen. 
Whisky'nin bu çabalarının ve inadının itici gücü grubun kurucusu Kamil Özaydın idi. O kimi zaman arkadaşlarıyla kimi zaman da tek başına tonlarca yükü bana mısın demeden sırtlandı. Bu nasıl mı oldu? derseniz cevap çok net, eşittir rock'n roll aşkı. Bu ağır yük altında Kamil'i çok genç yaşta geçirdiği bir beyin kanaması sonrasında kaybedecektik. 



Kamil'in ölümünden sonra da Whisky'i arkadaşları bugüne dek taşıdılar. Öyle ki Kamil'in ölümünden sonra yarım kalan ikinci albümü tamamlayıp çıkardılar ve bugüne dek hem birbiri ardına konserler hem de yoğun bir diskografi ortaya kodular. 

Whisky grubu 1979 yılında kuruldu. O günden bugüne grup aynı zamanda bir okul da oldu. Davulcu Alpay Şalt ve basgitarist Çağatay Ateş  genç elemanlar olarak gruba katıldılar ve bugüne dek Whisky'nin değişmez kadrosunu oluşturup, yaşlandılar. 1979'daki ilk kadrodan rahmetli Kamil ile bu yola baş koyan Serdar Çokuslu kaldı. O olmasaydı Kamil'in ölümünden sonra grup anılarda kalabilirdi. Serdar, Alpay ve Çağatay'ı da alarak Whisky'i günümüze taşıdı. Ancak bu ağır yükü sırtlanmak kolay değildi ve Serdar'ın kalbi kötü sinyaller veriyordu. Bundan on yıl önce gelen bir kriz sonrası  doktorlar ona heyecansız bir hayat yaşamasını söylediler. Bununla da kalmayıp konserlere çıkmasının da sağlığına uygun olmadığını belirtiyorlardı. Ancak bu Serdar'ı Whisky ve rock tutkusundan uzaklaştıramadı. Ta ki bu hafta Serdar'ın facebook sayfasında şu mesajını görene kadar,

"Sevgi ve sevda ile yaşadığım aktif müzik hayatıma,
doktorlarımın öngörüsü üzerine ara vermek zorunda kalıyorum.
Elbet, WHISKY adına çalıştığım projeleri sağlığım el verdiğince yarım bırakıp gitmek istemiyorum.
Kalp sağlığım izin verir ise yarım kalan işleri tamamlamadan göçüp gitmek niyetinde de değilim.
Bu kalp hastalığı yoğun tempoya dayanamayan bir illet.
Rock sever dostlarım, şimdilik hoşçakalın.(Hepinizi seviyorum desem yalan olurdu.........  :-)
Long Lİve Rock'n Roll "




Serdar mesajında böyle diyordu. Hey gidi Serdar  bir de şimdi "WHISKY adına çalıştığım projeleri sağlığım el verdiğince yarım bırakıp gitmek istemiyorum." demiş. Yahu Whisky'nin bu güne dek yaptıkları başka ülke de olsa yere göğe sığdırılamazdı , ne yarım bırakması.  Serdar'ın daha çok şey yapacağını biliyorum ama biraz dinlenmesi ve sağlığına önem vermesi iyi olur çünkü onun ve Whisky'nin müziğine çok ihtiyacımız var.

Sadece müzik mi hele ki bu hard rock olursa yorucu ve külfetli ama kadir bilmezlik, ilgisizlik ve sonucunda kırgınlıklar ki kalbimizi yoruyor ve yükün tonunu da arttırıyor. Yine de iyimisiz hani başkası olsa buna kalp falan dayanmaz çoktan teklerdi... ama bir de kalp kırıklıkları olasaydı.
Serdar dostum hissettiklerini çok iyi anlıyorum. Mesajında paranteze gizlenmiş kırgınlığını çok iyi biliyorum (ve yıllardır yaşıyorum). 
Serdar dostum, sağlığına bir an önce kavuşmanı diliyorum, zira bu kalpsiz dünyada senin yürekli müziğine ihtiyacımız var. 

 APTULİKA



15 Nisan 2018 Pazar

Joe Lynn Turner kalp krizi sonucu hastanede


Rainbow'un eski Joe Lynn Turner geçirdiği kalp krizi sonrasında hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. 

Rus devlet haber ajansının verdiği haberde, Belarus'da bulunan Turner, miyakord enfaktüsü sonucu kalp krizi geçirerek Minks'de hastaneye kaldırıldığı bildirildi. 

Joe Lynn Turner'ı yalnız bırakmayan arkadaşı Graham Bonnet ( ki o da aynı dönemlerde Rainbow grubunda çalışmıştı.), Facebook'tan yaptığı açıklamada,
"Arkadaşım Joe geçtiğimiz gece kalp krizi geçirdi ve şimdi Minsk kentinde hastanede tedavi altında. Ben hastanede onun yanındayım. Joe ile ben Graham Bonnet Band'da çok güzel işler üzerine çalışıyorduk. Seni çok seviyoruz Joe."
diye yazdığı mesajı paylaştı.

66 yaşındaki usta rock vokalisti Joe Lynn Turner, 1980 ile 1984 arasında Rainbow'un kadrosunda yer alıp, müzik tarihine damga vuran albümlere imza atmıştı. Ülkemize de defalarca konser vermeye gelen Joe Lynn Turner, 2000'lerin ortasında usta gitaristimiz Cem Köksal ile çalışmış ve Türkiye turnesi yapmıştı. Bu konserlerin kayıtları da 2006 yılında CD olarak yayınlanmıştı. 





14 Nisan 2018 Cumartesi

"Plak Mecmua Buluşması"


"CD'den, mp3'den müzik yaptım, şimdi de plaktan. Yakında makara bantlı teypten de yapacağım galiba" diyordu Murat (Beşer), masadan kalkıp DJ kabinine gitmeden az önce. 

Geçtiğimiz çarşamba günü Deli Meyhane'de gerçekleşen muhteşem gece böyle başlamıştı. "Muhteşem" dedim çünkü o gün Murat müziklerini plaktan çalarak, sunacaktı. 

CD, mp3 hatta günümüz teknolojisinde bu işi you tube'a girerek bile yapıyorsun, ama plak olunca iş değişiyor hani. CD'nin külfeti 2 el çantasıyla bitiyor.  Böylece 200 CD ve binlerce parça emrinde. Hele şimdi ona bile gerek yok bir çakmaktan bile ufak ve hafif bir bellek ile elinde yüzlerce albüm, on binlerce parça emrinde.  O belleği  taşımak da seni yoruyorsa ya da unuttuysan müzik paylaşım siteleri emrinde. Yani DJ'lik yapacağın mekana elini kolunu sallayarak, bir tüy gibi hafif gidersin. Ancak bu işi plaktan yapıyorsan, ağır bir yük taşıman gerekir.

İşte o gün için Murat evden 70 kadar plak getirmişti. Tabi bunu tek başına taşıyamayacağı için de bizim "Konsolos" lakablı Ayhan Keçecioğlu'ndan da yardım almıştı. 

11 Nisan 2018 gecesi Plak Mecmuası'nın düzenlediği "Plak Mecmua Buluşması"nda  derginin yazarlarından Murat Beşer plakları döndürerek DJ'lik yapacaktı. Murat her plağı kabından çıkarırken onları cocuğuymuş gibi okşuyordu. Kimi zaman da plakların üzerine laflıyorduk. O plak kapaklarının resimleri de dinleme heyecanımızı arttırıyordu. Bu ekrana klip vermekten daha keyifliydi. 
CD'den ya da mp 3'den çalınan gecelerde ertesi gün bir iki parça dışında diğerlerini hatırlamazsınız. Plaktan bu iş yapılınca her parça aklınızda haftalar sonra bile kalıyor. Sözün özü harika bir geceydi. Ancak ben böyle keyif içindeyken bir ara yanıma Plak Mecmuası'nın editörü Onur Bayrakçeken geldi ve "Abi haftaya da senin çalmanı istiyoruz." dedi. O anda sudan çıkmış balık gibi hissettim kendimi. Hem hamallığı vardı hem de Murat'ın plak arşivinin yanında benimki devede kulak kalırdı. Neyseki Murat "Sende eksik olanlar olursa ben tamamlarım" demesi içime su serpti. Tabi gözlerim ister istemez bizim Konsolos Aga'ya döndü. E yapacak bir şey yok bizim Konsolos daha şimdiden "Plak Gecelerinin Unutulmaz Yönetmeni" olmuştu bir anda. 

Yani haftaya çarşamba 18 Nisan 2018 günü, saat 20.30'da Kabataş, Setüstü'ndeki Deli Meyhane'de "Plak Mecmua Buluşması'nda olacağım. O gece ağırlıkla 1970'lerin rock plakları pikapta dönecek, arada Osibisa gibi afro beat'lar hatta Chick Corea gibi caz fusion'lar olabilir. Bakalım plaklar arasında bir gezinelim ne çıkacağı şu an benim için de bir sürpriz. 
Geçen Çarşamba biz çok keyif aldık, sizi de bekleriz.  


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...