12 Mayıs 2019 Pazar

Glenn Hughes İngiltere Turnesini erteledi


Glenn Hughes, yaklaşmakta olan 'Glenn Hughes performs Deep Purple Classics Live' Mayıs 2019 İngiltere Turunu acil tedavi gerektiren bir hastalık nedeniyle erteledi.

Glenn Hughes, acil ancak hayati tehlikesi olmayan bir ameliyat nedeniyle bu ay olacak olan İngiltere turnesini erteledi. Sanatçının Haziran ayından itibaren turneye devam edeceği bildirildi.

Glenn'in resmi internet sitesinde yayınlanan bir bildiride şöyle yazıyor: “Glenn Hughes, 14 Mayıs - 24 Mayıs tarihleri ​​arasında başlayacak olan İngiltere turunu gerçekleştiremediği için pişmanlık duyuyor.

“Hayatı tehdit edici olmasa da, ciddi bir sorun haline gelmemesi için derhal ele alınması gereken bir hastalık için tedavi edilmesi gerekiyor. İyileşmesi ve Haziran ayında tekrar yola çıkması bekleniyor. ”


Glenn'in ertelenen konserleri:

MAYIS 2019
Holmfirth Picturedrome - 14.
Edinburgh Queens Hall - 15.
Birmingham O2 Enstitüsü - 17.
Norwich UEA - 18.
St Albans Arenası - 20.
Salisbury Belediye Sarayı - 21.
Liverpool O2 Akademisi - 23.
Nottingham Rock City - 24.

9 Mayıs 2019 Perşembe

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 102


Aydın Boysan
"Acele Etme Çabuk Ol"
Türkiye İş Bankası Yayınları
(9. Basım: Aralık 2010)


Çocukluğum hatta gençlik yıllarımı da kapsayan dönemde mimarlık  başlı başına bir sanat dalıydı (ki hala öyle olması gerekir ya neyse) ve mimarlar neredeyse her dalda boy gösterirdi. Müzisyen, ressam, yazar, şair olan bir çok mimara rastlardınız. Üniversiteye giderken atölye hocamız Özdemir Altan'ın "En iyi ressamlar mimarlardan çıkar" dediğini çok iyi hatırlarım. Aslında sanat tarihine yazılmış Rönesans ressamları da aynı zamanda mimar değil miydi? 1980'lerin ilk yarısına kadar mimarlık böylesi bir öneme sahipti.
Aydın Boysan'ın "Acele Etme Çabuk Ol" kitabını okurken aklıma yukardaki satırlarda yazdığım düşünceler geliverdi. Her Aydın Boysan kitabını okurken, onun mimarlık deneyimlerini neredeyse cımbızla çeker ayırırım. Sohbetinin keyfi ile Aydın Boysan denildiğinde akla hemen rakı sofrası gelir ama o kelimenin hakkettiği şekliyle bir mimar ve de tabi ki sanatçıydı. Hep şöyle düşünmüşümdür, yayıncı Aydın Boysan'ın kitaplarındaki mimarlıkla ilgili bölümleri toparlayıp ayrı bir kitap olarak çıkarsa diye. Tabi bu kitap iyi kağıda ve büyük ( hani o yayıncıları "prestij kitap" dediği) olsun ve içinde Boysan'ın mimari eserlerinin fotoğrafları da yer almalı. İşte kendi ayağına kurşun sıkmak böyle bir şey olsa gerek,  sanki öyle bir kitap çıksa onu alacak param varmış gibi. 

Aydın Boysan'ı geçen yıl kaybettik ama aradan geçen bir yıl sanki bana 10 yıl gibi geldi. Onun ardından rahatlıkla erken kaybettik diyebilirim. 97 yıllık hayatın her anı dolu dolu yaşanmıştı ve biz o doluluğu fena halde özlüyoruz. Yüzyıllık hayatın en son anına kadar yazdı, üretti ve en önemlisi bizlere "yaşama sevinci"ni miras bıraktı.  

Kitapları okurken, satırların altını çizmek adet olmuştur ama ben bunu pek yapmam. Bunun yerine yanımda ufak bir defter bulundururum ve oraya sevdiğim bölümleri yazarım. Bunu sadece teorik kitaplarda değil romanlarda bile yaparım. Aydın Boysan'ın bu kitabını okurken de böyle notlar aldım, onlardan bir kaçını sizlerle paylaşmak isterim. İlk olarak en hınzırca ve de mizahi olanını yazacağım. Aydın Boysan'ın satırlarıyla bir uçak yolculuğu anısı,
"Uçağımız Paris'ten kalkıp, direkt olarak Atlanta'ya uçuyor. Havalandıktan hemen sonra nefis öğle yemeği için içki servisi başladı. Yanımda oturan adam kırmızı şarabı üstüne döktü. Dünya güzeli kızıl saçlı hostes, adamın gömleğini elini göğsüne de sokarak temizledi. Sonra da bana, ne renk şarap içeceğimi sordu. Ben: 'Fark etmez... Ben zaten üstüme dökeceğim' dedim. Güzel kızın cevabı minyatür bir kahkaha ile karışık, hoş bir gülümseme oldu." 
Kitabı okuduktan sonra hiç yoksa dört, beş kere bu bölümü tekrar okumuş, gülmüşümdür. 

Aydın Boysan'ı satırlarında günden güne yiten İstanbul da var. Şimdi bir çoğunuz garip gelecek ama İstanbul'da eskiden sebze de yetişirdi, işte o satırlardan biri:
"Yedikule marulu ne oldu? O her biri bir kantocu hanım göbeği gibi dolgun, bitmek bilmez 'Yedikule Marulu' yok oldu."
'Arnavutköy çileği" (Bu Arnavutköy tabi ki Boğaziçi'ndeki), 'Çengelköy Bademi" ve nicesini çocukluğumdan hayal meyal hatırlarım ama şimdi yerinde yeller bile değil, beton esiyor. Bu arada 'Çengelköy Bademi' dedik diye aklınıza kuruyemiş gelmesin burada kastedilen salatalık yani hıyar ama o eskilerin nezaketi hıyar diyememiş ve badem demiş. Gene biz Aydın Boysan'ın satırlarına dönelim:
"Ya 'Langa Hıyarı' denen o kibar, o zarif hıyarlar yaşamımızdan silindi gitti. O hıyarı ısırırken öyle bir 'kütürtü' sesleri çıkarırdı ki, yanımızdan tren geçse duymazdık. Biz hıyarlığı küçümserdik ama, hıyarları severdik."

Aydın Boysan satırlarından birinde de ,
"İki Boğaziçi Köprüsü İstanbul'un çelik gerdanlıklarıymış da, falan filan... Alt katı olmayan köprü mü olurmuş."
deyince aklımıza o güzelim eski Galata Köprüsü ve tabi Köprüaltı gelip, içimiz cız etmez mi hiç.  

Peki ya şu satırlara bakar mısınız:
"Dünyanın en zengin ülkesi İsviçre'de 'Gökdelen' inşa edildiği görülmez. Gerçekten de o bulutları yarıp tepelerini göstermeyen gökdelenler ancak görgüsüz petrol zenginleri tarafından fışkırtılır." 

Daha ne alıntılar yapabilir ama son bir alıntıyla noktayı koyayım:
"Sporda beden çalıştırma zahmetini doğal karşılayan insanların bir bölümü bazı konuları anlamak için kafa çalıştırmanın neden zorunlu olduğunu bir türlü anlamazlar."

Aydın Boysan, "Acele Etme Çabuk Ol" demiş ama siz acilen bir kitabını alın ve okuyun derim. Hem de çabuk olun!

Aptulika





David Gilmour'un gitarları müzayedede


David Gilmour, 20 Haziran'da koleksiyonundan 120'den fazla gitarının müzayedesini yapacak.
Enstrümanlarının bir kısmı şu anda Los Angeles'taki Christie's'de sergileniyor.  
Gitarların bazıları Gilmour'un mirasındaki efsanevi oranlara yaklaştı, 1973 ve 1980'lerin ortalarında, birincil gitarı olan bir şeker elma kırmızısı Strat olan 1969'ların ortasındaki bütün Pink Floyd kayıtlarında kullandı. 1988-2005 ve Leo Fender tarafından kendisine verilmiş olan, altın parçaları ve seri numarası 0001 olan 1954 beyaz bir model.

Christie, tüm gitarların 5.000 ila 150.000 ABD Doları arasında satış yapacağını tahmin ediyor. Gilmour, açık artırmanın getirdiği tüm gelirleri yardım kurumlarına bağışlıyor.  

Koleksiyon, 11 Mayıs'a kadar ücretsiz izlenebilir. Gitarlar, 14-19 Haziran tarihleri ​​arasında Christie's New York'ta olacak. 

Tüm ayrıntılar için, Christie'in web sitesini  aşağıdaki linkten bakabilirsiniz:
https://www.christies.com/auctions/the-david-gilmour-collection



7 Mayıs 2019 Salı

ZZ TOP'ın Ellinci Yılı İçin "Goin' 50"



"69'da başladığımız günlerden bugünlere Frank hariç sakallarımız belki biraz daha uzadı ama hiç bir şey değişmedi." 

Billy Gibbons



ZZ Top müzik hayatının 50. yılını, 50 şarkılık bir albüm setiyle kutlayacak. Grup üyeleri ZZ Top' ın yarım asırlık geçmişini, "Teksas'ın küçük bir grubunun 50 yılda bir efsaneye dönüşmesi." diye özetliyorlar.

1969'da kurulan ZZ Top, ellinci yıl için hazırlanacak bu çalışma bir anlamda grubun retrospektifi olacak. Bugüne kadar yaptıkları 15 albümden seçme parçaları yer alırken, eski günlerinden "Salt Lick" ve " Miller's Farm" da 'bonus' olarak bulunacakmış. 

 Ellinci yıl için hazırlan seçki 3 Cd ve 5 LP seti olarak, "Goin' 50" adıyla 16 Ağustos 2019'da piyasaya çıkacakmış.

ZZ Top, bunun dışında bu yaz başlayacak bir turneye de hazırlanıyor. Turne ve grubun 50. yılı için konuşan grubun gitaristi Billy Gibbons, " Bu yaz ve sonbahar çıkacağımız turne için çok heyecanlıyız. 69'da başladığımız günlerden bugünlere Frank hariç sakallarımız belki biraz daha uzadı ama hiç bir şey değişmedi. "


ZZ Top, 'Goin' 50' Parça Listesi
CD 1
01. "La Grange"
02. "Beer Drinkers & Hell Raisers"
03. "Tush"
04. "Salt Lick"
05. "Miller's Farm"
06. "(Somebody Else Been) Shaking Your Tree"
07. "Francine"
08. "Heard It On The X"
09. "It's Only Love"
10. "Arrested For Driving While Blind"
11. "Enjoy And Get It On"
12. "I Thank You"
13. "Cheap Sunglasses"
14. "I'm Bad, I'm Nationwide"
15. "Leila"
16. "Tube Snake Boogie"
17. "Pearl Necklace"
CD2
01. "Gimme All Your Lovin'"
02. "Got Me Under Pressure"
03. "Sharp Dressed Man"
04. "TV Dinners"
05. "Legs"
06. "Sleeping Bag"
07. "Can't Stop Rockin'"
08. "Stages"
09. "Rough Boy"
10. "Delirious"
11. "Woke Up With Wood"
12. "Velcro Fly"
13. "Doubleback"
14. "Concrete And Steel"
15. "My Head's In Mississippi"
16. "Give It Up"
17. "Decision Or Collision"
CD3
01. "Viva Las Vegas"
02. "Gun Love"
03. "Pincushion"
04. "Breakaway"
05. "Girl In A T-Shirt"
06. "Fuzzbox Voodoo"
07. "She's Just Killing Me"
08. "What's Up With That"
09. "Bang Bang"
10. "Rhythmeen"
11. "Fearless Boogie"
12. "36-22-36"
13. "Piece"
14. "I Gotsta Get Paid"
15. "Waitin' For The Bus" (Live)
16. "Jesus Just Left Chicago" (Live)




4 Mayıs 2019 Cumartesi

UFO konser turnesine Neil Carter ile devam edecek.



Paul Raymond'ın  ölümünün ardından UFO, 50'nci yıldönümü için yapılan "Last Orders Tour"una devam edip edemeyeceği konuşuluyordu. 
Grup yaptığı açıklamada turneye Neil Carter ile devam edeceklerini duyurdu. 


Paul Raymond, UFO’nun  konserinden sonra 13 Nisan’da kalp krizinden hayata veda etmişti. 

UFO veda turnesine Neil Carter ile devam edeceğini duyurdu.  

Seksenlerin başında grupla üç yıl boyunca çalışan ve üç stüdyo albümüne katkıda bulunan Neil Carter, kalan gösteriler için klavye, gitar ve vokal görevlerinde UFO'ya yeniden katılacak.

UFO'nun tam açıklaması şöyle:

“13 Nisan 2019'da, UFO ailesi grup arkadaşımız Paul Raymond'ın kalp krizinden öldüğü haberi verdi. İngiltere'de “Last Orders Tour”  nun ilk ayağını bitirdiğimizden bu yana sadece bir hafta olmuştu. Kaybının yasını tutarken, ne yazık ki grupla ne yapacağımızın gerçeğiyle de yüzleşmek zorunda kaldık. Tura devam etmemizin doğru yol olduğunu düşünüyoruz. Hepimiz biliyoruz ki, Paul bizim yapmamızı isterdi. Bu nedenle, arkadaşımız ve eski grup arkadaşımız Neil Carter'ın bize tekrar katılmayı kabul ettiğini ve turun geri kalanında klavyeleri / gitar ve vokal görevini devraldığından dolayı mutluluk duyuyoruz. Neil, 1981 ve 1983 yılları arasında ailenin bir parçasıydı; “The Wild, The Willing And The Innocent”, “Mechanix” ve  “Making Contact”albümlerinde çalmıştı." 


Avrupa ayağı 7 Haziran Cuma günü Almanya'nın Hannover kentinde bulunan Musik Zentrum'da açılıyor ve aynı zamanda İsveç, Hollanda, İspanya, İsviçre, Belçika ve bir dizi başka konserler de Ağustos ayının başında olacak. 

9 Ekim'de San Francisco Great American Music Hall 'da turnenin ABD ayağına başlayacaklar. 19 konserin sonunda da UFO grubu müzik hayatını noktalayacak.  


3 Mayıs 2019 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 101


John Berger
"Portreler"
Metis Yayınları
(1. Basım: Mayıs 2018)
Çeviri: Beril Eyüboğlu

Sanat eleştirmeni John Berger'i 2017 yılında kaybetmiştik. Onun ölümünden bir yıl sonra bu kitabın çıktığını görünce, açıkcası biraz kıllandım. Hani bir rock kahramanı ölür ve bir anda birbiri ardına albümleri çıkmaya başlar. Bunu da  onun gibi bir yayıncı uyanıklığı sandımsa da böyle olmadığını kısa bir süre sonra anlayacaktım. Berger daha hayattayken, yani 2015 yılında Tom Overton bu kitabı İngiltere'de hazırlayarak, yayınlamış. John Berger'in hayatı boyunca dergilerde yayınlanan yazılarını Overton bir araya getirerek, "Portreler" isimli bu kitabı gün yüzüne çıkartmış. Bu kalın seçkiden sonra devamı da ikinci cilt olarak "Manzaralar" adıyla çıkacakmış. (Hatta o da şu sıralar çıktı bile galiba)
John Berger ile tanışmam ilk olarak "Sanat ve Devrim" ile olmuştu, ardından "Görme Biçimleri" ve "Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı" ile büyük bir ilgiye dönerek sürecekti. Yazılarında özellikle sanat yapıtını esas alıp yazması çok hoşuma gitmişti. Bunun en güzel kanıtı da "Görme Biçimleri" olduğu için bana da yol gösterdi diyebilirim. Zaten müzik üzerine yazıp, çizmek konusunda da direkt müzik yapıtını esas almayı çok seviyordum ve bunun sanat yazılarında da örneğini görünce, ister bir resim ister bir karikatür, isterse de bir fotoğraf ya da her hangi  bir görsel esas alınıp onun üzerine konuşmayı ve yazmayı ben de kendime görev edindim. Bu biraz da bana radyo programı yapmak ya da müzik üzerine yazıp çizmek gibi de geliyordu. Biri "görme" diğeri de "duyma" biçimi. Bunlar herkes için ayrı olabilir ama bu her zaman "sanat yapıtı" esas alınarak yapılmalıydı. Diyelim bir resmi 17 yaşındayken görmüşüm, üzerinden yıllar geçmiş 50 yaşımda müzede ya da bir röprodüksiyonda tekrar karşılaşmışım, etkisi gitmemiş hatta daha da artmış olarak karşıma çıkıyor ve bana yeni şeyler söylüyor yani keşif bitmiyor. Aynı şey müzik için de geçerli değil mi? Şu günlerde yapmaya başladığım "Aptulika ile Görme Biçimleri Atölyesi"ni sürdürmek bana çok büyük keyif veriyor doğrusu. Bu etkinliklerde sadece benim görme biçimim değil, katılanların görme biçimleri de beni zenginleştiriyor. 
"Görme Biçimleri" ismini John Berger'den aldım diye yazara çok büyük hayranlık duyduğum sanılmasın. Bu kitabı okurken de fark ettim ki bazı zaman onun bakış noktasından ayrı gözlemlerim de olabiliyor. Ancak ondan öğrendiğim ve çok saygın bulduğum "sanat yapıtı"nı en öne hatta başrole alması. 
"Portreler" kitabında 74 sanatçı var. Bunlar arasında tanımadıklarım vardı ama en azından 20 sanatçı ve yapıtlarıyla ilk defa karşılaşıyordum. Tabi bu keşif benim için çok iyi olacaktı. Kitapta bu ilk defa tanıştığımız sanatçıların yapıtları kitapta siyah beyaz olarak yer alıyordu. Bu sayede biraz da olsa yapıtlarıyla tanışıyorduk. Tabi bu konuda internetten bir inceleme yapmamız da söz konusu. İşte burada bir handikap yaşanıyor ki onu da buradan söylemek zorundayım. Kitapta sanatçıların yapıtlarının isimleri Türkçe olarak yazılmış ama yanına orijinal isimleri de keşke yazılmış olsaydı. Zira internete Türkçe yazdığınızda bulmak zorlaşabiliyor. Hatta bu çok bilindik yapıtlar da bile olabiliyor. Kimi zaman Türkçeden İngilizceye çevirip öyle arasanız bile olmayabiliyor. 
Sadece bununla bitse iyi ama bir başka handikap daha var ki oldukça akla ziyan ve sinir bozucu. Diyelim bilinen bir ressamın yapıtını arıyorsunuz, "Google" bu tabi ki bulacaksınız ama karşınıza farklı renklerde aynı yapıt çıkıyor. Yerli ve yabancı o kadar çok poster basan firma var ki, bazı uyanıklar resmin rengini karanlık bulup, açıyor ve karşınıza o yapıt başka bir şey olup çıkıyor. Hatta bu yüzden Gustav Klimt'in "Öpüşme" tablosu kare değil, kenarları tıraşlanıp, dikdörtgen haline bile gelebiliyor, çünkü adamımız o yapıtı çanta haline getirmiş ve tabi fazlalıkları atmış. Bu nedenle doğru görselin bulunabilmesi için internet adresinin de ufak bir not olarak yazılmasında fayda var diyebilirim. 
"Portreler" kitabı, bizler için John Berger'in ardından güzel ve anlamlı bir miras oldu diyebilirim. Bu arada yeni keşiflerim Juan Munoz heykelleri, Marksist sanatçı Peter De Francia'nın "Sakiet'in Bombalanması" resmi uzun zaman unutamayacaklarım arasında yerlerini alacağa benzer. 
John Berger için çok şey söylenebilir ama belki de en güzeli dolu dolu yaşayan bir aydın adamın bu dünyadan göçtükten sonra da ışığının bizi aydınlatıyor olması. 
Resimsiz, heykelsiz, müziksiz yani tekmili birden sanatsız kalmayın diyerek bu yazıyı noktalayayım.
Aptulika


28 Nisan 2019 Pazar

Molly Hatchet'in şarkıcısı Phil McCormack Öldü


Güney Rock'ın destansı grubu Molly Hatchet'in şarkıcısı Phil McCormack 26 Nisan 2019, Cuma günü 58 yaşındayken hayata veda etti,

1996'dan beri Southern rock grubunun vokalini  Danny Joe Brown'dan sonra devralmıştı.  
Molly Hatched grubu yaptığı açıklamada, “Arkadaşımız  Phil McCormack'in öldüğünü duyurmak bizim için büyük bir üzüntü. O çok özlenecek ama asla unutulmayacak. ” sözleriyle duyurdu.

Molly Hatched'in vokalisti Danny Joe Brown'un sağlık sorunları sebebiyle müzik hayatını noktalamasından sonra 1996 yılında gruba katılan McCormack'i 1996 albümü "Devil’s Canyon" da gördük.  


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...