objektif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
objektif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2024 Çarşamba

Rock Treni Issız Adada



Objektif grubundan Vecdi (Yücalan) ve ben Rock Treni ile birlikte "Rock Tarihinde Akustik Bir Gezinti"ye başlamıştık... başlamasına ama bu sıcaklar ve nem ile cebelleşirken, ister istemez yeni kararlar almamız gerekecekti. 

Karar verildi ve tatile çıkacaktık. 

Ama tatil için nereye gidecektik. 

Uzun tartışmalardan sonra bizim diyarda değil Bodrum, Erdek'e bile gidecek kadar zengin olmadığımızı fark ettik. 

Karar verilmişti : Yurtdışına gidip orada tatil yapmamız daha ekonomik olacaktı. En azından aynı dili konuştuğumuz ahali tarafından yolunacak turist muamelesi görüp  kazıklanmak ihtimalimiz de def edilecekti. 

Yurtdışına gidilecekti ama nereye? 

Ben neyse ki Ağustos'un sonuna kadar vize almışım ama Vecdi'de vize yok. Almaya kalksak bu sıcakta sefil oluruz. Ne yapalım diye düşünürken keşfedilmemiş bir adaya gidelim dedik. 

Şimdi, 

- Len bizle kafamı buluyorsunuz keşfedilmemiş ada mı kaldı!

Dediğiniz duyar gibiyim... ama... biz bulduk. 

Nerede mi?

Söylemeyiz tabi. 


Uzun ama rak'ın rol bir yolculuktan sonra menzilimize. varmıştık. Vecdi Aga kumsalda viskisini yudumlarken...


,,, Ben de birayı kafaya dikiyordum. Bu sıcakta soğutma derdimiz yoktu zira trenimizin özel soğutma tertibatı ve içki stoğu vardı. 

Tam keyfe keder haldeyken...


Evet biz adaya yolculuğu herhangi bir deniz taşıtı ile yapmamıştık. Madem ismimizi ROCK TRENİ koyduk, elbeyyeki trenimizle gidecektik.  


Trenle nasıl geldik derseniz...

Durumu açıklayayım...

Bu bizim İstanbul Boğazının altından geçen raylı sistem Marmaray yapılırken mühendislerden biri benim askerlik arkadaşım Ramis Fırtına Karateke'ydi.  Bu arkadaşım, keyif ehlidir ve bu proje yapılırken Ayrılık Çeşmesi durağına gelmeden bir gizli kapı daha açarak oraya raylar döşeyerek, Pasifik'e doğru kanal açarak bu adaya ulaşımı sağlamış. Bir gün karşılaştığımda bana bu gizli tünelin anahtarını verdi ve biz de oradan trenimizle bu adaya doğru yol aldık. 

Aman tertip can tertip bööle bişi işte. Ramis Fırtına Karateke'ye selam olsun. 

Yolculuğumuzda bize havadan Boğaz'ın martlarında Hayrullah da eşlik etti ve orada buluştuk. 

Rak'ın Rol Bööle Bişi!

Bu arada bu hafta yayınlanacak diye duyurduğum Meral Akman'ın yazısı ve Ünal Vanii ile yapılmış olan Erkin Koray röportajı tatil sonrasına kaldı. Bize artık anlayış göstereceğiniz sanıyorum. 

Selamlarımızla.





6 Haziran 2024 Perşembe

TIMARLI HASTANEDEN KUL NESİMİ'YE; OBJEKTİF : "HAYDAR HAYDAR"


 Objektif'in halk ozanı Kul Nesimi'nin "Haydar Haydar" yapıtını hard rock'a taşıdığı yeni teklisi (single'ı) yarın yayınlanacak.  Grup bu çalışmayı ilk kez 17 Kasım 2023 tarihinde Esenler Adem Baştürk Kültür Merkezi'nde verdiği konserde seslendirmişti. 

O konsere gitmediğim için çok üzülmüştüm ama o konsere Fatsa'dan gelen Sinan Doyan'ının konserde olduğunu öğrenince, "Aga hiç kaçarı yok, bir yazı yazacaksın." demiştim. O da sağolsun beni kırmadı ve bir yazı kaleme almıştı. Şimdi Objektif'in "Haydar Haydar" yorumunun çıkmasına bir gün kala Sinan Doyan'ın o yazısını yeniden yayınlıyorum.

APT


35 yıl önce Samsun’dan yükselen dumanın, zamanla ortalığı aleve vereceğini nerden bilebilirdik ki?  
Geçen bu bir ömürlük sürenin öğretisi, azmin ve özverinin önünde hiçbir şeyin duramayacağıdır. Bu öğretinin adı da Objektif’tir. Objektif grubunun bugün geldiği nokta “dört büyükler”* kategorisinde halen yoluna sağlam adımlarla devam eden bir konumu işaret etmektedir. Grupla yüz yüze mesaim ise tam 30 uzun yıla tekabül ediyor. Samsun’daki “Lay Lay Lom Müzik Mağazası”na gidip, Objektif’in henüz yeni çıkan kaseti “Hayal ve Yaşam”ı “birinci elden” satın almam, bu uzun süreci başlatan olmuştu; Vecdi Yücalan’la ilk tanışmamız da… Dün gibi hatırlıyorum; benim de yakından tanıdığım Kamil Özaydın'ın (Whisky) vefat edeli birkaç ay olmuştu. Konuyu açtım, derin bir nefes çekti, “yaa sorma, Kamil kahretti beni” dedi. Hangimiz kahrolmamıştık ki? Hep yaptığım gibi kaseti imzalattım. Yazdığı not kimine göre iyi bir dilek, kimine samimi bir dilek olabilir; bana göreyse beddua! O notu okuduğumdan beri ayağım kaydı(!). Bundan sonra Objektif ve diğerleri nerede ben orada; “uçuş” devam ediyor…(Zaman sonra, 2007’de uçuşumu tamamladığıma kanaat getirmiş, artık kendi kanatlarınla uçabilirsin minvalinde temennide bulunmuştu)




2023’ün 17 Kasım akşamında Esenlerdeki Adem Baştürk Kültür Merkezine girerken konser salonundan soundcheck sesleri geliyordu. Konsere daha bir saat var, kimsecikler yok. Salonun merdivenlerinden inerken Vecdi beni gördü, bir an sustu ve mikrofon açık olduğu halde aynen “vay arkadaş, Sinan Doyan geliyor, yahu ne sürpriz adamsın sen Sinan” dedi. Haber vermemiştim geleceğimi. Hatta İstanbul'da olduğumu da bilmiyordu. Severim soundcheck ortamını, oturdum bir müddet seyrettim onları. Süprizlerin adamıdır Vecdi, benim gibi; ilk dikkatimi çeken sahnedeki klavye oldu. Epeydir klavye yoktu grupta; en son “Sokağın Sesi”(2007) albümünde kullanmışlardı, hele benim gittiğim konserlerinde hiç denk gelmemiştim klavyeye. Neyse, yeni eleman da bir yerden tanıdık geliyor, ama bir türlü hatırlayamıyorum kim olduğunu. Bir zaman sonra Vecdi geri dönüp ismiyle seslenince uyandım; Ercüment Vural’ın** ta kendisiydi! Hep en mükemmele odaklanıp en iyisini sunan Vecdi bu kuralı yine bozmamıştı. 

Ercüment Vural


İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin son aylarda sıklaştırdığı ücretsiz konserlerde dikkat çeken bir nokta vardı; grup ve sanatçı seçiminde, hiç olmadığı kadar rock ve türevlerine ağırlık veriliyordu. İBB Kültür’ün başındaki isim değiştiği ve rock camiasına yakın bir ismin koltuğa oturduğundan bahsediliyordu. Sadece Esenler’de değil, Hoca Ahmet Yesevi, İdris Güllüce, CRR, Ali Emiri Efendi gibi isimlere sahip kültür merkezlerinde de Yüksek Sadakat, Fatma Turgut, Aylin Aslım, Gece Yolcuları gibi isimler sahne alıyordu. Objektif de o akşam bu kategoriye dahil en sert isim olarak bir halk konserine imza atıyordu. “Biz Halk Rock yapıyoruz” mottosuyla yola çıkan bir gruptu neticede. Bu bağlamda seyirci sayısından çok kitleyi merak ediyordum. Ve elbette grubun playlist’ini de.


Genelde Black Sabbath şarkılarıyla konserlerine başlayan grup bu sefer son çalışması “Hey Sen” ile giriş yaptı. Ve 35 yıllık hikayelerinin köşe başlarına yerleşmiş şarkılarını peşpeşe ateşlemeye başladı. “Loş Akşamlar”, “Kerkük Zindanı”, “Can Suyu”, “Fahişe”, “Olabilecek”, ve “Dağlarda” gibi kemikleşmiş Objektif şarkılarıyla bizleri mestettiler. Gençlerin yanı sıra benim gibi, grubu başından takip eden bir kitlede vardı, Esenler bölgesinde ikamet edenler de. Vecdi Yücalan ve ekibi hepsini avucunun içine almasını bildi. (Burada bir parantez açıp, farklı bir seyirci kitlesiyle grubun hayranlarının, başka bir ortak bir etkinlikte bir araya gel(me)melerine değineyim. Son yıllarda “rock festivali” adı altında düzenlenen etkinlikler hepinizin malumu. Çoğu festivalde adı asla “rock”la anıl(a)mayacak bir çok değerli ismi görüyoruz. Onbinlere hitap eden bu festivallere katılan seyircilerin tamamı da elbet rockçılardan oluşmuyor. Orta noktayı bulmak lazım. Hal böyleyken bu işin temelini oluşturan ve Objektif gibi 35 yıl ve daha üstü emek sarfetmiş “harbi” rock gruplarını da o festivallerde görmek istiyor insan. O akşam türbanlısından marjinaline, salondaki kitleye şarkılarını sunarken bu detay geldi aklıma).  Seyirciyle olan diyaloğu da her zamanki gibi çok iyiydi. Balıkesir’den konser için oğluyla konsere gelen ama feribottu, İstanbul trafiğiydi derken konserin ortalarında ancak yetişebilen bir babanın isteğini kırmadı ve Vecdi (benim seyrettiğim onlarca konser de dahil) hiç yapmadığı bir şeyi yaparak “Dağlarda”yı yeniden seslendirdi, bir kez daha gönüllerimizi fethetti. 


Halk konseri olmasından mükellef, playlistte bir “yumuşama” olur mu düşüncesindeydim; bazen “Çanakkale İçinde”, “Uzun İnce Bir Yoldayım” gibi türküleri repertuarlarına alıyorlardı ya, oradan biliyorum. Bu sefer Can Gox’a da selam göndererek bir Kul Nesimi*** şaheseri olan ve “Ben Melamet Hırkasını” diye bildiğimiz “Haydar Haydar”ı seslendirdiler. Benim çok bayıldığım “Mutlu Ölüm” ve her konserlerinde “rockajandası” Hakan Kibar’a adadıkları “Künye” bize özel şarkılardı. İBB’nin ayırdığı süre kısıtlıydı ve birkaç şarkıyı eleyip “Hayal Et” ile konseri bitirdiler.



Konser bitiminde hayranlardan gelen imza ve fotoğraf teklifini tereddütsüz kabul eden ekip salon dışında nefis an(ı)lara imza atmamıza sebep oldular. Kimseyi geri çevirmeden imza, video, fotoğraf tüm talepleri yerine getirdiler. Tüm kasetleri toplarlayıp imzaya getiren bir genç arkadaş benim otuz yıl önceki heyecanımı yaşıyordu birebir. Ben de otuz yıl öncesini…

SİNAN DOYAN


 * Dört Büyükler: Yıllardır konu ile ilgili yazdığım yazılarda bahsi geçen dört grubumuza daha geniş yer vermişimdir. Beni tanıyanlar bilir ki; Devil, Whisky, Kramp ve Objektif grupları benim çok kafa yorduğum ve mesai harcadığım, aynı zamanda yakınen tanıdığım arkadaşlarım.


 ** Ercüment Vural: Samsunlu. Vecdi gibi. Hatta o yıllardan arkadaşlar. Multi enstrümantalist; bas gitar ana enstrümanı olmasına rağmen çalmadığı yok. Ve söylüyor da. 90’larda birçok pop albümünde çalışmasına rağmen caz ve latin’e daha çok eğilmiştir. Yeşim Salkım’ın çıkış şarkılarının çoğunda imzası bulunan usta müzisyenin alamet-i farikası elbette “Gemiler”dir. 


*** Kul Nesimi: ”kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni” diye nefis sözlerle başlayan “Melamet Hırkası”nın yaratıcısı, Alevi-Bektaşi halk ozanı. “Nesiminin derisini yüzen gelsin, işte meydan”da geçen Seyyid Nesimi ile karıştıran çoktur, benim gibi. Yalın bir dille yazdığı en sade bir olayı bile etkili şekilde bize aktarabilmiş bir ozandır. Çok az eseri günümüze ulaşmış olsa da elimizdekiler bile tokat gibidir. Yari, ile hoş olup olmadığını sorana “hoş olayım, hoş olmayım, o yar benim, kime ne” diye ayar verecek kadar da nettir… Vecdi Yücalan’ın, bu şarkıyı bile isteyerek repertuarına aldığına şüphem yok; zira 35 yıldır benzer ayarları da kendisi veriyor bize…




  


4 Haziran 2024 Salı

Objektif'in İkinci "Cover" Çalışması: "Haydar Haydar"



 1980'li yılların sonuydu ve Kara Sanat isminde anarşistlerin çıkardığı bir dergiyle karşılaşmıştım.  İşte o derginin ortasında Kemal Aratan'ın çizgisiyle birlikte bir yazı yer alıyordu. İlk yaprakta çizimle birlikte şu yazı yer alıyordu: 

"Gâh çıkarım gökyüzüne

Seyrederim âlemi"

Bir diğer sayfaya geçtiğimiz de ise :

 Gâh inerim yeryüzüne

Seyreyler âlem beni "

yazısı büyük puntolarla yer alıyordu.  Kemal Aratan'ın çizgisi zaten benim için büyüleyici idi ama bu sözler de beni günlerce etkisi altına alacaktı. Hiç yoksa bir hafta boyunca bu sözleri hafızama kazıyıp tekrarlayacaktım. Çok sonraları bu sözlerin kime ait olduğuna bakacaktım. Derginin o sayfasında Kul Nesimi imzası yer alıyordu. Anarşist bir dergide bu kadar çağdaş ve felsefi bir sözü eden adamın bundan yüzyıllar öncesi yaşadığı düşünülünce insan ister istemez daha da şaşırıyordu. 

Oysa bu bir şiirdi ve bunun tamamını Ruhi Su'nun sesinden "Ben Melamet Hırkasını" türküsü olarak yıllar önce lise çağlarımda dinlemiştim. O zamanlarda da ,

"... Sofular haram demişler

Bu aşkın şarabına

Sofular haram demişler

Bu aşkın badesine

Ben doldurur ben içerim

Günah benim kime ne hey, haydar haydar

Günah benim kime ne..." 

bölümü aklıma yer etmişti. 

Şimdilerde ise aradan bunca zaman geçse de "Haydar Haydar" diye bildiğimiz bu türkü ve o şiirin sözleri önemini yitirmek ne kelime, zaman geçtikçe daha da artıyor.  

"... Nesimi'ye sorsalar ki

Yârin ile hoş musun?

Nesimi'ye sorsalar ki

Yârin ile hoş musun?

Hoş olayım olmayayım

O yâr benim kime ne hey, haydar haydar

O yâr benim kime ne."


Kul Nesimi'nin bu yapıtını Objektif'in bir konserde seslendirdiğini duyduğumda ise çok heyecanlamıştım. O hard rock yorumunun yapıldığı konser videosunu You Tube'tan kaç kere seyretmişimdir, inanın sayısını ben bile unuttum. Şimdilerde bu türkünün Objektif grubu tarafından yapılan hard rock yorumunun tekli (single) olarak yayınlanacağını duyunca keyfim daha da arttı. Grup "Haydar Haydar"ı bu cuma günü tekli olarak dijital ortamdan yayınlayacak. İnsan bunun dijital otamda değil de şöyle keyifle saklayacağımız bir plak ya da elle tutulur bir materyalde olmasını da isterdi ama buna da şükür demekten başka çaremiz yok. 


  Kul Nesimi'nin şiiri ve anonim bir beste olan "Haydar Haydar" adlı eser Objektif’ in yorumuyla 7 Haziran 2024 tarihinde bizlerle buluşacak.  Bu parça Objektif tarihinde 2. cover parça olacak. İlk yapılan Cover parça Kerkük Zindanı idi.


 Cuma günü yayınlanacak "Haydar Haydar" parçasında Objektif müziğine keyboard da katılıyor. Tuşlu çalgılar ustası Ercüment Vural, Objektif kadrosundaki yerini alıyor. Neyse sözü uzatmadan "Haydar Haydar" çalışmasının künyesini de şöyle bir zikredelim: 

Vokal: Vecdi Yücalan

Gitar: Umut Mutku

Gitar: Mehmet Çağlar Abanoz

Bass: Murat Tükenmez

Keyboard: Ercüment Vural


Düzenleme: Vecdi Yücalan, Murat Tükenmez

Kayıt : Gitar, Vokal ve Bass, Stüdyo Hangar Kadıköy

Gitar Kayıt:   Murat Tükenmez 

Vokal Kayıt: Vecdi Yücalan

Bas Kayıt :   Murat Tükenmez

Davul Kayıt : Pür Recording Stüdyo

Davul Kayıt : Arın Baykurt, Sound Engineer

Mix: Koma Stüdyo

Mix :Hasan Umut Önder, Sound Engineer

Mastering: Çağlar Türkmen, Sound Engineer


Halk ozanlarımızdan Kul Nesimi'inin "Haydar Haydar" şiiri ve onun günümüzdeki hard rock (halk rock mı demeliydim yoksa)  yorumu bu cuma günü tüm dijital ortamlarda yayında olacak. 


Aptulika






27 Kasım 2023 Pazartesi

TIMARLI HASTANEDEN KUL NESİMİ'YE; OBJEKTİF


 

35 yıl önce Samsun’dan yükselen dumanın, zamanla ortalığı aleve vereceğini nerden bilebilirdik ki?  
Geçen bu bir ömürlük sürenin öğretisi, azmin ve özverinin önünde hiçbir şeyin duramayacağıdır. Bu öğretinin adı da Objektif’tir. Objektif grubunun bugün geldiği nokta “dört büyükler”* kategorisinde halen yoluna sağlam adımlarla devam eden bir konumu işaret etmektedir. Grupla yüz yüze mesaim ise tam 30 uzun yıla tekabül ediyor. Samsun’daki “Lay Lay Lom Müzik Mağazası”na gidip, Objektif’in henüz yeni çıkan kaseti “Hayal ve Yaşam”ı “birinci elden” satın almam, bu uzun süreci başlatan olmuştu; Vecdi Yücalan’la ilk tanışmamız da… Dün gibi hatırlıyorum; benim de yakından tanıdığım Kamil Özaydın'ın (Whisky) vefat edeli birkaç ay olmuştu. Konuyu açtım, derin bir nefes çekti, “yaa sorma, Kamil kahretti beni” dedi. Hangimiz kahrolmamıştık ki? Hep yaptığım gibi kaseti imzalattım. Yazdığı not kimine göre iyi bir dilek, kimine samimi bir dilek olabilir; bana göreyse beddua! O notu okuduğumdan beri ayağım kaydı(!). Bundan sonra Objektif ve diğerleri nerede ben orada; “uçuş” devam ediyor…(Zaman sonra, 2007’de uçuşumu tamamladığıma kanaat getirmiş, artık kendi kanatlarınla uçabilirsin minvalinde temennide bulunmuştu)




2023’ün 17 Kasım akşamında Esenlerdeki Adem Baştürk Kültür Merkezine girerken konser salonundan soundcheck sesleri geliyordu. Konsere daha bir saat var, kimsecikler yok. Salonun merdivenlerinden inerken Vecdi beni gördü, bir an sustu ve mikrofon açık olduğu halde aynen “vay arkadaş, Sinan Doyan geliyor, yahu ne sürpriz adamsın sen Sinan” dedi. Haber vermemiştim geleceğimi. Hatta İstanbul'da olduğumu da bilmiyordu. Severim soundcheck ortamını, oturdum bir müddet seyrettim onları. Süprizlerin adamıdır Vecdi, benim gibi; ilk dikkatimi çeken sahnedeki klavye oldu. Epeydir klavye yoktu grupta; en son “Sokağın Sesi”(2007) albümünde kullanmışlardı, hele benim gittiğim konserlerinde hiç denk gelmemiştim klavyeye. Neyse, yeni eleman da bir yerden tanıdık geliyor, ama bir türlü hatırlayamıyorum kim olduğunu. Bir zaman sonra Vecdi geri dönüp ismiyle seslenince uyandım; Ercüment Vural’ın** ta kendisiydi! Hep en mükemmele odaklanıp en iyisini sunan Vecdi bu kuralı yine bozmamıştı. 

Ercüment Vural


İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin son aylarda sıklaştırdığı ücretsiz konserlerde dikkat çeken bir nokta vardı; grup ve sanatçı seçiminde, hiç olmadığı kadar rock ve türevlerine ağırlık veriliyordu. İBB Kültür’ün başındaki isim değiştiği ve rock camiasına yakın bir ismin koltuğa oturduğundan bahsediliyordu. Sadece Esenler’de değil, Hoca Ahmet Yesevi, İdris Güllüce, CRR, Ali Emiri Efendi gibi isimlere sahip kültür merkezlerinde de Yüksek Sadakat, Fatma Turgut, Aylin Aslım, Gece Yolcuları gibi isimler sahne alıyordu. Objektif de o akşam bu kategoriye dahil en sert isim olarak bir halk konserine imza atıyordu. “Biz Halk Rock yapıyoruz” mottosuyla yola çıkan bir gruptu neticede. Bu bağlamda seyirci sayısından çok kitleyi merak ediyordum. Ve elbette grubun playlist’ini de.


Genelde Black Sabbath şarkılarıyla konserlerine başlayan grup bu sefer son çalışması “Hey Sen” ile giriş yaptı. Ve 35 yıllık hikayelerinin köşe başlarına yerleşmiş şarkılarını peşpeşe ateşlemeye başladı. “Loş Akşamlar”, “Kerkük Zindanı”, “Can Suyu”, “Fahişe”, “Olabilecek”, ve “Dağlarda” gibi kemikleşmiş Objektif şarkılarıyla bizleri mestettiler. Gençlerin yanı sıra benim gibi, grubu başından takip eden bir kitlede vardı, Esenler bölgesinde ikamet edenler de. Vecdi Yücalan ve ekibi hepsini avucunun içine almasını bildi. (Burada bir parantez açıp, farklı bir seyirci kitlesiyle grubun hayranlarının, başka bir ortak bir etkinlikte bir araya gel(me)melerine değineyim. Son yıllarda “rock festivali” adı altında düzenlenen etkinlikler hepinizin malumu. Çoğu festivalde adı asla “rock”la anıl(a)mayacak bir çok değerli ismi görüyoruz. Onbinlere hitap eden bu festivallere katılan seyircilerin tamamı da elbet rockçılardan oluşmuyor. Orta noktayı bulmak lazım. Hal böyleyken bu işin temelini oluşturan ve Objektif gibi 35 yıl ve daha üstü emek sarfetmiş “harbi” rock gruplarını da o festivallerde görmek istiyor insan. O akşam türbanlısından marjinaline, salondaki kitleye şarkılarını sunarken bu detay geldi aklıma).  Seyirciyle olan diyaloğu da her zamanki gibi çok iyiydi. Balıkesir’den konser için oğluyla konsere gelen ama feribottu, İstanbul trafiğiydi derken konserin ortalarında ancak yetişebilen bir babanın isteğini kırmadı ve Vecdi (benim seyrettiğim onlarca konser de dahil) hiç yapmadığı bir şeyi yaparak “Dağlarda”yı yeniden seslendirdi, bir kez daha gönüllerimizi fethetti. 


Halk konseri olmasından mükellef, playlistte bir “yumuşama” olur mu düşüncesindeydim; bazen “Çanakkale İçinde”, “Uzun İnce Bir Yoldayım” gibi türküleri repertuarlarına alıyorlardı ya, oradan biliyorum. Bu sefer Can Gox’a da selam göndererek bir Kul Nesimi*** şaheseri olan ve “Ben Melamet Hırkasını” diye bildiğimiz “Haydar Haydar”ı seslendirdiler. Benim çok bayıldığım “Mutlu Ölüm” ve her konserlerinde “rockajandası” Hakan Kibar’a adadıkları “Künye” bize özel şarkılardı. İBB’nin ayırdığı süre kısıtlıydı ve birkaç şarkıyı eleyip “Hayal Et” ile konseri bitirdiler.



Konser bitiminde hayranlardan gelen imza ve fotoğraf teklifini tereddütsüz kabul eden ekip salon dışında nefis an(ı)lara imza atmamıza sebep oldular. Kimseyi geri çevirmeden imza, video, fotoğraf tüm talepleri yerine getirdiler. Tüm kasetleri toplarlayıp imzaya getiren bir genç arkadaş benim otuz yıl önceki heyecanımı yaşıyordu birebir. Ben de otuz yıl öncesini…

SİNAN DOYAN


 * Dört Büyükler: Yıllardır konu ile ilgili yazdığım yazılarda bahsi geçen dört grubumuza daha geniş yer vermişimdir. Beni tanıyanlar bilir ki; Devil, Whisky, Kramp ve Objektif grupları benim çok kafa yorduğum ve mesai harcadığım, aynı zamanda yakınen tanıdığım arkadaşlarım.


 ** Ercüment Vural: Samsunlu. Vecdi gibi. Hatta o yıllardan arkadaşlar. Multi enstrümantalist; bas gitar ana enstrümanı olmasına rağmen çalmadığı yok. Ve söylüyor da. 90’larda birçok pop albümünde çalışmasına rağmen caz ve latin’e daha çok eğilmiştir. Yeşim Salkım’ın çıkış şarkılarının çoğunda imzası bulunan usta müzisyenin alamet-i farikası elbette “Gemiler”dir. 


*** Kul Nesimi: ”kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni” diye nefis sözlerle başlayan “Melamet Hırkası”nın yaratıcısı, Alevi-Bektaşi halk ozanı. “Nesiminin derisini yüzen gelsin, işte meydan”da geçen Seyyid Nesimi ile karıştıran çoktur, benim gibi. Yalın bir dille yazdığı en sade bir olayı bile etkili şekilde bize aktarabilmiş bir ozandır. Çok az eseri günümüze ulaşmış olsa da elimizdekiler bile tokat gibidir. Yari, ile hoş olup olmadığını sorana “hoş olayım, hoş olmayım, o yar benim, kime ne” diye ayar verecek kadar da nettir… Vecdi Yücalan’ın, bu şarkıyı bile isteyerek repertuarına aldığına şüphem yok; zira 35 yıldır benzer ayarları da kendisi veriyor bize…




  


16 Aralık 2022 Cuma

Objektif "Hey Sen" ile Şaşırttı.



Bir yıllık bir aradan sonra Objektif'in "Hey Sen" ismiyle çıkacak olan yeni single'ının haberini geçen hafta duyduktan sonra merakla bekledim. Merakım bugün son buldu ve merak yerini şok ediciliğe bıracaktı. Parça alışılmışın dışındaydı ama Objektif soundundan vazgeçilmiyordu. Grubun hard rock tavrı Ortadoğu motifleriyle birleşiyordu. Hadi, daha fazla içimde tutmayıp söyleyeyim; müziği ilk duyduğumuzda "arabesk" diyebiliyorduk. Her ne kadar bu yargıyı koymuş olsak da sözler tam bir tezat oluşturarak umudu körüklüyordu. 

Şaşırtıcılık dediğim şey sadece müzikal yönden kaynaklanmıyordu... Bir iki gündür İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yapılan hukuk darbesine karşı karşı verilen bir ses gibiydi. Tabi bunun olmasına imkan yok ama parçanın içindeki "Yaşanacak güzel günler var, ..." bölümü gündeme yeniden oturan "Her şey Güzel Olacak!" sloganı gibiydi. 

Objektif, "Hey Sen" isimli bu yeni şarkısında alışıldık rock formatına keman, perküsyon ve klarnet ekleyerek bizi şaşırtan bir deneye girişmişti. “Hey Sen”in kayıt sürecinde gruba, klarnette Göksun Çavdar, yaylılarda İstanbul Strings ve Ömer Öcal, vurmalı çalgılarda ise Mehmet Akatay eşlik ediyordu.

Bir hafta önceden sosyal medya üzerinden verilen duyurularda parçanın çok kısa bir bölümünü duyup, ilk tepki olarak içimden, "Ne yapıyor be bu adam!" diyecektim. Tabi her ne kadar Objektif grubundan bahsediyor olsak da benim "Adam" diye şarladığım kişi grubun kurucusu ve solisti Vecdi Yücalan'dı. İşte bu ilk tepki ile parçanın çıkışını bekledim. Tümünü dinlediğimde tepkim yerini şaşkınlığa bıraktı. Aklımdan ilk geçen de "bu yeni bir konsept albümün ilk çalışması" gibisinden bir beklentiye kapıldım. Vecdi ile böyle bir görüşmemiz olmadı ama ben parçayı ilk dinlediğimde bu hisse kapıldım. Buna sebep olan da doğu ezgileri ve enstrümanların katılmasıyla grubun tehlikeli bir deneye girişmiş olması. Hatta işi daha da zorlaştırmak için, "Bu şarkı arabesk yahu" denilme riskini de üstüne almış. 

Rock grupları parçalarına doğu ezgileri ya da arabesk etkilerini müziklerine katmayı, genellikle pazar alanını genişletmek ve popüler piyasaya göz kırpmak için yaparlar. Objektif'in "Hey Sen" isimli parçasında böyle bir şey olmadığı gibi, var olan rock dinleyicisini de kaybetme riski var. 

Objektif'in yeni çıkan "Hey Sen" single'ındaki bu yeni bakış beni rahatsız etmedi, tam tersine heyecanlandırdı. 35 yıla ulaşan müzik geçmişinde 5 stüdyo, 2 konser olmak üzere 7 albüm yapmış Objektif geçmişten yemek yerine yeni bir yol açıp, denemeye girebilecek cesareti gösteriyor. Bu arada aklıma yıllar önceki Deep Purple sounduna giren oryantal etki geliyor. Purple'ın müziğine klasik müzik etkisinin girişi kadar değerliydi bu katılım. 

Objektif ilk andan bu yana kadar kendini defalarca yenilemiş ama o hard rock soundundan hiç ama hiç ödün vermemiştir. Benim kafama takılan, "Hey Sen" ile başlayan bir yeni süreç mi yoksa kısa bir deneme mi? Bakalım onu da zaman gösterecek.    

Aptulika




 

 

6 Aralık 2022 Salı

Objektif'in basgitaristi Murat Tükenmez'in ilk solo teklisi



1992 yılında Galatasaray Lisesi bahçesinde verilen belki de tek konseriydi Red grubunun, o dönemde yaptıkları "Future we Saw" isimli kaset demolarının bazı özel arşivlerde hala saklandığına eminim. Red grubu Progresif metal yapan özel gruplardan biriydi. Yıllar içinde grup elemanlarından gitarist Can Atacan'la dostluğumuz sürdü. Can, müzik ilgisini hiç koparmasa da akademik hayatla haşır neşir olarak yaşamını sürdürecekti. Ancak grubun basgitaristi Murat Tükenmez, müziğin içinde faal olarak kalan tek Red elemanı olacaktı.  

Red dağıldıktan sonra Murat'ı, Engin Yörükoğlu Abinin Jazz Stop isimli mekanında Moğollar ile çalarken görecektik. Bir ara gözden kaybolan Murat, 1990'ların sonunda  Cem Karaca'nın bar konserlerinde görünecekti. Sonrasında Bulutsuzluk Özlemi'nde çalışan basgitarist, Cool Green, Malabadi,  Garaj Band, Sustain, Serkan Civelek, Serdar Öztop, Haluk Levent, Bertuğ Cemil, Cem Özkan, CINS, Fish&Chips, Sünger, Laika69, Eren Dutlu Trio, Rockzen, Karışık Kaset, Repertuar Köpekleri, Rockustika  gibi bir çok grup ve sanatçı ile sahneye çıkacaktı.

Şimdilerde Objektif ve Tuncer Tunceli Blues Band  ile müzik hayatına devam eden Murat Tükenmez bu hafta solo olarak ilk single'ı da çıkardı. 

"Seninle" ismini taşıyan bu ilk Murat Tükenmez çalışması bugünlerde dijital müzik platformlarında dinlenilebilir. 

Murat'ı ses olarak ilk defa dinliyorum... Yumuşak ve sıcak tonda vurgu yapan vokalin arkasında o dolgun ve güzelim bas gitar sesi harika bir uyumda. Objektif'in konserlerinde sert rock düzeninde bas gitarın güçlü tınısı gümbürderken Murat'ın suratındaki hafiften gülümseme ile kendinize gelirsiniz. O gülüşün samimiyetinden kuşku duymanıza imkan yoktur. İşte çıkan bu ilk solo tekli "Seninle" de böyle bir şey. 


APTULİKA

 

 

28 Aralık 2020 Pazartesi

Anılarda Dondurulmak İstemeyenler!



Kebap kokuları arasındaki tavernadan devşirilmiş ocakbaşı mekanında sahneye bir piyanist şantör çıkar, viskisinden bir yudum alır ve ekolu mikrofonuna eğilerek, "Ooo, Ali Bey de buradaymış, sefalar getirdiniz efendim." terennümünü yaptıktan sonra tuşlara basarak fantezi şarkısına başlar:

Anılar, anılar, şimdi gözümde canlandılar

Anılar, anılar, beni bu akşam ağlattılar


Facebook, instagram, twitter ve her ne varsa rock adına paylaşımları gördüğümde hep bu sahne aklıma geliyor. Kimi zaman bir bakıyorsunuz telefonunuza bir mesaj gelmiş, merakla bakıyorsunuz, cukkadank biri eski bir fotoğrafı burnunuza sokuveriyor. 

Anılar güzel ama hayat devam ediyor, üretiyoruz ve yeni yaptıklarımızı paylaşmak istiyoruz, ne gezer...varsa yoksa anılar. 

Diyelim eski bir grup yeni çalışmalarıyla bir konsere çıkıyor. Konseri kimse dinlemiyor herkes o eski günler üzerine sohbette. Konser oluyor mu sana Falan Lisesi Pilav Günü.  Dünyaca meşhur bir rock grubu yeni albümlerinin turnesi kapsamında geliyor. Yeni albümden değil herkes 50 yıl önceki parçalarını istiyor. Anılar güzel ama yeni işler üreten insanlar için bir zulme de dönmesi kaçınılmaz.  

Objektif yılların rock grubu ve onları hala "Samsunlu grup" diye biliriz. İlk albümleri "Tımarlı Hastane"den kapak fotoları ve video, ses kayıtlarını temcit pilavı gibi paylaşmaya doyamayız. Oysa Objektif bu güne kadar onlarca albüm yayınladı. Konserleri ise her an daha yenilenerek ve çıtayı yükselterek sürdü.  Bu korona duvarı olmasaydı kesinlikle bu yıla Objektif konserleri damga vuracaktı. Peki bunu nerden mi çıkardım? O zaman anılara dönelim ama öyle 30 yıl öncesine falan değil, bir yıl öncesine. Hoş o bir yıl ara öyle bir ara oldu ki...Korona, pandemi, kovit derken bir sene değil on sene gibi geldi. 

2019 yılı ülkemiz rock müziği adına önemli konserlerin olduğu bir yıldı. Erken yaşta kaybettiğimiz Çağlan Tekil'in mimarı olduğu konserlerle rock adına çok ciddi buluşmalar sağlanmıştı. "Laneth Bir Gece" adıyla yapılan konserlerden birinde de Objektif yer almıştı. IF/ Beşiktaş'ta yapılan bu konserin görüntü kayıtları video olarak yayınlanmıştı. Bu ayda o konserin kayıtlarının ilk bölümü "Açmıyor Yeşil Vol.1 " olarak yayınlandı. 

30 yıl önceki "Lanetli Konserleri" yeniden günümüze "Laneth Bir Gece" diye taşıyan Çağlan, bu konser dizsinde müzik hayatına uzun süredir ara vermiş olan grupları da sahneye getirmişti. Hatta bunlar arasında her elemanı profesör olan Dr. Skull'ı tam tekmil konsere çıkacak coşkuya getirmişti. Değişik zamanlarda "Laneth Bir Konser" adıyla değişik tarihlerde sanırım 4  konserle bir çok eski grubu yıllar sonra bizle buluşturmuştu. Bunlar arasında müziğe ara vermemiş gruplar da vardı... işte Objektif'te onlardan biriydi. 2019'daki o konserde sahne tasarımı, ses mühendisliği, kostüm ve tabi bütünüyle performans harikaydı. Konseri izlerken tam fark edememiştim ama sonradan çıkan video kayıtlarını izlediğimde parça sürelerinin işlenerek bilinen sürelerinin iki, üç katına çıktığını bile görecektim. O gün o konseri izleyenler de bu performansı görüp, "Vay be yıllar sonra adamlar nasıl şeyler yapıyorlar" bile demiştir. Ben grubun her dönemini bildiğim için böyle bir şey demesem de o gün orada çıkan performansa gerçekten şaşırmıştım. Açıkcası Objektif'in bu konserden bir iki ay önce verdiği Taksim DoRock (hani o uzun koridor gibi olan yer) konserini izlememiş olsam çıkan ses kalitesini sadece IF/ Beşiktaş konserinin organizasyonunun profesyonelliğinin kalitesine yükleyecektim. Bilenler bilir o  uzun koridordan oluşan canlı müzik yapmak için ses tesisatı için sorunlu bir mekanda Objektif'i o koridorun en kapıya yakın bölümünde dinlediğimde açıkcası kalp krizi geçirebileceğimden korkmuştum. Sahneye oldukça uzak olmama rağmen müziğin sesini göğsümden yukarı doğru bir basınçla hissedecektim. Sonra IF/ Beşiktaş konserinde bu soundu daha geniş bir konser mekanında daha rafine bir şekilde hissedecektim. 

Bundan 20 yıl önce falandı ve Objektif'in "Sokağın Sesi" ya da "Künye" albümü zamanları albümü zamanı olabilir, Maslak Venue'de yapılan bir konserde de çıkan ses mühendisliği başarışına şaşırmıştım. Sonrasında Deep Purple'ın Antalya konserinde açılış grubu olduklarında da bu çıta daha da yükselmişti. Geçen yılki IF / Beşiktaş konserinde ise bu daha da ötelere varmıştı. Şimdilerde o konserin kayıtlarının ilki "Açmıyor Yeşil VOL.1" adıyla albüm olarak yayınlandı. Yani Objektif başladığı günden bu yana hiç durmadı... yoluna devam ediyor hala!

Peki siz orda mısınız?

Aslında bu yazıya görsel olarak Objektif'in Tımarlı Hastane kasetinin kapağını koyup, bir de eski anı patlatsaydım, bol tıklama alırdım... Ama yapmıyorum, çünkü ben bu zamandayım ve bu zaman için yeni yazı ve çizgi üretmek istiyorum.

Selamlar.

Nokta

Aptulika

28 Aralık 2020

Şimdiki ve Gelecek Zaman 


14 Aralık 2020 Pazartesi

Objektif'ten Açmıyor Yeşil VOL.1 (LIVE)



Objektif, 2019 yılının Mart ayında "Laneth Bir Gece - 3" kapsamında IF Performance Hall'de verdiği konserden parçaları "Açmıyor Yeşil Vol.1 (Live)" adıyla konser albümü olarak yayınladı. 11 Aralık 2020 tarihinde, Avrupa Müzik etiketiyle çıkan albüm tüm dijital platformlarda bulunabiliyor.

Vokalde Vecdi Yücalan, bas gitarda Murat Tükenmez, gitarlarda Umut Mutku ve Çağlar Abanoz, davulda Melih Yüzer'den kurulu Objektif, 2019 'ün Mart ayında verilen konserden sonra  Ayhan Tecer (Artı Production) yönetmenliği ve  Mengütay Beyribey kurgusuyla "Açmıyor Yeşil / 2019 Live" adıyla video olarak yayınlamıştı... şimdilerde de bu konserin ilk bölümü konser albümü olarak yayınlandı. 

Hayal Et, Yuh (Ağıt), Yakanlara ve Fahişe isimli parçalardan oluşan "Açmıyor Yeşil Vo.1 (Live)" bir EP ( mini albüm) olarak tanıtılmış ama otuz dakikayı aşan süresiyle bence ikili (double) bir plağın ilki olabilir gibi geldi bana. Gönül isterdi ki "Vol 2"de çıktıktan sonra ikili bir albüm olarak plak formatında da çıksa ne güzel olur, derim. İçinde konserden fotoğrafların olduğu  bir plak yakışırdı ama olur mu olmaz mı bilemem. Öyle bir tüyo falan almış, yol yapıyor da değilim. Ben şimdiden bu albümü dinlerken bir plakmış gibi dinliyorum. 

Aptulika

Not: Madem bu konser albümü "Vol.1" benim bu yazıdan sonra devamı da gelecek gibi. Kafamda Vol 3'e kadar yazı var, çıktığında sizlerle paylaşırım. 

20 Ocak 2020 Pazartesi

Objektif'ten konser albümü: "Açmıyor Yeşil"


Objektif 2019 yılı Mart ayında "Laneth Bir Gece - 3" kapsamında
IF Performance Hall'de harika bir konser vermişti.  
O konserin kayıtları şu sıralar bir mini albüme dönüşüyor.
Objerktif'in bu konser albümü 24 Ocak 2020'de çıkacak ve tüm dijital platformlarında yerini alacak. 
Objektif'in EP'sini ismi ise, "Açmıyor Yeşil" 


26 Ekim 2019 Cumartesi

Rock'ın Objektifinden GÖRME BİÇİMLERİ.

Objektif'in yıllar önce yaptığı "Tımarlı Hastane" albümündeki şarkı sözleri bugün için de protest geçerliliğini koruyor. Protest dedim ama sadece bir karşı çıkış ya da muhalif olma değil, lirizmi kuvvetli şarkı sözleriydi bunlar. Belki de bu yüzden yıllar içinde çevreci ya da muhalif rock etkinliklerinde hiç bir zaman kimsenin aklına Objektif'i davet etmek gelmedi.



Gençliğinizde severek dinlediğiniz grupları yıllar sonra gene seviyor olsanız da ya bazı şeyler naif ya da eksik gelir. O ilk yılların coşkusu içinde hoş görürsünüz. Bu bende özellikle Türk Rock gruplarının ilk albümlerini dinlerken sık sık olur. Her şeyi o eski yılların fotoğraf karesinde görür ve "hey gidi günler hey " dersiniz. O sararmış fotoğraflardan bu güne akıp gelen bir başka sözcük de, "Nereden nereye"dir. Yıllar içinde nice grubun bugün geldiği nokta başka bir şeydir.

Objektif grubunun ilk yaptığı albümden bu yana 30 yıl geçmiş ve   dolu dolu çalışmalarla çıtayı hep yükselterek şimdiki  zirveye ulaşmış. Bugüne kadar 5 albüm yapan grup, hem konser hem kayıt hem de müzikalite olarak yüksek bir rakıma ulaştı ama ben dönüp dönüp 1990 tarihli ilk albümü olan "Tımarlı Hastane"ye dönüyorum. Hele geçenlerde albümü tekrar tümüyle dinlediğimde gözden kaçan nice şeyi tekrar keşfettim. Aradan neredeyse 29 yıl geçmiş ve onların bu ilk adımı bugün için de geçerliliğini koruyor. Belki kayıt eksiklikleri söz konusu olabilir ama hem beste hem de anlatım açısından bugün değil, 20 yıl sonra yapılmış olsa gene de geçerliliğini korur. Grubun kurucusu Vecdi (Yücalan) şimdi bana kızacak ama o albüm bu diyarlara değil dünyayı hedefleyen bir içeriğe sahipti.

Konuyu biraz daha açmam gerekirse, o ilk albümdeki anlatımla bugünkü hali birbirinden kopmaz bir bütünlükte. Buraya kadar söylediklerim müzikal boyutuylaydı. Şarkı sözlerine gelince durum daha da şaşırtıcı. Protest anlatımlı grupların 30 yıl önce yaptıkları parçaları dinlerken o günün anıları, sararmış fotoğrafları fonu oluşturursa bir anlam ifade eder. Özellikle bizim gruplarımızda dönemin ruhuna uygun ama bugün hafif tebessüme neden olacak karşı çıkışları görürüz. Dediğim gibi dönemin eski fotoğraflarının eşliğinde bir anlamı vardır. Oysa Objektif'in yıllar önceki "Tımarlı Hastane" albümündeki şarkı sözleri bugün için de protest geçerliliğini koruyor. Protest dedim ama sadece bir karşı çıkış ya da muhalif olma değil, lirizmi kuvvetli şarkı sözleriydi bunlar. Belki de bu yüzden yıllar içinde çevreci ya da muhalif rock etkinliklerinde hiç bir zaman kimsenin aklına Objektif'i davet etmek gelmedi.

Tanıdığım ilk günden bu yana grubun kurucusu Vecdi'nin bu beslenmeyi nerden sağladığını hep merak etmişimdir. Aramızda kalsın bol kitap okuduğunu falan bile düşünmüşümdür. Ama ona sorarsanız, "Kitap pek okuyamam" der. Oysa bana göre o bir mühendis zekasında, akademisyen bakışında bir müzisyen. Hatta o ilk albümü dinlediğimde resim ve plastik sanatlar konusunda da alakalı biri olduğunu sanmıştım. Bu soruları yıllar içinde düşünürken, en sonunda cevabı buldum... Rock'n Roll sadece bir müzik değil, tam aksine yaratıcılığın geniş ufku ile diğer sanat dallarıyla da alakalı. Plastik sanatlarla ilgili olan biri Rembrandt'ın "Gece Nöbetçisi" tablosuna bakarken rengin ve ışığın kullanımına dikkatini çekerken, diğer bir göz konser esnasındaki ışık düzenini görür. Görme biçimleri işte tam da böyle bir şey.

Geçen yıl başladığım Görme Biçimleri bugüne kadar onun üzerinde etkinlik olarak gerçekleşti. Sanat yapıtlarının eşliğinde bir çok konuya yer verdik. Bunlar kimi zaman (tabiki ister istemez) rock ile de buluştu. Bundan sonra bazı bazı konuklara da yer vereceğiz. İlerde düşündüğüm konuklar arasında ressam, heykeltraş, fotoğraf sanatçısı da olacak. Ancak ilk konuk olarak Objektif grubundan Vecdi Yücalan'ı düşündüm. Onun rock anlayışının çevresinde sanat yapıtlarının izini süreceğiz. Ama hiç bir şey belli olmaz bakarsınız gene sadece rock konuşuruz. Vecdi'nin dediği gibi "Rock'n Roll bööle bişi!"

Aptulika


Görme Biçimleri 15 günde bir , Çarşamba günleri, Kadıköy'deki Eskici Gizli Bahçe'de devam ediyor. Bundan sonra (her programda olmasa da) ara sıra konuklar da ağırlayacağız. Bu Çarşamba yapılacak Görme Biçimleri'nin ilk konuğu da Objektif grubunun kurucusu ve emektarı Vecdi Yücalan olacak. 




17 Mart 2019 Pazar

Laneth Bir Gece-3 de 90'lara seyahat



Doksanlı yılların müzikteki bereketli  günlerine doğru yine bir zamanda yolculuğa çıktık, geçen akşamların birinde. 
Kısa bir süre önce Kerim Çaplı ile ilgili yazarken de bahsetmiştim ama, bu konserde başka bazı anıları depreştirdi, biraz da onlardan bahsedip, onları analım yazının başında ...



90'lar  “Rock, metal dergi ve fanzinleri ile beslenen yıllar “ 

90'ların rock coşkusunun zirve günlerinde özellikle bilgi kaynaklarının sınırlı olduğu dönem şartlarında fanzinler önemli bir misyon görmüş ve de katalizör olmuşlardır. Stüdyo İmge, Rock Kazanı, Güneş Gençlik ve Çalıntı  gibi (adını hatırlayamadıklarım da vardır) içerikleri, tarzları ve kaliteleri farklı resmi dergiler,  ayrıca uzun süredir muhalif olmak ve de farklılıkların sesi gibi önemli işlev gören dönemin mizah dergilerindeki (Hıbır , Şebek vb ) bazı köşeler yanı sıra  birçok ve de fotokopi ile hayatına başlayıp zaman içerisinde matbaalarda basılıp rekor baskılar yapan fanzin/dergilere de bu işin içinde en önemli yerleri almışlardır.  Dolayısı ile konsere geçmeden kısaca onlardan bahsetmek gerekir. Aralarından  en önemlilerinden ikisinin adını anarak (Biri bu konsere de ismini vermesi nedeniyle Laneth, diğeri de benim de içinde yer almam  yanı sıra kaliteli içeriği ile de Rock Dünyası. Mondo Trasho , Mega Metal vb. )  diğerlerine bir selam çalıp her birine emek vermiş olanları da selamlayalım. Çünkü o dönem için çok önemli bir  kaynak olmak gibi bir misyonu üstlendiler. Hatta,  ta ki internetin hayatın içine iyice girmesine kadar da değerlerini ve kıymetlerini sürdürdüler. Çünkü rock, metal ve punk gibi türlerin resmi yayınlar ile süreli ve sürdürülebilir mücadelelerinin zorluğunu ve neredeyse imkansızlıklarını o işin içinde olan herkes yakinen bilir. Mizah dergileriyle başlayıp, rock kültürü dergi ve fanzinleri ile devam eden bu dönem ayrıca bir yeraltı edebiyatının gelişmesine de ciddi katkılar yapmıştır. Bu dönem hem müzik dergileri, hem fanzinlerin hem de bir süredir zaten çok başarılı giden mizah dergilerinin altın çağıdır denilebilir. Üzerine dünyadan örnekleri birbiri ardına çevirilenlerle beraber gelişen Türk Yeralatı edebiyatı örnekleri de bu dönem eserleridir. Dönemi böyle hatırlayınca keşke bugün de hafif aksak düzen de  bir fanzin çıkarabilsek, ah keşke demek mümkün tabii. Ama artık dijital çağdayız, o dönemler geride kaldı, gerçek olan bu. Aslında Blues Perişan Blog’da benzerleri ile beraber ( Deli Kasap, Meridyen , Rotka vb )  bir nevi günümüzün internet üzerindeki benzer yayını da sayılmalıdır. Şimdilerdeki  yirmili yaşlardaki gençlerde muhtemel bir 25 yıl sonra bir araya geldiklerinde “Ah nerede bizim o dijital uygulamalar üzerinden paylaştığımız müzik, oyun, film, dizi  vs  günlerimiz “ deyip bir araya gelip yad edecekler hiç şüphesiz ... Biz de  bu defa   BLOG sayfalarımızı anmak için etkinlik düzenleriz, napalım ! 

  Laneth ve Rock Dünyası örnekleri 

Laneth dönemin en popüler ve bilindik heavy metal fanziniydi, ben o dönem daha çok klasik rock, hard rock ve rock kültürünün temel taşlarını olan ekiplere yoğunlaştığım için "Rock Dünyası" kadrosu ile tanışmıştım. Benim de Janis Joplin'i yazdığım sayının yedi, sekiz ( hatta belki daha fazla ) baskı yaptığını anımsarım. Bir fanzin dergiyi yaratmak gerçekten hiç kolay değildi. Rock Dünyası fotokopi sürecini aşıp dizgi ve matbaa baskı aşamalarına geçmiş ve   ciddi bir dergi havası ve kalitesini yakalamıştı son zamanlarında, bu vesile ile Süleyman'ın da bu uğurdaki kişisel, özverili çabalarını ve mücadelesini anmak ve bir selam göndermek isterim.  Bu dergilerin ortaya çıkarılmasında  harika bir ruh, enerji, heyecan ve komünal bir  çalışma ve görev dağılımı olurdu.  Yazmaya karar verilen grup ya da  müzisyeni araştırmak, hakkında bilgi  bulmak hiç kolay değildi.  Açık kitap pazarlarında ( Beyazıt meydanı , sahaflar vb )  ikinci el dergi tezgahlarında ki yabancı dergiler, eski Stüdyo İmge dergileri , plak kapaklarının iç yüzlerinde varsa eğer grup biyografileri, fotoğrafları, fotokopilerle çoğaltılmış  rock kitap ya da ansiklopedileri  elden ele dolaşırdı ( Bunlara ulaşmakta öyle kolay değildi tabi, kaset tezgahlarında, ara sıra yapılan konserlerde ya da  yeni yeni açılan barlardaki ortamlardaki tanışıklıklar paylaşımları da beraberinde getirebiliyordu.  En azından ben  yazılarımda bu yolları izlediğimi hatırlarım, büyük bir keyifle  elimde sözlük, kaynakları derler ve sarı teksir kağıtlarına sayfalarca tükenmez kalemler yazar, sonra son temize geçirilmiş halini, en sonra imkanımız varsa  bilgisayar ( büyük bir firmada çalıştığım için vardı )  ya da daktilo ile yazar son halini verirdik.   Hey gidi günler hey ...
Laneth 'de bu dönem heavy metalin katalizörüydü .. Ben de daha ziyade o dönem türe olan mesafemden de dolayı  göz gezdirici bir Laneth  takipçisiydim diyebilirim. 


Konser  : Laneth Bir Gece - 3 

İşte  8 Mart 2019  Cuma akşamı da  Laneth'in yaratıcısı  Cağlan Tekil'in üçüncüsünü düzenlediği (ilk ikisini maalesef kaçırmıştım)  bu efsane buluşmaya katılma şansını yakaladım.  Öncekileri, Aptulika'nın, Murat Beşer'in yazılarından, giden arkadaşlardan duymuştum şüphesiz.  Konserin misyonu, uzun  süredir müzik piyasasından uzak duran dönemin önemli gruplarını yeniden sahneye çıkarmak  ve  ( Cultus , Pagan , The Climp , Kramp gibi )   halen devam eden şahane gruplara da  (Razor ve Objektif) seyirci ile buluşma şansı vermesi ve bir saygı gecesi hüviyetindeydi. 
Doğrusu kapıya vardığımda  Razor ve Pagan bitmişti. Zaten, sevgili Nezih Onur'un aramızdan ayrılmasından sonra Kramp şarkıları bana bir tuhaf gelir olmuştu ! ( Lan ne bu be !) Bu vesile ile Nezih üstadı rahmet ve saygıyla analım.  

Neyse birkaç soğuk takviye ile kendimize gelip,  Caltus 'u izlemek için içeri girdik, ilk dikkatimi çeken vokalistin mikrofonu oldu. Kafa- kulaklık mikrofonu kullanıyordu.  Yerecek bir şey değil ama yine de  gözüme ve algıma tuhaf geldi, mikrofon bana göre sahnede müzisyenler kadar olmasa da yine de bir figür gibidir derim ben. Müzik ve ses temiz geliyordu, yirmibeş yıl sonra bu konser için bir araya geldikleri söyleniyordu bu açıdan bakıldığında sürdürülmeyen bir kariyer için bu performansa sadece şapka çıkarıp saygı göstermek gerekirdi, ben de tam da bunu yapıyor ve kendilerini ayakta alkışlıyorum.  
Ara oldu , bizde  90'lardan gelen, o yukarıda bahsettiğim  günleri paylaştığım ve  uzun zamandır  görüşemediğim kadim dostum  Ozzy ( Ümit Özgür ) ile  dışarıya çıktık. Katılımcı tayfasının yaş ortalaması ve muhabbeti  90'lara zaman tünelinde ışınlanmak istercesine enerji doluydu. Belki de gelenler o yıllarda ki  gençliklerini arıyordu biraz da, kim bilir ? Ama şu bir gerçek ki, o akşam orada olan herkesin  vefalı birer dost olduğunu da unutmamak gerekir, Türk Rock Müziği'nin samimi  ve vefakar dostları.



Ve Objektif 

Şimdi sırada  benim o akşam orada performansı için geldiğim yegane grup olan Objektif vardı. Uzun rock yürüyüşüne 80’li yıllarda  Samsun’dan başlayan Vecdi ile  bu sayfaların yaratıcısı sevgili dostum Aptulika 'nın Taksim Baraka'da ki Blues Perişan akşamlarında dostluğumuzu pekiştirme şansı bulmuştum, resmi  tanışıklığım ise  90'larda bir Gitar Cafe akşamına dayanır, ama unutulmuştur. Objektif aslında bana göre Vecdi demek, otuz yıllık bir macerada  - konserde de ifade ettiği gibi -  çok yoldaşları olmuştu ama yegane o hep oradaydı.  Grubun adı sanki  onun misyonuydu da,  aynı zamanda rock ile de bağdaşan bir objektifliği vardı. Objektif'te  Vecdi'nin  bestelediği ve yazdığı parçalarda hep hayata dair  hikayeler bulursunuz, hiç bir şarkı boş değildir, nakaratı bile manidardır. Bir şeyleri ya da bazı şeyleri  idare etmez Objektif parçaları, onlara direkt temas eder, dokunur, yeri geldi mi bodoslama tam yerinden girer, silkeler, sarsar, gerek görürse yıkar geçer ...  ( Ansızın bir infilak, burada akılma Break On Through gelir - The Doors'dan. Gerçi Objektif daha ziyade  Black Sabbath, Deep Purple'dır bence ya, olsun varsın .)  Bu yüzdendir ki Vecdi ile özdeşleşmiş alameti farikası da  her konserde  tekrarladığı gibi "Rakın Roll böyle bişey" dir.  Rakınroll böyle bir şey olmamış olsaydı bilirim ki Objektif'de olmazdı. Ama O bunu söyleyecek başka bir yol, mecra  bulmuş olurdu.  Neyse ki rakın roll  vardı ve böyle bir şeydi !

Sahne’deki Dev 

Yoksa, "Yuh", "Loş Akşamlar", "Fahişe", "Hayal-et", "Künye", "Yorgunsan Vazgeç", "Dağlarda Sitem Var", "Mutlu Ölüm",   "Tımarlı Hastane"  ve diğerleri de  olmazdı.  O akşam bir kez daha gördüm ki  Vecdi'de  ustalarının en başında gelen Cem Karaca ve ekolü gibi  sahneye çıktığında, müzik başladığında ve o mikrofona uzandığında; söylemeye başladığında devleşiyor, büyüyor da büyüyor ve sahneyi de kaplıyordu.  O akşam da öyle oldu.  Ona eşlik eden  Umut , Murat , Çağlar , Onur 'un da büyük katkılarını unutmadan hiç şüphesiz.  İyi ki vardınız bu  Laneth Bir Gece'de!  İyi ki varsın ve de iyi ki dostumsun be Vecdi ve de iyi ki yelkeni Samsun’dan İstanbul’a çevirmişsin  ve de gitarın ve rock müziğin peşine düşmüşsün  iyi ki ...  
Kulaklarımızın ve ruhumuzun pasını sildiniz o akşam orada, hepinize binlerce teşekkür. 

Not:  Maalesef ki  gecenin yorgunluğunun bedenimize yaptığı baskının da nedeniyle son grup Climb’a  kalamadım, benzer organizasyonlarda, grup sayısı azalmasa da sahne süresi ve parça sayısına bir bakmak gerekebilir belki de, ya da bir sonrakini daha ılıman bir günde açık havalı bir yerde tertipleyip gündüzleyin başlamak daha  bir şenlik havası da verebilir. 

13 Mart 2019 - Üsküdar 

7 Mart 2019 Perşembe

Objektif olamayacağım... çünkü o YOLDAŞ!


Yasaklı kelimelerden biri değildi, "Yoldaş".  Belki de ulu orta kullanırsanız, bazı yerlerde başınız belaya girerdi. Soğuk Savaş denilen yıllarda yani 1980 öncesi Türkiye'de, şimdilerde sağ sol çatışması denilen zamanlarda sosyalist kanatta yer alıyorsanız fikirdaşlarınıza "Yoldaş" derdiniz. Eğer bunu sağ bir çevrede söylerseniz size derhal "Gomonist" derlerdi. Bana kalsa imla hatası dışında bir mahsuru yoktu ama en iyi ihtimalle sopa yerdiniz ve eşek de sudan gelmezdi bir türlü. 
"Yoldaş" için sağcıların cevabi sloganı "Komünistler Moskova'ya" diye dile gelirdi. Oysa bu hitap şekli ne Rusça idi ne de Marks ile alakalıydı; öz be öz bizim dilimizden ve Anadolu kültüründendi. Öyleydi öyle olmasına ama gel gör ki o zamanlar içinde yasaklı değildi belki ama sakıncalı, bir o kadar da ağır bedelliydi. 
Ben o yıllarda "Yoldaş" lafını pek kullanmadım galiba. Bunun sebebi de onu hak edecek kadar devrimci olmadığımdandı belki de. Bu arada hala aynı dünya görüşündeyim ama o zamanda şimdi de fazla ötesi olamadım. Ne yapıyorum yahu ben... yazıya bir giriş yapayım dedim konu sınırlarını aştı, devrim tarihine döndü. 

Hayatımda bir kişi bana "Yoldaşım" dedi ben de ona "Yoldaş" dedim. Bu kişi Vecdi idi. Yani Objektif grubunun kurucusu Vecdi Yücalan. Otuz yıllık dostluğumuzun 20 yılı tescilli  hitabımızdır ve ilk o kullanmıştır, bu da benim için övünçtür. 
1980 öncesi Vecdi ne yapardı, bir siyasi sempatizanlığı var mıydı bilemem açıkcası pek umrumda da değil hani ama aynı hamurun insanı olduğumuz kesin ve onun alameti farikası da: "Rock'n Roll bööle bişi". O Samsun'da ben İstanbul'da aynı özlemlerin insanıydık. 30 yıl önce aynı yolda buluştuk, bir stadyum dolusu insan vardı sonra kalabalıklar dağıldı ve o hep "Yoldaş" olarak kaldı. 
Şimdi bir çoğunuz, "Eh işte arkadaşı ya devamlı övecek ve kıyak geçecek" diyorsanız, hiç de öyle değil. Tam tersine Vecdi yakın dostum olduğu için en az onu ve grubunu yazmışımdır. Benim de öyle bir salaklığım var işte. He bu arada yoldaşım ama Vecdi ile bol didişiriz, kavga ederiz. Bu da aynı yolun ve dilin insanı olmamızdandır kim bilir?

1989 muydu 88 ya da 87 miydi şimdi tam hatırlamıyorum ama çalıştığım dergiye Güven Erkin Erkal gelmiş heyecanla, "Dün gece Gülhane Parkı'nda Cem Karaca'nın düzenlediği yarışmada biri vardı, Samsun'dan gelmiş bir rock grubu acayip bir şeydi. Mutlaka dinlemeliydin." demişti. Açıkçası hiç mi hiç ilgilenmemiştim. Güven bu referanslarına hiç güvenemezdim, dolayısıyla hiç umursamamıştım. Bu vakanın üzerinden bir iki yıl geçmişti ve bir gün Akmar'da deli saçması biri ( bu sefer Güven değil) bana Samsun'da bir grubun menajeri olduğunu söylüyordu. O yıllarda adım başı menajerden geçilmezdi ama çoğunun o dediği grupla alakası olmazdı hatta öyle bir grup bile olmayabilirdi. Bende bunu diyen adamı "Varsa bir demosu dinleyelim" diyerek tersledim. Sanırsın ben de bir Ahmet Ertegün'üm hani. 
Bu ayrı zamanlarda bana denilen grup Objektif ve tabi ki Vecdi imiş. Yani gıyaben böyle tanışmış ya da tanışamamıştık. 
O Akmar'da menajer diye karşıma çıkan adamdan sonra üç dört ay geçmişti ve ben dergide masamın başındayken kapıdan bir adam girerek, masama doğru geldi ve bana bir demo kaset uzattı ve ben de açıkçası o anda walkmene takarak dinledim. İşte Vecdi ve grubu Objektif ile böyle tanıştım. İki yanlış bir doğruyu götürür lafı belki üniversite sınavı için geçerli olabilir ama söz konusu rock olunca iki yanlış, doğru varsa bozamıyordu. 

Vecdi grubu Objektif ile harika albümler yaptı. Çıtayı hiç düşürmedi, en iyisini yapmaya çalıştı. Beste, şarkı sözü, yorum ile değil bir ses mühendisi titizliği ile en iyi tınıyı yakalamaya gayret etti. Sadece bunla kalsa iyi bir sporcu disipliniyle çalıştı. Onun ses açma egzersizleriyle az dalga geçmemişimdir hani. 

Onun ve grubu Objektif'in 2000'lere kadar olan çalışmaları, konserleri Türk rock tarihine çoktan yazılmıştı. Ama o çok şeyi yeterli bulmadı, daha iyisini yapmak için yeniden çıtayı yükseltti. Ve yaptı da. Peki bunlar kolay mı oldu? Ne gezer... İki kere battığını bizzat bilirim... kazıklar ...yalnız başına kalmalar daha neler neler. Ama bizim Vecdi, hani deyim yerindeyse küllerinden yeniden doğuyordu. Eh hani o "Rock'n Roll bööle bişi" lafı boşuna edilmiş bir kelam değildir ve ardında çok ince ve derin anlamlar vardır. 

Yazının sonuna doğru gelirken nasıl oldu bilmem tıkandım. Oraya buraya dolandım ama bir türlü finali oluşturacak etkili bir son kuramadım. Oysa bir boksörün nakavt eden kroşesi gibi olabilecek bir bitiş, olmalıydu bu. Biraz düşününce bunun neden olmadığını anladım. Vecdi ve Objektif'le ilgili daha çok yazacağım yazı olacak ve olmalı. İşte o yüzden yazının sonunu getiremiyor muşum, demek ki.  O yüzden yazıya nokta değil, virgül koyuyoruz,

"Cümle bitiminde nokta konulur." dersin ama kusura bakma dilbilgisi,  bu "Rock'n Roll" ve "bööle bişi",

Aptulika

yarın yani 
8 Mart Cuma  LANETH BİR GECE etkinliğinde  
OBJEKTİF de konsere çıkıyor.   
IF Performance Hall Beşiktaş · İstanbul


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...