fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2023 Salı

Woodstock Festivalinde O ANI yakalayan fotoğraf

 


Hani çok bilinen bir Ara Güler anısı vardır, onu aklımda kaldığı kadarıyla anlatayım... eksiğim ya da yanlış bilmişliğim varsa doğru halini birileri yorumda yazar, benim yanlışımı düzeltir, nasıl olsa. 

Ara Güler stüdyosunda masasının başında fotoğraf kartlarına bakarken kapıdan bir genç girer. Boynunda bir fotoğraf makinesi olan bu genç, "Ben size hayranım ve sizin gibi bir fotoğrafçı olmak istiyorum." der. Ara Güler hiç bir şey söylemez ve stüdyoya o sıra çok güzel bir şekilde gün ışığının girdiğini fark eder ve önündeki fotoğraf kartlarını avuçlayıp, havaya fırlatır. Onlarca kart havada süzülüp yere iner ve genç bakakalır. Güler, şaşırmış gence bakarak, "Şu anda deklanşöre parmağını çoktan basmalıydın, artık çok geç" der. O anı yakalamak ve onu kareye yansıtma ustalığı fotoğrafçının mahareti.  

Bundan elli yıl önce yapılan Woodstock Festivali'nde de Burk Uzzle isimli bir foto muhabiri de "o anı" yakalayacaktı. O sıralar Newsweek dergisinde çalışan fotoğrafçı  bu festivali takip etmekle görevlendiriliyor. Ama ne hikmetse genç Burk Uzzle, "yemişim sizin haberciliğinizi" deyip görevi kabul etmiyor ve kapyı vurup işi terkediyor. 

İşi bırakıyor bırakmasına ama adamımız gene o festivali izlemeye bir gazeteci olarak değil, bir hippi olarak gidiyor. Orada dört gün kalıyor, konserleri izliyor ve tabii bol bol fotoğraf da çekiyor. Ama onun çektiği bir fotoğraf bu muhteşem festivali simgeleyen bir kareye dönüşüyor. Festivalin ikinci günü olan 16 Ağustos 1969'un sabahında geceden kalan yorgunluk ve akşam sahneye çıkacak grupları beklemenin heyacanında çimenlere yayılmış binlerce insan. O sıra sahneye ilk grup olarak Jefferson Airplane çıkmıştır ama insanlar hala uyku tulumlarında muhteşem bir uyuşukluk içindeyken Bobbi ve Nick isimli iki sevgili ayağa kalkarak birbirlerine sarılırlar. Bunun hiç bir özel yanı ve anlamı yoktur. Belki de üşüdüğünden bir anlık sarılmaydı ama yakalanan o karede bir tutku yansıyordu. İşte o anda Burk Uzzle deklanşörüne basıp o anı yakalayacaktı. Ve bu fotoğraf bir yıl sonra çıkacak olan albüm kapağında ölümsüzleşecekti. Bu albümü üçlü plak olarak ilk gördüğümden bu yana hiç yoksa tamı tamına 45 yıl geçmiştir ama her gördüğümde beni etkiler ve heyecanlandırır. Öyle ki bazı kareler yıllar sonra nostaljik nedenlerle etkileyicidir ama bu fotoğraf hala sararmadan  güncel kalmıştır benim için. Plakçı dükkanında bir ay önce bu plağı gene gördüğümde yeni çıkmış gibi etkilendim.   



Şimdi böyle diyorum ama 45 yıl önce bu plağın kapağını gördüğümde yadırgamıştım da hani. Kapakta Jimi Hendrix'i falan beklerken neden izleyenler var da demiştim. Hatta o birbirine sarılan iki sevgiliden birinin gözlükleri sebebiyle onun Janis Joplin olduğuna uzun yıllar kanaat bile getirmiştim. Oysa ki o iki sevgili 20 yaşındaki Bobbi Kelly isimli kız ile gene aynı yaşta olan Nick idi. Onlar bu festivalin ardından bir yıl sonra evlendiler ve 54 yıl boyunca da birbirlerinden ayrılmadılar.  Ta ki bu pazar günü Facebook'tan yapılan bir gönderiye kadar. O fotoğraftaki Nick Ercoline, karısı Bobbi Kelly Ercoline'in Cumartesi günü öldüğünü duyuracaktı. 

Dönemin ruhunu sevgileriyle o fotoğraf karesine habersiz olarak veren iki güzel insan bir ömür ayrılmadan birlikte oldular.  

Aptulika



26 Ekim 2019 Cumartesi

Rock'ın Objektifinden GÖRME BİÇİMLERİ.

Objektif'in yıllar önce yaptığı "Tımarlı Hastane" albümündeki şarkı sözleri bugün için de protest geçerliliğini koruyor. Protest dedim ama sadece bir karşı çıkış ya da muhalif olma değil, lirizmi kuvvetli şarkı sözleriydi bunlar. Belki de bu yüzden yıllar içinde çevreci ya da muhalif rock etkinliklerinde hiç bir zaman kimsenin aklına Objektif'i davet etmek gelmedi.



Gençliğinizde severek dinlediğiniz grupları yıllar sonra gene seviyor olsanız da ya bazı şeyler naif ya da eksik gelir. O ilk yılların coşkusu içinde hoş görürsünüz. Bu bende özellikle Türk Rock gruplarının ilk albümlerini dinlerken sık sık olur. Her şeyi o eski yılların fotoğraf karesinde görür ve "hey gidi günler hey " dersiniz. O sararmış fotoğraflardan bu güne akıp gelen bir başka sözcük de, "Nereden nereye"dir. Yıllar içinde nice grubun bugün geldiği nokta başka bir şeydir.

Objektif grubunun ilk yaptığı albümden bu yana 30 yıl geçmiş ve   dolu dolu çalışmalarla çıtayı hep yükselterek şimdiki  zirveye ulaşmış. Bugüne kadar 5 albüm yapan grup, hem konser hem kayıt hem de müzikalite olarak yüksek bir rakıma ulaştı ama ben dönüp dönüp 1990 tarihli ilk albümü olan "Tımarlı Hastane"ye dönüyorum. Hele geçenlerde albümü tekrar tümüyle dinlediğimde gözden kaçan nice şeyi tekrar keşfettim. Aradan neredeyse 29 yıl geçmiş ve onların bu ilk adımı bugün için de geçerliliğini koruyor. Belki kayıt eksiklikleri söz konusu olabilir ama hem beste hem de anlatım açısından bugün değil, 20 yıl sonra yapılmış olsa gene de geçerliliğini korur. Grubun kurucusu Vecdi (Yücalan) şimdi bana kızacak ama o albüm bu diyarlara değil dünyayı hedefleyen bir içeriğe sahipti.

Konuyu biraz daha açmam gerekirse, o ilk albümdeki anlatımla bugünkü hali birbirinden kopmaz bir bütünlükte. Buraya kadar söylediklerim müzikal boyutuylaydı. Şarkı sözlerine gelince durum daha da şaşırtıcı. Protest anlatımlı grupların 30 yıl önce yaptıkları parçaları dinlerken o günün anıları, sararmış fotoğrafları fonu oluşturursa bir anlam ifade eder. Özellikle bizim gruplarımızda dönemin ruhuna uygun ama bugün hafif tebessüme neden olacak karşı çıkışları görürüz. Dediğim gibi dönemin eski fotoğraflarının eşliğinde bir anlamı vardır. Oysa Objektif'in yıllar önceki "Tımarlı Hastane" albümündeki şarkı sözleri bugün için de protest geçerliliğini koruyor. Protest dedim ama sadece bir karşı çıkış ya da muhalif olma değil, lirizmi kuvvetli şarkı sözleriydi bunlar. Belki de bu yüzden yıllar içinde çevreci ya da muhalif rock etkinliklerinde hiç bir zaman kimsenin aklına Objektif'i davet etmek gelmedi.

Tanıdığım ilk günden bu yana grubun kurucusu Vecdi'nin bu beslenmeyi nerden sağladığını hep merak etmişimdir. Aramızda kalsın bol kitap okuduğunu falan bile düşünmüşümdür. Ama ona sorarsanız, "Kitap pek okuyamam" der. Oysa bana göre o bir mühendis zekasında, akademisyen bakışında bir müzisyen. Hatta o ilk albümü dinlediğimde resim ve plastik sanatlar konusunda da alakalı biri olduğunu sanmıştım. Bu soruları yıllar içinde düşünürken, en sonunda cevabı buldum... Rock'n Roll sadece bir müzik değil, tam aksine yaratıcılığın geniş ufku ile diğer sanat dallarıyla da alakalı. Plastik sanatlarla ilgili olan biri Rembrandt'ın "Gece Nöbetçisi" tablosuna bakarken rengin ve ışığın kullanımına dikkatini çekerken, diğer bir göz konser esnasındaki ışık düzenini görür. Görme biçimleri işte tam da böyle bir şey.

Geçen yıl başladığım Görme Biçimleri bugüne kadar onun üzerinde etkinlik olarak gerçekleşti. Sanat yapıtlarının eşliğinde bir çok konuya yer verdik. Bunlar kimi zaman (tabiki ister istemez) rock ile de buluştu. Bundan sonra bazı bazı konuklara da yer vereceğiz. İlerde düşündüğüm konuklar arasında ressam, heykeltraş, fotoğraf sanatçısı da olacak. Ancak ilk konuk olarak Objektif grubundan Vecdi Yücalan'ı düşündüm. Onun rock anlayışının çevresinde sanat yapıtlarının izini süreceğiz. Ama hiç bir şey belli olmaz bakarsınız gene sadece rock konuşuruz. Vecdi'nin dediği gibi "Rock'n Roll bööle bişi!"

Aptulika


Görme Biçimleri 15 günde bir , Çarşamba günleri, Kadıköy'deki Eskici Gizli Bahçe'de devam ediyor. Bundan sonra (her programda olmasa da) ara sıra konuklar da ağırlayacağız. Bu Çarşamba yapılacak Görme Biçimleri'nin ilk konuğu da Objektif grubunun kurucusu ve emektarı Vecdi Yücalan olacak. 




21 Aralık 2018 Cuma

Emre Taban'ın kamerasından Sabih Cangil





Galiba pek yakında Rock Fotoğrafçılığı
diye bir kulvardan bahsedeceğiz. 

Ne dersiniz?









Rock bir müzik türüdür ama başka sanat dallarıyla da her zaman yakın temas halinde olmuştur. Bunun çok örnekleri vardır. Kimi zaman bir konser sahnesi teatral bir hale dönebildiği gibi kimi zaman da bir plak kapağı bir ressamın tablosuna dönüşebilmiş ve bizi yıllarca büyülemiştir. Son günlerde ülkemizde rock müzik adına buna benzer bir gelişme olmakta ve rock ile fotoğraf sanatı buluşmaya başladı. 

Kasım ayının sonunda Objektif'in verdiği İstanbul konserinden sonra Anıl Yurdakul'un kamerasından o anları kalıcı hale getiren fotoğrafları görecektik. Bir muhabir dikkatiyle Anıl, yakaladığı karelerde konseri tekrar yaşanmamız neden oldu. Öyle ki konserde olmamıza rağmen bizim gözümüzün göremediklerini o görerek bize plastik sanatların estetiğinde sundu.

İstanbul konserinin o karelerine bakmaya doyamamıştık ki bir hafta sonra Objektif'in Ankara konseri gerçekleşti. O konserden iki gün sonra da bu sefer de Serkan Tuna'nın çektiği fotoğraflar karşımıza çıkacaktı. Renkler ve ışık kullanımı ile övgüye değer bu karelerde Tuna, anı yakalamakla kalmıyor, her birini konserden bağımsız sanat eseri haline getiriyordu. Aradan iki hafta geçti aralarda hala o fotoğraflara bakıyorum. Ah bir seçebilsem bir tanesini duvarıma asacağım.

Objektif'in konserlerinin olduğu sıra Sabih Cangil yeni albümü "Bu Sefer Böyle Oldu" albümünü çıkartmaya hazırlanıyordu. Hatta Objektif konserinde Sabih albümünü Murat Beşer'in elinden bana ulaştırmıştı. Bu albümden "Olmuyor ki" isimli şarkının klibini de bir ay önceden hazırlamış çekimlerini bitirmişti. Dün de o video çekimleri esnasında Emre Taban'ın çektiği fotoğrafları gördüm. Bu çalışmalar da başka güzeldi. İşin ilginç yanı her üç fotoğraf sanatçısı da kendi üslubunu ve tarzını sunduğu gibi çektiği rock insanlarının müzikal duruşunu da kamerasıyla yansıtıyordu. 

Galiba pek yakında Rock Fotoğrafçılığı diye bir kulvardan bahsedeceğiz. 
Ne dersiniz?
  
 Emre Taban'ın kamerasından Sabih Cangil





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...