Çağlan Tekil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çağlan Tekil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2023 Salı

Takyıldız


 

1970'li yılların çocukluğunda ilk müzik zevklerim filizlenmeye başlarken Hey dergisiyle tanışmıştım. Abdi İpekçi'nin yönetimindeki Milliyet gazetesi her gün verdiği eklerle dergicilik ateşini de alevlendiriyordu. Aktüalite, Sanat, Spor gibi verdiği eklerden biri de müzik dergisi olan Hey'di. Sonradan Sanat dergisi gibi bağımsız olarak çıkacak olan Hey, alanında büyük bir boşluğu dolduracaktı. O zamanlar popüler bir dergi olarak görülüp, entelektüel çevrelerde pek kıymet verilmese de bugün bakıldığında harika işler yapıldığı görülür. O gün çıkan plak kritiklerinin titizliği, listelerin güvenilirliğine bugün pek rastlayabileceğimizi söyleyemem. Yapılan röportajlar gündemi sürerken yabancı müziklerde güncelliği ölçüsünde yer alırdı. 

O dönemde Cihan Akerson Brüksel'den Bildiriyor gibi anonslarla yurtdışındaki konserler ve haberler bizzat izlenir duyurulurdu. Hatta aklımda kaldığı kadar Mehmet Ali Birand'ın bir Rolling Stones konserini haberleştirmişti. Geleceğin dış haberler gazetecilerinin yurtdışı müzik haberlerinin izini sürdüğü güzelliklerdendi o günler. 


Hey dergisinde çıkan haber ve röportajları kim yapmış diye isimlere bakma alışkanlığımda o zamanlarda oluşmuştu. O gün aklıma kazınan isimlerden biri de Erhan Akyıldız'dı. Bu ismi daha sonradan gazetelerde müzik dışında haberlerde görsem de ister istemez aklıma hep Hey gelirdi. Sonraları Gırgır'a girdik ve artık ben de Cağaloğlu'ndaydım. Ancak Gırgır'dan ayrılıp, Hıbır dergisinin kurulmasıyla Cağaloğlu denilen büyülü alemden kopacaktım. Hıbır dergisinin bağlı bulunduğu yayın grubunda Nokta dergisi de çıkıyordu ve orada Erhan Akyıldız da bulunuyordu. O siyasi haberlerin keşmekeşinde ona gidip Hey dergisinden bahsetmek olmazdı da... zaten etmedim de.  Bir ara Tolga'ya bunu anlattığımda, "Keşke Hey dergisinden bahsetseydin, babam o günleri zevkle anlatırdı sana." demişti. 

Çocukluk yıllarımda Hey dergisiyle tanıdığım Erhan Akyıldız'ın oğlu Tolga da müzik dergiciliğini sürdürmüştü. Bu seferki bizim kuşağın serüveniydi. O da ilk olarak Hey dergisinde başladı ve efsanevi fanzin Laneth'in çıkmasına emek verdi. Sonrasında Blue Jean ve Milliyet'teki müzik yazıları gelecekti. 

Tolga ile en son Athena Gökhan'ın "Kendi Yolumda" filminin galasında karşılaşmıştık, ondan önce de Çağlan'ın (Tekil) yoğun bakımda olduğu günlerdeki ziyaretimizde. Çağlan beyin kanaması geçirmiş ve yoğun bakımda uzun süre kaldıktan sonra hayata veda etmişti. Bu hafta başı aldığım bir haberde de Tolga'nın beyin kanaması sonucu hastaneye kaldırıldığı ve öldüğünü öğrenecektim. Çok genç yaşta ve gene beyin kanaması... oysa hem Çağlan hem de Tolga rock ve müzik adına daha çok güzel şeyler yapacaklardı ama bu da bir beyin göçü oldu. 

Gerçekten üzgünüm... artık bir konserde karşılaştığımızda, "Beyler bakın bu adam olmasaydı, bu işler olmazdı" diyecek Tolga yok aramızda. Tıpkı "Aptul Usta" diyen Çağlan'ın da aramızda olmadığı gibi. Ancak onlar her zaman hatıralarımızda yaşayacak... sesleri hala kulaklarımda. 

Aptulika


28 Aralık 2020 Pazartesi

Anılarda Dondurulmak İstemeyenler!



Kebap kokuları arasındaki tavernadan devşirilmiş ocakbaşı mekanında sahneye bir piyanist şantör çıkar, viskisinden bir yudum alır ve ekolu mikrofonuna eğilerek, "Ooo, Ali Bey de buradaymış, sefalar getirdiniz efendim." terennümünü yaptıktan sonra tuşlara basarak fantezi şarkısına başlar:

Anılar, anılar, şimdi gözümde canlandılar

Anılar, anılar, beni bu akşam ağlattılar


Facebook, instagram, twitter ve her ne varsa rock adına paylaşımları gördüğümde hep bu sahne aklıma geliyor. Kimi zaman bir bakıyorsunuz telefonunuza bir mesaj gelmiş, merakla bakıyorsunuz, cukkadank biri eski bir fotoğrafı burnunuza sokuveriyor. 

Anılar güzel ama hayat devam ediyor, üretiyoruz ve yeni yaptıklarımızı paylaşmak istiyoruz, ne gezer...varsa yoksa anılar. 

Diyelim eski bir grup yeni çalışmalarıyla bir konsere çıkıyor. Konseri kimse dinlemiyor herkes o eski günler üzerine sohbette. Konser oluyor mu sana Falan Lisesi Pilav Günü.  Dünyaca meşhur bir rock grubu yeni albümlerinin turnesi kapsamında geliyor. Yeni albümden değil herkes 50 yıl önceki parçalarını istiyor. Anılar güzel ama yeni işler üreten insanlar için bir zulme de dönmesi kaçınılmaz.  

Objektif yılların rock grubu ve onları hala "Samsunlu grup" diye biliriz. İlk albümleri "Tımarlı Hastane"den kapak fotoları ve video, ses kayıtlarını temcit pilavı gibi paylaşmaya doyamayız. Oysa Objektif bu güne kadar onlarca albüm yayınladı. Konserleri ise her an daha yenilenerek ve çıtayı yükselterek sürdü.  Bu korona duvarı olmasaydı kesinlikle bu yıla Objektif konserleri damga vuracaktı. Peki bunu nerden mi çıkardım? O zaman anılara dönelim ama öyle 30 yıl öncesine falan değil, bir yıl öncesine. Hoş o bir yıl ara öyle bir ara oldu ki...Korona, pandemi, kovit derken bir sene değil on sene gibi geldi. 

2019 yılı ülkemiz rock müziği adına önemli konserlerin olduğu bir yıldı. Erken yaşta kaybettiğimiz Çağlan Tekil'in mimarı olduğu konserlerle rock adına çok ciddi buluşmalar sağlanmıştı. "Laneth Bir Gece" adıyla yapılan konserlerden birinde de Objektif yer almıştı. IF/ Beşiktaş'ta yapılan bu konserin görüntü kayıtları video olarak yayınlanmıştı. Bu ayda o konserin kayıtlarının ilk bölümü "Açmıyor Yeşil Vol.1 " olarak yayınlandı. 

30 yıl önceki "Lanetli Konserleri" yeniden günümüze "Laneth Bir Gece" diye taşıyan Çağlan, bu konser dizsinde müzik hayatına uzun süredir ara vermiş olan grupları da sahneye getirmişti. Hatta bunlar arasında her elemanı profesör olan Dr. Skull'ı tam tekmil konsere çıkacak coşkuya getirmişti. Değişik zamanlarda "Laneth Bir Konser" adıyla değişik tarihlerde sanırım 4  konserle bir çok eski grubu yıllar sonra bizle buluşturmuştu. Bunlar arasında müziğe ara vermemiş gruplar da vardı... işte Objektif'te onlardan biriydi. 2019'daki o konserde sahne tasarımı, ses mühendisliği, kostüm ve tabi bütünüyle performans harikaydı. Konseri izlerken tam fark edememiştim ama sonradan çıkan video kayıtlarını izlediğimde parça sürelerinin işlenerek bilinen sürelerinin iki, üç katına çıktığını bile görecektim. O gün o konseri izleyenler de bu performansı görüp, "Vay be yıllar sonra adamlar nasıl şeyler yapıyorlar" bile demiştir. Ben grubun her dönemini bildiğim için böyle bir şey demesem de o gün orada çıkan performansa gerçekten şaşırmıştım. Açıkcası Objektif'in bu konserden bir iki ay önce verdiği Taksim DoRock (hani o uzun koridor gibi olan yer) konserini izlememiş olsam çıkan ses kalitesini sadece IF/ Beşiktaş konserinin organizasyonunun profesyonelliğinin kalitesine yükleyecektim. Bilenler bilir o  uzun koridordan oluşan canlı müzik yapmak için ses tesisatı için sorunlu bir mekanda Objektif'i o koridorun en kapıya yakın bölümünde dinlediğimde açıkcası kalp krizi geçirebileceğimden korkmuştum. Sahneye oldukça uzak olmama rağmen müziğin sesini göğsümden yukarı doğru bir basınçla hissedecektim. Sonra IF/ Beşiktaş konserinde bu soundu daha geniş bir konser mekanında daha rafine bir şekilde hissedecektim. 

Bundan 20 yıl önce falandı ve Objektif'in "Sokağın Sesi" ya da "Künye" albümü zamanları albümü zamanı olabilir, Maslak Venue'de yapılan bir konserde de çıkan ses mühendisliği başarışına şaşırmıştım. Sonrasında Deep Purple'ın Antalya konserinde açılış grubu olduklarında da bu çıta daha da yükselmişti. Geçen yılki IF / Beşiktaş konserinde ise bu daha da ötelere varmıştı. Şimdilerde o konserin kayıtlarının ilki "Açmıyor Yeşil VOL.1" adıyla albüm olarak yayınlandı. Yani Objektif başladığı günden bu yana hiç durmadı... yoluna devam ediyor hala!

Peki siz orda mısınız?

Aslında bu yazıya görsel olarak Objektif'in Tımarlı Hastane kasetinin kapağını koyup, bir de eski anı patlatsaydım, bol tıklama alırdım... Ama yapmıyorum, çünkü ben bu zamandayım ve bu zaman için yeni yazı ve çizgi üretmek istiyorum.

Selamlar.

Nokta

Aptulika

28 Aralık 2020

Şimdiki ve Gelecek Zaman 


5 Haziran 2020 Cuma

"AZI DİŞİ KERPETENİ ismini bilmeden ÇAĞLAN TEKİL bulmuştu."


2 haziran 2020, Salı günü Instagram canlı yayınımda konuk olan Özer Sarısakal, 7 Nisan'da kaybettiğimiz Çağlan Tekil'i anlattı. 1990'lı yılların başında İstanbul'da kurulan ilk özel radyo Kent FM 101'de yaptıkları "Azı Dişi Kerpeteni" programının ismini bulan kişinin de Çağlan Tekil olduğunu söyledi. 
Aşağıdaki yazıda o gece canlı yayından bu bölümleri bulacaksınız. 


Çağlan, 15 Şubat'ta geçirdiği beyin kanaması nedeniyle Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde yoğun bakıma alınmıştı. Ondan gelecek iyi haberi 52 gün boyunca beklemiştik. Umudu yitirmeden beklemiştik ama acı haber 7 Nisan günü gelecekti. 
Çağlan Tekil, Türk Rock Tarihi'nde bir büyük isim ama bizim de arkadaşımızdı ve Özer ile bir araya gelince elbetteki Çağlan'ı konuşacaktık.     

 “Dostumuz Çağlan Tekil’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O, her birimizin hayatını güzelleştiren, gülümsemesiyle içimizi ısıtan, varlığıyla güç veren biriydi. Acımız çok büyük, kelimelere sığdırmamızın imkanı yok. Tüm sevenlerine sabır diliyoruz.
Çağlan’la, hastalanmasından bir hafta önce Kadıköy’de karşılaşmıştık, oturup, bir şeyler içmiş, sohbet etmiştik. Bu onu son görüşümmüş. Ondan sonra da o haberi aldık işte. Cerrahpaşa Hastanesi, benim evime yakın olduğu için uzun bir süre oraya gidip geldim ama kendisini tekrar görmek şansımız olmadı. Yoğun bakımda olduğu için almıyorlardı zaten. Yani umutla bekledik. Aslında ümitliydim. Hiç ümidimi kaybetmedim ama maalesef olmadı. Sevgili Çağlan’ı kaybettik. Tuhaf bir his, sanki öyle bir şey olmamış gibi... ne diyeceğimi dahi bilemiyorum. Sanki öyle bir şey olmamış gibi geliyor.
Çağlan çok azimliydi, inanıyordu ve yapıyordu. Yani arayacağız, kendisini çok. Hem arkadaş olarak hem de böyle bu yolda yürüyen insanlar olarak. Üzgünüm çok üzgünüm. Çağlan’ı da unutmayacağız."

Mehdi Bulut, Veysel Barışsever, Çağlan Tekil, Özer Sarısakal, Kemal Kut (Metafor), Torab Majlesi (Kronik)


Çağlan uzun yıllar Radyo Eksen'de de program yapıyordu. O rahatsızlanıp, yoğun bakıma girince dostları onun programını sessiz bırakmadılar ve o iyileşene kadar radyo programını devam ettireceklerdi. Bunlardan biri de Özer'di.

"Onun Pazartesi günleri Eksen’de yaptığı radyo programı “Laneth” vardı. 15 – 20 yıldır yapıyordu bu programı. Çağlan yoğun bakımda yatarken, belli kişiler programı devam ettireceklerdi. Bana da Kanat (Atkaya) ve Gülşah söyledi. Nöbetçi olarak Çağlan adına bir programı da ben yaptım. O iyileşene kadar böyle devam edecekti."


21 Aralık 2019'da IF Beşiktaş'ta yapılan "Master Of Thrash" konserinde Kronik

Çağlan'ın yarım kalan projesi
Müzik yazarı ve radyo programcısı Çağlan Tekil, yaşamının sonunda unutulmaz konserlerin organizasyonuna imza atmıştı. Bunlar arasında Dr. Skull ve Uli Jon Roth konserleri sayılabilir. Onun yaptığı ve 30 yıl öncesinin efsane  "Lanethli Konserleri"ni bugüne taşımış ve bizleri tekrar Metalium, Pentagram, Metafor, Athena, Radical Noise, Tünay Akdeniz, Objektif, Kronik, Cultus... gibi gruplarla buluşturmuştu. "Laneth Bir Gece" adıyla yapılan bu konserler 4 bölüm halinde gerçekleşmişti. En son 21 Aralık 2019'da IF Beşiktaş'ta yapılan "Master Of Thrash" isimli konserde Pentagram, Metalium, Kronik ve Metafor sahne almıştı. O geceki konserde çıkan Kronik elemanı Özer Sarısakal, canlı yayında Çağlan'ın bu konudaki projesini de bizlere söyleyecekti. 

"Çağlan’ın ön ayak olmasıyla şöyle bir şey yapmayı düşünüyorduk…Türkiye’de thrash  metal'deki 4 grubun yani Metallium, Metafor, Pentagram ve Kronik’in turnesini yapmak gibi bir fikir vardı. İlk ayağı da İstanbul oldu. Daha sonrasında da bu gelişmeler olamadı. Çünkü Çağlan'ı kaybedecektik."


"Azı Dişi Kerpeteni adını Çağlan buldu ama kendisi bilmiyordu."


Özer Sarısakal, Kronik grubunun gitaristi ama onun bir başka yanı da radyoculuğu. İstanbul'da ilk kurulan özel radyo Kent FM 101''de Tolga Soyhan'la birlikte yaptığı "Azı Dişi Kerpeteni" programı 30 yıl öncesinin unutulmazlarındandır. Peki bu isim nasıl mı bulundu, derseniz onu da Özer'den dinleyelim.

"Azı Dişi Kerpeteni bir heavy metal programıydı. Kent FM'de ilk başladığımızda aslında biz daha çok kumanda masasında duruyorduk. Radyoda ilk metal programını Tolga Yeniyurt, “Sus” adıyla yapıyordu. O devam ederken sonra bir ara radyolar kapatıldı. Ondan sonra tekrar açıldığında Tolga radyoda devam etmedi. Biz de bir metal proğramı yapalım dedik ve Azı Dişi Kerpeteni'ni yaptık. Bu programın ismini de Çağlan bulmuştu aslında. O da farkında değildi hani. 
Tolga ( Soyhan) ve ben radyonun DJ’leriydik aynı zamanda... yani şöyle 8 saat yayın yapıyorduk. Mesela ben sabah girdiğimde 8’de aldıysam akşam 4’e kadar tüm yayındaki müzikleri ben çalıyordum. Çok boş vaktimiz olmuyordu. O zamanlar bildiğin gibi çalacak materyelleri bulmak da zordu. CD daha çok yeni başlamıştı. O yüzden onları gidip edinmek de dert oluyordu. Ya işte İhsan’a gidiyorduk. Remix İhsan Beyoğlu’nda Emek Sineması’nın orda. Ya da karşıya gidiyorduk, Kadıköy Akmar’da Zihni’den, Pentagram’dan ya da Hammer’dan alıyorduk. Son gün koştura koştura CD’leri topluyorum ama programa daha isim bulamamıştık. İsim bulmak konusunda nasıl desem fena bir şekilde kısırlığımız var hani. Tolga (Soyhan) ile ben bir türlü isim bulamadık yani. Tolga da biliyorsun bizim basçı. Artık son gün, son saatler yani. İşte program olacak ve programın ismini de o gün açıklayacağız... yani sürpriz gibi. Ayak yapıyoruz aslında programın adını bir türlü bulamamışız. Karşıya gidip Akmar’dan CD’leri aldım ve koşturuyorum, program nerdeyse başlayacak. O sıra Çağlan’a rastladım. Çağlan, 'Ee ne yapıyorsun, sen niye burdasın' diyor. Yani Çağlan benden heyecanlı. Zaten ben de stres içindeyim., daha da bir benzin döküyor. 'Hani program yok muydu?' dedi, 'İşte yetişeceğim şimdi' dedim. Çağlan 'Adı neydi' dedi. Yahu dedim adı yok. 'Nasıl adı olmaz, neredeyse yayın başlayacak.' diyerek beni daha da panikletti. 'Yahu' dedim 'yok işte, söyle o zaman bir isim' dedim. O sıra kerpeten pense gibi bir şeyler söyledi. Ama o söyledikleri içinden jeton meton derken, 'kerpeten' benim aklımda kaldı. Yoldayken bir dişçi muhabbetinden aklıma 'azı dişi' çakılmıştı. Sonra radyoya gittiğimde Tolga ile 'Azı Dişi' mi 'Kerpeten' mi derken gene karar veremedik. O zaman dinleyiciye oylama yaptıralım ve onlar karar versin dedik. Sonra yakın olunca 'Azı Dişi Kerpeteni' oldu. Ama sonrasın da Çağlan ile bunu konuşamadık. Azı Dişi Kerpeteni adını Çağlan buldu ama kendisi bunu bilmiyordu. Çağlan hayattayken de bunu konuşma fırsatımız olmadı."

2 Haziran günü Kronik Özer'le yaptığımız söyleşiden bir bölüme daha yer verdim. Bundan sonraki bölümde de İlk özel radyo yayınını dinleyen ilk kişiyi öğreneceksiniz. Hem de o ilk kişi de bunu yıllar sonra öğrendi... iyi mi!
Yarın görüşmek üzere.

Aptulika

Özer Sarısakal ile yapılan Instagram canlı yayınının tümünü aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:
https://www.instagram.com/tv/CA8YToopW2J/?hl=tr



Çağlan Tekil'in GO dergisi'nde yaptığı röportaj




13 Nisan 2020 Pazartesi

Daha Dün Gibi


Zaman dehlizi içinde unttuğum ama görünce de geçen hafta, hadi bilemedin iki gün önce çekilmiş sandığım bir fotoğraf. On dakika önce ya da dün çekildi diyemem çünkü bu film banyo edilecek, sonra da kağıda basılıp fotoğraf olarak çıkacak. Bütün bunları yapmak için de bir fotoğrafçıya gidilecek, filmler bırakılacak ve en iyi ihtimal ertesi günü alınacak. Oldukça zaman alacaktı yani. Nereden bakarsan bak bu fotoğrafın ömrü 30 yaşından hallicedir. Oysa bu fotoğrafı iki gün önce tekrar görünce, zaman durmuş sanki bu zamanda çekilmiş gibi geldi. Hatta gidip aynaya baktım ve kendi kendime "Bu nasıl olur iki günde saçlarım beyazlamış." bile diyecektim. Sonra Çağlan'a ve fışkıran saçlarına baktım. Her şey daha geçtiğimiz öğleden sonraydı oysa. Biz Kadıköy'de buluşup, oradaki birahanelerden birine oturup, Laneth için o röportajı yapmıştık. Mutlaka Aysın (Önen) ve Zarife (Öztürk) de vardı... büyük ihtimal onlardan biri bu fotoğrafı çekmişti. 

İki ay mı oldu yoksa üç ay mı? Artık ben de karıştırdım ama o zaman gelen bir haberle sarsıldık. Çağlan için beyin kanaması geçirdi ve hastaneye kaldırıldı deniliyordu. İlk anda bunun patavatsız biri tarafından yapılmış, münasebetsiz bir şaka olduğunu bile düşündüm. Tabi hemen bir telefon trafiği başladı ve haberin doğru olduğu anlaşıldı. Ertesi günlerde Murat Beşer'le plan yapıp arkadaşlarla hastaneye gittik ama yoğun bakımda olduğu için yanına varıp, kapı aralığından bile göremedik. Sonra günler geçti, bir umutla bekledik, Çağlan yoğun bakımdan çıkıp, sağlığına kavuşacak diye. İtiraf etmeliyim ki, hep olumlu gelişmeler olacak ve aramıza katılacak diye umudu hep taşıdım, içimde. 

Geçen hafta o kötü haber geldi ve Çağlan'ı kaybettik. Onu hastanede bir aralıktan bile göremeyen bizler, onu toprağa verirken bile yanında bulunamadık. Çünkü korono günlerinde evlerde olmak zorundaydık. Zaten sadece ailesinden çok az insan katılabilecekti. O son anda yanında bulunamadık ama onun anısı her an bizimle olacak. Konserlerde, dostlar bir araya geldiğinde, plak dinlerken ve her zaman onu anacağız. 

2017 yılında Murat Beşer, Çağlan Tekil ve ben bir araya gelip bir DJ performansı yapmıştık. O günden bir fotoğraf olsun da bu 30 yıl önceki fotoğrafa eşlik etsin diyecektim ama olmadı. Bu yüzden o günün afişini paylaşayım dedim. 


Çağlan'ı en son gördüğüm gün, geçen yılın 20 Ekim'iydi. O gün Çağlan'ın organize ettiği Uli Jon Roth konseri vardı ve ben de orada konser evvelsi DJ olarak yer alacaktım. O gecenin ardından IF Beşiktaş konser salonun önünde çekilmiş bu fotoğraftan bir iz kalmıştı, Çağlan'dan. 



Aslında fotoğraflar da değil, yaşamda öyle bir iz bıraktı ki Çağlan o hiç ama hiç silinemeyecek. 

Aptulika

Yarın, yani salı günü saat 21.00'de AZI DİŞİ  radyo programı tümüyle Çağlan Tekil'e ayrılmış olacak. Özer Sarısakal'ın hazırlayıp, sunduğu programda telefon bağlantısıyla dostlarının ve müzik dünyasından isimlerin Çağlan için seçtiği parçalar yer alacak.   Dinlemek için www.therock.com.tr adresine gidebilir ya da Radyo Home veya Radyo Kulesi aplikasyonlarından birini indirip The Rock Radio kanalını takibe alabilirsiniz. 

Blues Perişan blog'da da Çağlan Tekil'in izi sürecek. Onun düzenlediği Uli Jon Roth konserinde vokal ve bas gitarda yer alan Niklas Turmann ile yapılan bir röportaj Çarşamba günü yayında olacak. Bu röportajı yapan Sevgi Yeşilyaprak da bundan böyle yazılarıyla Blues Perişan blog'da. 



8 Nisan 2020 Çarşamba

Çağlan'ın ardından


Çağlan Tekil, Türk Rock tarihinin en önemli isimlerinden biri. Onu dün gece itibarıyla kaybettik. Çağlan ile ilgili bir yazıyı yaşarken yazmak isterdim ama ardından bir yazı yazmak adettendir. Bir de neredeyse 30 yılı aşan bir arkadaşlığın ardından yazmamış olmak beni kahrederdi. 
Dostların ardından hep şu aklıma gelir, "Şimdi ne halt edeceğim." Evet Çağlan'ın yokluğunda benim için artık çok şey eksik kalacak. Öncelikle de telefonum çaldığında karşımdaki ses, "Aptul baba" demeyecek. Şimdi bunu dedim diye "Baba" lakabını çok sevdiğim sanılmasın...  tam tersine nefret ederim. Hatta Erkin Baba vesaire gibi söylemleri de sevmem. bu yüzden Erkin Abi derim. Peki o halde Çağlan'ın "Aptul Baba" diye söylemesi niye hoşuma giderdi. Gerçekten bilemiyorum ama bir tek onun demesi hoşuma giderdi. Çünkü onun böyle demesinde bir yılışıklık ya da yağcılık yoktu bir sevgi vardı. Yılları aşan yaşanmışlıklarımız, ayrılıklarımız, kavgalarımız, paylaşmamız, farklı düşünmelerimiz vardı. Bütün bunların ötesinde saygı vardı. Ha bu saygı ne benim ona ne de onun bana saygısıydı. Bu yaptığımız işe saygıydı. 
Çağlan ile 30 küsur yıl boyunca rock denilen yaşamın içinde bulunduk. Onun yayıncılığı beni hep imrendirmiştir. Laneth dergisi, bir fanzin olmanın çok ötesine geçecek denli önemliydi. Sonra bir ara, beraber çalıştığımız bir dergi de oldu ama o zamanın hay huyu içinde uzun süreli yapamadık. Ancak son yıllarda Çağlan'ın yaptığı konser organizasyonlarında çok şey paylaştık. O vakti zamanının "Lanethli Konserleri"ni bugüne taşıdı. Bu sayede Metallium, Kronik, Pentagram, Cultus, Objektif harika konserlerle karşımıza çıktı. Hele o geçen yılın Dr Skull buluşması, hayalinin bile zor olduğu organizasyonlardı. 
Yazıyı uzatırsam bir destana dönebilir ki böyle bir şeye kalkışmamak için kısa keseceğim. Çağlan bir heavy metal tutkunuydu ama iyi bir müzik dinleyiciydi. Bir caz müzisyeni en az Slayer kadar onun ilgi alanındaydı. Öncelikle müziği sevmek ve emek vermek...bu o kadar önemli ve az bulunan bir şey ki.
Çağlan Tekil, Işıklar içinde ol kardeşim.

Aptulika


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...