11 Kasım 2018 Pazar

Kentli, beyefendi ve İstanbul tutkunu



Çocukluğumda Moğollar’ı müziğinden önce dergilerdeki resimleriyle tanımıştım. O görüntülerin arasında Barış Manço’ya benzeyen bıyıklarıyla bir adam hafızama kazınacaktı. Bu kişinin grubun vokalisti Aziz Azmet olduğunu ailemle birlikte gittiğim bir konserde anlayacaktım. Hatırımda kalan olağanüstü bir karizma ve kulağımdan yitmeyecek bir sesti. O çocukluk günlerimde gene canlı olarak dinlediğim Mavi Işıklar grubu da unutulmazlarım arasındadır. Moğollar konseri neredeydi şimdi hatırlamıyorum ama Mavi Işıklar’ı Bebek Belediye Gazinosu’nun matinelerinden birinde izlediğimi biliyorum. Ya okul yararına verilen bir konserdi ya da o dönemin değişmezi kadınlar matinesine annemle birlikte gitmiş olabilirim. Hayal mayal aklımda kalan o çocukluk anılarında aklıma yer eden iki vokalden biri Mavi Işıklar’ın elemanı Nejat Toksoy, diğeri de Moğollar’dan Aziz Azmet idi. 

  Seksenli yılları bitirdik bitirecektik, bir gün karikatürist arkadaşım Kaan Ertem daha yeni çalışmaya başladığım Gırgır dergisine gelecekti. Orada sohbet ederken bana, “Aptül, Moğollar diye bir grubu dün ilk defa televizyonda dinledim, acayip güzel bir grupmuş.” diyecek ve ardından da, “Ben bu grubu tekrar toplayacağım.” sözleri ağzından dökülecekti. İlerki haftalarda da bu işin üzerine düşecekti. İlk önce Beyazıt’taki kütüphaneye gidip, eski dergilerde, gazetelerde grupla ilgili ne çıkmışsa hatim edecekti. Şaka değil çok ciddi bir araştırmaya girecekti ki, bu bizim ülkede alışılageldik bir durum değildir hani.

Uzun bir zaman sonra tekrar dergiye geldiğinde grup elemanlarıyla bağlantıya geçeceğini söyledi. İşte o anda çocukluk dönemimdeki o isim canlanıverdi ve “Aziz Azmet olacak değil mi?” diye atlayacaktım. Sonrasında Kaan Ertem bu hayalini gerçekleştirdi ve Moğollar doksanlardan bu yana geldi. ( Buraya ufak bir not olarak eklemem gerekir ki, Kaan’ın o günlerdeki serüveni anı kitap olarak yayınlanmalı.)

Moğollar tekrar kuruldu kurulmasına ama  Kaan’ın hayalindeki gibi olmadı ( bu benim kanaatim… yoksa o benle bir şey paylaşmadı), zira o 1960’ların başındaki Murat Ses’li kadronun yaptığı enstrümantal ağırlıklı müziği istiyordu. Oysa Moğollar’ın bugüne dek gelen ikinci dönemi “68 kuşağı isyanı”nın yansımasıyla protest müzik tavrına dönecekti. Haliyle vokal ağırlıklı, protest şarkı sözleri hakim olacaktı. İşte o anda da benim aklıma gene Aziz Azmet gelecekti. Bu da benim batı anlamında bir rock grubu hayalimdi ki kelimenin tam anlamıyla absürt hatta ütopik bir hayaldi hani. 

Moğollar denildi mi, benim aklıma üç ayrı dönem gelir.  Kadrosunda orgcuları Murat Ses’in olduğu ve yurt dışına çıkmayı hedefleyen ilk dönem. Burada Ses’in amacı bizim ezgilerimizle evrensel platformda bir şeyler yapabilme isteğidir ki, Fransa’da çıkan ve ödül alan efsanevi plak da bunun anıtı gibidir. Sonrasında Murat Ses gruptan ayrılır ve çeşitli mecralarda kimi zaman grup ( bir ara Kurtalan Ekspres kadrosunda da yer alır ama bu da hedefine yönelik olamaz), kimi zaman da solo projelerle (Nejat Toksoy ile yaptığı denemeler ve Ağrı Dağı projesi) sürdürür. Bütün bunların ardından ilk önce akademik kariyeri için üniversiteye döner ardından da yurtdışına çıkarak solo olarak elektronik müzik kulvarında çalışmalarını bugüne dek sürdürür.

Moğollar’ın ikinci dönemi ise Barış Manço ve Moğollar olarak sürer ki bu çalışmaları her biri Türk Rock tarihine altın harflerle işlenmiştir. Üçüncü dönem ise 90’ların başında grubun yeniden bir araya gelmesidir. Bu süreç de grubun bugüne dek süren protest dönemidir. Üç dönem haline bölsek de grubun tarihi Anadolu Rock tavrı ile bütünleşir. Zaten bu tarzın kurucuları olduğunu söylemek de fazla abartılı bir yaklaşım olmasa gerek.

Ben bu üç dönemin haricinde bir başka dönem daha eklerim. Bu ütopik ve asla sonuçlanamamış bir dönemdir. Grubun ilk yıllarındaki vokalisti Aziz Azmet dönemi. Tam anlamıyla beat tarzı vokaliyle Azmet, Anadolu folk motiflerin ve türkülerin batı müzikleriyle hem hal olduğu günler için oldukça şehirli kalıyordu. O belki de ilk grubu Siluetler’in Moğollar’daki yansımasıydı. Kentli ve batılı anlamda rock müzik yapmak isteyen Aziz Azmet bu renk uyuşmazlığından dolayı grupla yolları ayrılacaktı.

Moğollar’dan sonra Aziz Azmet’i, 1970 yılında “Beni Yalnız Bırakma” / “Hiç İstemem” 45’lik plağı ile solo olarak dinledik. Bunu 1971’de Grup Bunalım’la yaptığı “Hele Hele Gel” / “Yollar” takip etti. 1972’de yaptığı “Haram”/ “Onbeşinde Aldım Sazı” ile 3 plak ve 6 parçadan oluşan solo kariyeri ile dinleme keyfine vardık. Sonrasında da Murat Ses’in Dağ ve Çocuk isimli projesinde duyduk ve 1970’lerin ikinci yarısına doğru da müziği bırakarak iş hayatına atılacaktı.  
   
Nezle olmuş gibi gelen ses rengi (ki bunu olumlu anlamda kullanıyorum) ile farklılık yaratan Aziz Azmet, dönemin isimlerine göre ayrıcalıklıdır. Dönemin rock kökenli vokallerinin davudi, gırtlaktan ya da hançeri vokallerinin aksine Azmet nazik ve sakin yapıdadır. Moğollar’da seslendirdiği “Ilgaz”, çocukluktan beri bildiğimiz bu şarkının en temiz ve ruha işleyen yorumunu verir. Onun vokalini ben hep centilmen birinin güzel bir kıza kur yapması gibi görürüm. Çeşitli nüanslarda alçalıp yükselen bükülüşleriyle yer yer titreşimli sesi ile Aziz Azmet ayrıcalıklıydı.
Yedi kuşaktan İstanbullu olan Aziz Azmet bu kente de fazlasıyla tutkundu. O hem kentli hem de kelimenin tam anlamıyla beyefendiydi. Onu 1 Kasım 2018 günü kaybettik. Aziz Azmet’i kentli, beyefendi ve İstanbul tutkunu diye özetleyebilirim. Rock müziğinin Türkiye’deki serüveninde Aziz Azmet centilmenliği her daim yerini koruyacağına eminim. 

Aptulika
4 kasım 2018

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...