sabih cangil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabih cangil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2024 Pazartesi

Genç Caz Müzisyeni ALP İNSEL'in İlk Teklisi: "My Foolish Heart"



Caz alanında genç bir yetenek olan saksafon sanatçısı Alp İnsel’ in ilk teklisi "My Foolish Heart" dijital platformlarda yerini aldı. 

 

 Müzik çalışmalarına erken yaşlarda başlayan Alp İnsel eğitimini klasik piyano üzerine yapmış. Ancak zamanla ilgisi caza yönelecek ve bu tutkusu onu saksafona yöneltecekti.       

Böylece Berklee Valencia ve ardından da İsviçre'de Basel Jazz Campus eğitim programılarını tamamlayacaktı. Bunların yanısıra da   Türkiye’deki önemli caz  müzisyenleri ile çalışmalarını sürdürdü.

Alp İnsel şimdilerde de ilk tekli çalışması olan ‘My Foolish Heart’ ı bu hafta  yayınladı. Victor Young'ın bestesi olan bu caz standartında güçlü bir yorum çıkartan İnsel'e  piyanoda Uraz Kıvaner, davulda   Mehmet Ali Şimaylı  ve basta da Baran Say eşlik ediyor. 

İlk tekli çalışması ‘My Foolish Heart’ı Caz'a ilk ilgi duymaya başladığı zamanlarda Bill Evans'ın yorumuyla dinlediğinde çok etkilenmiş olduğunu belirten Alp İnsel, “ Bill Evans’ın yorumu beni çok etkilemişti. Şarkının sözlerinde  aşkta zamanında darbeler almış bir kişinin yaşadığı duygunun aşk mı yoksa heyecan mı olduğu konusundaki çelişkisi ve hareketlerinde  temkinli davranması  konusunda kendine telkinlerde bulunması ortaya çıkıyor. Herkesin hemen hemen hayatının belirli dönemlerinde bu duyguları yaşaması ve bu duyguların böyle eşsiz bir melodide buluşması gerçekten şaheser bir baş yapıt ortaya çıkarıyor’ sözleriyle bu yapıtın etkisini anlatıyor. 

Alp İnsel'in bu çalışmanın prodüktörlüğünü Sabih Cangil yapmış. Bu çalışmayı bana gönderirken Sabih şöyle bir notu da düşmüş: "Alp İnsel isimli genç bir caz saksafoncusunun ilk single' ını yayımladım. İlk 2 parça cover olacak. Daha sonra da kendi bestelerini yayımlayacağız. Hepsi bir albüm olacak sonunda. " dedikten sonra da "Senin ilgini çekecek bir yapım. Dinlemeni öneririm. " diye eklemiş. 

Gerçekten ilgimi çekti, zira Alp İnsel 22 yaşında genç bir müzisyen  ama ortaya çıkan yorum gerçekten heyecan verici. Açıkcası devamını merakla bekliyorum. 

 Aptulika




Youtube:  https://youtu.be/wZhpxEZlYyE 

Spotify:https://open.spotify.com/intl-tr/album/23WWE1f1fz7LcEDNAJy0Ko?si=caiVLyDJSDmxAzF_11n67w

Apple Music: https://music.apple.com/us/album/my-foolish-heart-single/1728718102 

Deezer: https://www.deezer.com/album/542538592







 


28 Ağustos 2023 Pazartesi

Altmış Yaşında Bile Bitmeyen Bayram Çocukluğu



Çocukken bayramlardan bir gün önce yatağa girerken alınan bayramlık giysilerine sarılıp yatardık. Şimdi öyle bir şey oluyor mudur bilemem ama o yaşlarda bize alınan bayramlık giysi ya da hediyelerden kopamazdık ve sarılır uyurduk. Sarılamasak da sabah erkenden kalkar onlara bakardık ve orada tekrar onları bulduğumuza mutlu olur hayran hayran bakardık. 

Bizim gibi yazıp, çizen müzik yapan insanlar için bu alışkanlık yaş 20 de olsa devam eder.... 20 değil 50  hatta 60 yaşına gelmiş olsak da bu bizde devam eder. Gırgır dergisinde çizmeye başladığım ilk günlerde çizimleri matbaaya gönderdikten sonra eve gider derginin çıkacağı günü beklerdim O gün geldiğinde de gazete bayii ya da bakkala gitmek için sabahı zor ederdim. Sabah olunca da gider dergiyi almazdan önce o bayram çocuğu gibi vitrinde asılı dergiye aval aval bakar ve heyacanlanırdım. Yaş altmışa geldi ama bende bu hala sürüyor. Dr Skull plaklarının içini resimlediğimde basılmış haliyle gördüğüm ertesi sabahı erkenden kalkıp, o bayram çocuğu gibi bakıp bakıp durmuştum. 

İnsan bu tip olayları yaşar ama itiraf etmeliyim ki kimseye pek söyleyemez. Eh hani birinin kalkıp size "Kazık kadar adam olmuşsun hala çocuk gibi davranıyorsun" demesi de an meselesidir hani.

Geçtiğimiz Pazar günü Facebook'a bakarken Sabih Cangil'in paylaşımında benim yaşadığım "bayram çocuğu" duygusunda yalnız olmadığımı gördüm. Bilenler bilir ama bilmeyen olur diye anlatayım... bizim Sabih 1980'lerin başında kurulmuş olan ilk öncü rock gruplarımızdan RA'nın gitaristiydi. Bu güzelim grup bir televizyon kaydı dışında çalışmalarını kaset ya da başka bir kayıt formatıyla günümüze taşıyamamış ama o dönemdeki konserlerini izleyenlerin hatıralarında unutulmaz bir şekilde taht kurmuştu. Neyseki uzun bir aradan sonra 2000'lerin başında Sabih tekrar müziğe döndü ve hem o RA hatıralarını canlandırarak günümüze taşıdı hem de inanılmaz güzel albümler yaptı. Sadece onunla kalsa iyi son yıllarda prodüksiyon şirketini kurdu ve eski yeni bir çok rock grubumuza da albümler yaptı. 

Bu yılın başında da Sabih İstanbullu dokuz gitaristi bir araya getirerek arşivlik bir çalışma olan “Guitarists of Istanbul” albümünü yaptı. Şimdilerde de bu çalışma plak olarak 1 Eylül'de piyasaya çıkacak. Bu zamanda plak olarak bir albümü çıkartmak sadece yürek değil delilik de ister ve bu işe el atan da Don Kişot insan Salih ve firması Rainbow45 Records. İşte bizim Sabih de pazar günü Rainbow45 Records'un Kadıköy'deki mağazasının önünden geçerken yukardaki fotoğrafı çekip FaceBook'ta yayınlayıp altına da şu yorumu yazmış:     

"Tüm prodüksiyonunu yaptığım “Guitarists of Istanbul” albümünün plak afişini Rainbow45 Records plak mağazasının önünde görmek ne kadar güzel. Plak 1 Eylül’de piyasaya çıkacak." 

Sadece Sabih mi bende 1 Eylül'ü iple çekiyorum. O gün plağı pikabıma koymak için can atıyorum. Plağı zarfından çıkarırken sizi bir sürpriz karşılayacak. 

Kısacası biz altmışında da olsak büyümeyeceğiz. "Adam Olamadık" ama o çocuk galiba hep öyle bizle birlikte kalacak gibi. 

Aptulika 

4 Mayıs 2023 Perşembe

"Guitarists of Istanbul"



 Sabih Cangil, 1980'lerde bir döneme sessiz ama derinden damga vuran RA grubunun gitaristi. Hayatımın en büyük övüncü onunla son 20 yıldır sıkı bir dost olmamdır. Bugün rock adına ne yapılıyorsa Sabih ve Ra grubunun yarım asır önce kurduğu temellerden şekillenmiştir.  Bu arada haksızlık yapmış olmayayım sadece RA değil, o dönemde daha nice grup ve isim vardır, burda hepsini tek tek saymak isterdim ama unuttuklarım olabilir endişesiyle tek tek yazamıyorum. O yüzden RA dediğimde İstanbul ve Ankara'da nice öncü grubu andığımı anlayın. 

Sabih Cangil son yirmi yıldır hafızalaramızı canlandırdı ve o öncü isimleri ve grupları tekrar hatırlattı. Bununla kalmadı solo çalışmaları ve grubuyla yeni işler üretti. Bu kadarı bile bir ömre yeterdi ama 60 yaşında kurduğu prodüksiyon şirketiyle yeni ve eski gruplara geniş kapılar açtı. Yetmedi... bi de buna proje üzerine proje ekledi. Yahu adam durmuyor şimdi de İstanbul'da damgasını vurmuş dokuz gitaristi bir araya getirip yeni bir projeye daha adım atıyor. 

Yahu bunca şeyi yapan adam, İngiltere'de olsa Kraliçe (Şimdi ise tabiki Kral) ona şövalyelik ünvanı verir, o da yetişmez sör ünvanı bile verirlerdi. Oysa bizim diyarlarda ise Sabih cebinden, emeğinden ortaya koyarak bunları yapıyor. Kim umursuyor derseniz... yapacak bir şey yok biz öldükten sonra bir kırk yıl geçmesi gerekiyor... o zaman plak seviciler bu yapıtların peşinde koşacak. İnanın bana bizi zaten bu duygu tatmin ediyor. Deli miyiz neyiz, galiba öyleyiz, zira akıl alacak şey değil bunlar. 

Sabih'in son projesi  "Guitarists of Istanbul"  9 usta gitaristi bir araya getirdi. Mart ayının sonunda  ilk teklisi “Orient & Occident”   tüm dijital platformlarda yerini aldı. Çok güzel de bir videoklip çekildi. 28 Nisan 2023'te de 9 gitarist ve 9 parçadan oluşan albümle buluştuk.  "Guitarists of Istanbul" öyle hemen oluşmadı, tamı tamına 14 aylık bir emeğin ürünü.   İleri tarihlerde ise plak olarak piyasaya çıkması da planlanıyor ve bu konuda çalışmalarda başladı.  

Arif Deniz Toker, Can Güney, Gür Akad, Hakan Şavklı, Melih Güzel, Paşa Çelik, Sabih Cangil, Tanju Eren ve Taylan Dedeoğlu... yani İstanbul'un ve Türk Rock tarihinin 9 usta gitaristi ile buluşma zamanıdır derim. 

APTULİKA 




9 Ekim 2022 Pazar

Sabih Cangil Band- Kadıköy The Wall konseri - 7 Ekim 2022



Sabih Cangil, yani o 1980'lerin RA dönemi ve konserleri... O yılların konserleri anılarda kalsa da bugüne bir kaç konser fotoğrafı dışında ne bir kaset ne de albüm kaydı kalmıştır. Son 15 yıl Sabih Cangil'in kimi zaman solo kimi zaman da Sabih Cangil Band olarak yaptıkları bize o aradaki kopukluğu bir nebze de olsa kurtarıyor gibi. Sabih artık RA dönemi işleriyle değil solo kariyeriyle başarılı konserlere ve albümlere imza atıyor ama bir devamlılığı da tek başına sağlıyor.

Sabih ile pandemi öncesi "50" isimli albümünün kapak çalışması için bol bol görüşmüştük. Müzik hayatının 50. yılı için yapılan bu albümde rock dünyamızın önemli isimleri konuk olarak Sabih'in bestelerini seslendirmiştiler. Albüm çıktıktan sonra o konuklarla birlikte tanıtım gecesi konseri de planlanmıştı ama o kahrolası Covid 19 salgını başlayacak ve karantina günlerine girecektik.  Yani o tanıtım gecesi olamadı ve o günden bu yana da Sabih'le görüşememiştik. Konserin haberi gelince hemen harekete geçecek ve gidecektim. ( Bu arada "50"nin tanıtım gecesi "50 + 3" olarak falan yapılsın derim.)

Cuma gecesi konser için Kadıköy The Wall'a geldiğimde daha konser salonuna varmadan girişteki barda bir sürpriz beni bekliyordu. Orada oturmuş birasını yudumlayan kişi 1990'ların başında İTÜ Maçka anfisinde verdikleri konserle unutulmazlarım arasına giren Tears grubunun gitaristi Özgür'dü. Nerdeyse 30 yıldır görmemiştim onu. Bana, "hala metal dinliyor musun?" diye sorduktan sonra da "Ben hala dinliyorum, hatta bu sabah UFO'da bir parça dinleyip kendime geldim." diyecekti. Hey gidinin Özgür'ü  hey... Ona, " İlahi dostum, bugün UFO'yu bir yerde çalsan millet progresif sanır." diyecektim demedim. Bu arada Tears olarak konserler de verdiklerini öğrendim. Dediğine göre gelecek aylarda Dorock'ta bir konserleri olacakmış. 

Bu sohbet bölümünden sonra konser zamanı geldik ve alt kattaki konser salonuna girdik.  Eh hani hatır sayılır bir dinleyici de vardı. Ne olur ne olmaz diye en önde bir masaya yerleştik. İyi ki de öyle yapmışız, konser başladıktan sonra arkaya bir baktım ki muhtemelen arkada bir yere yerleşseydik sahneyi tam göremeyecektik. 

*

 Konser iki İngilizce parçayla açıldı. Bu parçalar bittikten sonra Sabih, "Biz RA grubuyla ilk konserlerimizi verirken basından izlemeye gelip dergide haber yapan gazeteciler vardı. Onlardan biri bizim hep İngilizce parça yaptığımızı vurgulayarak, 'Bunlar konsolos çocuğu mu, niye Türkçe şarkı yapmıyorlar!' diyecekti. Şimdi o gazeteci abimiz Deniz İzgi burada." dedikten sonra ekleyecekti: "Deniz Abi Türkçe parçamız da var, işte onlardan biri dedikten sonra "Farkındayım" parçasına başlayacaktı. Bugün yaşı 50'nin altında olanlar bilmeyebilir ama Deniz İzgi 1970'lerin sonu ve 80'lerin Türk Rock gruplarının izini süren ve destek veren bir isimdi. Onun konsere gelmiş olması harikaydı. Hani bir zaman makinesine binip, o yılların Ambulans, Devil, Egzotik Band, Ra, Whisky konserlerinde gibiydik. 

"Farkındayım" parçası konserde seslendirilmeye başlayınca yer yerinden oynadı. Bu parçayı seven sadece benim sanıyordum ama parça herkesi eline geçirmiş gibiydi. Parçaya bütün dinleyici 7'den 77'ye herkes eşlik ediyordu. 

Ardından gelen "Şişe" isimli parçaydı ve Sabih parçanın bir yerinde sözleri değiştirerek,"Bir şişe keyif açtık, Aptul Abi" diyerek bana da bir selam gönderecekti. Sabih'in grubu artık belli gibi. Her zaman yanında olan Tanju Eren gitarıyla hatırı sayılır sololar atmayı sürdürüyor. Bir rock dervişi ya da bilgesi konumunda ama bir çocuk içtenliğinde her daim rock diyen Tanju, o eskilerin ( Teoman'ın Boğaziçi Üniversitesi yollarındaki grubu) Mirage konserlerinin tadını günümüze taşımaya devam ediyor. 

Konserde klavyede Güven İlter yer alıyordu ki, bazı parçalarda kulağım iyiden iyiye ona gitmeye başlayacaktı. Öyle güzel bir tını kulağıma geliyordu ki, 1970'lerin rock klavyesi tadındaydı. İlter'in katılımı Sabih'in müziğine blues tadını da katıyordu. Konseri dinlerken parçaların biraz daha uzamasını hatta yer yer doğaçlamalarla 10 hatta bilemedin 15 dakikaya çıkmasını bile istedim. İnanın bana abartı değil, Güven İlter'in sololarıyla harika şeyler olur gibi geliyor bana. 

Sabih'in ekibinde bateri de yer alan Erhan Akhan baştaki parçalarda davulun sesini alamadığını tonmaistere hep duyurmak için adeta çırpındı. Parça arasında Tanju bu konuyla ilgilenerek tonmaistere uyarı gönderdikten sonra olay halloldu. Yahu dostlarım, o-ndan sonra davul başka bir şey oluverdi. Doğrusu biz davulu tam dinlemiyormuşuz. Açıkcası ondan sonra davul bir anda Grand Funk Railroad tadında oluverdi. Hatta bir ara AC/DC'nin "Back in Black"i gibi yınladı. Konserde kızı için bestelediği bir parçayı davulun yanısıra vokalide üstlenerek seslendiren Erhan Akhan harika bir an yaşattı. Orada olup, o davulun tınlayışını duymanızı isterdim. Rock haricinde Latin ve blues renklerini de barındıran harika bir baterist. 

Bu arada Sabih Cangil Band'in belki de en genç elemanı bas gitarist  Cenk Tarhan'dı. Konser başlamadan öncesinden beri bir atom karınca misali oradan oraya koşturan bu eleman solak bir bas gitarist olarak Tanju'nun yanında kanat misali yerini alıyordu. 

Konserde "Dr. Gilmour"  biraz uzun bir yorumla gelse de daha da uzasa dediğimiz bir parçaydı. Açıkcası Sabih'te bu parçayı ayrıca severek yorumluyor gibi geldi bana. Yer yer blues ile rock'ın buluştuğu bu parça gerçekten ayrıcalıklıdır. Konserde bir başka blues parçası daha seslendirildi ama bestecisi Güven İlter'in bu parçayı yapmasının bir öyküsü de var. Gitarist Tanju Eren, 5 yıl önce bir ameliyat geçirmişti ve dolayısıyla belirli bir süre gruptan ayrılıp tuvalete gitmesi gerekiyordu. Bu arada çalarken arada birayı da yanında tutması haliyle etkiyi daha arttırıyordu. Tam bu an geldiğinde Sabih mikrofonda eski bir anıyı anlatıyordu ama bir konserde birı anlatılmış bitmiş ortada Tanju yok ve tabi Sabih'te de milleti oyalayacak bir anı kalmamış. Bakmışkar olacak gibi değil bu ara için klavye üstadı Güven bir beste yapmış. Adı "İdrar Blues" olan bu parçanın sözleri de harika esprili ve Tanju'nun yokluğunda bu parça çalındı. Öyle çok sevdim ki konserden sonra bugün bile parçayı okuyorum. 

 Tanju tekrar sahneye gelince  "Umudumuz Var" ve "Bıktım " ile konser devam etti. Bu arada parçalara nakarat bölümlerinde herkes eşlik ediyordu. Konserde benim Osmanlıca Rock dediğim "Namütenahi Mubabbet" biraz daha heavy seslendirildi. Konserin benim için güzel sürprizi "New York New York"du. Bir zamanlar Frank Sinatra'dan dinleyip, sevdiğim bu parçayı Sabih Cangil Band'ın rock yorumuyla dinlemek harikaydı. 

RA'dan bu yana daha sonrasında Sabih'inde konserlerinde final parçası "Rock Fever" olur ve bu defa da gelenek bozulmadı. Hiç yoksa kırk yıllık bu parça yıllar geçtikçe önemini daha da arttırıyor. Konser bitmişti ama salon "Farkındayım" diye tempolu bir şekilde inliyordu. Grup bir kez daha sahneye gelip, "Farkındayım"ı ikinci kez seslendirdi. 

7 Ekim , Cuma gecesi harika bir konserle Sabih Cangil Band ile buluştuk. 

Aptulika

5 Ekim 2022 Çarşamba

Sabih Cangil Konseri Cuma Kadıköy The Wall'da


Covic'di Karantina'dı ve Pandemi'ydi derken Sabih'in yaptığı, müzik hayatındaki ellinci yılını özetleyen, bol konuklu "50" albümünün konserleri güme gitmişti. 

Şimdi aradan bir zaman geçti ve Sabih Cangil, grubuyla birlikte yeniden konserlerine başlıyor. 

Sabih konseri şu sözcüklerle duyuruyor:

"Bu Cuma sekizde başlar, dokuzbuçukta bitiririz. Sonrası yeme, içme, muhabbet. Kadıköy Postanesi’nin arka sokağında." 


20 Nisan 2022 Çarşamba

Sabih Cangil'in radyo programı ama bu galiba bizim de rock serüvenimiz...


Bu hafta Cenk Akyol'un Kooperatif'inde Sabih Cangil de bir radyo programı yaptı. Dün gece o programı dinlerken neredeyse sabahı edecektim. Program bir buçuk saatti ama ben bir kez dinledikten sonra bir daha dinlemeye kalktım. Bir üçüncü kere daha dinlemeye bile yeltendim hani... ama onu da bu yazıyı hazırlarken yapıyorum. 

Sabih programını kendi müzikal serüveninden oluşan bir playlist hazırlamış. Sweet'in "Action"ıyla başlayan programda, birden kendimi tutamayarak, "Aha! ben de rock'la bu parçayla tanışmıştım" diyecektim. Sabih kendi hayatından izleri sürüyordu ama 1960 sonu çocuk, 1970'li yıllarda ergen ve 1980'lerde de genç olanların (rock ile ilgili teması olanların) tarihi gibiydi. Sabih'in programında anlattıkları ve çaldıkları benim kişisel geçmişimde de izler taşıyordu. İstanbul'da ayrı okullarda ayrı semtlerde olsak da rock dinlemek eskiden ortak bir duygu his gibiymiş.... vay be!

Programı dinledikten sonra oturup, yazıya dökümünü yapıp, yayınlamak istedimse de bundan vazgeçtim... Çünkü bu bir radyo programıydı ve öyle dinlenilmeliydi. 

Bu programı mutlaka dinleyin hatta dinlemekle yetinmeyin ve eşe dosta dinletin derim. Çünkü bu bir dönemin ülkemizdeki rock tarihi. 

Programı aşağıdaki linki tıklayarak dinleyebilirsiniz:

https://archive.org/details/sabih-cangil


Aşağıda da Cenk Akyol'un yaptığı tanıtım yazısı yer almakta...

Sabih Cangil'i en güzel bu fotoğrafın yansıtacağını düşündüm. 2 sene önce müzikteki 50. senesini programımıza uygun kolektif bir albümle kutlayan Sabih Cangil müzisyenlik ve yapımcılığının yanında 40 yıldır da profesyonel bir turist rehberi. Bu uzun upuzun 40 yıllık, 50 yıllık kariyerleri nasıl yapmış bu delikanlı?

Benim gibi Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu bir İnşaat mühendisi olan Sabih Cangil Kooperatif'e destek olduğu 90'lık kasede sığacak bu toplamada bize kendi müzikal köklerine rehberlik ediyor.

Sabih Cangil ile müzikal, kişisel bir seyahat

👉 https://archive.org/details/sabih-cangil

www.sabihcangil.com

Akıllı Gezginler grubu 👇

https://www.facebook.com/groups/1743331462635478/  

Sabih Cangil with Musical Journey



No other photo can better reflect Sabih Cangil than this one taken at my place. He is not only a musician and a producer, but also a professional tourist guide since 40 years. Two years ago Sabih Cangil celebrated his 50th anniversary in music business with a collective album which resonates well with my show as well. How come such a young spirit can have a 40 or 50-year long career?

A graduate of civil engineering at Yıldız Technical University just as I am, Sabih Cangil supports Kooperatif with a collection of music long enough for a 90-minute long cassette and guides us through a trip back to his musical roots.

Click and listen his own musical journey 

https://archive.org/details/sabih-cangil

👉 https://archive.org/details/sabih-cangil

www.sabihcangil.com 

22 Haziran 2021 Salı

Arkeolojik kazılarda bulunan RA kayıtları



Doksanlı yılların başında rock ile ilgili yazıp, çizmeye başladığımda birbiri ardına yeni Türk rock grupları da ortaya çıkıyordu. Ancak ülkemizde seksenli yıllarda çıkan ve unutulmaz konserler veren gruplar artık tanınmıyordu. Onları hatırda tutacak kasetler de yoktu. O dönem 1970'lerdeki gruplar da gündemde değildi. Neyseki onların plakları vardı, meraklısı isteyince bulabiliyordu ama 80'lerin başındaki rock gruplarımız ancak o konserlere gitmiş olanların hatıralarında yaşayabiliyordu. Yani bir toplumun hafızası silinmiş gibiydi. Böyle olunca da yeni kuşak rock grupları her şeye yeni başlıyormuş gibiydi. 

1980'lerde Whisky ve Devil'in kaset kayıtları çıkmıştı ama o dönemden Egzotik Band, Ra, E-5 ve Ankara'da efsaneleşen AXE gibi gruplardan bir belge kalmamıştı ortada. Yani ülkemizin on yılda bir hafızsının silinmesi sonucu yola çıkan üçüncü kuşak rock grupları her şeye yeni baştan başlıyor gibiydi. 

2000'li yılların başında RA grubunun elemanı Sabih Cangil'in tekrar müziğe dönüp, solo bir albüm yapması bana sislerin dağılacağına dair umut vermişti. Böylece bir dönemin rock efsanesi RA grubu Sabih ile tekrar hatırlanmaya başladı. Ama gene de o dönemdeki RA gene sisler arasındaydı. 

Geçtiğimiz hafta Sabih Cangil'in facebook sayfasında şu duyuruyu görecektim:

"RA severlerin ilgisini çekecek yapımlar yolda: İki tane ikişer parçalık RA remaster single'ının çalışmalarına başladık. 1986 ve 1987 yıllarından 4 kayıt bulundu ve gerekli teknik işlemler yapılıyor."

Oldukça heyecan verici bir haberdi bu. Eh hoş biraz da arkeolojik kazıda bulunan bir şey gibiydi hani. Şimdi bize bu muhteşem buluşmayı beklemek düşüyor. Aslına bakarsanız bizim ülkede öyle kazılar yapılması gerekiyorki, ama şimdilik Sabih Cangil bu kazıyı 20 yıllık bir çaba ile gerçeğe döndürüyor olması da güzel ve sisler biraz olsa da dağılıyor. Dilerim devamı gelir. ,sözün özü, 9 Temmuz 2021 tarihinde "2. Remaster single RA" geliyor. Ben sizlere şimdilik çok yıllar öncesinden bir RA parçasını TRT kaydıyla sunayım.

Aptulika

 



7 Mayıs 2021 Cuma

Sabih Cangil'in "Hadi Başla" klibi de yayında.



Sabih Cangil'in yeni parçası "Hadi Başla" teklisinin çıkış haberini sabahki yazımda duyurmuştum. Biraz öncede parçasının videosu yayına girdi. 

Videoda pandemi döneminden önceki konser, kuliste sohbet anları, bar buluşmaları, bol konuklu Whisky 40. yıl konseri ve Cahit Kukul'un 70. yaşgünü buluşması fotoğraflarla klibe yansımış. Tabi bu görüntüler arasında efsanevi Ra dönemi fotoğrafları da var. 

Kendi adıma videoyu izlerken oldukça heyecanlandım... Demek ki konserleri, dostları özlemişim. 

Ne diyelim o zaman Sabih'in şarkısında dediği gibi: 

 Kalan hayatının

İlk gününe başla 

 Hadi başla 

 




Sabih Cangil'den "Hadi Başla" bugün yayınlandı.



Yeni çıkan albüm ve teklileri beklemek hep cuma gününe denk düşüyor. Bu neden böyledir bilemem ama pazartesi veya haftanın başka bir günü yayınlandığına şimdiye kadar pek rastlamadım, demek ki bir bildikleri var. İşte bu cuma da yeni çıkan çalışmalara bakmak için dijital platformun başına oturdum. 

Bu sefer ki buluşma her hangi bir cuma değildi, haftalar öncesinden bir tarih de not düşülmüştü: "7 Mayıs 2021". Bu tarihte yani bugün Sabih Cangil'in yeni şarkısının yayımlanmasını bekliyorduk. Bir yıl önce Sabih elli yıllık müzik geçmişini "50" isimli albümle kutlamıştı. Konuk sanatçıların da yer aldığı bu albümün tanıtım konserlerini heyecanla beklerken, karşımıza bir anda korona salgını çıkınca bu buluşma gerçekleşemedi. 

Korona, pandemi ya da Covid - 19 her ne dersek diyelim, bu sarsıntı hala son bulmuş değil. Konserler hala yapılamıyor ve gene evlerde kapalıyız. Yaşadığımız bu bir yıl içinde Sabih'in "50" albümünün konserleri de gerçekleşemedi ama yılların rock müzisyenini bir yıl aradan sonra yeni parçasıyla dinlemeye hazırlanıyoruz. 

Sabih Cangil'in bir yıl aradan sonra çıkan teklisi "Hadi Başla" bugün yayımlandı. Sabah uyanınca ilk işim tabiki bu parçayı dinlemek olacaktı. Hani bir radyo programında sabah yayını yapıyor olsanız seçeceğiniz en güzel parça bu olurdu diyebilirim. 

"Uyandım ben yine

Uçuk rüyalarımın hepsi uçmuş

Uyandım kendime

Yalnız yanlışlıklar kalmış."

Şarkının giriş sözcükleri  biraz karamsar gibi gelebilir ama bu bir yıllık pandemi dönemini özetler gibi. Şarkının devamında,

"Uyandım bir baktım

Güzel görünenler

Gözümden düşmüş."

diyor Sabih. Pandemi döneminde bir yılın ardında az biraz da kendimizle baş başa kalıp bir çok şeyi sorguladık. 

Şarkının giriş bölümünü yazdıktan sonra bir çoğunuz bana, "Peki o zaman bu nasıl güne başlama şarkısı olsun ki ?" dersiniz. O zaman şarkının devamına bir bakalım hele,

Hadi başla güne artık

Kalan hayatının ilk gününe başla..."

Yaşadığımız bu bir yıl karantina, salgın, issizlik ve daha bir dizi kara bulut. Rüyalarımız uçup gitti. Eh biraz yaşlanıyoruz da, umutlarımız da git gide kayboluyor ama yeniden başlayacağız... hem de "Kalan hayatımızın ilk gününe başlayacağız."

Sabih'in bu yeni parçasını dinledikten sonra biz de "Hadi Başla" diyelim.

Aptulika




14 Nisan 2021 Çarşamba

Sabih Cangil 7 Mayısta "Hadi Başla" diyecek



 Geçen yıl Sabih Cangil'in müzik hayatının ellinci yılına adanan "50" isimli albümü çıkmıştı. İçinde özel konukların da yer aldığı bu albümün çıkışından sonra gerçekleşecek konseri bekliyorduk ki, bir anda hayatımıza korona girdi. 

Evlere kapandığımız ve müziğin canlı olarak yapılamadığı bu karantina sürecinde Sabih'in boş durduğu söylenemez. Turizmciliğinden de gelen bilgi birikimiyle sanat ve gezi üzerine harika bir youtube sayfası oluşturdu. Bununla da kalmayarak Sabih Cangil Project olarak albüm ve single çalışmalarına vesile oldu. 

Bunların dışında tabii ki Sabih Cangil olarak da boş durmuyor. Sahneler açıldığında "50" albümünün promiyeri özel konuklarıyla birlikte gerçekleşecek. Sanırım bu karantina günlerinde de Sabih'in heybesinde yeni besteler de birikmiştir. İşte onlardan birini 7 Mayıs 2021 tarihinde duyacağız. Sabih Cangil resmi facebook adresinden "Hadi Başla" isimli çalışmasının 7 Mayıs 2021 tarihinde yayımlanacağını duyurdu. 

Bizimde bilgimiz bundan ibaret ve mayıs ayının yedisini merakla bekleyeceğiz. 

Aptulika

13 Nisan 2020 Pazartesi

50 YILLIK BİR PENA...




Sabih Cangil'in Korona Günleri'ne rast gelen "50" albümü müzik hayatının 50. yılı için yaptığı müzisyen dostlarının konuk olduğu bir çalışma. Yazarımız Sinan Doyan bu albümü inceleyen bir yazı kaleme aldı ama öncesinde bizi zaman makinesine bindirip geçmişe doğru bir yolculuğa götürecek. Hem de ne yolculuk... RA günlerinden bugüne. Hazırsanız başlayalım.





Tüm dünya olarak kapkara koridorlardan geçtiğimiz bugünlerde yılların yılmayan rock müzisyeni Sabih Cangil’den yepyeni bir albüm geldi. Sadece dijital platformlarda satışının yapılacağını duyuran Cangil, müzik eleştirmenlerine, yazarlarına, eş ve dostlarına dağıtılmak üzere sınırlı sayıda CD baskısını da bastırmayı ihmal etmedi. Fiili CD satışlarının, önce mp3 formatına, sonra da sair dijital platformlara yenik düşmesinden sonra “eserlerimizi müzikseverlere nasıl ulaştırırız”ın hesabını kitabını yapan müzisyenler, Sabih Cangil gibi albümlerini “daha cüzi bir ücret” karşılığında “kolayca” edinebilecekleri satış stratejileri geliştirdiler. Bu bağlamda albümlerin itunes, spotify, deezer, muud, fizy, shazam, youtube, tidal gibi platfromlarda satışa sunulmasını yadırgamamak gerek. 2006 yılında başlayan “solo” albüm kariyerinde bu albümle birlikte altıncı tacını takıyor. Solo’yu özellikle vurguladım, zira kendisi ülkemizin en köklü ve 80’ler boyunca keskin izler bırakmış RA’nın gitarcısıydı. Yazımın kalan kısmını RA’nın; dolayısıyla dönemin Türk Rock tarihinin kısa özetine ayıralım, sonra albüme dönelim:


"50"den önce geçmişe bir yolculuk
1979 yılı Türk Rock tarihinin ikinci periyodunda doğum sancıları çektiği bir yıldır. Birinci periyot 60’ların ikinci yarısıyla start almış ve Anadolu Pop’un başrolünde, önemli ve etkili bir dönemi temsil etmiştir. Daha çok deneysel ve yerel manada birçok sanatçı ve grup, kendilerinden sonra geleceklerin büyük ölçüde ufkunu açmış, bugün bile aşılması zor çıtalar yükseltmişlerdir. 70’lerin ikinci yarısından itibaren yüzü kentli insana dönük bir anlayışla yoluna devam eden Türk Rock’ı, 80’lere girmeden yeni kuşak neslin önderliğinde daha gürültülü bir dönemin sinyalini veriyordur.
Devil, Whisky, White Cheese gibi hard rock temalı gruplar 1979 yılında tohumlarını yeşertmeye başlamışlar, Marşandiz, Hardal, 21.Peron ve RA gibi gruplar da daha sakin sulara yelken açmayı yeğlemişlerdir. Altan Üze(bas), Erhan Akhan(davul) ve Karaca Somer(vokal)’den oluşan RA’da eksik olan gitarist boşluğu Ekim 1979’da Sabih Cangil ve Faruk Kurtulmuş’un katılımıyla doldurulmuş ve provalara başlanmıştır. Karaca Somer, yüksek oktavlı çığlıklarıyla Türkiye’nin “Ian Gillan”ıdır bir nevi. Hem RA hem de ülke “sert rock” konusunda daha yolun başındadır; konser mekanı, yasal izinler, enstrüman ve ekipman yetersizliği gibi sorunlar 80 ihtilalinin de etkisiyle olanca ağırlığını hissettirmektedir. Grubun üyeleri beste makinesi gibidir; Rock Fever, Silly Words, Sosyete, Oluyorum, Fool Fool gibi şarkılar gerek Hodri Meydan Kültür Merkezi'nde, gerek Fitaş’ta, gerek Tepebaşı Gazinosu ve gerekse üniversite konserlerinde takipçileri tarafından kabul görür. RA adının İstanbul sokaklarında afişe olması TRT’nin çizgi üstü yapımcısı İzzet Öz’ün de nazarından kaçmaz ve 1982’de grubun en sevilen şarkısı “Rock Fever”ın canlı performasına programında yer verir. RA’nın yükselişi süredursun, ihtilalin akabinde birçok yerli grubun kurulduğuna ve ufak salonlarda da olsa konserlerin hız kazandığına şahitlik eder müzikseverler.
Devil, Whisky, Egzotik Band, Denge, Axe, Kolon, Klips ve Amerika’dan yurda dönüş yapan süper gitarist Asım Can Gündüz’lü Ambulans ülke sathında gitarın sesini yüksek volüme çıkaran isimler olurlar. Bu gruplar 80’lerin ikinci yarısında birbirlerine rakipmiş gibi dursalar da; müzik piyasamızın pek de alışık olmadığı bir dayanışmanın da örneğini sergilerler. Ekipman paylaşımı, ortak konserler, eleman takası gibi. Her grubun ortak sorunlarından biri olan eleman kaybı RA’da da yaşanır ve Karaca Somer’in yerine aynı zamanda bas gitar da çalan Levent Candaş vokale geçer. RA’nın da hayalinde diğer gruplarda olduğu gibi albüm yapmak vardır. Bu bağlamda Tünel'deki Marşandiz Stüdyolarında 3 parçanın kaydını yaparlar, ancak sonuç kaçınılmazıdır: yayınlanamaz (Bu üç parça, 2017 yılında Sabih Cangil tarafından re-master olarak yayınlanır). 80’lerin ikinci yarısına gelmeden grup konser maratonunu hızlandırmış, Türk Amerikan Derneği, Budak Sineması, Boğaziçi Üniversitesi ve Ortaköy Kültür Merkezi konserleri peş peşe gelmiştir. Bu yoğunluk içinde Deha Akgün ve Batuhan Senyücel (vokal), Levent Gülsün(klavye) gibi isimler grubun kadrosuna dahil olmuşlar ve bu değişimler kaçınılmaz olarak grubun sounduna da yansımıştır. Hard rcok grubu olarak çıktıkları yolda gittikçe New Wawe türünü benimsemeye başlamışlardır.


Değişim Rüzgarları
Ülke eskisi gibi değildir; “çağ atlamıştır”. İthalat serbestisi sayesinde, son model enstrümanlar ve stüdyo ekipmanları ülkede kolayca bulunur/kullanılır olmuştur. Buna paralel olarak da grupların ve sanatçıların, yapmak istediklerini kolayca yapabildikleri bir ortam kendiliğinden oluşmuştur.
Dünya müziğinde de durum aynıdır; Avrupa'yı kasıp kavuran “eurobeat disco” ve “new wawe” türleri pazardaki büyük payı heavy metal ile paylaşmaktadır. RA da bu etkileşimden nasibini alır ve İlhan İrem’in önderliğinde piyasaya çıkacak olan bir karma albüm için iki yeni bestesini yollar. Yeni ve yetenekli grupların önünü açmak, hiç değilse şarkılarını kayıt altına almak amacıyla İlhan İrem tüm genç grup ve müzisyenlere bir çağrıda bulunarak, tür ve dil ayrımına girmeksizin kendi bestelerini yollamalarını ister. Hey Dergisi ve Yankı Plak bu oluşma destek veren diğer büyük isimlerdir. Yüzlerce eser büyük bir titizlikle seçilir ve Güven Erkin Erkal’ın koordinatörlüğünde, 1988 sonbaharında “Değişim Rüzgarları(Winds of Change)” piyasaya çıkar.  Albüme ismini veren şarkının sahibi Teoman’lı Mirage’a ve albümün ağır topu Gür Akad’lı Klips’e rağmen RA İlhan İrem’in nazar-ı dikkatine mazhar olur. “Dancing In The Sun” ve “Sunset” şarkıları, grubun ilk dönemlerindeki ses örgüsünden uzaktır ama sıkı parçalardır da! Albüm kartonetinde Sabih Cangil adı yazmasına rağmen kendisi bu dönemde askerlik görevini ifa etmektedir. “Değişim Rüzgarları”nın rüzgarıyla bir de TRT’de solo bir programa imza atarlar. Her Perşembe bir ismin, kah canlı kah playback, yarım saatlik performanslarının yer aldığı “Yarım Elma”ya çıkarlar. Mirage, Erol Evgin, İlhan İrem, Zuhal Olcay, Erkin Koray(ki TRT bültenlerinde ismi geçmesine rağmen programın kaydına ulaşılabilmiş değil) gibi isimler arzı endam eylemişlerdir. 


  21. Yüzyılda Rock Ateşini Harlamak
Kuruluşlarının onuncu yılında RA sessizce dağılır. Halbuki 90’lardan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; rock ve türevleri hiç olmadığı kadar popüler olup kendi yıldızlarını yaratacak ve onları günümüze kadar taşıyacaktır. Bu gelişmeleri takip eden Sabih Cangil gönül verdiği müzikten hiç kopmaz; bir stüdyo açar ve kendi eserlerini burada şekillendirmeye başlar.
RA elemanları Faruk Kurtulmuş, Erhan Akhan, Levent Gülsün, Altan Üze gibi isimler Cangil’i ilk solo kariyerinde yalnız bırakmazlar ve 2006 yılında ilk albüm “İçimizdeki Pervaneler” piyasaya çıkar. Gerçek bir rock şölenidir albüm. Bir nevi RA’ya saygı duruşu da diyebiliriz; aslında bir RA albümü tasarlanmışken Sabih Cangil’in solo projesi olarak raflarda yerini alır. “Umudumuz Var”, “Oluyorum”, “Bıktım” gibi RA dönemi şarkıların yanı sıra Sinan Erkoç’un da seslendirdiği “Namütenahi Muhabbet”, albümü yukarı seviyelere taşıyan çalışmalardır. Aynı sene piyasaya çıkan bir başka albüm de rock müziği piyasasındaki ateşi harlamakla kalmıyor, yılların iki güzide gitarcısının birlikteliklerini de müjdeliyordu; 1988’deki “Değişim Rüzgarları” albümünde yeralan “Winds of Change”de attığı sololarla aklımızı alan ve o gün bugündür Teoman, Tibet Ağırtan, Koray Candemir, Kırık Kalpler, Bluesaint gibi sanatçı ve gruplarda sergilediği performans ile rüştünü ispatlamış bir gitarist olan Tanju Eren “40” isimli nefis bir albüm çıkarmış ve farklı projelere de yelken açmıştı. Bu projelerden biri de eski arkadaşı Sabih Cangil’dir. Eski RA dostu Erhan Akhan zaten çekirdek kadrodadır. Bunun dışında albümlerinde Gökalp Baykal’dan Gür Akad’a, Levent Candaş’dan Levent Gülsün’e, Akın Eldes’ten Eser Taşkıran’a, Tibet Ağırtan’dan Kenan Vural’a birbirinden değerli isimlere rastlamaktayız. Bu kolektif ruhla ikinci albüm “Farkındayım” 2013 yılında piyasaya çıkar.
Albümü ve konserleri sırtlayan şarkı “Farkındayım” olur; bugün bile bir Sabih Cangil konserinin iki kere performe edilen tek şarkısıdır “Farkındayım”. Bunda tabi Tanju Eren’in müthiş sololarının da etkisi olduğunu düşünüyorum. İlk albüm ile ikinci albüm arasındaki altı senelik zaman zarfında Sabih Cangil Band olarak solo konserlere ağırlık vermiştir. Shaft’ta, Balans’ta, Kadıköy Sahne’de hardrock dolu gecelere şahitlik eder takipçileri. Bir sonraki albüm “Muaf Olalım” 2016 yılında gelir. Bir mini albümdür bu; sadece iki şarkılık. Tüm bu albümlerde gördüğümüz üzere Sabih Cangil’in başta gitar, birçok enstrümana hakimiyetinin üst seviyelerde olduğudur. Davul hariç tüm enstrümanları kendi çaldığı, 2017’de piyasaya çıkan İngilizce albüm “B-Side”, bu tezi doğrularcasına sıkı bir albümdür.  İki enstrümantal çalışmanın da olduğu albüm RA’ya selam çakmaktadır.  Sabih Cangil’in albüm  ve konserlerdeki başarısının ana sebeplerinden biri de çok sık eleman değişikliğine gitmemesidir. Erhan Akhan, Tanju Eren, Güven İlter’den oluşan kemikleşmiş kadronun yanı sıra Alpay Şalt(davul), Cenk Tarhan(bas) gibi isimler de sahnede kendisine eşlik etmektedirler. Yine sadece davulda Erhan Akhan’ın yer aldığı, kalan tüm enstrümanları kendisinin performe ettiği son albümü “Bu Sefer Böyle Oldu” 14 Aralık 2018’de sadece dijital platfromlarda satışa sunuldu. Neden sadece “dijital platformlar”ın cevabını yazının girişinde verdiğimiz albüm 6 yeni şarkının yanı sıra Cangil’in geçmiş albümlerinden seçilmiş 5 şarkının da re-mastered versiyonlarına sahiplik yapıyor. Albümün ilk klip, aynı zamanda açılış şarkısı “Olmuyor ki”ye çekildi. Sadece Sabih Cangil’in rol aldığı kalabalık(!) bir kadroya sahip klip, sabırsız bir aşığın serzenişlerini anlatsa da toplumsal yozlaşmanın örneklerini de sergilemeyi ihmal etmiyor. Albüm bir müddet sonra promo CD olarak da vücuda geldi ve Cangil tarafından, talep eden herkese “imzalı” şekilde verildi.  Albümle birlike lansman konseri, devamında da çeşitli tarihlerde ve mekanlarda canlı performanslar geldi.


“Cahit Kukul’a Saygı Buluşması”
21 Temmuz 2019 Pazar günü Kadıköy Eskici - Gizli Bahçe isimli mekan bir büyük buluşmaya şahitlik etti. Efsanevi iki grup olan Yeraltı Dörtlüsü, Hardal ve Meteor’da gitar çalmış olan usta müzisyen Cahit Kukul’un kızı Özlem ve aile dostları Sinan Doyan’ın birlikte organize ettikleri “Cahit Kukul’a Saygı Buluşması” kapsamında ülke rock müziğine benzersiz katkılarda bulunmuş efsane isimler bir araya geldiler. Aynı zamanda Cahit Kukul’un yetmişinci, Sinan Doyan’ın da ellinci yaş günlerinin kutlandığı bu buluşmada kimler yoktu ki! Devil’den Sabahattin Taşdöğen ve Nejat Tekdal, Whisky’den Serdar Çokuslu, Objektif’ten Vecdi Yücalan, Erkin Koray’ın daimi grup elemanı ve arkadaşı Ünal Vanii, Gür Akad Band’dan Gür Akad ve Barış Göker, Sabih Cangil, İzi Eli, Burak Sarıkahya gibi müzisyenlerin yanı sıra  Aptulika (Aptulkadir Elçioğlu), Güven Erkin Erkal, Murat Beşer gibi ağır kalemler orada hazır bulundular. Böylesi müthiş bir kadronun her zaman bir arada olamayacağının bilinciyle o gün masaya yatırılan konulardan biri de Sabih Cangil’in, ellinci sanat yılına saygı duruşu niteliğinde bir konser ve albüm projesinin olduğuydu. Henüz projenin başıydı ve ana hatlar belirlenmemişti. Bu buluşmayla birlikte projede yer alması muhtemel isimler de yavaş yavaş belirlenmeye başladı. 


Neden 50. yıl ?

8-9 Eylül 2019 tarihlerinde artık gelenekselleşen ve Sabahattin Taşdöğen (Devil) tarafından organize edilen Bak’ın Rock Festivali’nde Sabih Cangil de sahne alan isimlerden biriydi ve kuliste konuşulan konuların ağırlığını bu albüm oluşturuyordu. Neden 50.yıl? Öyle ya, Sabih Cangil’in RA ile başlayan müzik serüveni yukarıda da yazdığım üzere 1979’da başlıyor. Ama bunun bir de 10 yıl evveli var; konservatuar’la birlikte müzik yolunu çizmeye başladığı bir milat söz konusu. 
10 Kasım 2019 tarihinde albüm “kayıtları” için start verildi. “Kayıtları” diyorum, çünkü 15 ayrı isim 15 ayrı besteyi yorumlayacaktır. Bu besteler arasında en eskisi 80’lerin başına uzanan RA şarkıları da var 2019 model solo şarkılar da. Şarkı dağılımı yapılan 15 isim farklı zamanlarda stüdyo kayıtlarını gerçekleştirirler. Albümün kemik kadrosu aynı zamanda Sabih Cangil Band’in sahne üzerindeki daimi kadrosudur; gitarlarda Sabih Cangil ve Tanju Eren, davulda Erhan Akhan, bas gitarda Cenk Tarhan ve klavyede Güven İlter. Albümün kadrosu Türk Rock tarihinin özeti gibidir. Her bir isimde rock tarihimizin izlerini sürmek mümkün. Albüm tanıtım yazısıyla devam edeyim:




Müzikle Geçen 50 Yıllık Macera
Besteci, söz yazarı, gitarist ve prodüktör Sabih Cangil müzik ile geçen 50 yıllık serüvenini bir albüm ile özetliyor.

“50” adlı albümde sanatçının 15 bestesini 15 ayrı solist yorumladı. Rock müziğin ustalarından Teoman, Tibet Ağırtan, Sibel Tüzün, Gür Akad, Levent Candaş, Serdar Çokuslu (Whisky), Kenan Vural (Yüksek Sadakat), Sabahattin Taşdöğen (Devil), Tunç Arkan, Ogün Sanlısoy, Yusuf Uğurer, Aylin Aksu – Fulya Candaş, Mahmut Özen (Yol Arkadaşları) ve Emre Önbayraktar albümde birer parça seslendirdi. Müzisyen ve vokalist kadrosu da adeta bir yıldızlar geçidi: Gitarlarda: Tanju Eren, Davullarda: Erhan Akhan, Alpay Şalt, tuşlu çalgılarda: Levent Gülsün, Eser Taşkıran, Ali Otyam, Güven İlter, bas gitarlarda: İsmail Baltalı, Levent Candaş, Cenk Tarhan, vokallerde: Arzu Ece Otyam, Kenen Vural, Tibet Ağırtan, Erhan Akhan, Stüdyo kayıtlarında: Tanju Eren, Tamer Süerdem, Sabih Cangil. Miks, mastering ve tüm yapım aşamalarında ise: Tanju Eren.
Albümün kapak görsel çalışmasını ise duayen karikatürist Aptülika (Aptülkadir Elçioğlu) yaptı. Grafik tasarım ise Onur Tonba’ ya ait.
Albüm, sanatçının kendi yapım şirketi olan SCP’ den (Sabih Cangil Productions & Digital Distribution) çıkarak tüm dijital platformlarda 20.Mart tarihinde yerini alacak. Albümde yer alan solistlerin de sahne alacağı lansman konseri ise 27. Mart tarihinde yapılacaktı.
Aptulika’nın müthiş çizimiyle hayat bulan kapağıyla ve 15 ayrı solistin harikulade performanslarıyla, dopdolu bir müzik ziyafetine sahip albüm 20 Mart tarihinde dijital platformlarda yayına sunuldu. Hepsi birbirinden değerli isimlerin oluşturduğu albümün dikkat çeken ismi Teoman’dı. Zira en son kaydı yapılan isimdi, o ana kadar kimsenin haberi yoktu albümde yer alacağından. Üstelik Cangil’in “kafa” şarkısı “Farkındayım”ı seslendiriyordu. Beklenildiği üzere daha ilk günlerde albümün dinlenme oranları yükselişteydi. Kusurusz, dolu dolu bir albümdü söz konusu olan; hani “hiç boş yok” denilen türden. Albümün genel havasına Hard Rock hakimdi. Hatta yer yer Black Sabbathvari performanslara da şahitlik ediyordu dinleyenler. Şahsen söyleyeyim, albümü dinlemediğim gün yok gibi. Bağımlılık yapıyor...
2019 yılı sonunda önce Çin’de takip eden aylarda tüm dünyada inanılmaz bir hızla yayılmaya başlayan ve son derece ölümcül olan Corona virüsü(covid-19) resmi verilere göre 10 Mart’ta da ülkemize “giriş” yaptı. Bir anda tüm dünyanın gündemi bu illet oldu. Herkes hazırlıksız, herkes çaresiz(ama umutlu) herkes şaşkındı. Temas yoluyla kolaylıkla tek kişiden üçlü rakamlara bulaşabilen bu illete önlem amaçlı önce “sahneler” kapatıldı. Konser verilen tüm mekanlar “süreç geçinceye” kadar kapatıldı, tarihleri belirlenen tüm konserler tek tek iptal edildi ya da ertelendi. Durum vahametini daha da arttırınca “evde kal” çağrıları arttı, restoranlar, kafeteryalar, ibadethaneler kapatıldı, toplu taşıma ve  seyahatler kısıtlandı; hatta bir zaman sonra yasaklanmaya başladı. En önemli ve güveli tedbirlerin başında gelen  “sokağa çıkma yasağı” beklentisi ise yazıyı hazırladığım an itibariyle devam ediyor... Doğal olarak 27 Mart’ta, oldukça kalabalık geçmesi planlanan ve türk rock’ının göreceği en ayrıksı konserlerden biri olmaya namzet albüm lansman konseri gerçekleşemedi. Albümün aynı zamanda sınırlı sayıda CD baskısı da yapıldı. Tek tek numaralandırılıp Sabih Cangil tarafından imzalanan CD’ler yakın dost ve hayranlara dağıtılmak üzere (şimdilik) beklemede.
Ömrünün50 yılını gönül verdiği müziğe adamış olan Sabih Cangil’den, bu buhranlı günlerde yürekleri ısıtacak yeni bir grup ve yeni bir albüm haberi daha geldi; SERSEM isimli dört kişilik grubun “görünmeyen” elemanı olarak yer alan Sabih Cangil albümün de Tanju Eren ile birlikte prodüktörü aynı zamanda. Bu satırların yazarının yaşı kadar müzik geçmişine sahip Sabih Cangil’e gıpta etmemek elde değil. Zira onunla kendisiyle aynı zamanda çıkanların çoğu havlu atmışken  o dur durak bilmeden, usanmadan ve kaş karartmadan “yola” devam ediyor. Nice ellili yıllara, yollara....

Sinan DOYAN
Nisan 2020 
(TRİP Dergisi’nin 2019 Ocak sayısında yayınlanan “Soldan Sağa Eski Mısırda Bir tanrı: RA” başlıklı yazımın editlenmiş ve genişletilmiş versiyonudur)

16 Şubat 2020 Pazar

Sabih Cangil'in "50" albümü perşembe günü çıkıyor!


Albüm adı: 50
Muhtemel çıkış tarihi 20. Mart. 2020
Yapımcı: SCP



 Sabih Cangil müzik hayatına konservatuar ile başlamıştı. Ogünden bugüne tam 50 yıl olmuş ve Cangil de bunu "50" isimli bir albümle kutlayacak. Albümde tamı tamına 16 konuk yeralıyor.

Albümde yer alacak parçalar ve seslendiren konuk solistler  

Parça ismine göre alfabetik sırayla:

- Çok güzel oldu: Emre Önbayraktar
- Dr.Gilmore: Tibet Ağırtan
- Farkındayım: Teoman
- Fool fool: Tunç Arkan
- Günlerim var benim: Kenan Vural
- Hadi biraz gayret: Serdar Çokuslu
- Muaf Olalım: Levent Candaş
- N’ oldu bize: Sibel Tüzün
- Olmuyor ki: Mahmut Özen
- Oluyorum: Gizem Saatçi
- Rock fever: Gür Akad
- Same Days: Aylin Aksu-Fulya Candaş
- Sen benim her şeyimsin: Yusuf Uğurer
- Şişe: Sabahattin Taşdöğen
- Yedi kişi: Ogün Sanlısoy

Kapak tasarımı (bu paylaşımdaki kapak değildir): Aptulika  

Albümeki parçalara geçmişte veya son dönemde katkı sağlayan kişiler de şöyle: Tanju Eren, Erhan Akhan, Levent Gülsün, Eser Taşkıran, Ali Otyam, Güven İlter, İsmail Baltalı, Levent Candaş, Cenk Tarhan, Arzu Ece Otyam, Tamer Süerdem, Onur Tonba.


19 Ocak 2020 Pazar

Sabih Cangil 50. Yıla Hazırlanıyor


Sabih Cangil ismi rock tarihimizde büyük bir yapı. RA grubuyla başlayan muhteşem yıllar ama Sabih'in müzik hayatı daha da eskiye, 50 yıl öncesine gidiyor... İlkokul yıllarında konservatuarla başlıyor. İşte bu 50 yıllık bu serüveni Sabih bir albümle kutlamaya hazırlanıyor. 
İsterseniz bundan sonrasında sözü Sabih'e bırakalım:

50. Yıl albümümde miksler devam ederken son 3 konuğumun kayıtları da muhtemelen haftaya bitecek.
Şu ana kadar kayıtlarını bitirdiğimiz solistlere çok teşekkür ederim.
Starlar geçidi gibi bir kadro oldu. Mutluyum, gururluyum, sevinçliyim.
- Aptülika (kapak resmi)
- Tunç Arkan
- Sibel Tüzün
- Serdar Çokuslu
- Gür Akad
- Levent Candaş
- Aylin Aksu - Fulya Candaş
- Mahmut Özen
- Tibet Ağırtan
- Gizem Saatçi
- Emre Önbayraktar
- Yusuf Uğurer
- Kenan Vural

Kayıtları bitmemiş 3 isim de şimdilik bende kalsın. Uğuru kaçmasın:)) 50

MAHMUT ÖZEN (Yol Arkadaşları)


KENAN VURAL (Yüksek Sadakat)


SİBEL TÜZÜN


GÜR AKAD


 GİZEM SAATÇİ


SERDAR ÇOKUSLU (Whisky)

YUSUF UĞURER


TUNÇ ARKAN


EMRE ÖNBAYRAKTAR


TİBET AĞIRTAN

2 Mart 2019 Cumartesi

Dün Akşam Sabih Cangil Band Kadıköy'deydi


Sabih Cangil Band dün gece Kadıköy Woodstock'ta konser verdi. Ne yazık ki çok istememe rağmen gidemedim. Hem konsere gidip hem de izlenim yazmak isterdim. Olamadı ama Sabih'in yazdığı notları facebook'ta görünce sizlerle paylaşmak istedim. Bu arada 19 Mart'da da Kadıköy Ağaç Ev'de bir konserleri daha olacakmıış, artık orada buluşmak üzere diyelim ve sözü Sabih'e bırakalım:


Dün Akşam Woodstock Kadıköy' de Çaldık....

Bizim taraftan bakınca olay şöyle görünüyordu.
- Yeni albüm çıkalı 3 ay olmuştu ve albümün gruba kazandırdığı rating iyi görünüyordu, son konserden bu yana 1 yıl geçmişti. Mekanın dolu olmasını bekliyorduk. 
- Sound check için salona girdiğimizde teknik ve fiziki şartlar başta biraz korkuttu. Bizim tarz müzikte sahne soundu yerinde olmazsa sonuç iyi olmuyor. 
- Tonmeister Erhan geldi ve şu ana kadar en kısa süren ve en iyi sonuç veren sound check! lerimizden birini yaptık. Kendisine teşekkür ediyorum. Konser boyunca da izleyenlerin farketmediği ama bizim fazlasıyla farkettiğimiz ince dokunuşlar yaptı sağ olsun.
- Kapı açıldı, salon doldu. Motivasyon tavan:)) 
- Bu performansı sadece Sabih Cangil Band yapmadı, mekanda bulunan herkes yaptı. Bir anda biz dahil 80-100 kişilik bir Rock Band oluştu. Harikaydınız. 

- Gecenin olayı ise gitarcımız Tanju Eren' in çişi gelip tuvalete gittiği sırada klavyecimiz Güven İlter' in önderliğinde tamamen doğaçlama olarak çaldığımız "the urinating blues" du. Bazı izleyicilerin gülmekten yerlere düştüğüne şahit oldum. Demek ki rock ve blues illa ki ağır abilerin tekelinde olan bir müzik türü değilmiş:)) 
- Biraz acelemiz vardı. 14 parça çaldık. Sahneyi 22:00 de bırakmamız rica edildi. Bizden sonra çıkacak gruba saygısızlık etmeme adına 22:07 de sahneyi tertemiz teslim etmiştik. Murat Ersan sağ ol, var ol. 
- Biz mutlu olduk, sanırım izlemeye gelenler de mutlu oldu, duyduğum kadarıyla mekan işletmesi de memnun muş. E daha ne? 
- 19. Mart Salı akşamı aynı sokakta bulunan "Ağaç Ev" de çalacağız. Ondan sonra en erken Ekim ayında tekrar canlı çalarız. Kaçırmayın derim. 
- Sevgilerimizle. Alpay Şalt, Güven İlter, Cenk Tarhan, Tanju Eren, Sabih Cangil


20 Şubat 2019 Çarşamba

Sabih Cangil'den Konser Tadında Yeni Albüm Partisi


Sabih Cangil bu yılın başında yeni albümü "Bu Sefer Böyle Oldu"yu çıkartmıştı. Mart ayına girerken de albümden sonraki ilk konserini verecek.

"Konser Tadında Yeni Albüm Partisi" olarak gerçekleşecek etkinlik 1 Mart (2019), saat 20:30'da Kadıköy Woodstock'ta gerçekleşecek. 

O gece Sabih Cangil Band'la sahneye çıkacak olan yılların rock müzisyeni vokal ve gitarda yer alırken, gitarlarda emektar yol arkadaşı Tanju Eren bulunacak. Sabih Cangil Band'da bas gitarda Cenk Tarhan, Klavyede Güven İlter ve davulda da Alpay Şalt kadroyu tamamlayacak.  



21 Aralık 2018 Cuma

Emre Taban'ın kamerasından Sabih Cangil





Galiba pek yakında Rock Fotoğrafçılığı
diye bir kulvardan bahsedeceğiz. 

Ne dersiniz?









Rock bir müzik türüdür ama başka sanat dallarıyla da her zaman yakın temas halinde olmuştur. Bunun çok örnekleri vardır. Kimi zaman bir konser sahnesi teatral bir hale dönebildiği gibi kimi zaman da bir plak kapağı bir ressamın tablosuna dönüşebilmiş ve bizi yıllarca büyülemiştir. Son günlerde ülkemizde rock müzik adına buna benzer bir gelişme olmakta ve rock ile fotoğraf sanatı buluşmaya başladı. 

Kasım ayının sonunda Objektif'in verdiği İstanbul konserinden sonra Anıl Yurdakul'un kamerasından o anları kalıcı hale getiren fotoğrafları görecektik. Bir muhabir dikkatiyle Anıl, yakaladığı karelerde konseri tekrar yaşanmamız neden oldu. Öyle ki konserde olmamıza rağmen bizim gözümüzün göremediklerini o görerek bize plastik sanatların estetiğinde sundu.

İstanbul konserinin o karelerine bakmaya doyamamıştık ki bir hafta sonra Objektif'in Ankara konseri gerçekleşti. O konserden iki gün sonra da bu sefer de Serkan Tuna'nın çektiği fotoğraflar karşımıza çıkacaktı. Renkler ve ışık kullanımı ile övgüye değer bu karelerde Tuna, anı yakalamakla kalmıyor, her birini konserden bağımsız sanat eseri haline getiriyordu. Aradan iki hafta geçti aralarda hala o fotoğraflara bakıyorum. Ah bir seçebilsem bir tanesini duvarıma asacağım.

Objektif'in konserlerinin olduğu sıra Sabih Cangil yeni albümü "Bu Sefer Böyle Oldu" albümünü çıkartmaya hazırlanıyordu. Hatta Objektif konserinde Sabih albümünü Murat Beşer'in elinden bana ulaştırmıştı. Bu albümden "Olmuyor ki" isimli şarkının klibini de bir ay önceden hazırlamış çekimlerini bitirmişti. Dün de o video çekimleri esnasında Emre Taban'ın çektiği fotoğrafları gördüm. Bu çalışmalar da başka güzeldi. İşin ilginç yanı her üç fotoğraf sanatçısı da kendi üslubunu ve tarzını sunduğu gibi çektiği rock insanlarının müzikal duruşunu da kamerasıyla yansıtıyordu. 

Galiba pek yakında Rock Fotoğrafçılığı diye bir kulvardan bahsedeceğiz. 
Ne dersiniz?
  
 Emre Taban'ın kamerasından Sabih Cangil





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...