Kuruluşundan bugüne kadar kadrosunu aynen koruyan gruplar enderdir. İşte ZZ Top bu ender örneklerden biri. Onlar başlangıçtan itibaren değişmez üçlü olarak devam ettiler... 2021'de grubun bas gitaristi Dusty Hill ölünce ZZ Top kadrosu Elwood Francis ile ilk kez yenilenecekti.
Eh hani bunca yılın değişmez üçlüsündeki bu değişiklik ancak ölümle olmuştu. Bugün aldığımız bir haberle başlangıçtan itibaren ZZ Top'ta davul çalan Frank Beard'ın, sağlık sorunları nedeniyle grubun mevcut turuna ara vermek zorunda. kaldığını öğrenecektik.
ZZ Top'un menajeri, grubun davulcusu Bay Frank Beard'ın yakın gelecekte konsantrasyonunu gerektiren bir sağlık sorunu nedeniyle geçici olarak mevcut turneden uzak kaldığını duyurdu.
Beard'ın yokluğunda Billy F Gibbons ve Elwood Francis ile birlikte, geçici olarak davulcu John Douglas ile turnede çalması için anlaşılmış.
John Douglas, daha öncede 2002 yılında Frank Beard'ın Paris'te acil apandisit ameliyatı geçirdiğinde de onun yerine bir süre konserlerde çalmıştı.
Michael Matney yani ABD'li underground metal müzisyeni, "The Redneck and The Redman" albümüyle karşımızda. Kirli bir blues rock yapılı, gitar hakimiyetinde ama bir o kadar da ritim odaklı ve boogie'e de göz kırpan Outlaw Southern Rock tarzında bir albüm yapmaya karar vermiş. Matney adını verdiği grubuyla birlikte buna gitarist Stevie Salas'ı da ortak etmek istemiş. Mike Matney'in bu önerisine Salas kabul göstermekle kalmayıp, prodüktörlüğü de üstlenmekten imtina etmemiş.
Buraya kadar her şey güzel ve anlaşılır ama çıkan sonuç insanı ziyadesiyle şaşkına döndürüyor. Öncelikle yazının başında yazdığımız Matney'in hedeflediği Outlaw Southern Rock tarzına yani "Kirli bir blues rock yapılı, gitar hakimiyetinde ama bir o kadar da ritim odaklı ve boogie'e de göz kırpan..."a dönelim. Bu tarz ve açılıma baktığımızda aklımıza ister istemez ZZ Top geliyor. Öyle de olmuş zaten; Stevie Salas ile Matney'in bir tek uzun sakalları eksik yoksa albüm tamamen ZZ Top. Hatta dinlemeye başladığınızda "Bu ZZ Top'tan daha ZZ Top" gibi bir laf etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Albüm iki haftadır elimde dinleyip dinleyip, bu ne yahu aslı varken buna niye bakayım" derken dinlemeden de edemiyorum.
Matney'in "The Redneck & The Red Man" albümünü dinlemekle kalmayıp, bir yandan da internetten teyit de ediyorum. Bir kaç kere halüsinasyon görüyorum ya da demans benzeri bir şey mi oldum diye kuşkulandım bile. Öyle ya böyle usta iki isim neden kalkıp, ZZ Top'tan daha ZZ Top olan 8 parça yapıp hepsini de onlar gibi yorumlarlar. Bu 8 parçayı o gruba satsalar, kalıbımı basarım içinden en az 3 hit parça çıkacak olan listebaşı ZZ Top albümü olur. Hatta ben daha ileri gidiyorum, bunun kapağına Matney değil de ZZ Top deseniz çoğu kişi anlamaz bile. Bu bir şaka mı, bir tepki mi yoksa grubu ti'ye alan bir albüm mü? Kapamda binlerce soru dönüp duruyor.
Siz de bir dinleyin bakalım, ne düşüneceksiniz merak ediyorum.
ZZ TOP'ın yeni çıkacak albümünde hem ölen basçıları Dusty Hill hem de yeni basçıları Elwood Francis yer alacakmış.
Efsanevi üçlünün gitaristi Billy Gibbons, yeni ZZ TOP albümünde grubun ölen basçısı Dusty Hill ile kaydedilmiş parçaların da yer alacağını açıkladı.
2012'de çıkan ZZ Top albümü "La Futura"nın devamı niteliğinde olan ve bu yılın sonlarında çıkması beklenen albümde, Dusty'nin yerine geçen basçı Elwood Francis ile yapılan yeni kayıtlara da yer verilecekmiş.
Billy Gibbons ile Classic Rock dergisinin yaptığı röportajda gitarist şunları söyledi : "Kayıt çalışmalarımız sürüyor. Şu anda daha önceden Dusty ile kaydettiğimiz parçaları gözden geçiriyoruz. Yani albümde Dusty de yer alacak, Elwood da öyle . Büyüleyici olan, her ikisiyle de üç veya dört parçamızın albümde olacak olması. Birbirleriyle değiş tokuş yapıyorlar. "
Gibbons sözlerine şöyle devam edecekti: " Dusty harika bir adamdı, harika bir şarkıcıydı. Dusty şöyle derdi: 'Sahneye geç kalırsam, gitarımı Elwood'a vermeyi unutma .' Elwood otuz yıldır bizim sahne teknisyenimizdi yani aileden biriydi. ZZ TOP'ta Hill'in yerine geçecek tek kişiydi. Ancak Dusty parmaklarıyla oynarken, Elwood pena kullanıyor. Biraz daha keskin. Biraz daha incelik getiriyor. Ve ilk provada benimkinden daha uzun bir sakalla geldi."
Gibbons, ZZ TOP'un Hill olmadan canlı sahneye dönüşü konusunda "çok fazla merak" olduğunu itiraf etti . "'Bu nasıl olacak?' "Bu adam TOP'un gücünü kaldırabilir mi ?" Ama Elwood hazırdı, bunca zamandır zaten bizim bir parçamızdı."
Bu cuma piyasaya çıkan ZZ Top albümü "RAW"ı daha hala dinlemediyseniz çok şey kaçırdınız demektir ama hala vaktiniz var ve açığı bir an önce kapatın derim.
Yazıya üstteki gibi bir giriş yaptım. Bu biraz reklam sloganı gibi kokabilir ve olur olmaz her durumda tekrarlanır gibi de gelebilir ama bu albüm gerçekten özel ve şaşırtıcı. Her şeyden önce ZZ Top üçlüsü evime ya da bahçeme gelmiş bana özel konser veriyor gibi. Öyle şatafatlı ışıklar, çılgına dönmüş izleyici de yok hatta bir o kadar hazırlıksız, içten geldiği gibi sunulan bir konser. Hatta beni bile umursamıyorlar ve kendileri için çalıyorlar. Kısacası... ham, sade, şatafatsız ve bir o kadar da samimi bir konser.
Üç gündür dinlemeye doyamadığım bu albüm için yazmaya başlamadan bir de çizim yaptım ve onu da üstte paylaştım. Bu sanki evime gelip konser veren grubun bir fotosunu cep telefonumla çekmek gibi bir duygu...Yani ben oradaydım!
"Raw" albümü ZZ Top'un 2019 Netflix belgeseli That Little Ol' Band From Texas'ın çekimleri yapılırken, Teksas'taki ufak bir dans kulübünde seyircisiz bir konser olarak kaydedilmiş. Bu kayıtlar da belgeselin film müziği olmuş. 3 yıl sonra da bu kayıtlar bir konser albümü olarak çıkmış.
Sam Dunn tarafından yönetilen ve Banger Films tarafından yayınlanan Netflix belgeseli, Billy Gibbons, Frank Beard ve ölen basgitaristi Dusty'den oluşan klasik ZZ Top kadrosuyla verilmiş bir konseri de içeriyor. Aslında bu çok hesaplı bir durum da değil bu; Gruene Hall'da "Teksas'taki en eski sürekli çalışan dans salonu" kiralanıyor ve grup kurtlarını dökercesine çalıyor. Böylece ortaya samimi ve ham bir performans çıkıyor.
Grubun solisti Billy Gibbons ve davulcu Frank Beard yaptıkları açıklamada, "Bu, gerçek anlamda köklerimize dönüş oldu" dedikten sonra sözlerine, "Sadece biz ve müzik, binlerce seyirci yok, sahne önü imtiyazı yok, tur otobüsleri falan yok. Sadece biz ve müzik. O anda bunun çok özel bir durum olduğunu biliyorduk" diye o anları anlatıyorlar.
Grubun ilk başladığı günlerindeki sadeliği ve samimiyeti yakalayan bu konser kaydının bir başka özel yanı da grubun ölen bas gitaristi Dusty Hill ile yapılmış en son kayıt olması.
22 Temmuz 2022'de Shelter Records/BMG aracılığıyla yayınlanan albüm "Dusty'nin anısına" ithaf edilmiş.
Dusty Hill'in ölümünden sonra ZZ Top, basçı Elwood Francis ile yoluna devam ediyor ve konser turnesi de Mayıs ayında başlamıştı.
Çok Özel Bir Konser: "RAW"
ZZ Top'ın bu konser albümüne geçmeden önce aklımı yıllardır kurcalayan bir konuya döneyim. Rock tarihinin bu muhteşem üçlüsünü hep stüdyo albümleriyle dinlemişizdir. Oysa onların hem müzikal yapılarında varlığını sürdüren blues tavrı hem de sahne imajlarının sade ve değişmez oluşu hep aklıma bu adamlarının asıl güzelliğinin konserlerinde olacağına dair bir kanaat getirmiştir. Buna rağmen grubun konser albümü yok gibidir. Kariyerlerinin en başlarında 1975 yılında çıkan dördüncü albümü "Fandango"nun ilk yüzünde yer alan konser kayıtları dışında bir başka örneği olmamıştır. Bu nedenle uzun bir süre grubun konserlerinin pek başarılı olmadığı düşüncesine bile kapılır olmuştum. Oysa daha sonra çıkan video kayıtlarında durumun hiç de böyle olmadığını görmüştüm. Ancak nedendir bilmem, ZZ Top bir konser albümü çıkarmayı uygun bulmamıştı.
Grubun 50 yıllık kariyerinde 50 yıl sonra çıkan ilk konser albümü de "Raw" oluyor. Hem de nasıl bir konser... ZZ Top'a da bu yakışırdı doğrusu.
12 parçanın yer aldığı konserdeki parça seçimleri 50 yıllık tarihini eksiksiz ve bütünlük içinde veriyor. Öyle ki albümü dinlerken zaman zaman 1970'lerdeki bir kayıt bile sanabiliyorsunuz. Benim en dikkatimi çeken de grubun 1980'lerdeki modaya uyarak teknolojiyi kattığı çalışmaları (özellikle "Gimme All Your Lovin") ham ve saf haliyle karşımıza çıkıyor.
"Brown Sugar" anonsuyla ile başlayan konsere bir anda kendinizi kaptırıyorsunuz. Üçlünün herbirinin enstrüman özelliklerini demokrat bir dağılımda hissediyorsunuz. Benim en çok dikkatimi çeken de Dusty Hill'in bas gitarının kaba ve vurucu tınılarını stüdyo kayıtlarının ötesinde çok daha iyi hissetmemdi. Özellikle de "I'm Bad, I'm Nationwide" parçasında Dusty'nin tonları ve soloları oldukça yüceleşiyor. Bir bas gitar ziyafeti diyeceğim bu parça albümde en sevdiğim yorumların başında geldi diyebilirim. "I'm Bad, I'm Nationwide"ı döne döne kaç kere dinledim, sayısını ben bile unuttum.
Grubun unutulmaz slow klasiği "Blue Jean Blues" bir kez daha yüceleşmiş. "Thunderbird"ün ahenkli vokalleri ve birbiri ardına akan ZZ Top klasikleri. Parçaların hepsinde blues altyapısı kendini gösteriyor ve tabi parçalar uzun uzun işleniyor ama şarkı süreleri 4 dakikanın çok üzerine çıkmıyor ancak dinlerken parçaların sürelerinin 5 dakika hatta 6 dakikayı aşan yorumlar olduğunu sanabiliyorsunuz. Sözün özü bu sakallı adamlar kısa sürede uzun bir yorum etkisi verebiliyorlar. Parçaları gereksiz yere uzatıp, dinleyiciyi yoranlara ders olacak bir yorum kabiliyeti.
Sözün özü, bu albüm kaçırılmaması gerekenlerden biri.
Eski zamanlarda daha hayatımızda internetin olmadığı yıllarda Wikipedia yerine yurtdışından getirtilen rock guide'leri vardı. Bunlarda A'dan Z'ye rock gruplarının biyografi ve diskografileri sırasıyla yer alırdı. İşte onların hepsinin sonunda da mutlaka ZZ Top olurdu. Bu sadece rock ile ilgili olanlarda değil pop ya da başka müzik türleri de katılmış olduğunda bile bu durum hiç ama hiç değişmezdi. Bu adın en harika grup ismi olduğunu düşünmüşümdür.
Grubun isim babası gitarist Gibbons, sevdiği iki bluesçu olan BB King ve ZZ Hill'in isimlerinden hareket ederek işe başlamış ve ilk olarak ZZ King adını bulmuş ama daha sonra bunun telaffuz edilişiyle direkt BB King'i akla getireceğinden vazgeçmiş. En sonunda da ZZ Top yaparak bu isimde BB King'i "Zirve"ye taşıyarak anmaya karar vermişler. Böylece grup rock tarihi içinde bütün grupların arasında en sonda yer almış ama bir o kadar da akılda kalıcı hale gelmiş.
ZZ Top'ın ayrıcalığı sadece isimden kaynaklanmıyor. Herkesin uzun saçlarla yer aldığı. rock'n roll aleminde onlar sakal uzunluğu ile de farklılık yaratmışlar. İlk başlarda insanlar onları sakalsız halde görseler de ilk albümden sonra uzun sakalları elli yıl boyunca hiç değişmemiş. Bir yanda Dusty diğer yanda Bill uzun sakalları, güneş gözlükleri ve şapkalarıyla yer alırken ortada duran davulcu Beard is onların tersine sakalsız ve kısa saçlı olarak farklılık oluşturacaktı. Açıkcası bu düzen de tam 50 yıl hiç bozulmadı.
Geçen elli yıllık sürede onların değişmeyen tek şeyi görüntüleri miydi? Müzik sahnesi içindeki efsane grupların bile kadroları zaman içinde değişmiştir ama ZZ Top kadrosu elli yıldır hep aynı kalmıştır. Müzikleri içinde blues esas olsa da çeşitli zamanlarda heavy'den Küba müziğine kadar bir çok tarzı bünyesine katsa da imza hep ZZ Top olmuştur.
Hem alfabenin son harfini iki defa yazıp, listenin en sonunda yer alarak önde olmak. Hani bu durum bir anlamda grubun müzikal duruşunu da sergiler gibidir. Bir rock triosundan çok dağ köylüsü hadi bilemedin ormancı görüntüleriyle country folk arası bir müzik yapar izlemini veren grup, isimlerindeki gibi alfabenin son harfinden yarışa girmelerine rağmen 1980'lerdeki değişim rüzgarlarında rengarenk hard'n heavy gruplarının arasından bir güzel sıyrılıverir. O dönem geçtiğinde de onları gene rock gruplarının en akılda kalıcısı olarak buluruz. Müzik tarzlarında her daim köklere sıkı sıkıya bağlı blues geleneğinden beslenen ZZ Top, bu konuda tavizsiz bir yapı gösterir. Taviz vermez ama bu yeniliklere kalın duvarlar örmek değildir. O an gündemde ne varsa bu müzikal yapılarına rahatlıkla girer. Başka gruplarda bu yapıldığında verilen taviz göze batarken, hatta sırıtırken (bir çok grup içinde yıkıma yol açarken) ZZ Top da bu asla söz konusu olmaz ve ZZ Top müziği bünyesinde bir imza olarak kendini korur.
2015 yılında grubun gitaristi ve vokalisti Billy Gibbons "Perfectamundo" ile karşımıza çıkacaktı. Ardından bunu "The Big Bad Blues" takip edecekti. Bu yılın bahar aylarında da en son "Hardware" albümünü çıkartacaktı. Biz her ne kadar bu üç albümü de ZZ Top tadında dinlesek de az biraz kıllanmıyor da değildik hani. Pandemi döneminin yasakları dünyada bitmeye başladığında turne programlarında ZZ Top ismini görünce, grubun devam ettiğini görüp sevinecektim.
Bahar aylarında bu gelişmeler olurken konserlere hazırlanan ZZ Top'ı iki hafta önce New Lenox, Illinois'deki Village Commons'da verdikleri konserde belki de ilk kez Dusty Hill olmadan görecektik. Efsanevi basçının bir kaza sonucu kalça kırığı yaşaması sebebiyle sahneye çıkamayacak ve yerine gitar teknisyeni Elwood Francis bas gitarı çalacaktı. Elli yıllık ZZ Top tarihinde ilk kez Dusty Hill olmadan sahneye çıkmışlardı. Billy ve Frank, bu durumu, “Hızlı bir iyileşmeyi ve onu hemen geri almayı bekliyoruz. Dusty'nin isteği üzerine gösteri devam etmeli!” diye özetleyeceklerdi.
Ancak geçtiğimiz çarşamba günü gelen bir haberle Dusty Hill'in hayata veda ettiğini öğrenecektik. Elli yıl boyunca birbirinden kopmayan üçlüyü ölüm ayıracaktı. Bundan sonra ZZ Top olur mu? Bilemem ama bir şeyler fena halde eksik olacak gibi.
Dusty Hill öldüğünde 72 yaşındayken öldü ama bu da şaşırtıcıydı hani. Zira bundan 30 ya da 40 yıl önce de grubun iki sakallısı hep aynı yaşta gibiydiler. Onları 35 yaşlarındayken izlediğimizde de sanki 60 üstü gibiydiler. Şimdi Dusty 72 yaşındaydı ama sanki bize olsa olsa 40 yaşındaymış gibi geliyor. ZZ Top'ın müziği gibi: tanımlanamaz, kategorize edilemez, eskimez ve nevi şahsına mahsus.
Dusty Hill'in ölüm haberinin ardından kalan iki ZZ Top elemanı onun için "Çok özleneceksin Amigo" demişlerdi. Bizde bu sözü yazının hem başına hem de sonuna koyalım dedik.
Blues rock'ın muhteşem üçlüsü ZZ Top'ın bas gitaristi ve vokalisti Dusty Hill salı (27 Temmuz 2021) günü gece saatlerinde, 72 yaşındayken öldü.
ZZ Top grubunun hayatta kalan iki üyesi gitarist ve şarkıcı Billy Gibbons ile bateristi Frank Beart, “Bugün Dusty Hill'in Houston'daki evinde uykusunda vefat ettiği haberinden dolayı üzgünüz” diyerek haberi doğruladılar.
19 Mayıs 1949'da Dallas'ta doğan Dusty Hill, 60'lı yılların sonunda bazı yerel blues-rock gruplarında çalarak müziğe adım attı. Ardından davulcu Beard ile tanıştı. Bu ikili birlikte müzik yapmaya karar verdiler. 1969'da aralarına Gibbons da katılınca ZZ Top kurulacaktı.
Blues Perişan blog'da bazı anlar gelir, yazı yazamaz olurum. Bu genelde de yaz aylarına gelir hani. Yok öyle deniz, tatil durumlarından mütevellit değil.
Nedendir bilmem hep bu zamanlarda insanlar yazıp, çizdiklerimle ilgilenmiyormuş gibi gelir. Hoş buna sebep biraz da blog sitelerinin durumundan da kaynaklanıyor. Bir blog sitesinde sayfanızı düzenliyorsunuz ama ne reklam alabiliyorsunuz ne de izleyen ve okuyucunuzu gözlemleyebilecek verileri elde edebiliyorsunuz. Bu konularda blog sitesine yazsanız da kapı duvar. Reklam alıp, zengin olmak derdi değil benimki, neden reklam alamaz olduğum. Bir zaman geliyor yorum bölümünü kapatırlar. (Öyle hatalı bir şey yaptığınızdan değil, bu herkese aynı anda uygulanır.) Bu da yetişmez takipçilerinize 30 kişilik sınır koyarlar. Vesaire vesaire.
Şimdi kalkıp bu yazıyı okuyan sizler de bana "şöyle yap, böyle yap" diye akıl vereceksiniz ama olmuyor olamıyor. Bu blog siteleri kapalı kutu gibi. Bu zamana kadar 2000'in üzerinde yazı, haber, çizim paylaştım. Sonuçta aynı yerde sayıyoruz. Sanki birileri bizi bu blog denilen kutuya tıktılar ve el kol bağlı.
Sonuçta biz yazıyor ve çiziyoruz. Bunlar 25 kişiye de ulaşsa mutlu oluyoruz. İşimiz yazıp, çizmek ve başka bir halta da yaramıyoruz. Yani yapacak bir şey yok gibi. En keyif aldığımız bunların birilerine ulaşması ama bir zaman geliyor, tıkanıveriyorsunuz. Açıkcası iki haftadır ZZ Top'ın gitaristi Billy F Gibbons'un solo albümü "Hardware"ı yazmak istiyorum, zira çok sevdim. Ama gelin görünki elim klavyeye gitmez oldu. Sonra bir baktım ki üstte gördüğünüz çizimi yapmışım. O zaman dedim bu çizimi paylaşayım. Yazmak ve çizmek işimiz ama asıl işim çizmek... o zaman yayınla dedim. Hem de renklendirmeden çizgilerin kendi diliyle.
Yazmak ve çizmek işimiz...başka da bir halta yaramayız.
ZZ Top'n gitaristi Billy Gibbons'un 4 Haziran 2021'de piyasaya çıkması planlanan "Hardware" albümünden çıkan son single'ı "Desert High" geçtiğimiz hafta yayınlanmıştı. Bu parça için çekilen video da bugün yayınlandı.
Çekimleri Joshue Tree'de yapılan video ile ilgili Gibbons, "Çekimler esnasında araba ile Joshua Tree etrafında gezinirken Jim Morrison ve Gram Parsons'ı hatırladım." diyecekti.
Doors'un unutulmaz vokalisti Jim Morrison'u 3 Temmuz 1971'de 27 yaşında kaybetmiştik. Band ve The Byrds gruplarında da çalışmış olan Gram Parsons'u da 19 Eylül 1973'te gene aynı yaşta yitirmiştik. Gram Parsons, Gibbons'un "Desert High" şarısının videosunun çekildiği Joshua Tree'de ölmüştü.
Billy Gibbons'un "Desert High" videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.
ZZ Top'ın vokalist ve gitaristi Billy Gibbons solo kariyerini üçüncü bir albümle taçlandırmaya hazırlanıyor.
"Hardware" adını taşıyacak bu albüm Haziran ayında yayımlanmayı beklerken albümde yer alacak çalışmalardan biri olan "Desert High" da üç gün önce tekli olarak çıktı. Bu, albümde yer alacak şarkılardan yayınlanan ikinci tekli olma özelliğini taşıyor. Bundan önce de "West Coast Junkie" yayınlanmıştı.
Bu yaz çıkması planlanan Billy Gibbons'un üçüncü albümünde yer alacak "Desert High"ı aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz:
Def Leppard ile ZZ Top, Kuzey Amerika turnesi için konserlere çıkmaya hazırlanıyorlar.
Def Leppard ile ZZ Kuzey Amerika turnesi için konserlere çıkmaya hazırlanıyorlar. "20/20 Vision" adını taşıyan turne, 21 Eylül'de New York'taki Times Union Center'da başlayacak ve Güney, Orta Batı ve Pasifik Kuzeybatı'yı geçecek. Def Leppard'dan Joe Elliott yaptığı açıklamada, “Bir ömür boyu ZZ Top'ın hayranı olarak onlarla birlikte aynı sahneyi paylaşmak gerçekten heyacan verici. Belki onların muhteşem arabalarından birinde Billy ile bir tur bile atabiliriz." dedi. ZZ Top'dan Billy Gibbons şunları ekledi: “50 yıldır buradayız ve Def Leppard ile yapılacak olan konserler iyi olacak. Joe Elliott bizimle araba sürmeye her zaman katılabilir. Ondan benzin için ödeme yapmasını bile istemeyiz."
"ZZ TOP: That Little Of Band From Texas" isimli belgeselin geçtiğimiz yaz sinema gösterimi yapılmıştı. Bu belgesel 28 Şubat'ta Blu-ray, DVD ve dijital video olarak yayınlanacakmış. Film 50 yıllık ZZ Top tarihini daha önce görülmemiş görüntüler ve yeni röportajlarla birlikte sunuyor. Gitarist Billy Gibbons belgesel filmle ilgili şunları söyledi: "En sadık hayranlarımız bile, uzun sakal ve kara gözlüklerin arkasındaki adamlar hakkında bilmediklerini öğrenince çok şaşıracaklarını düşünüyorum." "ZZ TOP: That Little Of Band From Texas" belgeseli grubun web sitesinden de sipariş edilebilecekmiş.
Gibson'ın 'Flying V' gitarı bundan 60 yıl önce piyasaya çıkmıştı. 7 Ocak 1958'de patenti alınan bu gitarın yarım yüzyılı aşan macerasına buyrun... 1956 yılında Gibson firmasının yönetim kurulu başkanı Ted Mc Carty, rakip firma Fender'in yeni çıkardığı Stratocaster modeline rekabet edecek bir gitar tasarlanması kararı alır. Böylece çalışmalar başlar ve bir yıl sonra 'Flying V' tasarımı ortaya çıkacaktı. Bu yeni gitar modeli tamamlanarak, 7 Ocak 1958 tarihininde de patenti alınacaktı.
1958'de Indianapolıs'de Amos Arthur'un müzik mağazasında ilk satışa çıktığı günlerde. Amos Arthur, büyük bir heyecanla bizzat kendisi poz vermiş.
Gibson 'Flying V' yi genelde hard rock ve heavy metal gitaristlerinden hatırlasak da bu gitarı ilk kullanan bluesçılar olmuştu. Bu gitar modeli ilk olarak blues ustası Albert King tarafından kullanılmıştır. Ağzında piposu King'in ne kadar değişmeziyse bu gitarı da ölene dek elinden bırakmamıştır. Bu gitar modeli Albert King ile özdeşleşmişti ama uzun yıllar pek rağbet edilmeyecekti. 'Flying V' çıkışından 7 yıl sonra Kinks grubunun gitaristi Dave Davies'in elinde görülecekti. Bu da Davies'in seçiminden değil, mecburiyetten olacaktı. ABD turnesine giden Kinks grubu havaalanında gitarını kaybedince, konsere alel acele bulunan 'Flying V' gitarla çıkmak zorunda kalacaktı.
Albert King
Böylece rock müzisyenlerinin dikkatini çeken 'Flying V'yi 1966 yılında Rolling Stones'ın gitaristi Keith Richards, efsanevi Hyde Park konserinde kullanacaktı. Yavaş yavaş rağbet edilen gitarı 1969 yılında ise Jimi Hendrix'te görecektik.
1970/li yıllarda 'Flying V' gitarı, UFO, Marc Bolan of T.Rex, Bad Company gruplarının vazgeçilmezi haline gelecekti.
'Flying V'nin en çok rağbet gördüğü yıllar 80'ler olacaktı. Dönemin hard'n heavy gitaristlerinin gözdesi olan modeli Scorpions, Judas Priest, Sex Pistols gibi gruplar başta olmak üzere bol bol görecektik. Daha sonra gelen thrash metal tarzında da talep edilen bu modeli Metallica'nın ilk yıllarında James Hetfield ve Kirk Hammett da kullanacaktı.