Def Leppard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Def Leppard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2023 Cuma

Klasik Orkestra ile Rock?... Def Leppard ve Royal Philharmonic Orchestra!


Def Leppard yeni yayınlanan albümünde eski parçalarını Royal Philharmonic Orchestra'yla birlikte yorumladı. "Drastic Symphonies" adını taşıyan bu albüm bugün piyasaya çıktı. Ben bunun üzerine yazmak yerine rock gruplarının klasik orkestra ile yaptıkları çalışmalara şöyle bir geçmişten bugüne doğru bir göz attım.  



 Çok eskilerde rock gruplarının klasik müzik orkestralarıyla yaptığı albümleri önemserdim. Bu tip projeler 1970'li ve 80'li yıllarda çok ender ve seçkindi. Parmakla sayılmayacak olan bu çalışmalar ya grubun veya besteci konumunda bir elemanın eseri orkestra tarafından seslendirilirdi (ki buna en iyi örnek Deep Purple'ın da katıldığı John Lord'un bestesinin seslendirildiği o muhteşem yapıttı.) ya da bir rock grubunun eserleri klasik orkestra tarafından ve grup olmadan yorumlanırdı (ki buna da en iyi örnek Jethro Tull için yapılandır ve burada da orkestrayı yöneten, düzenlemeleri yapan grubun klavyecisidir.) Daha sonradan, hele ki 90'ların ikinci yarısından sonra, bu alanda (o da yeni bir eser yorumlamak için değil)  öyle geniş bir vaha açıldı ki, bunu yapmayanı adamdan bile saymıyorlardı. 

Bu konuda yapılan örnekleri gereksiz bulmuyorum... hatta içlerinden sevdiğim de olmuştur ama kabul edelim ki bunları yıllar sonra tekrar dinlemiyoruz bile. Bilemiyorum Metallica'nın senfonik orkestrayla yaptığı albümü hala dinleyen var mıdır acaba? Bu arada kendi adıma söylemem gerekirse Deep Purple'ın, John Lord'un ve Yes'in unutulmaz klavyecisi Jon Anderson'un klasik orkestra için yaptığı bestelerin seslendirildiği yapıtları ayrı tutuyorum, hala dinlemekten zevk de alıyorum. 

1970'lerde başlayan bu örnekler kimi zaman klasik eserleri pop veya rock'a adapte etmek alanında yapıldı. Mesela 70'lerin sonunda disko ritmli klasik müzik eserleri ortalığı sarmıştı. Gene aynı şekilde o dönemin pop parçalarını klasik orkestralara seslendirmek modaydı. James Last, Frank Pourcel gibi orkestralar albüm üzerine albüm yapmışlardır ve onca yıl geçmesine rağmen eski plak satan tezgahlarda elinize dolanırlar çoğu zaman. Ancak James Last'ın hakkını vermek gerekir zira o devasa orkestrada yer alan müzisyenlerin yıllarca hayatlarını teminat altına aldığı gibi iyi bir dereceden emeklilik de yaşatmıştır.  

Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim bölümünde okurken atölye hocamız, "Çocuklar iyi resim yapmak için ve resmin derinliğini kavramak için klasik müzik dinlemelisiniz" dediğinde bir arkadaşım plakçılardan bol bol "Disco Classics" ve poplaştırılmış klasik müzik kasetlerini almıştı. Şimdi komik gelebilir ama o zamanlarda da bu işler, pop dinleyenlere klasik müziği sevdirmek için yapılıyordu biraz da.... ama klasik müziğin yanından bile geçmiyordunuz tabiki. Pop'a adapte edilmiş bir rock parçası ne ise bu da aynı şeydi aslında. Ama asıl konu, bir rock grubunun parçalarını klasik orkestrayla dinleyince değerli olduğunun kanıtlandığına dair yanlış kanıydı aslında. O orkestralar elbetteki bunu iştahla kabul ederlerdi, ki böylece orkestraya çorba parası çıkar haliyle. Bu da oldukça hayırlı bir şeydir hani, onca iyi müzisyen bu sayede işini sürdürür, bu az bir şey mi?

Def Leppard da yeni yayınlanan albümünde eski parçalarını Royal Philharmonic Orchestra yani Kraliyet Filarmoni Orkestrası'yla birlikte yorumladı. "Drastic Symphonies" adını taşıyan bu albümde 15 Leppard klasiği yer almış. Açıkcası ben bir iki defa dinledim, çok etkileyici gelmedi ama işin tuhaf yanı grubun eski parçalarını bir kez daha hatırladım. Yani bu güzel bir best of albümü etkisi yaptı bende. Zaten grup hit parçalarının yanısıra gözden kaçan eski parçalarını da klasik orkestrayla yorumlayarak dikkat çekilmesini sağlamış. Peki bunun yerine bir best of albüm yapsalardı derseniz, bence aynı etkiyi yapmazdı. Bu albüm bana göre etkileyici değil ama grubun çıkışı açısından oldukça akılcı bir albüm. 

Neden mi ? 

Şöyle bir yıl öncesine dönelim evvela... Grup 2022 yılının başında "Diamond Star Halos" albümüyle bir dönüş yapmıştı. Bu kadar aradan sonra Def Leppard o eski yıllardaki görkemine ulaşır mı... derken (ki bu gerçekten zor bir şeydi) albüm sevildi. Ancak bu yeterli değildi ve grup daha da zor hatta imkansız bir şeye yani stadyum konserlerine adım attı. Burada da akılcı bir yaklaşımla bu konserleri Mötley Crüe , Poison ve Joan Jett gibi eski dönemin gruplarıyla birlikte yapacaktı. Turne başarıyla gerçekleşmiş ve bu işten başarıyla çıkan Def Leppard olmuştu. Ancak bu yeterli değildi, zira insanların beklentisi "Diamond Star Halos" aşan bir albümün gelmesiydi. Eh rock dinleyicisi biraz zorludur, yapacak bir şey yok... İşte bu süreçte grup yeni bir albüm yerine bu proje ile hem klasik orkestra ile hem de eski hit ve unutulmuş parçalarını tekrar gündeme getirerek bir ilgi odağı oluşturmuştur. Kim bilir belki de o günleri yaşamayan yeni kuşaklara da böylece ulaşabilecek. 

Def Leppard eskisi gibi geniş bir popülerlik yakalamaz ( zaten bu da beklenmesi gereken bir şey değil ) ama gene kalabalık bir dinleyici kitlesine ulaşır. Bu da fena bir şey değil... zira Def Leppard'ın yeni albümlerini dinlemek de keyifli olur. Bilmem siz ne dersiniz?

Aptulika



17 Aralık 2022 Cumartesi

"Nasıl yani !...Savoy Brown gibi mi? "

 



Def Leppard grubunun fırtına gibi estiği yıllarda yapılan bir söyleşide, grubun tanınmadığı dönemlerden bir anıyı okumuştum. 1979 yılında kendi halinde takılan grubu keşfeden Peter Mensch, onlarla ilgileneceğini söyler. Böylece grubun menejerliğini üstlenen Mensch, ilk iş olarak AC/DC konserinin öncesinde alt grup olarak çalmalarını sağlar. Bu konuda grubu motive etmek için ve onlarda ışık gördüğünü belirtmek için, "İlerde Def Leppard olarak büyük bir grup olacağınıza inanıyorum." diyecekti. Bunu duyan ve o zamanlar 15 yaşında olan davulcu Rick Allen heyecanla atılarak, "Nasıl yani Savoy Brown gibi mi? " diyecekti. 



Bunu okuduğum yıllarda grubun "Hysteria" albümü çıkmış ve ününe ün katıyorlardı. Allen'in o günkü heyecanı aklıma geldi. Savoy Brown o günlerde eski dönemin bir grubu olarak az kişi tarafından biliniyor olsa da yola çıkarken Rick Allen'in "büyük grup" tanımı olarak ilham veriyordu. 

Savoy Brown'ın kurucusu ve gitaristi Kim Simmonds'u bu hafta kaybettik. Kansere yenik düşen usta müzisyen, Savoy Brown'ın kuruluşundan bugüne kadar kalan tek elemandı. Haberi duyar duymaz buradan hemen duyurdum. Yazı topu topu 15 kişi tarafından tıklandı. Sonra bir daha twitter ve facebook'tan duyurdum bir kişilik ( o da her ikisinde de aynı kişiydi)  beğeni aldı. O sinirle oturdum ve 1967 tarihli ilk plağı "Shake Down"ı dinlemeye başladım. 


Savoy Brown ya da ilk kuruluştaki ismiyle Savoy Brown Blues Band, İngiliz Blues'unda bir dönüm noktasının ismi. Sadece blues değil ilerki yıllarda hard rock'ın temellerini de oluşturacak plaklar yapacaklardı. İlk albümleri olan "Shake Down", John Lee Hooker, Willie Dixon, BB King klasiklerinden oluşan bir blues cover albümüydü. Genelde grupta Chris Youlden'in sesine alışkın olduğum için bu ilk albümdeki vokal bana değişik gelecekti. Bu ilk albümde vokal bölümünde Brice Portius ismini görecektim. Bu kişi bir İngiliz rock grubunda yer alan ilk siyahi elemanmış. İlk albümden sonra Portius gruptan ayrılmış ve ondan sonra da ne yaptığını bilemiyoruz... ama müzik yapsaymış harika bir sesi dinlemenin zevkine doyamayacaktık. 

Sonrasında 1968 yılında "Getting to the Point" albümü gelecek ve vokale Chris Youlden geçecekti. Onu bir yıl sonra  çıkan "Blue Matter"  takip edecekti.  Hepsini tekrardan birbiri ardına dinledim. Tabii grubun muhteşem konser kayıtları da gecenin içinde akıp gitti. 

Savoy Brown ve unutulmayacak gitaristi Kim Simmonds hayatımıza notalarıyla öyle güzellikler kattı ki... hala da katmaya devam ediyorlar. 

Aptulika



20 Ekim 2022 Perşembe

Def Leppard ve Motley Crue 2023 Dünya Turnesi!

 


Def Leppard, Motley Crue, Poison ve sonra bu isimlere Joan Jett de eklenecekti ve bu işbirliği yaz boyu sürecek stadyum konserlerine sahne olacaktı. Açıkcası yaz öncesi çıkan bu konser haberi bir çok insana göre fiyaskoyla sonuçlanacak bir çabaydı. Eskilerin üç hair rock grubu stadyumu dolduracağına açıkcası kimse inanmadı. Oysa konserler yapıldı ve başarıyla sonuçlandı. 

Bu başarının ardından Poison'un konserleri özetleyen "Sanırım rock'n'roll'un ölmediğini kanıtladık." lafını başlık yapıp bir yazı yazmıştım. Kendi adıma milletin "hair rock" diye alaya aldığı hard'n heavy gruplarını sevdiğim için heyecanlanmıştım ve gaza gelip bunun bizim eski gruplarımız için de örnek olmasını dilemiştim. Üstelik bunu genç yaşta kaybettiğimiz Çağlan Tekil'in de düzenlediği  son konserleri de örnek olarak göstermiştim. Ama tabi ki kimse umursamadı. Hatta yazıyı yayınladığımda müzik yazarı dostum Cenk Akyol da yazının altına "Sanırım rock'n'roll'un ölmediğini kanıtladık." başlığına gönderme yaparak, "Doğdu ama sakat doğdu." diye yorum yazacaktı. 

Ancak bugün aldığım bir haber rock 'n roll'un hiç de sakat doğmadığını gösteriyor. O yaz konserleriyle stadyumları dolduran dört gruptan Def Leppard ve Motley Crue, 2023'te stadyumları gezinecek bir Dünya Turnesi'nin tarihlerini verdi. 

 18 Şubat'ta Mexico City'de başlayacak olan turnenin şu anda 16 Temmuz'da Glasgow'da sona ermesi planlanıyor.  

 Motley Crue ve Def Leppard 2023 Dünya Turu tarihleri şu şekilde: 

18 Şubat - Mexico City, Meksika

21 Şubat - Monterrey, Meksika

25 Şubat - Bogota, Kolombiya

28 Şubat - Lima, Peru

3 Mart - Santiago, Şili

7 Mart - Sao Paulo, Brezilya

9 Mart - Curitiba, Brezilya

11 Mart - Porto Alegre, Brezilya

22 Mayıs - Sheffield, İngiltere

25 Mayıs - Mönchengladbach, Almanya

27 Mayıs - Münih, Almanya

29 Mayıs - Budapeşte, Macaristan

31 Mayıs - Krakow, Polonya

2 Haziran - Prag, Çek Cumhuriyeti @ Prag Rocks *

3 Haziran - Hannover, Almanya

7 Haziran - Solvesborg, İsveç @ İsveç Rock Festivali *

9 Haziran - Hyvinkaa, Finlandiya @ RockFest *

11 Haziran - Trondheim, Norveç Trondheim Rocks *

14 Haziran - Kopenhag, Danimarka @ Copenhell *

18 Haziran - Dessel, Belçika @ Graspop Metal Meeting *

20 Haziran - Milano, İtalya

23 Haziran - Lizbon, Portekiz

24 Haziran - Rivas-Vaciamadrid, İspanya

27 Haziran - Thun, İsviçre

1 Temmuz - Londra , Birleşik Krallık

2 Temmuz - Lytham, Birleşik Krallık @ Lytham Festival *

4 Temmuz - Dublin, İrlanda

6 Temmuz - Glasgow, Birleşik Krallık

 


 

21 Eylül 2022 Çarşamba

Def Lepperd, Motley Crue, Poison ve Joan Jett ortak turnesi 173 Milyon dolar gelir getirdi



Billboard dergisinde yer alan habere göre, Motley Crue ve Def Leppard'ın başta olmak üzere dört grupla birlikte yapılan Stadyum Turnesi 173 milyon dolarlık konser bileti satışı  ile beklenenin üzerinde bir gelir elde etmiş. 

Def Leppard ve Mötley Crue'nun başı çektiği ve Poison, Joan Jett'in de katıldığı turne, 16 Haziran'da GA, Atlanta'daki Truist Park'ta başlayan ve 9 Eylül'de Las Vegas'taki Allegiant Stadyumu'nda doruğa ulaşan 36 konserle gerçekleşmişti. Kabaca yapılan ortalamaya göre sadece bir konsere, 37.520 dinleyici katılmış. Stadyum Turunun gösteri başına ortalama 5 milyon dolar gelir elde ettiği belirtiliyor. 

 1980'ler ve 1990'lardaki ticari zirveleri 10-11.000 koltuklu arenalardaki gösterilerle desteklenen her iki grup için de önemli bir başarıyı temsil ediyor olsa da o yıllarda Def Leppard ve Mötley Crue bu kalabalık dinleyiciyi tek başlarına çekiyorlardı... Ancak turnenin başlayacağı günlerde Mötley Crue'nun emekliye ayrılmaya karar verdiği düşünülürse bu yeni bir başlangıçı müjdeliyor diyebiliriz. 

Def Leppard'ın solisti Joe Elliot, şimdiden 2023'ün yaz aylarında  yapılacak bir Avrupa turnesinin müjdesini verirken; Mötley Crue ise, gelecek seneki turnenin Avrupa'ya gitmeden önce bahar aylarında Meksika ve Güney Amerika'ya taşınacağı sinyalini verecekti. Mötley Crue'nun vokali Vince Neil, "Bitmekten çok uzağız," dedikten sonra, "2024'te geri döndüğümüzde, her şeyi yeniden  yapacağız." diye ekledi. 

Mötley Crue'nun basçısı Nikki Sixx, turnenin son konserinde "Birisi rock'ın öldüğünü mü söyledi!" demişti. Bu konser turnesine katılan gruplardan Poison'un davulcusu Rikki Rockett  ise sosyal medya iletisinde, "Rock 'n' roll'un ölmediğini kanıtladığımızı düşünüyorum" dedikten sonra,  "Bizim rock 'n' roll markamız da değil!" diye eklemişti. 

 

12 Eylül 2022 Pazartesi

"Sanırım rock 'n' roll'un ölmediğini kanıtladık."



 Def Leppard, Motley Crue, Poison... eskilerin üç hard'n heayy ve glam (Hair rock) grubu aralarına Joan Jett ve grubu Blackhearts'ı da alarak stadyum konserlerinden oluşan, yaz boyu süren bir konser turu düzenlediler.  9 Eylül 2022'de Las Vegas'ta verdikleri konserle bu turne tamamlandı. Sonuç muhteşemdi...turne her gece 5 milyon dolar kazandırdığı gibi yeni konser ve turne önerileri de gelmeye başladı. 

1980'lerin dört dev ismi güçlerini birleştirdiler ve beraber turne yapmaya karar verdiler. Bu pek kolay olmadı, araya pandemi giriverdi ama onlar yılmadılar. Pandemi sonrası Def Leppard yepyeni albümüyle dikkatleri çekerken, Joan Jett ise eski parçalarını akustik olarak yorumladığı bir albüm yaptı.  Pandemi öncesi planladıkları turneyi yapma kararlılığını inatla sürdürdüler. Bu dört grup tek başlarına turneye çıksa ufak salonlarda konser vereceklerdi ama dördü bir arada olursa bu stadyumlara taşınırdı. Bu bir hayaldi, yani sonuç alınamaya bilir ve stadyumlar dolmayabilirdi. Ancak bugün gelinen sonuç: bu iş başarıldı! Hard'n Heavy'nin dört devi geri dönüş konserlerine adım atmışlardı ve bu iş olmuştu. 

Geri dönüş turlarını tamamladıktan sonra Motley Crue , hayranlarına onları tekrar görmek için çok beklemeyeceklerini açıkladı. Grup, Instagram sayfalarından "Şubat'ta görüşürüz" duyurusunu yayınlayacaktı. 

Def Leppard cephesinde ise grubun solisti Joe Elliott turnenin Avrupa'ya taşınacağına dair planları olduğunu söyleyecekti. 

Motley Crue'nun vokalisti Vince Neil ile yapılan röportaja göre Motley Crue, 2023'te Def Leppard ile birlikte uluslararası turneye çıkacak, ilkbaharda Meksika ve Güney Amerika'yı, gelecek yaz ise Avrupa futbol stadyumlarını ziyaret edeceklermiş. Amerika Birleşik Devletleri'ne dönüşün 2024'te yapılması planlandığını açıklayan Neil, "Bizim bittiğimizi düşünenler yanılıyor... 2024'te geri döndüğümüzde, her şeyi yeniden yapacağız."

 

Peki Poison cephesinde durum ne? Onu da grubun davulcusu Rikki Rockett'in sosyal medya gönderisinde şu sözlerle klavyeye dökülüyordu: “Ne çılgın bir yaz! Sanırım rock 'n' roll'un ölmediğini kanıtladık. Rock 'n' roll markamız da değil!” dedikten sonra, "Poison bir caz-rock füzyonu/progresif metal grubu değil. Kahretsin, çoğu zaman gerçek metal bile değiliz - biz rock 'n' roll'uz."

*

Buraya kadar haberlerden bir derleme yaparak bu konser turnesinin bitiminde alınan sonucu yansıttım. Bundan sonrasında da kendi analizimi yapacağım. Öncelikle, dört grubun birlikte yer alacağı bu turnenin yapılacağına dair ilk haberi  aldığımda, bunun nafile bir çaba olduğunu düşünmüştüm. Hatta içimden "dağ fare doğuracak" diyerek dalga bile geçmiştim. Açıkcası hiç ama hiç umudum yoktu. Yaz boyu turne yapılır ve bir stadyum eh hadi dolar ama bittiğinde güzel bir anı olarak hatırdan silinir ve bu gruplar da artık emekliliklerini , bir jübile misali ilan ederlerdi.  Şimdi yanıldığım için çok seviniyorum. Kimse kusuruma bakmasın (lafın gelişi diyorum, yoksa kusur falan değil) ben metal tarzı içinde glam ya da hair metal denilen tarzları severim. Karanlık soundlar yerine blues ve rock'nroll temelli oldukları için bana yakın gelirler. Dolayısıyla saç metal diye dalga geçilmesine hep gıcık olmuşumdur. Bu nedenle sonucun böyle başarılı olnası beni keyiflendirdi ve bundan da bazı sonuçlar çıkardım. Bu bizde neden olmaz?

Neden Olmaz? dedim ama olmuştu da. Hem de öyle çok eski, uzak bir tarihte değil...Şunun şurasında pandemi başlamadan öncesiydi. Ani bir şekilde çok erken yaşta kaybettiğimiz sevgili dostumuz Çağlan Tekil, pandemi öncesinde neredeyse bir yıl boyunca eski grupların 1990'lı yıllardaki efsane konserlerini 2019'lara taşıyarak bir zoru başarmıştı. O geçmişin Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda yapılan Laneth konserleri günümüze taşınarak o zamanki gruplar tekrar dinleyici ile buluşmuştu. Kronik, Metafor, Cultus, Metalium, Objektif, Pentagram, Athena, Dr. Skull, Hazy Hill ve nice grup bu konserlerde hem eski hem de yeni dinleyici ile buluştu böylece. Sonra Çağlan'ı yitirdik ve ardından pandemi geldi. Şimdi Çağlan yaşıyor olsaydı mutlaka bunun devamı gelecekti. Hoş gelmese bile Çağlan'ın yaptıkları bize ilham olmalıydı derim. Bir çok eski grup ve dinleyici, oturduğu yerden eski günlerin anılarını anlatıyor ya da yeni gruplara kabahat buluyor... Oysa zamanlarına ya da müzikal anlayışlarına göre gruplar bir araya gelse (belki aralarına yenileri de katarlar) konserler verse. Hayal bu ya Türkiye Turnesi yapsa.  

Olacak şey değil ya, maksat yazı uzasın diye hayal kuruverdim. Unutun gitsin.

Aptulika

 


 

 

1 Haziran 2022 Çarşamba

Phil Collen: Def Leppard, Yeni LP İçin 70'lerin İdollerinden İlham Aldı


Def Leppard'ın gitaristi Phil Collen yeni albümleri ile ilgili röportajda (1) 1970'lerin rock gruplarından ilham aldıklarını söyledi. Yeni çıkan "Diamond Star Halos"un konsept albüm olduğunu belirten gitarist bu çalışmanın isminden her şeyine kadar T. Rex'e olan sevgilerini simgelediğini üzerine basa basa söyledi. Sadece T. Rex değil, 70'lerin  Mott the Hoople, David Bowie gibi ikonlarının da albümün oluşumunda itici güç olduğunu söyledi. Zaten albümde Bowie'nin piyanisti Mike Garson da iki parçada konuk olmuş. 

Collen, Mick Ronson da dahil olmak üzere gitar kahramanlarının çoğuna göndermeler olduğunu söylüyor. Albümün kapanışını yapan " From Here to Eternity " nin Ritchie Blackmore ve Michael Schenker'a saygı duruşu olduğunu belirttikten sonra onlar için  "en sevdiğim iki gitarist" demeyi de ihmal etmiyor. 



 70'lerde bir plak dükkanında karşılaşabileceğiniz bir albüm gibi...

Def Leppard'ın gitaristi yeni albümlerini şu sözlerle anlatıyor:

"Bu bir konsept albüm. Bunun günümüze ait bir şey olmadığını biliyorum ; popülerlikten uzak ama bir o kadar da klasik. Şarkıların hepsinin bir konusu var. Biz onları yazarken, müziğe ilk başladığımız yıllara yani ilk idollerimize döndük. Hesap, kitap yapmadık, her şey doğal akışında gelişti adeta kendi kendine aktı.  Her parça da o günün devlerine referans yaptık.  David Bowie, T. Rex, Mott the Hoople, Queen ve daha nicelerinin izleriyle bu albümü oluşturduk.  Ben ve Joe her zaman sevdiğimiz müziğe gerçekten aşılandığımız döneme atıfta bulunurduk. 1971 ve 1974 arası yıllar bizim için çok önemlidi... yani o yıllar bizim için rock ile ilk buluşma zamanlarıydı. Biz o zamanlara  her zaman "jant kapağı elmas yıldız halesi" derdik. Albüm kapağının da buna atıfta bulunmasını istiyorduk."

Phil Collen'in ilk rock ateşlerinin canlandığı yıllara dönüşü simgelenen "Jant kapağı elmas yıldızı halesi" kapağa yerleştirilecekti ve bunun için de  Oli Munden ile temas kurulmuş. 

"Şirkete Oli adında biri kapak için gelmişti.  Biz kapak üzerine tartışıyorduk. Oli bize farklı görseller göstererk,  "Farklı şarkılar için farklı resimler kullanabilirsiniz" dedi. Bu konuda da Anton [Corbijn]'i bize tanıttı, işleri görünce albüm kapağını onun yapmasının en doğrusu olacağını anlamıştık.   Gerçekten mükemmeldi. Double albüm olduğu için çok mutluyum. Bu bizim ilk double albümümüz, açabilirsiniz. Bir plaktaki sanat eserine baktığımı ve bir şeyler okuduğumu ve “Vay canına, bu gerçekten harika” dediğimi ve her şeye daldığımı hatırlıyorum - müzik sanatı ve resim sanatı ile birleşince harika oluyor."



(1) https://ultimateclassicrock.com/def-leppard-interview- 


Def Leppard'dan Ağır Bir İşçilik.



Def Leppard'ın yeni çıkan bir albümü her zaman dikkatimi çekmiştir. Bu grubun benim için vazgeçilmez olduğu söylenemez ama kulağım her daim onların yaptığı müziğe açıktır. Grup bana hep ilk göz ağrılarımı, yani Sweet, Slade ve T Rex'i hatırlatır. Bu seferki buluşmamızın adı: "Diamond Star Halos" isimli ikili albüm. Aradan geçen 7 yıl sonra çıkan Def Leppard albümü. İster bubble gum ister glam isterse saç rock deyin ve aklınız sıra aşağılayın ama bu tarzı bir sürü esnaf zihniyetli rock'a tercih ederim.

40 yılı aşkın müzikal kariyerinde Def Leppard, vokalist Joe Elliott, basçı Rick Savage, davulcu Rick Allen, gitaristler Phil Collen ve Vivian Campbell ile 30 yıldır kadrosunu koruyor.   

 Def Leppard'ın 7 yıllık aradan sonra çıkan "Diamond Star Halos" albümü 15 parçadan oluşan double bir albüm. Buradan bir uyarı yapmak gerekirse albümü plak halinde dinlemek, parçaların dağılımı açısından daha hayırlı ama benim gibi spotify'den dinliyorsanız albümü dört parçaya bölüp dinlemeniz daha güzel diyebilirim. Bu akla ziyan öneriden sonra albümü dinlemeye koyulalım ve açılışta yer alan "Take What You Want" ile adımımızı atıverelim. Böylesi bir açılışla emin ellerde olduğumuz anladıktan sonra gelen "Kick" ile 1970'li yıllara T Rex ve Sweet günlerine dönüveriyoruz. Bana katılan olacağını pek sanmasam da bu parçayı konserde dinlemenin keyfine ve coşkusuna hiç bir şeye değişmem. Ritim hiç aksamadan "Fire It Up"a geçiyoruz, sonda da tadından yenmez bir gitar solosu tam oturuyor.

10 dakikalık hard rock ve glam hareketliliğinden sonra "This Guitar" ile "ne oldu yahu!" diyoruz. Bu parçada Alison Kraus vokaliyle konuk olurken gitar ufaktan country tonunda akıyor. Parçanın ortalarına doğru yabancılaşmadan kurtuluyoruz ve gelen gitar solosu ile rotaya giriyoruz. "This Guitar"ın tempo değişiminden sonra "SOS Emergency" ile yeniden açılıştaki havaya dönüyoruz, bir başka yönden de eski Def Leppard günlerine göz kırpıyoruz. Sanki parça biraz bizi tavlamak için yapılmış gibi geldi ama yapacak bir şey yok hani. "Liquid Dust" ile melodiye kendimizi kaptırıyoruz. Parçadaki dikkat çekici öge ise orkestrasyon katılımı ve efektlerle zenginleşmesi. Eh biraz ( aynı olmasa da ) Led Zeppelin'in "Kasmir"ivari bir oryantalliği de hissediyoruz. Ara vermeden harika bir geçişle "U Rok Mi" geliyor. Albüm buraya kadar ritmik ve alışıldık gaz verici düzeyde gidiyor. Adeta yüklenen 7 parça ile elden ne gelirse yapılmış gibi. Öyle ki adeta mutlak biri tutmalı denilerek işi sağlama bağlamışlar. Benim için albümün ikinci bölümü denilecek 8 parçadan oluşan ikinci yarısı daha progresif fikirlerle oluşmuş gibi. İşte bu bölümü açan "Goodbye For Good This Time" benim için en ayrıcalıklı ve sevdiğim parça. Harika bir orkestrasyon ve ortadaki akustik gitar solosu çok akılcı ve müzikaliteyi arttırıcı nitelikte. Bu parçadan sonra albümü dinlemeyi bile bırakabilirdim hani... ama dediğim gibi bu bir başlangıçtı ve yeni bir albüme adım atıyor gibiydim ve bırakmak olmazdı. "All We Need" ile Brit ve modern fikirler katılırken sonrasına gelen "Open Your Eyes" ile bas gitarı daha bir hissediyoruz. 

15 parçanın yer aldığı upuzun bir albüm ile Def Leppard'ı dinlemek ve değerlendirmek insanı ziyadesiyle yoruyor. Belli ki bu eski devler oldukça ağır bir emek vermişler. Bu tipte tek albüm yapmak yerine iki ayrı albüm bile çıkartabilirmişler ama galiba işi sağlama almak istemişler. Hani o meşhur Yeşilçam filmi repliği gibi "Bu da mı gol değil Hakim Bey!" demek istemişler ama bu kadar dikkat verecek rock dinleyicisi kaldı mı bilemem. 

Her şey bir yana uzunca bir aradan sonra Def Leppard'a böylesi uzun bir zaman ayırdım diyebilirim. Bu arada albümün finaline oturan "From Here To Eternity" de bir başka güzel çalışma diyebilirim. 

APTULİKA





13 Şubat 2020 Perşembe

Def Leppard ve ZZ Top birlikte yollarda





Def Leppard  ile ZZ Top, Kuzey Amerika turnesi için konserlere çıkmaya hazırlanıyorlar.





Def Leppard  ile ZZ Kuzey Amerika turnesi için konserlere çıkmaya hazırlanıyorlar. "20/20 Vision" adını taşıyan turne, 21 Eylül'de New York'taki Times Union Center'da başlayacak ve  Güney, Orta Batı ve Pasifik Kuzeybatı'yı geçecek.

Def Leppard'dan Joe Elliott yaptığı açıklamada, “Bir ömür boyu ZZ Top'ın hayranı olarak onlarla birlikte aynı sahneyi paylaşmak gerçekten heyacan verici. Belki onların muhteşem arabalarından birinde Billy ile bir tur bile atabiliriz." dedi.

ZZ Top'dan Billy Gibbons şunları ekledi: “50 yıldır buradayız ve Def Leppard ile yapılacak olan konserler iyi olacak. Joe Elliott bizimle araba sürmeye her zaman katılabilir. Ondan benzin için ödeme yapmasını bile istemeyiz."





20 Aralık 2018 Perşembe

2018'in konser şampiyonları


Hani o malum söz vardır ya, "Ne varsa eskilerde var" diye, vaziyeti tam anlamıyla anlatır. Norman Records'un bir yıl içinde 1000 popüler grup ve şarkıcının (üstelik sadece rock ile sınırlı değil) konser sayısını ve turnelerin mesafelerini incelemiş. Ortaya çıkan sonucun ilk üçünde yıllara meydan okuyan rock grupları yer almış. 

Bu yarışta finiş çizgisinde ipi göğüsleyen ilk grup olan Foreigner, bu yıl içinde  60,949 mil  arasında 105 konser vererek birinci sıraya yerleşmiş. 

Foreigner'i ikinci sırada Def Leppard takip ediyor. 2019'un başında Rock'n Roll Hall of Fame'e kabul edilecek olan  İngiliz devi  50,500 mil mesafede 86 konser vermiş. 

Def Leppard'ın ardından daha eski bir İngiliz efsanesi Judas Priest geliyor. Bunca yaşa  rağmen "paslanmaz çelik" olduklarını kanıtlıyorlar. Judas Priest de bu yıl 38,814 mil arasında 86 konsere imza atmış. 

Bu ilk üçün ardından ise yılların devi Bob Dylan geliyor. O da 61, 226 mil arasında 68 konser vererek listenin üst sıralarındaki yerini almış. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...