wishbone ash etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wishbone ash etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2024 Pazartesi

Wishbone Ash İstanbul'a konsere geliyor!



İngiliz Hard rock efsanesi ve çift lead gitarın muciti Wishbone Ash grubu İstanbul' Atatürk Kültür Merkezi’nde konser vermeye geliyor.   

Wishbone Ash bestelerinde ve canlı performanslarında ikili solo gitar kullanımı ile bugün artık bir kilometre taşı olmuş hard rock / metal toplulukları Metallica, Thin Lizzy, Judas Priest, Iron Maiden, Lynyrd Skynyrd ve bugünün önemli grupları Dream Theater, Opeth gibi toplulukların üzerinde derin bir etki bırakmıştır. 

1969 yılında Martin Turner, Andy Powell ve Steve Upton tarafından kurulan İngiliz topluluk 1970’lerin başında ardı ardına her biri bugün bir klasik sayılan albümler (Wishbone Ash (1970), Pilgrimage (1971), Argus (1972), Wishbone Four(1973) kaydettiler. Yaratıcı melodik anlayışını geniş, yayılan kompozisyonlarında epik uzunlukta ikili gitar sololarıyla işleyen topluluk sadece kendilerine ait bir sound oluşturmadılar aynı zamanda müziklerini enerjik bir şekilde icra ettikleri konserleri sayesinde kalıcı bir takipçi kitlesi kazandılar.


1980’ lerden 2010’lara dek rock müzik dünyasındaki tüm stil, sound değişikliklerini kendi karakteristik yapılarını bozmadan içlerine alan Wishbone Ash her zaman sadık dinleyicisiyle sonik yolculuklarına devam etmeyi başardı. 2020’de çıkardıkları son stüdyo albümleri “Coat Of Arms”da köklerine dönüş yapıp tüm müzik eleştirmenlerinden tam not aldılar.


Wishbone Ash, 25 stüdyo albümü, 11 konser albümü, beş DVD ve DVD rock belgeseli "This is Wishbone Ash” gibi pek çok yapıta imza attı. 

Wishbone Ash,  geçtiğimiz yıl CSO Ada Ankara’da muhteşem bir konser vermişlerdi. Şimdi bir yıl sonra  24 Mayıs 2024 Cuma AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda İstanbullularla buluşacak. 

 







19 Nisan 2023 Çarşamba

UÇAN V GİTAR VE CANIM ANKARA



UÇAN V GİTAR VE CANIM ANKARA



Aslında yazının başlığı daha uzun olmalı, “Uçan V Gitar, Altın Gitar, Pembe Manşet, Deri Yelek ve Canım Ankara”, bu liste Wishbone Ash konserini bence çok güzel özetliyor.

Ankara’dan 15 Nisan’da bir Wishbone Ash geçti, geçti diyorum ama aslında esti, gürledi demek daha doğru. Ankara’nın en sevdiğim yerlerinden biri olan CSO - diğeri Tunalı’da Süleyman Abinin dükkanı Shades’tir - yeni yerinde, mükemmel bir komplekste yeniden hayat bulmuş. Hem içi hem bahçesi görmeye değer. İçinde bir de sevmelere doyamadığımız Wishbone Ash çalıp söyleyince 24 saati biraz geçen Ankara seyahati bir hac yolculuğuna döndü. Orada buluştuğum, karşılaştığım, tanıştığım, sohbet edip, bira içtiğim Ankaralı müzisyenler ve müzikseverler de cabası…

Wishbone Ash’in bende yeri ayrıdır, sevgili Jak Kohen’in mirasıdır bana Gitaresk’ten kalan. Her bölümde bir Wishbone Ash parçası çalarak hepimize tekrar tekrar sevdirdi Wishbone Ash’i o güzel sesiyle. 1969 yılında kurulan gruptan, Steve Upton, Martin Turner, Jonh Wetton, Trevor Bolder, Andy Pyle, Mike Sturgis ve John Crabtree gibi isimler geçti, 2023 yılında eski kadrodan sadece Andy Powell kaldı, Andy Powell’a bas gitarda Bob Skeat, gitarda Mark Abrahams ve davulda Mike Truscott eşlik ediyor. İlk albümü 1970 yılında çıkan grubun son albümü 2020 yılında çıktı ve pandemiler, savaşlar, depremler, seçimler derken 2023 yılında grubu bir kez daha canlı izlemek kısmet oldu.



Daha önce İstanbul’da birbirinden tuhaf mekanlarda, ama yine aynı ruh haliyle dinledik Wishbone Ash’i, çift gitarın öncüsü bu grubu Ankara’da hem de mekan olarak böyle güzel bir yerde görmek ilaç gibi geldi sevenlerine. Salon bir rock konseri için ilginç bir mimariye sahip, çanak şeklindeki sahnenin etrafına yerleştirilmiş oturma yerleri, tüm biletler satıldığı ve salon tıklım tıklım dolu olduğu için sahnedeki sanatçı bir grup seyirciye arkasını dönmek zorunda kalıyor ancak, Wishbone Ash bu konuda seyirciyi hiç üzmedi ve sık sık bize sırtını dönerek arkalarında kalan seyirciyi de ihmal etmediler. 



Konser "Bonafide" ile açıldı ve "We Stand As One" ile son sürat başladı. Andy Powell’ın açılış konuşmasının ardından beklenen oldu, "King Will Come" ve "Warrior" ortalığı yıkıp geçti. Arkasından "Thrown Down the Sword" başladı ve seyirci telefonları çıkarttı, çılgın bir video, fotoğraf çekimi olmasını beklerken telefon ışıkları yandı ve sağa sola sallanmaya başladı. Parça, savaşa veda eden bir savaşçıyı anlatırken bu romantizm biraz fazla oldu belki ama hem grup hem de seyirci halinden memnundu.


Bu parçayla “konserin gidişatı belli oldu artık” derken, Andy Powell tekrar sözü aldı, “bir sürü albüm yaptık ama bazılarını hiç kimse dinlemedi” diye hem serzenişte bulundu hem de çalacak parçanın ipucunu verdi ve "We Stand As One"dan sonra "Coat of Arms" albümünden ikinci parça, albümle aynı adı taşıyan parça başladı, albümü dinlemeyen yokmuş ki salon da tüm gücüyle parçaya eşlik etti. Henüz tadı damağımıza yeni yeni gelen, “şimdi ne çalacak acaba” yürek çarpıntılarıyla bir sonraki parçayı beklediğimiz konser "Ballad of the Beacon" ve "Standing in the Rain" ile devam etti, arkasından………………………………….

Arkasından gelen parçayı yazmak için biraz nefes almam, o ana geri dönmem, kelimelere dökecek gücü toplamam gerekecek. Bir grubun çok sevdiğiniz bir parçası vardır da bir yerlerde grubun da o parçayı çok sevdiğimi okursunuz, duyarsınız, ya da bir konserde dinler hissedersiniz. "Phoneix" çalmaya başladığında ben bunu hissettim, her bir enstrüman parçaya kendi performansı ekledi, her bir sanatçı kendi sanatını konuşturdu, her bir grup elemanı parçayı kendine göre çaldı ve bunu uyum içinde birleştirdiler, her bir enstrüman sadece solo yapmadı aynı zamanda parçanın kendine ait bölümünü seyirciye yaşattı, eğer parçayı sevmeselerdi bu mümkün olur muydu? Bence olmazdı. Konserin son parçası 17 dakika süren, her saniyesi içimize işleyen "Phoneix" oldu. Kısacık bir aradan sonra sevgili Cenk’in çığlığı duyuldu “Blowin’ Freeeeeee” ve Blowin’ Free çalmaya başladı, konserin bittiğini haber vere "Jailbait"i hep birden söyledik. Ve sonra, yine bir nefes almayı, uygun kelimeler bulmayı gerektiren bir an, Andy Powell “bu akşam harika bir akşam oldu, böyle muhteşem bir seyirci beklemiyorduk, size bir sürprizimiz var, hepiniz bunu hak ettiniz, parçayı bu konser için çalışmadık, hata yaparsak lütfen affedin” dedi ve kimsenin beklemediği PERSEPHONE’un ilk notaları duyulmaya başladı, bu andan itibaren herhangi bir hata olsa bile bizim görüp duyacak halimiz yoktu.



Özetle uzun zamandır hasretini çektiğimiz, mükemmel bir konser izledik. Gruptan biraz bahsetmek istiyorum. Bir süredir bu rock müzik yapanlar neler giyiyor diye özel bir merakım var, konserde de gruptan gözümü alamadım, özellikle Mike Truscott’un yakası ve manşetleri pembe gömleğinden. Andy Powell ve Mark Abrahams’ın kontrast yapan çizgili gömlekleri ve Bob Skeat’in deri yeleği…sahnede uyum içinde her şey. Andy Powell’ın enerjisi tarif edilemez, flying V gitarıyla çaldı, söyledi, hopladı zıpladı, bizimle şakalaştı, sahnenin her köşesinde varlığını gösterdi. Konserin kahramanı davulcu Mike Truscott, hiç beklenmedik atakları, bir ara zillerini düşürmesine rağmen hiçbir şey olmamış gibi çalmaya devam etmesi, grupta yeni olmasına rağmen her parçaya hâkim olması şahaneydi. Gitarist Mark Abrahams ise ayrı bir alem, bir ara  bana bakıp gülümseyince biraz yanaklarım kızardı ama aynı gülümsemeyle kulis kapısına da bakınca bu sefer üstüme alındığım için utandım, gitar çalarken sürekli suratını şekilden şekile sokan gitaristlerden Abrahams ve gerçekten üstün yetenekli gitaristlerden biri. Basçı Bob Skeat’in performansı hepimize şapka çıkarttı ve grubu peşinden sürükleyip götürdü.

Çok güzel bir Ankara gününde ve gecesinde rock müzik dinleyicisi olmanın ayrıcalıklarından faydalandık, Wishbone Ash dinledik ve uzun uzun sohbetler ettik, gündemden uzaklaştık ve yenilendik. Evet, buna bir hac yolculuğu diyebiliriz.

Yazı ve fotoğraflar: Meral Akman


30 Ocak 2020 Perşembe

3. Ölüm Yıldönümünde John Wetton


Mogul Trash, Family, King Crimson, Roxy Music/Bryan Ferry, Uriah Heap ve Wishbone Ash  gruplarında çalışan bas gitarist ve vokalist John Wetton harika işlere imza atmıştı. Bunca gruba rağmen benim için ilk grubu Mogul Trash ayrıcalıklıdır. 1971 yılında yapılmış olan ilk ve tek albümüyle progresif rock ile cazı buluşturabilen bir harikalık örneğidir. 

John Wetton'u 3 yıl önce (31 Ocak 2017) bugün 67 yaşındayken kaybetmiştik.  



6 Ocak 2018 Cumartesi

Gibson 'Flying V' Gitarı 60 Yaşında





Gibson'ın 'Flying V' gitarı bundan 60 yıl önce piyasaya çıkmıştı. 7 Ocak 1958'de patenti alınan bu gitarın yarım yüzyılı aşan macerasına buyrun...



1956 yılında Gibson firmasının yönetim kurulu başkanı Ted Mc Carty, rakip firma Fender'in yeni çıkardığı Stratocaster modeline rekabet edecek bir gitar tasarlanması kararı alır.  Böylece çalışmalar başlar ve bir yıl sonra 'Flying V' tasarımı ortaya çıkacaktı. Bu yeni gitar modeli tamamlanarak, 7 Ocak 1958 tarihininde de patenti alınacaktı. 

1958'de Indianapolıs'de Amos Arthur'un müzik mağazasında
ilk satışa çıktığı günlerde.
 Amos Arthur, büyük bir heyecanla bizzat kendisi poz vermiş.

Gibson 'Flying V' yi  genelde hard rock ve heavy metal gitaristlerinden hatırlasak da bu gitarı ilk kullanan bluesçılar olmuştu. 
 Bu gitar modeli ilk olarak blues ustası Albert King tarafından kullanılmıştır. Ağzında piposu King'in ne kadar değişmeziyse bu gitarı da ölene dek elinden bırakmamıştır. 

Bu gitar modeli Albert King ile özdeşleşmişti ama uzun yıllar pek rağbet edilmeyecekti. 'Flying V' çıkışından 7 yıl sonra Kinks grubunun gitaristi Dave Davies'in elinde görülecekti. Bu da Davies'in seçiminden değil, mecburiyetten olacaktı. ABD turnesine giden Kinks grubu havaalanında gitarını kaybedince, konsere alel acele bulunan 'Flying V' gitarla çıkmak zorunda kalacaktı. 


Albert King
Böylece rock müzisyenlerinin dikkatini çeken 'Flying V'yi 1966 yılında Rolling Stones'ın gitaristi Keith Richards, efsanevi Hyde Park konserinde kullanacaktı. Yavaş yavaş rağbet edilen gitarı 1969 yılında ise Jimi Hendrix'te görecektik.

1970/li yıllarda 'Flying V' gitarı, UFO, Marc Bolan of T.Rex, Bad Company gruplarının vazgeçilmezi haline gelecekti.

'Flying V'nin en çok rağbet gördüğü yıllar 80'ler olacaktı. Dönemin hard'n heavy gitaristlerinin gözdesi olan modeli Scorpions, Judas Priest, Sex Pistols gibi gruplar başta olmak üzere bol bol görecektik. Daha sonra gelen thrash metal tarzında da talep edilen bu modeli Metallica'nın ilk yıllarında James Hetfield ve Kirk Hammett da kullanacaktı. 





Gibson 'Flying V' kullanan gitaristler

Albert King
Dave Davies (Kinks)
Leslie West ( Mountain)
Andy Powell (Wishbone Ash)
Michael Schenker (UFO)
Tom Petty
K.K.Downing ( Judas Priest)
Rudolf Schenker ( Scorpions)
Eddie Van Halen ( Van Halen)
Steve Jones ( Sex Pistols)
Billy Gibbons ( ZZ  Top)
Zakk Wylde






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...