70'li yılların en başarılı folk rock gruplarından biri olan Eagles'ın üç üyesi Don Henley, Glen Frey ve Joe Walsh solo albümleriyle Kulak Misafiri'nde...
Bülent Seyitdanlıoğlu'nun hazırladığı Kulak Misafiri bu Pazar saat: 22'de Radyo ODTÜ'de...
Programın yapımcısı Bülent Seyitdanlıoğlu şu notu da eklemeyi ihmal etmiyor:
"Bu Kulak Misafirini, iyi bir gitarist ve şarkıcı olduğu gibi iyi bir şarkı yazarı da olan ve 2016 yılında kaybettiğimiz Glen Frey'e adıyoruz."
Tersane işçisi bir babanın tek çocuğu olarak 1945 yılında doğan Van Morrison ilk müzik tutkusunu babasından alacaktı. İşçi sınıfından baba George Morrison caz ve blues plaklarına tutkun biriydi ve küçüklüğünden itibaren o plakların sesiyle büyüyen Van bu müziğin aşkına kapılacaktı. İskoç kökenli bu aile hayat gailesiyle Kuzey İrlanda'ya göç etmişti ve Van da Belfast'ta doğmuştu ve onun müzik aşkı gençliğindeki lakabının "Belfast Kovboyu" olmasına yol açacaktı.
Bahsettiğimiz isim Van Morrison, yani Belfast Kovboyu ya da bilinen lakabıyla "Van The Man". Bu pazar gecesi saatler 22:00'yi gösterirken, Radyo ODTÜ'de yayına girecek olan Kulak Misafiri radyo programı ona ayrılmış durumda.
Bu arada Van Morrison'u tam tekmil dinlediğim ve evde her plağını bulundurduğum sanılmasın. Ama bir parçası vardır ki her dinlediğimde heyecanlanırım ve ilk defa dinliyormuş gibi mutlu olurum. Hoş bu yazıyı yazarken de o parçayı altta fon olarak çalıp dinliyorum. Neredeyse bu parçayı dinlemek için kendime bir neden yaratıyorum. Bu parça Van Morrison'un bir başyapıtı değil, bir caz standartı. Kim bilir kaç kere feysbuk vesairede bu parçayı öyle çok yayınlamışımdır ki bu yorumla, sayısını ben de unuttum. Bu caz standartının ismi "Send in The Clowns" ve büyük ses, bir büyük ustayla bu eseri yorumlar ki onun ismi de Chet Baker'dır. Chet Aga kim mi, derseniz caz trompetinin bir güzel insanı. Çok darbe almış müthiş bir yetenek, anlaşılamamış, kırılgan, hassas bir adam.
İşte bu iki insanın yani Van ve Chet'in bu müzikal buluşması çok özeldir ve paylaşayım dedim.
Aptulika
Bu arada unutmayın :
90'lardan çok önemli bir konser ve Van Morrison...
Radyo ODTÜ'de her pazar yayınlanan KULAK MİSAFİRİ'ni dinledikten sonra yazmadan edemiyorum. Bu gece de öyle oldu. Bu arada "GÜNDELİK" dedik ama "Dakikalık" oldu ya neyse.
Bir ay öncesi Timothy B. Smith'in "Day By Day" albümüyle ilgili bir yazı yazmıştım ve hatta yazının başlığına da "Bu albüme İlgisiz Kalan Kaybeder" gibisinden bir başlık atmıştım. İtiraf edeyim hiç ilgi görmeyen az okunan yazılarımdan biriydi. Oysa albümü çok sevmiştim ama yapacak bir şey yok, kimse yeni bir şey keşfetmek istemiyor.
Albüm yazısından sonra hemen Bülent Seyitdanlıoğlu'ndan mesaj aldım. Yazıyı okumuş ve albümü sevmişti. Ve bu gece de Timothy B. Smith'e ayrılmış bir Kulak Misafiri programı yaptı. Öyle güzel hazırlanmıştı ki albümü ilk defa dinliyormuşum gibi geldi. Bir radyo programı dinlemenin en güzel yanı da bu yeni bir albümü tanımak ya da bilmediğiniz tınılara doğru keşifler yapmak. Radyo programı bunun için özel ve güzeldir.
Teşekkürler Kulak Misafiri.
Bu arada Radyo ODTÜ'nün sitesinde radyo programı Kulak Misafiri'ni daha sonra da pod cast olarak dinleyebiliyorsunuz hatırlatayım.
Sevgili dostum Bülent Seyitdanlıoğlu'nun hazırlayıp, Bengi Dolgun ile birlikte sunduğu KULAK MİSAFİRİ radyo programını dinlerken, çoğu kez, "Vay be bu programı bende yapmak isterdim." dediğim çok olmuştur. Ama şunu da çok iyi bilirim ki Bülent benim yapacağımdan çok daha farklı noktalardan hareketle o programı işleyecektir. Bu yüzden onun programlarını dinlemek beni ayrı heyecanlandırır, bir anlamda benim boşlukta bırakacaklarım dolar. Sadece radyo programı değil, bir kritik yazısı, çizim ya da bir fotograf ya da her ne varsa... onu oluşturanın bir penceresi varsa benim için değerlidir. İşte o pencereden bakış ayrı bir ufuk verir. Çoğu insan artık bir albüm kritiği ya da bir konser izlenimini önemsemiyor, hatta "Yahu artık her şeye ulaşıyoruz, aracıya ne ihtiyaç var diyebiliyorlar. Ki haklı olabilirler ama her şeye tek bir pencereden bakmak yerine başka pencereleri de kullanmak keyifli değil mi?
İşte benim için radyo programı dinlemek de böyle bir şey ve KULAK MİSAFİRİ bana yeni pencereler açıyor.
Bu pazar günü yayınlanacak KULAK MİSAFİRİ'nin gene özel bir konuğu var. Her zaman ki gibi özel bir seçim. Bu seçimlerin bir güzel yanı da sizin için keşiflere de kapı açacak olması.
Neyse sözü daha fazla uzatmadan Bülent Seyitdanlıoğlu'nun tanıtımıyla bu Pazar günkü KULAK MİSAFİRİ'ne bir göz atalım.
Çok özel bir isim; iyi bir bas gitarist ve iyi bir şarkıcı olduğu gibi iyi bir şarkı yazarı kendisi.
Daha çok Eagles ile tanıyoruz onu; ama öncesinde mücevher değerinde Poco yılları var ve yine çok özel solo albümler.
Kariyerinin son durağı ise Day By Day.
Bu hafta Kulak Misafiri'nde Timothy B. Schmith var.
Billy Joel yani "Piyano Adam" elbetteki Kulak Misafiri bu hafta bu isme ayrılmışsa bu parça mutlaka olacaktı: PIANO MAN!
Bu Pazar gecesi yeniden başlayan Kulak Misafiri radyo programı Billy Joel'e ayrılınca öyle çok sevindim ve yüz buldum ki anlatamam. Ben piyanonun hastasıyım ve piyano rock ise gizli sevdamdır. Bir garip alışkanlıktır ama rock ile ilgili bir sayfada piyano rock yazmak hoş karşılanmaz. Hoş yazdığında da yazı öyle az tıklanır ki, 10 kişi okursa ne ala. Ancak bugün Kulak Misafiri bana güven verdi ve 80'li yıllarda dinlemeye doyamadığım Billy Joel ile ilgili kalem sallayabiliyorum, ne bahtiyarlık.
1977 tarihli "Strangers" albümü, Kulak Misafiri radyo programında dört parçayla yer aldı. Bu Billy Joel'in kariyerinde ilk bir numaraya çıkan albümü ve zamanında çok dinlediğim "Just the Way You Are" yani eşi için yaptığı bir parça. Ardından gelen "Scenes from an İtalian Restaurant" piyano tuşelerini hissettiğim harika bir şarkı ve Joel'in iyi bir söz yazarı olduğunu da gösteren bir çalışma. İki sevgilinin uzun yıllar sonra bir İtalyan restoranında buluşması anlatılıyor. Bu parça ile Joel'in iyi bir öykü anlatıcısı olduğuna da şahit oluyoruz. O meşhur parçası "Piano Man"de şarkı sözü olarak önemlidir ve Billy Joel'in müzik macerasını da özetler. Kariyerinin başında maddi kaygılarla gece barlarda ( bizdeki piyanist şantörler gibi) çalmakta olan Joel "Piano Man"de bunu çok harika bir şekilde anlatmakla kalmaz, bir tiyatro atmosferi sunarak canlandırır.
Kulak Misafiri radyo programında "Strangers" albümünden seçilen son parça ise "She's Always A Woman"dı ki, o da seksenlerin içinde devamlı dinlediğim güzel hatıralarından biriydi. Pastoral bir fonda piyano tane tane öyle güzel dökülür ki, o anları tekrar yaşadım.
Ve programda 1982 yılı albümü "The Nylon Curtain" albümünden seçmeler sıra geldi. Bir dönem olay olmuş ve Joel'i politik olarak hedef tahtasına taşımış bir işçi sınıfı şarkısı: "Allentown". ABD'de bir maden ocağında çalışan işçilerin zorlu yaşantısını anlatan bu parça o dönemde video klibindeki gerçek görüntüler nedeniyle sansüre uğrayacaktı. Bu arada Billy Joel politik duruşuyla da önemli olduğunu Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde konser veren Batı'lı ilk pop ve rock müzisyeni olarak gösterecekti. O konserde de bu parçayı Rus ( Sovyet) gençleri için çalacaktı.
"The Nylon Curtain" albümünden gelen ikinci parça "Laura" olurken, bunu seksenleri synth tınılarının hissedildiği "Pressure" dan sonra "Goodnight Saigon" ile albümden seçmeler bitecekti. Bir film tadında anlatımıyla "Goodnight Saigon", Amerikan deniz piyadelerini ve onların korkularını anlatan güzel mi güzel savaş karşıtı bir parça.
50 yıllık kariyerinde hiç yoksa 50 hit parça çıkartmış Billy Joel'i 4 albümden seçilmiş 9 parça ile bir saatte anlatmak olası mı? Zor ama Kulak Misafiri bu geceki programında bunu başardı. İşin en ilginç yanı da bana Billy Joel'i neden sevdiğimi bir kez daha anlattı.
Teşekkürler Kulak Misafiri radyo programını hazırlayan Bülent dostum ve o güzel Türkçe diksiyonu ile sunan Bengi.
Kulak Misafiri radyo programı bugün yeniden başlıyor. Program bir ara vermişti ve yokluğunu gerçekten hissettik. Tür kaygısı gütmeden rock'ın farklı renklerini bize sunan radyo programı, Bengi Dolgun'un temiz bir Türkçe ile sunumu ve Bülent Seyitdanlıoğlu'nun ince eleyip sık dokuyan analizleriyle benim takdir ettiğim ve dinlemeye doyamadığım bir programdı.
Radyo ODTÜ'de yeni yayın dönemi başlayan Kulak Misafiri'nde bu akşam Piano Man yani Billy Joel yer alacak.
2 Ekim 2022, Pazar saat. 22:00'de Radyo ODTÜ 103.1'de.
Programı Radyo ODTÜ internet sitesinden de dinleyebilirsiniz.
Billy Joel'in 2023'teki tek Avrupa konserini İngiltere'nin efsanevi Hyde Park'ınde gerçekleştireceği açıklandı.
Billy Joel, tüm zamanların en çok albüm satışı yapan altıncı sanatçısı olan Billy Joel, şu sıralar müzikteki 50. yılını kutluyor. Geçen çeyrek yüzyılda 160 milyon rekor satan hitler, neredeyse elli yıldır devam ediyor ve art arda 33 Top 40'a imza atıyor. Joel, Greatest Hits Volume I ve Volume II için iki kez RIAA'nın Elmas Ödülünü ve 10 milyonun üzerinde kopya satan albümleri için sunulan The Stranger'ı aldı. 23 GRAMMY adaylığı ve prestijli Grammy Legend Ödülü de dahil olmak üzere altı GRAMMY Ödülü sahibidir. Joel, Songwriter's Hall of Fame olan Rock & Roll Onur Listesi'ne alındı ve 'Movin' Out' için TONY Ödülü, Popüler Şarkı için Kütüphane Gershwin Ödülü, bir kez-- dahil olmak üzere çok sayıda ödül aldı. Yüzyılda ASCAP Centennial Ödülü. Ek olarak, o bir Kennedy Center onurudur ve Hollywood Walk of Fame'de bir yıldız almıştır.
Kulak Misafiri radyo programında Billy Joel
Uzun bir aradan sonra. tekrar yayın hayatına dönen Kulak Misafiri radyo programı daha önce de olduğu gibi her pazar saat 22:00'de Radyo ODTÜ'de.
Bülent Seyitdanlıoğlu'nun hazırladığı ve Bengi Dolgun'la birlikte sunduğu Kulak Misafiri'nin yeni yayın dönemindeki ilk programında bu pazar, Billy Joel yer alacak.
Pazar gecelerimizin alışkanlığı ve benim vazgeçilmez tutkum Kulak Misafiri radyo programı yeniden başlıyor. Program bir ara vermişti ve yokluğunu gerçekten hissettik. Tür kaygısı gütmeden rock'ın farklı renklerini bize sunan radyo programı, Bengi Dolgun'un temiz bir Türkçe ile sunumu ve Bülent Seyitdanlıoğlu'nun ince eleyip sık dokuyan analizleriyle benim takdir ettiğim ve dinlemeye doyamadığım (hatta dinlerken gaza gelip çizim yaptığım) bir programdı. Tekrar bizlerle birlikte olacağı için sevinçliyim. Şimdi sözü Kulak Misafiri'ni hazırlayan Bülent Seyitdanlıoğlu'na bırakalım:
"Uzun çok uzun bir aradan sonra Radyo ODTÜ'deyim. Yanımda çok sevdiğim iki insan. Biri bir rock'ın'roll kahramanı, büyük yetenek Batu Akdeniz. Belirteyim büyük sürprizleri var sizlere. Diğeri Kulak Misafiri'nin diğer yarısı, yol arkadaşım ve ortağım Bengi Dolgun...
Keyfime diyecek yok...
Sizleri çok ama çok özlemişim...
Bu arada Radyo ODTÜ'de yeni yayın dönemi başlıyor, tabii ki Kulak Misafiri de...
— Batu Akdeniz ve Bengi Dolgun ile birlikte Radyo ODTÜ 103.1'da."
Kulak Misafiri radyo programını merakla bekliyoruz.
Sabah Kulak Misafiri'nde Chicago'nun olacağını öğrenince çok sevinmiştim ama yayın başlayana kadar bu kadar keyif alacağımı ummamıştım. Şu anda programı dinlerken kelimenin tam anlamıyla 1975 yılında ve o konserdeymişim gibi hissettim. İtiraf etmeliyim ki en büyük isteğim bir Chicago konseri izleyebilmiş olmaktı ama ne yaş olarak ne de parasal imkan olarak 1970'li yıllarda böyle bir şeyi yaşamam imkansızdı ama iddia ediyorum en keyifli konser Chicago konserleri olsa gerek.
Evimin içinde şu anda gözlerimi kapamış konseri yaşıyorum. Ve tabii her zaman olduğu gibi bir yandan da çiziyorum. Teşekkürler Bülent ve Bengü... Çok teşekkürler. Kulak Misafiri gene bir pazar gecemi şenlendirdi.
1960'ların sonunda İngiltere'de Alexis Korner, Graham Bond gibi isimler Britanya Blues'u oluşturuyorlardı. Ancak onların bir başka hayalleri daha vardı, o da 1950'lerin Amerikan caz orkestralarını yani caz big band'lerini oluşturmak. Nefesli enstrümanların tekmili birden yer aldığı İngiliz big band'lar kurulsa da bu denemeler yerini bir süre sonra blues rock'a doğru yönünü değiştirecekti.
Graham Band bu konuda gönül koyup, güzel işler yaptıysa da İngilizlerin big band'ler gene de geçmişin nostaljik canlandırılmasından öteye gidemeyecekti. İşte bunlar olurken kıtanın öteki yanında kurulan Chicago Transit Authority, 1968 yılında bu hayali ABD'de gerçekleştirecekti. Sonradan kısaca Chicago ismini alacak bu grup, nakliye şirketine benzer adıyla rock'n roll'un en görkemli big band'ını kuracaktı. Onların da bir ayağı elbet caz'a dayanıyordu ama 1970'lere damgasını vuracak caz rock füzyonlarının da ilk habercileri oluyorlardı. Bir yanda nefesli enstrümanlardan kurulu bir kadro bir yanda da rock'ın en sert tınılarını harmanlayan klasik rock dörtlüsü. Hazin bir kaza sonucu hayata erken yaşta veda eden gitarist Terry Kath'in de ismini zikretmeyi ihmal edersek bu grubu yeterince tanımlayamamış oluruz hani.
İlk albümlerini 1969'da "Chicago Transit Authoritiy" adıyla yapan grup, bir yıl sonra "Chicago" adıyla yapacakları ikinci albümle devam edeceklerdi. Grubun bir başka güzel yanı da albümlere isim vermek yerine "Chicago III", "Chicago V " diye numaralar vererek devam etmeleriydi.
1970'li yıllarda ülkemizde de plakları çıkan ve sağlam bir dinleyicisi de olan bu grubun ilk albümü çekme bir bir kaset sayesinde benim de elimden düşmeyecekti.
Bu sabah uyandığımda günümü gene bu güzel grupla açacaktım. Aziz dostum Bülent Seyitdanlıoğlu radyo programı Kulak Misafiri'ni bu pazar Chicago grubuna ayırmış. İşte programın alttaki duyurusunu görünce bu gruba olan düşkünlüğüm yeniden alevlenecekti.
Şimdi sözü Bülent'e bırakalım ve bu geceki Kulak Misafiri programında neler var ona bir bakalım:
1975 yılı Haziran'ında üç gece efsane Chicago sahneyi bir başka efsane grupla paylaştı; bu özel konser rock tarihinde yerini Beachcago ismiyle aldı.
Kulak Misafiri, tam 47 yıl öncesine gidiyor ve bu özel gecelerde Chicago'yu ağırlıyor.
Peki, bu konserlerde Chicago hangi efsane grupla sahneyi paylaşmıştı.
Bu sorunun cevabı ve konserlerle ilgili diğer ayrıntılar Kulak Misafiri'nde.
Jethro Tull'ın yeni albümü "The Zealot Gene" ile ilgili bir yazı yazmak için günlerdir boğuşup duruyorum. Bu arada yazı için bir çizim yaptım, hatta renklendirdim bile ama yazıyı bir türlü bitiremedim. Tam bu sırada Bülent Seyitdanlıoğlu arkadaşım imdadıma (bilmeden) yetişti. Bu gece Radyo ODTÜ'de yapacağı Kulak Misafiri isimli radyo programını Jethro Tull'ın yeni albümüne ayırmış. Ben de hemen yaptığım çizimi onun haberini duyururken paylaşayım dedim. Jethro Tull'ın yeni albümüyle ilgili bir yazı hazırlayacağım ama bu gece kulaklarımız Kulak Misafiri'nde olacak diyoruz ve sözü Bülent'e bırakıyoruz...
"Ian Anderson, artık ağır sağlık sorunları yaşadığını ve bunun sahne performansları sırasında uğradığı duman saldırısından kaynaklandığını açıkladı.
Bu arada 2017 yılında temelleri atılan ve uzun bir aradan sonra çıkan Jethro Tull'ın taptaze albümü de dinleyici ile buluştu.
Bakarsınız Ian Anderson da programa bizzat katılır.
Jethro Tull ve The Zealot Gene Kulak Misafiri'nde..."
Bazı anlar vardır ve o yaşanan için "iyi ki olmuş" dersiniz. 2017'de yaptığım "Sait Faik'ten Kafka'ya" sergimi İstanbul'un ardından Ankara'ya taşımıştım. İşte orada yaşanan bir an benim için çok önemliydi ve bu sergiyi iyi ki Ankara'da da yapmışım diyecektim. O sayede çok güzel bir insanla tanıştım. Bu kişi Bülent Seyitdanlıoğlu'ydu. Ondan sonra beş yıllık bir güzel dostluğumuz oldu. Dostluğun yekünü beş yıl olsa da sanki yüzyıla bedel gibi. Kendi adıma Bülent'le keşke daha önce tanışmış olsaydım derim.
Bülent her hafta Radyo ODTÜ'de Kulak Misafiri isimli programı hazırlayan bir radyocudur. Ancak o her gün aksatmadan facebook sayfasında rock adına paylaşımlar yapar. Bu paylaşımlar ve oluşturduğu tarihsel görseller da bir radyo programı gibidir. Sadece kendi yaptıklarını değil, benim blogdak yazdığım bir yazı ya da bir çizim varsa paylaşıp, insanlara ulaştırır. sadece o mu, yaptığım bir etkinlik, çizim her ne varsa insanlara ulaştırır. Açık konuşmak gerekirse Bülent'ten başka hiç kimse de böyle yapmamıştır.
Bu hafta bu dostluğun bir güzel yansıması daha olacaktı. Durun hele bir anlatayım: Benim radyo aşkımı bilirsiniz. Bu hastalığıma bir başka güzel dostum Cenk Akyol kurduğu Kooperatif"le ilaç oldu. Yeni iletişim sözcüğüyle podcast olarak ayda bir radyo programı hazırlıyorum ve bu ayın programı da bu pazartesi yayına girecek. İçimde bir heyecanla bekliyorum.
Benim radyo sevdam sadece kendi yaptığım radyo programıyla sınırlı değildir, dinleyici olarak da tutkum sürer. Pandemi vesaire derken Bülent'in radyo programı Kulak Misafiri'ni de uzun süredir dinleyememiştim.. Bugün içimden bir ses yarın geceki Kulak Misafiri'nde acaba neler var diye beni dürtecekti. Hemen Bülent'in facebook'taki sayfasına baktım. Bir de ne göreyim, bu öyle bir şeydi ki, hani "kalp kalbe karşıdır" deyimi var ya aynen doğrulanacaktı. Nasıl mı? Buyrun aşağıdaki Kulak Misafiri programının tanıtımına bakın:
1975 rock tarihi açısından çok önemli bir yıl olmuştu. Bu yıl çıkan albümlerden birisi de Pink Floyd'a ait Wish You Were Here idi.
Wish You Were Here tam 46 yıl sonra efsane isimlerle yeniden yorumlandı.
Klavyede Yes'den Rick Wakeman, davulda Deep Purple'dan Ian Paice bunlardan yalnızca ikisi.
Bu albümde yer alan diğer isimler kimler ve albümün hikayesi bu Pazar Radyo ODTÜ 103.1'de.
Canlı dinlemek için: www.radyoodtu.com.tr
Bülent yarın ki yani bu pazar günkü programında Pink Floyd'un "Wish You Were Here" albümünün efsane isimlerle 46 yıl sonraki bir yorumuna yer verecek. Peki benim bir sonraki gün yayına girecek programımda ise 1975'teki bu albümün benim için ne derece öneme haiz olduğunu anlatan bir sunum ve buradan albümle aynı adı taşıyan parçaya yer vereceğim. Gene benim programda konuk olan isimlerden biri de Rick Wakeman ve onun da eski bir parçası yer alacak. Yani programlarımızın listelerini hazırlarken birbirimizden habersiz böylesi bir noktada buluşmuşuz. Açıkçası ne ben ne de Bülent birbirimizin yapacağı programın içeriğinden haberimiz yoktu. Hani yeni moda bir laf var ya, "Pişti Olmak" diye ama bizimki öyle bir şey değil... tam tersine birbirini takip edecek iki program oluşturmuşuz. Bundan güzel şey var mı hani.
Kalp kalbe karşıdır... Bülent dostum seni iyi ki tanımışım. Rock ve müzik sevgisi içinde kulak misafiri olmak gibisi var mı? Bu pazar can kulağı ile programa kulak misafiri olacağım ardından da pazartesi günü benim "Aksi İhtiyar" programı başlayacak. Bu çok güzel bir buluşma oldu doğrusu.
Bugün Bob Dylan 80 yaşına giriyor. Bu konuda Bülent Seyitdanlıoğlu'nun yazısına yer veriyoruz.
"Ben , Robert Allen Zimmerman
Dylan adını seçtim, çünkü Dillon adında bir amcam vardı. Vurgusunu değiştirdim, çünkü böylesi kulağa daha hoş geliyordu. Dylan Thomas'ın yazdıklarının bir kısmını okudum, ama benimkiler gibi değildi. Birbirimizden oldukça farklıyız.
İnanın ki adımı Dylan Thomas'ın onuruna değiştirmedim. Bu tümüyle uydurma. Ben Dylan Thomas için onun benim için yaptıklarından fazlasını yaptım. Bakın bir yığın genç büyük olasılıkla bu söylentiyi duydu duyalı onun şiirlerini okumaya başladı."
Evet, bugün Bob Dylan'ın doğum günü ve Kulak Misafiri Bob Dylan'ın doğum gününü kutluyor.
Öncelikle bu yazı için geciktiğimi belirteyim ve gecikme için özür dileyim Aptulkadir Elçioğlu’ndan.
Yazı 2019 yılının Ocak ayında yitirdiğimiz bir kadına ilişkin ve bu kadının ismi Pegi Young…
Peki Pegi Young kim?
Kanadalı efsane, şarkıcı ozan geleneğinin en büyük isimlerinden Neil Young’ın eşi Pegi Young.
Neil Young en güzel şarkılarını Pegi Young için yazmış; hatta 1992 tarihli Harvest Moon albümü tümüyle Pegi Young’a adanmış.
Albüme adını veren şarkı aynı zamanda albümden çıkan ilk single olma niteliği de taşıyor. Şarkı albümün bir özeti gibi ve Young bu şarkıda ay motifi üzerinden Pegi Young’a olan sonsuz sevgisini anlatıyor. Şarkının videosunda ise ikiliyi dans ederken görüyorsunuz.
Asıl adı Young Margaret Mary Morton, Pegi’nin; 1952 California doğumlu. Neil Young ile garson olarak çalıştığı Lokanta’da tanışıyor.
Bu tanışmanın hikayesini yine Harvest Moon albümünde yer alan başka bir şarkı olan Unknown Legend’da “bir lokanta’da çalışıyordu ve ondan daha güzelini görmedim…” diyerek anlatıyor Neil Young ve “çöl yolunda bir yerlerde Harley Davidson kullanıyor ve uzun sarı saçları rüzgarda uçuşuyor…” şeklinde de devam ediyor.
1978 yılında evleniyor ikili ve Pegi Young 1983 yılından itibaren çıktığı her turnede vokalist olarak eşinin en büyük destekçisi oluyor.
1994 yılında ise, Neil Young’ın Oscar adayı olan şarkısı Philadelphia için ödül töreninde birlikte sahneye çıkıyorlar ikili olarak.
Pegi Young iyi bir şarkıcı ve şarkı yazarı olarak da kabul ediliyor bugün; bu kariyerinin başlangıç albümü 2007 tarihli ve kendi ismini taşıyor; albümde Neil Young ve yakın arkadaşları tam tekmil hazır tabii ki.
Pegi Young, tüm bunların yanı sıra sıkı bir aktivist. Neil Young ile birlikte The Bridge School Benefit konser etkinliğini düzenledi yıllarca. Çok uzun süre devam eden bu etkinlikte rock dünyasının efsane isimleri sahne aldı ve akustik performanslar sergilediler. Örnekse Pearl Jam, bu konserlerde her daim hazır bulunanlardan biri.
Bu etkinlik yani The Bridge School Benefit, bir okula finansman sağlamak amacına yönelik olarak düzenleniyordu.
Okulun adı Bridge Schcool ve adından da anlaşılacağı gibi bir köprü niteliği taşıyor. Bu köprünün temelleri fiziksel engeli ya da karmaşık iletişim ihtiyacı olan çocuklar için atılmış. Amaç alternatif iletişim ve yardımcı teknoloji ile engelli çocuklara yardımcı olmak.
Pek tabii ki; okulun kurucuları da Neil Young ve Pegi Young’dan başkası değil; çünkü, Neil Young Pegi Young çiftinin bir çocuğu Serebral Palsi diğeri epilepsi hastası; yine Neil Young’ın ilk çocuğu da aynı dertten müzdarip.
Uzun süre de, birlikte güzel ve güçlü bir aile olarak mücadele verdiler engelli çocuklar için.
Ancak olan oldu; Neil Young bu birlikteliğe noktayı koyduğunda tarihler 2014 yılını gösteriyordu.
Bu ayrılıktan çok kısa bir süre sonra, bir sinema yıldızıyla ortaya çıktı Neil Young ve hemen akabinde 2016 yılında evlendi bu kadınla.
David Crosby, Stephen Stills ve Graham Nash pek hoşlanmadılar ve tepki verdiler bu evliliğe…
Hepiniz biliyorsunuz Neil Young’ın evlilik sonrası eşim diye tanıttığı bu isim Amerikalı sinema oyuncusu Darly Hannah’tan başkası değildi.
Pegi Young’ın kariyerini son albümünü, klavyeci ve söz yazarı Spooner Oldham liderliğinde kurulan Survivors grubuyla birlikte çıkardı.
Albümün ismi Raw; folk rock çizgisi üzerine kurulu güçlü ses örgüsüyle Neil Young’a sesleniyor bu albümde Pegi Young ve neden? diye soruyor tam 36 yıl evli kaldığı, birlikte müzik yaptığı, kendi çocuklarının da içinde bulunduğu engelliler için birlikte mücadele yaptığı adama ve devam ediyor tüm duygusallığı ile “…neden hayatımı mahvetmek zorundaydın?”
Bu sorunun cevabını inanın ben de arıyorum.
Evet, Pegi Young Raw’ın yaratım sürecinde kanserle mücadele ediyordu ve 2019 yılı Ocak ayında yitirdik onu.
Yazının sonunda Pegi Young’a, bu güzel insana illa ki kulak misafiri olun diyorum; yarattığı ses örgüsü gerçekten kayda değer.
Radyo ODTÜ'de yayınlanan Kulak Misafiri programının tanıtım afişini gördüğünüzde kafanız da soru işaretleri oluştuğunu tahmin ediyorum. Ancak biraz daha dikkatli olanlar bu resimdeki erkeğin Neil Young olduğunu farkedeceklerdir. Afişin altında Pegi Young yazısını görünce de sağdaki kişinin Neil Young'ın eşi olduğunu anlayacaklardır.
İyi de afişe "Neil ve Pegi Young" yazılabilirdi. Öyle ya bu kişi efsane bir müzik insanın eşi. Hiç öyle değil, zira Pegi Young bir müzisyen olduğu gibi Neil Young'ın efsane albümlerinde de pek azımsanmayacak katkıları olan biri. Bu nedenle de pazar gecesi yayınlacak olan Kulak Misafiri'nde Neil Young'ın Pegi için yazdığı şarkılar ve Pegi Young yer alacak.
Pegi Young için özel bir program olacak Kulak Misafiri, 18 Nisan 2021, pazar günü saat 22.00'de Radyo ODTÜ'de yayınlacak.
Kulak Misafiri'ni hazırlayan Bülent Seyitdanlıoğlu'nun kaleme aldığı Pegi Young yazısına da yarın burada yer vereceğiz.
Bu soruya hayır diyecek bir rock dinleyicisi olacağını hiç sanmam.
Belki bu soruyu tişört imalatçısı bir isme sorsak, "Aptul, pek satmaz ama güzel fikirmiş." diyebilir. Aslında o güzelim albüm kapaklarından bir The Cream tişörtü çok güzel de olur hani.
Dünyanın gelmiş geçmiş en özel rock triosu Cream rock tarihindeki yerini çoktan ve haklı olarak almıştır. O grubun üç isminden biri olmasın Cream diye bir şey olmaz. Peki Cream grubunda en önemli isim derseniz herkes bir anda gitarist Eric Clapton diyecek. Benim için Clapton da önemlidir ama basçı Jack Bruce önceliklidir. Davulcu Ginger Baker ise muhteşem bir şeydir. Caz kökenli bir davulcu olan Baker, kelimenin tam anlamıyla rock için ideal biridir ama buna karşın oldukça suratsız, sert biridir de. Hani tişört için en az uygun olacak isimdir.
Oysa Ginger Baker çizimini yapmak için en ideal yüz yapısına sahip biridir. Geçen yıl 6 Ekim 2019'da bu davulcuyu kaybettiğimizde aklımdan bir tişörtü olsa da giysem diye geçirmiştim. Bu düşüncemi Ankara'dan dostum Bülent Seyitdanlıoğlu ile de paylaşmıştım galiba. Ve bir yıl sonra hayalim gerçek oldu.
Bu pazartesi gelen bir kargoyu açtığımda içinden bir tişört çıktı. Bülent Seyitdanlıoğlu güzelim radyo programı "Kulak Misafiri" için hazırladığı tişörte Ginger Baker'ın suretini yerleştirmiş. İşte en sonunda oldu dedim ve bir güzel giydim.
Bu arada Bülent bana bir sır da verdi, bu fotoğrafı Ginger Baker hiç sevmiyormuş, hatta Bülent bu konuda Facebook sayfasından da uyarı almış.
Her şey bir yana benim Ginger Baker tişörtüm oldu. Sadece tişörtte değil radyo programlarında da çok özel olanı çalan "Kulak Misafiri" her pazar Radyo ODTÜ'de. Benden hatırlatması diyelim ve yazıyı noktalayalım.
Birlikte oldukları 10 yıl boyunca 8 albüm ve sayısız konser verdiler ve davulcu John Bonham'ın 1980 yılında ölümünün ardından topluluğa noktayı koydular. Bu tarihten tam 27 yıl sonra 10 Aralık 2007 tarihinde birararaya geldi Robert Plant, Jimmy Page ve John Paul Jones ve çok özel bir konser verdiler. Bu konserde John Bonham'ın yerini hepinizin bildiği gibi oğul Jason Bonham almıştı. Led Zeppelin'in yıllar sonra bu bir araya gelişi, kendileri için çok özel bir isim olan Atlantic Records'un sahibi Ahmet Ertegün'ün ardından bir saygı duruşuydu ve bu konser daha sonra Calebration Day ismiyle albüme de dönüşmüş, ayrıca DVD olarak da yayınlanmıştı. İşte, söz konusu konser bu hafta sonu Cumartesi günü Türkiye saati ile saat 22'de Led Zeppelin'in resmi Youtube kanalından izleyicisi ile buluşacak ve tam 3 gün gösterimde kalacak. Bu konserde Led Zeppelin, içerisinde Black Dog, Dazed And Confused, Kashmir, Whole Lotta Love, No Quarter and Stairway To Heaven'da olduğu toplam 16 şarkısını seslendirmişti. Biz bu konseri Radyo ODTÜ'de Kulak Misafiri'nde daha önce konuşmuş ve birlikte dinlemiştik. Son söz olarak bu konser kaçmaz diyelim ve heyecanlandığımızı belirtelim.
Bundan iki yıl önce Camel, 22 ve 23 Mayıs'ta “Playing Moonmadness Plus Other Classic Tracks” turnesi kapsamında İstanbul'da da sahneye çıkmıştı. Topluluğun ve rock tarihinin en önemli gitaristi Andrew Latimer canlı canlı sahneye çıktığında ilahi bir atmosfer kaplamıştı her yanı. Evet bugün Andrew Latimer'in doğum günü. Ve Bülent Seyitdanlıoğlu o özel günleri hatırladı ve güzel bir yazı kaleme aldı.
Camel dünyanın en büyük progresif rock gruplarından biri. 1970' lerde "Mirage", "Snow Goose, Moonmadness" gibi progresif rock tarihininin en önemli albümlerine imza atan topluluk, 80'lerin ikinci yarısında dağılmıştı. 90'larda yaptıkları dönüş ise 2000'li yıllarda son bulmuştu. 2013 yılında topluluk yeniden bir araya geldi ve o günden bu güne turneler sürüyor. Camel, 22 ve 23 Mayıs'ta “Playing Moonmadness Plus Other Classic Tracks” turnesi kapsamında İstanbul'da da sahneye çıkmıştı. Camel'in tek konser için geleceği açıklandığında zaman durmuş, biletler satışa çıktığında ise aynı gün tükenmişti. Turnenin İstanbul ayağına bir konser daha eklenerek sorun çözüldü, sonradan. Topluluğun ve rock tarihinin en önemli gitaristi Andrew Latimer canlı canlı sahneye çıktığında ilahi bir atmosfer kaplamıştı her yanı. Evet bugün Andrew Latimer'in doğum günü. Andrew Latimer an itibarıyla 71 yaşında ulu bir çınar ve iyi ki doğdu...
Korona günleri sebebiyle sosyal medya olanaklarını hızlandırmaya başladık. İki hafta önce icaf'ın (İstanbul Comics and Art Festival) instagram yayınına konuk olduktan sonra bana ilham oldu ve canlı yayına başladım. İlk yayını geçen hafta Geronimo Yalnızkartal'la yaptım. Bu pazartesi gecesi de instagram canlı yayınında radyo yapımcısı Bülent Seyitdanlıoğlu konuğum olacak.
Blues Perişan blog'undaki yazılarıyla da tanıdığınız Bülent Seyitdanlıoğlu, Radyo ODTÜ'de her pazar yayınlanan KULAK MİSAFİRİ'nin yapımcısı. Böyle olunca da onunla en başta şu korona günlerinde radyo programı yapmanın zorlukları ve bize verdiği moral destek üzerine konuşacağız. Bülent'in radyo yayınlarını Ankara'dan yapması sebebiyle Ankara'daki müzikal ortam üzerine bilgiler alacağız. Ve tabi bir çok konuyu ve Kulak Misafiri radyo programının anonsunda söylediği gibi " Tür ayrımı yapmadan" rock üzerine söyleşeceğiz. Sizler de bize katılmak isterseniz bugün saat 21.00'de https://www.instagram.com/blues_perisan/ adresinen canlı yayını izleyebilirsiniz.