5 Aralık 2023 Salı

Nerde Bu Marty Friedman !

 


Vakti zamanının en gözde gitaristi Marty Friedman, 1990 ile 1999 arasında Megadeth'in altı albümünde yer alarak grubun trash metal soundunu progresif bir yapıya taşırken yanısıra klasik müzik birikimini de yansıtmıştı. 

Aslında Marty Friedman'ı Megadeth'den daha önce  de tanıyordum... hem de ne tanıma o 1980 sonu Cacaphony albümlerini kasete çektirilmiş halini dinlerken, "Yahu bu adamlar klasik müzik gibi metal yapıyorlar" diye şaşkınlığımızı hayranlıkla belirtiyorduk. Bir rahatsızlık sebebiyle müzikten uzak  kalan Jason Becker'la birlikte kurdukları Cacaphony grubunun albümlerini dinlerken onlara klasik müzikten gelen rockçılar diyorduk. Öyle ki her ikisinin de konservatuarlı olduklarına emindik. Oysaki her ikisi de kendi kendini yetiştirmiş iki gitaristti. 

14 yaşında iken gittiği bir Kiss konserinden sonra gitar çalmaya karar veren bu işi de kendi kendine kotaran Friedman, baba grupların parçalarının coverlarını çalarak işe başlamak yerine kendi parçalarını yapacaktı. Bunun nedeni de başkalarının parçalarını çaldığında yanlış yapma korkusuydu. Ancak o öyle yetenekliydi ki kendi bestelerini yapmadaki yeteneğinin ne mene bir şey olduğunu fark etmiyordu. Annesinin arkadaşlarından biri sahnesi olan ufak bir etkinlik merkezini ona provalar yapması için verecekti.  Marty'inin çalışmaları öyle bir dilden dile yayıldı ki, oturdukları yer şehirden uzak bir kırsal bölge olsa da müziğe meraklı gençler için burası bir cazibe merkezi olacaktı. İşte oraya gelen gençlerden biri de Jason Becker'dı ve ikisi çalışmalarının sonucu Cacaphony isimli çift gitarlı grubu kuracaklardı. Klasik müzik yapılı neo klasik metal çizgisinde müzik yapan bu grup, 1987'de "Speed Metal Symphony" ve bir yıl sonrası da "Go Off" isimli iki albüm yapacaktı. İnanılmaz güzellikteki bu iki albüm metal tarzı içinde ayrıcalıklı bir yere sahipti ve benim için bu özelliği halen sürer. 

Cacophony grubu sonra dağılacaktı ve Marty Friedman bir arkadaşının önerisiyle gitarcı arayışında olan Megadeth grubunun seçmelerine katıldı. Böylece 1990 yılının başında Megadeth'e giren Marty Friedman gruba farkedilir bir şekilde progresif bir hava katacaktı. 

Bu arada Marty Friedman ismi de o dönem bize oldukça havalı geliyordu. İlk önce bu ismin sahne için uydurulmuş takma bir isim olduğunu düşünmüştüm. Oysa isminin tam hali olan Martin Adam Friedman'ı öğrenince babasının ya da ailenin iktisat ve felsefe ile ilgilenen birileri olduğunu anlayacaktım. Amerikalı nobel ödüllü ekonomist Milton Friedman ile "kapitalizmin babası" diye anılan 18. yüzyıl filozofu Adam Smith neredeyse Marty Friedman'ın isminde birleşmişti. Her ne kadar biz "kapitalizm"den kıllansak da bizim Marty'nin müzikal yanı tabiki daha önce geliyordu. 

 2000'lerin başında Megadeth'ten ayrılan Marty Friedman'ı yaptığı bir iki solo albümle dinlediysem de kopuş o kopuş. İki yıl önce evde Cacaphony kasetlerini bulup dinlememle, "Nerde bu Marty Friedman?" demem bir olacaktı. 

2010'da Japonya'ya yerleşen gitarist, Tokyo'nun Shinjuku bölgesinde yaşıyormuş. 2012 yılının Aralık ayında da  Japon çello sanatçısı Hiyori Okuda ile evlenmiş. Yani orada mutlu mesut yaşıyormuş.

Öyküyü elbetteki burada noktalamayacağım. Öncelikle 2000'den sonra kaçırdığım Marty Friedman çalışmalarını dinlemeye koyulacağım. Fakat yeni çıkan bir çalışmada Marty Friedman'la tekrar buluştuk. Hem de bu albümde sadece Friedman değil, "nerde bu adamlar?" dediğimiz bir çok isim de var. Albüm öyle bir albüm ki, müzik çıtası hem dinleme hem de yorum açısından inanılmaz. Onu da yarın ki yazımda yazacağım ve albümü tanıtacağım. 

Aptulika









SAHNE ÖNÜ.. Üç kıtaya yayılan konser yolculukları.



"Sahne Önü" kitabını görmemle daha okumadan bundan 40 yıl öncesine ve o özlemlerimize dönüvermem bir oldu. O yıllarda yabancı gruplar ülkemize gelsin denilen hayalin peşindeydik. Oysa şimdi aradan geçen yıllarda birbiri ardına o grupları gördük. İlk zamanlar bir sene boyunca o izlediğimiz grubu anlatır dururduk. Sonrasında bir yıla değil her aya bir konser düşüverdi. Sonra festivaller derken bazılarına gitmez bile olduk. 

Ankara'da küçük bir apartman dairesinde çekme kasetlerle başlayan iki kardeşin rock tutkusu " yabancı gruplar, ülkemize gelip konser verseler" hayallerinin olduğu yıllarda başlamış. Sonra o yabancı gruplar konser vermek için gelmişler ama bu iki kardeş Ankara'da olduklarından İstanbul'da olan Metallica, Scorpions, Bon Jovi'nin ilk konserlerine gidememişler. Ancak İstanbul'a gelip Ankara'da da konser veren Jethro Tull'ı neyse ki izleyebilmişler.

O dönemlerde yaşları küçük olduğu için İstanbul'daki ilk konserleri kaçıran iki kardeş daha sonra büyüyecek ve bu konser özlemlerini üç kıtaya yayarak farkı fena halde kapatacaklardı. İşte "Sahne Önü" isimli bu kitap, Anıl ve Uluç Ergin kardeşlerin üç kıtaya yayılan konser yolculuklarının hikayesi. İki kardeş, Chicago, Moskova, Paris, Barcelona, Milano ve daha pek çok şehre uzanan yolculuklarında hayranı oldukları tüm büyük grupların konserlerini izlemişler. Bununla da kalmayarak bu izlenim ve anıları kitap halinde getirmişler. 

Aynı zamanda deneyimli bir gazeteci olan Anıl Ergin izlenimlerini keyifle okunacak denli sayfalara döktüğü gibi kardeşi Uluç Ergin de işi gereği Rusya'da yaşadığı için Sovyetler döneminden bugünkü kapitalist Rusya'daki rock serüvenini de sosyolojik boyutta çok güzel özetlemiş. 

Kitabı okurken adeta bu iki kardeşle birlikte o gezilerde yer alıyor ve konserleri izliyor gibi oluyoruz. Kitapla ilgili bir dipnot dokunuşu yapmadan edemeyeceğim. Ritchie Blackmore ile dediklerinize katılıyorum ama o vakti zamanının Deep Purple dönemindeki konserleri ne yazık ki hiç birimiz yaşayamadık. O 1970'lerdeki Deep Purple konserlerinde (ayrımsız her elemanı sevsem de) Blackmore ayrı bir şeydi. Tabi buna Rainbow'u da katabiliriz. Biz ne yazık ki o Ritchie Blackmore'u  göremedik. Keşke o günlerin konserlerini izleyebilseydik. 

Anıl ve Uluç Ergin'in "Sahne Önü" kitabı Bilim ve Sanat Yayınevi tarafından yayınlandı. Kaçırmayın derim. 

Aptulika


4 Aralık 2023 Pazartesi

Caz Gitaristi Volkan Polat'ın İlk Abümü

 



Caz gitaristi Volkan Polat ilk albümü "Induend" ile karşımızda. Ekim ayında çıkan albümde 7 parça yer alıyor ve hepsinin bestesi gitariste ait. 

Albümde Volkan Polat'a Barış Doğukan Yazıcı(trompet),  Bulut Gülen (trombon),  Engin Recepogulları (tenor saksofon) ,  Alper Yılmaz (bas gitar),Ozan Musluoglu (kontrbas) ve   Ferit Odman (davul) eşlik ediyor. 

Kiss elemanları son konseriyle veda etti ama Kiss devam ediyor!



Kiss grubu elemanları, Madison Square Garden'da son konserini vererek müzik hayatlarını noktaladılar... Ama Kiss müziğe tam gaz devam edecek. Bu nasıl olacak sorusuna cevap olarak acaba yepyeni elemanlarla mı gibisinden akla ziyan sorular kafamızı kurcalarken, işin içinden çıkamadık. İsterseniz bu sorunun cevabını grubun son konserine giderek finale bir bakalım ve bulmaya çalışalım.

Veda turnesinin son konseri New York'taki Madison Square Garden'da 2 Aralık 2023'te gerçekleşti. Bu konserle grup elemanları noktayı koyacaklardı. Gene Simmons , Paul Stanley , Eric Singer ve Tommy Thayer'dan oluşan Kiss elemanları muhteşem bir konser vereceklerdi.  İki saati aşan konserin son parçası da "Rock and Roll All Nite" olacaktı. Parçanın bitiminde grubun gitaristi ve vokalisti olan Paul Stanley, "Bu yolun sonu ama başka bir yolun da  başlangıcı." dedikten sonra bütün elemanlar sahneyi terk edecekti.

 Stanley'in dediği " başka bir yolun başlangıcı" lafından kast edilen elemanların emeklilik günleri diye düşünülürken, tam herkes konseri terk edecekken... birdenbire “God Gave Rock n' Roll to You” şarkısı çalmaya başladı. Demon, Starchild, Catman ve Spaceman karakterlerinin avatarları ( yani grubun sanal hali) sahneye çıkacaktı.

Efektlerin "LED ekran projeksiyonu, lazerler,  duman ve pirotekniklerin bir kombinasyonu" kullanılarak yapıldığı söylenen ve görüntülerin "üç boyutlu ve gerçekte olduğundan çok daha büyük" görünmesine yardımcı olan grubun sanal hali sahnedeydi. Bu sırada dev ekranda "Yeni bir dönem başlıyor"yazısı görülecekti. Bunun ardından gelen tanıtım videosunda Paul Stanley görülecek ve şunları söyleyecekti: "İnsanlar müziği bıraktığımızda ne olacağını soruyor. Oysa grup asla durmayacak. Çünkü biz grubun sahibi değiliz. Dinleyicimiz grubun sahibi. Grubun sahibi tüm dünya."

Ve böylece grubun sanal hali konseri tamamlayacaktı.

George Lucas'ın görsel efekt şirketi Industrial Light & Magic, yeni sanal Kiss'i inşa etmekle görevlendirmişti. Popüler ABBA Voyage hologram şovunun arkasında yer alan İsveçli şirket Pophouse Entertainment, Kiss'in avatar versiyonunun nasıl, nerede ve ne zaman yayınlanacağını daha sonra duyuracakmış.

 Konser sonrası yapılan bir röportajda Gene Simmons, "The Blue Man Group ve Phantom of the Opera farklı personellerle dünya turu yapıyor" dedikten sonra sözlerine şöyle devam edecekti:  "Bir Kiss şovu olabilir ve olmalı, sahnede efektler ve diğer her şeyle canlı canlı yayın,  tam bir performans."

Ne diyelim Kiss gene bizi şaşırtmaya devam edeceğe benzer. 



 

 

April Wine'ın solisti MYLES GOODWYN 75 yaşında öldü


Kanadalı hard rock grubu April Wine'ın şarkıcısı, gitaristi ve baş söz yazarı Myles Goodwyn , 75 yaşında hayatını kaybetti. 




Bugün pek bilinmese de vakti zamanının öneme haiz gruplarından biriydi April Wine (en azından benim dinleme serüvenimde) . 1970'lerde hard rock tarzını blues ile hem hal eden grup, heavy metal'e de öncü fikirleri ( tabi blues etkisinde) de verecekti. Bu sabah bu efsanevi hard rock grubunun vokalisti Myles Goodwyn'ın 75 yaşında hayata veda ettiğini öğrenecektim.

Kanadalı rock grubu April Wine'ın şarkıcısı, gitaristi ve baş söz yazarı Myles Goodwyn , 75 yaşında hayatını kaybetti. Geçen yılın 20 Aralık'ında şeker hastalığı ve buna bağlı sağlık problemleri nedeniyle April Wine ile konserlere çıkamayacağını belirten  Goodwyn, müzik hayatını noktaladığını duyurmuştu.  Buna rağmen usta vokalist en son 2 Mart 2023'te Nova Scotia'da grupla birlikte konsere çıkmıştı.  Dün yani 3 Aralık 2023'ta Myles Goodwyn 75 yaşında öldü.

Goodwyn, 1969'da Ritchie ve David Henman kardeşler ve kuzenleri Jim Henman ile birlikte April Wine'ı kurdu ve neredeyse de grubun bütün zamanlarında yer aldı.  Vokalin yanında gitarı da üstlenen Goodwyn, grubun şarkıı sözlerinin de vazgeçilmeziydi. 

 


 

3 Aralık 2023 Pazar

Blues'un İsimsiz Kahramanlarının SÜPER GRUP'u





Dinlediğimiz nice albümün geri planında öyle maharetli ve gizli kahramanlar vardır ki onların ismini, cismini bilmeyiz. O isimsiz kahramanlar o müzik denilen mutfağın içinde inanılmaz dokunuşlarla harikalar yaratırlar. İşte Cassius King de bu isimsiz kahramanlardan biri. Biz onun ismini bilmesek de sevdiğimiz nice grup ve müzisyen onun ismini bilmekle kalmayıp, albümlerinde çalışmak için yana yakıla peşinden koşarlar. İşte blues albümlerinin vazgeçilmez ses mühendisi olan Cassius King bugünlerde yeni çıkan albümü "Last Call For The Blues" ile karşımızda. Hoş bu çalışmaya albüm dedik ama 19 dakikalık bir mini albüm bu. Çalışmayı dinleyince ister istemez, "Keşke tekmili birden bir albüm olsaymış." diyoruz. Albümde vokal yapıp, keyboard çalan Cassius King'in bu ilk albümü ama dinledikten sonra, devamı gelsin demeden de edemiyoruz.



 Son 25 yılını blues alanında dünyanın en büyük isimlerinden bazılarının ses mühendisi ve yapım müdürü olarak müzik sektörü içinde geçirmiş olan  Cassius King, “Açık konuşmak gerekirse ailemi geçindirmekle hayalimin peşinden koşmak arasında zor bir seçim yapmak zorunda kaldım. ” diyerek durumunu özetliyor. Buna rağmen sanatçı bir gün kendi albümünü yapma fikrinden de vaz geçmemiş.  "Kalan zamanlarımda bir gün sıranın bana gelebileceğini bilerek ve inanarak yazmaya ve söylemeye devam ettim" diyen King, ilk albümü "Last Call For The Blues" ile bu konuda ilk fişeğini atmış. 

Cassius King bu albüm için kendisi gibi "isimsiz ve gizli" kahramanlardan oluşan  the Downtown Rulers isimli bir grup da kurmayı ihmal etmemiş.  Bu yeni albümde keyboard ve vokali üstlenen Cassius King'e gitarlarda Chalo Ortiz eşlik ediyor. 9 yaşından beri gitarla bütünleşen Ortiz,  Bobby Rush, Dr. John, Los Lobos  gibi harika isimlerle çalışmış başarılı bir stüdyo gitaristi olup, Grammy adayı da olmuştur. The Downtown Rulers grubunda bas gitarı üstlenen  Chris White da Grammy adayı olmuş ve BobbyRush, Johnny Lang, Roy Ganes ve Blind Dog Smoking gibi usta isimlerle çalışmış usta bir müzisyen. Grupta davulu üstlenen  JR Lozano'nun serecesine de şöyle bir bakarsak karşımıza Boz Skaggs, Los Lobos, Kid Ramos, Smokin' Joe Kubek, Rev. Horton Heat gibi isimler çıkıyor. JR ayrıca Grammy ödüllü Los Lobos albümü Beat Americana'da da çalmış.  

Cassius King & The Downtown Rules'un "Last Call For The Blues" harika bir çalışma ama tek kusuru mini albüm olması. Devamının gelmesini dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. 

Aptulika


1 Aralık 2023 Cuma

Robben Ford'un yeni albümü "Night In The City" bugün çıktı



Robben Ford'un yeni konser albümü "Night In The City" bugün çıktı.  

Ear Music etiketiyle çıkan albümde usta gitariste muhteşem bir grup eşlik ederken, nefesli enstrümanların da katılımı dikkat çekiyor. 

Eski ve yeni materyalleri kapsayan 8 parçanın yer aldığı albüm, bir saate yaklaşan bir dinleme keyfine dönüyor.  

Pandemiden sonraki ilk Robben Ford performansı olan bu çalışma 2021'de Nashville'deki City Winery'de yapılan konserin kayıtlarından oluşmuş.  




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...