karikatür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karikatür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2023 Perşembe

Şapkadan Çıkan Tavşan

 


Meral'in yeni başladığı CEMİYETTEN FİSKOS köşesi beni çok keyiflendiriyor, umarım sizler de beğeniyorsunuzdur. 

En son kaleme aldığı  "Ekim Ayında Az Daha AC/DC Türkiye'ye Konsere Geliyordu!" yazısından sonra AC/DC'nin ilk kadrodaki vokalisti üzerine bir karikatür çizmeden edemedim. 

Aptulika



7 Temmuz 2023 Cuma

AptGaleri: Iggy Pop



"PUNK'IN BABASI" lafını en çok hakeden adam IGGY POP'un yeni albümü "EVERY LOSER" ile ilgili bir yazı yazdım ama onu yayınlamadan önce evde birikmiş çizgilerini şöyle bir AptGaleri'de sergileyim dedim.

* Yazıya kapak olan çizimi 2000 yılında falan yapmıştım. 2019 yılında açtığım sergide satıldı...yani güzel bir arkadaşımızın özel koleksiyonunda.




Iggy Pop şarkıcı, müzisyen ve söz yazarı olmasının yanısıra, aktör ve radyo yayıncısıdır... Zaten konserlerdeki sahnesine bakarsak usta bir performans sanatçısıdır.  

* Üstteki çizimin ismi,  "Punk Şövalye". 2018 yılı çizimi. 




 1967'de kurulan  proto-punk grubu The Stooges'ın vokalisti ve söz yazarı olan Iggy Pop, o günden bu yana Punk'ın Babası'dır. Bu arada yarım asır devrilmiş, neredeyse 60 yıl olacak. 

* "Kayan Yıldız Altında, Uzanmış Sere Serpe Bir Iggy Pop. Geçmişin Muhasebesini Yapıyor ve Geleceğe Projektör Tutuyor."  ismini taşıyan bu çalışmayı 2018 yılında yaptım. 




*2003 yılında yaptığım renkli bir çalışma. .. İsmi ise: "Kafamın Tasını Attırmayın... Kırıcı Olabilirim."


Çizgiler: Aptulika





8 Eylül 2022 Perşembe

Bizim QUEEN ... Çizgili



 İngiliz kraliyet ailesi vesaire... Kraliçe Elizabeth hayata veda etti. 26 yaşında o tahta oturmuş ve 95 yaşında bu dünyadan göçen bir insan. 

Ama 

bir de bizim bir  QUEEN'imiz var.

Şimdi çizimlerle bizim Queen'i analım dedim.


Aptulika














1 Eylül 2022 Perşembe

David Crosby'den mariz yemek !



 Crosby, Stills, Nash and Young grubunun plaklarıyla 1970'lerde tanışmıştım. Açıkcası o dönemlerde ısınamamıştım. Sonrası da bu pek değişmedi. Ancak ne zamanki bu dört elemanın yaptığı solo çalışmaları dinleyince iş değişecekti ve grubun albümlerini tekrar dinlemeye başlayacaktım. Yani çok sonraları bu grubu sevecektim. Açıkcası beni böylesi bir ilgiye odaklayan ilk isim Neil Young olacaktı. Ancak benim için ilgi alanımı açan isim Stephan Stills olacaktı... Onun daha önceki grubu Buffalo Springfield'ı dinlediğimde hem sevmiş hem de böyle gecikmeli keşfettim diye kendime kızmıştım. Ardından Graham Nash solo albümleri beğeni alanıma girecekti. 

İşte böylece Crosby, Stills, Nash and Young için kapılarım açılacaktı. Dikkat ederseniz bu dörtlüden bir kişi eksik kaldı: David Crosby ! Açıkcası o pos bıyıklıdan hiç haz etmezdim. Ne zamanki 1970 yılı çıkışlı C.S.N & Y albümünü dinlerken plağın ilk yüzündeki üçüncü parçayı biraz daha dikkatle kulak verirken vuruluverecektim.  "Almost Cut My Hair" isimli bu parçanın bir konser yorumunu da dinlerken...işte budur! diyecektim. O aksi pos bıyıklı bir anda değişmez adamım olacaktı. O parçayı mutlaka dinleyin ve göreceksiniz ki, o parça David Crosby olmadan yorumlanırsa hiç bir şey ifade etmez. 

Bu dörtlünün çizime en müsait ve karikatüristlerin çizmek için kendini tutamayacağı isim, hiç su götürmez ki Crosby'dir. Hele benim için o pos bıyıklarla çizgiyle oynamak harika bir serüvendir. 

İşte bundan bir ay önce, gece masamın başında otururken bir çizimini yapmıştım. Onu bugün facebook'ta yayınladım. Çizimi gören bir arkadaşım beni aradı, "Oolum, senin bu çizimi David Crosby görürse canına okur ha... kesin marizler." dedi. İlk önce şaşırdım ama sonra olayı anlatınca beraberce güldük. Olay şöyleymiş, Temmuz ayında bir karikatürist hayranı olduğu David Crosby'nin karikatürünü çizmiş. Bunu gören Crosby, beğenmemiş ve çizere verip veriştirmiş. 

Ben bu haberi daha önceden duymamıştım ama facebook'ta yayınladıktan sonra arkadaşım arayınca öğrendim. Şimdi bu çizimi bir da renklendirerek, suçumu katmerlendirdim...

Onu bunu bilmem, isterse David Aga beni marizlesin, küfretsin ama onu dinlemek de çizgiye dökmek de güzel.

Aptulika


25 Ağustos 2022 Perşembe

Çizgili Simon Philips



Bir önceki haberde 1977 tarihli Judas Priest albümü "Sin After Sin"de davulda yer alan Simon Philips'in yeni çıkan solo albümü  "Protocol 5"ı yazmıştım, simdi de onun bir çizimine yer vermek istedim. 

Bu arada yazının altına da Simon Philips'in yer aldığı albümleri tekmili birden yazacağım... yani Simon Philips'in davuluna kulağımız bir şekilde fena halde aşina. Siz de isterseniz, yorum bölümüne bunlardan en sevdiklerinizi yazabilirsiniz.  



 

 Gordon Giltrap

Visionary (The Electric Record Company, catalogue no. TRIX 2) (1976)

Perilous Journey (The Electric Record Company, catalogue no. TRIX 4) (1977)

Fear of the Dark (The Electric Record Company) (1978)

  801

801 Live (1976)

Listen Now (1977)

Live @ Hull (2009)

Latino (2013)

Manchester (2015)

  Judas Priest

Sin After Sin (CBS, Inc. (UK)), (Columbia (US)) (1977)


  Jack Bruce

How's Tricks (RSO, 1977)

Cities of the Heart (CMP, 1994)

Jet Set Jewel (Polydor, 2003)



 Gary Moore

Back on the Streets (1978)

After the War (1989)


 Duncan Browne

The Wild Places (1978)

ˈˈStreets Of Fireˈˈ (1979)


  L. Shankar

Touch Me There (Produced by Frank Zappa) (1979)


 Jeff Beck

There & Back (Epic, 1980)


 Michael Schenker

The Michael Schenker Group (Chrysalis, 1980)

The 30th Anniversary Concert – Live in Tokyo (In-akustik, 2010)

In the Midst of Beauty (In-akustik, 2008)

Temple of Rock (In-akustik, 2011)


  Jon Anderson

Song of Seven (Atlantic, 1980)

Animation (Polydor, 1982)


  Pete Townshend

Empty Glass (ATCO, 1980)

All the Best Cowboys Have Chinese Eyes (ATCO, 1982)

White City: A Novel (ATCO, 1985)

The Iron Man: The Musical by Pete Townshend (Virgin, 1989)


Mike Rutherford

Smallcreep's Day (Charisma Records, 1980)


  Ph.D.

PhD (Atlantic, 1981)

Is It Safe? (WEA, 1983)

Three (Voiceprint, 2009)


  Jon Lord

Before I Forget (Harvest, 1982)


 Toyah

The Changeling (1982)

Warrior Rock: Toyah on Tour (1982)


  Mike Oldfield

Crises (Virgin, 1983)

Discovery (Virgin, 1984)

Islands (Virgin, 1987)

Heaven's Open (Virgin, 1991)


 Nik Kershaw

Radio Musicola (MCA, 1986)

You've Got to Laugh (Short House Records, 2006)


  Madness  

The Madness (Virgin, 1988)


  Joe Satriani

Flying in a Blue Dream (Relativity, 1989)

The Extremist (Relativity, 1992)

Time Machine (Relativity, 1993)

Super Colossal (Epic, 2006)


  The Who

Join Together (Virgin, 1990)

Thirty Years of Maximum R&B (Polydor, 1994)


   Asia

Aqua (1992)

Aura (2001)


  Toto

Absolutely Live (Columbia, 1993)

Tambu (Columbia, 1995)

Toto XX (1998)

Mindfields (Columbia, 1999)

Livefields (Columbia, 1999)

Through the Looking Glass (EMI, 2002)

Live in Amsterdam (Eagle, 2002)

Falling in Between (Frontiers, 2006)

Falling in Between Live (2007)

Live in Poland (Eagle, 2014)


 Steve Lukather

Candyman (Columbia, 1994)

Santamental (Favored Nations, 2005)


Derek Sherinian

Inertia (Inside Out, 2001)

Black Utopia (J.S.H.P., 2003)

Mythology (Inside Out, 2004)

Blood of the Snake (Inside Out, 2006)

Oceana (Music Theories, 2011)

The Phoenix (Inside Out, 2020)

Vortex (Inside Out, 2022)


  Steve Hackett

Beyond the Shrouded Horizon (WHD 2011)

At the Edge of Light (2019)


 Hiromi

Voice (Telarc, 2011)

Move (Telarc, 2012)

Alive (Telarc, 2014)

Move: Live in Tokyo (Telarc, 2014)

Spark (Telarc, 2016)


  DarWin 

DarWin 2: A Frozen War (2020)


 

Simon Philips solo albümleri


Protocol (Food for Thought, 1988)


Simon Phillips (Manhattan, 1992)


Force Majeure with Ray Russell, Anthony Jackson, Tony Roberts (B&W, 1993)


Symbiosis (Lipstick, 1995)


Another Lifetime (Lipstick, 1997)


Out of the Blue (Victor, 1999)


Vantage Point with Jeff Babko (Jazzline, 2000)


Protocol II with Andy Timmons, Steve Weingart, Ernest Tibbs (Phantom, 2013)


Protocol III with Andy Timmons, Steve Weingart, Ernest Tibbs (In-akustik, 2015)


Protocol 4 with Greg Howe, Dennis Hamm, Ernest Tibbs (Phantom, 2017)


Protocol V with Otmaro Ruiz, Alex Sill, Jacob Scesney, Ernest Tibbs (Phantom, 2022)


Bu arada Simon Philips'in grup elemanı veya konuk olarak yer aldığı albümlerin sayısı 78 ve solo olarak yaptığı albüm sayısı da 11... yani toplamda 89 albüm. Yani adam doğduğu gün bageti eline alıp çalmaya başlasa bile yılda bir albümden fazla oluyor. Bir de yer aldığı bütün albümleri tek tek dinleyeyim dedim. Bu bile aylarca zaman alabilir. Şimdilik bildiklerimle idare edeyim yeter. 


13 Ağustos 2022 Cumartesi

Çizgili Alan Parsons

 

Çizim: Aptulika


Alan Parsons, İngiliz ses mühendisi olarak onu Pink Floyd'un efsanevi albümlerinin mutfağında gördük. Daha sonrasında da Alan Parsons Project olarak yaptığı albümlerle tanıdık. Bugünlerde de "From The New World" isimli yeni solo albümüyle dinlemeye devam ediyoruz. 

Çizim: Aptulika


5 Mayıs 2022 Perşembe

Tinsley Ellis'in yeni albümü için çizgili açılış.



Blues Rock'ın usta gitaristi ve vokalisti Tinsley Ellis'in yeni albümü "Devil May Care", 21 Ocak tarihinde çıkmıştı ve ben de iki ay öncesinden beri dinlemeye başlamıştım. Albümü öylesine sevmiştim ki neredeyse her gün dinlemeden edemiyordum. Tabi albümle ilgili bir kritik yazısı yazmak için sabırsızlanıyordum. Her dinleyişte aklıma bir şey geliyor ve not alıyordum. Tam bu aşamada albümle ilgili röportajları okuyor ve yazıyı erteliyordum. Albümü o kadar sevmiştim ki yazacağım yazıda hiç bir anı kaçırmak istemiyordum ve böyle olunca da yazı ertelendikçe erteleniyordu. Ve en sonunda yeter artık dedim ve yazmaya karar verdim. İlk önce albümle ilgili yapılan bir röportajı toparladım ve yazıya hazır hale getirdim. Bir de çizim yapmaya başlamıştım ve onu da renklendirirken kritik yazısı bir hafta daha ertelenecekti. Şimdi çizim bitti ve röportajla birlikte bir de albüm hakkında anektodlarla dolu bir yazı çıktı ama kritik yazısı gene ortada yoktu. Bu arada kritik yazısını galiba yazamayacağım.... Bunun sebebi yetiştiremediğimden değil; albümü o kadar çok sevdim ki, ne yazarsam yazayım mutlak bir şeylerin eksik kalacağına dair bir his içindeyim. O nedenle de vazgeçtim. 

Evet şimdi çizimi paylaşarak, Tinsley Ellis dosyasını açayım. 

Buyrun bakalım. 


4 Mayıs 2022 Çarşamba

Günlük Değil, GÜNDELİK 0023



 Joan Jett'in yeni yayınlanan akustik albümünü yazdıktan sonra bir de çizimini yapmazsak olmazdı hani. 

Buyrun bakalım. 

Boş durmayalım... 

Yorumlarınızı beklerim ona göre.



15 Haziran 2019 Cumartesi

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 107


Piyale Madra
"Ademler Ve Havvalar II"
Remzi Kitabevi
(1. Basım: 1999)

Bu hafta iki kitabı aralıklı olarak okuduğum için her ikisini de bitiremedim. Bu yüzden bu haftaki "Blues Perişan Kütüphanesi" yazısına yer veremeyecektim. Bugün kitaplardan birini bitirip, hemen yazmaya kalksam da çok aceleye gelecekti. Bir ara kendime kızıp, içimden, "Keşke geçen hafta iki kitap tanıtacağına birini bu haftaya bıraksaydın." dedim. Ama çare yok bu hafta yazı olmayacaktı. İşte bu düşüncelerle sokakta gezinirken sahafta Piyale Madra'nın bu kitabını görüp hemen alacaktım. Almamla keyifle sayfaları çevirip o güzelim karikatürlere bakmaya koyulacaktım. 
Doksanlı yıllarda çıkan "Yeni Yüzyıl" ve "Radikal" gazetelerini biraz 'hormonlu sol' bulurdum ama kimi zaman kültür sanat sayfaları var diye takip ederdim. O gazetelerden sadece aklımda kalan iki köşe vardı. Onlardan biri Emre Ulaş'ın "Cilalı Taş Devri", diğeri de Piyale Madra'nın Ademler ve Havvalar" köşeleriydi. O iki gazeteden aklımda "önem hanesinde" kalan iki köşe de karikatüristlere aitti. Bugün Piyale Madra'nın bu karikatür albümünü bulmak benim için güzel bir sürpriz oldu.
Piyale Madra'nın çizgilerini ilkin 80'li yıllar boyunca Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan "Piknik" isimli bant karikatürleriyle görmüştük. On yıl süren bu süreçten sonra "Ademler ve Havvalar" bantlarıyla 1994'te Yeni Yüzyıl gazetesi ve ardından da 1988'de Radikal gazetesi'nde takip ettik. 
Bu hafta sonu bir karikatür albümü ile açılması çok keyifli oldu doğrusu, tavsiye ederim. Yazı kısa oldu belki ama karikatür az çizgi ve az yazı ile olmalı. Her ne kadar ben birincisini pek başaramasam da. 

Aptulika


26 Ekim 2017 Perşembe

Ankara sergisi hazırlığında uzun ayrılığın sebebi

İhsan Sıtkı Yener’in aziz hatırasına ithafen…
Kadir kıymet bilmememizin bir göstrgesi daha.


Şimdi başlığın altındaki ithaf bölümünde İhsan Sıtkı Yener ismini yanda da resmini görünce o da kim demeyin. Yazıyı sonuna kadar okuyunca öğreneceksiniz, zira benim yazma serüvenimde büyük katkısı vardır. O ithaf bölümüne baktığınızda “göstrgesi” sözcüğüne takılıp, “ Aptulika düzeltme yapmayı unutmuş” demeyim bilerek orayı “göstergesi” diye düzeltmedim. Bunun nedenini de aşağıdaki yazıyı okuduğunuzda öğreneceksiniz.
Buyrun bakalım, otuz iki kısım tekmili birden Blues Perişan blog da uzun bir süredir yazamamamın sebebi.






 Blues Perişan bloğunu hazırlamaya başladığımda arada kesinti olursa diye tedirgin olmuştum. Kimi zaman ufak fasılalar verdim ama gene de devam ettim. Geçen yıl bir karar alarak her gün bir haber, yazı veya çizim yayınlamaya karar verdim. Bunu uzun bir süre uygulama istikrarı da gösterdim hani. Ancak son bir iki aydır bir yazı olsun koyamadım. Buna sebep olan şey de Ankara’da yapacak olduğum serginin hazırlıklarıydı. Şimdi serginin hazırlıkları son buldu. Yaptığım çizimlerin çerçevelenip, gelmesini bekliyorum. Bulunduğum bu soluklanma durumumda bir yazı yazayım diyerek klavyenin başına oturdum. Tam yazmaya başlamıştım ki, birden blokta neden yazı paylaşamadığımın asıl sebebiyle yüzleşiverdim. O da ne yazamıyordum. Sanki ilkokula başlayan  öğrencinin kırık, dökük hece hece okuması gibi tutuk yazıyordum. Eskiden 15 dakikada yazdığım yazı en delikanlısından bir saatte çıkıyordu. Bunun sebebi de iki ay önce yenilediğim bilgisayar yüzündendi. Adamlar harika bir bilgisayar yapmışlardı yapmasına ama klavyesi sadece  “Q” biçiminde üretilmişti. Oysa ki bendeniz yıllarca “F” klavye kullanan biriydim. Kısacası yazmak bir işkenceye dönmüştü. Pulları sayarak oynayan bir acemi tavla oyuncusu gibiydim. Hala da öyleyim. Harflerin yerini takip edeyim derken yazacağım şeye konsantre olamıyorum. Bir ara yazıyı elle yazayım sonra temize çekeyim dedimse de yiğitliğe bok sürdüremedim.
Bu halde yazarken çoğu kez sesli harfleri es geçiyorum ve daha bir tomar dert işte. Ama madem teknoloji böyle uyacağız işte. Alışır mıyız, bakalım göreceğiz. Bu arada şu ana kadar 1500 vuruş yapmışız, bu son iki aydır yazdığım en uzun yazı…neredeyse bir rekor.  
Kısacası ayrılığın sebebi sergi hazırlığından değil, “Q” klavyeden kaynaklanıyordu. Bu arada bilgisayarda tek olmayan şey “F” klavye değildi… bu yeni çıkan modellerde CD bölümü de yoktu. Sözün özü CD de tarihin çöplüğüne fena halde gitti… neredeyse kasetten bile kepaze durumda. Bu arada evde bir duvarı kaplayan CD’leri satsan satılmaz atsan, atılmaz, kapladığı yerde cabası. En yakın zamanda hepsini empe üçe çevirmek lazım. CD artık bitti, evde çöp gibi duruyor ama plaklarım ve pikabım hala gündemde. O her şey CD’ye dönüştüğü günlerde onlardan kopamamıştım, iyi ki de öyle yapmışım. Plağı teknoloji ne olursa olsun her dönem dinledim.
Bu F klavyeyi İhsan Sıtkı Yener 1960’larda bulmuş. Türkçe yazıma en uygun ve on parmak hızlı yazı yazmak için yapılmış. Şimdi “Q” klavye ile boğuşurken “F” klavyenin mucidi İhsan Sıtkı Yener’i bir kez daha saygıyla anıyorum. Kesinlikle büyük bir insanmış.
İşte uzun süre blokta yazı yayınlamama sebebimi böylece açıkladım. Neyse ki bu yazıyı bitirdim. Bu yavaşlıkla her gün bir yazı yetiştirebilir miyim bilinmez ama dilerim el alıştırmalarıyla bu klavyeye alışır ve hızlanırım. Şimdi yazı bitti bitmesine ama üste dönüp, “yetştreblilrmym” i “yetiştirebilirmiyim” yaparak düzelteceğim. O kadar çok eksik sesli harf var ki bir de bununla uğraş, işin yoksa.

Aptulika  

2 Ocak 2017 Pazartesi

Çizgi roman için umut var : “Boğaziçi Comics Choronicles”




Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu Karikatür ve Mizah Kulübü’nün düzenlediği “Boğaziçi Comics Choronicles” isimli  etkinlik 10 Aralık 2016 günü başlayıp, 12 Aralık, pazar gününe kadar sürdü.  








Aralık ayının ilk haftasında çizgi roman üzerine yapılan bir etkinliğe katıldım. Bu  etkinliği açık konuşmak gerekirse ilk anda çok önemsemedim. Önemsememe sözcüğünü kullanmam bir küçümseme değil, son yıllarda ‘etkinlik olsun torba dolsun’ anlayışıyla geçiştirilen etkinliklerden biri daha olacağı endişesinden kaynaklanıyordu. Çizmenin “çiziktirmek”, çizerin “çiziktirici” diye algılandığı ortamımızda yapılacak etkinliklerin körler sağırları ağırlara dönüşmesine sıkca şahit olmuşumdur ve bunun da farklı olmayacağına kanaat getirmiştim.
Çizgi roman üzerine yapılacak etkinlik Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşekti. Çeyrek asır öncesi bu üniversite’de dergim Hıbır’ın çizerleriyle birlikte konuk olmuştum. O günlerin güzel hatıraları aklımdaydı ve şimdiki zamanda o anıların yerle yeksan olabileceği endişeşi içimi kemiriyordu.
Etkinlikte yeralacağım panele gideceğim gün bile acaba telefonla arayıp, katılamayacağımı bildirsem mi diye bile düşünüyordum. Bir ara böyle bir şey düşündüğüm için kendime kızdım. Gitmeliydim, bir sürü şey beklediğim gibi çıkmayacaktı ama olsun, işte bir iki saat yasak savar gibi bulunur ve bitirirdik.
Bu düşüncelerle yola çıktım. Üniversite’nin kapısına geldiğimde içimdeki “öf, pöf” konçertosu devam ediyordu. Kapıdan içeri adımımı attığımda ise 20 – 30 yıl öncesine dönecektim. Mimar Sinan Üniversitesi’nde okuyan biri olarak kampüs tipi okullar beni eskidende şaşırtırdı. Şimdi de aynı etkideydim ve neredeyse kendimi 25 yaşında falan hissetmeye başlamıştım. Yolu yürürken Boğaza tepeden bakan manzara bana eşlik ediyordu. Aklıma bir anda “Ya s…tir et paneli falan, şuralarda gezin, biraz çimlere otur, keyif çat.” diye bir düşünce çimdik atıverdi. Çimdik bu ya “Aşağıya Bebek istikametine yürü, şöylece Aşiyan’a doğru tabanvayla yürü ve Hisar’a geldiğinde büfeden bir köpek öldüren ( o eski Güzel Marmara isimli şarap)  al  ve sahile otur içerek o geçmişin hayallerinde yüz.” diye devam edecekti.
Bu düşüncelerden sıyrılarak yola devam ettim. Panelin yapılacağı yer neresidir diye düşünürken yanımda bir ses peydah olarak, “Merhaba ben de panelin konuklarındanım.’ diyerek kendini tanıttı. Bu genç meslekdaşımın ismi Caner Özdurak idi. Yol boyunca lafladık.


Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu Karikatür ve Mizah Kulübü’nünü düzenlediği “Boğaziçi Comics Choronicles” isimli üç gün boyunca süren bu etkinlik 10 Aralık 2016 günü başlayıp, 12 Aralık, pazar gününe kadar sürecekti. Beni de etkinliğin ikinci günü “Bağımsız Çizgi Roman Sanatçıları” isminde yapılan panele konuk ettiler. Caner Özdurak genç bir sanatçıydı ve “Karıncayiyen” isimli çizgi roman dergisini çıkartıyordu. Caner bu dergiyi bizzat kendisi hazırlıyor ve dağıtımını da yapıyormuş.  Bizim panelde yeralan diğer isim de Elif Nurşad’dı. Resim sanatından çızgi romana gelen Elif önemli kadın sanatçılarımızdandı. Tabi panelin en yaşlısı bendim.
İlk anda isteksizce katıldığım panelin böylesi verimli olduğunu görünce hem şaşıracaktım hem de mutlu olacaktım.  Ülkemizde üniversitelerde çizgi romana bu denli ilgi olduğunu görmek güzeldi. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri bu etkinliği canla başla çalışarak düzenlemişlerdi ama hocaları Mehmet Emin Adalı’nın katkısı da büyüktü.  
Benim bulunduğum panelden önce “İnternette Çizgi Roman “ paneli vardı. Bu bölümde Altevren isimli internet sitesinin yöneticisi Berk Uralcan ile Çrop isimli siteyi kuran Ümit Kireççi yeralıyordu.
http://www.altevren.net/ Altevren, internette çizgi roman analizleri yapan bir site. Çrop yani “Çizgi Roman Okurları Platformu” ise Ümit Kireççi’nin önderliğinde çizgi roman üzerine herşeyin , her haberin yeraldığı ve neredeyse hergün yenilenen bir site. Bir akademisyen olan Kireççi’nin bu konuda çabalarının gerçekten büyük olduğunu gördüm. Google’a Çrop yazarak ya da http://cizgiromanokurlariplatformu.blogspot.com.tr/ adresinden girebileceğiniz sitede izlemenizi, takip etmenizi öneririm. Çizgi roman ile ilgili herşeyi bulabileceğinize teminat veririm.
Ne diyeyim güzel şeyler de oluyor ülkemde  ama biz o güzellikleri takip edersek önemli.

APTULİKA
aptulelcioglu@gmail.com


Çizgi Roman Okurları Platformu  internet sitesini takip etmek isteyenler için link



13 Aralık 2016 Salı

Karakarga dergisi yayın hayatına son verdi.


Bundan önceki yazıda üç aydır illustrasyonlarımla yer aldığım KARAKARGA dergisinin Aralık sayısını duyurmuştum. Kültür, edebiyat ve mizahın buluştuğu bu aylık dergide çizmek bana ziyadesiyle keyif veriyordu. Bu nedenle sizlere derginin yeni sayısını duyurmak için sabırsızlanmıştım. Ancak dün gelen bir telefonla bu sevinç suya düşecekti. Yazıp, çizmekten mutluluk duyduğum bu dergi ne yazık ki kapanıyordu. Yani bundan sonraki sayı yoktu. 
Kapanma nedeni her daim olduğu gibi ekonomik nedenlerdi. Yani bulunduğum gazetelerde de ekonomik kriz göründü mü ilk gözden çıkartılacak kültür - sanat sayfaları olurdu. Eğer sözkonusu bir dergi ise ve bu dergi kültür ve sanat üzerine ise hepten son bulurdu. Şimdi de öyle oldu. 

5 Aralık 2016 Pazartesi

KARAKARGA kültür, edebiyat ve mizah dergisi

Son yıllarda yeni bir dergi anlayışı moda oldu. Kapağında popüler kültürümüzün nostaljik figürlerinin arzı endam ettiği kültür, edebiyat ile karikatür, mizah anlayışlarını birleştiren bu dergiler, gazete bayilerinde her ay sergilenerek beğenimize sunuluyor. Bu dergilerden biri de KARAKARGA.
Aylık düzende çıkan KARAKARGA dergisi usta karikatürist Kutlukhan Perker’in yönetiminde bizlerle birlikte oluyor. Kutlukhan’ın karikatürist ve çizerliğindeki ustalığı  Karakarga’nın yayın hayatında da ciddiyetini ve itinasını belli ediyor.
KARAKARGA dergisi'nin Ekim sayısında yeralan TARIK AKAN illustrasyonum
Karakarga dergisi bu ayki sayısında kapağına bağımsızlık savaşçısı Fidel Castro’yu yerleştirmiş ve altına da “ASİ KAYBIMIZ” ibaresini koymuş.
Karakarga dergisinde Eylül ayından beri ben de çizgilerimle yer alıyorum. Derginin içindeki yazılara eşlik eden illüstrasyonlara imza atmak bana da bir hayli keyif veriyor, doğrusu. Eğer imkanınız olur bir ara göz atarsanız buluşmuş oluruz. Derginin kadrosunda Bahadır Boysal, Emirhan Perker, Taylan Kurtuluş, Serhat Gürpınar, Çağdaş Ural, Semra Can,Esin Özbek, Selçuk Ören, Kutlukhan Perker gibi çizerler yer alıyor. Dergide çizerlerin yanısıra Levent Gültekin, Gündüz Vassaf, Kanat Atkaya, Ece Temelkuran, Murat Menteş, Tuna Kiremitçi, Aslı Tohumcu, Nebil Özgentürk, Ezgi Aksoy, Irmak Zileli, Menderes Samancılar, Mahir Ünsal Eriş, Mehveş Evin gibi yazın ve edebiyat dünyamızdan seçkin isimler de yer almakta.

Bu arada derginin yıl sonu sayısında, orta sayfada bir de takvim bulunmakta ve takvimlerden birinde de benim Virjinia Wolf illüstrasyonum yer almakta.
APTULİKA
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...