Sabahattin Ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabahattin Ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2022 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 185



İvan Sergeyeviç Turgenyev
 "Klara Miliç"
YKY
Çeviri: Oktay Rıfat / Erol Güney
  (2019)


Klasikler çocukluğumuzdan itibaren bizlere öyle dayatılır ki, hayatımız boyunca elimiz atıp okumak içimizden gelmez, adeta aramızda soğuk bir ilişki oluşur. Şimdi Turgenyev ismini görünce, insanın tası tarağı toplayıp kaçası geliyor. Bu benim için de böyle olacak ki Turgenyev'e uzun süre uzak durmuştum hatta başyapıtı "Babalar ve Oğulları"nı da orta yaşlarıma doğru okumuştum. Laf aramızda bunun böyle olması da çok iyi oldu hani... Nasıl mı? Bu romanı gençlik çağlarımda okusaydım bu kadar keyif almayacaktım, çünkü o zamanlar Turgenyev ile aramda "klasikler" denilen bir duvar vardı. 
Turgenyev'in ikinci okuduğum kitabı da "Klara Miliç" olacaktı. Bu seçimi yapmamda da özel bir neden yoktu hani, elimde okuyacak bir kitap yoktu ve kitapçı rafında bu kitabı öylesine aldım ve okumaya başladım. Kitabı bitirdikten sonra da Turgenyev'in klasikler arasında olmasının boşuna olmadığını anlayacaktım.
Turgenyev'in "Klara Miliç" romanı öyle "Babalar ve Oğulları" gibi tuğla bir kitap değil; topu topu 100 sayfalık bir eser. Yani alıp okumaya başlıyorsunuz ve aralık vermeden bitiriyorsunuz. 
 Turgenyev'in son dönemlerinde yazdığı Klara Miliç’te toplumsal çerçeveden sıyrılıp bireyi ele aldığını görüyoruz. Bir aşk hikayesi, mistik bir yapıda sunuluyor.  Ahlakçı ve kendi dünyası içinde yaşayan Yakov Aratov bir tiyatro oyununu izlerken sahnede Klara ile karşılaşır. Romanın kurgusu içinde Klara, Aratov'a ilgi duyar ve bunu yansıtır. Aratov bu aşka karşılık vermez (tabi bunların ayrıntıları romanda çok güzel verilir). Bir süre sonra Klara Miliç'in gizemli bir şekilde öldüğünü öğrenen Aratov bu aşkın farkına varır ve hayatının anlamı bir anda değişir. 
Yukarda romanın konusunu kabaca anlatmanın ne enayice bir şey olduğunu anladım. Eğer kitabı okumaya karar verirseniz konu içinde akıp gideceksiniz. Roman çok kısa ama psikoloji, felsefe alanında da açılımlarını bulabileceğiniz eser, klasik ve modern klasik yapıtlarına da etki etmiştir. Bizim edebiyatımızda da yansımasını Sabahattin Ali'nin muhteşem yapıtı "Kürk Mantolu Madonna"da gösterir. Sabahattin Ali dahice sunduğu yansımayla bu yapıtında yer alan kahramanı Raif Bey’i Turgenyev'in Klara Miliç romanından derin ve sarsıcı şekilde etkilenmiş olarak sunar. 
Klara Miliç'in diğer bir güzel yanı da kitabın çevirmen bölümünde yazan iki isimden kaynaklanıyor diyebilirim. Şair Oktay Rıfat'ın şiir tadında çevirisi ile Erol Güney'in birlikteliği esere bir başka güzellikte katmış. Bu arada Erol Güney kim derseniz,  Orhan Veli'nin o meşhur "Erol Güney'in Kedisi" şiiri aklımıza gelir.

"Erol Güney'in kedisinin bahar mevsiminde ve toplum meseleleri karşısında takındığı tavrı anlatır Şiirdir.

Bir erkek kediyle bir parça ciğer
Dünyadan bütün beklediği
Ne iyi!

Erol Güney'in kedisinin hamileliğini 
Anlatır şiirdir.
Çıkar mısın bahar günü sokağa
İşte böyle olursun
Böyle yattığın yerde
Düşünür düşünür
Durursun. "


Orhan Veli'nin bu şiirinin ardından çevirmen ve gazeteci olan Erol Güney ile ilgili YKY'dan çıkan ve Haluk Oral ile M.Şeref Özsoy'un hazırladıkları "Erol Güney'in Ke(n)disi" kitabını da inatla tavsiye ederim. 

Yazımızın konusu Turgenyev'in Klara Miliç yapıtıydı ama yazının sonuna doğru kitaptan kitaba, şiire kadar gittik... Demek ki klasikler boşuna klasik olmuyormuş.

Aptulika

17 Temmuz 2021 Cumartesi

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 179



Sabahattin Ali
 "Sırça Köşk"
İş Bankası Yayınları
 (2020)


Sabahattin Ali eserleri arasında "Sırça Köşk"ü okumamıştım ve onu da bir ay önce okudum. Bu kitabın en önemli özelliği yazarın son kitabı olması. 1947 yılında çıkan bu kitaptan sonra 1948 yılında da öldürülecekti. 
Yazarın bu son kitabı da 1947'de Remzi  Kitabevi'nden çıktığında ise hemen toplatılmış. 1966 yılında çıkan yeni baskısında da kitaba ismini veren öykü ne acıdır ki çıkarılmış. Ancak 2019 yılında tekmili birden yayımlanabilmiş. 13 öykü ve 4 masaldan oluşan bu kitap, Sabahattin Ali külliyatı içinde eksik bırakılamayacak kadar önemli diyebilirim. Kitapta yer alan öyküler yazarın otobiyografisinden kesitler taşıyor. Sinop Cezaevi'nde tanıdığı mahkumun başından geçenleri "Katil Osman" öyküsünde anlattığı gibi Rıfat Ilgaz'ın da emniyetteki sorgusu "Kurtla Kuzu" öyküsünde yansır. Kimi öykülerde o dönemin toplumsal kesitleri sınıfsal bir bakışla gerçekçi pencereden verilirken yer yer hüzün ve mizahi yaklaşımla da karşılaşıyoruz. 
Kitaba adını veren "Sırça Köşk" ise yazarı kaleme aldığı masallardan biri. Masal formunda yazılan bu eserle ilgili 1966'daki baskısında editör notunda şunları yazmışlar: 
"Bu ciltteki hikayeler Sabahattin Ali'nin 1947'de Remzi Kitabevi'nce yayınlanan Sırça Köşk adlı son kitabında çıkmıştır. Zamanın hükümetini kastettiği şeklinde yorumlanan 'Sırça Köşk' hikayesi yüzünden bu kitap, o zamanın kanunlarının verdiği hakla 'Heyet-i Vekile' kararıyla toplatılmıştı. Bugün başka bir imza ile yayınlansa en küçük bir sakınca dahi görülmeyecek kadar masum bir nitelikte de olsa, yazarın adının uyandırdığı alerjileri göz önünde tutarak, 'Sırça Köşk' hikayesini bu cilde koyamadık. Edebiyat  tarihimiz bakımından bir eksiklik sayılabilecek bu davranışımız için okurlarımızdan özür dileriz."

1940'ların baskılı döneminden yirmi yıl sonra bile yazarın isminden bazı çevreler "alerji" kapmasınlar diye sansür uygulanıp "Sırça Köşk" öyküsü çıkartılmış. Üstelik o zamanki iktidara muhalefet edenler daha sonra iktidara geldiğinde de bu sansür "alerji" de olsa sürüyormuş. Neyse ki şimdi yapılan baskılarda bu öykü var. 
"Sırça Köşk" Sabahattin Ali tarafından yazılmış bir masal. Genel alışkanlıkla masal denilince çocuklar için yazıldığı akla gelir. Ama kimi zaman da masal hem büyükler için hem de çocuklar içindir. Çaykovski'nin ünlü bale eseri "Fındıkkıran"ın bestecinin torunlarını oyalamak için bulduğu öyküden çıktığı düşünülürse. Oscar Wilde'ın "Mutlu Prens" ( Küçük Prens ile sakın ola karıştırmayın) adıyla çıkan masalları tam anlamıyla yetişkinler içindir ama çocuklara da hitap eder. Sabahattin Ali'nin "Sırça Köşk"ü de içeriğinde verdiği toplumsal eleştiri ile dikkat çektiği gibi, çocuklara okuduğunuzda da masal özelliğini kaybetmez. Bu şaşırtıcı özellik Sabahattin Ali ve Oscar Wilde gibi yazarların dahiliğini de ortaya koyuyor bence.  

O kahredici cinayetle öldürülmeseydi Sabahattin Ali bizlere çok daha fazla eserler verecekti ama elimizde kalan bu son yapıtı da gerçek anlamda kreşendo etkili bir finali oluşturmuş. 
Aptulika

11 Nisan 2020 Cumartesi

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 141


Sabahattin Ali
 "Yeni Dünya"
Remzi Kitabevi
 (1. Basım: 1943 - Remzi K:2019)
Malum günler evde geçiyor ve bol bol kitap okunuyor. Böyle olunca da her hafta bir kitap yazarken, böyle anlarda iki kitap da olabiliyor haliyle. Bu arada yazıya geçmeden önce beni mutlu eden bir haberi de paylaşayım. Blues Perişan'a yazılarıyla destek veren Meral Akman gelecek hafta bu köşeye de yazacak. Meral'in fantastik edebiyatla ilgili kitap yazıları buradaki büyük bir boşluğu dolduracak. Bu arada yazıyı ben daha önce okuduğum için tanıttığı kitabı şimdiden edinmeyi düşünüyorum. Size önerim önümüzdeki hafta sonu Blues Perişan bloga mutlaka uğramanız, zira Meral'in tanıtacağı kitap sizi de benim gibi heyecanlandıracak. 

Sabahattin Ali'nin öykülerinden oluşan bu kitabı ikinci okuyuşum. Hiç yoksa 30 ya da 40 yıl önce okumuş olduğum bu kitabı tekrar okumakla iyi ettiğimi düşünüyorum. Bu dediklerimin size garip geldiğini anlıyorum ama olayı şöyle anlatabilirim. 
Sabahattin Ali'nin "Yeni Dünya" kitabında yer alan " Hanende Melek" öyküsü 1975 yılında hayatımda kötü bir anı olarak girmişti. O yıl TRT televizyonu bu öyküden TV filmi yapmıştı. İşte Sabahattin Ali'yi okumadan önce ilk kez bu dizi ile tanışmıştım. Bu tanışma kelimenin tam anlamıyla bir travmaydı. O dönemde hikayelerin film yapılmasının yanlışlığı üzerine de bir tomar yazı yazıldığını da hatırlarım. TRT'nin o yıllarda yaptırdığı hikayelerden film yapma projesinde "Hanende Melek" öyküsünü yenilikçi, deneysel fikirleri ve sanatsal bakışıyla benim çok değer verdiğim sinema yönetmenimiz Metin Erksan'ın yaptığını da çok sonra öğrenip, ikinci büyük travmayı da adeta sert bir kroşe etkisinde yaşayacaktım.  O zamanlar TRT için TV filmi olarak çekilen "Hanende Melek", öyküdeki tadı verememişti ve bir hayli de sıkıcı bir hale gelmişti. Çok sonraları bu öyküyü kitaptan okuduğumda da bunu daha net anlamıştım. 
İlk okumadan bu yana yarım asıra yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen "Yeni Dünya" daki öykülerin değerine bir kez daha erişmek güzel oldu. 
13 öykünün yer aldığı bu kitap, yazarın başyapıtı "Kürk Mantolu Madonna"nın çıktığı yıl yayınlanmış. "Yeni Dünya"daki öyküleri okurken Ali'nin yazarlığındaki deha ile karşı karşıya geleceksiniz. 
 Sakın olaki Sabahattin Ali'nin ister şiir, ister öykü, isterse de roman olsun eserleriyle ilgili aranıza ne film ne bestelenmiş şarkı ne de başka bir şekilde aracı koymayın. Sabahatti Ali kendi kaleminden daha güzeldir. 

Aptulika



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...