Josh Smith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Josh Smith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2024 Cuma

MIKE ZITO Yeni Albümü "Life Is Hard"la Zor Günlere Dayanıyor.



Blues Rock gitarının önemli temsilcilerinden Mike Zito, bugün Gulf Coast Records etiketiyle yeni albümü "Life Is Hard"ı çıkardı. Bu çalışma onun diğer albümlerinden çok farklı bir his dünyasında oluşmuş.  Geçtiğimiz yaz eşini kanser sonucu yitiren sanatçının ruh hali albümüne de yansımış. Adeta yaşadığı acıyı tedavi etmek için hemen stüdyoya koşup, blues'a sığınmış. Albümde yer verdiği  George Sherry ve Wayne Walker bestesinde dediği gibi: "Konuşacak kimse yok... blues dışında".  

Sevdiği insanı kaybetmenin melankolisi, yalnızlık, hüzün, hayat mücadelesinin çetinliği blues müziği ile buluşarak çalışmanın ana temasını oluşturmuş. Ancak 12 parçalık "Life Is Hard" albümünü dinlerken, Zito'nun bu ruh halinin yıpratıcılığından müzik yaparak arınabildiğini de görüyoruz.  


2023 yılına Albert Castiglia ile yaptığı ortak çalışma  "Blood Brothers" ile  adım atan Mike Zito, karısının rahatsızlığı sebebiyle bu albümün tanıtım turnesini yarım bırakmak zorunda kalmıştı. Kanser tedavisi gören ve artık tedavinin cevap vermediği için eşi Laura'nın  son anlarında yanında olan sanatçı bir süre sonrası da onu kaybedecekti. Bu acı olayın ardından oluşan albümde "Forever My Love" adlı şarkısı ile kaybettiği karısı Laura'yı anıyor. Eşi hayattayken yaptığı bu parçayı karısına da dinletebilmiş. 

"Forever My Love"ı ilk dinlediğimde açıkcası biraz Gary Moore ve Phil Lynott klasiği "Still in Love With You"ya benzettim ve açıkcası pek ilgimi çekmemişti. Bu ilk yargıyı geçen hafta single olarak çıktığındaki dinlemem oluşturmuştu ; şimdi albümün içinde ikinci kez dinlememle bakışım farklılaştı. Etkileyici ve Laura ile yaşadıklarını ve aşklarının sonsuzluğunu anlatan harika bir yapıt ortaya çıkmış. Aşk gibi bir şey bu, ilk önce burun kıvırırız ama aşk hayatımızda önemlidir.  Aşk şarkıları hep aynı şeyi anlatır gibi gelir ama her aşk ayrı ayrıdır. "Forever My Love" dışında karısı Laura'ya adanmış ikinci parça da "WithoutLoving You" adını taşıyor. 

  ".... Seni sevmeden nasıl yaşayacağım... 

Duyduğum bu acı bir savaş yarası gibi... 

Hayat devam ediyor...  

Seni hissedebiliyorum ama seni hiçbir yerde göremiyorum... 

Seni özlemek benim için katlanmak zorunda olduğum bir şey... 

Seni sevmeden nasıl yaşayacağım."

Sözleriyle harika ritimde akan "Without Loving You", acılı ruh halini salya sümük olmadan, duygu sömürüsü yapmadan verebilmesi de ayrıca önemli.


 Bu iki Mike Zito bestesi dışında "Life Is Hard" albümünde diğer parçalar blues cover'larından oluşuyor. 

Albümün açılışında yer alan Little Milton klasiği "Lonely Man", Fred James'in "Life Is Hard", "Konuşacak kimse yok... blues dışında" diyen George Sherry ve Wayne Walker bestesi "No One To Talk To (But The Blues)" ve albümün sonunda yer alan  Gary Davis gospeli "Death Don't Have No Mercy" ruhani bir hava vererek son noktayı koymuş.

"Life Is Hard" albümünde klasik bluesçuların yapıtları seslendirilirken yanısıra Mike Zito'nun çağdaşları yani arkadaşlarını da seslendirilmiş. Tinsley Ellis'in "Dying to Do Wrong", Tab Benoit'in "Darkness"ı ve Walter Trout'un "Nobody Moves Me Like You Do" parçaları da Mike Zito tarafından yorumlanmış. 

"Life Is Hard" albümünde Mike Zito iki sürpriz cover'a da yer vermiş. Bunlardan ilki Stevie Wonder'ın albüme biraz soul havası veren şarkısı  "Have a Talk with God". İkinci sürpriz ise Zito'yu çocukluk günlerinde etkileyen Guess Who'nun "These Eyes" parçasına da yer vermiş. Jade Macrae ve Dannielle Deandrea'nın geri vokalleri ve yanısıra nefesli enstrümanların kattığı orkestral azametle Zito'nun yorumu daha da harikalaşmış. 

 

Soldan sağa: Christone Kingfish, Mike Zito, Joe Bonamassa, Tommy Emmanuel 

Mike Zito'nun bu zor günlerinde yapılmış ama anlamı ve müzikalitesi yüksek olan "Life Is Hard" albümünde ona bir çok sanatçı arkadaşı destek vermiş ama en büyük destek Joe Bonamassa'dan gelmiş. Bonamassa hem albümün prodüktörlüğünü üstlenmiş hem de parçalarda gitarıyla katkı vermiş. 

Josh Smith


Geçen yılın başında Mike Zito ile Albert Castiglia'nın ortak yaptığı  "Blood Brothers" albümünde onlara  Joe Bonamassa ve Josh Smith destek vermişti. Şimdi çıkan Mike Zito'nun solo albümü "Life Is Hard"da da Bonamassa ve Smith hem yapımcılıkta hem de kayıtlara gitarlarıyla girerek destek verdiler. 

Mike Zito'nun "Life Is Hard" albümü bugün çıktı ve ilk dinlememle bu yazıyı yazmadan edemedim.

Aptulika


 






25 Nisan 2022 Pazartesi

"Bird of Passage" ile evimize giren büyük orkestra



Jose Smith, "Bird of Passage" albümünde 1940 ve 50'lerin caz big band'lerini blues rock'ta canlandırıyor.  Blues,  rock ve caz'ın birleştirip nefeslilerden  oluşan dev bir kadro ile yapılan bu albümde, görkemli bir etki sağlanırken, geçmişin big band yapısı günümüze taşınıyor.  



Amerikalı usta gitarist Josh Smith, 8 Nisan 2022'de Flat V Music etiketiyle çıkan "Bird of Passage" albümünde büyük  orkestra ile bir albüm yapma arzusunu gerçekleştiriyor. Büyük orkestra dediğimiz o eskilerin 1950'lili yılların caz big band'lerini hatırlatan bir yapı.

Rüya Projeleri listesinden

 Yapımcılığını Josh Smith ve basçı Calvin Turner'ın üstlendiği albümün kayıtları  Los Angeles'ta Flat V Stüdyo'larında ve Nashville'de Sound Emporium Stüdyo'larında yapılmış.  Smith uzun zamandır bu tür bir albüm yapmak istiyormuş ama bunu gerçekleştirmek için, daha önce olanak bulamamış... “Her zaman devam eden bir rüya projeleri listem vardır” diyen Josh Smith sözlerine şöyle devam ediyor:  “Bu, Calvin Turner ile yıllardır konuştuğumuz bir konuydu. O beni gaza getirdi ve başladım.”  Böylece basta Calvin Turner, davulda Lemar Carter, orgda Larry Goldings ve bir parça da da  kontrbasta kuzeni Alex Frank'i yanına alan gitarist, nefesli enstrümanlardan oluşan geniş bir orkestra ile bu çalışmayı oluşturmuş. (1)  

Şimdi de burada bir virgül koyalım ve Josh Smith'i biraz tanıtmaya girişelim. İtiraf edeyim ki ben de tesadüfen bulduğum, bu albümüyle tanıdım bu ismi.  Mick Jagger , Joe Bonamassa , Eric Johnson ve Raphael Saddiq gibi isimlerle de aynı sahneye çıkmış olan Smith, Amarikalı bir bir gitarist.  Connecticut'ta doğup Florida'da büyüyen Smith , gitara altı yaşında başlamış. Yirmili yaşlarının başında Los Angeles'a taşınmadan önce sekiz yılını bölgesel blues grubu The Rhino Cats'in solo gitaristi olarak geçirdi. Orada, Joe Bonamassa , Eric Johnson , Andy Timmons ve Kirk Fletcher gibi birçok önde gelen sanatçıyla kayıt ve performans sergileyerek çok aranan bir stüdyo müzisyeni olarak görev yapmış.  2009'dan itibaren de kendi adına solo albümler yapan sanatçının "Bird of Passage" çalışması da yedinci albümü olmakta.   (2)

Big Band'lerin dayanılmaz cazibesi

Artık yazının bundan sonrasında Josh Smith'in yeni çıkan "Bird of Passage" albümüne... Şimdi haklı olarak, "sanki başka bir yerde miydik?" diye soracaksınız. Elbette haklısınız ama yazının bundan sonrasına albüme benim penceremden bir bakış sunacağım. 

Albümü ilk gördüğümde daha dinlemeye başlamadan önce önü alınmaz bir heyecan duydum. Elbette 4 ya da bilemedin 5 kişiden oluşan rock gruplarına tutkunum ama o eskilerin büyük orkestraları yani big band'leri, beni çocukluğumdan bu yana oldukça heyecanlandırır. Öyle ki bu tutku kimi zaman daha da ileri boyutlara gider büyük orkestra ile yapılmış Frank Sinatra, Dean Martin, Nat King Cole plaklarının karşısında da otomatikman "sahibin sesi" konumuna düşerim. İşte bu nedenle "Bird of Passage" albümüne de bu merakla atlayacaktım. Dinlemeye başlayınca da doğru yerde olduğumu anlayacaktım.


Jose Smith
'in "Bird of Passage" albümünü dinlerken aklıma hemen Alexis Korner'ın 1970 ve 1972 yılında yaptığı CCS albümleri gelecekti. (3) İngiliz Blues'unun bu büyük ustası da 1940 ve 50'lerin caz big band'lerini blues rock'ta canlandırmıştı, o yıllarda. Üstelik o yılların İngilizlerinde bu tutku da olan sadece Korner değildi. Graham Bond da (4) bu tutku ile bir çok çalışma yapmıştı. İşin ilginç yanı o yıllarda ABD'li  müzisyenler big band'lerden çoktan vazgeçmişlerdi bile. Ha bu arada pek haksızlık etmeyelim hani Amerika'da da 1970'li yıllarda Blood Sweat and Tears ve Chicago gibi güzellikler de rock ile caz'ı birleştirip nefeslilerden de oluşan rock big band'leri kuracaklardı. İşte Smith'in "Bird of Passage" albümünü dinlerken aklıma bunlar gelecekti. 

"Bird of Passage" ile evimize giren büyük orkestra

Albümün ilk parçası "Doublecross"ta o muhteşem big band havasına giriveriyorsunuz. İşin en güzel yanı da siyah - beyaz bir film karesi hayal gücünüze göre kafanızda canlanıveriyor. Nefeslilerin her tonda farklı akışında sunulan farklı boyutlarındaki fonda sağlanan hareketli akışta Smith'in tane tane gitar solosu akıp gidiyor. Sona doğru orgun kirli tondaki solosu bizi içine almaya yetiyor.   Enerji dolu bu başlangıçtan sonra "Brand New" geliyor. Bu albümde yer alan tek vokalli parça olmakta ve blues ile caz arasında gidip gelen duygusal bir atmosfere kapılarımızı açıyoruz. Bu arada "Brand New"de vokali de Smith üstleniyor. Böyle damardan bir sesi olan başka biri olsa her parçada vokal yapardı ama bu yetisini bir parçada kullanması daha akılcı olmuş, zira olayın yönü başka bir noktaya kayabilirdi. 


Albümü dinlerken bu ekip tekmili birden İstanbul Festivali'ne gelse ve Açık Hava Tiyatrosu'nda konser verse duygusu geçiveriyor aklımdan, ama artık İstanbul Festivali yapılıyor mu? (elbette yapılıyor ama benim ki gıcıklık olsun hesabı) ... ya da yapılıyorsa bile o otuz yıl öncelerindeki gibi ilgi var mı?  soruları birbiri ardına geçiveriyor akıl dehlizlerimden.

Üçüncü sırada “Hopeless Quarters” geliyor ve gene enstrümantale dönüyoruz.  Ardından gelen "Fat Hair"de Josh Smith'in yumuşak tonlu gitarı içe akar bir şekilde başlıyor ve big band'in aralarda açtığı kulvarlarla nefesleniyoruz. Larry Goldings'in org ile yaptığı keskin oyunlar da dikkat çekici. Sonrasında “Rare Plus” geliyor ve bu sefer de 1970'lerin funk havası big band'e taşınıyor. Lemar Carter'ın davul atakları tansiyonu idare ederken, Smith funk ritminde alt yapıda fonu oluştururken org harika sololarla fink atıyor ardında gitar tizden kesik kesik sololarıyla giderken nefesliler coşuyor.   

"The Wayfarer" ve Unauthorized Cinnamon" ile son bulan albümde blues'tan caz'a varan bir big band yolculuğunda retro bir keyfe varıyoruz. Josh Smith "Bird of Passage" albümünde bizi bir yandan elli yıl öncesine götürüyor ama big band yapısını bugüne taşıyarak yeni bir iş yapmış oluyor. Sizi bilemem ama beni fazlasıyla heyecanlandırdı bu çalışma.

APTULİKA

 

 (1) Mke O'Cull'un www.rockandbluesmuse.com/ daki haberinden

(2) https://www.allmusic.com/artist/josh-smith-mn0002339671/biography

(3) https://en.wikipedia.org/wiki/C.C.S._2

(4) https://en.wikipedia.org/wiki/Graham_Bond











27 Şubat 2021 Cumartesi

Joanna Connor'dan yeni albüm : "4801 South India Avenue"



Chicago slide gitar ustası Joanna Connor'dan yeni albüm. 

"4801 South India Avenue" adını taşıyan ve dün yayınlanan albüme Joe Bonamassa hem iki parçada konuk olarak hem de plak şirketi olarak destek verdi. 


Chicago dolaylarının yaşayan en önemli kadın slide gitar  ustasıve şarkıcı-söz yazarı Joanna Connor, 14. stüdyo albümü '4801 South Indiana Avenue'yu Joe Bonamassa'nın yeni bağımsız plak şirketi Keeping The Blues etiketiyle 26 Şubat 2021'de yayınladı.

2019'da yayınlandığında büyük beğeni toplayan "Rise" albümünün devamı niteliğindeki yeni albüm, Joe Bonamassa ve Josh Smith tarafından Nashville, Tennessee'deki Ocean Way Recording Studios'ta yapıldı.  

 Joanna Connor ismini bilen bilir ama "o da kim?" diyen ve bu ismi duymamış olanlara şunu diyebiliriz:  James Cotton, Buddy Guy, Jimmy Page ve Junior Wells gibi blues ve rock ustalarıyla çalışmış olan Connor,  1980'lerde Chicago'nun prömiyer blues kulübü Kingston Mines'te ilk kez sahneye çıktığından bu yana blues  ve rock barlarda kendi halinde müzik yapmaya devam etmişti. 58 yaşındaki kadın blues gitaristi, pandemi döneminde boş durmadı ve bu muhteşem albümü yaptı. 


Blues aleminde, "gezegendeki en güçlü ve etkili kadın blues gitaristi" diye tanımlanan Connor, caz ve funk birikiminde hard rock'vari gitar çalışı ve agresif, asabi vokaliyle  son derece yenilikçi bir blues rock gitaristi. 

 Yeni albüm, Joanna'nın geçmişte kaydettiği müzikten tamamen yeni bir deneyimi yansıtıyor. Joanna, “Bu albüm, Chicago'da katıldığım blues okuluna bir saygı duruşu” diyor. "Geleneğin ruhunu yakalamaya ve ona ham enerji ve tutku aşılamaya çalıştık." sözleriyle de devam ediyor.

Albümün oluşması ise şöyle gelişmiş. Geçen yılın Mayıs ayında Joanna Connor'un videolarından birini Joe Bonamassa beğenmiş ve ardından da paylaşmış. Ondan sonrada bu video viral olarak yayılarak, geniş bir kesime ulaşmış. Ardından Joe Bonamassa iletişime geçerek bu albüm çalışması için destek vermiş. 

Joe Bonamassa'nın Connor'u duyması sadece bu videoyu görmesiyle olmamış. Joanna Connor, yıllar önce Chicago'daki House of Blues Backporch Stage'de her hafta sahneye çıkarken, Bonamassa devamlı o barın müdavimleri arasındaymış. İsterseniz öykünün bundan sonrasını da Joanna Connor'dan dinleyelim: "Joe yıllardır benden haberdarmış. Bana yapmam gerektiğini hissettiği ve hiç yapmadığım bir albüm yapmak istediğini söyledi."

Evet olay bir anlamda Cinderella masalı gibi ama liyakata ve keşfe önem veren diyarlarda böyle şeyler oluyor. Şu Joe Bonamassa'ya bizim memlekette kimse ısınamadı ama blues rock'ın beyaz atlı prensi gibi. Eskiyi saygıyla yüceltiyor, yeniye kapı açıyor. Sırf bu özellikler bile bizde neden sevilmediğini anlatıyor galiba. Bizde çelme atmak sevilir. 

Teşekkürler Joe Bonamassa !


Kaynaklar: 

bluesmatters.com

joannaconnor.com

Yorum yerleri: Aptulika






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...