Freddie King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Freddie King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2023 Pazar

Coco Montoya Duvarlara Yazıyor!


Coco Montoya'nın "Writing On The Wall" adını taşıyan yeni albümü 1 Eylül 2023'te piyasaya çıktı. Diskografisinde 10 albüm bulunan Montoya'nın bu çalışması Alligator Records bünyesinden çıkan altıncı albüm oluyor. 



 

Blues üzerine en heybetli hatta neredeyse akademik diyeceğimiz düzeyde bir plak şirketi olan Alligator Records'tan çıkan albümleri her daim merakla beklerim. Çok az albüm yayınlayan bu firma (mesela geçen yıl 3 albüm çıkardı), albüm yayınladığında da alanının en iyi örneğini verir. Bu güne kadar bu firmadan çıkan vasat ya da sevmediğim albüm olmamıştır. Böyle olunca da yaz başında çıkacağı duyurulan Coco Montoya albümünü de merakla bekler olmuştum. 

Coco Montoya'nın yeni. albümü "Writing on The Wall" açıkcası beklememe değdi. Albümden biraz sonra bahsederiz ama ilk önce şöyle bir Montoya'dan söz edelim. 1951 Santa Monika doğumlu Kaliforniyalı gitarist, işçi sınıfı kökenli bir aile içinde yetişmiş. Müziğe ilk olarak davulla başlıyor ve ilk profesyonel kariyerine adım attığında da bu sürüyor. Büyük blues efsanesi gitarist Albert Collins'in grubuna da baterist olarak giriyor. İşte orada Collins onu gitara yönlendiriyor. Büyük usta artık onda nasıl bir cevher keşfettiyse bugünün usta gitaristi Coco Montoya'nın bizim kulaklarımızı keyiflendirmesine böylece vesile olmuş, diyebiliriz. Solak bir gitarist olan Montoya, ustası Albert Collins'ten de ik olarak şu altın öğüdü almış: 

" Abartma...sadece ne hissediyorsan gitarını öyle çal...bu alanda gerçekçi ol ve keyfini çıkar." 


Coco Montoya blues içinde kendini sınırlamayabiliyor, bir anlamda Robert Cray gibi başka yollara da girebiliyor. Ama bu popülerleşme arayışından kaynaklanmadığı , içinden geldiği yani hissettiği gibi olduğu için Cray gibi bizi kendinden uzaklaştırmayabiliyor. 

Coco Montoya'nın kariyerinin başında Albert Collins  yeralırken bir sonraki durağında ise bir İngiliz blues ustası (hatta onun da ötesinde İngiliz Blues'unun Büyükbabası) John Mayall yer alacaktı.


İlk solo albümünü 1995'te "Gotta Mind To Travel" adıyla yapan Coco Montoya zaman içinde beni etkisi altına alan albümler yapmıştı ama 2017 yılında çıkan "Hard Truth" benim için en ayrıcalıklı olanıdır. Bütünüyle sevdiğim bu albümü baştan sona sevmişim ve defalarca dinlemişimdir. Aradan 6 yıl geçmesine rağmen sanki bana geçen yıl çıkmış gibi geliyordu. Bu yüzden yeni albümde beyaz saçlı Montoya'yı görünce, "adam bir yılda saçları baştan aşağı nasıl beyazlattı" bile diyecektim. 

Coco Montoya'nın "Writing On The Wall" adını taşıyan yeni albümü 1 Eylül 2023'te piyasaya çıktı. Diskografisinde 10 albüm bulunan Montoya'nın bu çalışması Alligator Records bünyesinden çıkan altıncı albüm oluyor. 

Blues'un solak gitaristinin bu albümünde bir nevi yol arkadaşları olan Jeff Paris (klavye), Nathan Brown ( Bas), Rena Beavers (Davul) eşlik etmiş. Albümün kayıtları da Jeff Paris'in ev stüdyosunda yapılmış. Paris sadece stüdyosunu vermek ve çalmakla kalmamış bu muhteşem albümün yapımcılığını da Tony Braunagel ile birlikte üstlenmiş.

Coco Montoya yeni albümü "Writing On The Wall"da üçü cover olmak üzere 13 parçaya yer vermiş. Dave Steen'in Montoya için yazdığı "I Was Wrong" muhteşem bir başlangıç oluyor. Blues'un bütün güzelliklerini barındıran ve Montoya'nın sesiyle devleşen bu giriş parçasından sonra gelen "Save It For The Next Fool" ile Jeff Paris'in klavye tuşeleriyle şenleniyoruz. Ardından gelen Bobby Bland cover'ı "You Got Me (Where You Want Me)" usta bluescu Lonnie Brooks'un oğlu Ronnie Walker Brooks gitarıyla konuk oluyor. İki gitaristin birbiri ardına soloları büyük bir dinleme keyfi yakalamamıza sebep oluyor. 

Beşinci parçaya geldiğimde ise birden atılıp, "Vay be! Coco'ya bak, 1970'lerin havasını ne güzel yakalamış" dedim. Ama bir süre sonra bu parçayı çok iyi hatırladığımı anlayacaktım. Zira bu Free grubunun bas gitaristi Andy Fraser'in bestelediği ve Frankie Miller'in 1977 tarihli albümü " Full House"da yer alan "Be Good To Yourself"in  cover'ıydı ve Montoya harika bir yorum çıkartmıştı. 

Lee Roy Parnell'ın slide gitarıyla konuk olduğu "A Chip And A Chair" albümde öne çıkan çalışmalardan biri olsa da Dave Steen'in bestesi "The Three King And Me" Montoya'nın duygu dünyasını özetleyen bir parça olmuş. Parçada bahsi geçen "Üç Kral" sırasıyla Albert King, Freddie King ve BB King. Blues'un bu üç ustası ile Montoya'nın onlara duyduğu saygı Steen'in söz ve bestesiyle sunulmuş. 

Sağlam bir blues albümü arıyorum diyorsanız bu albümü kaçırmayın derim. Uyarmadı denilmesin diye bir kez daha belirteyim... kaçırırsanız pişman olmak da var. 

Aptulika



16 Eylül 2022 Cuma

Mick Clarke'ın yeni albümü "Telegram"

 


Bugün (16 Eylül 2022) yeni çıkan albümlerden biri de Mick Clarke'ın "Telegram" albümü. Onu genelde blues'a meraklı az sayıda bir dinleyici Mick Clarke Band ile yaptığı çalışmalarla tanıyor olsa da 1960'ların grubu Byrds'n davulcusu Michael Clarke ile (internet aramalarında) karıştırılma ihtimali olabileceğinden biraz tanıtmakta yarar olacağı kanaatindeyim. 


Mick Clarke ismi İngiliz Blues'ının doğduğu yıllara dayanıyor. 1968'de kurduğı Killing Floor grubuyla ABD'den İngiltere'ye gelen siyahi blues devlerine bir tür mihmandarlık yaptı. Freddie King, Howlin' Wolf, Otis Spann ve Arthur "Big Boy" Crudup ile turnelere çıktılar. İki albüm yapan Killing Floor, grupla aynı adı taşıyan plaklarıyla Classical Rock Magazine tarafından 1967 ile 70 yılları arasındaki 20 İngiliz Blues albümünden biri seçilecekti. 

70'lerin ortalarında Mick, Şarkıcı Stevie Smith ile Salt grubunu kuracaktı. Blues rock yapan bu grup, Londra'ki Marquee Club konserlerinin müdavimi olacaktı. Reading Festivali'nde de çalan grup, Muddy Waters'ın Londra'daki ilk konserinde açılışta yer alacaktı. 


1980'li yıllarda onu Mick Clarke Band ile görecektik.  Rory Gallagher, Johnny Winter ve Joe Bonamassa gibi sanatçılarla sayısız festivalde yer alan grup, son konserleri arasında İtalya, Belçika ve Hindistan'daki festival gösterileri yer aldı. Temmuz 2017'de Mick, Bosna-Hersek'teki Mostar Blues & Rock Festivaline katıldı. Haziran 2018'de Mick,   İsveç Rock Festivali'nde çaldı.

 Mick Clarke, şimdiye kadar yirmi iki solo albüm çıkardı. Grubuyla yaptığı albümlerle tanıdığımız Clarke, yeni çıkan "Telegram"da ise bütün enstrümanları kendi çalarak albümü oluşturmuş. 

Şimdilik benim yazacaklarım bu kadar. "Telegram" albümünü dinlemek bana çok keyif verdi, her bir parçayı tek tek yorumlayıp, analiz etmek isterdim ama bunu Mick Clarke'ın kendi anlatımına bırakmak istiyorum. Bir sonraki yazıda "Mick Clarke son albümü Telegram'ı Anlatıyor" başlığıyla yayınalayacağım. Böylece hem albümün oluşumu hem de tek tek parçaları Clarke'ın kendi anlatımıyla okuyacaksınız. 

Şimdi ben kendimi "Telegram" albümünü dinlemeye ve İngiliz blues'unun Mick Clarke kaptanlığındaki samimi ve sahici yorumunu dinlemenin keyfine bırakıyorum. 

Aptulika


6 Mayıs 2022 Cuma

Tinsley Ellis'tan Karantina Patlaması!




Southern Blues Rock'çı Tinsley Ellis Yeni Albümü 'Devil May Care'  21 Ocak 2022'de Alligator Records etiketiyle çıktı. Bu ünlü gitarist ve vokalistin 20. stüdyo albümü.   

 "Devil May Care" albümü için Tinsley Ellis, "Amacım gitarın şarkı söylemesini sağlamaktı." diyor.



Albümle ilgili yapılan kritikler de olumlu görüşler içeriyor. Relix dergisi, Ellis'in müziğinin "güçlü, tüyleri diken diken eden bir gitar ve cesur, duygulu vokaller… blues ve Southern rock'ın ilham verici ve tutkulu bir birleşimini"diye tanımlarken; gitar aleminin prestijli dergisi Guitar World, “Ellis'in çalış tekniği derinlik ve incelikle parıldıyor. İster duygulu, ister yavaş tempolu blues ister yüksek tempolu rock çalıyor olsun, Ellis tonu her daim dolgun ve saf tınılar içeriyor." sözleriyle tanımlayacaktı, bu albümü.  

Dünya çapında yaşananan koronavirüs salgını ve bunun ardından gelen kapanma her insanı etkilediği gibi, turneden turneye koşan müzisyenleri de fazlasıyla etkiledi. Sadece konsere çıkmak, turne yapmak değil, grupla birlikte müzik yapmaya alışkın olan rock ve blues müzisyenleri birlikte çalışma olanağı da bulamayacaklardı. Ellis bu süreçte 200'ün üzerinde yeni şarkı besteledi. 

Mart 2020'de Ellis, önceki albümü "Ice Cream In Hell"in konser turnesini bitirmeye altı hafta kala iptal etmek zorunda kalmıştı. Gitarist eve kapandığı bu süreçte evinin alt katındaki stüdyoda onlarca yıldır kullanmadığı amfiler ve gitarlar üzerinde hemen beste yapmaya başladı.  Bu kendi içine kapanıp, deli gibi beste yapmadan ibaret bir süreç değildi, yanısıra Allman Brothers, Freddie King, Michael Bloomfield, BB King ve daha nice onu etkileyen müzisyen ve grupların bilinmeyen stüdyo ve canlı kayıtlarını didik araştırdı ve onlardan ilham alarak beslendi.  

Ellis'in bu çalışmaları yavaş yavaş filiz veriyordu. Bir ay sonra oluşan materyalleri internetten yayınlamaya başladı. Hayranlarının yeni şarkılarına verdiği tepkiler sayesinde bir an önce bir kayıt yapıp yollara dönmesi gerektiğini biliyordu. Bu uzun karantina günlerinde besteler birikti ve 200 şarkı ortaya çıktı. Bunları sadece hayranlarıyla ve dostlarıyla değil, plak şirketi olan Alligator Records ile de günü gününe paylaştı. Zaman içinde bunlardan 10 tanesini seçen Ellis, karantina dönemi bitince arkadaşı ve  yapımcısı, klavye ustası Kevin McKendree'yi yanına alarak, Tennessee'nin ünlü Rock House kayıt stüdyosu Franklin'de kayıtlara başladı. Böylece Ellis'in "benim için olduğu kadar hayranlarımında emeği olan"  dediği  "Devil May Care" albümü çıkacaktı. 

Bugün dünyanın en ünlü blues-rock sanatçıları arasında ve türün en özgün ve üretken şarkı yazarlarından biri olan Tinsley Ellis,  35 yıllık müzikal kariyerinde durmadan dünyayı konserleriyle gezdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamında ve ayrıca Kanada'da, tüm Avrupa, Avustralya ve Güney Amerika'da verdiği konserlerle hayranlarını büyüledi. Uzun bir ayrılıktan sonra şimdi de  "Devil May Care" albümüyle konserden konsere koşan Ellis, kaybedilen zamanı telafi etmeye çalışıyor. 



 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...