Muddy Waters etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muddy Waters etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2025 Pazartesi

Buddy Guy 89 Yaşında: Ain't Done With The Blues


 

Buddy Guy'ın "Ain't Done With The Blues" adını taşıyan yeni stüdyo albümü 30 Temmuz 2025 tarihinde çıktı. Bu sıradan bir takvim yaprağı olmanın ötesinde usta blues gitaristinin doğum günü yani 89 yaşına girdiği tarihti. Sadece albümün çıkış tarihi değil ismi de anlamlıydı. Doksan yaşına bir kala yaşayan en büyük blues efsanesi yeni çalışmasında gururla, "Ben daha blues ile işimi bitirmedim!" diye haykırıyordu. 

Evet Buddy Guy bir asırlık ömründe blues tarihini bugünlere taşıyan bir görgü tanığı ya da ayaklı bir müze. Muddy Waters'ın yanında aynı sahneyi paylaşarak başladığı müzik yaşamından bu güne blues ustalarının izlerini taşımaya devam ediyor. Albümün açılışını yapan "Hooker Thing" , kısa, sade ama bir o kadar da anlamlı bir John Lee Hooker saygı duruşu. Gene albümde yer alan "One From Lightnin'" ise Lightnin' Hopkins'e adanmış. Bu her iki saygı duruşunda da Buddy Guy tek başına ve sanki biraz önce onların yanındaymış da gelmiş gibi, onları gülümsemeyle anlatıyor. Bu her iki dokunuşta kısa ve fazlasıyla yaşanmışlık barındırıyor. 



"Ain't Done With The Blues" albümü 2 CD'den oluşuyor ve 18 şarkı yer alıyor. Albümde ayrıca Joe Walsh, Joe Bonamassa, Peter Frampton, Christone 'Kingfish' Ingram gibi rock ve blues dünyasının usta gitaristleri bir parçada konuk olarak yer alıyor.

Albümün prodüktör koltuğunda Buddy Guy ile uzun süre çalışan ve blues adına kaliteli işlerde mutlaka imzası olan Tom Hambridge bulunuyor. Aynı zamanda usta bir davulcu da olan Hambridge, bu çalışmanın tümünde bateri, perküsyon ve geri vokallerde de yer almış. 

Albümde yer alan daimi müzisyen kadrosuna tam tekmil yeniden bir bakalım: 

Buddy Guy - gitar, vokal

Tom Hambridge - Davul, perküsyon, geri vokaller (prodüktör)

Kevin McKendree - Klavye (piyano, Hammond B‑3, Wurlitzer)

Mike Rojas - Klavye (piyano, Wurlitzer)

Glen Worf - Bas gitar

Tal Wilkenfeld - Bas gitar (bazı parçalarda)

Rob McNelley - gitar

Max Abrams - Saksafon

Steve Patrick - Trompet

Chuck Leavell - Hammond B‑3, Wurlitzer (klavye enstrümanları)

Müzisyen kadrosu da mükemmel ve bir çoğunuza bazı tanıdık isimler de gelebilir ama Tal Wilkenfeld isminde ister istemez duruyoruz. Bu bas gitaristi Jeff Back'in elemanı olarak tanıyoruz. 

Buddy Guy, bugün Chicago Blues'un yaşayan en büyük tanığı. O gençliğinde Muddy Waters'ın ekibinde yer almış... Ancak o Chicago Blues'u rock ile buluşturmuştu. 

Yani Buddy Guy, o devraldığı bayrağı yeni zirvelere doğru taşıyor. Evet, "taşıdı" demek yerine "taşıyor" dedim. Usta gitarist bugün 90 yaşına doğru yol alıyor ama "Daha blues ile işim bitmedi!" diyor. Bu geliş güzel söylenmiş bir laf değil, albümü dinlediğinizde bu lafın gerçek olduğunu çok iyi anlayacaksınız. 

Aptulika



22 Ekim 2023 Pazar

Rolling Stones, işte bu yüzden The Rolling Stones!

 


Seksenli yaşlarında elemanlardan kurulu, 60 yıllık bir rock grubu Rolling Stones yeni albümü "Hackney Diamonds" ile karşımızda. Açıkcası albümün çıkacağına dair haberleri gördüğümde böyle muhteşem bir şey olacağını düşünmemiştim. Oysa şimdi sabahtan beri durmaksızın albümü dinliyorum. 

"Hackney Diamonds"ıilk dinlemeye başladığımda, Bu albümün bu sene değil de  sanki yirmi hatta otuz  yıl önce kaydetmişler ve  piyasaya çıkarmadan bu kadar zaman kasada sakladıklarını bile sandım.  Zira soundu duyduğumuzda bu adamların 80 yaşında olduklarına inanamıyoruz. 

12 parçadan oluşan albümün finalinde yer alan son parça bana oldukça anlamlı geldi ve "Rolling Stones bu yüzden Rolling Stones efsanesi" dedim. Şimdi albümü dinlemiş olanlar, "Ne var bunda adamlar, 'Rolling Stone Blues" isimli parçayla albümü bitiriyorlar... Bunda ne anlamlı yan var?" 

Durun o zaman derdimi anlatayım...

Bundan 60 yıl önce iki İngiliz tıfılı bir tren istasyonunun önünde karşılaşıyorlar. Daha önce tanışmayan bu iki genç birbirlerine merhaba demelerine sebep olan birinin elinde iki blues plağının olmasıydı. Mick adındaki çocuk elinde blues plağı olan Keith ile böylece tanışıyor ve sıkı bir muhabbete koyuluyorlar. Böylece oluşan dostluk yıllara meydan okuyacak efsanenin de ilk temelini atıyordu. Bu iki tıfıl gencin ortak tutkusu blues ve Muddy Waters. Öyle ki kurdukları grubun ismi de Muddy Waters'ın bir parçasından gelecekti. 

Rolling Stones böylece kuruldu yıllar içinde bir rock'n roll grubunun ötesine geçti, stadyumlara sığmadı, rekor plak satışları yaptılar ama o ustalarını hiç bir zaman unutmadılar. Hem de şimdi değil her zaman. Rolling Stones, 80'li yıllarda listelerde yükselirken ve bir rock grubunun ötesinde bir büyük popüler isimken, Muddy Waters'ın çıktığı küçük bir bara gidip orada ustalarına vefa sunmalarından tutun da daha nicesine kadar vefa örneği say say bitmez. 

İşte şimdi de yeni albümleri olan "Hackney Diamonds"un finalinde "Rolling Stone Blues"u duyunca bunun ustaları Muddy Waters'a bir gönderme olduğunu anlayacaktım. Efsane grup, "Biz Muddy Waters'dan doğduk... bu biline." diye bir kez daha ilan ediyorlardı. İşte belki de bu yüzden Rolling Stones efsane ve devasa bir grup.  

Aptulika



16 Eylül 2022 Cuma

Mick Clarke'ın yeni albümü "Telegram"

 


Bugün (16 Eylül 2022) yeni çıkan albümlerden biri de Mick Clarke'ın "Telegram" albümü. Onu genelde blues'a meraklı az sayıda bir dinleyici Mick Clarke Band ile yaptığı çalışmalarla tanıyor olsa da 1960'ların grubu Byrds'n davulcusu Michael Clarke ile (internet aramalarında) karıştırılma ihtimali olabileceğinden biraz tanıtmakta yarar olacağı kanaatindeyim. 


Mick Clarke ismi İngiliz Blues'ının doğduğu yıllara dayanıyor. 1968'de kurduğı Killing Floor grubuyla ABD'den İngiltere'ye gelen siyahi blues devlerine bir tür mihmandarlık yaptı. Freddie King, Howlin' Wolf, Otis Spann ve Arthur "Big Boy" Crudup ile turnelere çıktılar. İki albüm yapan Killing Floor, grupla aynı adı taşıyan plaklarıyla Classical Rock Magazine tarafından 1967 ile 70 yılları arasındaki 20 İngiliz Blues albümünden biri seçilecekti. 

70'lerin ortalarında Mick, Şarkıcı Stevie Smith ile Salt grubunu kuracaktı. Blues rock yapan bu grup, Londra'ki Marquee Club konserlerinin müdavimi olacaktı. Reading Festivali'nde de çalan grup, Muddy Waters'ın Londra'daki ilk konserinde açılışta yer alacaktı. 


1980'li yıllarda onu Mick Clarke Band ile görecektik.  Rory Gallagher, Johnny Winter ve Joe Bonamassa gibi sanatçılarla sayısız festivalde yer alan grup, son konserleri arasında İtalya, Belçika ve Hindistan'daki festival gösterileri yer aldı. Temmuz 2017'de Mick, Bosna-Hersek'teki Mostar Blues & Rock Festivaline katıldı. Haziran 2018'de Mick,   İsveç Rock Festivali'nde çaldı.

 Mick Clarke, şimdiye kadar yirmi iki solo albüm çıkardı. Grubuyla yaptığı albümlerle tanıdığımız Clarke, yeni çıkan "Telegram"da ise bütün enstrümanları kendi çalarak albümü oluşturmuş. 

Şimdilik benim yazacaklarım bu kadar. "Telegram" albümünü dinlemek bana çok keyif verdi, her bir parçayı tek tek yorumlayıp, analiz etmek isterdim ama bunu Mick Clarke'ın kendi anlatımına bırakmak istiyorum. Bir sonraki yazıda "Mick Clarke son albümü Telegram'ı Anlatıyor" başlığıyla yayınalayacağım. Böylece hem albümün oluşumu hem de tek tek parçaları Clarke'ın kendi anlatımıyla okuyacaksınız. 

Şimdi ben kendimi "Telegram" albümünü dinlemeye ve İngiliz blues'unun Mick Clarke kaptanlığındaki samimi ve sahici yorumunu dinlemenin keyfine bırakıyorum. 

Aptulika


20 Ağustos 2022 Cumartesi

50 Yıllık Dostluğun Taçlandığı Albüm.



Elektro gitarda oldukça usta biri olan Bob Margolin, yeni çıkan ve armonikacı Bob Corritore ile yaptığı "So Far" albümünde akustik ve elektriksiz takılıyor.  VizzTone etiketiyle çıkan albümde iki eski dost uzun yıllardır birlikte çalmış ve konserlere çıkmış olsalar da ilk kez bütünüyle bir albüm kaydıyla bir araya geliyorlar.   



Bazı zamanlar iyi bir albümü duyup, yazmak istediğimde, "keşke bu albüm üzerine bir radyo programı yapsaydım" diyorum. Hatta benim yapmama da gerek yok, başka bir radyo programcısının  yaptığı radyo programını da dinlemeyi isterdim ve inanın bana bundan daha   çok keyif alırdım. Böyle uzunca yazmak yerine parça aralarında konuşmak ve ardından çalınca da, dediklerim kanıtlanacaktı. Neyse sözü uzatmadan: harika bir albüm ve iki usta ile karşı karşıya olduğunuzu önceden söyleyeyim ve ardından ekleyeyim...Bu albümü mutlaka edinin. Aslında plak olarak dinlemek vardı ya neyse. (Malum dolar kuru falan, bizi biraz aşar)

 


Blues gitarının önemli temsilcilerinden Bob Margolin, müzik kariyerinin başlarında Muddy Waters'ın rahleyi tedrisatından geçmiş bir isim. Moda olmuş diye Osmanlıca lugat kıvırmak adetim değildir ama... Rahleyi tedrisat derken, sade  haliyle "bilgisi ve görgüsünden geçmiş" demek istedik amma velakin Bob Margolin'in durumu daha da öteler gider. Bizzat büyük blues ustasıyla yedi yıl boyunca konserden konsere yolları toz etmişlerdi. Modern Chicago Blues'un bu dev ismiyle çalışmadan önce de saykodelik rock yapan bir grupta çalan Margolin, blues ile rock'ı bünyesinde buluşturan usta bir gitarist olduğunu da yaptığı solo albümlerle kanıtladı. 


Bugün 73 yaşında olan Bob Margolin, yani onunla özdeşleşmiş olan meşhur lakabıyla "Steady Rollin", ilk çıkışını 1967 yılında Boston'lı saykodelik rock grubu "The Freeborne'ın "Peak Impressions" albümünde çalmasıyla yaptı. Bu bir albümlük (ama çok usta işi bir albümdür, ona göre, aklınızda olsun derim...) 
Bu gruptan sonra on yıl boyunca çeşiti rock gruplarıyla çalışan gitarist, 1973'ten 1980'e kadar Muddy Waters'ın grubunda ikinci gitarist olarak konserlerde ve turnelerde çalmıştır. 

Elektro gitarda oldukça usta biri olan Bob Margolin, yeni çıkan ve armonikacı Bob Corritore ile yaptığı "So Far" albümünde akustik ve elektriksiz takılıyorlar. VizzTone etiketiyle çıkan albümde iki eski dost uzun yıllardır birlikte çalmış ve konserlere çıkmış olsalar da ilk kez bütünüyle bir albüm kaydıyla bir araya geliyorlar.  Bob Margolin'in yedi yeni şarkı yazdığı bu albümde, Bob Corritore da bir parçada enstrümantal olarak seslendirmiş. 13 parçanın yer aldığı albümde diğer parçaları da blues klasiklerinden seçmişler.  Böylece Bob Margolin'in 1935 akustik gitarı ve Bob Corritore'in amfisiz armonikasıyla içten ve köklere inen bir blues albümü ortaya çıkmış. 

Bob Margolin ismine her ne kadar aşina olsak da Bob Corritore ismini, kendi adıma, ilk kez duyduğumu söyleyebilirim. Ancak albümü dinledim dinleyeli, böyle usta ve güzel tınlayan bir armonikacıyı daha önce dinlememiş ve bilmiyor olmamın da mahzunluğunu yaşadım hani... bunun benim ayıbım olduğunu da dünyaya buradan duyurmalıyım.


Bugün 65 yaşında olan blues armonikacısı Bob Corritore'nin müzikal kariyeri 1970'li yıllarda başlamış. Bir çok blues ödülüne sahip olan armonikacı, sadece müzisyenliği ile değil işletmeciliği ve plak prodüktörlüğü ile de öne çıkan bir şahsiyet. Tulsa Üniversitesi'nde lisans düzeyinde İşletme tahsili yapan Corritore, Arizona'da önemli bir müzik mekanı olan The Rhythm Room'un da sahibi. Aynı zamanda plak prodüktörlüğü de yapan santçı, bu alandaki kariyerine 1979 yılında başlamış.

Çok yönlülüğü bunlarla sınırlı kalmayan Bob Corritore, aynı zamanda bir radyocu. Yaptığı blues radyo programı halen sürmekte ve bu alanda da başarılı bir sunucuymuş. 


 Armonikanın usta ismi Bob Carritore'nin , blues'a ilk ilgi duyması 12 yaşında radyoda Muddy Waters'ı duymasıyla olmuş. Onu etkileyen Waters, aynı zamanda Bob Margolin'le 50 yıla yaklaşan kadim dostluğunun da temelini atmış. 1974 yılında Margolin, Muddy Waters'ın ikinci. gitaristi olarak çalışırken Corritore ile tanışmış. Bu tarihten sonrada dostluklarının arasından hiç su sızmamış. İkili olarak bir çok kulüp ve barda çalışmışlar ama ilk kez baştan sona bir albüm kaydında bir araya gelmişler. 

Bob Margolin ve Bob Corritore'nin bir araya geldiği "So Far" albümünün bir de özel bir konuğu var. Conan O'Brien'ın TV şovunda yer alan grubun daimi gitaristi Jimmy Vivino albümün iki parçasında gitarı ve yer yer vokaliyle konuk olmuş.

İşte böylece de güzel mi güzel bir albüm orataya çıkarken, 50 yıllık dostluk da böylece taçlanmış. 

APTULİKA

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...