Alligator Records etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alligator Records etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2024 Cuma

Son House'un Blues Klasiği "Death Letter Blues"unu Tinsley Ellis'ten Dinlemek.

 


Blues Rock gitarının usta ismi Tinsley Ellis, bugün yeni albümü "Naked Truth"u yayınladı. Blues'un prestijli plak şirketi Alligator Records etiketiyle çıkan albümde elektro gitarıyla özdeşleşmiş olan sanatçıyı akustik gitarıyla görüyoruz. 

2022 yılında yaptığı "Devil May Care"ın ardından çıkan bu yeni çalışmada Ellis'i üç parçada blues ustalarından yaptığı cover'larla görüyoruz. Bunlardan biri de büyük blues ustası Son House'un unutulmaz klasiği "Death Letter Blues".  

 “Son House'un  Death Letter Blues'u  tüm zamanların en iyi Delta blues şarkılarından biridir." diyen Ellis, "Uzun zamandır bu  eser akustik performanslarımın odak noktası oldu.  Bu şarkıda 1937 yapımı National O serisi çelik rezonatörlü gitarımı çalıyorum.” diyerek bu yorumunu tanımlıyor. 

"Naket Truth" albümden ilk video klip olarak  yayınladığı bu parçayı aşağıdaki linkten izleyelim. Albümü tam tekmil dinledikten sonra da bir kritik yazarız.

Evet! Tinsley Ellis yorumuyla bir Son House klasiği: "DEATH LETTER BLUES"




8 Ekim 2023 Pazar

Coco Montoya Duvarlara Yazıyor!


Coco Montoya'nın "Writing On The Wall" adını taşıyan yeni albümü 1 Eylül 2023'te piyasaya çıktı. Diskografisinde 10 albüm bulunan Montoya'nın bu çalışması Alligator Records bünyesinden çıkan altıncı albüm oluyor. 



 

Blues üzerine en heybetli hatta neredeyse akademik diyeceğimiz düzeyde bir plak şirketi olan Alligator Records'tan çıkan albümleri her daim merakla beklerim. Çok az albüm yayınlayan bu firma (mesela geçen yıl 3 albüm çıkardı), albüm yayınladığında da alanının en iyi örneğini verir. Bu güne kadar bu firmadan çıkan vasat ya da sevmediğim albüm olmamıştır. Böyle olunca da yaz başında çıkacağı duyurulan Coco Montoya albümünü de merakla bekler olmuştum. 

Coco Montoya'nın yeni. albümü "Writing on The Wall" açıkcası beklememe değdi. Albümden biraz sonra bahsederiz ama ilk önce şöyle bir Montoya'dan söz edelim. 1951 Santa Monika doğumlu Kaliforniyalı gitarist, işçi sınıfı kökenli bir aile içinde yetişmiş. Müziğe ilk olarak davulla başlıyor ve ilk profesyonel kariyerine adım attığında da bu sürüyor. Büyük blues efsanesi gitarist Albert Collins'in grubuna da baterist olarak giriyor. İşte orada Collins onu gitara yönlendiriyor. Büyük usta artık onda nasıl bir cevher keşfettiyse bugünün usta gitaristi Coco Montoya'nın bizim kulaklarımızı keyiflendirmesine böylece vesile olmuş, diyebiliriz. Solak bir gitarist olan Montoya, ustası Albert Collins'ten de ik olarak şu altın öğüdü almış: 

" Abartma...sadece ne hissediyorsan gitarını öyle çal...bu alanda gerçekçi ol ve keyfini çıkar." 


Coco Montoya blues içinde kendini sınırlamayabiliyor, bir anlamda Robert Cray gibi başka yollara da girebiliyor. Ama bu popülerleşme arayışından kaynaklanmadığı , içinden geldiği yani hissettiği gibi olduğu için Cray gibi bizi kendinden uzaklaştırmayabiliyor. 

Coco Montoya'nın kariyerinin başında Albert Collins  yeralırken bir sonraki durağında ise bir İngiliz blues ustası (hatta onun da ötesinde İngiliz Blues'unun Büyükbabası) John Mayall yer alacaktı.


İlk solo albümünü 1995'te "Gotta Mind To Travel" adıyla yapan Coco Montoya zaman içinde beni etkisi altına alan albümler yapmıştı ama 2017 yılında çıkan "Hard Truth" benim için en ayrıcalıklı olanıdır. Bütünüyle sevdiğim bu albümü baştan sona sevmişim ve defalarca dinlemişimdir. Aradan 6 yıl geçmesine rağmen sanki bana geçen yıl çıkmış gibi geliyordu. Bu yüzden yeni albümde beyaz saçlı Montoya'yı görünce, "adam bir yılda saçları baştan aşağı nasıl beyazlattı" bile diyecektim. 

Coco Montoya'nın "Writing On The Wall" adını taşıyan yeni albümü 1 Eylül 2023'te piyasaya çıktı. Diskografisinde 10 albüm bulunan Montoya'nın bu çalışması Alligator Records bünyesinden çıkan altıncı albüm oluyor. 

Blues'un solak gitaristinin bu albümünde bir nevi yol arkadaşları olan Jeff Paris (klavye), Nathan Brown ( Bas), Rena Beavers (Davul) eşlik etmiş. Albümün kayıtları da Jeff Paris'in ev stüdyosunda yapılmış. Paris sadece stüdyosunu vermek ve çalmakla kalmamış bu muhteşem albümün yapımcılığını da Tony Braunagel ile birlikte üstlenmiş.

Coco Montoya yeni albümü "Writing On The Wall"da üçü cover olmak üzere 13 parçaya yer vermiş. Dave Steen'in Montoya için yazdığı "I Was Wrong" muhteşem bir başlangıç oluyor. Blues'un bütün güzelliklerini barındıran ve Montoya'nın sesiyle devleşen bu giriş parçasından sonra gelen "Save It For The Next Fool" ile Jeff Paris'in klavye tuşeleriyle şenleniyoruz. Ardından gelen Bobby Bland cover'ı "You Got Me (Where You Want Me)" usta bluescu Lonnie Brooks'un oğlu Ronnie Walker Brooks gitarıyla konuk oluyor. İki gitaristin birbiri ardına soloları büyük bir dinleme keyfi yakalamamıza sebep oluyor. 

Beşinci parçaya geldiğimde ise birden atılıp, "Vay be! Coco'ya bak, 1970'lerin havasını ne güzel yakalamış" dedim. Ama bir süre sonra bu parçayı çok iyi hatırladığımı anlayacaktım. Zira bu Free grubunun bas gitaristi Andy Fraser'in bestelediği ve Frankie Miller'in 1977 tarihli albümü " Full House"da yer alan "Be Good To Yourself"in  cover'ıydı ve Montoya harika bir yorum çıkartmıştı. 

Lee Roy Parnell'ın slide gitarıyla konuk olduğu "A Chip And A Chair" albümde öne çıkan çalışmalardan biri olsa da Dave Steen'in bestesi "The Three King And Me" Montoya'nın duygu dünyasını özetleyen bir parça olmuş. Parçada bahsi geçen "Üç Kral" sırasıyla Albert King, Freddie King ve BB King. Blues'un bu üç ustası ile Montoya'nın onlara duyduğu saygı Steen'in söz ve bestesiyle sunulmuş. 

Sağlam bir blues albümü arıyorum diyorsanız bu albümü kaçırmayın derim. Uyarmadı denilmesin diye bir kez daha belirteyim... kaçırırsanız pişman olmak da var. 

Aptulika



6 Mayıs 2022 Cuma

Tinsley Ellis: Dinleyicim için müzik yaparım.

 


American Blues Scene'da müzik yazarı Don Wilcock'un 30 Ocak 2022 tarihinde Tinsley Ellis ile yaptığı röportajdan bölümlere yer veriyoruz. Ellis'in yeni albümü "Devil May Care" üzerine yapılan bu söyleşide pandemi döneminde yaşadıkları ve bu sıkıntılı günlerin içinde bu albüm fikrinin oluşmasının izlerini süreceksiniz.



"Hayranlarınız için albümler yaptığınızda asla hata yapmazsınız."


Don Wilcock : Röportaj için Tinsley Ellis ile karşı karşıya oturduğumuzda ona ilk olarak kimin için şarkı yazdığını sormak aklıma geldi. Tinsley, şarkılarını kendisi için mi, şirketi için mi yoksa hayranları için mi yapıyor?

Tinsley Ellis : "Aslında bakarsanız işin gerçeği hepsi için oluyor. Ben müzik hayatıma adım attığımdan bu yana parçalarım radyolarda sürekli çalınsın, televizyonlarda sabah akşam boy göstereyim diye çabalamadım. Büyük plak şirketlerine kapağı her ne olursa olsun atayım diye çabalamadım. Ancak şu ana kadar bildiğim bir şey var ki, o da gerçekten işe yarıyor;  hayranlar yani dinleyiciniz için albümler yapmaktır. Hayranlarınız yani sizi dinleyen insanlar için albüm yaptığınızda asla hata yapamazsınız.”


Yeni çıkan "Devil May Care", Tinsley Ellis'in 20. stüdyo albümü. Albümün yapımcılığını yakın arkadaşı klavye ustası Kevin McKendree üstlendi. Albümün kayıtları da Tennessee'daki Rock House stüdyosunda yapıldı. Albümde yer alan “Step Up” şarkısının sözlerinde, “Bana bu sabah bir şeylerin değişebileceğini söylediler. Yağmurda birlikte yürüyebilmemiz için.”  diyen Ellis adeta "Devil May Care" albümünün yapısını özetlemiş gibi.   "Devil May Care", gençken aldığımız ilk albüm kadar samimi ve gönülçelen bir çalışma. 

Tinsley bu albümde Mike Bloomfield  ve Al Kooper'ın 1971 albümü "Super Session"unun izini takip etmek istemiş. Tinsley o yıllarda 14 yaşındaydı ve o günleri şimdi ondan dinleyelim.

"Çocukluğum Güney Florida'da geçmişti. Biraz büyümüştüm ve müzik, hayatımda özel bir yere sahip olmaya başlamıştı. O dönemde bir arkadaşımla evde  Mike Bloomfield ve Al Kooper'ın "Super Session" plağını dinliyorduk.  O sıralar bu albüme büyülenmiş gibiydik.  

Mike Bloomfield, Peter Green ve Eric Clapton dinlediğimizi gören abim bize, 'madem bu plakları dinliyorsunuz ama dinlemeniz gereken bir adam daha var' diyecekti. Arkadaşım ve ben şaşkınlık içindeydik ve biz bu adam da kim diye merak içindeyken abim, 'Blues gitarında çalma tarzını icat eden bu adam bizim şehre konsere geliyor, mutlaka o konsere gidip onu dinlemelisiniz.' diye devam edecekti. . Abimin bahsettiği o adam BB King'di.  



Tinsley'in abisi onları BB King konserinin yapılacağı Kuzey Miami Beach'teki Marco Polo Hotel'deki Swinger Lounge'a götürdü.  

"Orada BB King'i sahnede görmek  bende yeni ufukların açılmasına sebep olacaktı ve açıkcası aklımı başımdan alacaktı. Konser bittikten sonra da lobide hepimizi selamladı ve bununla da kalmayarak hepimizle konuştu.  O gece BB King'de gördüğüm bu tavır,  daha sonra başlayacak olan müzik kariyerimin şablonu gibiydi, performans sergilemek ve hayranları selamlamak ve sahneden insanlara müzik hakkında bir bok vermek, anlıyor musun? Bu anıyı hiç unutamam ve anlatmaktan da asla bıkmam.”


Bir uzun pandemi dönemi yaşadık, hatta karantina ve evlere kapandık, konserler durdu. Şimdi senin cephende durum nasıl?

"Evet, şimdi iyi gidiyor. Bu albümü yapmak benim için biraz kurtuluş oldu. Pandemi döneminde aynı turu üç kez iptal ettik. Görünüşe göre, yeniden planlama işe yaramıyor gibi görünüyor. Şimdi dışarı çıkıp yeni bir turne daha yapacağız."

 Yol Savaşçısı eve kapanınca

Sana 2019'da en son ne zaman burada olduğunu ve nasıl bir gün geçirdiğini sordum ve sanırım "Harika, ama bu günde sadece bir saat sahnedeyim" gibi bir şey söyledin.

"Geri kalanının nasıl olduğunu bile hatırlayamıyorum. Uzun zamandır da turne yapmıyorum. O gece sahnede o kadar uzun süre kalamadım çünkü Tommy Castro ile aynı sahneyi paylaşıyorduk. Genelde, gecede birkaç saat ama evet, garip bir iş. Gerçekten bir meslekten çok bir çağrı, sen de bir yazar olarak söylemez miydin? Daha çok bir arayış."


Senin hayatın yollarda geçiyor. Sana bir yol savaşçısı da diyebiliriz.

"İki yıl öncesine kadar öyleydim. Yeni albümü çıkardık ve bizi eve gönderdiler ve Kuzey Kaliforniya'daki tüm konserler o kadar hızlı iptal oldu ki eve dönmek zorunda kaldık.  Bu, 2020 Mart'ıydı ve o zamandan beri hiçbir şey olmadı. Bir konser değil. Konseri yeniden planlamaya çalıştık ama yeniden evlere kapanmak zorunda kaldık."


Bu sıkıntılı dönemi aşmak için ne yaptın?

"Karantina döneminde bütün konsantrasyonumu şarkı yapmaya, besteciliğe yönelttim. Belki de bu albüm bir kurtuluştu. Bu yüzden her sabah sabah 7'den akşam 8'e kadar şarkı yazma zamanı olarak belirledim. İşte o zaman beynim en iyi şekilde çalışır. Merdivenlerden indim ve stüdyomu bodrumumdaki gerçek bir stüdyo olmaktan çıkardım ve o zamanları şarkı yazmak için kullandım ve birçoğunu kaydettim ve bu şarkıları plak şirketim Alligator'da Bruce'a (Iglauer) gönderirdim. Onları her hafta Facebook'ta yayınladım. Sadece Alligator'dan değil, hayranlardan da çok fazla geri bildirim aldım ve bu albüm oldu."

Steve Johannsen


"Devil May Care" albümünün kapak resmini Steve Johannsen (1)  yaptı, onun hakkında neler söyleyeceksin.

"Çok sevdiğim Colorado'lu bir sanatçıdır. Daha önceden onun yaptığı bir işi Tab Benoit'in bir albüm kapağında görmüştüm, harika bir çalışmaydı. Çok etkilenmiştim ve hemen onun kim olduğunu araştırmaya başladım. Etrafımdan bir bağlantı kurmaya çalıştım    ve onunla iletişime geçtim.   

Alligator Record'tan Bruce'a albüm kapağında farklı bir şey yapmak istediğimi söyledim. Çünkü benim gibi birinin albüm kapakları genellikle biraz karanlık olur ve kaşları çatık olur. İnsanlar zor bir iki yıl geçirdiler. Bunun ardından ben de kalkıp, karanlık ve tehditkar bir albüm kapağı ile karşılarına çıkmamalıydım. Esprili, iyimser  bir şey olmalıydı. Bu Steve Johannsen'in yaptığı türden bir kapak olmalıydı... gitar çalan kanat gezgininin resmi.


O çizimdeki sen misin?

"Başka kim olabilir ki? Tabiki benim."


Sana hiç benzemiyor.

"Peki, o zaman şaşı bak, benzeteceksin. Bir de dostum bu bir fotoğraf değil... Bu bir çizim... Bunu o kafana sok!" (2)

Mizah duygusu

Hâlâ mizah anlayışına sahip olmana sevindim.

"Beyazlar blues çalarken biraz mizah taşısalar iyi olur.  ZZ Top'tan Billy Gibbons'a  neden bu kadar çok espri yaptığını sorduklarında o, 'Eh, beyazlar blues çalıyorlar, en azından biraz da komik olsalar iyi olur" demişti. "

 

Bu albüm için pandemi döneminde 200 şarkı yaptın ve bunları kasete kaydettin. Bu 200 parçadan ilk 10'a girmeyen en tuhaf şarkı hangisi?

Hepsini Alligator Recrds'a göndermedim.   Hafızama çok kazındığı için 60'ların İngiliz blues tarzında bazı şeyler yazdım. Bunlardan biri: “I Tested Negative for Sympathy for You (Sempati için Negatif Test Ettim).


Bu iyi. Bunu sevdim.

 

Gerçekten karanlık şeyler yazdım ama bütün bir albümü istemiyorsunuz, bu yüzden albüme sadece birkaç tanesini koydum. Birinci tarafı kapatan şarkı ve ikinci tarafı kapatan şarkı, ama yine de sonuna yavaş, çoğunlukla parçalı bir şey koyduğun bir   plak hissi yaşıyorum ve iğne yukarı kalkıyor ve uykuya dalıyorsun . Eskiden böyleydi, ama şimdi herkes telefonunda kulaklıklarla müzik dinliyor falan ama plaklar geri dönüyor.


Alligator'daki blues tavrı için normların dışında olduğunuzu düşünüyor musun? 

Sanırım biraz anormal olduğumu söyledim.


Böyle mi hissediyorsun?

Eh, evet, özellikle ilk perde olan Hound Dog Taylor'ın yaşadığı renkli hayatla karşılaştırıldığında. Gitaristini vurdu. Müzisyenlerimden hiçbirini vurmadım. Beni vurmak istediklerine eminim ama ben hiçbirini vurmadım.


Devil May Care'in ithafında "geçen yıl vefat eden William Tinsley "Trey" Ellis 'in anısına" yazıyor.


(1) Steve Johannsen illüstrasyonları için: https://www.facebook.com/SteveJohannsenArt?ref=py_c

(2) Burada albüm kapağı ile ilgili Tinsley Ellis'in söylediklerini çok tuttum. Çizimle ilgili röportajı yapan Don, "Sana benzememiş" lafına bakınca, hastalığın sadece biz de değil dünyada da olduğunu anlıyoruz. Ayrıca albüm kapağını büyütüp çizime baktım, bal gibi de Tinsley Ellis işte. 


Röportajın aslını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://www.americanbluesscene.com/tinsley-ellis-in-it-for-his-fans/      



Tinsley Ellis'tan Karantina Patlaması!




Southern Blues Rock'çı Tinsley Ellis Yeni Albümü 'Devil May Care'  21 Ocak 2022'de Alligator Records etiketiyle çıktı. Bu ünlü gitarist ve vokalistin 20. stüdyo albümü.   

 "Devil May Care" albümü için Tinsley Ellis, "Amacım gitarın şarkı söylemesini sağlamaktı." diyor.



Albümle ilgili yapılan kritikler de olumlu görüşler içeriyor. Relix dergisi, Ellis'in müziğinin "güçlü, tüyleri diken diken eden bir gitar ve cesur, duygulu vokaller… blues ve Southern rock'ın ilham verici ve tutkulu bir birleşimini"diye tanımlarken; gitar aleminin prestijli dergisi Guitar World, “Ellis'in çalış tekniği derinlik ve incelikle parıldıyor. İster duygulu, ister yavaş tempolu blues ister yüksek tempolu rock çalıyor olsun, Ellis tonu her daim dolgun ve saf tınılar içeriyor." sözleriyle tanımlayacaktı, bu albümü.  

Dünya çapında yaşananan koronavirüs salgını ve bunun ardından gelen kapanma her insanı etkilediği gibi, turneden turneye koşan müzisyenleri de fazlasıyla etkiledi. Sadece konsere çıkmak, turne yapmak değil, grupla birlikte müzik yapmaya alışkın olan rock ve blues müzisyenleri birlikte çalışma olanağı da bulamayacaklardı. Ellis bu süreçte 200'ün üzerinde yeni şarkı besteledi. 

Mart 2020'de Ellis, önceki albümü "Ice Cream In Hell"in konser turnesini bitirmeye altı hafta kala iptal etmek zorunda kalmıştı. Gitarist eve kapandığı bu süreçte evinin alt katındaki stüdyoda onlarca yıldır kullanmadığı amfiler ve gitarlar üzerinde hemen beste yapmaya başladı.  Bu kendi içine kapanıp, deli gibi beste yapmadan ibaret bir süreç değildi, yanısıra Allman Brothers, Freddie King, Michael Bloomfield, BB King ve daha nice onu etkileyen müzisyen ve grupların bilinmeyen stüdyo ve canlı kayıtlarını didik araştırdı ve onlardan ilham alarak beslendi.  

Ellis'in bu çalışmaları yavaş yavaş filiz veriyordu. Bir ay sonra oluşan materyalleri internetten yayınlamaya başladı. Hayranlarının yeni şarkılarına verdiği tepkiler sayesinde bir an önce bir kayıt yapıp yollara dönmesi gerektiğini biliyordu. Bu uzun karantina günlerinde besteler birikti ve 200 şarkı ortaya çıktı. Bunları sadece hayranlarıyla ve dostlarıyla değil, plak şirketi olan Alligator Records ile de günü gününe paylaştı. Zaman içinde bunlardan 10 tanesini seçen Ellis, karantina dönemi bitince arkadaşı ve  yapımcısı, klavye ustası Kevin McKendree'yi yanına alarak, Tennessee'nin ünlü Rock House kayıt stüdyosu Franklin'de kayıtlara başladı. Böylece Ellis'in "benim için olduğu kadar hayranlarımında emeği olan"  dediği  "Devil May Care" albümü çıkacaktı. 

Bugün dünyanın en ünlü blues-rock sanatçıları arasında ve türün en özgün ve üretken şarkı yazarlarından biri olan Tinsley Ellis,  35 yıllık müzikal kariyerinde durmadan dünyayı konserleriyle gezdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamında ve ayrıca Kanada'da, tüm Avrupa, Avustralya ve Güney Amerika'da verdiği konserlerle hayranlarını büyüledi. Uzun bir ayrılıktan sonra şimdi de  "Devil May Care" albümüyle konserden konsere koşan Ellis, kaybedilen zamanı telafi etmeye çalışıyor. 



 

3 Mart 2021 Çarşamba

Curtis Salgado'dan yeni albüm: "Damage Control"


 
"Salgado'nun müziği ile dans edebilirsiniz, ama oradaki sözcüklerin ağırlığını taşıyabilmeniz şartıyla." (*)


Şarkıcı, söz yazarı, besteci ve usta armonikacı Curtis Salgado, yeni albümü "Damage Control"ü 26 Şubat 2021'de piyasaya çıkardı. Blues'un efsanevi plak şirketi Alligator etiketiyle çıkan albümü dinlediğimde yazının başına aldığım tanımın her şeyi özetlediğini daha iyi anlayacaktım. Bu sadece bir albüm değil, kırk yıllık Salgado birikiminin görkemli bir temsili.  




Curtis Salgado

"Damage Control"

Alligator Records

(2021)

Albümde 1950'li yılların havası günümüze taşınıyor. Rock'n roll, gospel, blues tarzları eskilerden gelen rüzgarla birleşerek, Salgado'nun hançeri vokaliyle şu ana ulaşıyor. "Damage Control", dört yıl aradan sonra çıktı ama büyük olasılıkla pandemi olmasaydı geçen yıla damgasını vuracaktı. Galiba böylesi daha iyi oldu bu karantina döneminde hasret kaldıklarımızdan dolayı bu albümün güzelliğini daha iyi fark edebildik. 

Yazı yeteneğimin güçlü olmasını çok isterdim ki, Curtis Salgado'nun sesini sizlere anlatabileyim. Bir ses düşünün yanıbaşınızda yumuşacık bir kadife gibi ve an geliyor gırtlaktan haykıran volkana dönüşüyor. Dedim ya ben o kaleme sahip değilim ve o sesi anlatmayı başaramıyorum ama dinlerseniz zaten bana gerek kalmayacak. İşte o anlatmaya yetemediğim bu ses, "Damage Control" albümünde kimi zaman rock'n roll kimi zaman damardan soul kimi zaman da gospel ruhaniliğinde ama blues'ın ironik alaycılığında karşımıza çıkıyor. 

13 parçanın yer aldığı albümde Beatles'tan bildiğimiz Larry Williams klasiği "Slow Down"da yer almakta. Albümün finaline oturan bu parçada ustanın bir rock'n roll demesi var ki, aklıma bizim Objektif Vecdi'nin "Rock'n Roll bööle bişi" nidası geliverdi, ister istemez. Bu yorumda Curtis Salgado sanki bir at arabası sürer gibi ve tekerleklerin ritmini ise piyano tuşeleri tutuyor. Bu sadece bir kavır değil, adeta "rock 'n roll nasıl bişidir"in tek parçada izahı gibi. 

Şimdi de albümün açılışında yer alan "The Longer That I Live" parçasına dönelim. Bir gospel tavrıyla başlayan bu parçada Salgado bizi yer yer BB King tadındaki vokale götürürken hançeri ses tavrının da tadına vardırıyor. Ben hiç bir zaman video klip önerisinde bulunmam. Kendi adıma haklı sebebim; görüntünün dinleme serüvenini bozduğu ya da yanıltıcı olduğudur. Belki geri kafalılık diye de nitelenebilir. ama ben plaktan dinlemeye alışık bir nesilden geldiğim için işin büyüsünün böyle olduğunu düşünürüm. Ama bu sefer size bu parçanın kibini izlemenizi önereceğim. Videoyu izleyerek bu parçayı dinlediğinizde hem yazının başlığındaki cümlenin ne anlama geldiğini daha iyi anlayacaksınız hem de bazı insanlara dans etmenin de ne denli yakıştığını göreceksiniz. 

Tek tek parçaları analiz etmek yerine bir baştan bir de sondan iki parça ile albümden bahsetmeyi yeğliyorum. Kısa bir not olsun diye "What Did Me In Did Me Well" parçasında Salgado"nun armonika imzasını belirteyim. Açıkcası her bir parça uzun uzun anlatılabilir ama albümle ilgili piyanoda Jim Pugh'ın katkısını belirtmeden edemem. 

Aptulika




(*) Blues Magazine ( https://www.bluesmagazine.nl/curtis-salgado-damage-control/)


3 Nisan 2020 Cuma

Koronavirüs Günlerinde Hatırladıklarım ve Keşifler 12


Koronavirüs ve bu sebeple eve kapanma olayının belki de en güzel şeyi Fenton Robinson'la tanışmam oldu diyebilirim. Blues ustalarını tanıyorum derken, en kalburüstülerinden biri eksikmiş hani.  


Fenton Robinson Olmadan Olmazdı



Fenton Robinson
"Somebody Loan Me a Dime"
 (1974)
Alligator

Koronavirüs ve bu sebeple eve kapanma olayının belki de en güzel şeyi Fenton Robinson'la tanışmam oldu diyebilirim. Blues ustalarını tanıyorum derken, en kalburüstülerinden biri eksikmiş hani. Hem büyük bir usta hem de o ustanın en temel albümlerinden biri ile tanışmam bu kahrolası virüs sayesinde oldu, güler misin... ağlar mısın. 
Chicago Blues'ın usta gitaristi ve sesi Fenton Robinson, 1974 yılında yaptığında plak şirketi Alligator Records'a da bugünkü görkemini açmış diyebiliriz. Robinson, bu albümde elektrik blues'ın takdire şayan örneğini verirken, Chicago Blues ile cazı birbirlerinin tadını bozmadan bir araya getirebilmiş. 

Aptulika
Koronavirüs Günleri






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...