Yazarımız Meral Akman, blog'umuzun Magazin Müdürü olduğundan beri CEMİYETTEN FİSKOS'larına devam ediyor.
Yeni yazı yarın.
Yazarımız Meral Akman, blog'umuzun Magazin Müdürü olduğundan beri CEMİYETTEN FİSKOS'larına devam ediyor.
Yeni yazı yarın.
Rock
“Ayaküstü Sohbetler” gibi kısa, öz ve mizahi…
Kabare tadında Blues, Rock’n Roll ve Funk şarkılar!
Sahte Rakı Blues Band'den Dinçer Tuğmaner'in ilk solo albümü: "Ayaküstü Sohbetler"
SOHBET EDER GİBİ ŞARKILAR
Bu hafta çıkan "Ayaküstü Sohbetler"i Tuğmaner, " Adından da anlaşılacağı gibi günlük yaşam içerisinde yapılan kısa sohbetlerin müzikal bir albüm halidir." diye tanımlamış. Sahte Rakı, Sunburst Blues Rock Band ve Tarık Değirmenci Blues Band ekipleri ile konserlere devam eden ve albümler çıkaran Dinçer Tuğmaner’in bu altı şarkılık çalışması, kendisinin ilk stüdyo albümü olma özelliğini taşıyor. Albüm, yerine göre ciddi ama genel olarak mizahi öğeler içeren kabare tadında Blues, Rock’n Roll ve Funk şarkılarından oluşuyor.
Kadıköy Sunburst Stüdyolarının katkılarıyla yayımlanan “Ayaküstü Sohbetler”de aşk, sevgi gibi popüler başlıkların dışında kalan konulardan oluşan 6 parça yer alıyor. Maddiyatın hayatımıza nasıl yansıdığını ve yaptırımlarını, isyankar ve dürüst bir dil ile anlatan “Fornikasyon” şarkısının söz yazımında ve vokal kayıtlarında Göksenin Tuncalı rol aldı. Varlıklı ama vizyonsuz olmanın verdiği sonuçları az buçuk siniri bozuk ve mizahi bir dil ile eleştiren “Bıyık” Ozan Yuvarlak tarafından seslendirildi. Tuğmaner’in yaşadığı semtte duyduğu bir mafya babası hakkındaki komik hikayenin konu edildiği “Leş”; çoğumuzun kendi hayatındaki yerini sorguladığı “Bu Nasıl Film”; eski bir dostluğun bozulmasını konu alan “Serbestsin” şarkıları ise Korhan Kodaman tarafından seslendirildi. Albümün kapanışı ise bu kadar kötü bir yaşama rağmen umutlu olmanın melankolik yanını anlatan “Belki” adlı enstrümantal parça ile yapıldı. Akustik gitarda Ozan Yuvarlak eşlik etti.
Söz yazımı sürecinde deneyimli vokalist, müzisyen ve söz yazarı olan Göksenin Tuncalı ve Korhan Kodaman’dan yardım alan Dinçer Tuğmaner; ritim gitar, bass gitar ve mızıkaları kendisi icra etti. Mix, mastering ve kayıt çalışmalarında Sunburst grubunun solisti ve gitaristi ve aynı zamanda Sunburst kayıt ve prova stüdyosunun sahibi Ozan Yuvarlak ve ses tasarımcısı, trombonist dostu ve grup arkadaşı Atakan Fatih Taş ile çalıştı. Davulda Soner Doğanca (Göksenin, Acil Servis, Batu Mutlugil), solo gitar ve slide gitarlarda ise Gökhan Büyükkara (Aslı, 4x4, Athena, Bulutsuzluk Özlemi) albüme eşlik etti. Ayrıca albüm kapağı için fotoğraf çekimlerinde Hasan Kılıç’a ve albümün üçüncü parçası “Bu Nasıl Film”de introda sesini duyduğumuz Berat Emre Nebioğlu da albüm sürecine destek veren diğer isimler.
Dinçer Tuğmaner; bu ilk albümünü oluşturan şarkıların içerisine diyaloglar ekleyerek bir kabare müzikali tadı yakalamaya çalışırken, dinleyicilerin bestelere odaklanması için çalmakta deneyimli olduğu tüm enstrümanları minimal olarak kullanmayı seçti.
Albümde yer alan müzisyenler
Korhan Kodaman – Vokal
Göksenin Tuncalı – Vokal
Ozan Yuvarlak – Vokal, Akustik Gitar
Gökhan Büyükkara – Solo Gitarlar, Slide Gitar
Soner Doğanca – Davul
Dinçer Tuğmaner – Bass Gitar, Ritim Gitar, Mızıka, Geri Vokal
60 yıllık rock efsanesi Rolling Stones bugünlerde çıkan yeni albümü "Hackney Diamonds" ile herkesi şaşırttı. Bu şaşkınlık hem albümün beklentilerin çok ötesinde başarılı olması hem de grubun elemanlarının 80 yaşına adım atmasına rağmen dinamik ve enerjik bir sound ortaya koymalarından kaynaklanıyordu. Açıkcası albümü dinlerken, "bu adamlar kesin finali yapmaya karar vermişler ve bu nedenle de her şeyimizi ortaya koyup en iyisini yapalım demişler" diye içimden geçirdim.
Ancak bugün Ultimate Classic Rock (https://ultimateclassicrock.com/rolling-stones-unfinished-songs/) sitesinde okuduğum bir haberde Rolling Stones'un bundan sonra da çıkacak yeni bir albümünün daha olabileceğini öğrenecektim. Haberde Rolling Stones'un yeni albümünün yapımcılığını üstlenen Andrew Watt'ın sözlerine yer verilerek Rolling Stones'un yeni bir albüm daha yapabileceğini duyuruyordu.
"Hackney Diamonds" albümünde 12 şarkı yer alıyor ama Watts'ın belirttiğine göre kayda girerken ellerinde daha fazla yeni parça bulunuyormuş. Kasım 2022'de başlayan ve bir ay süren kayıt aşamasında toplamda 29 parça arasından 12'si seçilerek albüme alınmış. Watts'ın yapılan röportajda söylediğine göre yayınlanmayan çalışmaların kayıtları üzerine çalışılırsa yeni bir Rolling Stones albümü daha gelebilirmiş.
LA Guns albümlerini bugün bilen kaç kişi kalmıştır bilemem ama onların albümlerinde beni hemen yakalayan çakı gibi davul soundunu hiç unutamam. İşte o güzelliği veren (Aynı zamanda WASP'ın güzelim dönemi 1985 ve 1986'daki albümleri) davulcu Steve Riley'i 24 Ekim 2023, Salı günü kaybettik. 67 yaşında olan sanatçı, şiddetli bir zatürre vakası sonucu ölmüş.
Ölüm haberini duyuran ailesinin mesajında Steve Riley'in ustalarının Buddy Rich, Ginger Baker ve John Bonham gibi davulcular olduğunu öğrenmek de benim için ayrıca önemli ayrıntılardandı... Demek ki Steve Riley'in bateri çalışına ısınmam boşuna değilmiş.
Massachusetts doğumlu Steve Riley, heavy metal grubu Keel'ın 1984'te çıkan ikinci albümü "The Right to Rock"ta çalarak profesyonel kariyerine adım attı. ABD'li davulcu kısa sürede dikkatleri üzerine çekecek ve WASP grubundan teklif alacaktı. Burada üç yıl çalışan Riley, 1985'teki "The Last Command" ve 1986'daki "Inside the Electric Circus" albümlerinde yer alarak WASP'ın en görkemli yıllarında baget sallayacaktı.
Riley'i 1987'de LA Guns'a kurucu kadro elemanı olarak yer alacaktı. dı. "Cocked & Loaded" (1989), "Hollywood Vampires" (1991)gibi başarılı albümlere imza atan davulcu, 1992'de gruptan ayrıldı. Bu ayrılık sadece iki yıl sürdü ve yeniden LA Guns kadrosunda yer alarak 6 albümde daha çaldı. 20 yıl bu grupta simgeleşen Riley grubun 10 stüdyo albümünde yer aldı.
LA Guns 2016'da yeniden kuruldu ama Steve Riley kadroda yoktu. 2019'da ise Riley'in kurduğu ikinci bir LA Guns daha olacaktı. Böylece davalık oldular ve mahkemede anlaşmaya varılarak, davulcunun grubu Riley's LA Guns adı altında albüm yapmasına ve konser vermesine izin verildi.
Bob Corritore yaşayan ama kolay bulamayacağımız ya da gözden uzak kalmış blues dehalarını topluyor ve armonikasıyla onlara eşlik ederek kaydediyor. İşte "Somebody Put Bad Luck On Me" de böylesi bir albüm.
Blues armonikacısı Bob Corritore hem üretken bir sanatçı hem de bir büyük arşivci. Öyle ki insanları bir araya getiriyor ve akademik düzeyde bir titizlikle çıkardığı işler bu konuda zihin açıcı hale geliyor. Corritore bunu da yeni yapmıyor, neredeyse 30 küsur yıl önce işlettiği "The Rhythm Room" isimli kulüpte çıkan isimlerin kayıtlarını da yıllar içinde toparlayıp, inanılmaz bir arşiv oluşturmayı başardı. Aralarında Bo Diddley, Koko Taylor, Pinetop Perkins gibi isimlerin de yer aldığı blues ustalarının kulüp performanslarında onlara armonikasıyla eşlik ettiği kayıtları "The Vault" serisinden sırasıyla birbiri ardına yayınlandı.
Bunların dışında blues müzisyenlerinden farklı ekipler kurarak gerçekleştirdiği projeleri de devam ediyor. Onlardan biri de geçtiğimiz ayın sonunda , 29 Eylül tarihinde piyasaya çıktı. "Somebody Put Bad Luck On Me" adını taşıyan bu albümde Bob Corritore & Friends adıyla eşlik eden elemanlar da kapaktan çizgi roman tadında sunulmuş. Şimdi o isimlere sırasıyla bir bakalım. En başta arzı endam eden isim Boby Rush. Blues'un yaşayan en eski efsanelerinden biri olan Rush, bizim "Liste Başı Plaklar" listelerimizde de bir numaraya yükselen "All My Love For You" albümünü yaz sonunda çıkartmıştı. Dinlemeye doyum olamadığım bu albümden sonra onu şimdi de böyle özel bir çalışmada dinliyor olmak ayrıca keyifli oldu doğrusu.
Bu çalışmada yer alan isimlerden biri de Thornetta Davis olurken bizlere kadın blues vokalinin en güzel örneklerinden birini veriyor. "I Need A Whole Lotta Lovin" ve "Remember Me" isimli iki parçada vokal yapan Davis'i dinlerken, keşke bir kaç parçada daha vokal yapsaymış demeden edemiyoruz. Albümün açılışında yer alan "This Little Voice" da gitarı ve vokaliyle konuk olan John Primer ile Bob Corritore'in arkadaş listesi devam ediyor. Rock'n Roll ritimli, swing'i yüksek "Tough Enough " adlı parçada gitarıyla Jimi "Primetime" Smith katılırken Corriote'nin arkadaş listesi kapak suretleri itibarıyla tamamlanıyor ama albüme konuk olan isimler bunlarla sınırlı değil. Yazının başında Bob Corritore'nin "arşivci" olduğunu söyledim ama bu ölü bir arşivcilik değil, o yaşayan ama kolay bulamayacağımız ya da gözden uzak kalmış blues dehalarını topluyor ve armonikasıyla onlara eşlik ederek kaydediyor. İşte "Somebody Put Bad Luck On Me" de böylesi bir albüm.
Bob Corritore ismini bir yere not edin derim, zira adam zor zamanlarda yapışılacak bir can simidi gibi.
Aptulika
Aptulika
Jethro Tull'da Çarşı Karıştı!
Martin Barre Jethro Tull’ı dağıttığı için Ian Anderson’a çok kızmış ve bir dergiye röportaj vermiş.
Anlatışındaki zarifliğe hayran olduğum söyleşide Barre özetle, Jethro Tull ile çalmanın hayali olduğunu, her ne kadar son dönemlerde biraz “uyuşuk” olsa da grubu çok sevdiğini anlatmış. Her ne kadar her turne boyunca her konserde aynı parçaları çalmaktan biraz sıkılmış olsa da Ian Anderson’un, bir sohbetin ortasında aniden
“Jethro Tull’ı bitiriyorum”
demesine çok üzüldüğünü ve bu kararın Anderson’ın verdiği “en kötü karar” olduğunu söylüyor.
“Bizim gibi gruplar eski kadroları ya da ona en yakın kadrolarla konser vermeye devam ediyor ve dinleyicilerini mutlu ediyorlar, ama Jethro Tull bu dağılmadan sonra bir daha asla aynı saygıyı göremeyecek” diyor Martin Barre ve Jethro Tull ile tekrar bir araya gelmenin kapılarını tamamen kapatmasa da “bu çok sürpriz bir karar” olur diyor.
Jethro Tull 2012 yılında dağılmış ve Martin Barre “Martin Barre Band” ismiyle kendi grubu ile Ian Anderson ise kendi ismiyle turnelere ve Jethro Tull parçaları çalmaya devam ediyorlar.
Blues Perişan Magazin ekibi olarak Ian Anderson’ın vereceği cevabı dört gözle bekliyoruz (!)
https://ultimateclassicrock.com/martin-barre-jethro-tull-split/