12 Eylül 2023 Salı

Ahmet Güvenç ERKİN KORAY'ı Anlatıyor



AHMET GÜVENÇ: "Gençlere bol bol Erkin'i anlatın. O çünkü onlar için çok kavga verdi, diğer üçü gibi. Üçü de verdiler o kavgayı. Ne yazık ki Türkiye istediğimiz hale gelemedi. Biz o hale gelsin diye çok büyük bir kavga verdik...Hepimiz...Bütün o nesil. Ama olmadı! işte gençlere Erkin'i de, Barış'ı da, Cem'i de çok iyi anlatmak lazım."  



Akif Burak Atlar, Açık Radyo'da yaptığı "Şarhoş Atlar Zamanı adını verdiği radyo programını üç hafta süren Erkin Koray anmasına ayırmıştı. Şimdi  Ahmet Güvenç'in konuk olduğu programdan bölümlere yer vereceğim. Bu arada yayınlamam için izin veren Arif Burak Atlar'a bir kez daha teşekkür ederim. 

Sarhoş Atlar Zamanı

Erkin Koray özel yayını 2

20 Ağustos 2023

Hazırlayan ve Sunan: Akif Burak Atlar

Açık Radyo

Konuk:Ahmet Güvenç



Bütün dostları ne yazık ki birer birer, bu güzel insanları ve güzel zamanları kaybediyoruz. Bu benim için üzücü... İşte bu yaşamın getirdiği ve katlanmamız gereken bir durum. Erkin'i kaybetmek, gerçekten çok zor. Bir de benim Erkin'le tanışmam çok eskilere dayanır.  Grup Bunalım'dayken bir olay nedeniyle gruptan ayrılmak zorunluluğu duydum. Ayrıldığım günün ertesi sabahı Erkin benim eve gelip beni aldı. Onun meşhur antika arabasına bindik. "Hadi, artık gidiyoruz" dedi. Ondan sonra gittik, hatta senelerce beraber gittik ki gidiş o gidiş. 



Bir çok çalışmamız oldu. Erkin'in Kazancı Yokuşu'nda bir prova yeri vardı. Bizim de orada günde 15 ile 16 saatimiz çalarak geçerdi. Yani jam session'lar yapardık, yeni parçalar çıkarırdık... durmadan çalardık. O çalışmalarda ben Erkin'den bas gitar çalarken nasıl düşünmem gerektiğini öğrendim. O yüzden benim için o çok önemlidir, bende çok büyük emeği vardır.  

Sonra turnelere çıktık, onun kurduğu Süper Grup ( ve Yeraltı Dörtlüsü)'ta çaldım. Beraber işte o  'Cemalim" (Elektronik Türküler) albümünü yaptık. Derken bir Kıbrıs turnesi çıktı. O zaman Kıbrıs'a vizeyle gidiliyordu. Benim o sıra pasaportum olmadığı için izni almaya gittim. Ama bir yandan da askerlik limitteydi ve oradan vize yerine askere alındım. Böylece Erkin ile kopmuş olduk... Bizim zamanımızda biliyorsun askerlik iki seneye yakın, 22 ay sürüyordu. 

Askerden döndükten sonra gene Erkin'le buluştuk, görüştük. 1974 gibi ben İngiltere'ye gittim, orada 2 sene kaldım. Orada iken Erkin'den bir telefon geldi, "Ahmet" dedi, "Hollanda'da altı konser var, gel orada birlikte çalalım." E, şimdi Erkin böyle bir şey söyleyince tabii ki Ahmet apar topar toplanır ve ardına bakmayarak Hollanda'ya gider. O konserlerde çaldık, sonra da 6 ay kadar Erkin ile Hollanda'da aynı odada kaldık. Yani onunla öyle bir kardeşliğimiz de var. 


Daha sonra da işte bir sürü şeyler oldu. Erkin sonra galiba Amerika'ya gitti. Erkin, durmadan seyahat eder biliyorsun... Hiçbir yeri beğenmez, durmadan oradan oraya dolaşır. Arada kopuyoruz, sonra tekrar bir araya geliyoruz. 



Erkin Amerika'ya gidince ben Barış Manço ile çalışmaya başladım. Artık Kurtalan Ekspres'n bas gitaristiydim ama o zaman bile Erkin geldiğinde (Erkin'in konserleri olduğunda) ben izinliydim bu konuda... çünkü Erkin benim ilk gözağrımdı. Kurtalan Ekspres'te olanlar bilirdi, Erkin'in konserlerinde çalardım, büyük bir zevkle. Böyle bir kardeşliğimiz vardı. Kardeşlik diyorum ama onunla aramızda on yaş vardı ve benim abimdi ama abi demezdim...Ahmet, Erkin işte öyle gidiyordu. 

Sonraları ben bir stüdyo açmıştım. Adı Stüdyo Spectrum'du ve Erkin'in "Akrebin Gözleri " albümünü orada kaydetmiştik. Bu sebeple uzun bir süre yeniden beraber olduk. Yani hayatımız hep böyle birlikte çalmalarla, esprilerle, yaşanmışlığın getirdiği birikimle dolu dolu geçti. Ne yazık ki yedi, sekiz senedir Erkin'i görmüyordum, biliyorsun uzun zamandır yurtdışındaydı... çok üzgünüm çok, yani bir kürek bile atamadığım için. Ona son vazifemizi bile yapamadık. 


CEM KARACA, BARIŞ MANÇO, ERKİN KORAY

Aslında Cem Karaca da, Barış Manço da şarkıcıydı yani solistti. Erkin hem müzisyen hem solistti. O müzisyen yani gitarist olduğu için anlaşmamız çok daha değişik bir boyuttaydı. Erkin ile çalarken doğaçlamalar yapardık. O jam- Session'larda parçanın bir yerinden girip başka bir yerinden çıkabiliyorduk. Bunları başka biriyle yapamazdınız. 



Bir de Erkin'in en büyük özelliği bu işe Rock'n' Roll yaparak başlamış olması. Bu işe başını en baştan koyan kişi de Erkin. Yani düşün, ben Grup Bunalım'da çalıyorum ve Erkin bizimle arkadaş oluyor, destek veriyor, İşte Erkinlere yemeğe gidiyoruz, beraber jam session'lar yapıyoruz. Böyle bir beraberlik ve kardeşlik içindeydik. Aslında benim dönemimin bütün müzisyenleri kardeş gibiydi. Onların her biri aynı ordunun askerleri gibiydi. 


Akif Burak Atlar - Erkin Koray'ın müziğine baktığımızda mutlaka Rock'n Roll başlığı altında değerlendireceğiz ama Beat akımıyla başlayan...

Dur bir dakika... Erkin ondan da evvel...  o bütün Elvis Presley şarkılarını söylüyordu. Önce onları yapmış, ondan sonra da oraya geçmiş. Yani Rock'n Roll'un Beatles bile çıkmadan evvelki bölümü var ya, Erkin orada da var. Bütün o parçaları da çok iyi bilir. Onunla konserdeyken bir ara onlardan birine girerdi; o anda gel de çal bakalım. Erkin öyle şaşırtıcıdır. 


 Dün arşivlerde gezerken, Ocak 1966 tarihli Ses dergisini karıştırıyordum. Sanırım Ses dergisi arşivlerindeki ilk Erkin Koray röportajı o sayıda yer alıyor. Orada kendi sözleriyle müzikal çizgisini şöyle açıklamış: "Elvis Presley'in o büyüleyici sesini duyduğum an, her şeyim alt üst olacaktı. Söyleyişimden ağız hareketlerime, kıyafetime, sahne mimiklerime varıncaya kadar hepsi Presley benzeri olmalıydı. Bunu başardım galiba."


Dediğime geldik bak...


 Evet... Bir diğer idolünün de Mick Jagger olduğunu belirtmiş o röportajda. O sayıdaki Ses dergisi yorumunda ise, "Türkiye'de Beat tipi saç uzatıp, Beatle ritmiyle çalıp, söyleyen bir müzik topluluğu var!" diye not düşecekti. Ondan sonrasında ise Erkin Koray müziği Saykodelik ve Progresif tarzlara da girip çıkıyor. Zaman zaman Anadolu Pop ve Rock olarak tanımlayabileceğimiz işleri de olacaktı. Bir ayağı batıda bir ayağı da doğuda ve çoğu zaman deneysel çizgilerde yürüdüğünü görüyoruz. Tarif etmesi, tanımlanması zor ama siz Erkin Koray müziğini bize nasıl tariflersiniz?



Şimdi ben sana Erkin Koray müziğini tarif edemem... ama sana Erkin'i anlatmak için şunu söyleyebilirim; Erkin'in Kanada'ya gitmeden önce burada son oturduğu evinde 20 - 25 tane falan gitarı vardı. Bu gitarların bazıları gitar şeklinde bazıları da demode vaziyette yerlerde dururdu. Yani prova yapmak için evine gittiğimizde salona gitmek için o gitarlara basmadan yürümek için çok dikkat etmemiz gerekirdi. Böyle bir merak, böyle bir aşk vardı onda. "almayacağım" der ama bir gitar alıp çıkardı dükkandan. Bu kadar çok sevdiği şeydi müzik, adeta her şeyiydi. Erkin'in annesi hayattayken oturdukları Mecidiyeköy'deki evlerine de gitmiştim. Sevgili annesiyle de tanışmıştım. O da piyano öğretmeni, çok değerli bir hanımefendiydi. Erkin onu da çok çok severdi...Allah Rahmet Eylesin. 


 Sevgili Vecihe Koray'ı da buradan anmış olalım.

Evet, Mecidiyeköy'deki evlerine gittiğimde annesiyle de konuşurduk. Ben de daha düşün işte 17 yaşında bir tıfıldım yani.



PLAK YAPIMCILARIYLA PROBLEMLER

 Sanıyorum Erkin Koray'ın son olarak yaptığı stüdyo albümleri 1990'ların sonundaydı. 

"Akrebin Gözleri" albümünü benim stüdyoda yaptık.


  Onlardan sonrada Erkin Koray'ın albüm çıkarmadığını görüyoruz. Son yıllarını müzikal anlamda nasıl geçirdi. 


Buradaki plak yapımcılarıyla problem halindeydi. Eskiden verdiği izinlerden bir takım toplama albümler, istemediği gibi çıkıyordu. Onlardan hep şikayetçiydi. 


  Bu şikayetlerini ses kayıtlayla bizlerle de paylaşıyordu.


Neler oldu onu da maalesef bilemiyorum. Çünkü uzun zamandır görmüyorum. Türkiye'den gidişinden sonra koptuk.




 

FARKLI ÇİZGİDE YÜRÜMÜŞ BİR MÜZİK İNSANI


 Nevi şahsına münhasır bir müzik insanıydı. 

Aynen öyle.

 Hani onun hakkında söylenenler, arşivlerde okuduklarımız... Şöyle bir şey söylüyor: Biraz kafasına göre  yaşayan, orijinal bir karekter olduğunu görüyoruz. Hem kendisine dair kullandığı mizah hem de müziğe dair verdiği röportajlarda öne çıkan tarafı onu biraz ayrıştırıyor. Farklı bir çizgide yürümüş...İşte "Uzay Müziği", "Yeraltı Müziği" gibi. Kendi müziğini tariflediği röportajlarında hep bir muzip tarafı da bulunuyor. Onu siz nasıl değerlendirebilirsiniz.

Şimdi biz uzun yıllar beraber yaşadığımız için, her zaman olayları matrağa alma tarafımız vardı. Biz olanları gülerek karşılamazsak, ne o turnelere dayanabilirdik ne de bu kadar senedir çektiğimiz çileye. Biz her şeyi matrağa alarak geçiştirebilirdik. Bu hepimizde alışkanlık haline geldi O Erkin'de fazlasıyla vardı tabii.




"ERKİN ONLAR İÇİN ÇOK KAVGA VERDİ."


  Sevgili Ahmet Abi, son olarak söylemek istediğiniz bir şey varsa...

İnanın bana, Erkin'in kaybına çok çok üzüldüm...Nurlar İçinde Yatsın. Hani nasıl olsa ilerde beraber olacağız. O zamana kadar hepimizin çekmesi gereken bir hüzün durumu var. Yapacak bir şey yok. 

Gençlere bol bol Erkin'i anlatın. O çünkü onlar için çok kavga verdi, diğer üçü gibi. Üçü de verdiler o kavgayı. Ne yazık ki Türkiye istediğimiz hale gelemedi. Biz o hale gelsin diye çok büyük bir kavga verdik...Hepimiz...Bütün o nesil. Ama olmadı! işte gençlere Erkin'i de, Barış'ı da, Cem'i de çok iyi anlatmak lazım. Bir Türk müzisyeni bunları bilmeden yola çıkmamalı. 

Sarhoş Atlar Zamanı

Erkin Koray özel yayını 2

20 Ağustos 2023

Hazırlayan ve Sunan: Akif Burak Atlar

Açık Radyo

Konuk: Taner Öngür

Akif Burak Atlar'a hem böyle bir söyleşi gerçekleştirdiği için teşekkür eder, bunu paylaşmamız aizin verdiği için de ayrıca minnettarım. 


Liste Başı ALBÜMLER - 13 Eylül 2023



Rock


1. Mirror in the Sky - YES (1) - 16

2. Starcatcher - GRETE VAN FLEET (4) - 3

3. Forwards - THE ALARM (5) - 8


4. Road - ALICE COOPER (6) - 3

5. Fated - JEAU JAMES (3) - 8

6. Orpheus Descending - JOHN MELLENCAMP (7) - 12

7. Hung Up On Dreams (Live Los Angeles'91) - THE BLACK CROWES (2) - 5

8. Ceime Scene - RPWL (14) -  3

9. Fearless - CROWN LANDS (15) - 2

10. Mammoth II - MAMMOTH WVH (10) -4

 11. Bad Luck & The Blues - LAURENCE JONES (13) - 3

12. MMJ Live Vol 3 Bonnaroo 2004 - MY MORNING JACKET (12) - 3

13. '73 - ARIELLE (16) - 2

14. Ride Into The Light - ROBERT JON & THE WRECK (22) - 4

 15. Wild & Precious Life - DUANE BETTS (17) - 6

16. Day Of The Doug - SON VOLT (18) - 3

17. Dream Machine - DES ROCS (19) - 2

18. Superskull - BLACK RAINBOW (21) - 2

19. Automatic - RICK SPRINGFIELD (23) - 4

20. Peace...Like A River - GOV'T MULE (11) - 12

21. Horns For A Halo - ELEGANT WEAPONS (8)  - 13

22. Wrong Side Paradise - Black Star Riders (9) -13

23. Bridges - STEVE LUKATHER (20) - 12

24. Every Lose - IGGY POP (24) - 10

25. The Feminine Divine - DEXYS (25) - 3


 




  Blues





1. Get Your Back Into It! - THE NICK MOSS BAND (1) - 7


2. Blood Brothers - MİKE ZITO and ALBERT CASTIGLIA (5) - 13


3. All My Love For You - BOBBY RUSH (8) - 3




4. Six Strings of Steel - DUKE ROBILLARD (2) - 9

5. Connections - BRUCE KATZ BAND (3) - 10

6. Writing On The Wall - COCO MONTOYA (11) - 2

7. Cruisin' Kansas City - MIKE BOURNE (9) - 3

8. Yellow Peril - NAT MYERS (4) - 7

9. Live At The 2023 New Orleans Jazz & Heritage Festival - SONNY LANDRETH (10) - 5

10. Call It Confusion - JOHNNY KING & FRIENDS (12)- 8

11. Lover's Game - THE WAR AND TREATY (7) - 9

12. Back In Style - NIGEL MACK (13) - 6

13. Backbone  - DEB CALLAHAN (16) -3

14. Mojosoul - GWYN ASHTON (15) - 3


15. Getting Together - MICHAEL JEROME BROWNE (17) - 6

16. The Winding Way - THE TESKEY BROTHERS (18) - 7

17. Don’t Wait Too Long - PAUL CARRACK & The SWR Big Band (19) - 7

18. Squareneck Soul - ANDY HALL (21) - 7

19. Everything Now - JW - JONES (22) - 6

20. Mother Road - GRACE POTTER (23) - 4

21. Squareneck Soul - ANDY HALL (24) - 7

22. Life Don't Miss Nobody - TRACY NELSON (25) - 3

23. The Deep And The Dirty -  ERIC JOHANSON (15) - 7

24. Introducing The Özdemirs - The Özdemirs (6) - 10

25. City Boy - MICK CLARKE (27)- 2

26. Ridin' - ERIC BIBB (20) - 13

27. Death Wish -SAMANTHA FISH & JESSE DAYTON (26) - 11


28. Bee Cool - WILLIE J. CAMPBELL(30) - 2


29. The Right Man - D.K. HARRELL (Yeni) - 1

30. Best of Me - JOANNA CONNOR (28) - 11
 

 



Caz







1. Stormy Beauty - NILS KUGELMANN (2) - 6

2. Louis Armstrong's Hot Fives and Hot Sevens - WYNTON MARSALİS (1) - 6

3. Kings Highway - BRIAN BLADE & THE FELLOWSHIP BAND (4) - 6


4. Passage - JOHNATHAN BLAKE (7) - 5

5. Book Of Queens - KRASNO/MOORE PROJECT (3) - 8


6. A Smooth One - DUKE ROBILLARD (10) - 3

7. Moko Jumbie - A PLANE TO CATCH (8) - 7


8. Compton's Finest - BRANDON SANDERS (14) - 3


9. The Lucky One - CORY WONG (11) - 5

10. Octava - PHI -PSONICS (12) - 6


11. Chet Remember - ENRICO PIERANUNZI (15) - 14

12. Like - MAX IONATA (16) -2

13. Birds - TINGVALL TRIO (5) - 9

 14. Off The Charts - RICHARD BARATTA  (17) - 3


15. It Will Be Alright - BLICHER HEMMER GADD (Yeni) - 1

16. Bitter Head - RON CARTER (Y) - 1

17. Move Your Feet - MICHAEL VALEANU (20) -2

18. Asta 2 - Andre CECCARELLI (Y) -1

19. Sweet Spring - DENA DE ROSA (Y) - 1

20. Moods Vol.2 - GUNDE BODILSEN LUND (Y) - 1



 

10 Eylül 2023 Pazar

Carol of Harvest




Carol of Harvest


Bu yazımda aslında sizlere, yeni tanıştığım ve ilk albümleri bu yıl çıkan bir gruptan bahsedecektim. Ancak geçen hafta tesadüfen internette karşılaştığım ve beni heyecanlandıran bir haber, önceliği ‘’Carol of Harvest’’e vermeme sebep oldu.

Bu habere göre, birçok Alman kraut rock ve progressive rock grubunun az bulunan albümlerini yeniden CD ya LP olarak basan, özellikle de kraut rock meraklılarının çok iyi bildiği ‘’Garden of Delight’’ müzik şirketi(?) ‘’Carol of Harvest’’in albümünü yakınzamanda LP olarak tekrar basacakmış. Grup bu şekilde aklıma düşünce, ben de kısaca gruptan söz etmek istedim. Bu LP içerisinde grubun daha önce hiç yayınlanmamış fotoğrafları, bir röportajı ve bir posterinin de yer aldığı yirmi sayfalık bir booklet de olacakmış. Bu haber neden önemli derseniz, grubun 1978 yılında çıkan ilk ve tek albümü sadece iki yüz adet olarak basılıyor. Zamanla, çok aranan ve orijinal baskısını bulmanın neredeyse imkansız olduğu bir albüm haline geliyor Arada yasal baskıların yanında, korsan olan baskıları da çıkıyor.     

Carol of Harvest, 1976 yılında Almanya’da, Bavyera eyaletindeki Fürth şehrinde kuruluyor. Grubun kurucu üyesi ‘’Axel Schmierer’’ on altı yaşında, kendi başına gitar çalmayı öğrenmeye başlıyor. Bas gitaristiyle aynı sınıfta olduğu ve çok beğendiği ‘’After Curfew’’ grubunda gitar çalmak istiyor Axel ve gruba bir ritm gitarist arandığı sırada başvuruyor, ancak kabul edilmiyor. Daha sonra, on dokuz yaşındayken ,arkadaşları Robert Högn (davul) ve Heinz Reinschlüssel (bas gitar) ile kendi gruplarını kurmaya karar veriyorlar .Kısa süre sonra muhteşem ses Beate Krause ve Jürgen Kolb (klavye) de gruba dahil oluyorlar ve grubun kısa ömürlü ama progressive rock müzik tarihinde iz bırakan yolculukları başlamış oluyor .Grubun adı ise ,birçok müzisyen ve sanatçıya ilham olmuş (örn: Bram Stocker -Dracula) ünlü Amerikalı şair ‘’Walt Whitemann’’ın ‘’A Carol of Harvest’’ (1867) şiirinden geliyor .Axel ,bu şiirin tam da kendisinin anlatmak istediklerini ifade ettiğini söylüyor bir röportajında .   

     1978 yılında, her biri hala öğrenci olan grup üyeleri, maliyetini kendi imkanlarıyla karşıladıkları ve toplam dört şarkının yer aldığı ve sadece iki yüz adet basılan ilk ve tek albümlerini ‘’Brutkasten Record’’ dan çıkarır. Albümün bir adı yok bu arada. Tek bir albüm diyorum çünkü grup dağıldıktan çok zaman sonra 2008 yılında çıkan ve orijinal kadrodan sadece Axel’in bulunduğu ‘’TY I JA ‘’adlı albümün, Carol of Harvest’ le pek ilgisi olmadığı konusunda neredeyse herkes hemfikir.

  Grubun müziği, progressive, psychodelic, folk ve kraut rock olarak da tanımlanıyor genelde, 70’lerin sonunda yapılmış olmasına rağmen. Ben  genre/tür tanımlamalarına çok yoğunlaşmıyorum, şarkıları dinlerken hissettiklerim, grubun müziğiyle kurduğum bağ daha önemli benim için.

   Albüm kapağında yer alan, Walt Whitemann ‘ın ‘’ The Carol of Harvest ‘’ şiirinden bir bölüm, grupla ilgili ilk ipucunu veriyor dinleyicilere. Kapakta yer alan doğa fotoğrafları da öyle.  

                 ‘’ a song of the god       

                     Green grass

                     a song no more of

                     city streets

                     a song of farms

                     a song of the soil

                     of the field . ,,


Carol of Harvest’ in doğayı hak ettiği gibi yücelten, pastoral betimlemelere çokça yer veren, romantik - daha doğrusu Baudelaire’in kasvetli, ızdıraplı kara romantizmi kadar olmasa da - dram ve karanlığı, melankolik duyguları da barındırdığı için, pembe romantiklerden ziyade ‘’koyu renk ‘’ romantiklere daha yakın bir grup olduğunu söylesem, abartmış olmam sanırım.

  Camel, Pink Floyd, Gentle Giant, Renaissance gibi gruplardan etkilendiğini söyleyen grubun gitaristi Axel ‘in müziğinde, bu gruplardan da bazı etkiler görmek mümkün doğal olarak. Grubun tüm şarkılarının sözleri ve müziği Axel ‘e ait. Albümde yer alan şarkılar:

1. Put On Your Nightcap (16:02)

2. You and Me (2:31)

3. Somewhere at the End of the Rainbow (6:26)

4. Treary Eyes (4:17)

5. Try a Little Bit (9:59)

 



Carol of Harvest tek albümü olan ama oku kalbinizin tam ortasına isabet ettirebilen gruplardan. Tamamen kişisel yorumum tabi ki bu. Bir kez dinledikten sonra asla unutmadığınız vokaller vardır,’’Beate Krause ‘’ de bu çok özel seslerden bir tanesi. Grubu dinlemeye başladığınız andan itibaren, sizi o büyüleyici, duru, güçlü vokaliyle kolayca etkisi altına alıyor. Bir grubu severek dinleyebilmem için vokalini de sevmem gerekiyor kesinlikle. 




   Grubun müziğini; melodik, melankolik değişken ve güzel ritimler, enfes gitar ve davulun yanında bolca Moog synth duyabileceğiniz, zaman zaman space rock tınılarını da yakalayabileceğiniz, özgün, sürprizli şarkı yapıları ve Beate Krause’nin hafızalara kazınan büyüleyici vokaliyle özetleyebilirim.

Albümle özdeşleşen, açılış şarkısı olan on altı dakikalık, ‘’Put On Your Nightcap ‘’, grubun progressive rock müzik tarihinde yerini almış bir eser tartışmasız. Savaş karşıtı bir şarkı bu; müziğin kendisi kadar, etkileyici ve sisteme meydan okuyan sözleri ile de dikkat çekiyor. Savaşın olmadığı, dinin yönlendirmesi ile ne zaman ölüneceğine, ne zaman yaşanılacağına birilerinin karar vermediği, barış içinde, her zaman yeşil, huzurlu ve sakin bir dünyaya duyulan özlem ve umudu görüyoruz. Melankolik, dramatik ve şiir gibi bir şarkı. Enfes moog synthler, akustik ve melodik lead gitar, sizi bu özlenen dünyaya çok hoş, gizemli bir yolculukla, zaman zaman sarsarak ulaştırmaya çalışıyor sanki. Şarkının başlangıcı, düşsel bir rüzgar sesi içinden, özgün bir şekilde, dinleyici ile buluşuyor... Şarkının 06.30 dk dan itibaren duyulan arpej bana hep Pilli Bebek‘in bir şarkısını hatırlatıyor. Neyse, yine çok dağıtıyorum konuyu. Asıl çarpıcı olan bölüm tabi ki ‘’close to the edge of the world ‘’ çıkışıyla Beate Krause’nin sesinin tüm güzelliğini bize hissettiren bölüm ve şahane gitar solosunun yer aldığı son 3-4 dakikası. Şarkı bitti sanıyorken, daha ritmik ve hızlı tempolu olan ikinci bölüm başlıyor. Davul ve bas severleri şarkının ikinci bölümü daha mutlu edebilir. Bol sürprizli, karmaşık bir yapısı olan, oldukça progressive bir şarkı bu. Daha fazla ayrıntıya girmeden, sizleri bu muhteşem şarkıyı dinlemeye davet ediyorum.

İkinci şarkı “You and me”, kısa bir aşk şarkısı. Akustik gitar ve vokal ön planda. Üçüncü şarkı “Somewhere at the end of the Rainbow” da bir aşk şarkısı. Güzel melodiler, davul ve güçlü bas gitar dikkat çekiyor bu şarkıda ve tabi ki yine Beate ’nin vokali ve “the sky keeps falling on my head” sözlerini enfes bir şekilde söyleyişi… Albümdeki dördüncü şarkı “Treary Eyes” yine kısa ve melodik bir şarkı, akustik gitar dikkat çekiyor burada. Son şarkı “Try a little bit”. Axel’ in bir röportajında aktardığına göre, bir arkadaşının trajik ölümünden etkilenerek yazdığı bir esermiş bu şarkı. “A thougt that flies away, you’re in love with me” sözleri ile, ilk şarkıdaki gibi bizi psychedelic bir atmosfere sokan Beate’ nin etkileyici vokali yine akılda en çok kalan ayrıntı bu şarkıya dair. Bu arada unutmadan ekleyeyim, Beate Krause bu albümde muhteşem sesi ile bizleri adeta büyülerken, sadece on altı yaşındaymış.

Şüphesiz ki Beate Krause’nin sesi progressive rock kulvarındaki en güçlü ve etkileyici kadın vokallerinden bir tanesi, Renaissance grubundan Annie Haslam gibi o da sahnenin sopranolarından. Annie Haslam’ın 5 oktavlık sesini beynimize kazıyan “Ashes are Burning” şarkısı 1973 yılından ve kendisi o zaman yirmi altı yaşındaymış. Beate’nin bu albümdeki performansını gerçekleştirdiği yaş ise sadece on altı. Her iki vokal genelde karşılaştırılır prog rock dinleyicileri tarafından, yaş ayrıntısını da ben ilave edeyim bu bağlamda. Carol of Harvest in müziği, tamamen içlerinden geldiği gibi, özveri ve amatör bir ruhla yapılmış ama progressive/psyechedlic/folk rock klasiklerinden bir tanesi olmuş, gölgede bekleyen güzelliklerden. 

Albüm CD formatında 2001 yılında “Second Battle” etiketi ile tekrar yayınlandığında konser kaydı olan 3 tane bonus şarkı ilave edilmiştir.

6. River (live) (2:36)

7. Sweet Heroin (live) (7:04)

8. Brickstone (live) (1:14) 


Grubun ömrü maalesef uzun olamamış, klavyecilerinin ve vokalin ayrılmasıyla grup albüm kaydından kısa süre sonra dağılır.

2008 yılında grubun kurucu üyesi gitarist Axel Schmierer, grubun adını devam ettirerek “TY I JA” albümünü “CD Guma Records” etiketi ile çıkartır. Bu albümdeki en belirgin değişiklik vokalde olmuştur. Polanya’lı Eva Grams’ın ana dilinde “Lehçe” söylediği şarkılar için çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Vokali başarılı, hoş bir ses. Şarkılar daha kısa, progressive öğeleler oldukça az ve davul için de elektronik tercih edilmiş. Müzikal olarak çok kötü değiller aslında ama Carol of Harvest’i hatırlatan pek bir şey duymak mümkün değil. Birkaç tane şarkıda sadece, Axel’in tipik arpejli gitarını duyduğunuzda, çalan albümün Carol of Harvest’e ait olduğunu biraz hissedebiliyorsunuz. Albümdeki tek İngilizce şarkı olan “In Between” de Axel’in vokalini duyuyoruz. Kolaya kaçarak yapılmış bir albüm hissi yaratıyor maalesef, duygusal sebeplerle yapılmış belki de, elektrik poptan da fazlaca etkilenmiş. Ne yazık ki, yapılmasa da olurmuş diyeceğimiz bir albüm olarak yerini aldı zihnimde.



Son olarak, grup üyelerine ne oldu, neler yapıyorlar diye merak edenler için yazıyorum.

Grubun beyni Axel halen müzik üretmeye devam ettiğini söylemiş yakın zamanda katıldığı bir röportajda. Evsiz gençler için çalışıyormuş ve aynı zamanda nefes terapistliği yapıyormuş.



Grubun klavyecisi Jürgen Kolb, piroteknisyen olarak meslek hayatına devam ediyormuş. Bas gitarist Heinz Reinschlüssel ise, org yapımı uzmanlığını, ailesinden iş sebebiyle çok uzak kalmak istemediği için sonlandırmış ve iş yaşamına erkek hemşire olarak devam ediyormuş. Başarılı davulcuları Roger Högn de maalesef kanser sebebiyle 2016 yılında hayata veda etmiş.

Beate Krause ise artık Beate Sampson olarak müzik kariyerine caz yolunda devam ediyor. 80’li yıllarda farklı müzisyenlerle birkaç tane projede yer almış. 1984 yılından beri Almanya’daki “Bayerischen Rundfunk” da önceleri muhabir daha sonra ise sunucu olarak müzikle iç içe yaşamını sürdürmeye devam ediyor. İki meslektaşıyla birlikte hazırlayıp sunduğu “Jazz Time” programı 2022 yılında Almanya’nın en iyi radyo programı ödülünü almış. Çok sempatik bir insan. Almanya Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen “Alman Caz Ödülü” nü belirleyecek olan jüri üyelerinden birisi olarak da görevliymiş.


Grubun klavyecisi Jürgen Kolb,piroteknisyen olarak çalışıyormuş.Bas gitarist Heinz Reinschlüssel ise kardeşi ile aynı meslek olan org yapımı ustalığını, ailesinden çok uzak kalmak


istemediği için sonlandırmak zorunda kalmış ve erkek hemşire olarak meslek hayatına devam ediyormuş.


Hayatı gerçekten müzik olanlar, farklı biçimlerde ve zamanlarda olsa bile, müzikten hiç kopmadan, müzik gezegenin yörüngesinden ne olursa olsun hiç çıkmadan devam ediyorlar müzikle yaşamaya.  Gerçek müzik sevgisi sizi hiç bırakmaz.

Sevgi Yeşilyaprak

 

7 Eylül 2023 Perşembe

Siyah Beyaz ve Sararmış Fotoğraftan Yeniden Başlayabilsek!

 


Ağustos ayının yedisinden bu yana bir ay geçti geçmesine ama ben hala alışamadım Erkin Koray'ın bu yerkürede olmamasına. Evet bugün bile "ölüm" sözcüğünü dillendiremiyorum.  Şu 7 Ağustos günü gelen haber öyle bir yumruk, öyle bir tekme tokat girişmesiydi ki, nerdeyse bir aydır bitkisel hayata girmiş gibiydim. Ne bir kelime söylemek ne de bir satır yazmak istiyordum. Neyse ki değerli  arkadaşım Gülçin, Açık Radyo'daki programı Koyu Mavi' ye beni konuk etti de biraz nefes alabildim. Bu arada konuk etti dedim ama Gülçin programın çalma listesini bana bıraktığı gibi, hiç müdahale etmeden adeta  o iki programı benim radyo programım haline getirdi. O programda bir başka güzel arkadaşım Meral de vardı ve bana Erkin Abi ile ilgili son görevimi yapmama imkan tanıdılar. Programını bana verdiği için Gülçin'e beni orada yalnız bırakmadığı için Meral'e minnettarım. Yaşamda para biriktirmek, üst üste yığmak onları... bir çok insan için önemlidir ama ben o işi hiç beceremedim (galiba Erkin Abi gibi). Ancak farkında olmadan çok güzel dostlar biriktirmişim. 

Bu bir ayda yazıp, çizmedim dedim ama öyle notlar biriktirdimki, hepsi bu yazı gibi değil, zehir zemberek ve öfke dolu... ve bunları da buradan paylaşacağım. Aslında ilk yazım öfke dolu olanıydı ama onu daha sonraya bırakmaya karar verdim.  İlk olarak Erkin Koray'ın iki güzel dostununun onun ardından söylediklerine yer vereceğim. Sonrasında da öfkelendiğim yazıya sıra gelecek. 

"Bir tutam öfke takılır kalır içimde

Kurtulamam atamam bu öfkeyi içimden

Binlerce hile binlerce hurda varken

Bunları unutamam namert cirit atarken..."

En sevdiğim şarkılarından biridir "Öfke" ve Erkin Koray bu güzelim parçaya bu sözlerle girer. Bu bir ay boyunca neredeyse her saniye bu parçayı söylemişimdir. "Bu bitmeyen öfke"den kurtuluş yok yani.  

En son olarak da Koyu Mavi radyo programında yer verdiğim ve beni çocukluğumdan bu yana etkileyen ve iz bırakan Erkin Koray eserleri üzerinden bir yazı kaleme alacağım. O iki programdaki playlisti bir gün içinde hazırlamıştım. Açıkcası eksik kalacak ve "keşke şunu da çalsaydım" diyeceğim diye endişe etmedim değildi ama program bittikten sonra Gülçin bana programın kayıtlarını gönderdi ve tekrar dinlediğimde bir de baktım ki hiç bir şey eksik kalmamıştı. O programda Erkin Koray'ı benim dinleme serüvenime göre anlatmak istemiştim. Yani öyle anılar, anektodlar, ahkam kesmeler ya da magazin değil müziğini dinleme sürecim ve müziğin izinden giderek bana göre Erkin Koray biyografisi olsun istemiştim. Bence oldu da. Bu kayıtlardan bir YouTube paylaşımı da görseller eşliğinde hazırlayacağım ama artık ne zaman olur bilemem. Korkmayın fazla gecikmez. 

Sözün özü dostlar! Pazartesi gününden itibaren yazılara, haberlere ve paylaşımlara başlıyoruz. Bu arada blog yazarlarımızdan Sevgi Yeşilyaprak'ın kaleme aldığı nefis bir yazı da bir aydır bekledi durdu. Kendisine bu anlayışı yüzünden minnettarım. Sevgi'nin 1970'lerin güzel ve nadide gruplarından birini bizlere sunduğu yazıyı Pazartesi günü blog'da bulacaksınız. Bu arada Sevgi'nin yaptığı harika röportajların da olacağını burdan duyurayım. 

Ardında Erkin Koray ile ilgi yazılar ard arda gelecek. Magazin, geyik, efsaneler, çamur atmalar, kuyruk acıları değil, "Erkin Baba"ya yakışan şekilde olacak. O bir müzisyen ve öncü bir rock insanıydı öncelikle bunu belirtmek isteyen yazılar olacak. Öfke olacak ama güzellikler daha fazla olacak... Çünkü Erkin Koray güzel bir insandı. 

Yazacak ve yapacak çok şey var yani. O yüzden durmak yok. "Binlerce hile binlerce hurda varken.." çamur bize de sıçramasın diye efendice sessiz kaldıysam, bu en başta Erkin Abi'nin aziz hatırasındandı. Öfke ise bitmedi hala. Ama sakın ola, "aman kavga döğüş var" deyip elinize çekirdekleri kapıp koşturmayın. Öyle bir beklentiniz varsa çok beklersiniz. Ne tartışma ne da başka bir şey benim yazacaklarım. Erkin Abi'ye saygı için olacak bunlar. Onun son yolculuğunda uğurlayamamanın verdiği  hüznün acısı zaten içimde...  İmkanlarımı zorlayıp Kanada'ya gitmeyi ve orada o toprağı okşayıp bir gül bırakmayı çok istiyorum... ama bu ne zaman olur bilemiyorum. Ancak oraya bırakacağım gül, "Mezarlık Gülü" değil,  bana bir dünya kazandıran adama minnettarlığımı belirten bir gül olacak bu.

***

Yazıya eşlik eden fotoğrafı yeni gördüm ve bu yazıyı yazmak için bana büyük bir güç verdi. Keşke o siyah beyaz ve sararmış fotoğraftan yeniden başlayabilsek dedim ama bu geçmişe özlem falan değil. Kaybettiğimiz güzelliklere özlem. Ben gelecek günlerin gene güzel olacağına eminim. Bu sebeple de Erkin Koray ile ilgili yazacağımı söylediğim yazıları da bizim kuşağa değil, gelecek kuşaklara ve gençlere yazıyorum. 

Aptulika

7 Eylül 2023


6 Eylül 2023 Çarşamba

Liste Başı ALBÜMLER - 6 Eylül 2023





Rock


1. Mirror in the Sky - YES (1) - 15

2. Hung Up On Dreams (Live Los Angeles'91) - THE BLACK CROWES (4) - 4


3. Fated - JEAU JAMES (8) - 7



4. Starcatcher - GRETE VAN FLEET (9) -2

5. Forwards - THE ALARM (7) - 7

6. Road - ALICE COOPER (15) - 2

7. Orpheus Descending - JOHN MELLENCAMP (6) - 11

8. Horns For A Halo - ELEGANT WEAPONS (2)  - 12

9. Wrong Side Paradise - Black Star Riders (3) -12

10. Mammoth II - MAMMOTH WVH (14) -3

11. Peace...Like A River - GOV'T MULE (5) - 11

12. MMJ Live Vol 3 Bonnaroo 2004 - MY MORNING JACKET (16) - 2

 13. Bad Luck & The Blues - LAURENCE JONES (17) - 2

14. Ceime Scene - RPWL (22) -  2

15. Fearless - CROWN LANDS (Yeni) - 1

16. '73 - ARIELLE (Y) - 1

 17. Wild & Precious Life - DUANE BETTS (12) - 5

18. Day Of The Doug - SON VOLT (20) - 2

19. Dream Machine - DES ROCS (Y) - 1

20. Bridges - STEVE LUKATHER (10) - 11

21. Superskull - BLACK RAINBOW (Y) - 1

22. Ride Into The Light - ROBERT JON & THE WRECK (18) - 3

23. Automatic - RICK SPRINGFIELD (19) - 3

24. Every Lose - IGGY POP (11) - 9

25. The Feminine Divine - DEXYS (21) - 2


 




  Blues


1. Get Your Back Into It! - THE NICK MOSS BAND (2) - 6


2. Six Strings of Steel - DUKE ROBILLARD (1) - 8

3. Connections - BRUCE KATZ BAND (4) - 9


4
. Yellow Peril - NAT MYERS (7) - 6

5. Blood Brothers - MİKE ZITO and ALBERT CASTIGLIA (5) - 12

6. Introducing The Özdemirs - The Özdemirs (6) - 9

7. Lover's Game - THE WAR AND TREATY (3) - 8

8. All My Love For You - BOBBY RUSH (13) - 2


9. Cruisin' Kansas City - MIKE BOURNE (12) - 2

10. Live At The 2023 New Orleans Jazz & Heritage Festival - SONNY LANDRETH (11) - 4

11. Writing On The Wall - COCO MONTOYA (Yeni) - 1

12. Call It Confusion - JOHNNY KING & FRIENDS (17)- 7

13. Back In Style - NIGEL MACK (15) - 5

14. The Deep And The Dirty -  ERIC JOHANSON (18) - 5

15. Mojosoul - GWYN ASHTON (22) - 2

16. Backbone  - DEB CALLAHAN (21) -2

17. Getting Together - MICHAEL JEROME BROWNE (19) - 5

18. The Winding Way - THE TESKEY BROTHERS (23) -6

19. Don’t Wait Too Long - PAUL CARRACK & The SWR Big Band (20) - 6 

20. Ridin' - ERIC BIBB (9) - 12

21. Squareneck Soul - ANDY HALL (24) - 6

22. Everything Now - JW - JONES (28) - 5

23. Mother Road - GRACE POTTER (26) - 3

24. Squareneck Soul - ANDY HALL (27) - 6

25. Life Don't Miss Nobody - TRACY NELSON (25) - 2

26. Death Wish -SAMANTHA FISH & JESSE DAYTON (10) - 10

27. City Boy - MICK CLARKE (Y)- 1

28. Best of Me - JOANNA CONNOR (16) - 10

29. LaVette! - BETTYE LAVETTE (8) - 11

30. Bee Cool - WILLIE J. CAMPBELL(Y) - 1  

 

 



Caz






1. Louis Armstrong's Hot Fives and Hot Sevens - WYNTON MARSALIS (1) - 5


2. Stormy Beauty - NILS KUGELMANN (5) - 5

 3. Book Of Queens - KRASNO/MOORE PROJECT (6) - 7


4. Kings Highway - BRIAN BLADE & THE FELLOWSHIP BAND (7) - 5

5. Birds - TINGVALL TRIO (2) - 8

6. Dolphin - GREG FOAT (8) - 8

7. Passage - JOHNATHAN BLAKE (3) - 4

8. Moko Jumbie - A PLANE TO CATCH (19) - 6

9. Short Stories - VICENTE ARCHER (4) - 11

10. A Smooth One - DUKE ROBILLARD (14) - 2

 11. The Lucky One - CORY WONG (11) - 4

 12. Octava - PHI -PSONICS (12) - 5

13. Catalyst - STEVEN FEIFKE (10) - 11

14. Compton's Finest - BRANDON SANDERS (18) - 2

15. Chet Remember - ENRICO PIERANUNZI (13) - 13

16. Like - MAX IONATA (Yeni) -1

17. Off The Charts - RICHARD BARATTA  (19) - 2

18. Timba A La Americana - HAROLD LOPEZ NUSSA (20) - 2

19. The Power Station Tour (West Coast) - CORY WONG  (17) - 10

20. Move Your Feet - MICHAEL VALEANU (Y) -1





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...