16 Ekim 2021 Cumartesi

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 181


Hagop Baronyan
 "İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti"
Can Yayınları
Çeviri: Paris Hilda Teller Babek
  (9. Basım: Temmuz 2020)


Öncelikle kitabın ismine bakıp, bunun günümüz İstanbul'unda geçen bir gezinti olduğunu aklınıza getirmeyin. Zira bu 136 sayfada İstanbul'u mahalle mahalle gezen bir kitap, böyle bir şeyi günümüzde
yapmaya kalksanız, kitabın sayfası bir anda 1360 ve ötesine fırlar. Tabii bu işe kalkışan da hayatından bezer hani. Ben kendi adıma 60 yıldır İstanbul'dan başka bir yerde yaşamadım ama öyle mahalle semt adları var ki ilk kez duyuyorum ve görmüşlüğümde yok. Gençlik yıllarımdan sonrası İstanbul öyle şişti ve genişledi ki akıl falan alası gibi değil. 
Hagop Baronyan'ın kaleme aldığı bu kitap 19. yüzyılın ikinci yarısının İstanbul'unda 34 mahalleyi anlatıyor. Hoş 1980'lerin sonuna kadar benim de bildiğim İstanbul'da eksiksiz bir gezinti kaleme dökülmüş. Bazı yerler eksik bırakıldıysa da bunun sebebi Hagop Baronyan'ın Ermeni kökenli bir yazarımız olması sebebiyle Ermeni vatandaşlarımızın yoğun olduğu semtlerde olmuş bu gezinti. 
Kitabı elime aldığımda ilk yaptığım eylem, çocukluk ve gençliğimin geçtiği Kuruçeşme'nin yer aldığı sayfaya bakmak oldu. Semtimin 1800'lerdeki ortamında gezinti inanılmaz oldu. 
1842 Edirne doğumlu Hagop Baronyan, 1864'te İstanbul'a yerleşmiş. Tiyatro oyunları, roman , öykü olmak üzere bir çok alanda boy gösteren yazar, daha çok mizahi ve hiciv alanındaki dergilerde yapıtlarını sunmuş. Yapıtlarını Osmanlıca ve Ermenice yazan Baronyan'ın dilimize çevrilen diğer bir yapıtı da 2016 yılında gene Can Yayınları'ndan çıkan "Adabımuaşeretin Zararları". Bu kitabın adından da anlaşılacağı gibi Hagop Baronyan mizahı çok iyi kullanan bir yazar. Toplumu, kurumları ve adaletsizliği mizah yoluyla kıyasıya eleştiriyor. Bu yüzden de yaşadığı dönemde bol bol da sansürün baskısına uğramış. 
19. yüzyıl yani 1800'lerin ikinci yarısındaki "İstanbul Mahallerinde Bir Gezinti"de 34 mahalle güçlü bir mizahi bakışla anlatılıyor. O dönemin Ermeni toplumunun sorunlarına vurgu yapan Baronyan yanısıra Ermeni ileri gelenlerinin bu sorunlara ilgisizliğine ve kilisenin mahalle hayatı üzerindeki baskısına ince ve keskin bir gözlemle vurgu yapıyor. 
Tesadüf eseri bulduğum "İstanbul Mahallerinde Bir Gezinti" beni çok usta bir yazarla tanıştırdı. Baronyan belki benden iki yüzyıl önce yaşamış bir yazar ama mizah söz konusu olunca zaman pek farketmiyor. 
Ortaköy, Kumkapı, Kasımpaşa, Beşiktaş, Karagümrük, Eyüp, Kadıköy, Rumelihisarı, Selamsız, Topkapı, Gedikpaşa, Üsküdar Yenimahalle, Pera yani Beyoğlu, Balat, İcadiye, Samatya, Kuzguncuk, Dış Kumkapı, Hasköy, Kınalıada, Boyacıköy, Galata, Kuruçeşme, Büyükdere, Yenikapı, Kartal, Kandilli, Narlıkapı, Beykoz, Bakırköy, Feriköy, Yenikapı... Bu semtleri Hagop Baronyan'ın kitabında okurken günümüzden iki yüzyıl öncesine gideceksiniz. Elbette o günden bugüne çok şey değişmiş olacak ama insanlar ve semt farklı da olsa, sınıfsal ayrımlar, bağnazlık ve toplumsal sorunlar hangi çağda, hangi renkte, hangi ırktan olursanız aynı... bunu da en iyi vurgulayan ve yansıtan mizah. 

Aptulika

11 Ekim 2021 Pazartesi

Uzun bir aradan sonra KOOPERATİF'te radyo programı


Rock FM'den sonra neredeyse on yıl sonra bir radyo programı ile sizlerle birlikte olacağım. Bu işin müsebbibi de aziz dostum ve tabi bu blog'un uzun süredir yazmayan yazarı Cenk Akyol. O bir internet radyosu olan Radio Corax'ta bir kooperatif oluşturarak bizlere bu imkanı açtı. İşte bu Kooperatif'in bu salı gecesi konuğu da ben olacağım. 

Şimdi bu nasıl bir radyo programı, nasıl dinleyeceksiniz, vesaire gibi sorularınızın cevabı için sözü Cenk'e bırakayım. Bu arda çok güzel bir tanıtım yapmış, çok keyif aldım ve gururlandım. Sadece o kadar mı? Bir o kadar da güldüm. Gülmek, yani mizaah bir yazıda ironi humor ile harmanlanırsa devreye zeka girer. Cenk işte bunu çok güzel yapabiliyor ve yazılarını çok özlüyorum. Neyse fazla uzatmadan sözü Cenk'e bırakalım. Buyrun Bakalım:

"Mahallemizin Muhtarı, kendinden resimli rock vakanüvisi, ressamı, perişanların koruyucusu, velinimetimiz, aksi ihtiyarımız ısrarlarımız, yalvarmalarımız karşısında insafa geldi.

70'ler ağırlıklı, sürprizli playlisti ile  biricik Aptulkadir Elçioğlu nihayet Kooperatif'te. 

Salı günü 12.10.2021 saat 20:00'de www.radiocorax.
com'da."

 Cenk böyle diyerek benim programı tanıtmış. Yapacağım program için "70'ler ağırlıklı" demiş ama 'Aksi İhtiyar'lığımı kanıtlamak için günümüzden  örnekler çalacağım. Tabii ki "70'ler" de olacak. 

Peki bu programı nasıl dinleyeceksiniz derseniz, saatler 20:00'i gösterdiği anda, 

www.radiocorax. com

tıklanacak. 


17 Eylül 2021 Cuma

Günlük Değil, GÜNDELİK 0010



Larry Coryell ismi kime ne anlam ifade eder bilemem ama benim aklıma 1980'lerin sonuna tekabül eden İstanbul Festivali ve TRT 3'teki Stüdyo FM  programı gelir. 

O vakitler bahar ayları gelince İstanbul Festivali'nin programı belli olur ve büyük ihtimalle Cumhuriyet gazetesinden okur, hangi konsere gideceğimizin derdine düşerdik. Bu arada Cumhuriyet gazetesi dedim ama o yıllarda boyalı basın dediğimiz gazetelerin de sanat ve kültür sayfaları olurdu ve oralarda da bu festivale gelecek caz ve klasik müzik sanatçıları da duyurulurdu. 

İstanbul Festivali'ne gelecek isimler belli olurdu olmasına ama hepsini bilmemize imkan yoktu hani. Bu durumda da Yavuz Aydar'ın TRT'de her cuma günü yayınlanan Stüdyo FM'i imdadımıza yetişirdi. Oradan dinler, hatta kaset teybimize kaydederdik. Tabi rock dinlediğimiz için önceliğimiz gitaristler olurdu. Hangi yıl şimdi tam olarak hatırlamama imkan yok ama bir ara caz gitaristi Larry Coryell geliyor haberini aldık. Caz gitaristi ama caz rock ne de olsa kaçmazdı. 

Dün gece Spotify'da bana önerilenler arasında Larry Coryell'in 1971 tarihli "Fairyland" albümü vardı ve dinlemeye koyuldum. Uzun bir aradan, hatta çeyrek asırdan ziyadesiyle kilolu bir zamandır Larry Coryell dinlememiştim ve çok güzel geldi. Bu arada şu anda da dinliyorum. Tavsiye olunur. 

18 Eylül 2021

saat 02:27

16 Eylül 2021 Perşembe

Günlük Değil, GÜNDELİK 0009


 

Hayatımın hiç bir döneminde günlük tutmayı başaramadım. Bir kaç kez yeltensem de, devamı gelmedi. Yazarların ya da önemli şahsiyetlerin günlüklerinden oluşan kitapları da pek takip etmemişimdir. Hoş onların da bunları bir yerlere not etmek adına yazdıkları bir gerçekse de yaşarken bunları yayınlamayı düşünmediklerine de eminim. 

Bundan bir ay önce "Gündelik" adında bir şeyleri her gün not düşmeyi düşünüp, bu köşeye başlamıştım. Dokuz gün yazdım ama devamı gelemedi. Her ne kadar "Günlük Değil, GÜNDELİK" desem de iş ister istemez günlük tadına dönecekti ve yazmayı kestim. 

Yazının deli saçmasına döndüğünü düşünebilirsiniz ama derdim ne günlük yazmak ne de gündelik tutmak... işin özü yazıp çizmek için bir vesile bulmak. Gündelikler sekizden öteye gidemedi ama yazamadığım bu süre zarfında bir de baktım ki, beş adet Don Kişot çizimi yapmışım. Bir yerden bulduğum 5 boş çerçeve, birbiri ardına  bu Don Kişot çizimlerini yapmama vesile oldu. Her yaptığımı da ertesi günü Kuzguncuk Sahaf'ın duvarına asıp sergiledim. Bununla da kalmayıp, her birini yapma sürecimde instagram'dan da yayınladım. Bu paylaşımı görenler, ister istemez , "Neden Don Kişot? Yoksa bir sergi mi var? Yoksa bir çizgi roman mı?" diye sordular. Hiç biri değildi, sadece evde boş olan 5 çerçeve vardı ve ben onları doldurdum. Her biri doldu ve sergilendi ve hepsi tek tek sevenleriyle buluştu. 

İşin en keyifli yanı çizmek ve çizdiklerini insanlara ulaştırmaktı. Her şey o boş çerçeve ile başladı işte. 

"Günlük değil, GÜNDELİK" bundan sonra devam eder mi? bilemem ama boş çerçeveler çizmeye sebep oluyorsa boş sayfalar da her gün dolacak demekki. 

17 Eylül 2021

saat 00:14

Ve Beş Boş Çerçevenin Dolmuş Halleri:









2 Eylül 2021 Perşembe

Mikis Theodorakis yaşamını yitirdi.



Mikis Theodorakis yaşamını yitirdi. Ülkesi Yunanistan'da yas ilan edildi.


Sinema sanatı onun beste ve icralarıyla bir başka güzeldi.


Yüzlerce beste ve icrasının yanısıra , ülkesini 1967-1974 yılları arasında yöneten askeri cuntaya karşı mücadelesiyle de öncü bir isimdi o.


Mikis Theodorakis yaşamını yitirdi. Ülkesi Yunanistan'da yas ilan edildi.


Yalnızca Yunanistan değil dünya kültürü için çok değerli güzel bu insanın ardından saygıyla...

31 Ağustos 2021 Salı

Iron Butterfly'ın davulcusu Ron Bushy'i kaybettik.


Iron Butterfly'ın   rock tarihine yer eden başyapıtında uzun davul solosuyla unutulmazlar arasına giren davulcusu Ron Bushy'i  29 Ağustos 2021, pazar günü, 79 yaşındayken kaybettik.


Iron Butterfly'ın  davulcusu Ron Bushy'i  29 Ağustos 2021, pazar günü, 79 yaşındayken kaybettik. Uzun süredir kanserle mücadele eden Bushy'nin ölüm haberi karısı Nancy tarafından, topluluğun Facebook sayfasından yapıldı.  

1966'da Iron Butterfly grubunda davula geçen Bushy, grubun 1968'den 1975'e kadar süren kariyerinde değişmeyen tek eleman olarak kalmıştı. 

Saykodelik ve hard rock tarzında müzik yapan Iron Butterfly 1968'de ikinci albümleri In-A-Gadda-Da-Vida' ile rock tarihinde silinmez bir yer elde edecekti.  Albümle aynı adı taşıyan  parça rock tarihinin unutulmaz çalışmaları arasında yer alırken, heavy metal tınılarının ilk örneklerini de verecekti.  17 dakikalık süren bu parçada Ron Bushy'nin görkemli bir davul solosu da yer almaktaydı.  

"In-A-Gadda-Da-Vida" çıktığı yıl dünya çapında 8 milyondan fazla bir satış elde edecekti.    Daha sonra ABD'de dört kez platin olmak da dahil olmak üzere dünya çapında 30 milyondan fazla kopya sattı.


Iron Butterfly ilk olarak 1971'de dördüncü albümleri Metamorphosis'in yayınlanmasının ardından dağıldı . Grup 1974'te yeniden kurulduğunda, önceki kadrodan sadece Bushy kaldı.   Iron Butterfly, 1975'te Scorching Beauty ve Sun adlı iki LP yayınladı.   


Yeni albümler kaydetmese de, grup onlarca yıl boyunca aralıksız turlara devam etti. Bushy grupta güvenilir bir varlıktı ve grubun canlı şovlarında sürekli olarak davulları yönetiyordu. Sağlık sorunları sonunda Bushy'yi 2010'ların ortalarında yoldan çekilmeye zorladı, ancak davulcu hala ara sıra eski grubuyla konuk olarak sahneye çıktı.



 



27 Ağustos 2021 Cuma

Türk Rock'ının en güzel davulcusu Ayzer Danga'yı kaybettik



Bugün saat 15:00 sularında facebook'a bakacağım tuttu ve Taner (Öngür) Abi'nin sayfasında şu başlığı duyarak kötü haberi aldım:

"Ayzer Danga'yı kaybettik!

Başımız sağolsun."



Açıkcası rock devlerinin ölüm haberleri bana her daim beklenilmez ve şaşırtıcı gelir. Onlar  benim için hep hiç ölmeyecekler gibidir. Bu sefer ki haber de öyle geldi ve şaşırdım. Hani açık söylemek gerekirse yaş haddimiz yükseliyor ve benim de yaş haddim altmışlara dayandı, yani yaşamın sonuna geliyoruz, ister istemez. Ama Ayzer Danga ne yaştan ne de bir hastalıktan müzdaripti. Yaşadığımız şu koronavirüs salgınında hayata veda etti. Ağustos ayının başında bu salgın hastalık ona da musallat olmuştu. 

O ilk dinlediğimiz plaklardan isminden önce tınıları beynimize erken yaşlarda kazınan insanlardan biriydi, Ayzer Danga. Benim müzik serüvenimde Cem Karaca adına dinlediğim ilk plakta o vardı ve beynime öyle bir işlenmişti ki yarım asır sonra bile çıkmayacaktı. 



1970'li yılların başı ve yaşım henüz 10 hadi bilemedin olsun 12 ve  bir 45 devirli plakta Cem Karaca ve Moğollar'dan "Obur Dünya"yı dinliyorum. İşte böylece aklıma isminden önce yerleşmiş Ayzer Danga baterisi. Oysa ondan önce ve sonra da bol bol o bagetler kulağıma yer edecekti. O dönemde plak kapaklarına müzisyenlerin ismini yazmayan plak şirketleri utansın ama biz bir şekilde Ayzer Danga ismini bilecektik. 

Şimdi ölüm haberini verirken,  "Moğollar'ın eski davulcusu Ayzer Danga koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti." diyoruz, ama onun bulunduğu grupları şöyle bir saymaya başlasak Türk Rock tarihi tekmili birden çıkar : Mavi Işıklar, Moğollar, Cem Karaca, Erkin Koray, Selda Bağcan ve Edip Akbayram şimdi kısaca ilk aklıma gelenler. 



13 Şubat 1947'de İstanbul'da doğan Ayzer Danga,  müziğe ilk olarak  Siyah Örümcekler grubuyla başladı. Kurucusu olduğu bu gruptan sonra  Mavi Işıklar’la da çalışan Danga vatani görevinin ardından Moğollar’a girmişti. Cem Karaca’yla ortak müzik yapıldığı dönemde gruptan ayrılıp Kardaşlar’a katılmış, Edip Akbayram Dostlar’da da çalmıştı. Ayrıca, bir dönem Erkin Koray'la müzik yapmış, Kerem Güney’le çalışan Güneşin Sofrası ile Zorbeyler gruplarında yer almış, yerli rock tarihine sağlam tekniği olan davulculardan biri olarak geçmişti. (*) 

Ayzer Danga'yı ,  27 Ağustos 2021, Cuma günü  kaybettik. Ancak değişmeyen bir gerçek var ki onun bagetleri bizden sonraki nesillerde de tınlayacak. Yazının sonunda 1974 yılı TRT kaydında bir görüntüyle noktalayacağım. Bendeniz 12 yaşındayım ve siyah beyaz televizyonda onun suretini ilk kez görecektim ve inanılmaz bir duyguydu. Son not olarak da demeden edemeyeceğim; trio yani üçlü gruplar benim için ayrı bir öneme haizdir ve Ayzer Danga da trio tarzı rock gruplarının en has elemanıydı. 

Aptulika

(*) https://sinemamuzik.com/detay/ayzer-danga-davul

 

 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...