22 Haziran 2024 Cumartesi
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 226
25 Haziran 2023 Pazar
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 208
11 Eylül 2022 Pazar
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 196
![]() |
| George Orwell (çizim: Aptulika) |
16 Ekim 2021 Cumartesi
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 181
yapmaya kalksanız, kitabın sayfası bir anda 1360 ve ötesine fırlar. Tabii bu işe kalkışan da hayatından bezer hani. Ben kendi adıma 60 yıldır İstanbul'dan başka bir yerde yaşamadım ama öyle mahalle semt adları var ki ilk kez duyuyorum ve görmüşlüğümde yok. Gençlik yıllarımdan sonrası İstanbul öyle şişti ve genişledi ki akıl falan alası gibi değil.
4 Nisan 2021 Pazar
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 170
Şu aforizma mevzuuna oldum olası alışamadım. Bir ara otobüsle Ankara'ya giderken yanıma Met Üst'ün Aforizmalar kitabını almıştım. Açıkcası inanılmaz keyifliydi ama kitap bittiğinde otobüs daha yeni hareket ediyordu. Met Üst'ün bir karikatür albümünü almış olmayı daha tercih ederdim.
Eskilerin özlü ve güzel sözler dediği şeyleri de pek sevmezdim. O sözler birbirinden alakasız yerlerde karşımıza çıkar ve "Vay be adamlar ne güzel kelam etmişler." der geçerdik. Oysa onlar uzun bir metinden alınan küçük parçalardı ve asıl metni bilmeden o ufak parça ile yetinirdik. Ben genelde kitap okurken altını çizmek yerine bir yerlere not alırım ve böylece aforizmalar ortaya çıkar. Eğer aforizma diye bir nane varsa onlar beni asıl metne götüren anahtarlardır. Kısacası aforizma kitaplarıyla hiç işim olmamıştır.
Bunca lafı dedikten sonra bu pazar sabahı kalkıp bu aforizma kitabını niye yazarım ki? Öncelikle kitabın ismi ve de kapak resmi beni bu işe itti. Hepsinden önemlisi de Oscar Wilde'ın yazdığı her şeye Mutlu Prens isimli masal kitabı ve Dorian Gray'in Portresi romanından sonra merak sardım ve ne olursa merak ediyordum. Bu arada Wilde'ın öyküleri ve tiyatro oyunları da es geçilmemeli derim hani.
Kitabın kapak çalışmasındaki karikatür illüstrasyon Cansın Çağlar tarafından yapılmış, ki çok sevdim. Bire bir İngilizce aslına sadık kalınarak yapılan kitap ismi yani; "Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar" ise ise neredeyse başlı başına bir aforizma kitabını okumak gibi.
Kitabı okurken açıkcası çok eğlendim. Hatta bazı aforizmaları da not aldım. Ancak bu seferki not almalarım, o sözleri hangi uzun metinde demiş olabilir merakımdandı. Her şeye rağmen tek başına da önemli olduğunu düşündüğüm bir iki aforizmyı sizlerle paylaşayım:
"Sanat ancak taklit bittiği yerde başlar."
"Moda o kadar dayanılmaz bir çirkinliktir ki onu altı ayda bir değiştirmek zorunda kalırız."
Bir iki aforizma dedim ve üçüncüyü yazmayayım. Devamını okumak için kitabı edinin derim. Bu arada Oscar Wilde'ı okumadıysanız bu güzel bir başlangıç olabilir. Ben aforizmalar için öyle zart zurt dedim ama bu benim bakış açım... siz aforizmalara meraklıysanız, Oscar Wilde'ı es geçmeniz büyük eksiklik olur.
Aptulika
22 Ağustos 2019 Perşembe
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 117
(1996)
Çeviren: Nihal Yeğinobalı
Maceracılığı ve delişmenliği ile 20. yüzyılın ilk yarısındaki ABD'li yazarları çok severim. Erskine Caldwell, O. Henry hatta edebiyatçı kimliği daha üstte olan John Steinbeck'te de bu tadı ve keyfi bulurum. Patricia Highsmith'i de bu isimlere rahatlıkla ekleyebilirim. Okumaya başladığımda ilk olarak O Henry'nin matematiği ve şaşırtıcı "durum mizahı"nı bulacaktım. Bir de buna gerilim tavrı da eklenecekti ki, aklımıza ister istemez Edgar Alan Poe gelecekti. Zaten 1921 doğumlu yazar üçüncü romanı olan "The Talented Mr. Ripley" ile de 1955'te Edgar Alan Poe Ödülü'nü kazanmış. Bir başka gerilim ustası olan Alfred Hitchcock da yazarın ilk romanı "Strangers on a Train" ( Trendeki Yabancı) ı 1950 yılında sinemaya uyarlamış.
Buraya kadar bahsettiğimiz isimler hep erkek yazarlar ve sinemacılar, kitabı okurken, ismine rağmen Patricia Highsmith'i de erkek bir yazar sanmaktan kendimi alamadım. Şaşırtıcı, cüretkar, ironik ve tuhaf öykülerden kurulu bir anlatımla sıradışı kadın ve erkek kahramanların resmi geçidi.
Patricia Highsmith farklı bir kadın yazar olmasının yanısıra toplumsal olaylara da duyarsız kalmayan biriymiş. Ufak bir araştırmadan sonra bu yazarın başka kitaplarının da dilimize çevrilmiş olduğunu görmek beni sevindirdi... demek ki onları da bu aralar edinip, okumaya çalışacağım ama bu yazıdan sonra Alfred Hitchcock'un sinemaya uyarladığı "Trendeki Yabancı" filmini tekrar izlemeye kararlıyım.
Yazının sonunu "Patricia Highsmith dünyasına kapı açmak çok keyifli oldu" diyerek bitireyim.
Aptulika
Not: yazarın romanından sinemaya uyarlanan "Trendeki Yabancı" filminden meşhur kavga sahnesi.






