status quo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
status quo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2020 Cuma

13 yaşında Status Quo'nun temelini atan : Alan Lancester



Londra'da Sedgehill Comprehensive School'a giden 13 yaşındaki iki öğrenci olan Alan Lancaster ve Francis Rossi  bir grup kuracaklardı. Bu grubun ismi de  The Scorpions olacaktı. Bu isim bir başka rock efsanesi olan Alman grubuyla aynıydı ama Scorpions daha henüz kurulmamıştı.  Bir süre sonra grubun ismini The Spectres olarak değiştirdiler. Grup kendi şarkılarını da yaparak 3 yıl boyunca okul ve tatil kamplarında konserler vererek tanındı. 

1966'da The Specters'a , Piccadilly Records'tan plak teklifi gelecekti ve 3 single yaptılar. Başarısız bu girişimin ardından bir yıl sonra grup ismini Traffic Jam olarak değiştirecekti.  Ancak bu sefer de grubun ismi Steve Winwood'un grubu Traffic ile karıştırılmaya başlayacaktı ve 1967'de grubun ismi Status Quo olarak ebedileşecekti.

İşte rock dünyasında kalıcı bir yer edinen Status Quo'nun ilk temellerinin atılışında yer alan grubun bas gitaristi Alan Lancester, bundan 71 yıl önce bugün, 7 Şubat 1949'da Londra'da dünyaya gelmişti. 




18 Haziran 2019 Salı

Rick Parfitt'siz ilk Status Quo Albümü Eylül'de


Status Quo, 2016'da kaybettiğimiz emektar gitaristi Rick Parfitt'in olmadığı ilk albümü çıkartmaya hazırlanıyor. 
Grubun 33. stüdyo albümü olacak olan "Backbone", 6 Eylül 2019 tarihinde piyasaya çıkacakmış. 

2016'nın Aralık ayında grubun kuruluşundan bu yana gitaristi olan Rick Parfitt hayata veda etmişti. Aradan geçen üç yıl içinde gruba Rick Malone'ı alarak bu albümü hazırladı. 

Status Quo ayrıca bu ayın sonunda Lynyrd Skynyrd'ın veda turnesine özel konuk olarak çıkarak destek verecek.

25 Nisan 2019 Perşembe

Status Quo ve 30 yıl önceki hayalim


1977 yılı, yani bundan 42 yıl önce iki LP ile tanışmıştım Status Quo ile. Aradan geçen sürede "In The Army Now" ile 1980'lerin marşı oldular. Ama benim için 1988'deki parçaları "Burning Bridge" yadigar kalacaktı bugünlere. Bu hem bir Status Quo hatıratı hem de grubun vokalisti Francis Rossi'nin yeni albümünün haberi. Neyin ne olduğunu boşverin ve alttaki yazıyı okuyun derim. 





Liseye gittiğim yıllarda artık ufak çaplı radyolu bir pikabım olmuştu. Şimdi "radyolu pikap da nasıl bir şey?" derseniz, uzun uzun şeklini şemalini anlatmam gerekir ki, işin içinden çıkamayız, iyisi mi buradan bir görsel paylaşayım ki bir fikir ediniverin. Bu arada bendeki aynı marka değil ama biçim aynen böyleydi işte. (Plak konulan bölüm 45 devirliğe uygun ama arkada gördüğünüz ince delik sayesinde 33 devirli yani LP plak da çalabiliyordunuz.)
Böylece Deep Purple, Pink Floyd plakları da ufaktan ufağa çoğalıyordu ama arkadaşımdaki Status Quo plaklarına imrenerek bakıyordum. Nedendir bilmem sanki o grup daha baba rock yapıyormuş gibi gelirdi. Sanki bendeki Deep Purple plakları değil asıl hard rock onlar gibi gelirdi. Açıkcası arkadaşımda bir iki parça dinlemiş ve tam ayırdına varamamıştım ama bendeki algı bu şekildeydi. 
O dönem 1977 yılıydı ve o zamanların vazgeçilmez müzik dergisi Hey'de Status Quo'nun bol bol konser fotoğrafları ve her daim haberleri çıkıyordu. O tarihte grup "Rockin' All Over The World" albümünü çıkartmış, fırtına gibi esiyordu. Albümün ismine yakışır bir şekilde de dünyayı konserlerle dolaşıyordu. Tabii ben de o haberlerle bu grubu en sert olarak düşlüyordum. O günlerde her şeye bugünkü gibi kolay ve çabuk ulaşılmıyordu. Neredeyse posterini önceden duvara asabiliyordunuz ama en erken iki yıl sonra dinleyebiliyordunuz... tabii bunun için de yurt dışında bir tanıdığınızın olması gerekiyordu. Türkiye'de şansınız yaver gider yerli baskısı çıkarsa da para biriktirmeniz gerekiyordu hani. 

Status Quo plakları olan arkadaşım liseyi bitirmiş ve gemilerde çalışmaya karar vermişti. Uzun yolculuklar ve maceralı bir hayata adım atıyordu, açıkcası pek de severdi denizi, macerayı ve çapkınlığı yani tam istediği gibi olmuştu. Bu kararından sonra da bazı plaklarını bana hediye etmişti, Neler yoktu ki içinde, Creedence Clearwater Revival, Rolling Stones ve daha niceleri artık benim olmuştu. Bunlar arasında Status Quo'nun "Rockin' All Over The World" ve "Live 1977" albümleri de vardı.  O dönem seksenlere girmiştik ve bir hayli plağım olmuştu ve arkadaşımdan gelen plaklardan Creedence Clearwater Revival'ın "Cosmos Factory" plağı daha çok ilgimi çekmişti ve defalarca dinlemiştim. Status Quo ise konser albümü çok keyif vermişti. O albüm hala baştan sona , aralık vermeden dinlediğim adeta tek Status Quo albümüdür. Plağı dinlerken gözlerimi kapadığımda sanki o konserde gibi olurum. Şimdi kalkıp birileri mutlaka, "Amma abarttın yahu o kötü bir konser albümüdür." diyen olabilir ama bu benim kendi deneyimim, yapacak bir şey yok hani. Ben gene de tavsiye ederim o konseri... ziyadesiyle rock 'n roll garantidir. 

O günlerin ardından 1980'lere gelecektik. Artık bir çok şey değişiyor ve farklılaşıyordu. Seksenlerin içinde Status Quo yeniden karşıma çıkacaktı. Bu sefer ki buluşmada çok aramama gerek yoktu zira TRT televizyonunda klipleri her daim  yayınlanıyordu. Yanısıra kayıt kaset ya da yasal kaset hesabı 
"Hard'n Heavy Slow" ismini taşıyan seçkilerinde Status Quo mutlaka oluyordu. Onları bulmak sadece rock ile sınırlı da değildi, bir diskoda bile çalınması muhtemeldi... Ama tek bir parça ve onun ismi de: "In The Army Now".  
Bütün bunlar olagelirken bir yandan da hard'n heavy merak alanıma giriyordu ve o dönemin yabancı dergilerinde de Status Quo'dan Hard Rock hatta Heavy Metal'in öncü gruplarından biri diye bahsediliyordu. 



"In The Army Now" fırtınası daha durulmamıştı ama bir iki yıl sonra heavy metal daha da sertleşiyordu ve Status Quo yavaş yavaş pop diye adlandırılmaya başlanacaktı ve tabi "In The Army Now" da bir nevi rock'a ihanet diye eleştirilecekti. Öyle böyledir ama ismi bizdeki minibüs arabesk yazılarından "O Şimdi Asker"i hatırlatan bu parçanın etkileyici olduğunu değiştiremez ve ben uzun aralarla da olsa ara sıra çalar, dinlerim. 

Ardından gelen yıllarda da Status Quo yeni albüm yaptığında hemen ne yapmış diye bakacaktım. Açık söylemek gerekirse bir iki dinlemeden sonra beni sarmaz unutur giderdim. Bir ara 1990'ların sonuna doğru yaptığı bir kavır albüm vardı adı "Don't Stop" gibi bir şeydi bir tek onu uzun süre dinlemiştim. 



1988 yılıydı rock ve heavy metal adına hatırı sayılır gruplar ve albümleri çıkıyordu. İşte o zamanlarda Status Quo yeni bir albüm yapmıştı. Bu albümde yer alan "Burning Bridges" isimli parçanın video klibi de televizyonda gösterilmişti ve tabi o albümü ertesi günü hemen alacaktım. Tümüyle bir kez dinlemişimdir ama gene aklımda kalan bu parça olmuştur. "Burning Bridges" bir anlamda İngiliz, İrlanda, İskoç ezgilerinden bir nevi folk marşı gibidir ve hala çok severim. Hani Moğollar'ın "Bir Şey Yapmalı" şarkısı vardır ya, bir yerde çalınsa içinizden "Kabak tadı verdi" dersiniz ama her çalındığında da ister istemez etkisi altına girersiniz ya, benim içinde "Burning Bridge" de olan şey aynıdır. 
Kısacası Status Quo ile ilişkim 30 yıldır sadece "Burning Bridge" olmuş durumdadır. Bir ara Status Quo bundan sonra rock yerine bütünüyle Britanya Folk'undan oluşan bir albüm yapsa bile demiştim yıllar önce bu ay yeni çıkan albümlere bir baktım ki bu dediğim gerçek olmuş bile. Tabi Status Quo olarak değil ama grubun vokalisti Francis Rossi, "We Talk" isimli yeni albümünde tümüyle yemyeşil folk ezgilerinde takılmış.
Status Quo, 2016 yazında Antalya'ya konsere gelmişti ve o konserde grubun gitaristi Rick Parfitt bir kalp krizi geçirmişti. Bu kötü olaydan sonra da 24 Aralık 2016'da bu usta gitaristi kaybedecektik. Status Quo'nun iki emektarından biri olan Parfitt'ten sonra yalnız kalan Francis Rossi ne yapacağım derken yanına kadın kemancı Hannah Rickard'ı alarak folk tadında "We Talk" albümünü yapmış. 15 Mart 2019 tarihinde çıkan bu albümde Hannah Rickard kemanın yanısıra vokaliyle de Rossi'yi yalnız bırakmamış. 
Bass – Clark Coslett-Hughes, Gary Twigg
Drums – Leon Cave
Engineer, Recorded By – Gregg Jackman
Keyboards – Paul Hirsch, Richard Cottle
Lap Steel Guitar – Henry Senior Jr
Mastered By – Mike Paxman
Mixed By, Recorded By, Engineer – Andy Brook
Slide Guitar – Joe Harvey-Whyte
Vocals, Fiddle – Hannah Rickard

Vocals, Guitar – Francis Rossi



















27 Aralık 2016 Salı

20 yıl önceki ilk Status Quo konseri : BABALAR GÜNÜ


Status Quo grubunun gitaristi Rick Parfitt’in ölümünün ardından yazdığım yazıdan sonra eskiden yaptığım bir çizimi bularak yayınladım. Bu çizimi bundan 21 yıl önce yapmıştım ve o dönem Hıbır dergisindeki köşemde yayınlamıştı. 1996 yılında bu çizimi yapmamın nedeni ise grubun ülkemize ilk kez gelip, konser verecek olmasından kaynaklanıyordu. Ufak bir tavan arası tozlarının arasındaki aramadan sonra o günkü konserin biletini de bulacaktım. .. Ve şimdi o günlere yani 21 yıl öncesine dönüyoruz.

Status Quo'nun ilk Türkiye konseri

Rock dinleyicisi için doksanlı yıllar yabancı grupların ülkemize gelip konser vermesi hayalinin gerçekleşmesiydi de.
Bu hayali ilk önceleri İstanbul Festivali’ne gelen caz müzisyenleriyle gideriyorduk. Festival’e Jethro Tull gelince iyiden iyiye murada erilmişti. Artık Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’na gelecek yabancı grupları bekler olmuştuk.
Bu beklenti bir anda stadyum konserine taşınacak ve Metallica ülkemize gelecekti. Konseri düzenleyen organizatör Ahmet San’dı ve birbiri ardına dünyaca ünlü gruplar ve isimler ülkemize gelip, stadyum konserleri verecekti. Sonrasında rock barlar, canlı müzikler vesaire derken doksanların ortasına geliverdik.
1996 yılının sohbaharına doğru bir festival haberi yayılmıştı. Bu festivalin yabancı konuğu da bir rock efsanesi olan Status Quo’ydu. Benim gibi kadayıf rockçıları sevindirecek ya da bir anlam ifade edecek olsa da yeni rock dinleyicisi için Status Quo , seksenli yılların moda parçalarından biri olan “In The Army Now’ı yapan bir gruptu. Eh bu yüzden de biraz burun kıvrılıyor hatta pop muamelesi görüyordu.
25 Ekim 1996’da yapılacak bu festivalin üst başlığı ‘ ROCK FESTIVAL 96’ idi.  Eskilerin ufak organizasyonlarında yapılan rock festivalleri vardı. Bunlara ‘1. Geleneksel Rock Festivali’ denilirdi ama ikincisi olmazdı. Bu hataya düşmemek için bu seferkine 96 yılı konulmuştu. Ancak bu festivalin de 97’si görülemedi.
‘ROCK FESTIVAL 96’ küçük bir organizasyon değildi. Bu organizasyonu gerçekleştiren isim Ahmet San’dı ve festivalin sponsoru Tuborg’du. O zamanlar bira firmaları konserlere sponsor olabiliyor, reklam verebiliyor hatta konser salonunda bira da satılabiliyordu.
Tuborg Rock Festival 96’nın o yıla özgü sloganı “Babalar Günü” idi ve konserin afişinde de festival ibaresinin altında ikinci başlık olarak yerini alıyordu. Şimdi ne alaka babalar günü Ekim’de olmaz ki? diyebilirsiniz ve haklısınız da ama bunun onunla bir alakası yoktu. Konsere bu ismin verilmesi Status Quo bir ‘baba’ gruptu ve bizim de ‘baba’ rockçılarımızın yer alacak olmasıydı. ‘Baba’ denilince de akla hemen Erkin Koray gelirdi ki  festivalin ağır toplarından biri de o olacaktı.  Her ne kadar Bulutsuzluk Özlemi ismi afişe Status Quo’dan sonra yazılmış olsa da “Babalar Günü “ denilince herkesin aklında Erkin Koray geliyordu. Bugün de o günü yaşayanların anılarında Status Quo ve Erkin Koray konseri diye  kalmıştır.
“Babalar Günü” konserinin afişi ve bileti oldukça görkemliydi. Bu görkeme konserin yapılacağı yerin ismi de ekleniyordu. İsme bakar mısınız : Dünya Ticaret Merkezi. Breh breh amaney…  Yahu biz stadyum konseri vesaire düşünürken Amerika’yı ayağımıza mı getirdik neydi. Daha o yıllarda İstanbulu bu kadar gökdelen, plaza yığını sarmamıştı ve biz de sonuçta az biraz solcuyduk. Rockçılarda pek bu tip yerlerden haz etmezdi. Ciks bir yer olmasından biraz kıllandık doğrusu. Babalar için gidilirdi ve biraya da yabancı değildik dedik ve gittik.
Dünya Ticaret Merkezi denilen yer Yeşilköy’de bir fuar alanıydı. İsmi ile mütenasip bu görkem görkem üstüne yer konser vermek için en olmayacak alandı. Akustiği bozacak alçak tavan sesin çınlamalar yapmasına neden oluyordu. Böylesi bir ortamda da konser bir zulme dönüşüyordu. Dev bir hol denilebilecek bu alanın havasızlığı da eklenince eyvah eyvah dedirtiyordu.
Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi, Erkin Baba derken sahneye Status Quo çıktı ama dinlemekten çoktan vazgeçmiştik zira kulaklarımızda yoğun bir çınlama hakimdi ve sahneyi de göremiyorduk. Bir havalimanı holunu andıran bu yer alçak tavanlarıyla da sahneyi görünmez hale getiriyordu.
Status Quo ile ilk kez konserde buluşmuştuk ama kulağımızda çın çın öter olmuştu.  Konserden sonra grubun o yıl çıkan “Don’t Stop albümünün CD’sini alacaktım. Bu albümde grup eski  klasik parcaları kavırlamıştı.  Beach Boys, Chuck Berry, Beatles, Credence Clearwater Revival gruplarının unutulmaz parçalarını Status Quo’dan dinlemek güzeldi.
 Aptulika

bluesperisan@gmail.com

26 Aralık 2016 Pazartesi

1996 Yılından bir Status Quo çizimi

Çizim APTULİKA
bluesperisan@gmail.com
aptulelcioglu@gmail.com  


Status Quo'nun gitaristi Rick Parfitt'in ölümünün ardından bir yazı yazdım. Onu yayınladıktan sonrada bu eski çizimi yayınlamaya karar verdim. bundan 21 yıl önce yapılan bu çizim o tarihlerde Hıbır dergisinde yayınlanmıştı. 
Bu çizimin yapılmasına neden olan da grubun ülkemize ilk kez gelip, konser verecek olmasıydı. 1996'da yapılan bu konserin düzenlendiği yer ise  Yeşilköy'deki bir Fuar Alanı'ydı. 
 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...