Foo Fighters'ın 11. albümü "But Here We Are" 2 Haziran 2023'te yayınlandı.
Dave Grohl, grubu Foo Fighters'ın 11. albümü "But Here We Are"için, "Her şey bir anda geldi. Öyle tasarlanmış falan değildi; Çok hızlı oldu ve sonra bitti," sözlerini söylüyor.
Grohl için 2022yılı çok yakınında olan iki insanı kaybetmesi demekti... ilk önce davulcusu olan arkadaşı Taylor Hawkins'i kaybedecekti ardından da annesi hayata veda edecekti.
İşte "But Here We Are" bu iki kaybın ardından geliyor ve Grohl'un ruh halini de açıkça belli ediyor.
"But Here We Are" albümü 2 Haziran 2023'te yayınlandı. Albümün prodüktörlüğünü Greg Kurstin ve Foo Fighters üstlenmiş.
Taylor Hawkins'in ölümünden sonra Dave Grohl, yeni bir davulcu arayışına girmeden albümün davul kayıtlarını kendisi çalarak gerçekleştirmiş. Albümün yayınlanmasının ardından turne için Hawkins'in yerine davulcu Josh Freese'i kadroya katmış.
Foo Fighters'ın "But Here We Are" albümünde vokal, gitar ve davulda Dave Grohl yer alırken; bas gitarda Nate Mendel, gitarlarda Chris Shiflett ve Pat Smear, keyboarda da Rami Jaffee ekibi oluşturuyor. Albümün tek konuğu ise Dave Grohl'un kızı Violet Grohl olmuş ve "Show Me How" adlı parçada babasıyla birlikte harika bir vokal yapmış.
Albümde "Under You", "Glass", "Teacher", "Beyond Me" ve "Show Me How" benim ilk dinleyişimde dikkatimi çekenler arasında yerini alacaktı. Özellikle "Beyond Me"deki gitar solosunun grunge etkisini kırıp, kulvarı hard'n heavy'e taşımasıyla ayrı bir güzellik katmış.
Yıllar sonra James Gang'ı tekrar bir araya getiren neydi? Foo Fighters'ın ölen davulcusu Taylor Hawkins bu grubun hayranıydı. Onu herhangi bir konserinde James Gang tişörtüyle görmeniz mümkündü. Bu nedenle Foo Fighters'ın kurucusu Dave Grohl , arkadaşının anma konserinde bu grubu tekrar bir araya getirmeye karar vermişti. 3 Eylül 2022 tarihinde yapılan anma konserinde 1970'lerin bu grubu neredeyse yarım asır sonra bu konser için bir araya gelip, sahneye çıkacaktı.
İlk plaklarını bulduğum yıllarda hayranı olduğum James Gang'ın, bir müzisyen ismi olduğunu sanma gafletinde bulunacaktım. Aramızda kalsın hala öyle olduğunu sanmak işime gelir hani. Öyle bir gruptur ki bu, üç kişiden kurulu ve bir ayrılmaz bütünlük ve bunun ismi de James Gang.
Grubun ismi, filmlere ve çizgi romanlara konu olarak efsaneleşmiş Jesse James'ın çetesinden geliyor. Küçük kardeşi Frank ve onlardan daha genç olan Cole da bu ekibe katılıyor. Yani James'ın çetesi de üç kişiden oluşuyor. Amerikan iç savaşında Güneylilerin yanında Konfederasyon militanları olarak yer almışlar ama sonrasında tren, banka soygunlarıyla 19. yüzyıl haydut çetelerinin efsanesi olacaklardı.
James kardeşlerin çetesi 19 . yüzyıl Amerikasını kasıp kavuran soygunlarıyla ilerde çizgi roman ve filmlere konu olurken, 1966 yılında da bir rock grubuna isim olacaklardı. Ohio, Cleveland'da kurulan James Gang, Joe Walsh (gitarlar, vokaller), Tom Kriss (bas) ve Jim Fox (bateri) tarafından kurulacaktı. Hard rock tınılarına sahip, içinde blues, folk ve funk'ı da barındıran nefis bir soundları vardı. Grubun iki şarkısı, " Funk #49 " ve " Walk Away " unutulmaz klasiklerinden sadece ikisidir.
1971'de Walsh, gruptan ayrıldı ve Eagles'a katılması eski tadı vermeyecekti. Bu arada Eagles'da da Walsh bana James Gang'daki tadı vermeyecekti. Grup daha sonra da başka gitarist ve vokalistlerle devam etti ve 1977'de dağılarak son buldu.
İşte bu efsane grubu Foo Fighters'ın ölen davulcusu Taylor Hawkins için düzenlenen anma konserinde uzun bir aradan sonra ilk kez görecektik. 3 Eylül 2022'de Wembley Stadyumu'nda düzenlenen Taylor Hawkins Tribute Konseri'nde Jimmy Fox (davul), Joe Walsh (gitar, vokal) Dale Peters (bas) 'dan oluşan kadrosuyla sahnede bulacaktık.
Yıllar sonra James Gang'ı tekrar bir araya getiren neydi? Foo Fighters'ın ölen davulcusu Taylor Hawkins bu grubun hayranıydı. Onu herhangi bir konserinde James Gang tişörtüyle görmeniz mümkündü. Bu nedenle Foo Fighters'ın kurucusu Dave Grohl , arkadaşının anma konserinde bu grubu tekrar bir araya getirmeye karar vermişti. Bunca aradan sonra bu öyle kolay bir şey değildi ama James Gang'ın kurucusu davulcu Fox, "Hawkins rock için yeri dolmayacak bir kayıp ama biz aynı zamanda en büyük hayranımızı kaybettik." diyecekti.
James Gang, geçtiğimiz hafta yapılan bu anma konserine çıktı ve 13 Kasım'da ABD'de yapılacak olan anma konserine de çıkmaya hazırlanıyor. Grup, UCR (Ultimate Classic Rock) sitesiyle yaptığı röportajda bu öneriyi aldıktan sonra eski günlerin enerjisini yakalamak için bir kaç hafta bir arada vakit geçirmeye başladıklarını ardından da bir hafta boyunca her gün üç ya da beş saat prova yaptıklarını belittiler.
Bu anma konserlerinde yer alacaklardı ama kendilerine ayrılan sürede hangi parçalarına yer verecekleri konusunda bir hayli tartışmanın içine girmişler. "Walk Away" ve "Funk #49" gibi iki hit'i mutlaka olacaktı ama üçüncü parça için Joe Walsh parça sayısını beşe çıkartmaya karar vermiş ama en nihayetinde üçüncü parçanın "The Bomber" olmasında karar kılmışlar.
3 Eylül 2022 tarihinde yapılan Foo Fighters davulcusu Taylor Hawkins'i anma konserinde çıkan isimler arasında en büyük sürpriz James Gang grubuydu. 1970'lerin bu grubu neredeyse yarım asır sonra bu konser için bir araya gelip, sahneye çıkıyorlardı. Bir ay sonra da ABD'de yapılacak anmada da çalacak olan grup, yeni konserlere ve çalışmalara doğru yelken açarlar mı? Bunu zaman gösterecek ama bu trio'ların ne yapacağı belli olmaz.
The Rolling Stones'tan Mick Jagger ile Foo Fighters’tan Dave Grohl karantina döneminde sürpriz bir çalışmaya imza atarak “Eazy Sleazy”yi yayımladı.
Dünyaca ünlü İngiliz rock müzisyeni, besteci, The Rolling Stones'un ana vokalisti ve kurucu üyesi Mick Jagger, Foo Fighters’ ın vokalisti Dave Grohl ile karantina döneminde sürpriz bir çalışmaya imza atarak “Eazy Sleazy”yi yayımladı. Mick Jagger tarafından karantinada yazılan şarkının vokal ve gitarlarında sanatçının kendisi yer alırken, gitar, bas ve kendine has güçlü davul sound’uyla Foo Fighters kurucusu Dave Grohl ona eşlik ediyor.
“Eazy Sleazy”, tam da günümüzü anlatan, enerji dolu, rock’n roll tavırlı bir hiciv şarkısı. Jagger, alaycı mizahla karantinada yaşadığımız hayatı "Zoom görüşmeleri", "bu hapishane duvarlarındaki ev", “gösterişli kitaplar”, “sahte alkışlar” ve “çok fazla TV” sözleriyle yansıtıyor. Şarkıya Jagger’ ın evinde, Grohl'un Foo Fighters stüdyosunda olduğu bir performans video klibi eşik ediyor“
Mick Jagger “Eazy Sleazy” için şunları söylüyor: "Bu, çok ihtiyaç duyulan bir iyimserlikle karantinadan çıkma hakkında yazdığım bir şarkı. Davul, bas ve gitar için Dave Grohl'a teşekkürler, onunla çalışmak çok eğlenceliydi. Umarım hepiniz Eazy Sleazy'den hoşlanırsınız."
Dave Grohl “Eazy Sleazy” için şunları söylüyor: "Bu şarkıyı Sir Mick ile kaydetmenin benim için ne anlama geldiğini kelimelere dökmek zor. Gerçekleşen bir hayalin ötesinde. Tam hayatın daha çılgın olamayacağını düşündüğümde ve şüphesiz yazın şarkısı!"
Foo Fighters'ın yeni albümü "Medicine At Midnight" bu hafta yayınlandı. Geçen yıl çikacak olan albüm, Covid - 19 salgını sebebiyle bir yıl ertelenerek çıktı.
*
"Hani bir albümü seversiniz ama bazı parçalar öne çıkar, oysa ben Foo Fighters'ın yeni çıkan 'Medicine At Midnight' albümünü sanki tek parçaymış gibi baştan sona dinlemeden edemiyorum. "
Foo Fighters
"Medicine At Midnight"
RCA - Roswell
(2021)
Foo Fighters'ın yeni albümü "Medicine At Midnight", geçtiğimiz cuma günü (5 Şubat 2021) yayınlandı. Grubun onuncu stüdyo albümü olan bu çalışma aslında 2020 yılının başında çıkacakken, pandemi sebebiyle bir yıl bekletilerek çıkabilmiş. Böylesi bir albüm yapıldıktan sonra bir yıl bekletmek, grup için hem talihsizlik hem de şoke edici bir umut kırgınlığı olsa gerek. Haklı olarak "sadece Foo Fighters için değil ki her müzisyen ve grup hatta dinleyici için de böylesi bir umut kırıklığı geçerli" diyeceksiniz. Ancak Foo Fighters'ın "Medicine At Midnight" albümünü ilk dinlediğinizde bunun büyük çaplı bir konser turnesinin olması gerektiğini anlayacaksınız. Kendi adıma ben bile bu albümün tanıtım turnesi kapsamında bir konser olsa da gitsem diye iç geçirdim. Hani bir albümü seversiniz ama bazı parçalar öne çıkar, oysa "Medicine At Midnight" albümünü sanki tek parçaymış gibi baştan sona dinlemeden edemiyorum.
Kim ne düşünür bilemem ama kendi adıma Nirvana grubundan çok fazla haz etmezdim. İlk çıkış parçalarının gazı dışında da hiç bir şarkısı aklımda kalmamıştı. Bu gruptan sadece Dave Grohl benimiçin önem taşıyacaktı, o da çok sonraları Nirvana'dan sonra kurduğu grubu yani Foo Fighters'ı dinlediğimde olacaktı. Bu tanışmada vakti zamanında ülkemizde de yayınlanan Billboard dergisinde albüm kritikleri yazmam için iş bulduğumda olacaktı. Yeni çıkan albümler önüme geldiğinde bunlardan biri de grubun 2005 tarihli ikili albümü "In Your Honor"du. Açıkcası çok sevmiş ve şaşırmıştım; hem Nirvana ile alakası yoktu hem de o grupta davulda gördüğüm Grohl, burada gitar, vokal ve tabi besteleriyle karşımdaydı. O gün bugündür de Foo Fighters'ın yeri ayrıcalıklı olacaktı, benim için. Bu ayrıcalık grubun beyni Dave Grohl'dan kaynaklanıyordu tabiki, hem müzisyenliği hem de çok yönlü sanatçılığı ve alicenap kişiliği bu ilgimi kamçılıyacaktı.
Dave Grohl ve Foo Fighters bu yeni çıkan albümüyle beni fena halde etkisi altına aldı diyebilirim. Peki bunca ilgimi çeken albümün tarzının dans odaklı disko ve power pop olduğunu söylersem, "bu ne lahana bu ne perhiz" diyeceğinize eminim ama yazının ilerleyen bölümlerinde bunun sebebini açıklayacağım.
Grubun onuncu stüdyo albümü olan "Medicine At Midnight"ın müzikal tavrı için Dave Grohl, "Dans edilebilir rock" tanımını yapmış. Albüm gerçekten alternatif rock ya da hard rock'tan çok farklı çizgide. Bu albüme yukarda da belirttiğim gibi pop odaklı ya da disko ve dans temelli de diyebiliriz. Şimdi sizlerle çok ama çok yıllar öncesine dönelim, tarihlerden 1983'ün bahar başlangıcı ve David Bowie, "Let's Dance" albümünü yapmış. Albümle aynı adı taşıyan parça da hem listelerde hem de klip olarak ortalığı kasıp kavurmakla kalmıyor, bir de diskoların dans podyumlarının vazgeçilmezi oluyor. İşte Dave Grohl'un yeni Foo Fighters albümünde de klavuz olan bu parça olmuş.
David Bowie, "Let's Dance"da post disco, dance ve new wave birleşiminde bir tarza yer vermişti. Grohl ise bu tavrı günümüze taşırken bu tavrı hard rock ile buluşturarak yapmış. Albümün oluşması Bowie'nin "Let's Dance"ından hareketle olmuş ama albüm 1980'lerin başındaki hard rock ve heavy tadını da taşıyor; "I was made for loving", "Eye of the tiger" gibi seksenlerin rüzgarına yelken açmış rock parçalarını da hatırlatan çalışmaları da bulmamız mümkün.
Foo Fighters'ın "Medicine At The Midnight" albümünü ben biraz da Quentin Tarantino filmlerine benzettim. Tarantino'nun o 1970'ler de 1960'larda çocukluğumuzda yer etmiş ama o dönem önemsenmeyen kült'leri günümüze taşıyan filmleri gibi bu albüm de 1980'leri yeniden hatırlatarak beni heyecanlandırdı. Tarantino geçmişin o kültünü taşırken nasıl kendi imzasını taşıyorsa bu albümde de Foo Fighters çizgisinde sunulan bir kolajla karşılaşıyoruz.
Omar Hakim
Bu albümle Foo Fighters, bizi sadece "Let's Dance"lı yani 80'li yıllara taşımakla kalmıyor ve albümde bizlere bir başka sürpriz daha yapıyor. "Medicine At The Midnight" albümünün konuk listesinde caz ve fusinon'un usta ismi Omar Hakim yer alıyor. Miles Davis, Dire Straits ile de çalışmış olan usta davulcu ve perküsyoncu Hakim, 1983 yılındaki o meşhur David Bowie albümü "Let's Dance"da da çalmıştı. Böyle olunca da o dönemin efekt ve tınılarını da buluyoruz.
Foo Fighters'ın bu yeni albümü ile çok güzel hatıralara giderken, günümüz için de söylenecek sözü olduğunu belirtmeliyim.
Dave Grohl'u ilk kez Nirvana'nın davulunda görmüştük. Görmüştük diyorum ama aslında kimsenin gözü Kurt Cobain'dan başkasını görmüyordu ya o da başka. Nirvana'ya çok fazla ısınamamıştım, bu yüzden de grup dağıldıktan sonra davulcusunun kurduğu grup Foo Fighters'la da pek ilgilenmemiştim açıkçası. Bir ara Billboard dergisi Türkiye'de de çıkar olmuştu ve orada ara sıra yeni çıkan albümleri yazdırıyorlardı. Editör bana yeni çıkan Foo Fighters albümünü, "Bu sana uyar" diyerek yazmamı önerdi. Fazla itiraz edemezdim, sonuçta iş iştir. Ama beğenmezsem eleştirebilirdim de. İşte böylece tanıştım Foo Fighters'la...Aslında Dave Grohl'la. Nirvana'da davulda yer alan Dave Grohl, Foo Fighters grubunda gitarda ve vokalde yer alıyordu. Sadece bunlar mı davul, vokal, gitarla kalmayıp bas gitar da çalıyordu. Söz yazarlığı da ayrıcalıklıydı. Yani ara sıra görüşsek de Dave Grohl, sevdiğim bir müzisyen olmuştu. Bu gün 14 Ocak ve bundan 51 yıl önce Ohio'da Dave Grohl doğmuştu. Aşağıda da Dave Grohl'ın yaptığı bir AC/DC yorumunun videosuna yer veriyorum... hem de vokalde Bon Scott'ın olduğu dönemden "Let There Be Rock" ile ona "iyi ki doğdun" diyelim. Aptulika aptulelcioglu@gmail.com
Rush'ın davulcusu Neil Peart'ı 67 yaşında beyin kanserinden kaybettik. Onun ölümünün ardından bir çok rock müzisyeni saygı dolu açıklamalarda bulundu. Neil Peart'ın ailesi usta davulcunun 7 Ocak 2020 Salı günü beyin kanseri ile üç buçuk yıl süren mücadelesinin ölümle sonuçlandığını bildirdi. Bu açıklamadan birkaç dakika sonra, Rush grubundan arkadaşları Geddy Lee ve Alex Lifeson ortak bir açıklama yaptı: “Kalbimiz kırık ve derin bir üzüntüdeyiz. Salı günü arkadaşımız, ruh kardeşimiz ve 45 yılı aşkın grup elemanımız Neil'in beyin kanserine karşı verdiği cesur savaşını kaybettiği haberini paylaşmamız gerekiyor. Başsağlığı dileklerini ifade etmek isteyenler, bir kanser araştırma grubu veya kendi seçtikleri bir hayır kurumu seçebilir ve Neil'in adına bağış yapabilir. Huzur içinde yat kardeşim." Foo Fighters grubundan Dave Grohl da iflah olmaz bir Rush hayranı. Dave Grohl yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bugün dünya rock and roll tarihinde gerçek bir devini kaybetti. İki sopa almak ve bir rüyayı kovalamak için nesiller boyu müzisyenleri (benim gibi) ortaya çıkaran bu insan milyonlara ilham kaynağı oldu. Radyolarımızı ve pikaplarımızı sadece davuluyla değil güzel sözleriyle de yöneten nazik, düşünceli, parlak bir adam. ” Grohl sözlerine şöyle devam etti: “Gençken ilk kez "2112" albümünü dinlediğimi hala hatırlıyorum. İlk kez bir davulcuyu dinliyordum. Ve o günden beri müzik hiç aynı olmadı. Onun gücü, hassasiyeti ve kompozisyonu kıyaslanamazdı. Bir sebepten dolayı 'Profesör' olarak adlandırıldı ve hepimiz ondan çok şey öğrendik. ” Foo Fighters davulcusu Taylor Hawkins basitçe şöyle dedi: "Neil Peart'ın Tanrı'nın elleri vardı. Hikayenin Sonu."
Eski Dream Theater davulcusu Mike Portnoy , Rush davulcunun Cuma günkü ölümünden sonra “tüm zamanların en büyük kahramanlarımdan biri” diyerek Neil Peart'a vefasını sundacaktı. “Neil Peart benim için her zaman bir akıl hocası ve bir kahraman olacak ve son 40 yıldır davulcu olarak benim üzerimdeki etkisinin ölçülmesi kesinlikle imkansız,” diye yazdı Portnoy. “Ama bunun ötesinde, son 15 yıl boyunca, arkadaş oldu… her zaman böyle bir beyefendi ve zarif bir ev sahibi. ”
KISS'den Paul Stanley, “Kesinlikle korkunç bir haber. Neal Peart yıllarca beyin kanseri ile savaştıktan sonra öldü. Çok, çok üzgünüm ve şok oldum. ” Gene Simmons şunları söyledi: “Dualarım ve Peart Ailesi, Hayranları ve Arkadaşları'na başsağlığı diliyorum. Neil nazik bir ruhtu. HUZUR İÇİNDE YATSIN" Black Sabbath'tan Geezer Butler basitçe şunu yazdı: “Neil Peart'ın öldüğünü duymak üzücü. HUZUR İÇİNDE YATSIN."
Yağmur da şiddetini git gide arttırıyordu. Ama yağmura rağmen kimse yerinden kıpırdamadı. İnsanlar dağılmadıkça, grup da daha bir şevkle çalmaya başladı ve konser beklenenden çok daha uzun sürdü. Dave Grohl bir ara “hala burada olduğumuza inanamıyorum, ama daha da önemlisi; sizin hala orada olduğunuza inanamıyorum! Her gün etrafımda “Rock’n’ Roll öldü” diyenleri duyuyorum, ama işte cevap burada” dedi ve ekledi “şimdi neden viskiye bu kadar düşkün olduğunuzu anlıyorum. Her gün böyle yağıyorsa...”
Foo Fighters - Dublin konseri
21 Ağustos 2019
RDS Arena
Dün akşam Dublin’de RDS Arena’ya giriş sırasında beklerken, uzun zamandır bir stadyum konserine gitmediğimi düşünüyordum. Ve heyecanımın, birazdan Foo Fighters’ı sahnede ilk kez izleyecek olmamın yanı sıra, biraz bundan da kaynaklandığını farkettim. İrlanda’da izleyeceğim ilk büyük konserdi ve bu mekana da ilk kez geliyordum.
Bu gün için yağmur uyarısı da yapılmıştı. Ama İrlanda’da yaşamak demek, her hava koşuluna her an hazırlıklı olmak demek zaten. Yani öyle düşünüldüğü gibi sürekli yağmur yağan, kasvetli bir yer değil burası. Ama hava durumu açısından her an herşeyin olabileceği bir coğrafya. Otuz saniye önce yağmur ve rüzgardan yolda zor yürürken, birden pırıl pırıl bir güneşle karşılaşıp ceketinizi çıkarma isteği duyabilirsiniz. Ya da dışardayken birden yağmur başlarsa, siz şemsiyenizi açana kadar çoktan şöyle bir tükürüp geçmiş olabilir. O nedenle (her mevsim) hem yağmura hem güneşe her an hazırlıklı gezmeniz gerekir; çantanızda genellikle hem güneş gözlüğü ve kremi, hem de ince bir ceket ve yağmurluk her daim bulunur. O gün de yağmurluklarımızı giymiş, içeri girmeyi bekliyorduk. Sıra bekleyen kalabalığa bakınca hem gençlerden hem de belli bir yaşın üzerindekilerden oluşan oldukça karışık bir kitle olduğunu gördüm.
Konserin açılışını “Hot Milk” ve “Frank Carter & The Rattlesnakes” adlarında daha önce dinlemediğim iki grup yapacaktı. Biz alana vardığımızda ikinci grup sahnedeydi. Ortalık henüz çok dolu değildi, çünkü insanlar çoğunlukla Foo Fighters öncesi yeme içme ihtiyaçlarını gidermekle meşguldü. Yeme içme mekanları konser alanından ayrıydı ve gördüğüm kadarıyla yemek konusunda vegan mutfaktan çikolata şelalesine kadar oldukça fazla seçenek vardı. Onun dışında da, ufak aksaklıkları olsa da, genel olarak oldukça iyi bir organizasyon olduğunu söyleyebilirim. Foo Fighters üyeleri tam anons edilen saatte sahnede yerlerini almıştı ve Pretender ile oldukça hızlı bir açılış yaptılar. Hemen ardından çaldıkları Learning to Fly ve son albümleri Concrete and Gold’dan Run ile tempoyu en baştan yükselttiler ve konser sonuna kadar da düşürmediler.
Dave Grohl’e Taylor Hawkins, Pat Smear, Chris Shiflett, Nate Mendel ve klavyede Rami Jaffee eşlik ediyordu. Geri vokallerin arasında ise Grohl’un 13 yaşındaki kızı Violet, yeşil saçları ve arada sessizce “of baba ya” diyen ergen bakışları ile yer almaktaydı. 2,5 saate yakın süren konserde 25 yıla yaklaşan kariyerlerinin neredeyse her döneminden en kilit şarkıları çaldılar. Ortalara doğru iyice old school’a yönelen grup, yanımdaki Robert Plant dublörü amca dışında neredeyse tüm stadyumu zıplattı, dansettirdi (bir anlığına gerçekten Robert Plant mi acaba diye düşünmedim değil, ama biraz daha yakından bakınca o kadar da şanslı olmadığıma emin oldum). Times Like These, Best of You, All My Life, Monkey Wrench ve çalarken telefon ışıklarıyla tüm stadyumu Samanyolu’na çeviren Wheels gibi pek çok klasik setlistte bir bir yerini alırken, şarkı aralarında da Dave Grohl, ağzından düşürmediği sakızıyla insanlara laf atmayı ihmal etmiyordu. Arada İrlanda aksanı da yapmayı denedi ama çok da başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. :) İrlanda’da olmanın şerefine Thin Lizzy’ye ve U2’ya da bolca selam gönderdiler tabii. Konser boyunca ‘The Boys are Back in Town’ ve ‘Jailbreak’ gibi klasiklerden bölümler çalan grup, konserden hemen öncesine denk gelen Phil Lynott'ın 70. doğum gününü de atlamadı. Konsere önünde U2, arkasında Thin Lizzy yazan bir tişortle çıkan davulcu Taylor Hawkins de, sahneden yükselen bir platformun üzerinde sergilediği davul solosunda U2’nun Sunday Bloody Sunday’ine atıfta bulundu.
Bir ara sahneye Bono’nun çıkacağını anons ettiler, ama söz konusu kişinin U2 frontmanı değil, Hawkins’in ilk zamanlarda birlikte müzik yaptığı çocukluk dostu olduğu anlaşılınca büyük çoğunluğun hevesi kursağında kaldı tabii. Birlikte Queen klasiği Under Pressure’i oldukça başarılı bir şekilde seslendirdiler. “Gökyüzü bize izin verdi, ne güzel” diyorduk ki, konserin ortalarında, tam My Hero’nun hisli notalarını dinlerken beklenen yağmur başladı ve atmosferi bir anda (iyi yönde) değiştirdi. Dave Grohl o akşam bu şarkıyı, sahne kenarında onu izleyen ve yıllar önce sahneden düşüp ayağını kırdığı zaman onu her gün çalıştırarak iyileşmesine büyük katkıda bulunan İrlandalı fizyoterapisti Freddie Murray’a adadığını söyledi. Bu duygusal anlar yaşanırken yağmur da şiddetini git gide arttırıyordu. Ama yağmura rağmen kimse yerinden kıpırdamadı ya da herhangi bir panik belirtisi göstermedi, sadece sakince kapşonlarını başlarına geçirdiler. Sahne ışıkları yağmurda çok güzel görünüyordu ve görünüşe göre herkes bu görüntünün ve konserin tadını çıkarıyordu. İnsanlar dağılmadıkça, grup da daha bir şevkle çalmaya başladı ve konser beklenenden çok daha uzun sürdü. Dave Grohl bir ara “hala burada olduğumuza inanamıyorum, ama daha da önemlisi; sizin hala orada olduğunuza inanamıyorum! Her gün etrafımda “Rock’n’ Roll öldü” diyenleri duyuyorum, ama işte cevap burada” dedi ve ekledi “şimdi neden viskiye bu kadar düşkün olduğunuzu anlıyorum. Her gün böyle yağıyorsa...” Tam “herhalde son şarkıyı çalıyorlar artık” dediğinizde, “İnandınız mı? Daha yarısına bile gelmedik!” diyen Grohl, ara ara izleyicinin gerçekten konser bitti sanmasını sağlayıp “1 şarkı daha çalmamızı ister misiniz? Ya da 2? Peki 5?” diyerek modu hemen yükseltiyor ve bitmek bilmez enerjisiyle sahnede oradan oraya koşturarak yepyeni bir şarkıya başlıyordu. 5 şarkı daha çalmanın bahsi geçtikten sonra herhalde en az bir 15 şarkı falan daha çalmışlardır! Belli ki sahne önünde ve üstündeki herkes keyif alıyordu ve kimsenin bir yere gitmeye niyeti yoktu.
“Biz ‘bis’ yapmıyoruz, önce sahneden çık, sonra alkışlar, ıslıklar, geri gel tekrar çal falan… Onun yerine işte ne varsa burada, tek seferde, enerjimiz olduğunca çalıyoruz” diyen Dave Grohl, o enerjinin kolay kolay tükenmediğinin de en canlı kanıtıydı. “Neredeyse 25 yıldır çalıyoruz ama, kendimi hala 25 yaşında gibi hissediyorum - ve 25 yaşında gibi içiyorum!” Bu arada konsere dair belirtmeden geçmek istemediğim bir ayrıntı daha var: Sahnenin yanındaki ekranlardan sunulan ve sahnedeki grubu gösteren videoların kalitesi (sadece çözünürlük açısından değil, seçilen açılar, kullanılan teknikler, vs) o kadar iyiydi ki, hiç editlemeden direk klip olarak piyasaya sürseler, bal gibi de olur, keyifle de izlenir düzeydeydi. Bu ıslak ama keyifli deneyim Everlong ile sonlanırken, zıplamaktan yorgun, bağırmaktan sesi kısık, ıslak ama mutlu kalabalık, grubun bu sefer son şarkıyı çaldığını biliyordu. 40.000 kişi konser sonunda sakince ve vukuatsız dağılırken, stadyumun dört bir yanında herkes senkronize bir şeklide hala Best of You’nun “oooo” kısmını söylüyordu. Özetlemek gerekirse, kapanışta Dave Grohl’un de dediği gibi; tam bir “the perfect f**king gig” izledik diyebilirim. Sezen Aladağ Özdemir 22 Ağustos 2019