Jeff Beck'in ölümünden bu yana tam 3 yıl geçmiş. Rock gitarının bence kesinlikle en büyük kaybı odur diyebilirim ve eklerim sadece yaptıkları ile değil daha yapacaklarıyla da. İşte onu bütün büyük rock gitaristlerinden farklı kılan yönü de "keşifçiliği" olsa gerekti.
Evet bu yazdıklarımı, "Ne diyor be bu adam" diye karşılayacaksınız... belki de. "O şöyle bir gitarist, acayip sololar atardı" gibi afilli sözler etsem herkes mutlu olurdu.
Neyse daha fazla uzatmayayım asıl mevzuya geleyim. İki gün önce Blues Rock Review https://bluesrockreview.com/ sitesinde yayınlanan Jon Harper'ın "Three Years Without Jeff Beck: Why His Guitar Still Matters" (Jeff Beck'siz Geçen Üç Yıl: Gitarının Hala Önemi) yazısını görünce bir anda okumak için atıldım. İşte benim de kafama yıllardır takılan Jeff Beck "farklılığı"nı çok güzel ortaya koyuyordu. İşte o yazı şöyle başlıyordu:
"Jeff Beck'in ölümünden üç yıl sonra bile, yokluğu hâlâ garip geliyor. Müziğinin solması yüzünden değil, etkisinin tarihsel bir dipnot haline gelecek kadar uzun süre yavaşlamaması yüzünden. Beck tek bir döneme, sahneye veya akıma ait değildi. O, gitarın kendisine aitti. Trendler değişip türler parçalandıktan çok sonra bile, Jeff Beck, ifade dolu, korkusuz gitar çalmanın ne olabileceğine dair sürekli bir referans noktası olarak kaldı.
Blues Rock Review'da Jeff Beck'in eşsiz bir yeri var. Geleneksel anlamda düz bir blues gitaristi hiç olmadı, ancak blues her zaman onun müziğinin merkezindeydi. Onu genişletti, bozdu, caz, funk, rock ve elektronik dokularla birleştirdi, ancak duygudan asla kopmadı. Beck'in mirası, listelerde zirveye çıkmak veya radyoda çalınan single'lar üzerine kurulu değil. Saygı, merak ve sese olan tavizsiz bağlılığı üzerine kuruludur. "
Yazıyı buradan tam olarak yayınlamak isterdim ama, bu güzel yazıya ve kıymetli görüşleriyle yazarına saygımdan dolayı aşağıda linkini vereceğim, oradan okursunuz.
Ve bu JON HARPER imzalı yazının son bölümünden de bir alıntı yapmadan edemeyeceğim,
"Jeff Beck, blues temelli müziğin ruhunu kaybetmeden gelişebileceğini kanıtladı. Teknik ustalığın duygu olmadan hiçbir anlam ifade etmediğini gösterdi. Ve bir sanatçının verebileceği en önemli kariyer kararının meraklı kalmak olduğunu ortaya koydu.
Jeff Beck sadece gitarın nasıl çalındığını değiştirmedi, aynı zamanda nasıl anlaşıldığını da değiştirdi. Bu yüzden, üç yıl sonra bile etkisi azalmadı. Her bir bükülmüş nota ile blues rock'ın geleceğini şekillendirmeye devam ediyor."
Evet yukarda verdiğim linkten yazının tamamını okumanız dileğiyle... büyük usta ve güzel insan JEFF BECK' e saygı duruşumuzu da böylece sunalım.
Eric Clapton, bu hafta “How Could We Know” adlı yeni bir single yayınladı. Bu aslında iki şarkılık bir single ve birincisi "Moon River" adıyla yayınlanmıştı.
İlk şarkı "Moon River", Clapton ile Jeff Beck birlikte çalmışlardı ve Beck'in ölümünden kısa bir süre önce kaydedilen cover bir parçaydı. Single'ın öteki yüzünde bulunan ve bu hafta çıkan, "How Could We Know", Judith Hill (vokal), Simon Climie (vokal) ve Daniel Santiago'nun (akustik gitar) yer aldığı bir çalışma.
Eric Clapton'ın yeni single'ını aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz.
Efsanevi stüdyo müzisyeni basçı Mo Foster'i Pazartesi günü (3Temmuz 2023) 78 yaşındayken kaybettik.
Şimdi bu haberi tesadüf eseri tıklayıp, buraya kadar okumuş olanlar varsa, "İyi de ne yapalım... tanınmamış adamların haberini yapmanın ne alemi var" ya da "ohoo... o kadar çok stüdyo müzisyeni vardır ki, hepsini nerden bilelim" diyecek ve habere bakmayacaksınız bile.
Peki o zaman bende size, "Mo Foster'in çaldığı albümlerden birini mutlaka dinlemişsinizdir" demek yerine "kesinlikle onun yer aldığı birden fazla albümü dinlemişsinizdir " diyeceğim.
Mo Foster 50 yılı aşan müzik hayatı boyunca Jeff Beck , Gary Moore, Gil Evans Michael Schenker Group, Phil Collins , Ringo Starr , Peter Green, Eric Clapton, Joan Armatrading , Gerry Rafferty , Brian May , Scott Walker , Cliff Richard , Meat Loaf , Van Morrison, Dr John gibi grup ve sanatçıların albümlerinde çaldı. Bu albümlerin sayısı 350yi geçiyor. Bunun dışında bir çoğunun turnesinde de grup elemanı olarak yer aldı.
Mo Foster için bas gitarist dedik ama o kelimenin tam anlamıyla bir multi enstrümantalist. Bas gitarın yanısıra gitar, kontrbas, mandolin, davul, perküsyon, piyano , org gibi enstrümanları ustalıkla çalan sanatçı aynı zamanda da iyi bir prodüktör.
*
Aşağıda yer alan videoda Jeff Beck'in 1980 tarihli Yunanistan konserinde Mo Foster'i bas gitarda dinleyeceksiniz. Jeff Beck'in unutulmaz klasiği "Cause We've Ended As Lovers" a Mo Foster harika bir bas solosu da eklemiş.
Rock tarihine damga vurmuş bir grubun ilk gitaristi olmakla birlikte bir karar verme durumunda kalmak...
Resim mi Müzik mi?
İşte İngiliz sanatçı Top Topham'ın öyküsü.
Dünyaca ünlü olacak bir rock grubunun kuruluşunda çok küçük yaşlarda yer alan bir gitarist olmak, hiç kuşku yoktur ki önemlidir. Üstelik bu grubun özelliğinin kadrosunda yer bulan üç gitaristin de dünya gitar tarihinin ilk sayılabilecek isimleri olduğunu da söylemeliyiz. Bu isimleri sayarsam dediğim daha iyi anlaşılacak: Eric Clapton, Jeff Beck ve Jimmy Page.
Rock tarihine ismini altın harflerle yazdıran bu üç gitarist ilk çıkışını The Yardbirds isimli grup ile yapmışlardı. Ancak bu üç isim grubun kuruluş kadrosunda yer almıyordu. Grup 1963 Mayıs'ında kurulduğunda gitarist olarak Anthony 'Top' Topham bulunmaktaydı. Daha sonra efsaneleşecek bir grubun kadrosunda gitarist olarak (hem de bu grubun çatısı altında yer alan üç gitaristin de alanlarının en usta isimleri olacağı düşünüldüğünde) müzik yapmak önemliydi. Ancak henüz 15 yaşında olan Topham, hem müzik hem de resim yeteneğine sahip olan biriydi. Yani bu ikisinden birine devam etmek için bir seçim yapmak zorundaydı. O da resmi seçerek The Yardbirds'ten ayrıldı. Böylece resim eğitimine devam eden Topham, müzikten tamamen kopmasa da hayatını ressam ve iç mimar olarak sürdürecekti.
"The Yardbirds kurulduğunda 15 yaşındaydım, yani diğer elemanlardan üç ya da dört yaş küçüktüm..." sözleriyle o günleri anlatan Topham, grubun geceleri barda çalması sebebiyle "...ailemin haftada beş ya da altı gece müzik çalmam için dışarı çıkmama izin vermeleri olanaksız olabiliyordu." diye durumunu özetliyordu. O sıralar Epsom Sanat Okulu'na giden gitarist okulunu ve resmi ciddiye almaya karar vererek The Yardbirds'ten ayrılacaktı.
Böylece Topham'ın yerine The Yardbirds'e gitarist olarak Eric Clapton gelecekti. Yıllar sonra yapılan bir röportajda Topham'a ayrıldığına pişman olup olmadığı sorulunca, "Ayrıldığıma pişman olmadım çünkü benim ilgi alanım olan blues müziğinden uzaklaştılar,"dedikten sonra, "Müzikte kariyer yapmak ve profesyonel olmak için onlarla kalsaydım bile, sanırım daha sonra Eric'in bıraktığı nedenlerin aynısıyla ayrılırdım." sözlerini ekleyecekti.
Resmi seçen Topham müzikten de tam anlamıyla kopmadı. Marc Bolan , Peter Green ve Christine McVie gibi müzisyenlerle birlikte çalıştı. 1970 yılında yaşadığı bir sağlık sorunu sebebiyle müzikten koptu, ancak 1988'de eski Yardbirds elemanı McCarty ile blues grubu Topham-McCarty'yi kurdular.
Topham, 2013 yılında Yardbirds'e resmi üye olarak geri döndü. 50 yıl aradan sonra kurucusu olduğu efsanevi grupta iki yıl çalıştıktan sonra Topham gruptan 2015 yılında ayrılarak müzik hayatını noktalayacaktı.
15 yaşındayken rock tarihinin en önemli gruplarından biri olan Yardbirds'ün kuruluşunda yer alan gitaristi Anthony 'Top' Topham bu haftanın başında 75 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçının ölüm haberi resmi sosyal medya hesabından,
"Antony 'Top' Topham yani asıl adıyla Sanderson Rasjid Topham, 23 Ocak Pazartesi günü huzur içinde vefat etti."
diye duyurulacaktı.
Hayatında sevdiği işi yapmayı seçen ama müzikten de kopmayan Anthony Topham'a bizler de huzur içinde yatsın diyelim.
"Çaldığım her şarkıda en az 10 kere kuralları çiğnemezsem işimi düzgün yapmıyorum demektir."
2009' yılında verdiği bir röportajda gitar çalma tarzını bu sözlerle anlatan Jeff Beck, daki çalma tarzını anlatan Beck,
" Kurallar umurumda değil."
...diyerek devam ediyordu.
Salı günü kaybettiğimiz Jeff Beck, kuralları o kadar iyi biliyordu ki, elektro gitarda kuralları yerle yeksan ederek kendi kurallarını ortaya koydu. Hatta onları da yıkarak rock gitarının temellerini oluşturdu.
O temel ki, kuralları çiğne ama kendin gibi çal!
Jeff Beck, kendi gibi çaldı... O bir ekoldü ama takip edebileni olamadı çünkü o ezbere gelen bir gitarist olamayacak kadar kendisini yenileyen bir gitaristti.
Jeff Beck, gerçekten de rock gitarında devrim yapan biri. Sadece o kadar mı? O 196O'larda British Blues'un doğuş yıllarında blues rock tarzının doğmasına sebep olan bir mucit. Onun müzikal zenginliğine caz rock füzyonunu da eklememiz mümkün.
Bu adam öylesine bir kilometre taşıdır ki, ne kadar anlatsak yetmez... ama o bu konular üzerine böbürlenmek, ahkam kesmek gibi bir görüntü vermez. Hatta onun konuşmak yerine gitar çalarak iletişim kurduğunu bile düşünmüşümdür.
Sessizliği de ona çok yakışıyordu.
Bir büyük isim daha hayatımızdan çekip gitti ama ardında bizlere öyle büyük bir hazine bıraktı ki... dinledikçe daha da geniş keşiflere çıkacağız.
Asıl adı Roderick David Stewart olan İskoç kökenli İngiliz şarkıcı, müzikten önce profesyonel bir futbolcuydu. Brentford futbol takımında
oynayan Stewart 1960 yılında folk müzisyeni Wizz Jones’tan etkilenerek müziğe
başlamıştı.
Şimdi Rod Stewart’ı bütün dönemleriyle 15 şarkıda
özetleyelim dedim. Bu parçalar öylesi bütün zamanların en iyisiya da “best of” seçkisi değil. Tamamen benim
sevdiğim örnekleri biraraya getirdim. Zaman içinde bir pop ikonu haline gelen
Rod Stewart’ın unutulan ama asıl onu var eden dönemlere de ulaşabileceksiniz.
Buyrun tozlu sayfalarda müzik dünyasının en farklı sesinin
rock ve blues izlerindeki çıkışının merdivenleri.
MAGGIE MAY
1971 yılı “Every Picture Talls A Story” albümünden bir
şarkı. 45’lik plak (single ) olarak da çıkan bu parça Rod Stewart’a muhteşem
bir ün getirip, dünya listelerine bir numaradan çıkartacaktı. Parça İrlanda ve
İngiltere listelerinde 5 yıl boyunca üst sıralarda kalarak bir rekora imza
atacaktı.
Liverpol menşeli bir folk şarkısı olan “Maggie May”de Rod
Stewartyazdığı sözlerde kendi
hayatından izler olduğunu söylemişti. Parçada bir genç delikanlının kendinden yaşca büyük bir kadına duyduğu çaresiz aşk anlatılır.
2004 yılında Rolling Stone dergisinin yaptığı “Bütün
Zamanların En İyi 500 şarkısı” sıralamasında 131. sırada yeralacaktı.
Rod Stewart’a bu parçada elektro gitar ve bas gitarda Ronnie
Wood, akustik gitardaMartin Quittenton,
bateride Micky Waller, hammond orgda Ian McLaganve mandoliniyle de Ray Jackson eşlik etmiş.
“SAILING”
70’lerde ülkemizde de en çok bilinen Rod Stewart parçasıydı.
Parça 1975 yılında İngiliz BBC kanalının denizcilikle ilgili bir belgesel
dizisinin fon müziği olarak yapılmıştı. Aynı yıl çıkan Stewart’ın “All In The
Name Of Rock’n Roll” albümünde bulunan bu parçanın unutulmaz bir klibi de
vardır. Bir zamanlar TRT televizyonunda siyap beyaz olarak izlerdik.
“PEOPLE GET READY” – Jeff Beck
Seksenli yıllara gelinmiştir ve artık herşey bir başka
olmuştur. Eski rock grupları, müzisyenleri de popüler pazarın kurallarına uyum
sağlamaya çalışmaktadır. Rock gitarının en önemli isimlerinden Jeff Beck de yeni
döneme ayak uyduruyor ve 1985 tarihinde çıkardığı “Flash” albümüyle uyum
sağlıyor. O albümden “People Get Ready” şarkısı da dönemin video klipleri
arasında dönüp, duruyor. Parçanın vokalinde de gitaristin eski dostu Rod
Stewart da yer alıyor. Parça her ne kadar 80’lerin pop piyasasının ikonları
arasında olsa da Beck’in gitar kullanımı gene rock izlerinde. Hatta yıllar
geçtikçe rock izleri daha da çıkıyor.
”STAY WITH ME” – The Faces
1971 yılı ve The Faces grubu. Dönemin en ilgi çeken pop rock
grubu (glam rock da diyebiliriz). Rod Stewart da bu grubun vokalisti.
“Stay With Me” grubun gitaristi Ron Wood’un güzelliklerinin
bir demeti gibi, Boogie ile rock ’n roll hem hal oluyor ve ortaya “Stay With Me”
çıkıyor. Basit görünüp, sürekli değişen gitar partisyonları maharetli sololarla
birleşiyor.Ron Wood bu gruptan sonra
rock efsanesi Rolling Stones’un gitarına geçecekti.
“ITALIAN GIRL”
Bu 1972 yılı ne verimli bir yıldır, rock tarihinin en güzel
çalışmaları o yıla aittir (Bakınız diğer rock gruplarının albümleri).
Rod Stewart’ın kendi adına yaptığı dördüncü solo çalışması. Bu çalışmada IanMc Lagan’ın piyano ile rock’n roll
dokunuşlarınahayranımdır. Parçanın
sonunda Dick "Tricky Dicky" Powell ‘ın kemanı harika bir final
oluşturur.
“GASOLINE ALLEY”
Rod Stewart’ın ikinci albümünün ismi. Aynı isimli şarkı ile
de albümün açılışı yapılır. Gitarlı, mandolinli İngiliz folk ile blues
birleşimi bir güzellik.
“IT’S ALL OVER NOW”
Gene 1970 tarihli “Gasoline Alley” albümünden bir parça.
Rolling Stones tarafından da yorumlanan bu parça The Valentinos grubunun 1964
tarihli klasiğidir.
“ MY WAY OF GIVING”
Aynı albümle devam ediyoruz. Herhalde bu albümü bir yerlere
not etmeniz gerektiğini anlamıssınızdır. Yani mutlaka dinlenilmesi gereken
birRod Stewart albümüdür, “Gasoline
Alley”. Tabi plak olması koşuluyla. Ron Wood gitarlarda gene harikalar
yaratıyor ama benim favorim Ian Mc Lagan ve harika Hammond orgu, parçanın
finalinde de damgasını vuruyor.
"LADY DAY”
”Gasoline Alley” albümünü dinlemeye devam ediyoruz. Dönemin
hit parçası “Lady Day”. Ron Wood’un
gitarının tadına varıldığı bu çalışmada Dİck Powell’ın kemanı da finale nefis
oturuyor. Şarkının anlattığı konu ise “Maggie May”deki gibi çaresiz aşk. Bu
sefer söz konusu olan ağır yaş farkı değil, sınıf farkı. Rod Stewart bu parçada ağır bir
hanıma duyulan karşılıksız aşkı anlatıyor.
“YOU’RE MY GİRL”
Led Zeppelin’i hatırlatan bir sound ve funky, boogie ve hard
rock karışımı.
“KENT YAŞAMI” – Şenay
Rod Stewart şarkılarından bahsederken Şenay da nerden çıktı
diyebilirsiniz. Haklısınız ama önce Şenay’dan bahsedelim, zira tanımayan
kişiler olabilir. Onlar da haklıdır kizaman akıp gidiyor.
2013 yılında, 62 yaşındayken yitirdiğimiz Şenay yani asıl
adıyla Şenay Yüzbaşıoğlu, 45’lik plaklar döneminin unutulmaz sesi. Daha da
hatırlamayan var ise “Sev Kardeşim” şarkısını okuyan kişi dediğimizde herkes “O
muydu!” diyerek hatırlayacaktır.
Bu açıklamadan sonra dönelim 37 yıl öncesine. 1979’un sonu
ile birlikte Türkiye’de müzik yapan Türk Hafif Batı Müziği şarkıcıları dünyaya
açılmanın ve kafalarındaki müziği yapmanın peşine düşeceklerdi. (Ancak 12 Eylül
1980 darbesinin zapturaptı, bu hayallerin çok kısa sürmesine sebep olacaktı.)
Şenay’da kendi ismini taşıyan ve dünyayı hedefleyen bir albüm yani LP
çıkartacaktı. Bu LP’de daha önceden yaptığı 45’likleri değil, yeni besteler ve
şarkılarla çıkacaktı. Bu albümde bulunan “Kent Yaşamı” isimli parça da Rod
Stewart’ın bir şarkısına Türkçe söz yazılarak yorumlanmıştı. Şenay’ın yazdığı
sözler toplumcu ve eleştirel bakış sunuyordu ama parçanın aslı farklı bir
konuyu anlatıyordu. Rod Stewart’ın bu parçası “Da Ya Think I’m Sexy” idi.
“DA YA THINK I’M SEXY”
1978 ile 79 arası ve ufaktan seksenli yılların rüzgarları
esiyor. İşte bu sırada Rod Stewart da başkalaşıyor. Bu parça ile Stewart’ın
blues ve rock köklerine ihanet ettiği söyleniyor. Tam anlamıyla diskoluk bir
parça. Amma velakin bu parçanın imarını yapan (bestecisi) hard rock ve
heavy’nin güçlü davulcusu Carmine Appice.Müzik kariyerine 60 sonlarında Vannila Fudge ile başlayan Appice,
ardından Rod Stewart ile çalışacaktı. Kardeşi Vinnie de güçlü bir hard’n heavy
davulcu olan Carmine Appice müzik kariyerinde Cactus, King Kobra- KGB, Blue
Murder, Marty Friedman, Michael Shenker, Rated X, Ted Nugent gibi hard
rock,heavy metal grup ve sanatçılarıyla
çalışacaktı.
“MY FUNNY VALENTINE”
En etkileyicisi Chet Baker’dan olan (caz trompetçisi Baker
bir dönem vokalde yapmaya çalışmıştı. Bir çok insana göre onun sesi yaşlı bir
teyze gibi gelir ve eleştirilir ama ben verdiği hüzünlü duygu sebebiyle
severim) bu caz standartı bir çok vokal tarafından ustaca yorumlanmıştır.
2000’lere geldiğimizde Rod Stewart, 4 albüm süren “The Great
American Songbook” isimli bir CD dizisi yapmıştı. İşte bu kadife dokulu
bunaltıcı dizide içimi en ferahlatan parça bu olmuştu.
“YOU SCHOCK ME” – Jeff Beck Group
Şimdi gelelim Rod Stewart’ın en değerli haline. 1968 yılı ve
Stewart bir grubun vokalisti. İngiliz blues’ının ve rock’ının en önemli gitaristi
Jeff Beck kurduğu grubuyla rock ve blues tarihinin en nadide mücevherlerini
çıkartacaktı. 1968 yılında çıkan “Truth” albümünde büyük blues ustası Willie
Dixon’un eseri Rod Stewart’ın sesiyle bir başka güzelliğe dönüyor.
“ I AIN’T SUPERSTITIOUS “ – Jeff Beck Group
Gene Willie Dixon’n bir blues klasiği Stewart’ın sesiyle
patlamalar yaratıyor. Var ise aklı şuurunuz 1968 tarihli “Truth” albümünü
bulursanız kaçırmayın, mutlaka edinin derim. Hele plak olursa mutlaka.