Eyüp Karakuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eyüp Karakuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2024 Cumartesi

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 226



Vladimir Sorokin
 "Opriçnik'in Bir Günü"
Can Yayınları
Çeviren : Eyüp Karakuş 
  (1. Basım: Aralık 2023)


  2006'da yazılmış ve 22 yıl sonrasının Moskova'sını kurgulayarak bu bilim kurgu romanı yazmış, Sorokin. Yani günümüzden 4 yıl sonraki Rusya ve yönetim yeniden çarlığa dönüşüyor... hem de "Korkunç İvan" diye nam yapan IV. İvan dönemi. Açıkcası böyle bir kurguyu görünce, "Vay be adam nasıl bir hayal kurmuş." hatta "uçmuş" demem gerekir ama tam tersi, "Olabilir galiba" bile diyorum. Dünyamızdaki akıl almazlığı adam 18 yıl önceden görmüş. 

Yazar, Rusya tarihini Beyaz Despotizm, Kızıl Despotizm, Mavi Despotizm ve ardından gene Beyaz Despotizm olarak özetliyor. Kendi adıma sosyalist devrimin de bu tanımlamadan nasibini almasına üzülsem de, yazar haksız da sayılmaz hani. Rusya'ya ne yönetim gelirse gelsin Rusluk daim kalıyor gibi. Ne Ruslarla derdim var ne de bu yönde tartışmalarla ama benim üzüldüğüm kabağın sosyalizmin başına patlaması. 

Öncelikle kitabın yazarından biraz bahsedeyim. Vladimir Sorokin, 1955'te doğmuş. Yani sosyalist dönemin muhaliflerinden biri. Dönemin kavramsal sanatla ilgilenen yeraltı edebiyatında yerini almış. Sosyalist Gerçekçi sanat ile  dalga geçen yazılar kaleme almış. O dönem eserleri yasaklanmış ve yayınlanmamış. Perestroyka döneminden sonra eserleri geniş okuyucu kitlesiyle buluşabilmiş ve ilk romanı 1985'te yayınlanmış. 

Opriçnikler, 1555'te Çar IV. İvan tarafından kurulan özel birliktir. Çar'a hizmet etmek için kurulan bu birlik 2028 Rusya'sında tekrar kuruluyor. İşte bu romanda Opriçnik Komyaga'nın 24 saati konu ediliyor. Onların sefahat, sarhoşluk, şiddet ve terörle dolu baskıları: Efendi'leri adına hizmet etmek için yerine getirdikleri görevleri. 

Fütüristik teknoloji, Korkunç İvan'ın dünyasıyla birleşerek gerçeğe yakın bir distopya oluşturuyor. 

Aptulika



18 Nisan 2021 Pazar

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 172

Sergey Dovlatov
 "Yabancı Kadın"
Olvido
Çeviri: Eyüp Karakuş
  (1. Baskı: Haziran 2019)

Dostoyevski'nin, "Biz hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" lafının ne kadar değerli olduğu aradan yüzyıl geçse de ortaya çıkıyor. Sergey Dovlatov'u bu kitabıyla okurken Nikolay Gogol'un mimarlığının ne denli kalıcı olduğunu bir kez daha anladım. 

Dovlatov, Sovyetler Birliği döneminde Leningrad (şimdiki St. Peterburg)'da 1941'de doğmuş bir Rus yazar. Rus Yahudisi olan babası tiyatro yönetmeni ve Ermeni kökenli annesi de bir tiyatro oyuncusu. Bu yüzden sanatla küçük yaşlardan itibaren bir bağı olmuş olsa da Dovlatov, Fin dili üzerine üniversite eğitimini tamamladıktan sonra gazetecilik üzerinde yoğunlaşmış. Bu sıralarda öyküler yazan ve bunları dergilerde yayımlatan yazarımız rejime muhalif düştüğü gerekçesiyle eserleri kaçak olarak basılacak ve el altından yayınlanacaktı. 1976 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'nden atılan Dovlatov, 1978 yılında da Sovyetler Birliği'nden ayrılıp, ABD'ye göç edecekti. Burada basılan eserleriyle seksenli yıllarda tanınacaktı. 12 romanı olduğu söylenen yazarın dilimize iki romanı çevrilmiş (1) ve ben onlardan sadece orijinal adı " Inostranka" olan "Yabancı Kadın"ı okudum.

Alkolle arası gayet iyi olan Sergey Dovlatov, yaşamı boyunca bu problemle boğuşmuş ve 1990 yılında da kalp yetmezliği sonucu 48 yaşında New York'ta hayata veda etmiş. ABD'ye göç eden ve burada yaşadığı 12 yıl boyunca 12 kitap çıkartan yazarın bu kitabı 1986 yılında çıkmış. Kendisi gibi Sovyet Rusya'dan göç eden ve hepsinin de kökeni Yahudi olanların yaşadığı bir mahalleden insanların hayatlarını izliyoruz. Bu göç için "üçüncü kuşak" deniliyor ve bunun bir başka örneğini de 1920'de göçen Yahudilerden biri olan  Arkadi Averçenko'nun "Bir Safdilin Hatıra Defteri" eserinden hatırlıyorum. (2) Averçenko'nun eseri daha önceki kuşak göçlerinden birini anlatırken İstanbul'un Galata semtini mekan tutuyordu, burada da ABD'nin Yüz Sekizinci Caddesi'ndeki bir semti merkez alıyor. Averçenko'nun eseri zaten başlıbaşına mizah niteliğindeydi, burada da Dovlatov'un ironik ve mizahi gücüne şahit oluyoruz. 

Fotograf : Mark Serman

"Yabancı Kadın", göçmenlerin yaşadığı Yüz Sekizinci Cadde'de bulunan mahallede başlıyor. O mahalledeki insanlar neredeyse tek tek öyle güzel resmediliyor ki, hiç sıkılmadan o karekterleri tanıyorsunuz. Burada ironi gücü ortaya çıkıyor, yazarın rejim muhalifi (3) bir göçmen olmasına rağmen göçmenleri de mizahi bir dilde anlatabiliyor olması ayrıca önemli. O dönemlerin en gözde rejim muhalifi Nobel ödüllü Rus yazarı Soljenitsin bile alaya alınıyor. 

Romanın ana kahramanı Marusya Tataroviç’te bu mahallede ve o da göç edenlerden biri. Ancak o ne rejim muhalifi (Hatta ailesinin yönetimle arası çok iyi) ne de Yahudi. Ortada hiçbir neden yokken ülkesinden kalkıp, ABD'ye iltica etmiş. New York’ta cümbüşlü bir Rus mahallesinde bir türlü yerini bulamayan biri. Zaten kitaba ismini veren "Yabancı Kadın" iması da oradan geliyor.  Göçmenlerin ve de Tataroviç’in “özgür yeni dünya” aldatmacasına ve "fırsatlar ülkesi" kavramlarında düşülen hayal kırıklarına şahit oluyoruz. Tabi Marusya Tataroviç'in hem Sovyetler'de hem de ABD'de yaşadığı fırtınalı aşklar romanın örgüsünü oluştururken, dönemin politik atmosferini de izleyebiliyoruz.  

Bunca lafı dedim diye "Yabancı Kadın" romanını sıkı bir Sovyet sosyalizmi eleştirisi ya da ağır bir politik roman sanmayın. Oldukça eğlenceli ve mizahi bir bakış hakim. Bunda da başlangıçta dediğim gibi Gogol'un "Palto"su hala Rus yazarlarını ısıtıyor. (4) En ağır, en acılı konuları bile mizahın süzgeçinden geçirip sunabilmelerine hayranlık duyuyorum. Bu yüzden Gogol yüzyıllar sonrası da okunabilecek bir yazar. Tabi bunları dedim diye Sergey Dovlatov'u  ve eserini Gogol benzeri diye düşünmeyin. Zira Dovlatov kendisi gibi bir yazar. 

Siz iyisi mi, benim dediğim lafları bir kenara bırakın ve hemen Sergey Dovlatov'un "Yabancı Kadın"ını alın okuyun. 

Aptulika


(1) Ben her ne kadar iki romanı çevrilmiş dediysem de vakti zamanında Cem yayınları tarafından "Bavul" isimli bir eseri de dilimize çevrilmiş.

(2) Bir Safdilin Hatıra Defteri - Arkadi Averçenko - İş Bankası Kültür Yayınları / Modern Klasikler 117
Bu kitabın hakkında gene bu köşede yazdığım bir yazı mevcuttur. Okumak isteyenler için link:

(3) Sovyetler Birliği'ne muhalif bi yazarın kitabını yazdım diye çok mutlu olduğum söylenemez. Ben dünya görüşü olarak sosyalist olsam da uygulamada yapılan yanlışlara, eleştirilere de kulağımı kapatamıyorum. Açıkcası her görüşü de okumaya gayret ediyorum. 

(4) Arkadi Averçenko'nu kitabının isminin de Gogol'un "Bir Delinin Hatıra Defteri" ile isimsel benzerliği de boşuna olmasa gerek. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...