Arkadi Averçenko etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadi Averçenko etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2021 Pazar

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 172

Sergey Dovlatov
 "Yabancı Kadın"
Olvido
Çeviri: Eyüp Karakuş
  (1. Baskı: Haziran 2019)

Dostoyevski'nin, "Biz hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" lafının ne kadar değerli olduğu aradan yüzyıl geçse de ortaya çıkıyor. Sergey Dovlatov'u bu kitabıyla okurken Nikolay Gogol'un mimarlığının ne denli kalıcı olduğunu bir kez daha anladım. 

Dovlatov, Sovyetler Birliği döneminde Leningrad (şimdiki St. Peterburg)'da 1941'de doğmuş bir Rus yazar. Rus Yahudisi olan babası tiyatro yönetmeni ve Ermeni kökenli annesi de bir tiyatro oyuncusu. Bu yüzden sanatla küçük yaşlardan itibaren bir bağı olmuş olsa da Dovlatov, Fin dili üzerine üniversite eğitimini tamamladıktan sonra gazetecilik üzerinde yoğunlaşmış. Bu sıralarda öyküler yazan ve bunları dergilerde yayımlatan yazarımız rejime muhalif düştüğü gerekçesiyle eserleri kaçak olarak basılacak ve el altından yayınlanacaktı. 1976 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'nden atılan Dovlatov, 1978 yılında da Sovyetler Birliği'nden ayrılıp, ABD'ye göç edecekti. Burada basılan eserleriyle seksenli yıllarda tanınacaktı. 12 romanı olduğu söylenen yazarın dilimize iki romanı çevrilmiş (1) ve ben onlardan sadece orijinal adı " Inostranka" olan "Yabancı Kadın"ı okudum.

Alkolle arası gayet iyi olan Sergey Dovlatov, yaşamı boyunca bu problemle boğuşmuş ve 1990 yılında da kalp yetmezliği sonucu 48 yaşında New York'ta hayata veda etmiş. ABD'ye göç eden ve burada yaşadığı 12 yıl boyunca 12 kitap çıkartan yazarın bu kitabı 1986 yılında çıkmış. Kendisi gibi Sovyet Rusya'dan göç eden ve hepsinin de kökeni Yahudi olanların yaşadığı bir mahalleden insanların hayatlarını izliyoruz. Bu göç için "üçüncü kuşak" deniliyor ve bunun bir başka örneğini de 1920'de göçen Yahudilerden biri olan  Arkadi Averçenko'nun "Bir Safdilin Hatıra Defteri" eserinden hatırlıyorum. (2) Averçenko'nun eseri daha önceki kuşak göçlerinden birini anlatırken İstanbul'un Galata semtini mekan tutuyordu, burada da ABD'nin Yüz Sekizinci Caddesi'ndeki bir semti merkez alıyor. Averçenko'nun eseri zaten başlıbaşına mizah niteliğindeydi, burada da Dovlatov'un ironik ve mizahi gücüne şahit oluyoruz. 

Fotograf : Mark Serman

"Yabancı Kadın", göçmenlerin yaşadığı Yüz Sekizinci Cadde'de bulunan mahallede başlıyor. O mahalledeki insanlar neredeyse tek tek öyle güzel resmediliyor ki, hiç sıkılmadan o karekterleri tanıyorsunuz. Burada ironi gücü ortaya çıkıyor, yazarın rejim muhalifi (3) bir göçmen olmasına rağmen göçmenleri de mizahi bir dilde anlatabiliyor olması ayrıca önemli. O dönemlerin en gözde rejim muhalifi Nobel ödüllü Rus yazarı Soljenitsin bile alaya alınıyor. 

Romanın ana kahramanı Marusya Tataroviç’te bu mahallede ve o da göç edenlerden biri. Ancak o ne rejim muhalifi (Hatta ailesinin yönetimle arası çok iyi) ne de Yahudi. Ortada hiçbir neden yokken ülkesinden kalkıp, ABD'ye iltica etmiş. New York’ta cümbüşlü bir Rus mahallesinde bir türlü yerini bulamayan biri. Zaten kitaba ismini veren "Yabancı Kadın" iması da oradan geliyor.  Göçmenlerin ve de Tataroviç’in “özgür yeni dünya” aldatmacasına ve "fırsatlar ülkesi" kavramlarında düşülen hayal kırıklarına şahit oluyoruz. Tabi Marusya Tataroviç'in hem Sovyetler'de hem de ABD'de yaşadığı fırtınalı aşklar romanın örgüsünü oluştururken, dönemin politik atmosferini de izleyebiliyoruz.  

Bunca lafı dedim diye "Yabancı Kadın" romanını sıkı bir Sovyet sosyalizmi eleştirisi ya da ağır bir politik roman sanmayın. Oldukça eğlenceli ve mizahi bir bakış hakim. Bunda da başlangıçta dediğim gibi Gogol'un "Palto"su hala Rus yazarlarını ısıtıyor. (4) En ağır, en acılı konuları bile mizahın süzgeçinden geçirip sunabilmelerine hayranlık duyuyorum. Bu yüzden Gogol yüzyıllar sonrası da okunabilecek bir yazar. Tabi bunları dedim diye Sergey Dovlatov'u  ve eserini Gogol benzeri diye düşünmeyin. Zira Dovlatov kendisi gibi bir yazar. 

Siz iyisi mi, benim dediğim lafları bir kenara bırakın ve hemen Sergey Dovlatov'un "Yabancı Kadın"ını alın okuyun. 

Aptulika


(1) Ben her ne kadar iki romanı çevrilmiş dediysem de vakti zamanında Cem yayınları tarafından "Bavul" isimli bir eseri de dilimize çevrilmiş.

(2) Bir Safdilin Hatıra Defteri - Arkadi Averçenko - İş Bankası Kültür Yayınları / Modern Klasikler 117
Bu kitabın hakkında gene bu köşede yazdığım bir yazı mevcuttur. Okumak isteyenler için link:

(3) Sovyetler Birliği'ne muhalif bi yazarın kitabını yazdım diye çok mutlu olduğum söylenemez. Ben dünya görüşü olarak sosyalist olsam da uygulamada yapılan yanlışlara, eleştirilere de kulağımı kapatamıyorum. Açıkcası her görüşü de okumaya gayret ediyorum. 

(4) Arkadi Averçenko'nu kitabının isminin de Gogol'un "Bir Delinin Hatıra Defteri" ile isimsel benzerliği de boşuna olmasa gerek. 


1 Ocak 2021 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 159



Arkadi Averçenko
 "Bir Safdilin Hatıra Defteri"
İş Bankası Yayınları
Çeviri: Mustafa Kemal Yılmaz
 (2018)

İsminin tam haliyle Arkadi Timofeyeviç Averçenko 1881 ile 1925yılları arasında yaşamış bir Rus yazar. Heybesinde eleştirmenlik, tiyatro dramaturgluğu da olan Averçenko, başlıbaşına bir mizahçı... hem de öyle böyle değil zamanının bir çok mizah dergisinde sabahlamış ve harika yazılar çıkartmış bir isim.   1908 yılında Satirikon adlı mizah dergisini kurdu ve yönetti. Averçenko’ya büyük ün getiren dergi çok geçmeden ülkenin en önde gelen mizah dergisi oldu. Adı 1913 yılından itibaren Novıy Satirikon olarak değiştirilen derginin yayımlanması Ağustos 1918’de Bolşevikler tarafından yasaklandı. Rusya'da Sosyalist devrim olmuş ve Averçenko yeni yönetimle ters düşecekti. 1919 yılında Sivastopol’a dönen Averçenko burada Beyaz Ordu yayını olan bir gazeteye düzenli yazılar yazdı. Yazar 1920 yılında da ülkesinden ayrılacak ve İstanbul'a göç edecekti. Edebi faaliyetlerini 1920’de göçtüğü İstanbul’da da sürdürdü. 1922’de Prag’a yerleşti. 1925’te gözünden geçirdiği bir ameliyattan sonra durumu kötüleşti. Aynı yılın Mart ayında yaşama veda etti. İşte "Bir safdilin Hatıra Defteri" de İstanbul'da geçen sürgün yıllarının üzerine kurulu hikayelerden oluşuyor. 

 Arkadi Averçenko, 1920’de Bolşeviklerin Kırım’ı istila etmesi nedeniyle İstanbul’un yolunu tutan Rus göçmenlerden biriydi. Bir Safdilin Hatıra Defteri’nde İstanbul’da ve bir sonraki durağı Prag’da geçirdiği günleri anlatır. Devrimden kaçan Rus soylularının hayatlarını sürdürmek için ilk defa çalışmak zorunda kalmaları ve yaşadıkları zorluklar inanılmaz bir mizahi üslupla veriliyor. Kitabı okurken o dönemin İstanbul'undan kareler bulmak istediğinizde sükutu hayale uğruyorsunuz. Zira olaylar daha çok Galata ve Pera civarında geçiyor. Hikayelerde yerli karekter olarak daha çok Rumlar yer almakta. 1920 tarihlerini düşünürsek o zamanlarda İstanbul işgal halinde ve kitapta bununla ilgili bir yaklaşım da yok.  Bu beklentilerimizi bulamasak bile kitabı okurken yazarın mizahi anlatımıyla kendimiz kaptırıp gidiyoruz.

"Bir Safdilin Hatıra Defteri" İstanbul'da Rus göçmenlerin yerleştiği Galata civarında geçiyor, bu sebeple de yerel halk olarak Rum vatandaşlarımızı buluyoruz. Kitapta yazarımız Galata civarında bir ev kiralıyor. Evin yanındaki büyük bir konakta da bir davet verildiğini görüyor. Yazarımız davet verilen sokağın önünden geçerken evdeki kadınların onu de davet etmesinden biraz çekiniyor, eh ne de olsa İstanbul'da bir paşanın haremine girmesi nahoş sonuçlar verebilir diye endişe ediyor. Ama içeri girdiğinde kadınların Avrupa'dan daha modern olduğunu görüyor. Hatta bu gördüğünün karşısında Avrupa'nın bile daha tutucu olduğuna kanaat getiriyor. Çünkü yazarımızın Galata'da tuttuğu kiralık ev, o dönemin Yüksek Kaldırım'ında ve evdeki balkondan da baktığında aşağıdaki manzara genelev sokağına bakıyor. Tabi hikaye bu kadarla da bitmiyor, bundan sonrası daha da komik. 

Arkadi Averçenko, "Bir Safdilin Hatıra Defteri"nde 1920'lerin İstanbul'unda bir Rus göçmeni olarak yaşadıklarını mizahi bir dille anlatıyor. Eserde 1920'lerin İstanbul'u ve işgal yıllarından bir doku bile yok, hatta İstanbul sadece bir fon olarak yer alıyor ama bir mizahçının güçlü anlatımıyla gülerek okumanız garanti. 

Aptulika

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...