George Orwell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
George Orwell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2023 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 215




Aldous Huxley
 "Cesur Yeni Dünya"
Çeviri:Ümit Tosun
İthakiYayınları
  (34. Basım: Mart 2020)
 
 
Bilim kurgu, hele ki bir de işin içine distopya girerse bana biraz komple teorileri denilen teraneler gibi geliyor. Her ne kadar çizerlik ve rock ile hem hal olmuş olsam da bu tarzlar hep bana uzak gelmiştir. Gençliğimde çok sevdiğim ütopya tarzı da şimdiler de bana çok uzak gelmeye başladı. 

Son aylarda bilim kurgu klasiklerini okuyup, açığımı kapamak için birbiri ardına sıraya koydum. Zamyatin'in "Biz" ve onun halefi Bulgakov'un "Ölümcül Yumurtalar" derken Aldous Huxley'in "Cesur Yeni Dünyası"nı da tamamladım ve Orwell'in "1985"i ile bu serüveni bir nebze de olsa tamama erdirecektim. Bu arada "Bin Dokuz Yüz Seksenbeşi " okumadım diye beni hor görmeyin, Orwell'ın yazdığı her şeyi denemelerine kadar okudum. "1985" okumakta bu kadar gecikmem ise, onu bilim kurgu - distopya kitapları sıralamasında okumak istememden kaynaklanıyordu. 

Bu serüven içinde edindiklerimi toparlarsam, Jules Verne ve H.G. Wells gibi 19. yüzyıl yazarları benim için elbetteki çok keyifliydi... hem ileriye doğru umutlu hem de bilim hakkında bilgili ve hayal güçleri bereketliydi. 20. yüzyıl yazarları ise geleceği bulundukları ideolojik bakış doğrultusunda ele alıyorlar ve böylece sonuç ya ütopya güzellemesinde ya da distopya eyvah eyvahlığında sunuyorlardı. Mesela Rusya'da sosyalist devrimin yapıldığı Sovyet yıllarının başındaki iki yazardan biri  Yevgeni Zemyatin "Biz" romanında gelecek zamanları sosyalizmin mutluluğunda görürken; Bulgakov "Ölümcül Yumurtalar" romanında sosyalist devrime eleştirel bakış getiriyordu. Bulgakov, Zemyatin ve diğer bilim kurgu yazarları gibi yüzyıl, binyıl hatta milyonlarca yıl sonrasını değil 4 yıl sonrasını anlatıyordu. Dolayısıyla eleştirel bakışı bir nevi erken uyarı niteliğindeydi ve distopya demek haksızlık olurdu. Açıkcası her iki eser de bana keyif verdi ve edebiyat düzeyi de yüksekti. Bulgakov bu kitabı yazdığında takvimler 1924'ü gösteriyordu. Ondan 8 yıl sonra 1932'de yazılmış olan "Cesur Yeni Dünya" yı okumaya başladığımda İngiliz yazar Huxley'in de Bulgakov'a benzer bir konudan başladığını görmem güzel olacaktı, neredeyse bir devam niteliğinde gelecekti. Teknolojinin, bilimin gelişmesi sonucu insanı ve doğayı hiçe sayan deneylere eleştirel bakış güzeldi. Ancak roman ilerledikçe işin rengi değişecekti. Bulgakov 8 yıllık bir geleceği tasarlarken elbette sosyalizmin uygulamalarını eleştiriyordu ama Huxley 26. yüzyılı anlatıyordu. Evet bu bir distopyaydı ama bana göre sosyalizmin uygulamasını değil topyekün sosyalizm düşmanı gibiydi. Sadece sosyalizm mi? Başka bir açıdan bakarsak özgürlüğe ve aydınlanmacı bakışa da cephe alır gibiydi. İşin özü bana distopyayı da aşan günümüzün "komplo teorileri" gibi geldi. 

Aldous Huxley'in yapıtında tek sevdiğim yan William Shakespeare'ı romanına katması oldu. Ama bunun da yazarımızın İngiliz olmasından kaynaklanıyor olması ayrı bir konu. 

Bu kitabı neyse ki okudum ve böylece bir çıtayı daha atladım ve sırada şimdi "1984" var. Ama "Cesur Yeni Dünya" öyle bir travma yaptı ki, neredeyse okuma zevkimi öldürdü. Yani biraz zaman alacak George Orwell'ın "1984"ünü okumam. 

 Aptulika


11 Eylül 2022 Pazar

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 196


George Orwell
 "Boğulmamak İçin"
Can Yayınları
Çeviri: Suat Ertüzün
 (15. Baskı:2019)


Son yıllarda George Orwell ismi oldukça popüler ve "1984" romanı ülkemizde hatırı sayılır satışa sahip. Geçen yıl yazarın 70. ölüm yıldönümü olunca, telif hakkı bitti ve böylece isteyen istediği gibi herhangi bir romanını telif ödemeden basabiliyor. Böyle olunca da sadece kitapçılarda değil marketlerde bile yazarın 1984 ve Hayvan Çiftliği kitapları değişik kapak ve renklerle boy gösteriyor.  Telif olmayınca da fiyatlar da uygun hale geliyor. 
Fırsat bu fırsattır diye bu iki roman basılıyor ama kimsenin aklına diğer dört romanı ve üç deneme kitabını basmak gelmiyor. Orwell'ın iki sene önceki yayın haklarının tek sahip olan yayınevi Can, bunlardan "Boğulmamak İçin" romanını 2019'da yayınlamış. Hafızam beni yanıltmıyorsa bir de denemelerinden olan "Faşizmin Kehanetleri" çevrilmişti. 

Yazarın hepimizin bildiği en aranılan kitabı "1984" ilk olarak 1949'da çıkmış. Bu da yazarın son romanıydı. Ütopya kavramını Distopya'ya taşıyan bu kitap üzerine tartışmalar hala sürer ve yaşadığımız süreci neredeyse yetmiş yıl önce gören bir öngörüye sahiptir. Yazarın "1984"ten dört yıl önce yazdığı politik fabl olan "Hayvan Çiftliği" diğer bir başyapıtıdır.  İşte bu iki yapıtı hazırlayan ve 1939'da basılan "Coming Up For Air" yani Türkçe çevirisyle "Boğulmamak İçin" söz konusu iki klasiğin tohumlarını atan romanıdır. Burada hem "1984"ün hem de Havyan Çiftliği"nin ilk nüveleri görebiliyoruz. Yani her iki kitabı da okumadıysanız ve okumak istiyorsanız bu romandan başlarsanız daha keyifli olacağını söyleyebilirim. 
George Orwell (çizim: Aptulika)

Elbette birbirini takip eden üç roman gibi algılansa da "Boğulmamak İçin" tek başına da güzel bir roman. 45 yaşlarında göbeği hafiften şişmanlama tehlikesi veren kasvetli bir adam olan Bowling'in hikayesiyle başlıyor. Adamımız kasabalı gezgin bir sigorta pazarlamacısı. Onun kasveti hayatı, bir anlamda 1939'da dünyayı saracak olan savaşın arifesini simgeliyor gibi. Modern zamanların, akıl - bilim- aydınlanma ekseninden kapitalist vurdumduymazlığa dönüşmesi ve Avrupa'da büyük bir yıkıma sebep olacak savaşın öncesi. Romanın kahramanı bu dönemin darboğazından kurtulmak için çocukluğunun geçtiği kasabaya kaçmaya karar verir. Böylece çocukluk dünyasına dönerek huzur ve sükun bulacaktır. Oysa oraı da değişmiştir, hayallerini süsleyen göl bile kurutulmuş yerine binalar yapılmıştır. Giden sadece ağaçlar binalar değildir, insanlar da onun tanımadığı yüzlere dönmüştür. 
"Her şey şık ve modern görünüşlü; her şey başka şeyden yapılma" diye tanımladığı modern hayattan kaçarak gittiği kasabası, köyü ve balık tuttuğu gölü de nasibini alarak ona yabancılaşmıştır. 
"Bizi ele geçiren makine bizimle istediğini yapabilirdi" sözüyle ilerki yıllarda yazacağı "1984" distopyasının ilk izlerini veren Orwell, "Boğulmamak İçin"de kahramanı Bowling'in dilinden, "Sanki muazzam bir makinenin esiri olmuş gibiydik. Kendi özgür irademizle hareket etmeyi aklımıza getirmediğimiz gibi direnmeye çalışalım, diye bir düşüncemiz de yoktu. İnsanlar böyle bir duygu geliştirseler hiçbir savaş üç ay bile sürmez zaten." diyerek durumu ortaya koyuyor.
Roman sadece 2. Dünya Savaşı'nın arifesini değil, bir önceki paylaşım savaşını da işliyor. Kahramanımız Bowling Birinci Dünya Savaşı'na asker olarak katılmış, hatta gazi bile olmuştur.  Şimdi bu yeni savaşın ve faşizmin ayak seslerini yaşam gailesi içinde hissetmeyenler çoğunluk olsa da karşı çıkanlar vardır. Bunların kimisi karısı gibi bunu bir altın gününe döndürenler olduğu gibi ciddiyetle karşı çıkan anti faşistler ve sosyalistler de vardır ama Bowling onları da ironik olarak eleştirir. Bu sadece roman kahramanının bakışı değil yazarın da bakışıdır. Bu daha sonra çıkacak "Hayvan Çiftliği" ve "1984" romanlarının bir anda girizgahı gibidir. Can Yayınları'ndan çıkan kitabın arka kapağında yer alan tanıtım yazısında The Sunday Times'ın edebiyat eleştirmeni John Carey'den bir alıntıya yer verilmiş: "Çok komik olmanın yanında hayranlık uyandıracak kadar gerçekçi... Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü burada nüve haliyle görebiliyoruz. Hayvan Çiftliği'ni de... Hem zengin bir okuma keyfi sunan hem de iki klasiğin tohumlarını birden barındıran romanlara kolay rastlanmaz."

Harika bir kapak tasarımı ve iyi bir çeviriyle çıkan "Boğulmamak İçin" bir oturuşta keyifle okunan bir roman. Orwell'ın "Hayvan Çiftliği" ve "1984"ünü okumadıysanız hiç dert etmeyin, bu romandan başladığınızda zaten akıp gideceksiniz. Her iki klasiği okuyanlar da dert etmesin bu kitap da tamamlayıcı olacak diyebilirim. 

Aptulika

21 Ocak 2021 Perşembe

Her yandan George Orwell'ın "1984" romanı fışkırıyor!



Bu haftaya bembeyaz karla başladık ama beni şaşırtan başka bir şey de oldu. Kitapçı raflarına baktığımda rengarenk "1984" ve "Hayvan Çiftliği" kitaplarıyla karşılaştım. Bir iki gün geçmedi bile, o büyük zincir süpermarketlerden birinin kasasına doğru gittiğimde gofret vesairelerin yanında bir baktım ki 1984 kitabı. 

İngiliz edebiyatçı George Orwell'ın meşhur romanına Can Yayınları'nın  baskısıyla görmeye alışmıştık, oysa şimdi rengarenk kapaklarla karşı karşıyayız. 

Sözün özü George Orwell 21 Ocak 1950 tarihinde hayata veda etmişti. Yani 70 yıl olmuş ve telif süresi bu yıl bitti. Artık yazarın varislerine telif ödenmeden kitapları basılabilecek. Peki ama Orwell'ın iki kitabı mı var? derseniz, yok tabii ama her yayınevi "1984"'ü ve "Hayvan Çiftliği"ne atılacak ortalık renk cümbüşüne dönecek. Benim de aklıma gelmiyor değil hani, Büyük Birader grubunun gitaristi ve vokalisti Bora Biçer'le ortak bir yayınevi kurup, bizde mi bassak acaba. Neden olmasın hani, sonuçta biz ikimiz bir hayli havalıyız hem de kapağı da bedavaya getiririz (sonuçta ben çizerim), kalır çevirmen telifi. 

Bu arada yakında rengarenk Orhan Veli Kanık kitapları dolacak, nasıl yani mi? 14 Kasım 1950'de kaybetmiştik bu güzel şairimizi. 

Aptulika

8 Şubat 2019 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 91


George Orwell
"Hayvan Çiftliği"
CanYayınları
(2018 - 55. Baskı )

George Orwell'ın kitaplarından hep uzak durmuştum. Bunun sebebi de sosyalizm'e (hadi ihanet demeyeyim de) 'yamuk' yaptı diye idi. Böyle olunca da yıllarca 'cız' muamelesi yapmıştım. Son 10 yıl dünya iyiden iyiye adamın yazdığı "1984" romanına dönünce artık yapacak bir şey yok kaçamazsın dedim ama büyük bir salaklık yaparak bu romanın filmini izledim. Ütopyalarımın yıkıldığı bu zaman diliminde "1984" distopyasıyla yüzleşmiştim bir şekilde. Bir ara kitabını da okurum dedimse bir türlü olmadı. 
Bir ay önce Pink Floyd'un en sevdiğim ve 16 yaşlarından bu yana bende kalıcı izler bırakan "Animals" albümünü tekrar dinleyesim gelecekti. İşte o an albümle ilgili yazılanları da okurken Roger Waters'ın bu albümü George Orwell'ın "Hayvan Çiftliği"nden yola çıkarak yaptığını öğrenecektim. Artık bu kitabı yok sayamazdım, hem bunu yok saysam arada "Animals" albümü vardı. Yapacak bir şey yok dedim ve kitabı aldım. 
George Orwell

Masal anlatımıyla yazılan bu roman çarpıcı bir politik eleştiriydi. 1940'ların reel sosyalizmi ve Stalin dönemi eleştiriliyordu. Daha ilk gençlik yıllarımdan bu yana hiç bir zaman Stalin'e sempati duymamışımdır (hatta Stalin etkisi her daim canıma okumuştur) ama kötü söz de etmemişimdir. Sosyalizm düşmanlarının her daim temcit pilavı gibi Stalin kötülemeleri artık bende gına mı getirmiştir nedir.

Daha kitaba giremedim bile, ne bu yahu. Herneyse, kitaba bu düşüncelerin evhamında başladım. Kitabı İngilizce aslından Celal Üster çevirmiş ve romanın öncesinde de harika bir sunuş yazısı yazmış. Bu sayede Orwell'ın yazarlığına çevirmenin açısından bakıyoruz. O sunuş yazısında şöyle güzel bir anektod da var ki, bunu burada paylaşmadan edemeyeceğim:

"Orwell, II Dünya Savaşı'nın başlarında BBC'de radyo izlenceleri hazırlamaktadır. (...) Tüm Avrupa ve Amerika'nın kulak kesildiği BBC radyosunda, Hitler'i konu eden bir izlence sunar. Ne var ki, izlence boyunca, Hitler'in düşüncelerini örneklemek amacıyla 'Kavgam'dan alıntılara yer verildiğinden, kitabın yazarına telif ücreti ödemek gerekiyordur. Oysa İngiltere ile Almanya savaşmakta oldukları için, iki ülke arasındaki diplomatik ve tecimsel ilişkiler kesiktir. Parayı ödemeye kararlı olan BBC yöneticileri, günlerce bir çözüm ararlar ve sonunda bulurlar: Hitler'in telif ücreti Norveç hükümeti aracılığıyla ödenir."  

1940'lı yıllardan bu yana ne kadar zaman geçmiş ama bizde telif hakları hala kimsenin umrunda değil. Hatta bir karikatürist arkadaşımız internetten işlerini telifsiz olarak  alıp kullananlara dava açınca sosyal medyada hemen "Okuyucularına dava açıyor" diye linç kampanyası başlatılmıştı. Neyse ki meslektaşım "Benim işlerimi paylaşanlara değil, ticari olarak kullananlara dava açıyorum" diye açıklamak zorunda kalmıştı. 

Arkadaşım ne kitapmış bu yahu oradan oraya daldan dala gittik. Neyse gene kitaba dönelim. "Hayvan Çiftliği"nin içinde Friedrick Karl Waechter'in harika çizimleri de eşlik etmiş. Ancak bu güzel çizimler iki sayfada geniş geniş yer alırken, iki sayfa arasında ciltin azizliğine uğrayarak güme gitmiş. 


"Hayvan Çiftliği"nde George Orwell, Stalin dönemini eleştirmiş ama anti komünistleri de çok ince bir zekayla 'ti'ye almış. Başlangıçta sosyalist dünya görüşünde olan Orwell bu romanında sosyalizme değil Stalin dönemindeki uygulamasına eleştiri getirmiş gibi. İster kızalım ister sevelim ama Orwell harika bir 'Peri Masalı' yazmış, hem de büyükler için. 

George Orwell'ın "1984"ünü kitabından önce filmini izledim demiştim ya, bu sefer tersini yapacağım ve "Hayvan Çiftliği"nin kitabından sonra çizgi filmini izleyeceğim. Bana iyi seyirler size de iyi okumalar.

Aptulika


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...