Bu da gerçek Giorgio Rosa'nın 90 yaşındaki hali. İtalya'nın bu güzel insanı 2017 yılında hayata gözlerini yummuş.
25 Eylül 2022 Pazar
Rose Adası'nın İnanılmaz Hikayesi
Bu da gerçek Giorgio Rosa'nın 90 yaşındaki hali. İtalya'nın bu güzel insanı 2017 yılında hayata gözlerini yummuş.
25 Nisan 2021 Pazar
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 173
Bu roman Jaguar Kitap yayınları bünyesinde yer alan diziden çıkan bir kitap. Jaguar'ın oluşturduğu bu dizi "Prospero Kitaplığı" adını taşıyor ve bu seriden şu ana kadar altı kitap yayınlanmış durumda. Böyle ayrı bir seri halinde neden kitap yayınlanma gereği duyulduğuna dair soruya cevap bulmak için yayınevinin yaptığı açıklamaya bir göz atalım:
"Shakespeare’in Fırtına’sında Prospero, kızıyla birlikte on iki yıl yaşamak zorunda kaldığı adadan ayrılırken sihirli asasını ve kitaplarını gömer. Prospero’nun kayıp kitaplarından mahrum kalan insanlığın kendi rüyalarını (ütopya), kâbuslarını (distopya), hayallerini (fantastik) ve geleceğini (bilimkurgu) yazmaktan başka çaresi kalmamıştır artık."
Yayınevi "Prospero Kitaplığı" adını verdiği seriyi bu şekilde açıklamış. Yani bu dizi içinde ütopya, distopya, fantastik ve bilimkurgu üzerine yazılmış yapıtları bulabileceğiz.
Ben bu dizi içinden ilk olarak Rachel Ingalls'ın "Bayan Caliban" isimli bu romanını okudum. Yukardaki türlerden hangilerine uyuyor derseniz; gerçeküstücü ve fantastik diyebilirim. Peki sevdim mi? derseniz. Cevabın hayır olacak. Ama buna rağmen okurken oldukça sürükleyici ve gerilim düzeyinin hiç düşmediğini söyleyebilirim. Benim beklentilerime cevap veremiyor olmasına gelince, eseri biraz 1970'lerin radyo tiyatrolarına uyarlanabilecek nitelikte buldum. Ama bu dediğim sizi yanıltmasın hatta bu romanı okumuş olanlardan bir çoğunun da bu yazdıkların için bana, "Vay hödük, sen ne anlarsın." diyeceklerine bile eminim.
"Bayan Caliban" romanının kahramanı tipik bir Amerikan ev kadını. Kahramanımız Dorothy, mutsuz evliliği yaşamın tekdüzeliği içinde bir yaşam sürmektedir. O eyalette bulunan bir enstitü vardır ve burada denek olarak kullanılan Larry isimli devasa bir yaratık kaçar. Hem denizde hem de karada yaşayabilen bu yaratık bir gece Dorothy'nin mutfağında ortaya çıkar. Bundan sonra da her ikisinin hayatları birdenbire yön değiştirir. İlişkileri ilerledikçe ve birbirlerini daha yakından tanıdıkça bu iki farklı dünyanın kesişimi, yepyeni bir özgürleşme alanına dönüşmeye başlar. Toplumsal cinsiyet rolleri, aşk, cinsellik ve kıskançlık gibi konuları gerçeküstü bir atmosferde işlendiğini görürüz.
Dilimize ilk kez çevrilmiş Rachel Ingalls'ın "Bayan Caliban" romanının çıktığı "Prospero Kitaplığı" dizisini meraklılarına tavsiye ederim. Ben kendi adıma bu diziden çıkan diğer kitapları da fena halde merak ediyorum.
Aptulika
3 Ocak 2019 Perşembe
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 84
Üstteki fotoğrafa bakıp, sahaflardan alınmış, nuh nebi'den kalma bir kitap olduğunu sanmayın sakın. Bu İstos Yayın tarafından 2017 yılında ilk baskısı yapılmış, yeni bir kitap.
Bu kitabı tanıtırken uzun uzadıya yazacağım diye de endişe içindeyim. Bu yazıyı olabildiğince kısa tutmayı düşünüyorum ve de daha çok kitaptan bir iki alıntıya yer vermek istiyorum. Daha uzun bir yazıya ise bir iki gün sonra facebook'taki Aptulika / Blues Perişan sayfasında ( @aptulika ) yer vereceğim.
İlk olarak, "Mario Vitti kimdir?" sorusunun cevabını vererek işe koyulalım. Kitabın güzelim kapağını şöyle bir açarken oluşan kıvrımda yer alan hayat hikayesini şöyle bir özetleyelim:
Mario Vitti, İstanbul'da Beyoğlu'nun Tomtom Sokağı'nda 1926 yılında doğmuş ve büyümüş. Dedesi saray hekimiymiş. İtalyan kökenli bir İstanbullu olan Mario Vitti, ilkokuldan liseyi bitirene kadar burada yaşamış. 20 yaşında da üniversite tahsilini yapmak için Roma'ya gitmiş ve o günden bu güne dek de İtalya'da kalmış. Çağdaş Yunan Edebiyatı konusunda uzman olan bir akademisyen. Bu konuda kitaplar yazan Vitti, "Doğduğum Şehir" isimli bu kitabı yayınlansın diye değil, torunlarına doğduğu şehir İstanbul'u anlatmak için yazmış. Uzun yıllar uzak kaldığı İstanbul'a gelen yazar, şehrin dönüşümünü ve değişimini görünce çocukları ve torunlarına doğduğu, büyüdüğü şehri anlatan bir rehber kitap hazırlamış. Vitti'nin akademisyen ve yazar dostları ısrar edince bu kitap haline gelmiş. 2017 yılında da Sula Bozis'in İtalyanca'dan dilimize çevirisiyle yayınlanmış.
Kitabın bende bıraktığı hüznü ve heyecanı anlatmak yerine sözü hemşeri büyüyüm Mario Vitti'ye bırakıyorum:
"Nostos kelimesi dönüş kelimesiyle eş anlamlıdır, ancak dönmek için önce gitmek gerektiğini vurgular. Batı dünyası nostos kelimesinden türeyen 'nostalji'den muzdariptir, çünkü nostos ve algos kelimelerinin birleşiminden oluşan bu kelime içinde acı ve yıpranmayı taşır."
Kitabın önsözünde yaptığı bu didaktik anlatımdan sonra yazar, asıl can alıcı noktaya şöyle geliyor,
"Nostos'un hedefinde benim için hiçbir yer yok. Beni anne şefkatiyle kucaklayan şehir, savaşın kötülüklerinden koruyan, bana maddi ve manevi nimetleri 20 yıl boyunca bahşeden, yani dünyaya gözümü açtığım günden başlayarak okul dönemimin sonuna kadar yaşadığım yer olan İstanbul artık benim için bir ütopya oldu."
İşte bu en son sözcük yani 'ütopya' benim de ruh halimi hala İstanbul'da yaşıyor olmama rağmen verecekti. Bunun nedenini de Mario Vitti'nin şu sözleriyle daha iyi anlayacaktım,
"Amerika'dan Rusya'ya kadar bulunduğum tüm ülkelerde insanlarla çok rahat ilişkiler kurdum. İstanbul doğumlu Türk hemşerilerimle bunu gerçekleştiremeyeceğimi zannediyorum, çünkü onlar da ben de İstanbul sahnesinden kaybolduk. Onlar İstanbul'un bugünkü kalabalık nüfusu içinde Levantenler ve Rumlar gibi azınlı durumuna düştüler."
Yetmiş yıl önce buradan ayrılmış bir İstanbullu daha sonraları geldiği doğduğu yeri aynı bulamıyor. Torunları için oturuyor değişen, yabancılaşan, başkalaşan İstanbul'u doğduğu semt olan Beyoğlu'nun Tomtom Sokağı'ndan başlayarak 70 hatta 90 yıl öncesinden anlatıyor.
Yetmiş yıl öncesinin İstanbulunu yaşayan Mario Vitti için bu kent artık bir "ütopya". Kimileri için çoktan "distopya" olmuş bu şehir buradan hiç ayrılmamış olmama rağmen benim için de bir ütopya.
Aptulika



.jpeg)




