prince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
prince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2022 Çarşamba

68'lerin Funk Rock asisi Betty Davis 77 yaşında öldü.


Patlamalı funk vokaliyle ve hiperseksüel şarkı sözleriyle 68'li yıllara damgasını vuran Betty Davis, 77 yaşında öldü.




Bugün benim için çok güzel bir gündü. Ankara'dan dostum Bülent Seyitdanlıoğlu İstanbul'a geldi ve güzelce muhabbet ettik. Kolay değil, pandemi boyunca 3 yıla yakın bir zamandır görüşememiştik.Tam bu mutlulukla eve gelmiştim ve internetimi açtım ve biraz müzik haberlerine bakayım dedim. Bakar bakmaz da "Betty Davis 77 yaşında hayata veda etti" haberini görecektim ve neşeme acı biber ekilecekti. Biliyorum bir çoğunuz, ne yapalım diyeceksiniz. Doğrudur bugün Betty Davis ismini çok kimse bilmez ama 1968'lerin simge isimlerinden bir kaç isim say deseniz funk kanadında söyleyeceğim isim mutlaka Betty Davis olacaktır. 

Betty Davis ismini on yıl öncesine kadar ben de pek bilmiyordum ama Miles Davis'in otobiyografisi "Miles"ı okuyana kadar. Sonrasında bir de müziğini dinleyince Jimi Hendrix'in kadın hali ve gitar çalmayanı vokal yapanı olarak görecektim. 1968'li yılların asi başkaldırışının kadın gücü gibi bir şeydi karşılaştığım. 


Betty Davis ismini ne kadar bilmiyor olsak da müzik tarihinin başyapıtı olan Miles Davis'in "Filles de Kilimanjaro" albümünün kapağında yer alan resmiyle çok da iyi biliyoruz. Caz trompetinin ustası Miles Davis'in ikinci eşi olan Betty Davis sadece albüm kapağına modellik etmekle kalmıyordu ve o dönemin Funk Rock tarzının bayraktarlığını yaparak, albümler oluşturuyordu. Miles Davis ile aralarının daha sonra nane molla olmasına rağmen Miles Davis kitabında ondan bahsederken, övgü dolu sözler etmekle kalmıyor hatta yaptığı müziklerin hak ettiği yeri bulamadığını da söylüyordu. 

Patlamalı funk vokaliyle ve hiperseksüel şarkı sözleriyle 68'li yıllara damgasını vuran Betty Davis77 yaşında öldü.

 1944 doğumlu Amerikalı şarkıcı Betty Davis, 60'ların başında  Fashion Institute of Technology'de okudu.  1963'te Davis, adını sık sık gittiği popüler New York kulübünden alan ilk single'ı "The Cellar"ı çıkardı; sonraki yıl  "Get Ready for Betty"ve B yüzündeki "I'm Gonna Get My Baby Back"  single'ı izledi. 



Ertesi yıl Davis, Miles Davis ile evlendi. 1969 tarihli Filles de Kilimanjaro albümünün kapağında  yer aldı. Çift 1969'da boşandı, ancak Davis kocası üzerinde büyük bir yaratıcı etki yarattı, onu rock müzikle tanıştırdı ve çığır açan caz füzyon eserlerine ilham verdi. Bunlar arsında "In a Silent Way"  (1969) ve "Bitches Brew" (1970) albümlerini sayabiliriz.
 
Bu arada Davis, 1973'te kendi adını taşıyan ilk albümünü yayınladı, ardından 1974'te They Say I'm Different ve 1975'te Nasty Gal izledi . Albümleri ticari başarı elde etmese de Davis, "Nasty Gal" ve "He Was a Big Freak" gibi şarkılarda gösterildiği gibi, cinsel açıdan güçlü şarkı sözleriyle dikkat çekti ve tartışmalara yol açtı.
 
Bu albümler yüksek satış yapmayınca   Davis, Island Records sözleşmesinden çıkarıldı ve müzik endüstrisinden ayrılarak  Pittsburgh'daki evine taşındı. 2018 yılında The New York Times tarafından yapılan bir röportajda,  "Müzik hayatım için bitti denildiğinde bunu kabul ettim." dedikten sonra,  "Ve kimse kapımı çalmıyordu." diye ekleyecekti. 

Oysa aradan geçen onca yıl sonra 2017'de tekrar hatırlanan  Betty Davis üzerine bir belgesel de çekilecekti.  Prince'den Erykah Badu'ya ve Janelle Monae'ye kadar bir çok müzisyeni etkilediği anlaşılan sanatçı için yeniden sahne teklifleri gelmeye başlayacaktı. Ancak Betty Davis bu önerilere, "Yıllarla  birlikte görünüşünüz değişir. Dinleyiciyi bildikleri görünümümle bırakmak isterim." diyerek reddedecekti.  

Betty Davis, ister tanınsın isterse tanınmasın ya da unutulmuş olsun, söz konusu 1968'ler ise bu çılgın kız mutlaka bir yerlerde karşınıza çıkacaktır. Siz isterseniz işi tesadüfe bırakmayın ve albümlerinden birini mutlaka dinleyin. O zaman bana hak vereceksiniz. 

APTULİKA









29 Kasım 2018 Perşembe

Arkeolojik kazıdan çıkan plaklar


Rock tarihinin tozlu raflarından çıkan 2 mucize albüm bu pazar gecesi saat 22.00'de Radyo ODTÜ'de yayınlanan Kulak Misafiri programı'nda. 


 Efsanevi müzisyenler öldükten sonra plak şirketleri hemen atılarak, "Daha önce yayınlanmamış kayıtlarıyla" diyerek yeni albümler çıkartırlar. Bunu sanatçının ölümünün üzerinden yıllar  hatta çeyrek asır geçse de yaparlar, hani yıllanırsa daha da kârlı ve  lezzetli olur... aynı şarap gibi. Jimi Hendrix hayattayken 4 albüm çıkartabilmiştir ama öldükten sonra diskografi bir anda düzinelerce artmıştır. Son on yılda Hendrix'in ölümünden 40 yıl sonraları ise hiç yayınlanmamış kayıtları çıkmıştı, hem de içinde ilk defa duyulan parçaları da olan. Miles Davis, Jimi Hendrix'in daha yayınlanmamış kayıtlarının olduğu devasa depolar bile vardır sanırım. 

O "Daha önceden yayınlanmamış" ibarelerine de bayılırım hani. Eh o zaman niye yayınlamadınız be kardeşim demek gelir içimden. Bunca laf ettim ama ben de bu albümleri almak için koşarım. İçinden çok keyifli şeyler çıkar ve daha önce bu adamlar yaşarken niye yayınlanmamış diye de üzülürüm. 

Herşeye rağmen bu tip albümlerde bazı zamanlar da içine ticaret bulaşmamış olanlar da vardır. O sanatçının arşivinde unutulmuş ve ölümlerinden sonra çıkmıştır. İşte o zaman bu arkeolojik bir kazıdan çıkan tarih gibidir. İşte bu yazıda bahsedeceğim iki albüm tam da bu tip olanlardan. Her iki albümden de haberdar olmam, aziz dostum ve blog yazarlarımızdan da olan Bülent Seyitdanlıoğlu sayesinde oldu. Her hafta pazar geceleri Radyo ODTÜ'de "Kulak Misafiri" programını yapan Bülent, bu haftayı iki albüme ayıracağını söylemişti. Ben de bu sayede bu çalışmalarla tanışabildim. Tabi asıl tanışma bu pazar "Kulak Misafiri"ni dinlediğimizde olacak, zira Bülent o harikulade anlatımıyla bu iki albümün öyküsünü ve detaylarını sunacak.  


İlk albümümüz bundan 2 yıl önce kaybettiğimiz Prince'e ait. Onun  ölümünden sonra mirasçıları tarafından evinin kasasında saklanan bir kaset bulunur.  21 Eylül 2018'de de bu kayıtlar "Piano and a Microphone" adıyla albüm olarak yayınlanmıştır.  


Öteki arşivlik albümümüz de arkeolojik bir kazı çalışması sonucu çıksa da yaşayan bir sanatçımızın 55 yıl önceki bir konserinin kaydı. Bob Dylan'ın 1963 yılının Mayıs ayında verdiği Brandeis Üniversitesi konserinin kaydı. Bu kaydın ortaya çıkışının da ilginç bir macerası var. Onu da programda dinleyeceksiniz.


Her iki albümü de bu pazar (2 Aralık 2018) gecesi saat 22.00'de yayınlanacak olan "Kulak Misafiri" programında dinleyebilirsiniz.  Tabi programda Bülent Seyitdanlıoğlu'nun sunumlarıyla da bu iki albümün macerasını da öğrenebilirsiniz. 

Aptulika



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...