iletişim yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iletişim yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2019 Perşembe

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 115


Michel Foucault
"Manet, Velázquez ve Estetik Modernizm"
İletişim Yayınları
(2018)
Çeviren: Savaş Kılıç


Fransızların gereksiz yere fazladan harf savurganlığı yok mudur ? Hiç sormayın gitsin hani. Mesela ressam Manet yazarsınız ama okurken "Mane" dersiniz, alın size müsrifçe bir "t" israfı. Hani Trakyalı şivesiyle "h" harfini söylemiyor diye mizah konusu yapılır ama bu sonuçta yöresel bir durumdur. Fransızların bu harf israfı sadece bir harfla sınırlı mı, sanıyorsunuz buyrun size "Foucault", oku okuyabilirsen.  Bu isimle ilk karşılaşmam hiç yoksa kırk yılı aşmıştır. Uzun bir süre Foucault ile Fuko'yu ayrı kişiler sanacaktım. Ha bir de Fuko'yu çekik gözlü bir Japon felsefeci sanmam da cabası. 1980'lerde ülkemizde popülerleşen Foucault yüzünden Fikret isimli bir çok arkadaşımın ismi de "Fiko" olacaktı ne hikmetse.  Bir de buna Umberto Eco'nun kitabı "Foucault Sarkacı" eklenince bizim Fikretler bir anda sarkaclı halde gezinecekti. 

Ağır felsefeci olabileceği kuşkusu ve tabi etraftaki ağır tartışmalar sebebiyle Michel Foucault'nun kitaplarıyla uzun süre uzak kalmış,  buluşamamışsam da yıllar önce okuduğum "Bu Bir Pipo Değildir" ile biraz da olsa mesafe kat etmiştim. Bu kitabın Rene Magritte ve kitapla aynı ismi taşıyan tablosuyla ilgili olmasından mıdır nedir, çok keyifle okumuştum. Bu yeni yayınlanan kitabının da resimle ilgili olması sebebiyle ilgimi çekecekti. Böylece Foucault ile ikinci buluşmam da gerçekleşmiş oldu diyebilirim. 

Kitapta iki dev ressam ele alınmış. Bunlardan biri yazarın deyimiyle estetik modernizmin başladığı "empresyonizm hareketini mümkün kılan" Manet, diğeri de Velázquez. 

 Foucault, modern sanatın başlangıcına Manet'yi koyarken, Rönesans'tan beri resim sanatında alışılageldik anlayışı ve "akademizm" i yıkarak 20. yüzyıl sanatını da oluşturduğunu vurguluyor.  Manet'nin resme getirdiği yeni tavrı üç bölüme ayırıyor. 
 - Mekan temsili
- Işık  kullanımı
- Seyircinin (yani resme bakan izleyicinin) konumu 
Bu üç bölüme ayrılan yeni anlayışı Manet tablolarıyla anlatıyor. Rönesans sanatıyla başlayan alışkanlıklardan bildiğimiz tabloya edilgen durumda bakan seyircinin Manet resimleriyle farklı bir deneyime geçmesi ilginçti. Mekan temsili, 8 resimle anlatılırken, Işık kullanımı ise 4 resimle incelenmiş. Buna karşılık "Seyircinin konumu" bölümü ise sadece Manet'nin bir tablosuyla anlatılmış ki o da "Folies - Bergere'de Bir Bar" tablosu. 
Kitabın kapağına da oturan bu tablo o kadar devrimcidir ki, o sayede görme biçimlerimiz değişecek ve edilgen bir izleyici konumundan çıkıp, sorgulamaya başlayacaktık. Nasıl mı? Bu sorunun cevabı tabi ki kitapta. 

Kitabın ikinci bölümünde ise Velázquez'e yer verilmiş ve tabi ki onun Nedimeler isimli başyapıtı incelenmiş.
Velázquez'in bu başyapıtı da resme bakış algılarımızı değiştiren örneklerden biri ve bu kitapta değişik bir yoculuğa çıkıyorsunuz. 

Şimdi yazıyı okurken, "Yahu arkadaşım bu yaz sıcağında önerecek kitap mı bulamadın. Bu ne ya!" diyorsanız, hiç de öyle sandığınız gibi değil. Bir gölgelik yer bulun, hatta güneşlenirken bile olur, kitabı alın başlamanızla bitirmeniz bir olacak.  

APTULİKA

Hatta yurtdışındaysanız bu tabloların olduğu müzelerden biri de rast gelmişse demeyin keyfinize. 
MANET
Tuileries'de Müzik - National Gallery (Londra /İngiltere)
Opera'da Maskeli Balo - National Gallery of Art (Washington/ABD)
Argenteuil - Tournai Güzel Sanatlar Müzesi (Belçika)
Serada - Staatliche Museen Preussischer Kulturbesitz Nationalgalerie (Berlin/Almanya)
Bira Servisi Yapan Garson Kız - Orsay Müzesi (Paris/Fransa)
Kabare Köşesi - National Gallery (Londra/ İngiltere) 
Demiryolu - National Gallery of Art (Washington/ABD)
Flüt Çalan Çocuk - Orsay Müzesi (Paris/Fransa)
Kırda Yemek - Orsay Müzesi (Paris/Fransa)
Olympia  - Orsay Müzesi (Paris/Fransa)
Balkon - Orsay Müzesi (Paris/Fransa)
Folies - Bergere'de Bir Bar - Courtauld Enstitüsü Galerileri (Londra/İngiltere)

VELAZQUEZ
Nedimeler - Prado Müzesi (Madrid/İspanya)

İyi okumalar ve seyirler...


3 Ocak 2017 Salı

Müzik Yazarı Murat Beşer


 Müzik yazarlığı denilince aklıma bir çok isim gelir ama bunların çoğu en azından 30 yıl öncesine dayanır. Mutlaka daha sonrası da bir çok isim çıkmıştır ama benim için eskiler ayrıcalıklıydı. O eskilerin konser ya da bir albüm üzerine yazıları mutlaka bir izlenimi ve dinlemeyi barındırırdı. Sadece ciddi müzik dergilerinin değil pop dergilerinde de bu incelik ve eleştirmen hassasiyeti bulunurdu. Söz konusu bir plak ise yazının mutlaka dinlenerek ortaya çıktığı anlaşılırdı. Yabancı dergilerden çeviri anektodların sunulduğu yazılar değil, yazıyı okuyan o albümü dinlemese bile yoğun bir izlenimi ya da dinleyeceği zaman alacağı hazza yardımcı içeriği alırdı. Gitmedğimiz konserler onların yazılarıyla hayalimizde canlanırdı. O müzik yazarlarının yazıları dinlemediğimiz plaklar hakkında fikir verir ve edindiğimizde de dinlememize katkıları olurdu. Sonradan teknoloji ilerleyince bazı şeylere kolay ulaşıldı ama o geçmişin ufuk açan müzik yazarları yok oldu yerini ahkam kesen, çeviri anektodlarla geyik çeviren yazılar aldı.  Daha sonraları ise iş iyice çığrından çıkarak şirketlerin gönderdiği tanıtım bülteninden kes yapıştır yazılarına dönüverdi.
O gençliğimin hatta çocukluğum müzik yazarlarını hala özlerim ve de önemserim. Bu duyguyu günümüze taşıyan ender isimlerden biri de Murat Beşer’dir. 
Murat benim çok eski arkadaşım. Bu nedenle arkadaşımı övdüğüm sanılabilir. Bu yargılarımın subjektif olabileceği düşünülebilir. Doğrudur ancak onunla arkadaş olduğum için yukarda bahsettiğim hassasiyetlere bizzat şahit olmuşumdur. Diyelim bir albüm hakkında yazacaksa, mutlaka dinlemiştir. Onun yazıları arasında şirketlerden gönderilen infoların kırıntısını bulamazsınız. Müzik yazarlığını bu derece ciddiye alan, takıntılı bir titizlik ve neredeyse askeri bir disiplin ile yapan biri. Bir konser gece geç vakit bitmiştir, sabah o 7’de kalkar konser izlenimini kaleme alır. Ertesi günü okuduğunuzda aynı konserde bulunmanıza rağmen kaçırdığınız bir sürü noktayı bulursunuz. Onunla bir kaç konserde karşılaştığımda elinde bir not defteri ve kalem bulunur. O konseri izlerken, elinde büyüteçiyle sanki Sherlock Holmes gibidir. Holmes’tan tek farkı yanında Doktor Watson’u yoktur.

Bir konser anımızı da buradan anlatayım. Eric Clapton’un Steve Winwood’la birlikte geldiği İstanbul, Kuruçeşme Arena konseriydi. Murat, o dönem Milliyet gazetesine müzik yazıları yazıyordu ve o konseri de gazete için izlemeye gelmişti. Davetliler kapısından birlikte girmiştik. Milliyet’in Milliyet olduğu zamanlardı ve o gazetenin yazarına da konserin sponsor ve organizatörleri üzerine titreyerek davranıyorlardı. Kapıda karşılayan kişi onu V.I.P’deki özel yerine aldı. Fakat bizdeki V.I.P’ler sahneyi görmek ve duymaktan öte içindeki şöhretler ve ikramları için önemliydi. Murat burayı görünce konseri iyi duyamayacağını, sahneye hakim olamayacağını söyleyerek, sahne önüne geçmek istediğini belirtti. Karşılayan görevli ise Murat’ın bu isteğini VIP’deki konumu beğenmemek olarak algıladı ve daha iyi bir yer bulmak için çabaladı. Murat bunları devamlı geri çevirerek sahne önünden izlemek istediğini inatla belirtti. O isteği yerine getirildi ama görevlinin suratındaki şaşkınlığı hala unutamayacaktım.
Bir ara Cumhuriyet gazetesinde de birlikte çalıştık. İlhan Selçuk döneminin Cumhuriyet gazetesinde o yazıyor, ben de yazılara çizgilerimle eşlik ediyordum. Her hafta gerçekleşen bu süreç benim için unutulmazlar arasındaydı. Sanırım bir, iki yıl sürdü bu sonra o Milliyet’e geçti ve bu birliktelik son buldu. (Murat şimdi gene Cumhuriyet’te yazılarına devam ediyor.)

2015’in sonunda Murat’la tekrar böylesi bir çalışma içine girdik ama bu seferki gazetede değil, çıkaracağı bir kitap içindi. 2016 yılı onun yazdığı yüzlerce portreyi çizmekle sürdü. Açıkcası inanılmaz bir keyif aldım. Sadece çizmek değil, Murat’ın yazılarını daha yayınlanmadan okumanın keyfi de vardı bunda. Şimdilerde o kitap “Yoldan Çıkmış Simalar” adıyla yayımlanmış durumda. Ancak bir tiyo vereyim adamda bu kitap dışında daha neredeyse beş, altı kitaplık malzeme var. Onları da okumanın ve çizmenin keyfine vardım. İletişim Yayınları tarafından basılan “Yoldan Çıkmış Simalar’ı okuyanların inanılmaz bir keyif aldıklarını biliyorum. Okumayanlar ve hala duymamış olanlara da buradan inatla tavsiye ederim. Bir dönemin anıları, insanları orada var.
APTULİKA


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...