Nuri Kurtcebe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nuri Kurtcebe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2024 Pazartesi

KRAMP Triosu ya da KRAMP Ailesi

 


1980'lerin sonunda ilk dönem Stüdyo İmge dergilerinden birinde Grateful Dead grubuyla ilgili yazının başlığı "Bir Rock Komünü" idi.  Popüler bir hedef gözetmeden, belirli bir dinleyici grubu olan Grateful Dead için bu tanım harika oturuyordu. Onların konserlerine gelen dinleyicileri adeta bir grup elemanı gibiydi. 

O yazıyı okurken bunun nasıl olabileceğini düşünürken aynı yıllarda Kramp grubu ile tanışmıştım. O meşhur parçaları "Kimse Yokken"deki gibi bir elin parmağından bile az bir dinleyici varken bir sonraki konserde bir başka parçaları olan "Küçük küçük damlalar göl olacak"tıdaki gibiydi. İşin bir başka güzel yanı da orada konseri dinleyenler arasında olanların  bazıları bir sonraki konserde grubun alt grubu oluyorlardı. O tanışmamdan sonra kendimi ciddi anlamda Kramp'ın bir elemanı gibi hissetmiştim. Kramp, Grateful Dead gibi bir Rock Komünü ya da bizim diyara göre çevirirsek bir Kramp Ailesi gibiydi. 

Kramp bir trio'ydu yani her dönemde var olan üç kişiden oluşuyordu. Sayı kimi zaman dörde kimi zaman da beşe, altıya  da çıkabilirdi ama o üçlü hep olmalıydı ve bu değişmezdi. O üçlü didişirdi, birbirini yerdi ama kadrosunu bunca zamandır koruyan tek örnek olma ayrıcalığındaydı. 

O klasik üçlü öncesinde de Kramp kadrosunun Deep Ahmet, Ahmet Karaferya, Topuzlu ve daha nice elemanı vardı ki, o ilk demo kayıtlarında yer almaktadır. Tabi ki bas gitarist Nezih ilk günden beri oradaydı. Sonra yanına Doğan'ı ve İdris'i alacak Kumburgaz'da bir diskonun yaz sonu boşluğunda Kramp için bir çalışma alanı ilan edeceklerdi. İki üniversitede (ki biri ODTÜ) hem hal olmuş Nezih, bir matbaa işçisi Doğan ve yazları plaktan DJ'lik yapan İdris ile başlayan bu serüvene adım atmıştı, "Kimse Yokken" başlayan bu serüven "Küçük küçük damlalar"ı göl edecekti. 

Kramp her dönem değişmez üçlüydü ve o üç kişinin silüetinden oluşan konser afişleri 1980'lerin ortalarında duvarları süslerken yanında bir de "Çok Yaşa Rock'n Roll" ibaresi eşlik ederdi. İsim babası karikatür ustası Nuri (Kurtcebe) Abi'ydi. Sonrasında Ortaköy Kültür Metkezi'nde yapılan bir konserlerinde Tuncay Batıbeki ile ben karikatürlerimizle katılarak konserde bir Karikarock etkinliği de gerçekleştirecektik. O gün sadece karikatür değil Güner Erkal'ın bir de kısa filmi eşlik edecekti. Kramp Ailesi böyle bir şeydi işte... küçük küçük damlalar göl oluyordu.

Sonra "Lan N'oldu" albümü geldi ve Kramp'ın üçlü düzenine vokaliyle Erdinç Ünlü katılacaktı. Bu albümden "Lan N'oldu" isimli bir başyapıt çıkacaktı. 

Ardından "İstanbul Sokakları" albümü gelecekti ve eski dost Ahmet Karaferya vokale geçecekti ve gene bir unutulmaz parça olan "Tek Başına" çıkacaktı. Bu parça Kramp'ın isim babası Nuri Kurtcebe'ye aitti. 

Kramp değişmez üçlü ama bir büyük aileydi. Onların ilk konserlerinde açılışta çıkan Kronik de o ailedendi ve tabii Özer Sarısakal da bu ailenin değişmeziydi. Bu öyle bir aileydi ki sadece müzikle değil kimi zaman ressam olan Erdinç Ünlü'nün bir fırça ile attığı renk armonisi kimi zaman da bir karikatür ustası Kurtcebe'nin çizgisi rock müziğimizin unutulmaz Kramp klasiklerini oluşturuyordu.

2017 yılında Kramp'ın kurucusu ve bas gitaristi Nezih Onur'u kaybettik. Geçen yıl da gitarist Doğan Sakin'i yitirdik. Kramp'ın kadrosundan bir tek davulcu İdris Tubcil kalmıştı. Bu iş noktalandı dediğimiz anda İdris'in önderliğinde Kramp'ın yola devam ettiğini öğrendik. 

Peki kimlerle devam edecekti Kramp?

 Ailesi'yle tabiki. 

Grateful Dead nasıl ki dinleyicisiyle birlikte bir Rock Komünü ise ülkemizin en önemli rock triosu olan Kramp da bir büyük aile.  


İdris Tübcil önderliğinde Kramp Ailesi  yoluna devam ediyor  ve konserleri de  bir biri ardına geliyor. 

Davulda İdris Tubcil klasik Kramp üçlüsünden kalan tek eleman olarak yer alırken, vokalde Anıl Kovastan,  solo gitarda Aytek Akçakaya, ritim gitarda Hakan Özboz ve bas gitarda Doğan Buruk yenilenmiş kadroyu oluşturuyor. 

 Her zaman olduğu gibi yeni kadroya Özer Sarısakal da destek vermekte ve bazı şarkılarda konuk olarak sahneye çıkmakta.

Bu Çarşamba yani 7 Şubat 2024 tarihinde Kramp'ın unutulmaz gitaristi Doğan Sakin'in ölümünün 1. yıldönümünde Taksim Dorock Heavy Metal'de konsere çıkacak. Doğan Sakin'in anısına yapılacak konserde sürpriz olarak yepyeni bir Kramp şarkısı da çalınacakmış.

Aptulika


1 Mart 2023 Çarşamba

Kramp Doğan'ın Ardından Bir Sinan Doyan Yazısı


Kramp grubunun gitaristi Doğan Sakin'in ölümünden sonra müzik yazarı dostum Sinan Doyan güzel bir yazı kaleme aldı. Bu yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. 


Bu yazı sizi bir zaman yolculuğuna götürecek. Kim bilir bir çoğumuzun hatıraları canlanacak ve o günleri yaşamamış olanlar da içlerini çekerek, "Vay be" diyecekler. Ama benim Sinan'a bir özür borcum var. Sinan bu yazıyı neredeyse bir hafta önce gönderdi ve ben ancak şimdi yayınlayabiliyorum. Doğan'ın ölümü benim için depremden sonra gelen ikinci bir acı haberdi. Deprem felaketinin uzağındaydım ama Doğan'ın ölümü beni öyle bir göçük altında bıraktı ki, bu enkaz kolay kolay kalkamayacak. İşte böyle sevgili dostum Sinan, yazını bu yüzden geç yayınladım... kusuruma bakma. 

Aptulika


KÜÇÜK KÜÇÜK DAMLALAR


Küçük damla (1)

Yıl 1993, Ocak ayının bir cumartesisi. Karlı, soğuk ama güzel bir İstanbul gecesini ilk defa seyredeceğim Erkin Koray’a ayırmaya karar vermişim.

Yani Sinan Doyan’ın miladi günlerinden  biri, en önemlisi hatta! Bilsak 5. Katı hepimiz biliriz. Rock camiamızdaki yeri ve önemi malum. Her cumartesi, hem gündüz hem geceleri benzersiz rock konserlerine ev sahipliği yapıyor mekan. Hafta içleri de keza; caz’dan rock’a, dinletiden şiir gecelerine yelpazesi geniş aktivitelerin değişmez mekanı…  Erken gittiğim mekanda asansörden çıkar çıkmaz Kramp’tan İdris Tübcil’le burun buruna geliyorum. Birkaç parça davul malzemesi yanında, asansörün gelmesini bekliyormuş. Asansörden hiç çıkmadan buyur ediyorum onu içeri, amacım malzemeleri taşımaya yardımcı olmak. Askerim o sene, bir ay sonra terhisim var. Saçlar kısa, anlamlandıramıyor İdris Tübcil; kısaca “vaziyeti” açıklıyorum. Asansöre sıkış tıkış binip aşağı inene kadar sohbet ediyoruz. Malzemelerin bir ucundan tutup arabaya kadar yardım ediyorum. Aslında kalmak istediğini ama işi olduğundan konsere kalamayacağını belirtip gidiyor… Boş bir masa kestiriyorum gözüme, sahneye çok yakın değil ama görüş açısı mükemmel. Yarım saat içinde ne görüş açısı kalıyor ne de sahne; iğne atsan yere düşmez bir kalabalık söz konusu, tıklım tıklım. Masama da çok sevimli bir çift oturuyor, konseri birlikte seyredeceğiz belli. Yan masama Güven Erkin Erkal oturmuş, sonradan farkediyorum. Yanında da orta yaşta bir kadın, onun yanında da kara kuru bir esmer kız çocuğu. Damla bu, evet Damla! Heyecan bende had safhada. Ne zaman geldiğini, ne zaman sahneye geçtiğini anlamadığım Erkin Baba’nın sesiyle irkiliyorum… Gerisi? Gerisi “beter”, gerisi malum!


Küçük damla (2)


Yıl 1997, Aralık sonu.Terhis olduktan sonra neredeyse 5 sene gelmediğim İstanbuldaki ilk gecemi yine Erkin Koray’a ayırmışım.

Bilsak 5. Kat Erkin Koray sahnede

Bu sefer Mis Sokak’ta, Meis Bar’dayız, ben ve kardeşlerim. Erkenden rezerve yaptırmanın avantajıyla Erkin Baba’nın tam karşısındayız bu sefer. Aramızda 2 metre, o kadar. Heyecan yine var doğal olarak; ama asıl heyecan, Erkin Baba’nın sahneye gelip, konser öncesi sohbetini yaparken tam karşısındaki Sinan Doyan’la göz göze gelip, benimle ilgili övücü, gurur okşayıcı bir tanıtım yapıp orada bulunan herkese beni alkışlatmasıyla tavan yapacaktı… Fırat Parlak, Damla, Emel hanımdan oluşan sahne ekibi masasına az sonra Kramp’tan Doğan Sakin de ekleniyor bir müddet sonra. Şaşılacak bir durum, bu sefer çay fincanı eşlik ediyor Doğan Sakin’e konser boyunca, alkol yok. Doğan Sakin’in Erkin Koray konserlerini kaçırdığı görülmemiştir; Bilsak dönemlerinde olsun, Kadıköy Moda konserleri olsun, nerede sahne alırsa alsın ustasının yanında yer alır mutlaka. Bu konserlerin çoğunda da eşlik etmişliği vakidir. Bu sefer de öyle olacak ve Erkin Koray iki şarkıda gitarını Doğan Sakin’e teslim edecektir… Programa verilen 15 dk.lık arada ben soluğu Erkin Baba’nın yanında alıyorum. Kulis diye ayrılan küçük ardiyede Erkin Koray, Doğan Sakin, Damla ve ben varız sadece. Sohbetimiz esnasında Fatsalı olduğumu öğreniyor Doğan: “Yahu askerde bir Fatsalı teğmen vardı. Adam taktı bana, sürekli eziyor. Çok çektirdi bana. Şimdi bir Fatsalı düştü elime işte.” diyerek kolumdan tutması hepimizi kahkahalara boğmuştu…

Erkin Koray'ın Doğan'ı sahneye davet ettiği Bilsak 5. Kat gecelerinden biri


Küçük damla (3)

Yıl 1992, aylardan Temmuz. 4-5 sene öncesinden, Giresun’dan tanıdığım yetenekli, genç bir gitarcı olan Bahadır Çakır’la karşılaşıyoruz tesadüfen Kadıköyde. Ne yapalım, nasıl zaman geçiririz derken Bakırköy'e geçiyoruz. Amaç Ataköy Regata’sındaki mekanların konser içeriğini incelemek, denk gelirsek konsere gitmek. O zamanlar Marina içindeki mekanlar çok popüler. Hatta perşembeleri Friday Bar’da Erkin Koray sahne alıyor. Geziyoruz mekanları tek tek, Friday Bar’ın kapısında kocaman  bir Erkin Koray afişi (Hay Yam Yam albüm kapağından mükellef dev poster) asılı ama kendisi yok. Bahadır'ın “Abi, Kramp’tan Nezih Onur abiyle çok samimiyim ben. Buraya da çok yakın evi, ziyaret edelim mi” teklifine balıklama atlıyorum tabi. Ebu Ziya caddesini boydan boya geçip, bahçesinde düşünen adam heykelinin olduğu “meşhur” hastaneye az bir mesafe kala bahçe içinde çok katlı eski ama nefis bir konağın önüne geliyoruz. Kapı zilinde “Nezihi Onur” yazan butona basıyoruz. Şansımıza evde yok, kapıyı açan olmuyor. Gerisin geri Ebu Ziya’ya dönüyoruz; Gür Çarşısı’nda belki Asım Can Gündüz’ü görürüz diye ama o da ofisinde yok. Şans!


Küçük küçük damlalar.. Gök gürültüsü eşliğinde!

6 Şubat 2023 günü artık tüm Türkiye’nin miladi bir günü. Eşi benzerine az rastlanır bir doğal afet hepimizi alt üst etti. Uğrattığı maddi manevi tahribat yazıyı hazırladığım an itibariyle devam etmekte. Depremin üzüntüsüne gark olmuşken 12 Şubat’ta İdris Tübcil’in bir duyurusuyla acımız katlanacaktı; 80’lerin ikinci yarısından itibaren aktif bir şekilde Türkçe rock’ın gelişmesinde ve şekillenmesinde önemli bir misyon üstlenmiş olan Doğan Sakin’i kaybetmiştik. 



“Krank” adıyla yola çıkmalarına rağmen Nuri Kurtcebe’nin tavsiyesiyle “Kramp” adını alan grubu 1984 yılında yola revan olmuş, kendilerini kışları kullanılmayan bir klübe kapatarak uzun süren provalarla geliştirmişlerdir. Erkin Koray’ın da göz ucuyla takip ettiği grup 90’lara kadar çeşitli festivallerde ve karma konserlerle göz doldurmuş, Erkin Koray ve Cem Karaca’ya da ön grup olarak eşlik etmişlerdir. Whisky ve Devil gruplarının albüm çıkarmaları Kramp’ı da tetiklemiş, ancak çalışmalarını demo ve live kayıtlarla dinleyicilerine ulaştırmıştır. 90’lara albüm gündemiyle giren grup 1993 yılında “Püf Püf”ü Şahin Plak’tan çıkarmış, bir müddet sonra albümün hakları Ada Müziğe devredilerek 1994 yılında “Lan N’oldu” adıyla yeniden piyasaya sürülmüştür. Grubun kemik kadrosu dışında vokalde ve besteleriyle Erdinç Ünlü bu albümde yer almıştır. Grup vokale Ahmet Karaferya’yı alarak ikinci albümleri “İstanbul Sokakları”nı çıkardıklarında yıl 1998’dir. Bir Erkin Koray klasiği olan “Tek Başına” albümü sırtlayan şarkı olur…

Bu gelişmeleri gölgeleyen tek ayrıntı da Doğan Sakin’in alkole olan bağ(ım)lılığıdır. Bünyesinden beklenmeyecek bir alkol tüketimi gerçekleştirmektedir; sahne öncesinde, sahnede ve sahne sonrasında. Kimi zaman gitar çalamayacak vaziyete gelir, kimi zaman ayakta durmakta zorluk çeker ve bulduğu bir sandalyeye ya da kanepeye uzanarak gitarını çalmaya çalışır. Tedavi de görür. Ama yine de vazgeçmez.  Antalya’ya yerleşir, orada devam eder çalışmalarına. Uzun süre ara verdiği Kramp kariyerini orada yeniden şahlandırır. Son bir yıldır da plak formatında yayınlanacak olan bir Kramp albümünün çalışmalarına adar kendisini. Nezihi Onur bir süre önce vefat etmiştir. Doğan Sakin’in izinden giden oğlu Taylan Sakin de iyi bir gitarcıdır. Albüme destek atan isimlerden biri de odur. Albümün kayıtlarının bitmesine müteakip yoğun bakıma kaldırılır Doğan. Ve 12 Şubat’ta vefat eder…

Müthiş bir gitarcıydı! Hard-Rock’ta yolunu çizmesine rağmen memleketinin tınılarından da nasipleniyordu. Bunu bestelerinde ve sololarında hissetmek mümkündü. İflah olmaz bir Erkin Koray hayranı olmasının bunda payı oldukça büyüktü elbet. Kramp grubunu kurduğu yıllarda kendisiyle tanışmış, grup olarak da birlikte çalışmışlardı. Bir Edirne konserine birlikte giderken Tekirdağ’da köfte molası verip bunu peşpeşe gelen rakılarla taçlandırmaları ve konsere az bir süre keyfen konseri iptal etmeleri, her iki “tarafın” da iflah olmaz bir rock’n roll yaşam biçimini benimsemiş olmalarının bir göstergesidir… Geçmiş yıllarda yerli rock mevzuu üzerine yazdığım yazılarda köşe başını tutmuş dört grubumdan biri de Kramp’tı. Nasıl Whisky’i, Devil’i ve Objektif’i ilmek ilmek irdelediysem Kramp’ı da o seviyede el üstünde tutmuşumdur. Doğan Sakin’in ölümüyle koskoca bir boşluk oluştu müzik dağarcığımda. Sahi, Lan n’oldu? 


SİNAN DOYAN



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...