Gary Burton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gary Burton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2020 Çarşamba

Alaylı mı...Okullu mu? Her ikisi de değil... Gary Burton!


"Alaylı mı, okullu mu?" Akla ziyan tartışmalara sebep olan ikilem ya da bitmek, tükenmek bilmeyen bir tartışma konusu. Alaylı ya da okullu olmak ne biri birbirinden değerli ne de değersiz. Şimdi vereceğim örnekte ikisini birden barındıran bir kişi var.

 Gary Burton, vibrafon denilen tuşlu çalgıyı ne okullu ne de alaylı olarak bir ustanın çıraklığında değil altı yaşındayken kendi kendine öğrenmiş bir isim. Bununla da yetinmeyerek Lise yıllarında piyano da öğrenmiş. İki tokmakla çalınan vibrafona dört tokmak tekniği getirdi. Böylece piyanist tarzı ile vibrafonu ele alarak geliştirdi. Bu yenilikçi tavır vibrafon üzerine bilinenleri değiştirecekti.
Fusion cazın bu ünlü müzisyeni vibrafonu eşlik enstrümanı olmanın ötesine taşıyarak solo ve düet formatında da kullanacaktı. Burton'un en unutulmaz düetleri de piyanist Chick Corea ile yaptıklarıydı. 

İster alaylı  ister kendi başına bir enstrümanı öğrenen biri deyin ama Gary Burton müzik adına yenilikler getirmiş bir isim. O şimdi  görkemi dünyaca kabul görmüş olan Berklee Müzik Okulu'nda 30 yıldır öğretim görevlisi, akademisyen. 

Alaylı ya da okullu... tartışmasının ötesi daha da önemli olsa gerek... O da yenilik getirebilmek. İşte Gary Burton böylesi bir devrimci müzisyen. 

Vibrafon'un bu yenilikçi ustası Gary Burton, bundan 76 yıl önce bugün ABD, İndiana'da dünyaya gelmişti.

Aptulika






14 Şubat 2019 Perşembe

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 92


Will Gompertz
"Sanatçı Gibi Düşün"
Yapı Kredi Yayınları
(2018)


Böyle bir kitap ismi ve kapağını gördüğümde, derhal içimden, "Hadde Leen!" diyecektim. Bu olsa olsa kesinlikle "adam tavlamak" için yapılmıştı... yok Mona Lisa'nın gülümsemesi, yok Van Gogh'un zamazingosu ve nice nicesi yalan yanlış sanat üzerine 'hap'lardan oluşan bir naneydi yani... hiç işim olmazdı hani. "Sanatçı Gibi Düşün" isminin altına bir de, "Daha Yaratıcı, Daha Verimli Bir Hayata Kavuş" sloganı eklenmişti ki, o zaman da bu kitabın kişisel gelişim üzerine olduğunu düşünecektim. 

Gene de kitabın ne olduğunu biraz daha anlamak için arka kapağını çevirecektim. Buyrun burdan yakın:
"Yeteneklerin gelişmesine yardımcı olan birtakım yaklaşımları benimseyen ve sanatçı gibi düşünen herkesin, işi ne olursa olsun, daha yaratıcı ve verimli bir hayat sürebileceğini, başarı kazanma ihtimalinin artacağını savunuyor." 
Bak şimdi iş değişti, bu sözcükleri büyük şirketlerden birine sunum olarak yapsam yolumu bulurum hani. Eh bir de, "Sanatçı ve sanat yapıtı iş hayatınızda başarınızı arttırabilir" gibi atlı karınca uydurdum mu, yandı nane keten helva. Bir vakitler caz müzisyeni Gary Burton'un patronlara (sanayici, işadamları, siyolara falan) konferans verdiğini okumuştum. Müzisyenlikteki deneyimleriyle iş insanlarına şirketlerini yönetirken nasıl başarılı olacaklarının yolunu göstermek gibisinden gibi bir sunumdu bu. O zaman meraktan mı, yoksa canım çok mu sıkılıyordu bilinmez, Gary Burton'un iş insanlarına yaptığı bu sunumun metnini okumuştum. Sanat ve iş dünyası gibi birbirine benzemez iki alanın buluşması bana ilginç gelmişti.  
  
Size komik gelecek ama aldım bu kitabı. İlk başlarda "Sanatçılar Girişimcidir" bölümüyle başlıyordu, "Eh tamam" dedim, "eğlence geliyor... Ver elini sanatçılar da iş adamıdır... " Yani varyeteye hazırlanmalıydı. Böyle böyle okumaya başladığım kitaba uyanık yazar, Oscar Wilde'ın,
"Bankerler birlikte yemek yediklerinde sanattan konuşurlar, sanatçılar ise birlikte yemek yediklerinde ise paradan konuşurlar." 
lafını kocaman bir sayfaya koyunca sıkı bir dayak yemiş gibi olacaktım. 

"Sanatçı Gibi Düşün" kitabı sadece iş insanlarına yönelik değil, her alandan insanı plastik sanatların (resim, heykel, mimari ve diğerleri yani bizim "Güzel Sanatlar" ya da "Görsel Sanatlar diye adlandırdığımız alan) dünyasıyla buluşturmuş, hani pencere açmış diyelim.

Will Gompetz, BBC'nin sanat editörü ve bu görevi nedeniyle de uzun yıllar sanatçılarla çalışmış, izlenimler edinmiş. Bu kitabında da klasik ve modern bir çok sanatçı ve yapıtını kolay anlaşılır ve akıcı üslupla incelemiş.  

Plastik sanatlar ne ola, modern sanat ben anlamam deseniz de okuduğunuzda merakınızın filizleneceği bir kitap. Böyle dedim ama bu alana ciddi merakı olanları da ilgilendiren şeyler var. Gompertz'in gene aynı yayınevinden daha önce çıkan "Pardon Neye Bakmıştınız?" isimli kitabı da varmış, onu da bir ara bulup okurum artık. 

Aptulika

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...