Ayten Alpman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayten Alpman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2022 Cuma

Ayşe Gencer'in Ardından.




 
Çok küçük yaşlarda bir plakta duyduğum sesle büyülenecek ve bu yıllarca sürecek bir tutkuya dönüşecekti. Bu 1973 yılında Sanremo'da yapılan, İtalyanların şarkı yarışmasında üçüncü gelen Milva'nın şarkısı "Da troppo tempo"nun Türkçe sözler yazılarak yorumlanmış haliydi. Ben o yıllarda ilkokula gidiyor olsam da bu hassas bilgiyi biliyordum... çünkü Sanremo yarışması o dönemde TRT'den naklen yayınlanırdı ve bizde cümbür cemaat ülkece izlerdik. O yarışmada kazanan parça bir hafta sonra ülkemizde Türkçe sözler yazılarak bir şarkıcımıza okutulur ve 45'lik plak olarak çıkartılırdı. İşte 1973 yılındaki üçüncü gelen parça da "Tek Başına" ismiyle Ayten Alpman tarafından seslendirilecekti. 

O günden sonra aklımda ne Milva kalacaktı ne de parçası ama o Türkçe yorumundaki "Uzun zamandır hasret kaldım yüzüne..." diye başlayan şarkıdaki ses beni etkisi altına alacaktı. Hala bugün bile Ayten Alpman'ın o yorumunu duyunca işi gücü bırakırım. 

O günlerde ne caz ne de rock ayrımındayım, zaten ülkemizde hepsi Hafif Batı Müziği diye adlandırılırdı. Sonra biraz daha büyüdüm ve Ayten Alpman'ın caz müziğinden geldiğini öğrendim. 

Zuhal Focan'ın editörlüğünü yaptığı Jazz dergisinde 2000'li yılların başında Ayten Alpman ile yapılan bir röportajda okumuştum; Ayten Alpman ilk plağını caz olarak yapıyor ve klüplerde de bu tarz söylüyor. 1963 yılında da caz alanında kendini geliştirmek için İsveç'e gidiyor ve burada üç yıl boyunca Kuzey cazının oluşum sürecinde dünyaca ünlü müzisyenlerle çalışıyor. Sonra bu birikimlerini ülkesinde sunmak için dönüyor. O günün plak yapımcıları ona, "Sen o öğrendiklerini kendine sakla, biz şimdi yabancı parçalara Türkçe söz yazıyoruz ve iyi gidiyor." demişler. Yani caz yapma düşüncesi hayal olup gidiyor. Jazz dergisinde yapılan o röportajda Alpman, "Caz yapılan bir mekana girdiğimde evime girdim sanırım." diyerek bu sevgisini belirtecekti. Ayten Alpman'ı hep caz yapacak diye bekledim. Ölümünden kısa bir süre önce bu tipte bir albümü neyse ki çıktı. 

Ayten Alpman'ın "Tek Başına" plağını ilk duyduğum on yaşımdan sonra o plak elimden hiç düşmeyecekti. Tabi onun diğer plaklarını da dinleyecektim. Artık büyümüştüm ve rock, caz gibi türler hayatıma girecekti. Gene o günün tek kanallı TRT televizyonunda Erol Pekcan'ın caz programlarını kaçırmayacaktım. Bunu 80'lerin başında radyoların FM kanalına geçmesi ile TRT 3 radyosundaki klasik, caz ve rock yayınlarıyla beslenecektik. İşte o sıralarda İzzet Öz'ün televizyon programında duyduğum bir ses ile yeni bir büyülenmeye girecektim. Hangi parçaydı  o programda seslendirilen parçayı hatırlamıyorum ama o şarkıcını adı aklıma çıkmayacak biçimde kazınmıştı. Ayşe Gencer ismiyle böyle tanıştım ve onun Ayten Alpman'ın kızı olduğunu öğrenecektim.  Açıkcası o gün Ayten Alpman'ın caz hayalinin gerçekleşeceğine dair umutlarım artmıştı. O günlerin tarihi ya 1977 ya da 78 gibi bir şeydi ama caz ve rock benim hayalimdeki gibi gidemedi buralarda, hiç bir şey olmadı demiyorum ama hep kapının dışında kaldı. Son yıllarda caz yapılan mekanlar ve bu alanda albümler çıkıyor neyse ki. İşte bu ümitle Ayşe Gencer'i bir konserde dinlerim dedim ama ancak TRT Caz Orkestrası'nın radyoda yayınlanan bir konseri dışında hiç birini izleyemedim. Albüm kaydı olarak da Ozan Musluoğlu'nun albümündeki tek parçalık vokaliyle hafızama kazınacaktı. 

2023'e girmemize bir gün kala Ayşe Gencer'i kaybedecektik. 

Böyle bir ses gelir mi? Tabiki gelmez. 

Aptulika


Don't Explain

Vokal: Ayşe Gencer

Trompet: İmer Demirer



How do you keep the music playing

TRT Caz Orkestası ile 

2002




İstanbul

Ozan Musluoğlu ile






22 Kasım 2020 Pazar

Sevinç Yurdem'in ses imzasıyla Caz Standartları


"Nina Simone, Billie Holiday, Frank Sinatra gibi efsanelerden duymaya alışık olduğumuz caz eserleri, Sevinç Yurdem yorumuyla tekrar hayat buluyor."

Albümün tanıtım bülteninde Sevinç Yurdem'in yeni albümü "Selections" ile ilgili böyle demişler. Çok güzel tanımlamışlar ama bence Abbey Lincoln ismini de anmaları gerekti. Tabi şimdi, "Be adam, o ismi kim bilir." diyebilirler ve haklılık payları da yok değildir ama Sevinç Yurdem'in albümünde Nina Simone klasiği "Don't Explain"ı dinlerken aklıma geliverdi. Simone'nun yorumlarını çok sever ve özgün bulurum ama "Don't Explain"i Abbey Lincoln yorumuyla ayrıcalıklı bulurum. Yurdem'in albümünde bu şarkının yorumunu dinlerken hem Abbey Lincoln'ü  hem de Nina Simone'u hissettim. Bu ezberlenmiş bir taklit değil, o iki sanatçının ruhunu hissedip, kendi çizgisini imza olarak ortaya koyabilmekti. Sadece Lincoln, Simone değil Ayten Alpman, Sevinç Tevs ve Rüçhan Çamay'ı da hissettim. 

Yüzyıllık Doluluk

Benim ayıbım ama Sevinç Yurdem'in vokaliyle ilk kez tanıştım ve hayranlık duydum. Caz kadın vokali adına gurur verici bir nokta. Farkındayım, yazıya apar topar başladım. Bu albüm nedir? Caz mıdır? Rock mıdır?  Hiç bir tüyo vermeden yazıya bodoslama daldım ama yılların dolmuşluğu var ve bir anda döküldüm, uluorta ve selamsız.  Öncelikle Sevinç Yurdem bir caz vokalisti ve bu hafta çıkan "Selections" albümünde caz standartlarına kendi yorumunu katarak yer vermiş. Diye ufaktan olayın aslını biraz anlattıktan sonra yılların doluluğuna bodoslama devam etmeyi sürdüreyim. 

Bizde iyi olan, yeni olan cezalandırılır

Hani Jethro Tull'ın tek parçalık efsane albümü "Thick As A Brick"te, "Bak bir çocuk doğar/ ...Biz onu adam ederiz / Ticarete bulaştırıp, vurgunculuğu ve /yağmurda nasıl şarkı söyleneceğini öğretiriz." Her iyi bir şeyle karşılaştığımda aklıma bu bölümdeki sözler gelir. Şimdi Sevinç Yurdem'i dinlerken aynı paniği yaşadım. Bizim diyarlarda iyi bir şey çıktı mı herkes bir yerinden takılır, oradan buradan çekiştirip kendilerine benzetilir. Bizde iyi olan yeni olan cezalandırılmalı ve var olana benzetildikten sonra geçer akçe olmalıdır. Hani o meşhur teori vardır ve ilk duyuşta akla uygun bile görülür: "Yahu kuzum, her şey iyi, güzel de bizden bir şeyler katsana." Evet doğru gibi gözükür ve yelkenleri indirmek zorunda kalırsınız ve ardından elbise daraltılır, oradan buradan çekiştirilir, malzemeden çalınır, iki üç de "cış tak" konulur, bir de darbuka ve iş tamamdır. Benim daha doğduğum yıllarda Ayten Alpman, Stockholm'e gider ve yetkin cazcılarla çalışır. Amacı Türkiye'ye dönüp, caz yapmaktır. Döner de ve geldiğinde ona, "Bildiklerin sana kalsın, şimdi biz sana yabancı parçalara söz yazalım, sen onları oku." derler. Hani o malum tartışma vardır ya, (Asla girmeyeceğim) "Niye İngilizce ? Türkçe yapsak daha iyi değil mi?"... O yıllarda (hatta bu güne kadar da) kimse şunu sormayı akıl edemedi: "Tabiki şarkıların sözleri Türkçe olmalı ama ya besteler ya yorum ?" 

Bir çoğunuz haklı olarak "yahu buraya nerden geldik?" diyeceksiniz ama dediğim gibi neredeyse yarım asırlık doluluğum işte, anlayıverin beni. 

Baltalarla girişip şekilsiz plazalar dikmek

Sevinç Yurdem, caz standartlarını yorumlayıp, albüm yapmış. Birileri kalkıp, "Bu şarkıları onca usta isimler okudu, yeniden yapmanın ne anlamı var ?" Bunlar caz standartları ve her okuyan kendi rengini, yorumunu kattığı için onlarca yıllarca yapılır. Yurdem de yorumuyla bu işi başarmış. Kimin umrundadır bilmem ama ben kendi adıma çok önemsedim. Ülkemizde bu alanda o kadar balta darbesi aldık ki, dilerim burayı de baltalayıp, üzerine şekilsiz bir plaza dikmezler. 

*

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji bölümünden mezun olan Sevinç Yurdem, öğrencilik dönemi boyunca ayrıca D.E.Ü. şan bölümü hocası Sebahat Tekebaş’tan özel şan dersleri almış. Aynı dönemde piyanist Ömür Gidel ile transcription, scat, caz armonisi üzerine çalışmalar yapmış ve çok geniş bir caz standartları repertuvarı hazırlamış. Üniversite ile birlikte sahne çalışmalarına da başlamış.  2004 yılında ilk kez Ayla Dikmen adına verilen başarı ödülünü almış.

Yorumculuğa orkestra şarkıcılığı ile başlayan Yurdem, birçok bağımsız tarzda projede yer almış. İzmir Kent Orkestrası solistliği yapan sanatçı bu süre zarfında da birçok şehir, mekân ve festivalde sahne aldı, adından çokça söz ettirdi. 2012 yılında TRT 1’de yayınlanan Türkülerle Caz projesinde yer aldı. Kariyerine bir süre Londra’da devam eden sanatçı, burada da çeşitli mekanlarda sahne almış.

Sevinç Yurdem'in “Selections” albümünün bilgilerini de kendisinden dinleyelim: 

“Çok uzun zamandır sahnede söylediğim ve kendimi en iyi şekilde ifade ettiğim şarkılardan oluşan bir seçki “Selections”. Müziğe başladığım ilk günlerden beri caz söylüyorum. Bir gün bu şarkılardan oluşan bir albüm fikri her zaman aklımın bir köşesindeydi, Universal Müzik Türkiye’nin desteğiyle bu hayali gerçekleştirmiş oldum. Albümde Nina Simone, Billie Holliday, Frank Sinatra, Tony Bennet, Sarah Vaughan gibi efsanelerin seslendirdiği 6 şarkıyı kendi yorumumla sizlere sunuyorum. Babajim Stüdyolarında 3 günde canlı olarak kaydettiğimiz albümün aranjelerini Kerem Türkaydın ve Uğur Güneş yaptı.” 

  “Selections” albümünü dijital platformlar üzerinden satın almak ve dinlemek için:

https://umgturkey.lnk.to/sevinc-yurdum-selections


Evet, belki lafı oradan buradan girip uzattım ama Sevinç Yurdem'in albümünü dinlerken aklıma gelenleri sizlerle paylaşmak istedim. Belki uzattım ama bunları yazmasam size karşı samimi olamayacaktım. 

Aptulika





 

 

29 Ocak 2017 Pazar

Türk Caz Tarihinin bir büyük ustası AYHAN YÜNKUŞ

Geçen hafta blues perişan blog’da birbiri  ardına ölüm haberleri gelince eski bir okurum dayanamayarak, “Abi hep ölüm haberleri, bir gün de yeni bir yıldız doğdu haberi versene” diye isyan edecekti.  Haklıydı da zira benim dönemimin müzisyenleri, grupları hala dinleniyordu ama bunların en genci artık 55 yaşındaydı. Tabi böyle olunca da ölüm haberleri fazlalaşıyordu. Bir bakın hele hala dinlenen baba rock gruplarının yaş ortalaması neredeyse 75. İçimden iyi ki Joe Bonamassa gibi isimler çıktı da az biraz gençleştik diye moral buldum.
Okurumun o isyanından sonra yeni isimler kimlerdir bir takip edeyim dedim. Şimdilik blues rock’ta biraz umut var. 18 ile 20 yaşında yeni isimler olduğunu gördüm. Yakında onlara da yer vereceğim. Ama kayıplarımız sürüyor. Dün gece 28 Ocak 2017’de ülkemizin önemli caz piyanistlerinden Ayhan Yünkuş’u yitirdik.


Hey dergisi’nin sayfalarından ilk gözaşinalığı


Ayhan Yünkuş ismi aklıma, 1972 yılında, 10 yaşındayken gördüğüm bir Hey dergisi’nden kazınacaktı. Hoş o yıllarda onunla yapılan bir röportajın bulunduğu bu dergide ilgimi çeken başka isimler vardı tabiki. Derginin kapağında Füsun Önal, poster olarak da Ayla Dikmen vardı. Ancak dergide benim ilgimi çeken (ya da o gün için bildiğim) Erol Büyükburç’tu. Dergi Büyükburç’la 4 sayfalık bol resimli bir söyleşi yapmıştı. Konuşulan ise Erol Büyükburç’un Londra’da verdiği konserlerdi. “Londra’da Ramazan Davulları Çalınıyor” başlığı ile verilen yazı gururumuzu okşuyordu. O çocukluk döneminde Erol Büyükburç ismi ülkemizde heybetliydi ve pikabı olan her arkadaşımın evinde onun 45’lik plakları mutlaka bulunurdu. Onlar bizim için de “Hareketli bir şey çal” denilen ilk “sert” müziklerdi. Ha o dergide bir de Erkin Koray’ın yeni çıkan “Hor Görme Garibi” plağının tanıtımı vardı. Bir de o ismi tanıyordum. Ama daha o zamanlar Erkin Koray’ın yaptığı müziğe rock demeyi telaffuz edemiyorduk, öyle bir şeyi bilmiyorduk ama Erol Büyükburç gibi o da “Hareketli plak” yapan biriydi. O zaman gördüğüm o dergide Ayhan Yünkuş resmi kafama sanki bir film yıldızı ya da bir futbolcu gibi yerleşecekti.

Radyolar, siyah beyaz televizyonda Caz
O resimdeki tanışmadan sonra yaşımız büyüyecek ve siyah beyaz TRT televizyonunda caz yapan adamlar çıkacaktı. Erol Pekcan bunların en başındaydı ve o dönemde Ayhan Yünkuş ismi görüntüsünden önce piyanosuyla oturacaktı. Televizyondan önce radyo vardı ve cumartesi geceleri eğlence programlarında stüdyoda yer alan caz orkestrasından çalanlar anons edilirken, “Piyanoda Ayhan Yünkuş” sözünü duyardık.  O günden bugüne plaklara yazılmayan isimleriyle kimbilir kaç kere o dönemin 45 devirli Türk Hafif Müziği plaklarında dinleyecektik, Aydın Yünkuş piyanosunu.

İstanbul Radyoevi’nden son yolculuğa uğurlanış
Ayhan Yünkuş’un vefat haberini POPSAV Başkanı Baha Boduroğlu sosyal medya hesabından duyuracaktı. Baba Boduroğlu'nun açıklaması şöyleydi;


“ÜZGÜNÜZ
Ünlü piyanistimiz,çok değerli müzisyen abimiz ,AYHAN YÜNKUŞ u yitirdik..
Başımız Sağolsun..
Ayhan Yünkuş ustamızın ölümü müzik dünyasında büyük üzüntü yarattı…
Uzun süre, İsveç’te İsmet Sıral orkestrasıyla birlikte çalışan, İstanbul’un Hilton ve Divan gibi ünlü otellerinde yıllarca piyano çalan, İstanbul Radyosunda emisyonlarda program yapan ,
Plaklarda birçok ünlü sanatçıya piyanosuyla eşlik eden,
Çok değerli müzisyen büyüğümüz Ayhan Yünkuş, kısa bir süre önce Sapanca’daki evinde rahatsızlandı ve zatüriyye teşhisiyle hastaneye kaldırıldı…
Onbeş gün süreyle,yapılan tedaviye bir türlü cevap veremeyen değerli sanatçı bugün vefat etti…
Dört erkek ve bir kız çocuğu babası olan değerli piyanist büyüğümüz, Şule Yünkuş’la evliydi..
 Ayhan Yünkuş için, Pazartesi günü, saat 14.00 de İstanbul Radyoevinde tören yapılacak ve cenazesi Teşvikiye Camiinden ikindi namazından sonra Feriköy mezarlığında defnedilecektir… “

1950’lerin İstanbul’unda Caz

 84 yaşında yitirdiğimiz usta caz müzisyeni Ayhan Yünkuş, İstanbul Belediye Konservatuarı’nda eğitim gördüğü yıllarda Cüneyt Sermet’le tanışmasıyla caz müziğine yönelecekti. 
Sanatçı konservatuar’ın klarinet bölümünden mezun oldu ama burada piyanoya da ağırlık verecekti. Bunun nedeni de caz yapma arzusundan kaynaklanıyordu.  Cüneyt Sermet`in plaklarla izahlı caz tarihi seanslarına uzun süre devam etti. 
Ayhan Yünkuş, konservatuar  sonrası arkadaşlarıyla 1956-1957 yılları arasında Liman Lokantası’nda caz müzik yapmaya başlayacaktı. Bunun ardından  Kulüp Reşat’ta vokalde Renetta, saksofonda Yalçın Ateş, kontrbasta Günnur Perin ve davulda Aydın Coşar’dan oluşan orkestrayla çalacaktı.
O dönemlerde İstanbul’un en büyük oteli Hilton’du ve burada yurtdışından gelen yabancı orkestralar çalardı. 1960 yılına geldiğimizde ise Hilton Oteli yabancı müzisyenler yerine Türk orkestralarına yer verme kararı alacaktı.  Böylece Ayhan Yünkuş’un da yer aldığı İsmet Sıral Orkestrası, Hilton Oteli’nde çalmaya başlayacaktı.
Saksofon ve flütte İSMET SIRAL,
Piyano da AYHAN YÜNKUŞ
Basta GÜNNUR PERİN
Davul’da TURAN ETEKE
Tronbonda İLTER YETİŞEN,
Saxsofnda ÖZER ÜNAL’dan kurulu bu orkestranın solisti ise  AYTEN ALPMAN’dı.

Uzun İsveç Konserleri
 İsmet Sıral Orkestrası Hilton çalışmalarından sonra yurtdışından teklif alacaktı Böylece ekip, 2,5 yıl süren İSVEÇ turnesine çıktı. Turne sonunda İstanbul’a döndüklerinde Rüchan Çamay, Ayten Alpman, Sevinç Tevs’e eşlik ettiler
Orkestra radyo programlarında ise Tülay Germen ve Sevinç Tevs’e eşlik ediyordu.
Ardından ikinci İsveç Turnesi başlar bu kez solist METİN ERSOY dur.
İsveç turnelerinden sonra Aydın Yünkuş, iki yıl Özdemir Erdoğan Orkestrası`nda Tarabya Oteli`nde çaldı.



Caz Kulübü dönemi
1970 yılının ortasında Hilton`un karşısında, sokak içinde arkadaşlarıyla bir yer kiralayıp caz kulübü yaptılar. "The Rhythm Section" adını verdikleri bu kulüpte, çok iyi müzisyenlerle çalışacaktı. Paris’te Bud Powell, Chet Baker gibi isimlerle çalışmış olan kornocu Melih Gürel,  kotrbasçı Günnür Perin, şimdi Almanya`da müzik hayatına devam eden  davulcu Bülent Ateş’in yer aldığı ekipte piyanoyu Ayhan Yünkuş ile Emin Fındıkoğlu yer değiştirerek çalıyorlardı. Bu ekibe ara sıra katılan isimlerden biri de Türk Cazı’nın temel taşı İsmet Sıral’dı ve o gecelere tenor saksofonuyla katılıyordu.  O dönemlerde bu kulüp’te yabancı müzisyenler de çalmak için İstanbul’a gelmiş.
Ayhan Yünkuş, The Rhythm Section`da çalarken Divan Oteli`nden bir teklif aldı ve otelin restoranında 30 yıl her gece çaldı. 
Süheyl Denizci`nin kurduğu TRT Caz Orkestrası`nın ilk piyanisti idi ve burada da uzun süre çaldı, bütün bu yıllar boyunca Belediye Konservatuvarı`nda klarinet eğitimciliğini sürdürdü. Son yıllarında Sapanca`ya yerleşti ve oradaki bir otelde haftada bir-iki gün piyano çalmaya devam etti.

Yazının başında bahsettiğim Hey dergisindeki, bundan 45 yıl önceki ropörtajın başlığında “Müzik Dünyamızın Sessiz Adamı Ayhan Yünkuş” deniliyordu. Sessiz ama Türkiye’de Caz denilince piyanosuyla konuşan bir isim, yani Ayhan Yünkuş.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...