overkill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
overkill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2023 Çarşamba

Albümleri Artık Yapay Zeka mı Yapıyor?

 


Size bir şey itiraf edeyim: Yaklaşık otuz yıldır her yeni çıkan Metallica albümünde umutlanırım. Bu 1992'den beridir iflah olmaz bir şekilde sürer gider. 2003'te çıkan "St. Anger"da öyle heyecanlanmıştım ki... Bir iki kere dinledikten sonra umudum yerle yeksan olmuştu. Sonrasında hiç bir iz kalmadığı gibi anlamsız bir soru işareti kalacaktı bana. 2008'de "Death Magnetic" ve 2016'daki "Hardwired..." albümleri de iki üç dinlemeden sonra kolonyanın uçup gitmesi gibi uçtu gitti. 

Bu yıl Metallica'nın yeni bir albüm yapacağını duyduğumda da ümitlendim. Şimdi çıkan 1972 Yazı albümünü de günlerdir dinliyorum... hatta kendime işkence edercesine baskı yaparak. Ama olmuyor, belki çok harika bir çalışma ama ben bir türlü o harika şeye giremiyorum. Bir ara yaşlandığımı ve thrash sounduna kulağım artık elvermediğini düşündüm ama geçen yıl çıkan Megadeth albümünü dinleyebilmiştim. Bu arada Overkill de fena değil ama 1972 yazını yaşamış biri olarak Metallica'nın son albümünün kapısı açıldığı anda kuru bir soğuk etkisi ile geriliyorum.

Yazımın başlığındaki gibi; Acaba bu albümü yapay zeka mı yaptı diyorum. 

Jethro Tull'ın başyapıtı "Thick As A Brick"in sözlerinde şöyle bir bölüm vardır:

"Bakın bir adam doğar ve biz...

...İçindeki çocuğu çekip alırız, sınava çeker

nasıl akıllı bir adam olacağını, öbürlerini

nasıl aldatacağını öğretiriz...."

Ian Anderson barış dönemini böyle anlatırken savaş dönemi için de şöyle der:

"Bak! Bir çocuk doğar ve biz

Onun savaşa hazır olduğunu bildiririz .

Omuzlarında sivilceler vardır, geceleri 

altına kaçırır. Biz onu adam ederiz.

Ticarete bulaştırıp, vurgunculuğa ve 

yağmurda nasıl şarkı söyleneceğini öğretiriz."


Metallica 1988 yılına kadar yaptığı dört albümle çok az kişinin bildiği bir gruptu. Ama sonrasında keşfedildi. Müzik sanayi ona el attı. Bütün olanakları açıverdi ama yetmez dedi biraz oraya şuraya ekler yapmak gerekir dedi. Sonrasında Bob Rock prodüktörlüğe geçti ve o meşhur 1991 tarihli siyah albüm geldi. Ondan sonra Metallica süper bir grup ama "Yükle", olmadı "Yeniden Yükle", ve bir dizi albüm ama hiç biri hatırlanmıyor. Varsa yoksa gene o ilk 4 artı 1 albüm. Peki o zaman bu müzik sanayi ne halt etti!

Bu arada itiraf etmeliyim ki o müzik sanayi de onlara kanca atmasıydı şimdi onları gene az bir kitle dinlerdi. Yani zalim ve salak bir dünya bizimkisi. Ne zaman akılanacağız bilinmez. 

Tekrar Metallica'nın "72 Seasons" albümüne dönelim. Hiç bir elemanı tanıyamıyorum. Parçaları yapay zeka üretmiş, bir makina da elemanları taklit ederek çalıyor gibi. Bu yazıyı okuyanlar bana kızacak ama demeden edemeyeceğim. Grupta bir tek Lars Ulrich'in davulu gerçek gibi. 

Bunca zamandan sonra artık Metallica'dan yeni albüm beklentimi kapıyorum. Sadece cover albüm yaparsa heyecanlanırım. Kendi adıma  o ilk dört albüm (Kill 'Em All, Ride the Lightning, Master of Puppets  ve ...And Justice for All)'ı koruma altına alırım ve çeker giderim.

Bu kapitalizm nasıl bir şey... öyle aç bir kurtki doymak bilmiyor müziğe de el atabiliyor yaşama da... hep daha fazla hep daha fazla... kasa hep dolsun. Sahneler büyüyor, her birimiz bir kum tanesiyiz. O her şeyi belirliyor. Müzik sanayi bir dev aygıt her. şeyi kesip biçiyor ve Dr. Frankeştayn'ın ürettiği amorf canavarlar çıkıyor. Yapacak bir şey var mı? Bilemiyorum, zira biz o kum taneleri de bundan mesut bahtiyarız. 


Siz bana kızmayın, bunlara bir delinin hatıra defteri olarak bakın. Keşke haksız olsaydım keşke.

Aptulika

Öneme haiz not: Bu yazıdan eskiye özlem duyduğumu çıkaranlar varsa yuh olsun derim. Yapay Zeka dedim diye yeniliğe ve gelişmeye karşı çıktığımı sanmayın ben yeni bir şeylere imkan tanıma yerine eskileri yaldızlayıp yeni gibi sunan, kasayı doldurmak için yeniye, keşfetmeye ve sürprize imkan bırakmayan sömürgenlerden illallah dedim... hala anlayamadınız mı!





28 Eylül 2019 Cumartesi

Overkill'in İstanbul Konserinin Ardından

Overkill bu hafta  26 Eylül 2019, Perşembe günü Küçük Çiftlik Parkı'na gelip konser verdi. Bu yazı tabi ki o konserle alakalı değil. Zaten kapağa oturan fotoğrafta benim saçlar kömür karası,  grubun vokalisti Bobby "Blitz" Ellsworth'un saçlar bukle bukle ve bıyıksız. Bu 20 yıl önceki Overkill konserinden kalma bir anı. Alttaki fotoğrafta da grubun bas gitaristi ve bugüne dek kalan emektarı DD Verni ile beraber poz veriyoruz.  


Neredeyse yarım asıra yakın yazdım ve çizdim; tarihi nice konsere şahit oldum ve bunların bir çoğu da "ilk"leri oluşturuyordu. Eh hani bir şeyler de tuzumuz olmuştur her halde... (Valla siz öyle diyorsunuz, öyledir belki de) Bu kadar geçen sürede insanlarla karşılaştığımda, o efsanevi konserlerden pena, baget, imza ve o gelen efsanelerle çekilmiş sarmaş dolaş fotoğraflar vardır. Hatta kimileri kanka olmuştur bile. Bana gelince bu tip şeyler solda sıfır kalır.

30 küsur yıl önce İstanbul'a Açık Hava Tiyatrosu'na gelen Miles Davis konseri bitirdikten sonra kapıya gidip *, elimde konser afişiyle beklerken karşıma bir anda çıkan Miles Davis'e, "Bas gitaristinizden imza almak istiyorum." demiştim. O da beni kırmayarak bas gitaristini çağırmıştı. Ben imzayı alıp, teşekkür etmiş gitmiştim. Yahu adam, Miles Davis'ten imza alsana... hatta fotoğraf bile çektirebilirsin.... yok biz bas gitaristi beğendik ondan alacağız. Ha o bas gitarist de devamlı elemanı Marcus Miller değildi. O konsere Miller gelememişti . Miles Davis'in o zamanlar basçısı sonradan Santana'nın demirbaşı olan Benny Rietveld'di. 5 yıl önce o imzalı afişi evde bulduğumda o günü hatırlamıştım ve tabi Davis'ten imza almadığım hatta fotoğraf çektirmediğim için de pişman olmuştum.

Ha bir de Iron Maiden'ın ilk konserinde buna benzer bir hadise geçmişti. O dönem geldiklerinde grubun efsanevi vokalisti Bruce Dickinson ayrılmış ve solo çalışmalar yapıyordu. Ondan boşalan yeri doldurmak için Blaze Bayley gelmişti. Önceki grubu Wolfsbane'dı ve çıkan albümlerini çok beğenmiştim ve Bayley'in sesi de ben de hayranlık uyandırmıştı. Her ne kadar Iron Maiden hayranı ve o ekolü takip eden bir vokal olsa da Blaze Bayley'i kimse Bruce Dickinson'un yerinde istemiyordu açıkcası. İşte bu zamanlarda Iron Maiden, ilk kez ülkemize geliyordu. Konser öncesi basın toplantısı oldu ve bitiminde gruptan imza almak fotoğraf çektirmek için herkes koşturdu. Steve Harris, Nicko Mc Brain başta olmak üzere etrafı sarılmıştı ama Blaze Bayley'in yanına kimse gitmemişti... bir kişi hariç, o da bendim. Blaze Bayley ile bir tek ben fotoğraf çektirmiş ve imza almıştım.  Ha orada yalnız kaldığı için falan değil, eski grubu Wolfsbane'ı çok sevdiğim için. Zaten Iron Maiden konserinde ondan Wolfsbane vokali olarak imza almama o da şaşırmıştı hani.

Vakti zamanında Deep Purple ile efsanevi vokalisti Ian Gillan'ın yolları ayrılmıştı ve o da Gillan grubunu kurarak yola devam ediyordu. İşte o zamanlarda İstanbul'a konser vermek için gelmişti. O konserde de imza almak için insanlar sıraya girmişti. Bir kişi de benim dergide yaptığım çizimi imzalatacaktı. O sıra çizimi gören Ian Gillan, "Fantastic !" deyince, imza almak isteyen arkadaş beni gösterip, "Fantastika değil, Aptulika"  diye düzeltecekti. Bu uyarı sonrasında da Ian Gillan ona imzayı "Aptulica'ya..." diye atacaktı. Tabi ben de imzayı "Feyzullah'a" diye alacaktım. Yani sözün özü imza ve fotoğraf konusunda oldukça başarısızımdır ve 20 yıldır da bu konuda hiç bir uğraşım olmamıştır.

Geçtiğimiz Perşembe gecesi Overkill grubu İstanbul'a gelip konser verdi. Bu konsere gidemedim, açıkcası gitmek için de ufak bir çaba göstermedim ama grubu eski çalışmalarından bilir ve hala da severim. Hafızam beni yanıltmıyorsa onların ilk geldikleri 1999 tarihli konsere gitmiştim. O sıralar dergim falan yoktu ama onları gene de çizmiştim. Yanımda o çizim de vardı ve grup onu görünce büyük bir dostluk oluşuverdi ve uzun sohbet ve fotoğraf çekimi oldu. Yani en sonunda başarmıştım ama bu sefer de imza almayı unutmuştum.

Bunca yıllık deneyimden anlaşılır ki, benim imza almak, fotoğraf toplamak gibi bir yeteneğim yok ve olmayacak da... Plağı pikaba koyup çalacağız ve dinleyeceğiz. Böyle başlamıştı böyle gider artık. Bence en güzeli de bu.

APTULİKA

Not:
* "Miles Davis konserinde kapıya gidip" dedim ama oradaki görevliye Gırgır dergisi kartımı gösterip, kulise alındığımı da söylemeliyim. Bu arada Gırgır kartı dediğim basın kartı falan sanılmasın, bu yemekhanede geçen bir karttı ve başka hiç bir yerde hükmü yoktu. Bu kartı gören görevli, "Vay Gırgır dergisindensiniz demek ki, buyrun " demişti ve beni hemen kulise almıştı. Yahu ne günlermiş be, şimdi ben bile inanamıyorum.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...