Tina Turner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tina Turner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2023 Cuma

25 Yıl Önce Tina Turner, İstanbul'u Sarsmıştı!



Hayatım boyunca stadyumda tribünde oturup, futbol maçı seyretmeye sadece bir kere gittim. Ama stadyuma gitme sayım, en azılı futbol tutkunu kadar vardır, ancak tribünde değil, saha içinde bulunarak.Öyle isimleri stadyum konserinde dinledik ki, say say bitmez. Bana sorarsanız onlar arasında bir tanesi vardır ki, benim için ayrıcalıklıydı. Aynı konseri bir daha izlesem dediğim tek konser Tina Turner'ınkidir. O günden bir fotoğraf ya da video olsa diyorum ama ne gezer... O zamanlar böylesi akıllı telefonlar yoktu, hatta cep telefonu bile taş devrinden kalma gibi ve de herkeste yoktu. O dönemlerde konser öncesi "Fotoğraf , video çekmek yasaktır" anonsu yapılırdı, bir de üstüne üstlük. 

20 Eylül 1998... yani bundan tam 25 yıl önce (şaka gibi) Tina Turner İstanbul'a konser vermek için gelmişti. Stadyum konserleri genellikle Avrupa yakasında İnönü Stadyumu'nda olurdu. Bu sefer ki Asya yakasında  Fenerbahce Şükrü Saraçoğlu Stadında olacaktı. Açıkcası konser için bu stadyumun seçilmesi ilginç bir prosedür sonucu olmuştu. Tina Turner, TDK’nın sponsorluğunda Avrupa Turnesinde konserler veriyordu. Oysa İstanbul konserini yapacak olan organizatör Ahmet San’ın bu konser için Pepsi’yi  sponsor olarak tercih ediyordu. Ancak Tina Turner'ın Avrupa konserleri için TDK'nın dışında başka bir sponsor olamıyordu, bu kağıt üzerinde anlaşma olarak imzalanmıştı. Bunun üzerine  Ahmet San konseri Avrupa yerine Asya yakasındaki Şükrü Saracoğlu Stadyumu'na taşıyarak bu sponsor krizini çözümleyecekti. Yani Tina Turner İstanbul konserine Avrupa turnesi kapsamında değil, Asya Turnesi kapsamında gelmişti. Böylece Turner, tek konserlik bir Asya Turnesi yapmış oldu. 



Bu arada zaten Tina Turner'ın Avrupa Turnesi kapsamında İstanbul yoktu.  Barcelona ve Lizbon konserleri arasındaki dört günlük boşluk bulunan Turner, yıllar önce Paris’te verdiği bir sözü tutmak için İstanbul’a gelmeyi kabul etmişti. Ahmet San ile Tina Turner 1970’lerde Paris’te tanışmıştı. O zamanlarda San,  Tina Turner'dan bir İstanbul konseri sözü almıştı. O dönemin şartları içinde bu konser gerçekleşemez ve yıllar sonra Turner’ı, Avrupa turnesi esnasında gören  Ahmet San, kendisine yıllar önce verdiği sözü hatırlatır ve İstanbul' davet eder.  Böylece 20 yıl önce verdiği sözü yerine getirmek isteyen Turner, turne programında olmamasına rağmen aradaki 4 günlük boşluğu değerlendirerek İstanbul'a konsere gelmeyi kabul eder.   

Tina Turner İstanbul’a, Barcelona’dan 160 kişilik ekibiyle birlikte THY uçağı ile gelmişti. Havaalanında VIP Salonu’nda basın mensupları onu karşıladı. Ama sadece 10 saniyelik fotoğraf çekme, görüntü alma süresi verilince kıyamet kopup, basın mensuplarıyla tartışmalar çıkacaktı.  Hyatt Regency Oteli’nde kalacak olan Tina Turner’ı korumak üzere kendi özel korumaları dışında 225 kişilik bir ekip görevlendirilmişti.


Konser günü geldiğinde Kadıköy'e Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'na gittim. Burası İnönü gibi ferah değildi, daha kapıdan girerken adeta, "Burası Kadıköy, burdan çıkış yok" der gibiydi. Sonra stadın kapıları açıldı, amanın o da ne stadın tribünleri üzerime üzerime geliyor, beni adeta sıkıştırıyordu. Orada rakip takım oyuncu olmak istemezdim, zira tribünler öyle bir baskı yapardı ki. Bu arada bunu başaran mimarın dehası için alnından öpmek isterim. Ancak bu konser için ilk defa saha içi bilet aldığıma pişman oldum, çünkü tribündekiler üstüme geliyormuş gibiydi, içimden "gözünü sevdiğim İnönü..." dedim ve "orada kafamı kaldırdığımda yıldızları görürdüm, burada ise izleyenler yıldız olmuş." diye ekledim. Bu arada Fenerbahçe'nin rakibi olan takımlara Allah kolaylık versin derim. 

Tina Turner'dan önce açılış grubu olarak Haluk Levent sahneye çıkacaktı. Ve tabi ondan sonra Tina'ya sıra gelmişti. 

 Bu tribün baskısı içinde konseri nasıl izleyeceğim derken ışıklar sönüp yandı ve etrafa bir James Bond filmi havası yayıldı. Bu Tina Turner'ın James Bond filmi için yaptığı "Golden Eyes"in müziğiydi. Sahnede müzisyenler ve dansçılar vardı ama Tina yoktu. Uzun bir girişten sonra havada yüksek bir vinç görecektik ve onun üzerinde Tina Turner vardı ve muhteşemdi. Bu arada statla ilgili düşüncem değişiverdi birden. Büyüleyici ve görkemli bir başlangıçtı. 

 Konserde ‘Private Dancer’, ‘What Love got to Do with It’, ‘Proud Mary’ gibi   klasikleşmiş şarkılarını canlı olarak Tina Turner'dan dinlemek harikaydı doğrusu. Bir de buna muhteşem dans grubunun olması da cabasıydı hani. 

Evet bundan 25 yıl önce İstanbul'dan bir Tina Turner geçti ve görüp göreceğimizde o kadarmış. Ama o konser hiç bir zaman akıldan çıkmayacak. 

Aptulika



Kaynaklar:

https://10haber.net/2023/05/26/tina-turner-yillar-once-istanbulda-firtina-estirmisti-191376/

Milliyet gazetesi , 20. Eylül 1998

https://lcivelekoglu.blogspot.com/2015/09/19-yil-once-bugun-annie-mae-bullock.html


Not: Konserin ne kaydı ne de fotoğraflarının olmadığını söyledim ama aynı tarihlerde Avrupa'da yapılanlardan birinin videosunu veriyorum. Görüntü biraz bozuk ama o açılıştaki muhteşem girişi görebilirsiniz. 





Dik Duran Kadın: Hoşçakal "Proud Mary" !



1970'li yılların siyah beyaz televizyon yayınlarında "Uzay Yolu" (Star Trek) isminde bir dizi vardı. Her hafta TRT ekranlarının başına geçip, merakla izlerdik. Dizideki karekterlere öyle kendimizi kaptırmıştık ki, onlar sanki ailemizden, mahallemizden birileri gibiydi. Mistır Spak, Kaptan Kirk, Doktor McCoy isimleri aklımıza bir kazınacak ve bu zamana kadar da hiç çıkmayacaktı; ama oradaki karekterlerden biri vardı ki onun adı değil fiziği de aklımızdan çıkmayacaktı. Bu kişi Teğmen Uhura idi ve siyahi, güzel bacaklı, vamp ötesi seksilikte bir kadındı. Ona öyle hayrandık ki, bu hayranlık yıllar geçse de bitmeyecekti. Delikanlılık günlerimizde o seksi bir kadındı ama bir o kadar da dik duruşlu, akıllı, vakur bir tavrı vardı. Hem siyahi hem kadın olarak meydan okuyan bir dik duruştu ondaki. 

Teğmen Uhura rolünü oynayan Nichelle Nichols'ı geçtiğimiz yılın Temmuz ayında 89 yaşındayken yitirdik. O günlerde onun ölüm haberini veren bir yazıyı okuduğumda da "Uzay Yolu"nda Uhura rolü için özellikle Nichols'un seçildiğini. öğrenecektim. Uzay Yolu dizisinin senaristi ve yapımcısı Gene Roddenberry filmde önemli bir rolü olacak karekter için hem siyah hem de kadın olacak birini düşünüyoru ki böylece ırk ayrımı algısını bozmak ve karşı çıkmayı hedefliyordu.  Böylece seçilen ve bu rolü oynayan Nichelle Nichols, bir televizyon dizisinde baş rollerde oynayan ilk siyah kadın olacaktı. Hatta Roddenberry'nin bu karekter için Afrika dillerinde "Gurur" anlamına gelen "Uhura" ismini seçmesi de pek tesadüf değildi. 

1960'ların başında ABD'de ırk ayrımının etkisini kırmak amacıyla böyle bir karekter bulunmuştu ama bu o dönem için o kadar da kolay değildi. Çekimler başlamıştı ama toplumdaki alışkanlıklar ve tabii önyargılar kolay kırılmıyordu. Uzay Yolu çekimleri için stüdyoya Uhura rolünü oynamak için giden Nichols kapıdaki görevliler tarafından ten renginden dolayı içeri alınmayacaktı. Bu davranış sebebiyle diziden Nichols, seti terkedecek ve diziden ayrıldığını belirtecekti. Yapımcının araya girmesiyle sanatçıyı tekrar diziye dönmesi için ikna eden kişi de sivil haklar lideri Martin Luther King Jr. olacaktı. 


Irk ayrımına karşı çıkan ve siyahların hakları için mücadele eden Nichelle Nichols'un yani Teğmen Uhura'nın bizi ekrana bağlayan seksiliği ve uzun bacakları değil; o vakur bakışlı, dik duruşuydu. Onu gördüğümüzde yıllarca ırk ayrımına uğrayan siyah bir kadının meydan okuyan, kendisini ezdirmeyen, gururlu, "ben de varım" deyişini duyuyorduk. 


*



1970'lerin sonuna doğru The Who'nun rock operası "Tommy"nin filmi ülkemize gelmişti. Beyoğlu'ndaki Emek Sineması'ında harika bir ses sistemiyle o filmi izlediğimde oradaki "Acid Queen" karekterini hiç unutmayacaktım. İşte Tina Turner'la böyle tanışacaktım. Sonrasında 1980'li yılların Tina'sı olarak müzik dünyasına taşınmış, yeni bir "Teğmen Uhura" etkisi yaşayacaktım. 


O seksi, güzel bacaklı, vamp bir Acid Queen'di... ama o müzik hayatına çok önceden kocası Ike Turner ile "Ike and Tina Turner" olarak başlamıştı. O zamanlarda yaptıkları muhteşem albümleri daha sonradan dinlediğimde ilgim daha da artacaktı. 

Ike ve Tina Turner, 1963'te başladıkları birlikteliği 1966 yılında zirveye taşıdılar.  Ancak 70'lerin ortasına doğru Ike'ın uyuşturucu bağımlılığı ve şiddet yanlısı olması Tina üzerinde hem fiziksel hem de cinsel tacize dönecekti. Bir konser turnesi için gittikleri Dallas'ta, bu baskılara daha fazla dayanamayarak kaldıkları otelden kaçan Tina Turner'ın cebinde sadece  kocasından kaptığı 36 sent vardı. Bu kaçış o kadar da basit değildi, Ike'ın şiddetinden kaçmak için çoğu yerde saklanmak zorunda kalacaktı. Bu kaçış, saklanış iki yıl sürecek ama sonunda Tina açtığı dava ile boşanacaklardı. 

Boşanmıştı ama Tina için her şey düzelmiş değildi. Bu sefer de Ike and Tina Turner olarak verecekleri konserleri bıraktığı için dava üzerine dava açılıyor ve maddi olarak bunları karşılayamıyordu. Turner, United Artists yöneticisi Mike Stewart tarafından kendisine verilen finansmanla borçlarını ödemek için solo olarak konser turnesine para almadan devam edecekti. 


1980'li yıllara gelirken tek başına kendini yeniden kanıtlamak için büyük mücadele verdi. Boşanmasının ardından eşinden gelecek şiddet korkusu hala devam ediyordu. Bir de buna davalar sonucu oluşan borçları ödeme zorlukları ekleniyordu.  Tina, müzikal olarak bir yandan da kendini var etmek zorundaydı. Yani her şeye yeni baştan başlayacaktı. İşte bu dik duruşlu mücadeleci kadın 1980'lerden sonra kendini yeniden hem de tek başına var etmişti. Böylece müzik tarihinin en güçlü vokali ve bir "Rock 'n' Roll Queen" abidesi çıkacaktı. 

Ike and Tina Turner ve solo dönemlerinde de "Proud Mary"i onun sesinden dinlemek doyulmaz bir keyiftir. Bu unutulmaz klasiği bir çok grup ve şarkıcı seslendirmiştir ama Tina Turner'ın yorumu bir nevi turnasol kağıdı gibidir. O şarkıda anlatılan Mary, nice zorluklar, çelmelerden gururla çıkabilmiştir ki işte bu Tina Turner'dır. 

Tina Turner, bir kadın dik duruşu abidesi olduğu için gerçek bir "Rock 'n' Roll Queen" olması boşuna değildir. 

Aptulika



24 Mayıs 2023 Çarşamba

O Gerçek Kraliçe'ydi: "Queen of Rock 'n' Roll"



Açıkcası dilim varmıyor bu haberi vermeye...

O Rock'n' Roll'un Kraliçesi

Tommy filminde unutamadığım

Acid Queen

yani 

 Tina Turner 

Bugün 24 Mayıs 2023 , 

Çarşamba günü 

83 yaşında öldü.

Gerçekten dilim varmıyor...



 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...