Samantha Fish ile Jesse Dayton ortak çalışması ilk kez 2022 yılında "Stardust Sessions" isimli mini albüm (EP) ile başlamıştı. Bu ortaklık tutunca şimdi de ikili tam tekmil bir uzun albüm için çalışmaya karar vermişler. İşte böylece "Death Wish Blues" isimli albüm ortaya çıkmış.
Bu albümün kayıt aşaması da keyifli sürmüş. Woodstock'ta bulunan stüdyonun olduğu 17 dönümlük çiftlik, bir zamanlar The Band'in bas gitaristi ve kemancısı olan Rick Danko'ya aitmiş. Dayton ve Fish ortaklığında oluşan çalışmada klavyede Mickey Finn, davulda Aaron Johnston ve bas gitarda da Kendall Wind oluşan bir grup eşlik etmiş. Albümün kayıtları kasmadan gruptaki herkesin müzikal zevklerine göre şekillenmiş. Böylece ortaya blues'tan ve soul'a ; funk'tan punk'a...rock & roll ile hem hal olarak eski zamanların havasında kaydedilmiş.
Albümün yapımcılığını Jon Spencer Blues Explosion'dan Jon Spencer yapmış. Albümdeki 12 parçanın tamamı, hem vokal hem de gitar görevlerini paylaşan Fish ve Dayton tarafından ortak yazılmış. Dayton, Country yıldızlarından Rob Zombie'ye kadar herkesle çalışan çok yetenekli bir müzisyen ve plak yapımcısı.
*
Samantha Fish ile Jesse Dayton ortak çalışması olan "Death Wish Blues" albümünün genel hatlarıyla tanıtım bilgileri bu şekilde. Ancak albümü dinledikten sonra kelimenin tam anlamıyla kıçımın üstüne oturdum diyebilirim. Oldukça sınır tanımaz hatta sınırları zorlayan bir albüm olmuş.
Yazının başlığını verirken eh hani biraz kaygılandım ama blues ile punk bir duygu olarak birleşmiş ve bu birleşimin harcı olarak da rock'n' Roll kullanılmış. Albümü dinlerken kayıt esnasında orada olmak istiyorsunuz, zira açıkcası çok eğlenmişler. Böyle olunca da dinlerken sanki canlı çalıyorlar ve sizde o mekandasınız gibi hissediyorsunuz.
Amanda Fish, ses rengiyle müthiş bir şarkıcı, söz yazarı ve besteci.
Kardeşi Samantha iyi bir gitarist ama Amanda da oldukça yetenekli bir enstrümantalist (bas, piyano, gitar ve mandolini ustalıkla icra ediyor.) Zaten bundan önceki ilk albümü ile Blues Blast dergisinden Yükselen Yıldız Ödülü'nü alacaktı.
Amanda Fish ismini duyunca, tanıdığım bir kadın gitaristin yeni albümü diye atılacaktım. Ancak dinlemeye başladığımda vokalin bu kadar öne çıkması beni biraz şaşırtacaktı. Google'dan bakıp, albümle ilgili bilgi edinmek isteyince karşıma Fish soyadlı iki bluescu çıkacaktı ve benim bildiğim Fish'in Amanda değil Samantha olduğunu anlayacaktım. Samantha Fish'in ablası olan Amanda da bir bluescu ve onun da daha önceden albümü varmış ama ben daha yeni vakıf olabildim.
Amanda ve Samantha Fish
Kansas City'li iki kızkardeşin müziğe ilgileri ebeveynlerinden geliyor. Anneleri yerel kilise korosunda eğitmen ve babaları de bir gitarist. Böyle olunca da müzik onlar için konuşmayı sökmek gibiydi. İki küçük kız biraz büyüdüklerinde Bonnie Raitt ve Stevie Ray Vaughan'ın müziklerine yöneleceklerdi. Tom Petty ve Rolling Stones ile de rock tutkuları başlayacaktı. Odalarında Samantha gitar çalışırken, Amanda da şarkıcı olarak hazırlanıyordu. Kız kardeşler genç yaşlarında böylece blues müziğine yöneldiler.
Amanda Fish Band
2009 yılında Samantha Fish ilk albümünü yaparak, profesyonel müziğe adımını atacaktı. Amanda ise 2012'ye kadar bir çıkış yapmadı. İlk olarak 2014'te şarkıcı-söz yazarı olarak çalışmalarına yoğunlaştı ve solo çaldı. Ertesi yıl ilk albümü olan "Down in the Dirt"ü çıkardı. Tabi hemen aklınız şöyle bir yargı gelmiş olabilir, "Ünlü ve yetenekli bir gitaristin kardeşi". Bu yargıyı kafanızdan derhal çıkarın ve bir daha görünmeyecek bir yere saklayın derim. Amanda Fish, ses rengiyle müthiş bir şarkıcı, söz yazarı ve besteci. Kardeşi Samantha iyi bir gitarist ama Amanda da oldukça yetenekli bir enstrümantalist (bas, piyano, gitar ve mandolini ustalıkla icra ediyor.) Zaten ilk albümü ile Blues Blast dergisinden Yükselen Yıldız Ödülü'nü alacaktı.
2015 "Down In The Dirt" albümü
Eylül 2018'de çıkan "Free" albümü Amanda Fish'in ikinci albümü ve Tyler Morris ile Bob Margolin de katkı vermiş. Billboard Blues Albümleri listesine 6 numaradan giriş yapan albümden "The Ballad Of Lonesome Cowboy Bill" şarkısı single olarak çıkmış.
Blues'un köklerine inip buradan rock ruhuyla yükseğe çıkıp, fırtınalar estiren vokaliyle Amanda Fish yeni albümü "Free"yi "2020" isimli parça ile açıyor. Tumturaklı bir bas düzleminde kırpık kırpık giren gitar ile akıp giden bu parça da Amanda'nın vokali için kadın James Brown olmuş diyebiliriz. Ardından gelen "Not Again" başladığında aklımıza hemen ZZ Top'ın "La Grange" geliyor. Parçanın açılışındaki gitar ve davul örgüsü bu hissi verirken arka planda Richard Rosenblatt'ın armonikası ve Fish'in yırtınan ve en alçaktan yükseye çıkan sesi parçaya özgün karekterini verip, bağımsızlaştırıyor. Bizde yıllardan beri olan eleştiridir. Bir grup bir parça yapar, dinleyen birileri hemen "arak" diye yapıştırır ama yabancılar bunu pek umursamıyor. Çünkü müzisyenler ustaların izini takip eder ve elbette onların izleri müzikte görülür ve müzisyen kendi rengini öyle bir koyar ki, o zamanda karşımıza dünyaya söyleyecek bir sözü olan kişi çıkar. Arak ile bu birbirinden farklıdır bence ve biz bunu anlamamak da ısrar ediyoruz. Bu arada "Not Again" finalindeki kısa davul selamı ile harika bir son olmuş. Amanda Fish'in sesi bana biraz Shemekia Copeland'ın ilk döneminin "altın" değerliliğini hatırlattı. Özellikle "Anymore" isimli üçüncü parça da bu daha da hissediliyor. Parçada Chris Hazelton'un org dokunuşları dinlemenin keyfini doruğa taşımış.
“The Ballad Of Lonesome Cowboy Bill” albümün ilk single'ı olmuş. Biraz country bezeli ve rock etkili bu parça albümde biraz yabancı gibi geldi ama parça bittikten sonra Fish'in vokalinin nasıl uyumlu bir değişim ile bunu da taşıdığı görüyoruz. Lynyrd vari koro bölümleri çok hoşuma gitti.
"Blessed", "Going Down" ve "Bullet" rock yanı ağır basan parçalar olarak "Free" albümündeki yerlerini alıyorlar. Amanda Fish, "You Could Be" isimli aşk şarkısında ise gene blues köklerine döndürüyor rotayı. "Here We Are" da slide gitarın tadına doyulmaz dokunuşları , orgun akışları ve tabi Fish'in yırtınan ama kütleli ses yükselişleri. Bence bu parçayı bir yerlere not edin derim zira ihtiyacınız olduğunda siz bir hayli faydası dokunacak. İlişkinin ardında kırık bir kalbin acılarını anlatan buram buram blues kokan "Don't Mean A Thing"te inanılmaz bir vokalle duygusal bir etkiye gireceksiniz. Tam bu duygu durumundayken gelen gitar solosu ile bir başka boyuta taşınacaksınız. Devamlı giden org ile duygunun alt yapısı oluşurken bir kamçı gibi inen bagetler sizi kendiniz getirecek. Bu parçada Amanda Fish'in vokalinin özelliklerine biraz daha vurgu yapmak isterim. Sondan bir öncek parça olan "The Bored And Lonely" ise Amanda Fish'in Nirvana tutkusunu da sunuyor. Blues vokalinin bu ustasının müzikal yelpazesinde Nirvana sevgisi de ayrı bir yer tutuyor. 57 dakika ve 12 şarkıda yepyeni bir sesle tanışıyorsunuz. Sanırım bundan sonra da Amanda Fish dikkatinizden kaçamayacak bir ses olacak, tabi blues dinliyorsanız.
Albümdeki kadro
Carl Butler -Gitar
Coyote Bill - Gitar
Amanda Fish - Vokal, Bas, Gitar, 12 Telli Gitar, Akustik Guitar, Mandolin, Piyano
2017'nin zirvesi: Taj Mahal ve Keb’ Mo’ birlikteliği
Bu yıl 39'uncusu yapılan The Blues Foundation ödülleri belirlendi. Geçen yıl iki büyük usta; Taj Mahal ve Keb’ Mo’, bir araya gelerek "TajMo" albümünü yapmışlardı. Dün belirlenen Blues Müzik Ödülleri'ne bu ikili damga vurarak ödüle doymayacaklardı.
Akustik Albüm:
Break the Chain – Doug MacLeod
Doug MacLeod'un geçen yılın Haziran'ında çıkardığı albüm, işlediği konu itibarıyla da öne çıkmıştı. Aile içi şiddet ve taciz konusuna dikkat çeken şarkı sözleriyle sosyal sorumluluk da taşıyan bu çalışma akustik albüm olarak yılın zirvesine oturacaktı.
Akustik Blues Müzisyeni:
Taj Mahal
50 yıllık müzik kariyeriyle bir blues abidesi. 75 yaşındaki usta geçen yıl Keb Mo ile bir araya gelerek yıla damga vuran akustik blues albümüne imza atacaktı.
Albüm:
TajMo – Taj Mahal & Keb’ Mo’
Dostlukları çok eskilere dayanan bu iki büyük blues ustası ilk kez birlikte bir çalışmaya imza attılar. Bu birliktelikte geçen yıla damgasını vuran bir albümün çıkmasına neden olacaktı. İkilinin bu albümü bu yılın Grammy ödüllerinde de "En İyi Blues Albümü" seçilmişti.
B.B. King Ödülü:
Taj Mahal
Yakınlarda kaybettiğimiz Modern blues'ın büyük ustası B. B. King adına verilen özel ödül de Taj Mahal'e verildi.
Yılın Grubu:
Rick Estrin & the Nightcats
Alkollü içeceklerin konser sponsörlüğü yapmasına yasak gelmesi sonucu artık tarihe karışan Efes Pilsen Blues Festivali'ne 2011 yılında gelerek ülkemizde konserler vermişlerdi.
En İyi Yeni Grup Albümü:
Southern Avenue – Southern Avenue
2015 yılında kurulan Memphis'li grup ilk albümünü geçen yıl çıkartmıştı. Albümün çıkışıyla birlikte Billboard blues listelerine altıncı sıradan girerek, 2017'nin en dikkat çeken grubu olacaktı.
Çağdaş Blues Albümü:
TajMo – Taj Mahal & Keb’ Mo’
Gene ikilinin albümü bir kez daha ödüllendirilmiş. Bu arada benim de resim ve video bulmaktan elim, kolum yoruldu.
Çağdaş Kadın Bluescu:
Samantha Fish
ABD'li gitarist, vokalist Samantha Fish geçen yıl çıkan "Chills and Fever" albümüyle listelerde üst sıralara yükselirken adından sıkça sözettirdi.
Çağdaş Erkek Bluescu:
Keb’ Mo'
"TajMo" albümü çevresinde beşinci ödül ama çoğunu Taj Mahal almıştı, bu sefer de Keb Mo
Tarihsel Ödül:
A Legend Never Dies, Essential Recordings 1976-1997 – Luther Allison (Ruf Recordings)
Blues efsanesi Luther Allison'un Ruf Record'dan 1976 ile 1997 arasında çıkan albümleri kutu set olarak geçen yıl piyasaya çıkmıştı. 7 albüm, 4 DVD ve bir büyük kitaptan oluşan set sanatçının 20 yıllık dönemini günümüze taşıyordu.
Vokalist:
Beth Hart
Geçen yıl ülkemize de gelen Beth Hart 2016'nın sonunda yayınladığı "Fire On The Floor" ile geçen yıl adından en çok söz ettiren isim oldu.
Basçı:
Michael “Mudcat” Ward
Ronnie Earl And The Broadcasters'ın geçen yıl ki albümü 'The Luckiest Man'de çaldı.
Baterist:
Tony Braunagel
Geçen yılın Mart ayında çıkan Coco Montoya albümü Hard Truth beğeni tahtımıza kuruluvermişti. Albümde çalan bateristi de bu yılın en iyi bageti seçilmiş.
Gitarist:
Ronnie Earl
Yılların gitaristi Ronnie Earl grubu The Broadcasters ile birlikte 'The Luckiest Man' albünü yaparak, tüm görkemini bir kez daha göstermişti
Armonikacı:
Jason Ricci
Armonikacı Jason Ricci grubu The Bad Kind ile birlikte geçen yıl yaptığı "Approved By Snakes" albümüyle bu ödüle layık görüldü.
Nefesliler:
Trombone Shorty
32 yaşındaki tromboncu geçen yıl çıkardığı PARKING LOT SYMPHONY albümüyle nefesli sazların gene ustasıydı.
Pinetop Perkins Piyano Ödülü:
Victor Wainwright
Victor Waingwright gubu The Train ile yılın gözdesi olacaktı.
Koko Taylor Özel Ödülü
(Geleneksel Bluescu Kadın ):
Ruthie Foster
Geçen yıl çıkardığı "Joy Comes Back" albümünde Black Sabbath grubunun heavy Metal klasiği "War Pigs"i blues olarak yorumlamıştı.
Blues Rock Albüm:
We’re All In This Together – Walter Trout
Karaciğer rahatsızlığını yenerek hayata dönen Walter Trout gene fırtına gibi esiyor.
Blues Rock müzisyeni:
Mike Zito
2010 ve 2013 yıllarında da ödül alan gitarist, bu sefer de yılın blues rock müzisyeni olarak ödüle layık görüldü.
Şarkı:
“The Blues Ain’t Going Nowhere”
Rick Estrin
Geçen yıl çıkan "Grooviin' in Greaseland" albümünde yer alan parça
Soul Blues Albümü:
Robert Cray & Hi Rhythm - Robert Cray & Hi Rhythm
Robert Cray her dönem şaşırtmıştır ama bu sefer gönlünde yatan aslanı cesurca çıkardı galiba.
Soul Blues Kadın Müzisyeni:
Mavis Staples
Yılların müzisyeni ve tabi siyah hakları savunucusu, eylemci
Soul Blues Erkek Müzisyeni:
Curtis Salgado
O bir Blues Brothers
Geleneksel Blues Albumü:
Right Place, Right Time – Mike Welch and Mike Ledbetter
Geçen yıl çıkan albümlerde benim bir numaramdı. Özellikle Mike Ledbetter'in vokaliyle tanışmak olağanüstüydü.