17 Temmuz 2021 Cumartesi
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 179
15 Temmuz 2021 Perşembe
Cinderella'nın gitaristi Jeff Labar öldü
58 yaşında Nashville'deki evinde hayatını kaybeden gitaristin ölüm haberini oğlu sosyal medyadan duyurdu.
İşte onlardan biri de Cinderella idi. Müziklerindeki rock'n roll'un içinde bir de blues gizliden göz kırpardı ki, beni cezbetmemesi de imkansızdı. O günden bugüne onların hak ettikleri yerde olmadıklarını düşünürüm.
Cinderelle ile ilgili elime her fırsat geçtiğinde yazıp çizmek isterim ama bu seferki ne yazık ki kötü bir haberle oldu. Cinderella’nın gitaristi Jeff Labar'ı geçtiğimiz çarşamba günü 58 yaşında kaybettik.
Amerikalı hard rock ve heavy metal grubu Cinderella'ya 1985 yılında giren Labar, grubun dört stüdyo albümünde yer aldı. 1986’da çıkan Night Songs ve 1988’de çıkan Long Cold Winter albümleri bir döneme damgasını vurduğu gibi, üçer milyonluk albüm satışıyla da hatırı sayılır bir rekora imza atmıştı.
1990'lı yıllara adım attığımızda ise Cinderella dağılacaktı. 1994’te çıkardıkları Still Climbing’den sonra bir daha albüm çıkarmadılar. Cinderella, son olarak 2014’teki ‘Monsters of Rock Cruise’ adlı konser etkinliğinde yer aldı.
Oldukça yetenekli bir gitarist olan Jeff Labar ise "One For The Road" adlı solo bir albüm çıkartarak bir nebze de olsa hasret gidermemizi sağlayacaktı.
Nice isim geldi geçti ama bir dönemin Cinderella'sı ve o muhteşem gitaristi Jeff Labar unutulmazlardandı. En azından benim için öyle olarak kalacak.
Aptulika
20 Yıllık Jethro Tull Hasreti Bitiyor!
Jethro Tull, yeni plak şirketi InsideOutMusic/Sony Music aracılığıyla 2022'nin başlarında yeni bir albüm çıkartmaya hazırlanıyor. "The Zealot Gene" adını taşıyacak olan albümü grubun kurucusu ve beyni olan Ian Anderson basına duyurdu.
2003'te çıkan "Christmas" albümünden bu yana sadece Ian Anderson'un solo çalışmalarını duyduk ama Jethro Tull olarak göremedik. Şimdi 18 yıl sonra Jethro Tull'ın kadrosu aynı mı olacak sorusu ister istemez akla geliyor. Mesela grubun ikinci albümünden itibaren emektarı olan gitarist Matin Barre yer alacak mı? Açıkcası bu sorunun cevabı, "ne yazık ki hayır" olacak. Bunca yıl sonra kadroda kimler yer alacak derseniz, şöyle bir bakalım hele... Ian Anderson ( vokal, flüt, akustik gitar, armonika), Joe Parrish - James ( gitar), John O'Hara ( klavye ) , David Goodier ( bas) Jethro Tull'ın en son kadrosunu oluşturuyor. Anderson'un solo projelerinden tanıdığımız gitarist Florian Opahle ise albüme konuk elman katılacakmış.
9 Temmuz 2021 Cuma
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 178
Aptulika
Evrencan Gündüz'den Anadolu Funk!
Evrencan Gündüz son teklisi "Sen de İnanma"dan sonra yeni bir albüme hazırlandığını duyurmuştu.
"Anadolu Funk: Vol 1" adını taşıyan yeni albümü de bugün (9 Temmuz 2021) piyasaya çıktı.
Evrencan Gündüz'ün yeni albümü 1970'lerin Anadolu Rock tarzını modern bir soundla Anadolu Funk olarak günümüze taşımış. Anadolu Funk: Vol 1'i dinlediğimizde bir anda geçmişe doğru gidiyoruz. Albüm için, Moğollar, Cem Karaca Barış Manço, Yavuz Çetin ve bu ülkeye emek vermiş daha birçok müzisyeni de yad ettiğini söyleyen Evrencan Gündüz; “Türk insanının kendini bir aile gibi hissettiği o zamanları hatırlatmak istiyorum. Aslında sahip olduğumuz en büyük güçlerden biri olan birlik ve beraberlik çok şeyi olumlu şekilde değiştirebilir” diyor.
5 yıl boyunca bu albüm üzerinde çalıştığını söyleyen Evrencan Gündüz “Önceki işlerimde yaptığım hataların hepsini not aldım. Böylece o hataları bu albümde yapmadım. 17 yaşımdan beri bu albüme koymak için beklettiğim şarkılarım vardı” diyor. Eskilerin mahalle duygusunu özlediğini belirten müzisyen komşunun komşuyu tanımadığı bir dönemde eski değerleri müzik yoluyla hatırlatmak istediğini, bu şekilde herkesi kaynaştırmayı hedeflediğini ifade ediyor.
6 Temmuz 2021 Salı
İlk Uriah Heep plağım ve John Lawton
1976 yılından 1979'a kadar Uriah Heep vokalini üstlenen John Lawton'u 29 haziran 2021 tarihinde 74 yaşındayken kaybettik. İlk aldığım Uriah Heep plağı "Innocent Victim"dı ve bu muhteşem grubu Lawton'un vokaliyle tanımıştım.
Aldığım ilk Uriah Heep plağı "Innocent Victim" albümüydü. 1977 tarihli bu albümü 80'lerin başında almıştım. Her ne kadar Uriah Heep albümleri arasında geri sıralarda yer alsa da benim için ilk göz ağrısı olması sebebiyle ayrıcalıklıdır. Kim bilir kaç kara dinlemişimdir. Sadece dinlemek mi? O kapağı uzun uzun kaç kere izlemişimdir.
Bu hafta "Innocent Victim" albümü uzun bir aradan sonra tekrar gündemime gelecek ve yeniden bol bol dinleyecektim. İtiraf etmeliyim ki, çok özlemişim. Bu albümü sadece plaktan dinlediğimi anladım. Ne kaset, ne CD ne de mp3 olarak dinlemediğimi anladım.
Benim için böyle özel bir albüm gündemime tekrar geldi ama kötü bir haberle. Bu albümde vokali üstlenen John Lawton'u 29 haziran 2021 tarihinde kaybetmişiz. 74 yaşında hayata veda eden sanatçı, 1976 yılından 1979'a kadar Uriah Heep vokalini üstlenerek 3 stüdyo, bir de konser albümünde yer almıştı. 2013’teki turne sırasında grubun vokalisti Bernie Shaw’un hastalanması üzerine, kısa süreliğine de olsa tekrar Uriah Heep vokaline geçmişti.
Aptulika
2 Temmuz 2021 Cuma
Çizgi Romanı Beyazperdede Canlandıran Adamın Çizgisi
Çocukluğumda ilk kez "başrol artizi" kavramıyla tanışmam Kartal Tibet'le olmuştu. Daha ilkokula bile gitmediğim yıllarda ablaların ve teyzelerin ona duyduğu hayranlığı gözlemlemişimdir. Biraz daha büyüdüğümde ise bu hayranlık Cüneyt Arkın ile Tarık Akan'a dönecekti ama iki ayrı fraksiyon olarak. Her şeye rağmen Kartal Tibet konusunda direnenler de vardı.
Ablaların, teyzelerin hayranlıklarını izlediğim bir laboratuvara dönmüştü adeta, semtimizin iki tane olan yazlık açık hava sineması. Bu üçlünün romantik filmlerinden sonra bir değişim olacaktı ve açık hava sinemasında biz çocuklar da onlara hayranlık duyacaktık. Cüneyt Arkın "romantik jön"lükten bir anda Malkoçoğlu ve Kara Murat filmleriyle karşımıza çıkacaktı. Yaşımız biraz daha büyüdüğünde ise hafiften "sol"a meyledecektik ve o salon filmlerinin yakışıklı jönü olan Tarık Akan traşsız suratlı bir işçi sınıfı kahramanına dönüşecekti. Kartal Tibet ise bir değişim yaşamamıştı, zira o hem romantik aşk filmlerinde de "başrol artizi"ydi hem de Tarkan ve Karaoğlan filmlerinde çizgi roman karelerini beyaz perdeye taşıyan kişiydi.
"Romantik Jön"lükten değişime uğrayan Cüneyt Arkın ve Tarık Akan'ın aksine Kartal Tibet sinema kariyerine 1960 yılında "Karaoğlan: Altay'dan Gelen Yiğit" filmiyle başlamıştı. On yıl sonra bu tarzda çekilen bir başka çizgi roman uyarlaması "Tarkan" filmleri gelse de onu aynı zamanda romantik aşk filmlerinin jönü olarak da görecektik. Yani Kartal Tibet sinemada ayrım yapmadan her role çıkmış ve başarmıştı. 1972 yılında çevrilen "Vukuat Var" filmi, Orhan Kemal'in aynı isimli romanı ve "Hanımın Çiftliği" eserlerinden sinemaya uyarlanmıştı. O dönemin alışkanlıklarıyla bir Yeşilçam melodramına dönen bu eserler tanınmaz hale gelirken Kartal Tibet oynadığı Muzaffer karekteriyle Orhan Kemal eserinin hakkını veren tek kişi oluyordu.
O çocukluğumuzdaki Tarkan, Karaoğlan filmlerine üniversite yıllarımızda gülmeye başlamıştık ama şimdi tekrar düşündüğümde o kısıtlı olanaklara, teknolojinin yetersizliğine baktığımızda çizgi romanın sinemaya taşınması az buz bir şey değilmiş hani. Hele o ilk yapılan Karaoğlan filmine baktığımızda ise çizgi romanı yapan Suat Yalaz ile birikte kotarılması ve yanısıra müziğine bile itina ile yaklaşılması bugün bile övgüye değer.
1980'lerden sonra Yeşilçam sineması bitti ve bir dönem hatıralarda kaldı. İşte o zamanlarda Kartal Tibet'i görmez olduk. Kim bilir belki de eski sararmış fotoğraflarda unuttuk bile. Oysa Tibet gene vardı. O sinemaya yakışıklılığı ile girmiş bir "jön" değildi, konservatuarlı bir tiyatrocuydu. Kariyerine de Ankara Devlet Tiyatrosu'nda başlamıştı. İşte onu 1980'lerden sonra beyazperdede görmedik ama o beyazperdede izlediğimiz bir çok filmin yönetmen koltuğunda gördük. Hafızalarımıza yer etmiş (hatta bugünkü kuşakların bile izlemeye doyamadığı) Tosun Paşa filmi onun yönetmenliğiyle çıkmıştı. Sadece o mu "Zübük" başta olmak üzere bir çok Kemal Sunal filminin yönetmen koltuğunda o vardı. Sadece yönetmenlik değil, bir çok filmin senaryosunu da kaleme alacaktı.
Kartal Tibet'i 2 Temmuz 2021'de yitirdik. Onun ardından bir yazı yazmak istedim. Belki de bu bir vefa borcuydu. Çizerliğin "Çiziktirme" diye tanımlandığı bu günlerde, çizgi romanı sinemada oyunculuğuyla canlandıran bu insana kendimce bir saygı yazısı sunmayı hissettim.
Aptulika











