5 Haziran 2019 Çarşamba

Eski Fotoğrafların Solmayan Grubu DIAMOND HEAD


NWBOHM türünün kahraman ismi ve mucidi Diamond Head bugünlerde yeni yayınlanan bir stüdyo albümüyle gene bizlerle. 
Diamond Head'ın yeni albümü "The Coffin Train" adını taşıyor.


 Bundan kırk küsur yıl önce yepyeni bir tınıyı dünya sahnesine ilk kez sunan birileri Britanya adasında boy gösterecekti. Medya desteğinden ve pohpohlamadan ziyadesiyle nasipsiz bu gruplara kısa haliyle NWOBHM, uzun haliyle de "New Wave Of British Heavy Metal" diyorlardı. Onlar seksenlerden sonra parlayacak heavy metal'in "erken öten horozları"ydı ve şölen sofrası kurulduktan sonra da onları pek hatırlayan da kalmadı. Oysa onları tesadüf eseri dinleyen fena halde hayran oluyordu ama bunlar bir elin parmaklarını geçmiyordu. Ta ki seksenli yılların sonuna geldiğimizde Metallica bu gruplardan bazılarının kavır (cover)larını yapana dek. Ondan sonra bu gruplar tekrar hatırlanacaktı. Bunlardan en hası da, Diamond Head'dı.
Brain Tatler, Metallica ile "Am I Evil"da aynı sahnede

Metallica'nın konserlerinde hala seslendirilen "Am I Evil" başta olmak üzere "Helpless" ve "It's Electric" (Metallica'nın da yorumladığı) harika Diamond Head parçalarıdır. Grubun 1976 tarihli "Lightning To The Nations" albümünde yer alan bu parçalar hala unutulmadı ve biliniyorsa, bunda Metallica'nın ilk göz ağrılarına duyduğu minnetin payı vardır ve bu yüzden Metallica'ya şapka çıkarmak zorundayız hani. 

Sadece Metallica grubu hatırlattığı için değil, Diamond Head öncü çalışmalarıyla bir dönüm noktasıdır ve dinlemeye doyulmaz. O ilk efsanevi kadroda sesine hayranlık duyulası vokal Sean Harris, neredeyse grubun alameti farikası gibiydi. Sadece sesi mi? Harris, grubun diğer bir önemli ismi gitarist Brain Tatler ile birlikte müzikal alt yapı (söz ve müzik) konusunda da söz sahibiydi. İlk efsanevi kadroda Colin Scott bas gitarıyla yerini alırken, o "Am I Evil" parçasındaki davul imzasının sahibi Ducan Scott da bu Diamond Head güzelliğinin dördüncü elemanı olarak yerini alıyordu. 
BRAIN TATLER

NWBOHM türünün kahraman ismi ve mucidi Diamond Head bugünlerde yeni yayınlanan bir stüdyo albümüyle gene bizlerle. 
Diamond Head'ın yeni albümü "The Coffin Train" adını taşıyor. Albümün ilk çıkış parçası da aynı ismi taşıyor. Gitarist Brain Tatler, bu parçayla ilgili,
"Bu şarkıdan çok gurur duyuyorum ve yeni albümüzün de favorisi." 
dedikten sonra sözlerini,
"Birlikte yaptığımız en iyi şarkılardan biri ve insanların duyması için sabırsızlanıyorum. Altı dakikadan biraz fazla süren işitsel bir şölen." 
diye tamamlıyor.
SEAN HARRIS

Çok harika bir klip ile sundukları bu parçayı dinlemeye başladığımda açıkcası biraz hayal kırıklığına uğrar gibi olacaktım ta ki parçanın ortalarındaki "Am I Evil" vari davul ritmini duyana kadar. İlk dinleyişte "The Coffin Train" parçası 90'ların sonundaki alternatif, grunge yaklaşımlarını hatırlatır gibi oluyor ama sonrasındaki dinleyişlerde ve albümün tümünü yuttuktan sonra bu parçaya alışmıştım ve de sevmiştim. Bana kalsa "The Messenger"ı çıkış parçası yapardım ama açıkcası onların yaptıkları daha doğru olmuş, çünkü yeni kuşağı da yakalayabilirler. 
RASMUS ANDERSEN

Gruba 2014 yılında katılan vokalist Rasmus Bom Andersen'in yer aldığı ikinci Diamond Head albümü oluyor, "The Coffin Train"Sean Harris vokalini taklit etmek yerine Andersen kendi dik sesini grubun yapısında eriterek harika bir sonuca ulaşılmasına sebep olmuş. 
Diamond Head'ın ilk kadrosundan bugüne emektarı olan gitarist Brain Tatler yeni vokalist Rasmus Andersen için,
"Hem albüm hem de grup için onun sesi çok önemli. Rasmus, harika bir vokal ve ses yelpazesi çok geniş, ne yapacağını çok iyi biliyor; bu konuda da inanılmaz derecede bilgili." 
sözleriyle özetliyor.
Diamond Head yeni albümünde eski birikime yeni fikirleri de eklemiş. Kimi yerlerde davul "Am I Evil" imzasını bol kullanmış ama o da tadı kaçırmamış. Bu albümü dinleyen yeni kulaklara tavsiyem,  mutlaka eski efsane albümleri de dinlemeleridir. 


Diamond Head

BRAIN TATLER - gitarlar
RASMUS BOM ANDERSEN - vokal
KARL WILCOX - davul
ANDY 'ABBZ' ABBERLEY - gitarlar
DEAN ASHTON - bas


3 Haziran 2019 Pazartesi

"Görme Biçimleri", Haziran ayında da devam ediyor.



"Görme Biçimleri", Haziran ayında da devam ediyor. 
Ayrıntı Akademi'de Mart ayında başladığımız "Görme Biçimleri", Nisan ve Mayıs aylarında Kadıköy Eskici'de devam etmişti. 
Plastik Sanatlar'ın klasik ve çağdaş yapıtlarının eşliğinde alışıldık tanımıyla "Resim Okuma" şeklinde gelişen etkinlik, Kadıköy Eskici'de yapılan üçüncü ve dördüncü buluşmalarında rock tarihinde iz bırakmış plak kapakları ile devam etmişti. Bu plakları yapan sanatçıların işlerinin de izinin sürüldüğü "Görme Biçimler"inde gene sanat tarihine yer etmiş resim, heykel, grafik, karikatür, fotoğraf eserleri de yer almaktaydı. 
Bundan sonra Haziran ayında devam edeceğimiz "Görme Biçimleri"nde Rock biraz daha yükselecek yani.  

Haziran ayında Görme ve Duyma Biçimleri 
"Aptulika ile Görme Biçimleri" Haziran ayında da Kadıköy Eskici - Gizli Bahçe- de sürecek. 
Etkinlikler ve içerikleri ise şu şekilde:

12 Haziran 2019 - Çarşamba - saat 19.00 - 21.00
JETHRO TULL'IN İLK İSTANBUL KONSERİ 1991
Bundan 28 yıl öncesine ve Jethro Tull'ın ilk Harbiye Açık Hava Tiyatrosu konserine gideceğiz. O günün konser kareleri, albüm kapakları, anıları hatta dünya gündemi... sizin de katılacağınız anılarla birlikte yerini alacak. Resim Okuma gene olacak ama Jethro Tull üzerinden girdiğimizde zaten resim, edebiyat, ziraat, politika, felsefe birbiri ardına dökülüyor. Ben şu anda hazırlık yaparken bile çıkan yoğunluğa şaşırıyorum. Yani o gece sürprizlere hazırlıklı olun derim. 

26 Haziran 2019 - Çarşamba - saat 19.00 - 21.00
1968 ve 60'LI YILLAR ESTETİĞİ
Woodstock'ın 50. yılına girdiğimiz şu günlerde 1960'lı yıllar hala önemini koruyor. O dönemin müziği, saykodelik plak kapakları ve posterlerinin izinde "Görme Biçimleri"ni gerçekleştirirken o yılların sanat yapıtları da resim okumaları olarak yerini alacak. Sadece dünya değil o dönemin ülkemizdeki yansımaları da o gece olacak. 

"Görme Biçimleri" artık bir saat erken başlayacak
Bu ayki programa baktığınızda farketmişsinizdir, "Görme Biçimleri"nin saatini bir saat erkene aldık. Daha önceki buluşmalarda uzak yerlerde oturan katılımcılar ya erken ayrılmak zorunda kalıyor ya da uykusuz işe gitmek durumunda zorluğa giriyordu. Bu yüzden saati erkene aldık, bu sayede bitiminde de vakti olanlarla "Ağaç Ev"e gidip kendimizi blues ve rock'ın rüzgarına bırakırız. Tabi etkinlik sonrası (artık gelenekselleşen) sohbetimizi de yaptıktan sonra. 


Eskici - Gizli Bahçe
Serasker Caddesi No:104 Kat:1
Kadıköy

Tel: 0542 458 30 30

Facebook
https://www.facebook.com/Eskicigizlibahce/?ref=br_tf&epa=SEARCH_BOX


30 Mayıs 2019 Perşembe

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 104


Enis Batur
"Amerika büyük bir şaka, sevgili Frank, ama ona ne kadar gülebiliriz?"
Yapı Kredi Yayınları
(1. Basım: Aralık 1999)


Kitabın isminin uzunluğu sizi yanıltmasın bu bir gezi kitabı. Bu hafta ikinci el kitap tezgahında gördüm, içindeki görseller de beni cezbetti alıp, hemen okudum. İçindeki görsellere gelince, çoğu gezide bizzat Enis Batur'un çektiği fotoğraflardı ve hem o izlenimleri görsel olarak takip ediyordunuz hem de orada gezilen çağdaş sanat müzelerinden örnekler de vardı. 
Rock ve blues tutkumun dışında ABD ile aram pek iyi olmamıştır hani, o yüzden kitap ilk çıktığı yıllarda pek ilgimi çekmemişti. Eh   kitap biraz rock ile ilgili olsa iş değişirdi ama doksanların sonundaki politik süreci de göz önüne alırsak demek ki pek ilgilenmemiştim. Şimdi yirmi yıl sonra bu kitabı almam da müzeler ve sanat görselleri olmuştu ama kitaba başladığımda o geziye sanki ben de çıkıyormuşum gibi bir ruh haline de girdim hani, itiraf etmem gerekirse. 
Kitabı tatlı tatlı okuyorum ve 35 sayfa omuştu ki... işte o an "Amerikan Emperyalizmi" gene kahrolası yüzünü gösterecekti. Bu kitapta yazan bir şey değildi. Olay şöyle ağlarını örecekti... Hava güzel mi güzeldi ve bende açık havada yayılarak kitabı okumaya başladım. Her şey güzel, yani keyfime diyecek yok, 35. sayfayı çevirip, okumaya devam edeceğim ve sayfayı çevirip şöyle güzelce masaya yayayım derken birden sayfalar dağılmaz mı?  O eski forma biçimi cilte kurban olayım, bu Amerikan cilt kitaplar zamkı az sürülünce bir dağıldı mı, gerisi durmaksızın gelir. Neyse ben elime bir yapıştırıcı aldım ve yapıştırdım. Tamamdır dizildi derken bir on sayfa sonra aynı şey olmaz mı?. Bu kitap bitene kadar devam etti. Yani elimde yapıştırıcı eşliğinde kitabı okudum. Amerika bu, sen ne kadar barış çubuğu yaksan da Amerika bu sefer de "cilt" i ile yapacağını yaparmış demek ki. Kitap bitti ve kütüphaneye yerleşti ama görüntüsü açıkcası biraz akordiyon gibi oldu yani. 

Enis Batur'un yazdığı bu gezi kitabı, tümüyle ABD'yi kapsamıyor. Üç haftalık bir "New York Seyahatı". Okurken öyle güzel gidiyor ki sanki sizde bu yolculuğa katılmış gibi oluyorsunuz. 

Aptulika


28 Mayıs 2019 Salı

Noel Baba Rick Wakeman



Progresif Rock'ı en önemli tuşlu çalgılar ustası Rick Wakeman, Yes grubunda yaptığı albümlerle olduğu gibi solo çalışmalarıyla da zihin açıcıdır. Öyle ki, bundan bir kaç yıl önce yaptığı klasik müzik albümüyle de beni mest etmişti.
Büyük usta şimdilerde de değişik bir şov ile karşımıza çıkacak. "The Grumpy Old Christmas Show" adını taşıyacak bu gösteri Aralık ayında, bir turne şeklinde olacakmış. Bir noel şovu olacak bu etkinlik alışılmış bir konserden bir hayli farklı. Müzik kariyerinde önemli yer tutan Yes klasiklerinin yanısıra David Bowie, Beatles gibi grupların da parçalarına yer verecek olan Wakeman, bu gösteride hem anılarıyla sohbet edecek hem de onun mizahi yönünü de göreceğiz. Tabi biz değil, çünkü bu turne sadece İngiltere'de olacakmış.

Aralık ayında  gerçekleşecek bu ekinliklerden önce de Rick Wakeman'ı 13 ve 14 Temmuz 2019'da vereceği konserde 1974 yılı konser albümü ‘Journey to the Centre of the Earth’  deki eserlerini seslendirecek. Bu konserde Rick, Orion Orkestrası, İngiliz Oda Korosu ve İngiliz Rock Ensemble eşlik edecekmiş.



26 Mayıs 2019 Pazar

John Mayall 85. Yıl İngiltere Turunu Duyurdu


Blues efsanesi John Mayall, bu yıl 85 yaşınını tamamlayacak ve bu yıldönümünün şerefine bir tuneye hazırlanıyor. 


Bu bir haberin başlığına eşlik eden manşet yakışıklı oldu belki ama biraz hatalı hatta yetersiz oldu. 
Neden mi? 
Çünkü John Mayall sadece bir "efsane" değil, kelimenin tam anlamıyla kalıcı bir gerçek. .. Hem de Doksan yıla beş kala yaşayan ve yaşadığını zımba gibi mühürleyen bir güzel adem. 85. yaşını bir turne ile taçlandıracak olan Mayall, blues'ı Avrupa'ya taşıyan ve bu türün siyahi ustalarını dünya ile buluşturan bir büyük müzik abidesi.  

Şubat, Mart ve Nisan aylarında ana kara Avrupa’yı yoğun bir şekilde gezen İngiliz Blues'ının Büyükbabası muhteşem bir konser turuna hazırlanıyor. 

85. Yıldönümü Turnesi, John Mayall'ın doğum günü olan 29 Kasım’da başlayacak ve 86 yaşına ilk adımını atacak. Bu turne Edinburgh, Newcastle, York, Guilford, Nottingham, Londra, Buxton, Bexhil, Cheltenham, Poole, St Albans, Cambridge, Manchester, Birmingham ve Southend'deolmak üzere İngiltere'yi baştan başa gezinecek.

Bu konserlerin açılışında  yükselen blues virtüözü Connor Selby'de sahneye çıkacakmış.  

Joe Bonamassa, Rush'ın Alex Lifeson'u, Todd Rundgren ve Steven Van Zandt gibi sanatçıların da konuk olduğu   John Mayall'ın en son albümü 'Nobody Told Me' bu yılın Şubat ayında yayınlanmış ve çok sevilmişti.

Yazımızı sonunda  Walter Trout'ın onunla ilgili anlamlı sözlerine yer verelim,  
 “Benim için John Mayall bir baba gibiydi, beş yıl onunla çalıştım, onunla dünyayı gezdim, onunla üç albüm yaptım, dört albümümde bana destek vererek konuk oldu.  O bir müzik dehası."

“Herkes Rock and Roll Şöhretler Salonunda olmalıysa, en başta o yer almalıdır.  Mick Taylor, Peter Green ve Eric Clapton, Free'den Simon Kirke ve Andy Fraser ve daha kimler hepsi John Mayall ile başladı."


25 Mayıs 2019 Cumartesi

Martin Scorsese'den Bob Dylan Filmi


Bob Dylan tutkunları, Martin Scorsese'nin hazırladığı belgesel ile ilgili olarak Ocak ayındaki  açıklanmasından bu yana şarkıcının "1975 Rolling Thunder Revue" turu ile ilgili belgeselin ne zaman yayınlanacağı haberini bekliyordu. Nihayet şimdi belgeselin çıkış tarihiyle ilgili açıklama yapıldı. Rolling Thunder Revue: Martin Scorsese'nin Bob Dylan Hikayesi 12 Haziran'da Netflix'te yayına girecek.  
Habere ek olarak yayıncı firma olan Variety, filmin dünyadaki çeşitli sinema salonlarında da gösterileceğini bildirdi. Film Netflix’te yayınlanmasından bir gün önce 11 Haziran’da sinema salonlarında olacakmış. Filmin sinema salonlarında yapılacak gala gösterimleri şu şehirlerde olacakmış; Londra, Paris, Washington, DC, Nashville, Philadelphia, San Francisco, Boston, Austin, Dallas, Houston, Portland, Tulsa, Tempe, Şikago, Cleveland, Minneapolis, Los Angeles, Sidney ve New York.
Bob Dylan ve Martin Scorsese

Filmin gösterim haberinden sonra gelen bir diğer sürpriz de  Rolling Thunder Revue filminden derlenen bir CD kutu seti de piyasaya çıkacakmış. 14 CD'den oluşan sette, 1975 turnesi sırasında  kaydedilen beş  Dylan konser kaydının yanı sıra daha önce duyulmamış prova kayıtları da yer alacakmış. Bu kutu set de   7 Haziran’da çıkacakmış.
Dylan'ın 1975 Rolling Thunder Revue turnesi yıllar içinde efsaneleşmiştir. Bob Dylan bu turneye yakın dostları olan Roger McGuinn , Joan Baez , Ramblin 'Jack Elliott, Bob Neuwirth ve Allen Ginsberg ile birlikte çıkmıştı. Bazı konserlerde de  Joni Mitchell ve Ringo Starr gibi müzisyenler de konuk olarak çıkmıştı.  


24 Mayıs 2019 Cuma

Karınca Adımı


Bazı anlar gelir ve hiç bir şey yapmak içinizden gelmez. Buna sebep de ilgilenen olmamasıdır ve yaptığınız hiç bir yere ulaşmaz, ses getirmez. Kendi adıma söylemek gerekirse ilgisizlikten şikayet edecek halim yok, sağolsun insanlar hala takip ediyor. Ancak ürettiklerimi, yazıp, çizdiklerimi sunma kanallarında ara sıra tıkanıklıklar oluyor. Kimi zaman görüntüde pürüz, seste cızırtı olabiliyor vesaire. Bu blog sanki yetmiyor gibi geliyor (sevgili blogspot beyzade ile bir çok şeyi halledemedik ya o da başka bir şey hani). Sosyal medya falan işleri kolaylaştırdı deniliyor ama çok şey yetersiz geliyor hala. Vurduğun yerden ses geliyor ama çok ve sık bağırman gerekiyor. Hani o etkinlik yaptığında duyurma işi de bana biraz esnaf lokantasının ya da kebapçınını önünde müşteri çağırmak için dükkanın önünde bağırırlar ya ona benzer gibi geliyor çoğu zaman. Sözün özü her sabah yeni bir şey yapmak için kalkıyorum ama bazılarını ertele, ertelemediklerinin de çığırtkanlığını yap dur... Bir arpa boyu misali, karınca adımlarında kalmak. Yani ne yazmak ne çizmek geliyor insanın içinden. İyi ki kitap okuyorum, o da olmasa bir ot misali olacağım. Ha bir de "Görme Biçimleri" var ki imdada yetişti hani. Müzik dinleme azalsa da bol bol resim izliyor ve okuyorum. 
Gene olan oldu ve blog yazılarını boşladım. Aslında her gün bir yazı tasarlıyorum ama her şey karınca misali gibi geliyor ve kalemi kağıdı bırakıyorum.

İşte bu ruh halindeyken dün öğleden sonra bir telefon gelmesiyle işin rengi değişti. Arayan Tünay (Akdeniz) Abi'ydi. 
"Aptül, ben internete çok sık bakamıyorum. Bugün benimle ilgili   internette çıkan haberleri tararken, senin blog'da çıkan yazıyı daha yeni gördüm. Hem sana hem de yazıyı yazan Bülent Seyitdanlıoğlu'na teşekkür ederim."
Diyordu telefonda ve ekliyordu Tünay Abi,
"Bu arada blog'a da baktım, bayağı dolu dolu hani."

İşte bu sözleri duymak yok mu? İnsanın karınca adımını dev adımına döndürüyor. 

Telefon konuşmamızı bitirdikten sonra Facebook'ta Tünay Abi'nin profilinde şu sözleri bulacaktım:  
"Bu gün Nette kendimle ilgili arama yaptığımda buldum. Zamanı geçmiş ama benim için önemli. Paylaşmak istedim.
37 yıllık dostum Sevgili Apdülkadir ELÇİOĞLU (Aptülika ) na ve Sevgili Bülent SETİYDANLIOĞLU na sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum,"

Ve bundan güzel bir şey olamazdı benim için. 

Tünay Abi, 1982'den itibaren beni ne gruplarla tanıştırmıştı. Öyle çok emeği vardır ki üzerimde, o borç kolay ödenmez. İşte o Tünay Abi şimdi de benim karınca adımlarıma hız verdi. Karınca marınca ama yazacağız ve çizeceğiz demek ki. 
Bir kez daha teşekkürler Tünay Abi. 

Aptulika





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...