5 Ağustos 2018 Pazar

Bruce Dickinson 60 Yaşında



Iron Maiden'ın vokalisti Bruce Dickinson 7 Ağustos 1958 tarihinde İngiltere Nottinghamshire'da doğmuştu. 
Usta vokalist bugün 60 yaşına adım attı. 

ZZ Top'ın gitaristinden yeni albüm


Yılların rock triosu ZZ Top'ın gitaristi Billy Gibbons, 2015 yılında ilk solo albümünü çıkartmıştı. "Perfectmundo" adını taşıyan bu albümden üç yıl sonra Gibbons yeni bir solo albüm çıkarmaya hazırlanıyor. 

Billy Gibbons'un ikinci solo albümü "The Big Bad Blues" ismini taşıyor ve 21 Eylül 2018 tarihinde piyasaya çıkması planlanıyormuş. 11 parçanın yer aldığı albümde Muddy Waters, Bo Diddley, Jerome Green, Gilly Still Water gibi blues ve soul ustalarının klasiklerinin Billy Gibbons yorumları bulunacakmış. 

Snakefarm Records etiketiyle çıkacak olan "The Big Bad Blues"albümünde Guns'n Roses grubundan tanıdığımız ( tabi aynı  zamanda Velvet Revolver, The Cult gruplarından da)Matt Sorum da konuk oluyormuş. 



3 Ağustos 2018 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 70



Doğan Kuban
“Umutsuzluk Yakışmaz”

Açıkçası son bir aydır yaşadığımız ruh haline cevap niteliğinde bir kitap ismi: Umutsuzluk Yakışmaz! 
Sadece ismiyle değil içindekilerle de umutsuzlukluğa karşı bir yanıt niteliğinde. 
Böyle bir giriş yaptım diye bu kitap çözüm yolları sunuyor sanmayın, öyle reçete de vermiyor tam tersine daha önemlisini yapıyor; durumumuzu tespit ediyor ve bunlarla yüzleşmemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Hepsinden önemlisi de karamsarlık, umutsuzluk gibi şeyleri hemen çöpe atmamız gerektiğini fena halde vurguluyor. 
Aslında bu kitap son dönemde yaşananları ve oluşan umutsuzluğu görüp yazılmamış. 2010 yılından 2016 arasında yazılmış yazılardan oluşuyor… Yani bugün yaşanan yıkımı 8 yıl önceden uyaran yazılar. 
Geçtiğimiz ay yeni bir dergiyle tanıştım ve her hafta alıp, okumadan edemediğim bir tutkuya dönüşüverdi. Bu “herkese bilim teknoloji” isminde haftalık bir dergiydi. Her hafta Perşembe günü bu dergiyi alıyor ve ilk olarak da derginin içinde Doğan Kuban’ın yazısını okuyorum. Bu bir aydır  hep böyle oluyor ve hiç sekmeden süren bir bağımlılığa döndü diyebilirim. İşte bu esnada Doğan Kuban’ın yeni kitabı “Umutsuzluk Yakışmaz”ı görünce vakit kaybetmeden okumaya başladım. Kitaptaki yazılar Kuban’ın “herkese bilim teknoloji” dergisindeki köşesinde 2010’dan 2016’ya kadar çıkan yazılardan oluştuğunu öğrenecektim.
Heyecandan yazıya apar topar başladım ama Doğan Kuban kimdir diye iki satır olsun bahsetmedim. Doğan Kuban mimarlık alanında bir büyük usta, hocaların hocası bir uzman. 92 yaşına gelen Kuban ülkemizle sınırlı kalmayan dünya çapında bir bilim insanı, sanatçı. Kitaptaki yazıları Toplum, Çağdaşlık, Kültür, Düşünce, Kent, Kaos, Cumhuriyet başlıklarından oluşuyor. Kuban, Cumhuriyet’ten sanata, siyasetten eğitime, şehircilikten Osmanlı’ya kadar geniş bir perspektiften sorunlarımızı ele alıp, problemleri ortaya seriyor. Bunu yapınca da çözüm yolu için sihirli bir değneğe ihtiyacımızın olmadığını ya da o değneğin zaten elimizde olduğunu ama bir türlü görmediğimizi anlıyoruz. Kitabı okuduğunuzda heyecanlanacak hatta umut dolacaksınız ama bunun bilgi sahibi olmakla olacağını da kavrayacaksınız.  
Aptulika



Kitaptan

“Toplum aydınlanması 60 milyonluk toplumun her katmanına katıldığı bilinçlenme süreci olursa anlam taşır. Cumhuriyet’le başladı, 1980’de stop etti.”

“ Bir yandan çağdaş dünyanın ürettiği her şeye sahip olmak, öte yandan bağımsız kültür çığırtkanlığı yapmak çelişik ve komik bir tavırdır.”

“ Bilgiyi dışlama coğrafi ya da tarihi beyinde damar tıkanmasına benzer toplumsal aklın tıkanmasıdır.”

“Milliyetçi olanlar var, milletin tarihini bilmez. Padişahçıdır, padişahın anasının Türkçe bilmediğini bilmez. Padişahın Türk olmayı istemediğini bilmez. Bu toplum tutucuymuş, peki neyi tutuyor?”

“Avrupa’da ilk üniversiteler 13. yüzyılda açıldı. Osmanlı Türkiyesi’nde üniversite açma çabası Abdülmecit’le başlamış; 1896 – 1916 aralıklarla 10 yıl çalışmış. Sonra Cumhuriyet’le yenisi açılmış.
Avrupa’da 1447 - 1500’de  (53 yıl) 39 bin kitap basılmış. Osmanlı Türkiye’sinde 1728 – 1800 (72 yıl) 80 kitap basan sade bir matbaamız var.”


DOĞAN KUBAN


“Dünya halka bir Pazar olarak tanıtıldı. Cahil ve fakir kalabalıklar çağdaşlığı bilgi olarak değil satın alınacak süslü mallar olarak algıladılar.”

“Orada ( Hollanda) toprağın ve tarımın ülke ekonomisine katkısı sadece bir teknoloji farkı değildir. Bir uygarlık farkıdır.”

“Hollanda’yla bir uygarlık karşılaştırması bağlamında iki tipik konuyu anlatmaya çalışacağım. Bunlardan biri tarihi kentlerin korunması sorunu, diğeri musikinin toplum yaşamı içindeki yeridir.”

“ Musiki yok, resim yok … Bilim yok… Yasak var!”

“Leonardo kendine saray ya da gökdelen yaptıramazdı. Çünkü onun sarayı beyniydi.”

“Osmanlı tarihini doğru okursanız bizim toplumu, okuldan ( pardon mektepten) kaçan öğrencilere ya da imzasını parmağıyla basan insanlara benzetebilirsiniz. Bugünkü kargaşa bilimsiz, felsefesiz, edebiyatsız, müziksiz, sınırlı sanatlı Osmanlı 500 yılının mirasıdır.”

“Osmanlıca yazılmış, özgün entelektüel ve bugün okunan hiçbir yapıt yoktur.”

“15 yıllık Cumhuriyet dönemi bize bir basamak atlattı ve orada kaldık. Bu geride kalışın en önemli nedeni çağdaş uygarlığa ulaşmamızı sağlayacak entelektüel düşüncenin gelişmemesidir.”

“Dünyanın ikinci şansı akıllıların çoğunun bilimsel, teknoloji ve refah düzeyi en yüksek olan ülkelerde toplanmış olmasıdır. Bu şansı karartan ise, ne yazık ki, bu zengin ve akıl çağında yaşayan ülkelerin kapitalizm hastalığına tutulmuş olmasıdır.”


NOT: Bu kitabı her okuma yazma bilene inatla ve de israrla tavsiye ediyorum. Hele gidişattan sıkıntı duyup car car edenler mutlaka okumalıdır. Derim ama kim takar, keşke kitap değil de klip olsaydı paylaşsaydım.

2 Ağustos 2018 Perşembe

Cahit Berkay 72 yaşında



Cahit Berkay, 3 Ağustos 1946'da İsparta'nın Uluborlu ilçesinde doğmuştu.
 Rock müzikte 50 yılı deviren Cahit Abi, bugün 72 yaşına giren bir delikanlı.  






Cahit Berkay'ı otuz yıldır bir abi olarak tanıyorum ama tanışıklığı bir arkeolojik kazıya açarsanız iş değişir ve bir anda 45 yıl öncesine gidiveririz. 1973 yılında 11 yaşında bir çocuğun bir yerlerde gördüğü plakla başlar herşey. Plağın ilk yüzü "Gel Gel" isimli şarkıdan oluşuyordu oluşmasına ancak benim aklımı çelen plağın arka yüzünde yer  bulan  "Üzüm Kaldı" idi.  Oradaki gitarın nasıl bir ses olduğunu tam kavrayamayacağım ve dahi bunun bir solo olduğunu bilmediğim zaman diliminde vurgunu yemiştim. O günlerde sadece gitar solosu değil Cahit Berkay ismini de bilmezdim. 
O plağı üstünde suretleri olanlardan tek tanıdığım Cem Karaca idi, diğer üç suret ise Moğollar diye plağın üzerinde yazardı. Sonrasında "Namus Belası" bir modadır oldu o zamanlarda . İlginçtir ben bu parçayı plak olarak değil radyodan dinlemiştim. Şimdi için garip gelecek ama TRT radyosunda çalmıştı. Zaten başka radyo yoktu ki o vakitler.  Bu sefer o gitar denilen ama benim bilincinde olamadığım o şey iyicene şaşırtıcı bir hale gelmişti, ha bir de acayip bir ses daha vardı onun da org olduğunu dört yıl sonra kavrayacaktım. O da muhteşemdi ve buradan Turhan Yükseler'e de selam olsun. 

Sonraları sanırım 1976 falandı ve Hey dergisinde onların Fransa'da Mogol adıyla "Hitit Sun" adında bir plak yaptıklarını okuyacaktım. İsim neden Moğollar değil diye düşünmedim bile...bizden birileri Avrupa'da konser verdiklerinde ya da plak yaptıklarında isimler onların telaffuzlarına göre değişiyordu. Mesela Barış Manço Belçika'da yaptığı "Nick The Chopper" albümünde Baris Mancho diye yazılmıştı, bunun da öyle bir şey olacağını düşünecektim. Çok sonraları kadroda sadece Cahit Berkay ile Engin Yörükoğlu'nun bulunduğunu, basgitar ve klavyeli çalgılarda Fransız elemanların yer aldığını görecektim. Moğollar ile Murat Ses'in yolları ayrılmış ve grup ismini Moğol yapmıştı demek ki... artık tam detayını bilemeyeceğim bir durum yani. 

İşte ben Hey dergisinde Paris'te Sacem plak şirketi tarafından yayınlanan LP'yi aramak için Karaköy, Taksim ve hatta Beyazıt'a dek ne kadar plakçı varsa gezinecektim. Her plakçıya girip, "Sizde Mogol topluluğunun Hitit San long pileyi var mı?" diye sorduğumda karşımdakiler bana deli gibi bakıyordu.
Onlarla alay ediyorum diye beni dükkandan kovan bile oldu. Dağ tepe gez nafileydi, aşağılanma da cabasıydı. Bu yıllar yılı sürecek ve benim için bir travma olacaktı, hatta Hey dergisi yalan bir haber yaptı diye bile düşünecektim. Açıkcası onlarca yıl da böyle düşündüm. O zaman diliminde Mogol "Hitit Sun" plağını bulamayacaktım. Uzun yıllar sonra böyle bir albümün olduğunun kanıtını internette belgelesem de "Aha alın size Hitit Sun! Yıllar önce tıfıl ama onurlu genç bir çocuğu alaya almış, aşağılamıştınız." diye haykıracağım plakçı dükkanları ortada kalmamıştı artık. 

Doksanların başında Moğollar tekrar kuruldu. Onlarla tanıştım ama açıkcası onları plaklarını İstanbul'da arama maceramı anlatamadım. Hala da anlatmaya çekinirim, düşünsenize bir  onlar suratıma şaşırmış bir eda ile bakıp, "Biz öyle bir plak yapmadık ki" derlerse.
Benim için Moğollar üç ayrı bölüm halindedir. Birincisi ilk tanıdığım hali yani Barış Manço ve Moğollar. Ardından gelen dönem ise 1990'lardan bugüne gelen Moğollar. Bu iki dönemde de benim için değişmez kişilik Cahit Berkay'dır. Üçüncü bölüm de ise 1967 ve 1972 arası olan Murat Ses'li dönemdir. İki dönem ve farklı bakış olarak değerlendirir, öyle dinlerim.  
50 yılı aşan bir zaman dilimi ve Türkiye'de rock müzik macerasının yarım asrına oturan Cahit Berkay. Sadece rock mı, o Yeşilçam sinemasında film müziğinin ayrı bir uzmanlık alanı olduğunu gösteren kişi. 
Rock müzikte 50 yılı deviren Cahit Abi, bugün 72 yaşına giren bir delikanlı. Eh lafı bu kadar uzatmadan, kısa keselim ve nice yıllara diyelim. 

APTULİKA


Def Leppard'dan Depeche Mode Cover'ı


İngiliz hard'n heavy rock grubu Def Leppard bugünlerde  Depeche Mode'ın unutulmaz klasiği “Personal Jesus”u yorumladı. Parça  Spotify'de single olarak yayınlandı.
“Personal Jesus”, İngiliz elektronik müzik grubu Depeche Mode'un 1990 yılında yayınlanan "Vialator" albümünde dinleyici ile buluşmuştu.  Albümden single olarak da çıkan parça grubun unutulmazları arasında baş köşeye oturacaktı. Çıktığı yıl iyi bir liste başarısı yakalayan parça, Almanya'da 28 hafta listelerde üst sıralardaki yerini korumuştu. Rolling Stone dergisi 2004 yılında "Personal Jesus"u "Tüm Zamanların En Büyük 500 Şarkısı " listesinde 8. sıraya alırken,  Eylül 2006'da da "Q " dergisi  "En İyi 100 Şarkı" arasına alacaktı.  





1 Ağustos 2018 Çarşamba

"The Blues Is Alive And Well" albümüyle BUDDY GUY listelerde 1 NUMARA


Billboard'ın Blues Albümleri listesine birinci sıradan giren blues'ın yaşayan efsanesi Buddy Guy so albümü  "The Blues Is Alive And Well"  ile beş haftadır liste başı durumunu sürdürüyor. 

 "Various Artists Roots Of Blues" ise  Billboard'ın blues albümleri listesinde 75 hafta kalarak önemli bir başarı elde ederken, onları 50 haftadır listede kalma maharetiyle Tedeschi Trucks Band'ın "Live From The Fox Oakland " isimli konser albümü takip ediyor. 


Billboard Blues Albümleri 
bu hafta


1- The Blues Is Alive And Well
Buddy Guy

2 -  Something Smells Funky 'Round Here
 Elvin Bishop's Big Fun Trio

3-  Begin
 Briana Buckmaster

4 Honey Up
Vanessa Collier

5- Roots Of Blues
Various Artists

6- Downey To Lubbock
Dave Alvin And Jimmie Dale Gilmore

7 British Blues Explosion: Live
Joe Bonamassa

8- Lay It On Down
The Kenny Wayne Shepherd Band

9- Please Don't Be Dead
Fantastic Negrito

10- High Desert Heat
Too Slim And The Taildraggers


11- Live From The Fox Oakland
Tedeschi Trucks Band

12- Black Coffee
Beth Hart And Joe Bonamassa

 13- Stompin' Ground
Tommy Castro And The Painkillers

 14- Belle Of The West
Samantha Fish

15- The Storm
ZZ Ward

"Efsane Paul McCartney yeniden Cavern Club'de Sahnede

Radyo ODTÜ'de her pazar gecesi "Kulak Misafiri" isimli harika bir rock programı yayınlanmakta. Bu programı hazırlayan Bülent Seyitdanlıoğlu ile geçen yıl tanıştım. Böyle güzel bir insan, sağlam bir rock dinleyicisiyle tanışmakta niye bu kadar geç kalmışım diye de bir hayli üzüldüm desem yeridir. O İstanbul'a geldiğinde, ben de Ankara'ya gittiğimde bu geçen yılların açığını bol bol sohbet edip, rock dinleyerek kapatıyoruz. Baktık olmuyor uzaktayız ben onun rock programını dinliyorum o da benim yazıları okuyor. (bu arada çok yakında benim radyo programı da başlayacak, onu da burdan duyurmuş olayım hani.)
Bir ara ona Blues Perişan Blog'da da yazmasını teklif ettim, oda beni kırmadı ve bir yazı gönderdi. İşte böylece Geronimo Yalnızkartal ve Cenk Akyol'dan sonra Bülent Seyitdanlıoğlu da yazılarıyla Blues Perişan Blog'da. Üretkenliğini bildiğim için onu daha sık görmek isteriz. 




"İki tane büyük kulüp vardır. Biri Liverpool FC Club, diğeri ise The Cavern Club.” 
Bu sözler Cavern Club'un duvarında asılı.
Cavern Club, 1957 yılında Liverpool'da bir caz kulübü  olarak açıldı; sonrasında müziğin dönüşümüyle birlikte bir rock'n'roll kulübüne dönüştü.

İşte adı Liverpool'la simgeleşen efsane The Beatles, bu mekanda 1961 yılından 1963 Ağustos ayına kadar tam 292 kez sahne aldı.
Beatles sonrasında da çok önemli grupları da  ağırladı Cavern. Bu ufacık kulüpte The Rolling Stones, The Yardbirds, The Kinks, Elton John, Queen, The Who ve John Lee Hooker gibi önemli isimler de sahne aldı. 

Cavern Club, bir çok kez kapandı ama yine açıldı.
Beatles'ın efsane üyesi Paul McCartney, 1999 yılında,  1950'li yılların şarkılarını yorumladığı Run Devil Run isimli bir albüm yapmış; aynı yıl The Cavern Club'te çok özel bir konser vermişti.
Gerek albüm gerekse konserde Paul McCartney'e Pink Floyd'un efsane gitaristi David Gilmour ve Deep Purple davulcusu Ian Paice eşlik etmişti. 
Eylül ayında yepyeni bir albümle dinleyicisiyle buluşacak  olan Paul McCartney, albüm tanıtım çalışmaları kapsamında yıllar yıllar sonra geçtiğimiz Perşembe yine Cavern Club sahnesindeydi.
9 Eylül'de popüler müzik tarihindeki yerini alacak yepyeni Paul McCartney albümü  Egypt Station adını taşıyor. Albümden   I Don't Know isimli şarkı Haziran'da dinleyici ile buluşmuştu.

 

 BÜLENT SEYİTDANLIOĞLU
(Kulak Misafiri radyo programı yapımcısı) 






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...