13 Temmuz 2018 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 67



Sâdık Hidâyet
“Diri Gömülen”

İranlı yazar Sâdık Hidâyet 'in (1903-1951) “Aylak Köpek” ve “Hacı Aga” kitaplarını daha önce burada yazmıştım. Öykülerine ilk okuyuşta hayran olup, elimden bırakamamıştım. Hele bir sokak köpeğinin diliyle anlattığı ve kitaba ismini veren “Aylak Köpek” öyküsünü hala ara sıra açıp bir bölüm okurum. 

Şimdi elime geçen “Diri Gömülen”  yazarın 1930 yılında çıkan ilk öykü kitabıymış. Açıkcası “Aylak Köpek” gibi bir başyapıttan sonra bunun ilk öykü kitabı olması sebebiyle bir hayal kırıklığı olabilir mi diye de evhamlanmadım da değil hani. Okuduktan sonra vesvese dağıldı ve  tam tersine aynı olgunlukta öykülerle karşılaştım. Bu sefer ki öykülerde biraz daha Kafka ve Edgar Allan Poe tadı var olsa da alameti farikası gene Sadık Hidayet. 

“Kambur Davut” adlı öykü de gene bir sokak köpeği var ama bu sefer başrolde değil, finalde ve bir kreşendo etkisinde patlıyor. Dokuz öykünün yer aldığı kitabın sonunda yer alan “Hayat Suyu” kelimenin tam anlamıyla “büyükler için masal”. Yazıldığı tarih 1930 ama bugün için öyle güncel ki okuyunca şaşkına döneceksiniz.  

 Sadık Hidayet’in bu kitabını yazın rahatlıkla okuyabilirsiniz ama size biraz dünya ahvali konusunda düşündürtecek. 

12 Temmuz 2018 Perşembe

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 66


Richard Skinner
Kadife Bey

Bu kitapla karşılaşmam müzik kapsamında kitaplar çıkartan yeni bir yayınevi olan “Kara plak Yayınları”ndan çıkanlara bakarken oldu. İlk gözüme çarpan Leonard Cohen ve Bob Dylan biyografileri olacaktı. Hayatımın son otuz yılında bu tip kitapları kaçırmamakla ömrümü tüketmişimdir, gelin görün ki kalıcılık arz edenleri bir elin parmağı kadar bile olmaması bir yana ciddi olanı ondan da azdır. Bu sebeple uzak durmaya karar vermiştim ki ilk gözüme çarpan iki kitabın bizzat Cohen ve Dylan tarafından yazılan otobiyografiler olduğunu görüp, ilgilenecektim. Bunların arasında bir de kapağında Erik Satie resmi olan “Kadife Bey” isimli kitap vardı. Hemen onu almaya karar verecektim.  
Erik Satie ‘nin eserlerini  çok sevdiğimi yakın bulduğumu söyleyemem. Ancak onun 1866 -   1925 yılları arasında, yani modern dönemde yaşayan bir klasik müzik bestecisi olması dikkatimi çekiyordu. Öyle ki çevresinde Duchamp ve Man Ray gibi 20. yüzyılı dönüştüren yenilikçi, dadacı ressamların olması Erik Satie ile ilgilenmemi sağlıyordu.
Bu düşüncelerle kitabı okumaya başladığımda ilk sayfada sinirim bozulacaktı. Roman şeklinde yazılmış bu biyografide “ve” yerine “&” kullanılıyordu. Bu baştan sona hep böyle gidiyordu. Bir ara Richard Skinner’ın uyduruk bir isimle sunulmuş bir gölge yazar olduğunu bile düşünecektim. Bu yazarın kim olduğunu biraz araştırayım dediğimde, kitabın sonundaki hayat hikayesinde İngiliz bir yazar olduğunu ve 2001’den bu yana da kitaplar çıkardığını öğrenecektim. Yazarlık kursu ve “Roman Yazmak” dersi vermek falan gibi meziyetleri varmış. Günümüzde bir hayli moda olan böyle şeylere gıcık olduğum için kitaptan biraz soğumuştum hani… Ama sonuçta para vermiştim, çaresiz okuyacaktım. Biraz başladım, her ne kadar aralarda giren “&”ler okurken çelmeler taksa da bir süre sonrası bunları aşacaktım. Sadece aşmak değil fena halde kaptıracaktım. 
“Kadife Bey” romanı Erik Satie üzerine yazılmış bir roman olsa da “şurada şu tarihte doğdu” gibisinden giden bir biyografi değildi. Roman Erik Satie’nin ölümünden sonra başlıyordu. Araf’ta bekleyen Erik Satie’den hayatının en değerli anısını seçmesi istenir. İşte böylece anılardan anılara geçerken ortaya Satie’nin hayatını sunan bir roman çıkar. Richard Skinner bu romanı oluştururken Erik Satie’nin mektupları, günceleri ve notlarından yararlanarak kurgulamış. Romanın başındaki metofor  ve kurgu harika ama okuma zevkinizi bozmamak için burada bahsetmeyeceğim. Bir biyografi yerine böylesi bir roman şeklinde okurun karşısına çıkması;  Erik Satie müziğini bilmeyen ya da ilgilenmeyenlerin de yani biyografiden bağımsız okuyabileceği  bir eserin ortaya çıkmasına vesile olmuş. 
Erik Satie klasik müziğin 20. yüzyıla taşındığı bir zaman diliminin bestecisi. Bu sebeple eserleri modern fikirlere kapı açarken, günümüz pop müziğinin de ilk adımlarını atıyor diyebiliriz. Roman da bunları da bestecinin düşüncelerinden bulabiliyoruz. Romanda Satie’nin bizim bugün “asansör müziği” ya da bir kafede oturup konuşurken fonda çalan “chill out” tarzının ilk bulucusu olduğunu anlıyoruz. Besteci bir arkadaşıyla şarap içip, konuşmak için kafeye oturur. Ancak içerisi öyle gürültülüdür ki konuşmak mümkün değildir. Bunu kafaya takan müzisyen ertesi gün bu tip yerler için konuşmayı bozmayacak şekilde müzikler bestelemeye koyulur. Bu tipteki bestelere güzel bir isim de bulmuştur: “Mobilya Müziği”.  Bu tarzdaki besteler konserde değil kafelerde çalmak içindi. Besteci bunu bir konserinde ara verildiğinde de kullanmayı düşünür. Konserin birinci bölümü biter, ışıklar yanar ve dinleyiciler koltuklarından kalkıp, fuayeye doğru bir şeyler içmek ya da laflamak için çıkarlar. İşte bu esnada da “mobilya müziği” devreye girecektir.  Şimdi “ Kadife Bey” romanına dönüp, bu deneyimi Erik Satie’nin dilinden dinleyelim,
“Birinci perde bitti, izleyici alkışladı & salonun ışıkları yandı. İzleyiciler çıkarken benim orkestram çalmaya başladı fakat bunu yapar yapmaz, izleyiciler  gerisin geri  koltuklarına döndüler; dehşete düşmüştüm. Salonda bağıra bağıra koşuşturmaya başladım: ‘Konuşun, Tanrı aşkına! Dolaşın! Dinlemeyin!’ Fakat bu pek işe yaramadı, izleyiciler yerlerine oturdular & hiç konuşmadan dinlediler.”
Böylece Satie’nin “mobilya müziği” planı suya düşecekti. 
“Kadife Bey” romanı yazı tatilde ele alınıp okunmak için ideal bir kitap. Okunması kolay ve de matrak ama Erik Satie ile ilgileniyorsanız, kaçırılmayacak ciddiyette (ciddi şeylerin illaki sıkıcı olması gerekmez) bir kitap. 

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 65



Carlos Maria Dominguez
Kağıt Ev

Günümüz Arjantin edebiyatından bir isim olan Carlos Maria Dominguez'in ilk defa okuduğum bir eseri. Hoş bu yazar ile Türk okuru ilk defa bu yapıtıyla tanıyor da diyebiliriz.  
Bir novella, yani uzun öykü diyebileceğimiz bu kitap, ilk kez 2002’de Arjantin’de yayımlanmış. Büyük bir ilgi uyandıran bu kitap, kısa bir süre sonrası da yirmiden fazla dile çevrilerek tüm dünyada yankılanmış. 
Carlos Maria Dominguez, “Kağıt Ev” isimli bu novellasında kitap tutkunu bir profesörün trafik kazası sonucu ölmesinden sonra adresine gelen mektup zarfı ve içinden çıkan bir kitapla başlıyor. Ölen profesörün meslektaşı bu üzerinde çimento tozları olan kitabın geldiği adrese doğru yolculuğa çıkıyor ve böylece macera başlıyor. Kimi zaman dramatik kimi zaman mizahi kimi zaman da polisiye atmosferinde geçen bu kitap yaz tatilinde okumak için birebir. Ancak bütün yaz tatili için yetişmez, ya yolculuk esnasında ya da kumsalda güneşlenirken bitiriverirsiniz, çünkü içinde çizimler de olan bu kitap topu topu 89 sayfa.  Böyle olunca da deniz kenarında gölgelik bir yerde bir bira içiminde bitirebilirsiniz. Bu arada kitabı internetten alırsanız biradan ucuza bile geliyor. 
Dilimize Seda Ersavcı’nın İspanyolcadan çevirdiği kitap orijinalinde olduğu gibi Peter Sis tarafından resimlenmiş. Time, Newsweek ve Esquire gibi dergilerde de çizen  Peter Sis’in çizimleri kitabı okurken aralarda eşlik ediyor. 

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Deep Purple'dan IAN GILLAN yeni bir grup kurdu

Haber sitelerinin verdikleri haber tıklansın diye attıkları başlıklar vardır. Haberin içeriğinden alakasız, sansasyonel bir başlık atılır, siz de hemen merakla tıklarsınız ve avlanırsınız. İşte benim haberin başlığı da öyle olacak diye çok tedirgin oldum. Bu yüzden öncelikle belirteyim ki, 
Ian Gillan, Deep Purple'dan ayrılmadı
ve 
Deep Purple da dağılmadı. 
Peki o zaman olayın aslı ne derseniz, aşağıdaki yazıyı okuyabilirsiniz. 



Deep Purple'ın emektar vokali  Ian Gillan mahalleden çocukluk arkadaşlarıyla  The Javelins isimli bir grup kurarak yeni bir albüm çıkartmaya hazırlanıyor. Yaz sonunda çıkacak bu albüm de onların çocuklukta dinledikleri parçaların kavırlarından oluşacakmış. 

  Gordon Fairminer (solo gitar); Tony Tacon (ritm gitar); Tony Whitfield (bas gitar) ve Keith Roach (davul)'dan oluşan grup  ‘Ian Gillan & The Javelins’ adıyla kayıtlara girecek. 

 Chuck Berry, The Drifters, Jerry Lee Lewis, Ray Charles, Buddy Holly ve Bo Diddley gibi rock'n roll ustalarının klasiklerinden 16 parçanın yer alacağı albümün kayıtları ise Almanya'nın Hamburg şehrinde yer alan  Chameleon Stüdyoları'nda sadece 5 gün gibi bir sürede kaydedilmiş. Bu çalışmada Deep Purple'dan  Don Airey de piyanosuyla konuk olarak destek vermiş. 

‘Ian Gillan & The Javelins’ in Ağustos sonunda çıkacak albümü   earMUSIC  etiketiyle CD,  LP (180g ) ve dijital formatlarda piyasaya çıkacakmış.


  ‘Ian Gillan & The Javelins’ albümü playlisti

CD
1. Do You Love Me
2. Dream Baby (How Long Must I Dream)
3. Memphis, Tennessee
4. Little Egypt (Ying-Yang)
5. High School Confidential
6. It’s So Easy!
7. Save The Last Dance For Me
8. Rock and Roll Music
9. Chains
10. Another Saturday Night
11. You’re Gonna Ruin Me Baby
12. Smokestack Lightnin’
13. Hallelujah I Love Her So
14. Heartbeat
15. What I’d Say
16. Mona (I Need You Baby)

LP
A yüzü
1. Do You Love Me
2. Dream Baby (How Long Must I Dream)
3. Memphis, Tennessee
4. Little Egypt (Ying-Yang)
5. High School Confidential
6. It’s So Easy!
7. Save The Last Dance For Me
8. Rock and Roll Music

B yüzü
1. Chains
2. Another Saturday Night
3. You’re Gonna Ruin Me Baby
4. Smokestack Lightnin’
5. Hallelujah I Love Her So
6. Heartbeat
7. What I’d Say
8. Mona (I Need You Baby)



2 Temmuz 2018 Pazartesi

Bay City Rollers'ın kurucusu Alan Longmuir öldü.


1970'lerin İskoç pop rock grubu Bay City Rollers'ın kurucusu bas gitarist Alan Longmuir, dün (2 Temmuz 2018) öldü. 




70 yaşında hayata veda eden Alan Longmuir, kurduğu grubu Bay City Rollers ile 1970'lerin pop listelerini sallayarak, döneme damga vurmuştu. 

Alan Longmuir, 1966 yılında kardeşi davulcu Derek ile The Saxons isimli bir okul grubu kurmuştu. Kısa bir süre sonra Bay City Rollers adını alacak olan bu grup 1970'lerde oldukça popülerleşecekti.

Yazının başında her ne kadar rock grubu desek de Bay City Rollers dönemin Glam Rock gruplarının 
( Sweet, Slade gibi) pop hali gibiydi.  




16 Haziran 2018 Cumartesi

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 64


NURİ KURTCEBE'NİN UNUTULMAZ ÇİZGİ ROMANI
GADDAR DAVUT

Bir hafta önce İsviçre'ye gitmiştim. Orada Basel şehrinde bir hafta boyunca o müze senin bu müze benim diyerek gezdim. Ren nehri kenarında oturup bira yudumladım. Kısacası herşey harika ve ben bir başka aleme girmiş gibiydim. Kafama onlarca ressamın tablolarını depoladım ve notlar aldım. Bir ara onları da yazıya dökeceğim ve çizeceğim. Hay huy içinde vakit bulabilirsem kitap bile yapmayı düşünüyorum, artık kim okur, ilgilenirse orasını bilemem sadece bildiğim benim için bunlar çok önemli şeylerdi.

İşte İsviçre'nin Basel'inde bu haldeyken, bir facebook'a bakayım derken bir anda bütün neşem gidecekti. Nuri Kurtcebe içeri alınmıştı. Bir büyük karikatürist ve de ustam düşüncelerinden dolayı tutuklanmıştı. Orada burada internete girmeye çalışıp, haber almaya uğraşıyordum. Sanki bir halt yapabilecekmişim gibi memlekete dönmeyi bile düşünüyordum. Olsun bir şey yapamasam da destek verirdim. 

Haberi veren sitelerden bazıları "Bir gazete çizeri tutuklandı" gibisinden olayı duyurmuşlardı. Len Nuri Kurtcebe bu be. Bir döneme damgasını vuran bir çizer. Gırgır dergisinde yaptığı "Gaddar Davut" çizgi romanı unutulur mu. Bir başka haberde Nuri Abi'nin çalıştığı dergiler yazılırken Gırgır yerine "Gıgıl" yazılınca iyice ifrit olacaktım. Neyse ki bir gün sonra Nuri Abi'nin özgür bırakıldığını öğrenince rahatladım.  Bir haftalık seyahatimi tamamlayıp, İstanbul'a döndüğümde hemen Nuri Abi'yi aradım. Düzce'deymiş ve bana 'Şimdi imza işini halletmeye çalışıyoruz, ben seni ararım" dedi. Ben de "Pardon Abi imza gününde olduğunu bilmiyordum. Şimdi başında bir sürü okur ellerinde kitaplarıyla imza vermeni bekliyordur. Kolay gelsin." diyerek kapadım. Bir süre sonra telefonla aradı, Nuri Abi. Benim imza günü sandığım olay başka bir şeymiş. Usta o sıra karakolda saat kaçta imza vermeye gideceğini polislerle konuşuyormuş. Yani Nuri Abi serbest bırakılmış ama şartlı olarak. Düzce sınırlarından çıkmadan, her gün karakola giderek imza verecekmiş.

Ayağımın tozuyla masa başına oturup, Nuri Abi ile ilgili bir yazı yazayım dedim. Ama bir hafta oldu yazı sayısı şimdiden üçe çıktı.  Onlar tekrar gözden geçirip yayınlayacağım ama geciktirmeden yakın zamanda elime geçen üç kitabını hemen tanıtayım dedim. Zira diğer yazıları da tamamlayıp, öyle yayınlamaya kalksam erteleye erteleye haftalar geçerdi.

Nuri Kurtcebe demek vakti zamanın Gırgır dergisi demekti. Bu dergide çizdiği "Gaddar Davut" çizgi romanı ise unutulmazlar arasındadır. Hepimizin gençliğinde, hatıralarında yeri olan "Gaddar Davut" şimdilerde üç çizgi roman kitabı halinde çıktı. 


Blues Brothers MAT 'GUITAR' MURPHY öldü


Blues Brothers'ın sevilen elemanı Mat 'Guitar' Murphy dün (15 Haziran 2018)  hayata veda etti.
88 yaşındaki sanatçı, müzikal yaşamına Chicago Blues'ın altın döneminde Chess Records yıllarında başladı. O zamanlarda Muddy Waters, Howlin'  Wolf, Memphis Slim gibi isimlerle çalıştı. Ama onu geniş kitlelere tanıtan 1980 yılında çekilen "Blues Brothers" filmi olacaktı. Orada oynadığı Aretha Franklin'in kocası rolüyle unutulmazlar arasına girecekti. 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...