Gitarda yepyeni bir dil oluşturmuş güzel bir insan, TOM MORELLO.
Onu Rage Against the Machine grubunun gitaristi olarak tanımıştık.
Bu güzel adamı iki çizimle sunayım dedim.
Gitarda yepyeni bir dil oluşturmuş güzel bir insan, TOM MORELLO.
Onu Rage Against the Machine grubunun gitaristi olarak tanımıştık.
Bu güzel adamı iki çizimle sunayım dedim.
Kanadalı blues rock gitaristi Sue Foley'i hep elektro gitarıyla biliriz. Oysa bu sefer onu pembe şal desenli Fender Telecaster'ını bırakıp, yerine akustik gitarını almış olarak görüyoruz. Salvadore Castillo adlı usta bir flamenko gitar ustası tarafından yapılmış naylon telli bir akustik gitarı ile yaptığı "One Guitar Woman" adlı bu albümde Foley'i sadece gitarıyla buluyoruz. Albümü ilk dinlemeye başladığımda lise yıllarımda tek gitarı ve vokaliyle dinlemeye doyamadığım Joan Baez günlerine dönüverdim. Folk tadında harika ama farklı bir deneyim sunan bir Sue Foley albümü vardı karşımda.
29 Mart 2024'te yayınlanan "One Guitar Woman" albümünde Sue Foley, eskilerin kadın folk ustaları Joan Baez, Carole King ve Joni Mitchell'in izlerini takip ederek bir saygı performansı sunuyor. Sadece bu izlerle kalmayarak 20. yüzyılın başında kadın sanatçıların seslendirdiği ufuk açıcı blues şarkılarını gündeme alıyor. Böylece 17. stüdyo albümünde Sue Foley hem şaşırtıcı hem de anlamlı bir şekilde, Elizabeth Cotten, Maybelle Carter ve Memphis Minnie'nin de aralarında bulunduğu bazı erken dönem kadın blues sanatçılarının on bir cover'ını içeren toplam on iki parça ve bir orijinal besteden oluşan bu albüme sesi ve akustik gitarıyla imza atıyor.
Ocak ayının sonlarına doğru yeni çıkan albümlere bakarken, nerdeyse fotokopi ile çoğaltılmış 1990'ların fanzinleri veya demolarını andıran kapağı ile bir albüm dikkatimi çekecekti. Sonra tabi müziği dinlemeye başlayınca şaşkınlığım daha da artacaktı. Bir o kadar progresif bir o kadar saykodelik bir o kadar da elektro bir sound vardı. Bu zamanda yapılmış gibi de durmuyordu... Sanki 1970'lerde donmuş ama bir o kadar da bugüne taşınmış. Açıkcası dinlediğimde acaba eskilerden bilmediğim bir krautrock grubu olabilir mi? diye düşündüm.
Tatu & Tutkimusmatkailijat isimli Finlandiyalı bir grup. Basta Tatu Back, gitarist Markus Venehsalo ve davulcu Jaakko Pöyhönen yer alıyor.
Tatu & Tutkimusmatkailijat, "Vasta alkusoittoa" albümüyle bizlere güzel bir dinleme zevki sunuyor.
Sabah Deep Puple'ın bugüne kadar kalan ve değişmeyen tek elemanının baterist IAN PAICE olduğunu yazmış ve bir de çizimini paylaşmıştım.
Peki bu efsane grubun tuşlu çalgılar ustası JON LORD unutulur mu?
O da grubun kuruluşundan bu yana Deep Purple'ın değişmeziydi.
Jon Lord hayata veda edinceye kadar Deep Purple'daydı.
Dün paylaştığım yazıda Ian Paice'ın Deep Purple'ın kuruluşundan yana değişmeyen ve bugüne kalan tek elemanı olduğunu söylemiştim.
Deep Purple'ın yarım asırdır davulunda yer alan Paice için eski bir çizgimi yayınlayayım dedim.
Deep Purple denildi mi, Hard Rock'ın en efsanevi gruplarından biri olduğu tartışılmazdır. 56 yıllık müzik yaşamlarında (1976 ile 1984 arasında ufak bir dağılma yaşadıysa da ) bu topluluk sadece rock değil müzik tarihine de altın harflerle yazılmıştır.
Deep Purple benim de rock müziği ile tanışmamda ilk göz ağrılarımdandır. İlk dinlediğim 1972 tarihli "Maden In Japan" isimli konser albümleriydi ve sanırım 13 ya da 14 yaşlarımdaydım. Sonrası birbiri ardına albümlerini dinler oldum ama 1976 yılında bu harika grup dağılacaktı. O zaman diliminde de Rainbow, Whitesnake ve Ian Gillan Band ile bu sevda devam edecekti. 1976'dan 1983'e kadar Deep Purple yoktu ama 1984 yılında o muhteşem haber gelecekti ve Deep Purple tekrar kurulacaktı. O yıllarda TRT3'te Stüdyo FM'de grubun dönüş albümü "Perfect Stranger"ın yayınlanacağı programı nasıl bir heyecanla dinlediğimi bugünmüş gibi hatırlarım.
56 yıllık kariyerlerinde 20 stüdyo, 43 konser albümü yapan Deep Purple günümüzde de müzik hayatına devam ediyor. Ancak bu süre içinde 15 eleman değişikliği olmuştur. Bu değişikliklerde vokal 5 defa değişmiştir. Grubun ilk vokalisti Rod Evans'tı ve ardından Ian Gillan gelecekti ve sırasıyla David Coverdale, Glenn Hughes, Joe Lynn Turner bu görevi alacaktı. Tabi sonrasında gene Gillan gelip, bugüne kadar vokalist olarak kaldı.
Grubun kurucu kadrosunda Ritchie Blackmore gitarist olarak yer alırken daha sonrasında Tommy Bolin, Joe Satriani gibi gitaristleri de kadroda bulacaktık. Ama daha sonrası ise Blackmore gibi kalıcı gitarist olarak Steve Morse, uzun yıllar grubun kadrosunda kalacaktı. O da geçen yıl karısının kanser tedavisi görmesi sebebiyle ona destek olmak için gruptan ayrılacak ve yerine Simon McBride gelecekti. Yani grubun başlangıçından bu yana 5 defa gitarist değişmişti.
Basçılara gelince grubun kuruluş kadrosunda Nick Simper yer alıyordu. Ondan sonra ise bugünkü bas gitarist Roger Glover gelecekti ama 1970'lerin sonunda bir ara bu göreve Glenn Hughes geçiyordu. Yani grubun geçmişten bugününe baktığımızda üç defa bas gitarist değişmişti.
Grubun ilk kadrosunda org, klavye ve piyanoda yer alan Jon Lord, Deep Purple'ın değişmez elemanıydı. Ancak onu 2012 yılında kaybedecektik ve Lord'un ölümüyle yerine Don Airey gelecekti.
Bütün bu kadro değişikliklerine rağmen kurulduğu günden bu yana yani yarım asırdır grubun değişmeyen tek elemanı vardır. İsterseniz şimdi ilk kadronun fotoğrafına bir bakalım...
Rod Evans – vokal
Ritchie Blackmore – gitar
Nick Simper – bas gitar, geri vokaller
Jon Lord – keyboard, org, piyano
Ian Paice – davul
Ian Gillan – vokal
Simon McBride – gitar
Roger Glover – bas gitar
Don Airey – keyboard, org
Ian Paice – davul
Sözün özü Deep Purple'ın 1968'den bu yana değişmeyen ve kalan tek elemanı IAN PAICE.
Onun davuluyla sevdalanmıştık Deep Purple'a ve 56 yıldır da dinlemeden edemiyoruz.
Yazımıza son verirken Deep Purple'ın değişmeyen tek elemanı Ian Paice'ın harika bir davul solosunu 1972 yılından bir güzellik olarak sunalım:
1972 yılında Kopenhag'da verdikleri konserde Ian Paice'ın 9 dakikalık harika bir bateri solosunu izledik. 75 yaşında harika bir baterist ve ilk gününden bu yana Deep Purple'ın kadrosunda değişmeden varolan tek eleman. Bu tarihin içinde bulunmak ve yaşamak benim için de muhteşem bir ayrıcalık.
Aptulika
İlk konuğumuz olan Hollandalı caz üçlüsü The Preacher Men bu yılın başında çıkan "Royal Flush" ile güzel bir dinleme keyfi ortaya koyuyor.
Saksafoncu Efraïm Trujillo, orgcu Rob Mostert ve davulcu Chris Strik'in yer aldığı bu süper üçlü, caz normlarını klasik düzeyde tutarken, rock kulağına da hitap edebiliyor... bu yakınlığı hammond orgun kullanımında fazlasıyla hissediyoruz.
Trionun lideri olarak Efraïm Trujillo saksafonuyla hep müziğin önünde gibi görünse de davul ve orgun soloları müziğin akıcılığını ve devamlılığını sağlıyor.
Caz alanında bir çok ödüle de sahip olan The Preacher Men, saksofon, hammond org ve davulun harika birleşiminde güzel bir trio.
Hammond B3 org alanında bir başka önemli isim olan Pat Bianchi de "Three" adını verdiği yeni albümünde trio olarak müziğini sunanlardan.
Grammy adayı bir org virtüözü olan Bianchi de bir öceki albümde olduğu gibi klasik org üçlüsü anlayışındaki gitar- org - davul düzeni yerine saksafon - davul - org üçlüsünü tercih etmiş. Gitar her ne kadar kulağımıza daha aşina gelse de saksafon klasik caz tınısını verirken aynı zamanda daha has hammond doğaçlamalrı dinlememize sebep oluyor.
Saksafoncu Troy Roberts ve davulcu Colin Stranahan ile oluşan üçlü Bianchi'nin albümünün temelini oluştururken, harika bir uyumu da bizlere sunuyor.
Pat Bianchi ve üçlüsünü "Three" albümü özellikle hammond sevenlere önerilir.