12 Aralık 2023 Salı

Kramp yeni oluşumuyla yarın DoRock'ta konser verecek!



Bu yıla acı bir kayıpla başlamıştık... 

Kramp grubunun gitaristi Doğan Sakin'i yitirmiştik. 

6 yıl önce de grubun kurucusu Nezih Onur'u kaybetmiştik. 

Ve grubun sadece davulcusu İdris Tubcil kalmıştı. 

*

Kramp'ın kurulduğu 1984 yılından bu yana tamı tamına 39 yıl geçmiş... Üçlü - trio- olan Kramp, 40 yıl boyunca bu ana kadroyu hep korumuştu. 

Yani trio rock grupları çok özeldir ve Kramp da onlardan biriydi. Zaman içinde grup kadrosu dörtlü de olmuştur ama bu üçlü hep ana ekseni korumuştu. 


İşte bu yüzden ilk önce Nezih'in ölümünden sonra ne olacak grup devam edecek mi diye soruyorduk. Soruyorduk ama Nezihsiz bunun nasıl olabileceğini de düşünemiyorduk. 

Aradan yıllar geçti ve Doğan'ın yeni parçalar yaptığı ve bunları kaydettiği haberlerini duyacaktık. Hatta grubun şirketi Ada Müzik'le de anlaşma sağlandığını duyacaktık ki işte bu sefer de Doğan'ı kaybedecektik.

Doğan'ın ölümünden sonra o son kayıtlar ne zaman yayınlayacak diye düşünürken bu hafta sonu Kramp'ın yeni bir oluşumla konser vereceğini facebook'ta duyacaktık. Açıkcası bunu ilk önce bir şaka sanacaktım. Öyle ya böyle bir haber konsere iki gün kala mı duyurulurdu. Ama doğruymuş. 

Kramp'ın efsanevi üçlüsünden şimdi sadece davulcu İdris Tubcil kaldı. İdris yepyeni bir oluşumla Kramp'ı yeniden canlandırıyor. 

Gitarlarda  Aytek Akçakaya ve Hakan Özboz, bas gitarda  Doğan Buruk, vokalde Anıl Kovastan ve grubun emektarı İdris Tubcil ile Kramp yarın (13 Aralık 2023) Çarşamba saat 21.30' da metal Drock ta  konsere çıkacak. 

11 Aralık 2023 Pazartesi

Marty Friedman Yeni Solo Albümünün Kayıtlarını Tamamladı.



Megadeth'in eski gitaristi Marty Friedman'ı The Fusion Syndicate isimli bir projenin albümü "Beatiful Horizon" da görmüş ve dinlemiştim. Bunun üzerine hemen kaleme sarılıp, "Nerde Bu Marty Friedman !" diye bir yazı yazmıştım. Oysa usta gitarist solo çalışmalarına devam ediyormuş...hatta şu sıralar yeni albünün kayıtlarını tamamlamış bile.

10 Aralık Pazar günü Marty Friedman , İtalya'daki bir stüdyoda çekilmiş bir fotoğrafını sosyal medya hesabında paylaştı ve şu mesajı ekledi: 

"Yeni albümümün kayıtlarını yeni bitirdim. Gitar kaydımı Japonya'da yaptım ve ardından kayıtları tamamlamak için iki haftalığına buraya İtalya'ya geldim. Solo albümümü yayımlamak ve sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum."

O üç albümün hatırına Sepultura

 


Bir VEDA TURNESİ de SEPULTURA'dan. Brezilyalı grup dağılmadan önce dünya genelinde bir veda turu yapacağını açıkladı. 

Veda turunun önümüzdeki 18 ay boyunca süreceği ifade edilen açıklamada, "Tüm dünyada yapacağımız veda turuyla sadık hayranlarımızla 40 yıllık varlığımızı kutlayacağız. Geçmişin ve şimdiki zamanın son bir kutlaması olacak" ifadeleri yer aldı.




Gecenin saat 00.32'sinde adam kalkıp, Sepultura'nın Chaos A.D." albümünü dinlemek ister mi?  Bilenler bilir, çevre halkı ve komşularınız için biraz sıkıntılı yani gürültülü olur. Hemen aklımı başıma alıp son günlerde severek dinlediğim Los Angeles'lı grup Dirty Honey'e döndüm. Bu arada o da çevre halkı ve komşular için sakıncalı olabilir ama kapıyı çalan komşuya, " kusura bakmayın bu gece bir rock barda konserdeydim , eve gelince bir duble rakı koydum." derdiniz hatta komşu da size katılır, sabahı ederdiniz. Peki gecenin bir yarısı Sepultura dinlemek (hem de neredeyse 30 yıldır bir kere bile dinlemediğim bir grubu) nerden aklıma geldi. Bunun nedenini yazının sonunda anlatacağım ama önce bundan otuz küsur yıl öncesine bir dönelim hele.


Otuz Yıl Öncesi Bir Sepultura Vardı

Sepultura yani Brezilyalı grup ile tanışmamız 1992 tarihine rast gelirdi.  Onları ilk olarak iki yıl önce çıkan "Arise" albümüyle dinlemiştim.  O albümde bulunan Motorhead cover'ı "Orgasmatron" bana biraz karanlık gelse de sevmiştim. Ancak albümde yer alan "Dead Embryonic Cells" biraz daha güzel gelmişti. Dönem thrash metal'den sonra yeni yeni tarzların çıktığı zamanlardı ve death metal gittikçe popülerleşiyordu. Sepultura da bu yeni tarzlara göz kırpsa da thrash tarzına daha bir uyuyordu. 1993 yılına gelindiğinde grubun "Chaos A.D." albümü çıkacaktı. Bu albümü gecikmesiz aynı yıl dinliyor olacaktık. Bu arada grubun Brezilyalı olduğunu öğrenmemiz daha büyük bir yakınlık kurmamızı sağlayacaktı. Ayrıca bu yeni albümde Brezilya müzik ögeleri de görülürken grubun söylemindeki protest ve sol bakış da hoşumuza gitmişti. Bu arada yazıyı yazarken albümü onca yıldan sonra tekrar dinlerken bu albümü sevmemin dönemle alakalı olmadığını anladım, zira hala kafa sallayıp, tempo tutmamak için kendimi zor tutuyorum. 

Sepultura hayatımıza öyle bir girmişti ki grubun kurucusu Max ve  Igor Cavalera biraderler adeta mahalleden çocukluk arkadaşlarımız gibi olmuştu. 

Sonra 1996'da "Roots" albümü geldi ve devir de plağın yerini CD'ye bıraktığı yıllardı. Tabi bu albümün CD'si hemen alınacaktı. Albüm sound olarak daha sertleşmiş ve Brezilya müziği daha bir kendini gösterir olmuştu. Az sayıda da olsa bazı sıkı dinleyici bu tavrı pek sevmemişti ama bana hala güzel gelmişti. 

Sonra Cavalera kardeşler birbirinden ayrıldı ve bir başka grup kurdu galiba sonra her iki halini de bir süre takip ettiysem de eskisi kadar beni mutlu etmediler. .. ya techno gibi geldi ya da daha death falan gibi brütal, karanlık tarzlara meyl ettiler gibi geldi. Açıkcası ondan sonra da Sepultura ile bağlantım kesildi. 


Evet yazının başında da dediğim gibi 30 yıl sonra Sepultura dinlemek isteğim de nereden çıktı. Bu bir müzik haberiyle oldu, orada şöyle bir başlık görecektim:

"Brezilyalı ünlü metal grubu Sepultura Veda  Turnesi yapacağını duyurdu!"

İşte bu yüzden içimde bir anda o otuz yıl önceki 3 Sepultura albümünü dinleme isteği beni fena halde saracaktı. O geceden sonra bu yazıyı yazana kadar üç gün geçti. Üç gün yazı için geçmedi bir yandan da o albümleri dinledim ve gerçekten güzelmiş. Ancak Grubun "Roots"tan sonraki albümlerine tekrar bir dinleyeyim dedim ve söyle bir 1997 tarihli "Blood Rooted" albümüne bir bakayım dedim. Ki çıktığı yıl da sevmemiştim, en azından bana yakın gelmemişti. Açıkcası otuz yıl ara geçse de aynı oldu , sevemedim. Ama o üç albüm için Sepultura'nın son buluyor olmasına üzüldüm. 


Sepultura bu Cuma günü sosyal medya hesabından açıklama yaptı ve  dağılmadan önce dünya genelinde bir veda turu yapacağını açıkladı. 

Veda turunun önümüzdeki 18 ay boyunca süreceği ifade edilen açıklamada, "Tüm dünyada yapacağımız veda turuyla sadık hayranlarımızla 40 yıllık varlığımızı kutlayacağız. Geçmişin ve şimdiki zamanın son bir kutlaması olacak" ifadeleri yer aldı.

Ne diyeyim o veda turnesi bu bizim diyarlara da gelirse, o üç albümden çalınacaklar için giderim ve helalleşiriz. 1994 miladından sonra her şey Kaos A.D. oldu ama öncesi güzeldi . 

Aptulika


Scorpions 8 yıl sonra yeniden İstanbula konsere geliyor.



Artık herhangi bir grubun veda turnesi dediğinizde, karşınızdaki kişiden kinayeli bir gülümseme ifadesiyle karşılaşıyorsunuz. Bundan on yıl önce veda turnesine başlayan ve 2016'da ülkemize gelip konser veren Scorpions'un afişlerinde "son kez" ibaresi bulunuyordu. Oysa şimdi gelen bir haberle grubun 2024 baharında İstanbul'a gelip konser vereceğini öğrendik. Aslında ben artık, "Veda Turnesi" denildiğinde"yeni bir başlangıç" diye anlıyorum. Grubun gitaristi zaten veda ettikleri turnenin sonlarına doğru, "Veda düşüncesinde yanlış karar vermişiz" diyecekti. İşte o veda konserleri grubu tekrar canlandırdı yani kan yeniledi. Şimdi eski bir albümün 40. yılı sebebiyle bir başka turneye başladılar. Bu da iyi tarihteki on yıl savaşları gibi veda turnesi sonsuza kadar da sürebilirdi. 



  Scorpions, 8 sene aradan sonra İstanbul'da konsere geliyor. 

Son olarak 2016 yılında ülkemizde muhteşem bir konser veren  Scorpions, 2024 yılının en büyük müzik konserlerinden birini gerçekleştirmek üzere, efsane albümleri 'Love at First Sting'in 40. yılı şerefine gerçekleşen turne kapsamında Epifoni organizasyonuyla 23 Mayıs 2024 Perşembe gecesi KüçükÇiftlik Park’ta sahneye çıkacak. 'Still Loving You', 'Wind of Change', 'Rock You Like a Hurricane', 'Send Me an Angel', Always Somewhere gibi her biri rock tarihine geçmiş, nesiller boyunca dinlenmiş, dillere pelesenk olmuş efsanevi şarkıları arka arkaya dinleyebileceğimiz konserde Alman grup Scorpions unutulmaz bir performans sergileyecek!



Dile kolay, neredeyse 60 yıllık bir kariyer... Nice eşsiz albüm, müzik tarihine kazınmış unutulmaz rock marşları, nesiller boyunca eskimeyen melodiler ve olağanüstü turneler... Alman grup Scorpions sadece rock tarihinin gelmiş geçmiş en büyük topluluklarından biri değil, müzik tarihinin en önemli markalarından da biri aynı zamanda. 1965 yılında gitarist Rudolf Schenker tarafından Almanya'nın Hannover şehrinde kurulan Scorpions’ın şarkılarını canlı canlı dinlemek şimdiden dinleyicileri coşturdu bile.  KüçükÇiftlik Park’ta unutulmaz bir rock gecesi yaşanacağa benzer. 



9 Aralık 2023 Cumartesi

Bir Tablodan Çıkan Albüm


Bir tablo yılları aşıp, neredeyse 150 yıl sonra yapılan bir saatlik müzik albümüne ilham olabilir mi? Üstelik bu albüm ABD'deki siyah insanın yaşadıklarını anlatıp, blues'un köklerini gözler önüne seriyorsa bir tablo bu kadar şey yapabilir mi?

Eric Bibb'in yeni albümü "Ridin'"e ilham olan Amerikalı ressam Eastman Johnson'ın 1862'de yaptığı "A Ride for Liberty - The Fugitive Slaves" isimli tablo, ABD'deki köleciliği ve ırk ayrımını  tesbit eden ve yüzyıllar öncesinden dünyaya duyuran ilk ve (belki de) tek örnek olan bir eserdir. 

Şimdi de bu tablonun öyküsünü dinleyip, bir Görme Biçimi yapalım: 



A Ride for Liberty - The Fugitive Slaves  isimli bu tablo, 1862  yılında Amerikalı ressam Eastman Johnson tarafından yapılmıştı. Amerikan İç Savaşı sırasında Güney Amerika'daki kölelikten kaçan bir Afro Amerikalı aileyi tasvir eden bu resim, gerçek bir olaya dayanmaktadır.   

Amerikan İç Savaşı'na bizzat katılan Johnson  bu süreçte bir çok olaya tanık oldu ve bunların resim ve eskizlerini yaptı. Ressam o savaşta Birlik Ordusu'nun saflarında yer alıyordu.  2 Mart 1862 sabahı erken saatlerde Johnson bir olaya tanık olacaktı. Güneylilerin köleci ve ırkçı yönetiminden at üzerinde Birlik Ordusu hatlarına doğru kaçan bir Afro Amerikan aileyi görecekti. 

Eastman Johnson, şahit olduğu bu olayı resmine yansıtmak için durmaksızın eskizler ve desenler üzerine çalışmaya başladı. 1862'de bu konuyu işleyen üç resim çıkardı.  Bu resimlerden bugüne sadece iki tanesi kaldı.   

Ressamın hayatı boyunca bir geminin ambarında kalan ve hiç sergilenmeyen bu iki tablosundan en bilineni, şu anda Brooklyn Müzesi'nde bulunmakta. 55,8 cm × 66,4 cm boyutlarında olan bu resim tahta üzerine yağlıboya olarak yapılmış.

Eastman Johnson'ın A Ride for Liberty - The Fugitive Slaves tablosu sanatçının en önemli eserlerinin en başında gelirken; Güney'deki esaretten kaçan kölelerin durumunu yansıtan (çok az sayıdaki) çağdaş eserden biri olarak kabul ediliyor.


*


Eastman Johnson'ın A Ride for Liberty - The Fugitive Slaves tablosunu yaptığı yıllarda Amerikan İç Savaşı'na katıldığı zamanlardan  bir otoportresi.    



Johnson Afro Amerikalı siyah insanı sorunlarıyla birlikte tablolarına yansıttığı gibi Amerikan yerlileri Kızılderilileri de tablolarına taşıyan ilk beyaz ressamlardan biri olacaktı.


Eastman Johnson'un yaşlılık döneminden bir fotoğrafı.


Eastman Johnson'un "
A Ride for Liberty - The Fugitive Slaves"  isimli bu tablosundan çıkan Eric Bibb'in yeni albümü "Ridin'"ı   fırsat bulduğunuz ilk anda bu albümü dinleyin derim.

 Aptulika 





Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 216



Neslihan Önderoğlu
 "Cüret"
Everest Yayınları
  (1. Basım Eylül 2023)

2013 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü alan "İçeri Girmez miydiniz" isimli ilk kitabıyla tanımıştık Neslihan Önderoğlu'nu. Ardından gelen "Mevsim Normalleri" ve diğer öykü kitaplarını okumuş ve sevmiştim. Bana göre öykü önemli bir alandır, öyle ki Dostoyevski'nin, Tolstoy'un öykülerini romanlarından daha değerli bulurum. Zaten Dostoyevski'nin öykünün dehası Gogol'un paltosundan çıktığını söylemesi de boşuna değildir. Roman da önemlidir ama öykü, şiir gibi özel bir alandır. Bu yüzden Neslihan'ı hep öykü tadını iyi veren bir yazar olarak tanımıştım... ama şimdi son çıkan "Cüret" kitabıyla roman yazdığını görünce içimden biraz "eyvah" demedim değil hani. Açıkcası o öykülerindeki güzelliği bulamayacağım diye endişe duydum. Okuduktan sonra bu işin öykü tavrını koruyarak yazılmış bir roman olduğunu anlayacaktım. 


Neslihan Önderoğlu'nun kitabını okuduğum zaman diliminde 4 haftalık "Görme Biçimleri"ni de yapıyordum ve bunların hepsine Neslihan da katıldı. Resim ve heykel sanatından örnekleri "Görme Biçimleri" içinde incelerken ben plastik sanatlar ile edebiyat arasından bağlar kurar olacaktım. "Modern Sanat" bölümünde soyut sanat ve kübizm örnekleri üzerine konuşurken Neslihan'ın romanındaki kahramanlardan antikacı olan Resul'un şu lafı dikkatimi çekecekti:
 "Önemli olan hiç parçalanmamış gibi yepyeni görünmesi değil, kusurlarıyla güzelleşmesi. Güzelliği tamir etmiyordum böyle yaparak , onu görme şeklini değiştiriyordum. Yani aslında ona yepyeni bir anlam yüklüyordum." 
Romandaki bu satırları bir yere not ettim, zira bu bir anlamda görme biçimlerine ve soyut sanata - modern sanata açıklık getirecek bir tanımlamaydı. Bunu ona da söyledim.  Sonra Görme Biçimleri'ni bitirdikten bir gün sonra Neslihan bana yaptığı bir kolaj çalışmasını gönderdi. Bu benim çok hoşuma gitti zira sanat dalları arasında buluşmaların olmasından hep yanayımdır. Buna bir anlamda "Görme Biçimleri" etki etmiş ise (ki zaten amaçladığımda bu idi) bu beni mutlu eder. Yani o süreçte ilerde plastik sanatlar ile edebiyat buluşmaları yapma yolunda bir "Görme Biçimleri" olabilir diye düşünmeye de başladım. 

Neslihan'ın "Cüret" romanı elbetteki resim ve heykel gibi plastik sanatlarla alakalı bir konuyu içermiyor. Güncelimizde olan bir konuyu öykü tadında romana taşıyor. Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında alıntıyla bu yazıyı noktalayayım:
"Cüret, tüm “ötekileri” bir lincin gölgesinde, sarsıcı ve sancılı bir düzlemde karşı karşıya getiren bir roman. Neslihan Önderoğlu, bir evin içinden taşan trajedinin izini sürerken de, bir anda cehenneme dönen sokaklarda yaşanan arbedeyi anlatırken de engellilerin, mültecilerin, travestilerin, azınlıkların ve içten içe “çoğunluğun” korkusunu gözler önüne seriyor: Bir evin ve bir ülkenin sakinleri uzun zamandır patlamaya hazır vaziyette dolaşıyorsa fitili kim ateşler? En mazlum görünen midir o, en zalim olan mı? “Güç” el değiştirdikçe kurbanlarla failler de yer değiştirir mi?"

Romanı okuduğunuzda siz nasıl bulursunuz bilemem ama ben ilerde Neslihan'ın öykülerini ve romanlarını bir kolaj tadında "Görme Biçimleri"ne taşıyabilirim. 

Aptulika


Iron Maiden, Kolombiya Konserinde Bilet Rekorunu Yerle Yeksan Etti!

 


Billboard.com'un haberine göre , Iron Maiden'ın  Kolombiya'daki  konserinin biletleri, rekor bir sürede satıldı.

 24 Kasım 2024'te verilen konserin biletleri satışa çıkmasından 21 dakika içinde satılarak tükenmiş.  42.000 biletin tamamının 21 dakika gibi kısa sürede tükenmesi yeni bir dünya rekoru olarak tanımlanıyor. 

Kolombiya'daki konserin organizatörü Alfredo Villaveces , "Burada en son konser verdikleri tarih olan 20 Mart 2011'den bu yana uzun süre bekledikten sonra yapılacak bir Iron Maiden konserinin büyük bir kalabalık toplayacağından emindik ama bu kadarını beklemiyorduk. " dedikten sonra ekliyor, "Bu konseri düzenlemeye karar verdiğimizde biri konserin biletlerinin çıkmasıyla 21 dakika içinde tükeneceğini söylese, ona çok hayalci olduğunu söylerdik. En çılgın hayallerimizde bile 21 dakika içinde patlayıp satış rekorları kıracağını düşünmemiştik". 

 

Bu arada Iron Maiden yeni rekora daha hazırlamıyor. IQ Magazine'e göre , grubun 27-28 Kasım 2024 tarihlerinde Şili'nin Santiago kentinde Estadio Nacional'da düzenlenecek iki konser için daha  şimdiden 95.000'den fazla bilet satılmış .


Iron Maiden, hem grubun en son stüdyo albümü "Senjutsu" hem de 1986 albümü "Somewhere In Time"dan şarkıların yanı sıra hayranların en sevdiği şarkılardan oluşan " The Future Past Tour" konserleri dünya üzerinde büyük kalabalıklara ulaştı. 

"Senjutsu" albümü, Eylül 2021'de piyasaya çıktı. 92 dakikalık yayın süresiyle  grubun 2015 çalışması " The Book Of Souls"un ardından en uzun süreli Iron Maiden albümü oluyor. 

 

"Senjutsu" Billboard 200 listesinde 3. sıraya yükseldi ve grubun "Powerslave" ve "The Number Of The Beast" gibi ilk klasiklerinden bile daha yüksek bir listeye ulaştı . Eleştirmenlerden tam not alan çift albüm, 2015'teki "The Book Of Souls" ve 2010'daki "The Final Frontier" albümlerinden bir sıra daha yukarıda yer aldı ve her ikisi de 4. sıraya kadar yükseldi. Ayrıca "Senjutsu", Iron Maiden'ın ABD'de Top 40'ta zirveye çıkan 13. albümü olmuş. 


https://www.billboard.com/music/latin/iron-maiden-sells-out-colombia-stadium-21-minutes-1235540431/


https://www.iq-mag.net/2023/12/iron-maiden-smash-colombia-ticket-sales-record/


https://blabbermouth.net/news/iron-maiden-smashes-colombia-ticket-sales-record





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...