30 Temmuz 2019 Salı

27 yıl önceki Brayn Adams anısı


Garip tesadüftür ama dün eski çizimleri bir toparlayım derken elime 27 yıl önceki bir çizim gelecekti. Bu 1992 yılında Hıbır dergisinde Bryan Adams konseri öncesinde yaptığım bir çizimdi. 
27 yıl önce iki gün önce yani 28 Temmuz 1992'de İstanbul'da Dolmabahçe'deki İnönü Stadyumunda Brayn Adams konserini tıklım tıklım doldurmuştuk. Bu tarihe ilk stadyum konseri olarak yazılacaktı. 
Bryan Adams, 16 Kasım 2019 Cumartesi gecesi Ülker Sports Arena’da yeniden bir konser verecek ve aklıma bu güzel anı geliverdi.  


26 Temmuz 2019 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 113


Sevgi Soysal
"Tutkulu Perçem"
İletişim Yayınları
(1962)


 Elimde bulunan ve kısa öykülerden oluşan bu kitap, 2016 tarihinde İletişim yayınlarından çıkmış ama ilk yayınlanışı 1962, yani benim doğduğum tarihte çıkmış. Bu kitap şu an ilk kez yayınlanıyor olsaydı diyeceğim şey şu olurdu: "Özgün - Yenilikçi - Farklı"

Sanatın hangi dalında olursa olsun bir sanatçının kendine ait bir dünya kurabilmesinin önemli olduğuna dair bir takıntıya sahip olmuşumdur ki Sevgi Soysal yapıtlarında bunun en güzel örneğini veren yazarlardan. Her hangi bir eserinden her hangi bir sayfayı okumaya başlarsanız ona ait olduğunu anlayabiliyorsunuz. Günümüzde aşina olduğumuz imaj terziliği gibi biçilmiş bir elbise değil bu, hesapsız kitapsız bir dünya sunmak ve kendi penceresinden bakabilme mahareti. Bu sadece anlatımdan kaynaklanmıyor, dili kullanımıyla da o dünyaya ait. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama samimiyetinden kuşku duymanıza imkan yok, tabii sizin de samimi olup, ön yargılarınızı atmanız şartıyla.

Sevgi Soysal ismini ilk duyduğumda ilkokula gidiyordum ve hafızama yerleşen 12 Mart faşizminde hapise girmesiydi. Daha baştan düşüncenin nasıl bir suç olduğunu o anlarda algılayacaktım. O çocukluk günlerimde Sevgi Soysal görüntüsüyle de farklıydı çünkü sarışındı ve bir o kadar da "kentli"ydi. Bizim için o yıllarda kentli demek Ankara ile eşitti. Sarışın ve kentli tanımının çocuk aklımda oluşturduğu öznesi de Sevgi Soysal'dı. Kentli ve sarışın, çocuk aklımda "farklı" demekti. Şimdi "Tutkulu Perçem"i okurken, edebiyatımızda da aynı tanımın uyduğunu anlayacaktım. Sevgi Soysal, Türk edebiyatının en önemli temsilcilerinden ama bir başka yazarımıza benzemiyor diğer yazarlarımızda ona. 
   
Yukardaki satırlarda, "Bu kitap şu an ilk kez yayınlanıyor olsaydı diyeceğim şey şu olurdu: "Özgün - Yenilikçi - Farklı"" demiştim ve kendimce özgün ve farklı yanlarını anlattım. Kala kala "yenilikçi" yanını yazmak kaldı. İşte burada fena halde duvara tosluyorum diyebilirim. "Tutkulu Perçem" yazarın ilk kitabı ve bundan tam 57 yıl önce yayınlanmış. Yarım asır sonra hala nasıl olur da "yenilikçi" diyebilirim? Soru işaretini cevaba döndürmeye hiç niyetim yok biraz da siz düşünün. Hatta kitabı okuduktan sonra siz de yeni sorular oluşturun derim.

Aptulika


25 Temmuz 2019 Perşembe

Sabih Cangil Band Yaz Konseri


Sabih Cangil Band yaz konserleri devam ediyor, yarın  (26 Temmuz 2019) , saat 21.30'da Barock Bar'da. 

24 Temmuz 2019 Çarşamba

Beth Hart'ın yeni albümü Eylülde



Beth Hart yeni albümünü 27 Eylül 2019'da  çıkaracağını duyurdu. "War In My Mind" adını taşıyacak olan albümden sonra da sanatçı 2020 yılında İngiltere'yi kapsayan konser turnesine başlayacakmış.

12 yeni parçasının yer alacağı bu albümde Beth Hart, albümle aynı adı taşıyan parçasında da bağımlık yaşadığı problemli yıllarını ve bundan kurtuluşunu anlatıyor. 

Bu hafta albümden "War In My Mind"adlı parça yayınlandı. Dinlemek için aşağıdaki videoyu tıklayın. 

23 Temmuz 2019 Salı

Cahit Kukul 70 Yaşında


Geçtiğimiz Pazar günü rock gitaristi CAHİT KUKUL'un 70. yaşgününü kutladık. 
Hardal, Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü, Siyah Gölgeler, Meteor gruplarında gitarist olarak yer alan Cahit Kukul, 1966'dan bu yana gitarı, vokali ve besteleriyle  unutulmaz çalışmalara imza attı. 70 yaşına adım atan Cahit Kukul yeni bestelerini ve albüm projelerini de duyurdu. 
İyiki doğdun Cahit Abi ! 
Nice yıllara büyük usta!




Bir etkinlik ya da konser olur, çok çok özeldir ve bu izlenimlerimi paylaşmak isterim. Bu paylaşma isteğine ek olarak bir de yılların mesleki hassasiyetine göre bu bir haberdir ve olduktan sonra en çabuk şekilde okuyucuya ulaştırılmalıdır. Eğer bir konserse bu sabahına izlenim yazınızı bitirmeli ertesi günün gazetesinde yer alacak şekilde yayına hazır duruma getirmelisiniz. Doğru olanı budur ama ben hiç bir zaman bunu başaramamışımdır. Bu nedenle  gazetede çalışırken de konser izlenim yazısı yazmaktan hep uzak durdum.

ROCK'N ROLL'LA DOLU BİR HAFTA

Bu hafta sonu tamamen rock'n roll ile doluydu. Bir konser izledikten bir gün sonra da Türk Rock tarihinden bir ustamızın adına yapılan bir etkinliğe katıldım. Bunlardan ilki Manowar'ın Küçük Çiftlik Parkı'ndaki "Veda Turnesi konseriydi ki benim için en keyif veren yanı konserin yapıldığı yerdi. Küçük Çiftlik Parkı'nda konser izlemeyi hep sevmişimdir. Hem ulaşımda yürüme keyfiyle gidip gelmek hoştur, eh biraz da doğduğum, büyüdüğüm ilçenin sınırlarında ( Benim kastım Beşiktaş ama galiba Şişli sınırına da biraz geçmiş oluyoruz.) olması benim için önemlidir. Ayrıca hatıralarımızda yeri olan İnönü Stadı'nın yanında olması da ziyadesiyle güzeldir. Konser nasıl geçti derseniz... Manowar'ı bu ikinci izleyişim. Birincisi ilk geldikleri Yedikule konseriydi ki benim için tam anlamıyla hayal kırıklığıydı. Pek çok kişinin hatıralarında o konserin ayrı bir önemi vardır, bilirim. Bu yüzden onları kırmak istemem ama bana göre konser değil, tam anlamıyla bir tiyatro ya da başka bir deyimle şov vardı. Olur mu? Tabi ki olur ama ben pek tercih etmem. Bu seferki izlediğim ikinci Manowar konserinde ise artık, fazla bir beklentim de yoktu ama oraya gittim, eski dostları gördüm.  (Konserle ilgili yazıları Geronimo Yalnızkartal ve Cenk Akyol ayrı ayrı hazırlıyorlar. Her iki yazıda ayrı bakış açılarıyla olacak. Biri olumlu, biri de olumsuz yani eleştirel yanıyla olacak. Artık onlardan konseri okursunuz.)
Güzel bir konserin ya da etkinliğin ertesinde hemen yazamama sebebim uyuşukluk ya da tembellikten kaynaklanmıyor. O anları bir gün sonra da yaşatmayı sürdürüyorum. Bu kimi zaman bir günü de aşabiliyor hani. Nasıl anlatmak gerekir ama galiba o anları daha sonrası da yaşamaya devam ediyorum.

TÜRK ROCK TARİHİNİN KİLOMETRE TAŞI 
(Tabii benim tarihimin de)

Konserden bir gün sonra yani Pazar günü muhteşem bir buluşma olacaktı. Kadıköy'e geçtim ve saat 13.30'da  Eskici Gizli Bahçe'ye gittim. Orada Türk Rock tarihinin kilometre taşlarından Cahit Kukul ile buluşacaktık, çünkü usta 70 yaşına giriyordu. Cahit Kukul denildi mi benim için akan sular durur. 1970'li yılların sonunda TRT'de çıkan bir topluluk aklımı fena halde başımdan alacaktı. Grubun ismi Hardal'dı ve çalan parçaları ise "Zor"du. Parçayı ve o günkü TV görüntüsünü aşağıda bulabilirsiniz.

1982 yılında üniversiteye yeni başladığım zamanlarda, İzzet Öz'ün "Teleskop" programında bu parçayı duyduğumda heyecanım öylesine artmıştı ki anlatamam. Hala o günkü kalp atışlarımı hatırlarım.... Bugün hatta şu an paylaşırken bile aynı kalp atışları devamdır gidiyor. Bu TV görüntüsündeki yelekli ve bıyıklı gitaristi daha sonraları da Erkin Koray konserlerinde görecektim. Bu dev ismin adı Cahit Kukul'du ve sonrasında da tanıştık. 30 yıl önce tanıştık ve o gün bugündür, benim hayranlığımı sağolsun o abi kardeş haline taşıdı.

DEV ÇINARIN GÖLGESİNDE

21 Temmuz 2019, Pazar günü orada 70 yıllık dev çınarın gölgesinde olmak için koşar adım gidiyordum. Eskici'ye vardığımda ilk olarak Sinan Doyan'la karşılaştım. Kilometrelerce yolu aşıp, Ordu'dan gelen Sinan Doyan'la sarıldık, konuştuk. O da benim gibi erken gelmişti. Koyu sohbet esnasında bir baktık ki kapıdan Cahit Abi girdi yanında eşi ve kızı Özlem. Yalansız o 37 yıl önceki kalp atışları bende yeniden nüksetti. Oturduk hemen tasarılarından konuşmaya başladık. Edgar Alan Poe'nın şiiri "Annabel Lee"yi bestelemiş, onu anlattı. Bir süre sonra kalabalıklaşmaya başladık. 25 kişi olmuştuk ve bu bir anlamda rock tarihimizin bir kesitiydi. O sıra farkettim ki biz bir aile imisiz... Cahit Abi de bunu hatırlamamıza ön ayak olan kişi.

Herkes bir aradaydı ve tabi herkes birbiriyle konuşmaya hasret gidermeye başlamıştı. Ben muhabbetlerin tek bir saniyesi bile Cahit Abi'siz olmaması için Murat (Beşer)'a, "Aga sen bir ön ayak ol, moderatör mü ne diyorlar o hesap, Cahit Abi'ye sor muhabbet açılsın." dedim. Murat  hemen olaya el koydu. Masalar ip gibi dizildi ve en başa Kızılderili reisi misali Cahit Kukul oturdu. 
Orada bulunanların torunlarına değil torunların çocuklarına anlatacağı tarihi buluşma derin bir sohbete de şahit olacaktı. 

  RAMİ'DE BAŞLAYAN "TANTANA"

Hepinizin ilk rock bar denildiğinde aklınıza Kemancı gelir ama Kemancı’nın temelleri  Tantana’da atılmış.  
Tantana da ne ? derseniz. 1970'lerin içinde İstanbul'un Rami semtinde kurulmuş bir rock cafe. Orada rock severler bir araya geliyor ve rock plakları çalınıyormuş. Cahit Abi işte o günleri anlatan "Tantana" isimli bir parça da bestelemiş. Onun kayıtlarını sürdürüyormuş. 
Eh yeni parça ve kayıt denilince hemen akla geleni Murat dillendirdi tabi ki,
"Cahit Abi, biraz çıkacak olan yeni kayıtlardan bahseder misin?"

"Yeni kayıtlar işte, 'Marduk Geliyor!' dedik. Marduk, bildiğiniz gibi Marduk gezegeninden gelen bir savaşçı. Bu bir savaşçı ama iyilerin savaşçısı.  Uzay gemisinin adı da 'Marduk'. Ve binlerce savaşçı geliyor, dünyadaki iyilerle bir olup, kötülerle savaşmak için ve tabi duyarsız insanları uyandırmak için. Böyle bir şarkı, diğer şarkı da Anna Belle. Edgar Allan Poe’nun bir şiiri bildiğiniz gibi. Onu da besteledim. Biraz senfonik oldu, uzunca da bir şiir."

Cahit Abi, bu şarkılar hangi formatlarda çıkacak.

"Önce CD olarak düşünüyorum. Bir de internet ortamında. Daha sonra bütün şarkıları çıkartıp yayınladıktan sonrasında da amaç onları bir best of olarak toplamak."

Bir de Hardal albümü plak olarak basılacakmış. 

"Evet tabi, onun anlaşmasını yaptık. Eylül’de satışa çıkacak. Kod müzikten çıkacak. Önce tek albüm yani "Nasıl Ne Zaman” yayınlanacak.  Plak kapağı da yeni bir dizaynla çıkacak. Öyle konuşuldu. 1000 tane plak, 500 CD çıkacak. "

Konuşma böyle sürerken aklımıza geleni orada ilk seslendiren, "Peki neden farklı kapak abi?" diye sorarak Cem Arık olacaktı.
Cahit Abi, "Öyle istediler, yapımcı olarak. " dediyse de Cem Arık, "Orijinali olsa daha iyi olmaz mıydı?" diyerek bu kapak değişikliğinden pek hoşlanmadığını belli edecekti. 
Tabi hepimiz Hardal'ın yeniden çıkacak plağının orijinal kapaklı olmasını isterdik ama fazla üstelemedik. Biraz düşündüğümde o 40 yıl önce çıkan plağın belli sayıda basılan hali daha tarihi değerde kalır, bu da yeni kapakla "yeniden sürüm" olarak günümüz dinleyicisiyle buluşur. Bence bu da güzel. 

Cahit Abi'yi yormayalım diye Murat, "Cahit Abi’ye sorusu olan varsa sorsun. Yoksa serbest bırakalım." dedi ama usta rock gitaristi ağır sağlık problemlerini yeni atlatmasına rağmen, " Tantana’yı anlatıyorduk. Ona devam edelim." diyecekti. Ve tabi sonrasında da 
 Rami’de 66. Tümen Sineması konserlerine doğru sohbet akıp gidecekti. 
  Neler yoktu ki o anılarda 1966 yılının lambalı amfilerinden Siyah Gölgeler, Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü ve tabii Hardal günlerinden anılar bir bir dökülecekti. 
Bu Pazar günü özeldi ve onu güzel hale getiren Cahit Kukul'du. İyi doğdun Cahit Abi. 

APTULİKA


O güne özel bir fotoğrafta çektirecektik tabiki. Tam kadro 


Soldan sağa
Oturanlar ön sıra: İlker Kavruk, , Cem Arık
                arka sıra: Güven Erkin Erkal, CAHİT KUKUL, Sinan Doyan, Nejat Tekdal, 
Ayaktakiler: Halim Gima Özlüper, Barış Göker, Sabih Cangil, Serdar Çokuslu, İzi Eli, Gür Akad, Cenk Akyol, Ünal Vanli,  Cahit Abi'nin eşi, Cahit Abinin kızı Özlem Kukul, Murat Beşer, Vecdi Yücalan, Aptulika, Burak Sarıkaya, Sabahattin Taşdöğen, Serkan Özgül.


 Cahit Abi 70 yaşında da bizi bir araya getirdi. Vecdi'den ödünç alayım ve "Rock'n Roll Böle Bişi".







22 Temmuz 2019 Pazartesi

Geronimo, Manowar Veda Konserini Yazdı !


Manowar : “ Her daim bir derdimiz var” 

 Joey Di Maio,  konserin ortasında mikrofonu eline aldığında  yine tüm alanı tıpkı 2010 ‘da  yaptığı o efsane konuşmanın bir benzeri geliyor  ya da yine Türkçe bir  muhabbet geliyor diye heyecan kapladı.  Ama baba bu defa uzun mu uzun İngilizce bir nutuk attı.  Yine büyük bir dertleri vardı tıpkı  dokuz yıl önce olduğu gibi.   O zaman  “ Big Four” a takmıştılar   ( 2010  Sonisphere Rock Festivali  Gruplar : Metallica , Megadeth , Slayer, Anthrax , Manowar , Accept , Rammstein, Alice in Chains  vd) . Neden  dört büyük deyip bir güzel saydırmış, seyirciden de bu Türkçe diyalog sebebi ile büyük destek almış, konser acayip coşkulu geçmişti.   Bu defa da Baba’nın derdi  büyüktü,  uzun uzun Manowar’ı anlattı, vefalı olduklarına vurgu yapıp haklılıklarını saydı ve  onları  organizasyondan çıkaran Hellfest’çilere  postasını koydu , kendine yakışır şekilde.  Ben izlerken elinde kağıt falan, bayağı bir  politikacı edasında ve rahatlığında gördüm, isterse  senatör falan olabilir diye de düşündüm. Netice de Manowar’ın derdi bizim derdimizdir deyip Hellfest’çilere bir parmak selamı çakalım uygun şekilde ! 
Kısacası  bu dertli mi dertli efsane Manowar  bu yılın en görkemli açık hava konseri olmayı vaat  ediyordu ki , öyle de oldu.  Bir kere MANOWAR‘ın heavy metalinin çoşturamayacağı adam azdır. Nitekim konser alanındaki seyirci yaş grup dağılımı dengesi de bunu kanıtlar nitelikteydi  üç kuşaktan seyirci vardı, hatta  bebeler vardı ki önümüzdeki bir tanesi babasının omuzlarında  kafa sallamaktan bıkmadı, biz de onu seyredip zevk almaktan. 
Konser için dört tır malzeme ile görkemli bir sahne hazırlanmıştı.  Bunu beğendim, ciddiye alınmak güzel.  Konser alanına 20.30 civarı girdik, kapı gevşek olunca, acaba konser sönük mü geçecek diye düşünürken daha içeri adım atar atmaz sürpriz olmayacak şekilde yanıldığımızı anladık. Fanatik hayran kitlesi tüm alanı doldurmuştu, on binin üzerinde  metal ve Manowar hayranı, ya da özel bir görsel ve tempolu şov izlemek isteyen meraklılar yerlerini almıştı . 
Konser isimlerini verdikleri “ Manowar “ ile başladı , ortalık yıkıldı ve ardından akıp gitti …
Hep beraber   Metal kardeşliğini haykırdık , savaştık , çarpıştık , kah Odin’in çocuğu olduk  , kah Metal’in Kralı  , Dünya için savaştık , ara ara yeni az bilindik birkaç parçada  nefeslenme molası olsa da,  Manowar tam bir gaz grubu neticesinde  , tıkır tıkır ilerledi konser.  Konserin bence yine en etkileyici adamı  Joey Di Maio’nun bu defaki bas solo performansıydı, hele ki bas gitardan çıkardığı akdeniz ezgileri ve melodileri  şahaneydi, bir İspanyol gitari  nidaları yükseldi geceye bas gitarından … 
Ben bir Manowar’cı sayılmam, ama  böyle  büyük gruplara her daim saygıyla yaklaşır ve gittiğim her konserden daha önce de ifade ettiğim gibi en büyük keyfi ve zevki almaya çalışırım , bilinen şarkıların nakaratlarını binlerce  kişiyle haykırmak , elleri ve yumrukları aynı anda sallamak , uzun süredir metal  eşliğinde kafa da sallamadıysanız  boyun kaslarınızı çalıştırmak , kireçlenmeye de iyi gelir ayrıca   Biz de her zaman ki  “ Konser Tayfaları”  olarak  bu coşkuya ekipçe katıldık , keyif aldık eğlendik .  İyi ki Manowar var ,  iyi ki bu sene buraya gelmişler ve iyi ki biz de gitmişiz diyerek ayrıldık  konser sonunda alandan … 
Neticede  uzun lafın kısası zaten bu değil mi ?
Other bands play Manowar kill ! 

20 Temmuz 2019 Cumartesi

Büyük Birader Dorock XL Kadıköy sahnesinde...


Son yılların önemi rock gruplarından Büyük Birader, bu salı günü İstanbul'a konser için geliyor. Ankara'da ikamet eden grup, 23 Temmuz 2019, Salı Dorock XL Kadıköy'de konser verecek.

Büyük Birader şarkılarında sistem eleştirisi, içsel hesaplaşmalar, yalnızlık ve sulandırılmamış aşktan bahseden ilk albümü “Yol”u Şubat 2016 tarihinde On Air etiketiyle dijital platformlar ve müzik marketlerde yayınlandı.

Büyük Birader, vokal-gitar Bora Biçer tarafından davul ve perküsyonda Gerçek Dorman, bas ve çelloda Ulaş Tercan’ın katılımıyla 2007 yılında Ankara’da kuruldu. Adını George Orwell’in kült romanı 1984’teki herkesi izleyen, totaliter baskıcı sistemi temsil eden karakter Büyük Birader’den almıştır.

Büyük Birader temelde klasik trio bas, davul, elektro gitar üçlüsünden oluşsa da Bora Biçer’in akustik düzenlediği şarkılara Ulaş Tercan’ın çellosu ve Gerçek Dorman’ın perküsyon setiyle eşlik etmesi, grup içinde yeni akustik bir tarzın oluşmasını da sağlamıştır. Hem elektrik hem akustik setle farklı bir enerji yakalayan grubun tarzı genel olarak rock tınlasada, içinde yer yer funk, blues ve country türlerinden de esintiler hissedilmektedir. Sahnede doğaçlamayı da seven grubun enstrümantal çalışmaları da bulunmaktadır.

Albümden çıkan ilk video klip çalışması “İki Teker Bir Ruh” da aynı tarihte dinleyicilerin beğenisine sunuldu. Sonrasında da Grup “Yol” İstanbul Sokakları”  “Kelebek” “Derin Kuyular” isimli şarklılarına video klip çekti. “Kötü Çocuk” isimli yeni single’ ı ve video klibi” Haziran ayı içerisinde tüm dijital mecralarda çıkmıştı. 




Büyük Birader

 23 Temmuz 2019 Salı  22:30

 Dorock XL Kadıköy


 Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları,www.biletix.com ve Mekan gişe

Adres: Neşet Ömer Sokak, Kadıköy İstanbul





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...