proto - punk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
proto - punk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2023 Cuma

Punk'ın Babasıydı, Şimdi Büyükbabası Ama Hala O Var...



Bu adam 75 yaşında "Every Loser" gibi punk'ın dibine vuran ve dinleyeni fena halde marizleyen böyle bir albüm yaparsa, 80 yaşına geldiğinde bize herhalde tekme tokat dalar. Iggy Pop'un yeni albümü "Every Loser"ı dinledikten sonra aynen içimden bu düşünceler geçti. 

Elbette Iggy Pop'da durulmalar da var, mesela artık konserlerinde pantolon üzeri çıplak olarak çıkmıyor. Ama sahneden seyirci üzerine atlama ( ki bu stage dive denilen şeyin mucidi de odur) ya da sahnede öngörülemeyen aşırılıklar ve şaşırtıcılıkları halen olabilir. 

Iggy Pop'un bu yeni albümünün çıktığını duyduğumda açıkcası hiç ilgilenmedim. Zaten dikkat ederseniz 6 Ocak 2023 tarihinde yayınlanan albümü anca şimdi yazıyorum. Albüm uzun zamandır dinlenmeden, dinleme listemde uzun haftalardır duruyordu. Geçen hafta şöyle bir dinlemeye başladım ve  "aman gene aynı şeyler" diyerek bırakıverecektim. Bugün bir işle uğraşırken tekrar çalmaya başladım. Amanın bir takıldım ki, açıkcası üç kere arka arkaya dinledim. Sanki karşımda 1960'ların sonunda The Stooges grubuyla proto - punk'ın temellerini atmış, kendi adına 19 albüm yapmış ve 75 yaşına gelmiş bir adam değil de... ilk defa karşılaştığım bir asi vardı. 

 Andrew Watt albümün prodüktörlüğünü üstlenmekle kalmamış, bütün parçalarda gitarları da çalmış. Bununla da kalmayan Watt bazı parçalarda bas gitar, keyboard, davul, piyano ile de takılmış.  Gene bir multi-enstrümantalist olan Josh Klinghoffer da gitar  , keyboards  , piyano , org, bas gitar  ile değişik parçalarda eşlik etmiş. Davula da  Chad Smith geçince albümün grubu oluşmuş. Ama iş bununla da bitmemiş albümün bir de konuk listesi var ki, akıl ve hayal alır gibi değil. 

Albümde Jane's Addiction'dan Dave Navarro , Eric Avery ve Chris Chaney'nin yanı sıra Guns N' Roses basçısı Duff McKagan , Pearl Jam gitaristi Stone Gossard ve davulcular Taylor Hawkins ve Travis Barker'ın konuk olarak yerlerini almışlar. 

"Frenzy" ilke zımba gibi açılan albüm, "Modern Day Ripoff", "All The Way Down" gibi heavy ve punk örnekleriyle sürerken "Neo Punk" ile on yıllarca sürecek bir klasiğin ateşini yakıyor. "Neo Punk"ı dinlerken headbang, pogo yapasınız geliyor ve daha fazla bir şey demeyeceğim ve bu adamın karşısında şapka çıkarılır diyerek işin özetini sunacağım. 

Punk çılgınlığını hala koruyan Iggy Pop yılların birikimini de "New Atlantis", "Morning Show" gibi parçalarda da bir öykü anlatıcı adam gibi kalın sesiyle bizi sürüklüyor. Biraz Punk biraz da David Bowie arkadaşlığını hissettiğimiz parçalarda pop art'ın müzikal izlerini de buluyoruz, öyle ki "The News For Andy"de de pop art'ın kurucusu sanatçı Andy Warhol'a da kısa bir selam var. 

Iggy Pop yarım asır önce kimse yokken punk'ın ilk oluşumunu sağladı. Ona "Punk'ın Babası" dediler. Ona "baba" diyenler şimdi yaşlandı ve punk defterini kapadılar. Şimdi Iggy artık "Punk'ın Büyükbabası" ve torunları bile sahneden çekilirken... o "durun bakalım ben varken Punk bitmez" diyor. Sanırım (hatta sanmıyorum eminim) Punk, Iggy ile varoldu ve  kapanışı da o yapacak... Ama daha çok beklersiniz.

Aptulika


Yazıyı bitirdik ama Iggy Pop ve son albümü "Every Loser" bitmedi. Aşağıdaki Videolarla devam ediyoruz:


Albümden "Frenzy" parçasının klibi:



"New Atlantis" :



Iggy Pop,  Jimmy Kimmel'in proğramında:




30 Nisan 2020 Perşembe

Koronavirüs Günlerinde Hatırladıklarım ve Keşifler 47


Blues Magoos... bugün bilinmedik 1960'ların gruplarından biri. Oysa albümü dinleyince bu grubun ilerki yıllarda yapılacak olan yeni türlere ( özellikle de punk'a) nasıl bir ilham kaynağı olduğunu görüp şaşırıyoruz. Hani bir zaman makinesi olsa o yıllara gidip, organizatör olarak insanın bu gruba yüklenip, cevheri ortaya çıkarası geliyor. Ama bu ilk albümden sonrakiler bu kadar güzel olmamış. Tabi bir ara onları da dinleyeceğiz ama bu albüm başlıbaşına büyük bir referans. 


Lolipop deyip geçmeyin




Blues Magoos
"Psychedelic Lollipop"
 (1966)
Mercury

Blues Magoos, bugün kimsenin bilmediği bir grup ama onları dinlemeye başladığınızda hayrete düşerek şarkıları tanıdığınızı bile sanıyorsunuz. Hatta bazı parçalarda nakaratlara bile katılıyorsunuz ama bir süre sonra bu parçayı ilk defa dinlediğinizin farkına varıyorsunuz. 
İsmi sizi yanıltmasın başlıbaşına bir blues grubu diyemeyiz onlar için. Saykodelik ile garaj rock arası bir tarzda müzik yapan grup ilerde çıkacak olan bir çok rock tarzına da öncülük etmiş. Onlar için proto - punk tarzı ismi de zikrediliyor ki çok da haksız sayılmaz bu tanım, zira Blues Magoos verdiği tınılarla punk'a çıkacak merdivenleri kurmaya başlamış 60'larda. Ancak onların tümüyle punk'a zemin hazırladığını söylemek eksik olur. Parçalar arasında öyle fikirler görüyoruz ki, ilerde glam'de , heavy metal'de göreceğimiz şeyleri de bulabiliyoruz. Mesela "Love Seems Doomed" parçasının girişi Iron Maiden'ın ilk albümünde yer alan ( ve benim için bütün zamanların en iyisi olan) "Remember Tomorrow" için ilham olmuş gibi. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, sakın ola Iron Maiden bu parçayı araklayıp, "Remember Tomorrow"u yaptı dediğim anlaşılmasın. Buradaki benzerlik bire bir notalardan değil, anlayıştan kaynaklanıyor. Blues Magoos'un burada girişte yaptığı yeni bir bakış ve bu ilerde sadece Iron Maiden değil, bir çok heavy grubunun slow ya da balad girişli alçalıp yükselen parçalarında görülen yapının ilk örneği gibi. Yani Blues Magoos'un getirdiği yapı evrene konduktan sonra o fikir ilerlemiş ve seksenlere fikir vermiş. Sadece bu değil, Blues Magoos'un her parçasını dinlerken ilerde olacak tınılardan bir çok şeyi bulabiliyorsunuz ama bu şu parçada şu var falan gibi değil; kimi zaman bir nakaratta kimi zaman ufak bir davul atağında bunları görebiliyorsunuz. 
Blues Magoos'u ben daha yeni keşfettim ama hala herkesin bildiği bir grup da ben daha yeni farketmişim endişesine de kapılmıyor değilim. Melodileri o kadar iyi tanıyor gibiyim ki hatta dinlerken bazı parçaların nakaratlarına bile katılıyorum. Hani bir zaman makinesi olsa o yıllara gidip, organizatör olarak insanın bu gruba yüklenip, cevheri ortaya çıkarası geliyor. Ama bu ilk albümden sonrakiler bu kadar güzel olmamış. Tabi bir ara onları da dinleyeceğiz ama bu albüm başlıbaşına büyük bir referans.
"Psychedelic Lollipop", Bluees Magoos'un 1966 tarihli ilk çalışması. Albüm piyasaya çıktığında grubun gitaristi Emil 'Peppy' Theilhelm daha henüz 16 yaşına yeni girmiş. Yaşı böyle ama çıkan gitar tınılarını duyunca inanasınız gelmiyor. Hem o hem de Mike Esposito gitarlarıyla aklınıza yer ediyor. Dönemin yapısına uygun iki dakikalık kısa parçaların işlenerek etkisi uzun hale gelmesi dikkat çekici. Ralph Scala klavyesiyle ana yapıyı maestro etkisinde sürüklerken, Ron Gilbert bas gitarıyla dolgun ritmi oluşturuyor ve davuluyla Geoff Daking patlamalarıyla uyumu sağlıyor. 
Blues Magoos'un bu ilk albümünün başarılı olduğu, sonrakilerin aynı başarıyı yakalayamadığı söylense de onlara da şöyle bir kulak kabartıp ufaktan dinlediğimde bu yargılara pek katılmadığımı söyleyebilirim. Bir ara onları da dinlerim ama şimdilik "Psychedelic Lollipop" albümünü dinlemenizi öneririm. 


Aptulika
Koronavirüs Günleri












Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...