pete seeger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pete seeger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2019 Çarşamba

Pete Seeger - "This Land is Your Land"

Pete Seeger / This Land Is Your Land ( 2014) – 21 x 29,7 cm

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" Sergisi'nden 3

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" isimli sergim bir ay açık kaldı ve bu hafta sonu (11 Kasım 2019) bitiyor. Sergi boyunca bulunurken çizimlerle ilgili kısa yazılar da yazdım. Bunlar kimi zaman çizilen işlerle ilgil olduğu gibi kimi zaman da sergideki izlenimleri ve anektodları içeriyordu. Bu yazılara aralıklarla yer vereceğim. Böylelikle sergiye gelme imkanı olmayanlar buradan izleme olanağını bulurken, sergiye gelmiş olanlar da tekrar o anları yaşayacaklar. Ha bu arada sergiye gelmiş olanlarda tablolarla ilgili sergi izlenimlerini yazabilirler. ( bluesperisan@gmail.com )



PETE SEEGER 
"This Land is Your Land"

Bir elinde bonjo ya da gitar köy, kasaba, şehir demeden dolaşan bir müzik insanı. Bir yerde işçiler grev mi yapıyor, teklifsiz orada müziğiyle eyleme katılan biri. Ku Klux Klan bir yerde siyahlara mı saldırdı müziği ile faşistlere karşı meydan okuyan bir harika adam. Kısaca Pete Seeger.
  Ne kadar da bizdeki Aşık geleneğine benziyor değil mi? Karacaoğlan, Köroğlu gibi  ya da o ruhu 20. yüzyılımıza taşıyan Aşık Mahzuni, Aşık İhsani gibi. 
Amerika'da da Pete Seeger bir dönem müziğiyle sömürüye ve faşizme direnen eylemci bir folk müzisyeni. Bu yüzden konserlerinin çıkışında yolları ellerinde sopalarla faşistler doldurup, onu linç etmek istediler. Susmayan bu sesi bütün gericiler birleşip ABD'de "Cadı Avı"nda yoketmeye çalıştılar. Komünist diye sorguladılar. Ancak dünyanın her tarafında plakları dönüyordu. Baktılar gene de engel olamıyorlar, "Kara Liste"ye aldılar. Ondan sonra yıllarca süren iş verilmeme, konser verememe, albüm yapamama. 
Herşeye rağmen Pete Seeger yaşıyor ve müziği hala rock ve folk müzisyenleri tarafından seslendiriliyor ama onu kara listeye alanlardan hiç birinin adı sanı anılmıyor.   

Aptulika

15 Ekim 2019


5 Haziran 2017 Pazartesi

Eric Bibb'in akustik evreninde Göç Şarkıları


Akustik blues'ın en önemli gitaristi, vokalisti ve bestecisi Eric Bibb yeni albümünde göç şarkılarını bir araya getirmiş. New York doğumlu sanatçı, 1970'ten beri İsveç'te yaşıyor. Bu ikametgah değişimi onun seçimi ama göç Bibb'in ailesinden gelen bir miras. Dedesi de ülkesini terkedip, dünya görüşünün izini takip edecekti.
Eric Bibb'in babası bir tiyatro şarkıcısı, amcası da bir caz piyanistiydi. Yani maaile müzisyendi, tabiki eve gelen dostlar da. Bu dostlardan biri de Peter Seeger'miş. Amerikan folk müziğinin bu önemli ismini şimdi bir parantez açıp anlatmamızda fayda var, zira ilk anda bir anlam ifade etmeyebilir. Peter Seeger, ABD'nin 1950'lerde yaşadığı 'Cadı Avı'denilen Mc Carthy döneminde "Komünist" suçlamasıyla hedef yapılan bir folk şarkıcısı ve yıllarca yasaklanmış,yok sayılmış bir isimdi.

Eric Bibb'in ailesi Pete Seeger gibi "sakıncalı" biriyle dost olmakla kalsa iyi dedesi de siyahi bir "komünist" idi.
Eric Bibb'in dedesi bariton bir operacı ve oyuncu olan Paul Robeson'du. O da Pete Seeger gibi McCarthy soruşturmalarında sorgulanan bir isimdi. Robeson yaşam görüşü olarak sosyalizmi seçmiş, siyahi bir sanatçı ve eylemciydi. Yani 1950'lerin ABD'si için çifte kavrulmuş bir 'sakıncalı'ydı. (Meraklısı için not düşmemiz gerekirse Paul Robeson, en önemli şairimiz Nazım Hikmet'in de yakın arkadaşıydı ve ondan bahseden bir şiiri de vardır.) Durum böyle olunca da Robeson, Sovyet Rusya'ya göç edecekti. 
Çizim : Aptulika
aptulelcioglu@gmail.com
www.aptulika.com

Dedesi gibi Eric Bibb de gençlik yıllarında Sovyet Rusya'ya gidip, burada üniversite eğitimini  pisikoloji üzerine yapmış. Ardından da ABD'den iyice koparak 1970 yılından itibaren yaşamını Avrupa'da sürdürecekti. 
Eric Bibb, ülkesi ABD'den uzak kalmayı seçse de Amerikan müziğinin yaşayan en önemli temsilcilerinden biri. 
Akustik Blues'ın bu önemli temsilcisi 1972'den bu yana yirminin üzerinde albüm kaydetti. Sanatçı son albümü "Migration Blues"ta dedesi ve kendisin de başına gelen zorunlu yolculuk yani "Göç"ü konu edinmiş. 
15 şarkının yer aldığı albümde protest folk'un baş yapıtı "This Land is Your Land" tüyleri diken diken eden harika bir yorumla karşımıza çıkarken, Bob Dylan'ın yorumuyla 68'li yılların marşı haline gelen "Masters Of  War" Bibb'in albümünde bir kez daha günümüze ışık tutuyor. Bu iki şarkının yanısıra Eric Bibb'in özgün çalışmalarının da yer aldığı albümde "Delta Getaway", "Postcard From Booker", "Morning Train" gibi etkileyici çalışmalar öne çıkıyor. Kendi adıma çok sevdiğim "Brotherly Love""Four Years, No Rain" ile "La Vie C'est Comme Un Oignon" diğer dikkate değer işleri oluşturuken, "With A Dolla' In My Pocket" bir kovboy filmi tadında. 
Saf ve doğallığı tercih ettiğini üzerine basarak belirten Bibb, blues'ı akustik olarak yapmayı seviyor. Gitarı kendi çalarken banjoya ayrı bir sevgi duyduğunu saklamıyor. Yanısıra mandolin, armonika ve keman gibi enstrümanları da albümüne konuk müzisyenlerle katmış. Sanatçı yıllar yılı ülkesinden uzak yaşamasını da , "Şimdi İsveç'teyim ama aynı zamanda Fransa'dayım, İtalya'dayım, Rusya'dayım yani bütün dünya benim ülkem." sözleriyle açıklıyor. 
Akustik blues denince mutlaka bahsi geçmesi gereken isim hiç kuşku yoktur ki, Eric Bibb'dir. Arasıra bu durakta durup, kendimizi bu müziğe emanet etmemizde yarar vardır. 
Aptulika



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...