Uriah Heep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uriah Heep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2021 Salı

İlk Uriah Heep plağım ve John Lawton



1976 yılından 1979'a kadar Uriah Heep vokalini üstlenen John Lawton'u  29 haziran 2021 tarihinde 74 yaşındayken kaybettik. İlk aldığım Uriah Heep plağı "Innocent Victim"dı ve bu muhteşem grubu Lawton'un vokaliyle tanımıştım. 



Aldığım ilk Uriah Heep plağı "Innocent Victim" albümüydü. 1977 tarihli bu albümü 80'lerin başında almıştım. Her ne kadar Uriah Heep albümleri arasında geri sıralarda yer alsa da benim için ilk göz ağrısı olması sebebiyle ayrıcalıklıdır. Kim bilir kaç kara dinlemişimdir. Sadece dinlemek mi? O kapağı uzun uzun kaç kere izlemişimdir. 

Bu hafta "Innocent Victim" albümü uzun bir aradan sonra tekrar gündemime gelecek ve yeniden bol bol dinleyecektim. İtiraf etmeliyim ki, çok özlemişim. Bu albümü sadece plaktan dinlediğimi anladım. Ne kaset, ne CD ne de mp3 olarak dinlemediğimi anladım.  

Benim için böyle özel bir albüm gündemime tekrar geldi ama kötü bir haberle. Bu albümde vokali üstlenen John Lawton'u 29 haziran 2021 tarihinde kaybetmişiz. 74 yaşında hayata veda eden sanatçı, 1976 yılından 1979'a kadar Uriah Heep vokalini üstlenerek 3 stüdyo, bir de konser albümünde yer almıştı. 2013’teki turne sırasında grubun vokalisti Bernie Shaw’un hastalanması üzerine, kısa süreliğine de olsa tekrar Uriah Heep vokaline geçmişti.  

Aptulika




6 Kasım 2020 Cuma

URIAH HEEP'in efsanevi klavyecisi KEN HENSLEY 75 yaşında hayata veda etti

 

Takvimler 4 Kasım 2020'yi gösterirken Uriah Heep'in efsanevi elemanı Ken Hensley'i 75 yaşında iken yitirdik. 

İspanya'da hayata veda eden Hensley, her daim anılarımızda en güzel yeri kapsayarak yaşayacak. 



Uriah Heep ilk gençlik, hatta çocukluk dönemimden beri tutkum. Plak zamanlarının sararmış fotoğraflarında hangi albümü bulursam kaçırmadığım grup. O zamanlar ülkemizde de hatırı sayılır bir dinleyicisi olduğu için yerli baskı plaklarını da bulmamız an meselesiydi. Yazıya sanki unutulmuş bir gruptan bahseder gibi girdim ama sonuçta Uriah Heep bir rock devi ... hard rock ve heavy metalin olmazsa olmazı. 

O nevi şahsına münhasır grubun unutulmaz elemanı, o gönül çelen klavyenin mimarı Ken Hensley'i de bu çarşamba yitirdik. Bu 2020 pandemisi ve nice vesairesiyle berbat bir yıl oldu ama kaybettiklerimiz öyle bir oldu ki, yazı yazan klavyemizin tozu dumanı çıkıyor hani. 

Yazıyı uzun tutmayacağım. Eğer ki uzun ve Ken Hensley'e özel bir yazı yazmaya kalksam bitene kadar Hensley ikinci ölüm yıldönümüne rast gelir. 

Takvimler 4 Kasım 2020'yi gösterirken Uriah Heep'in efsanevi elemanı Ken Hensley'i 75 yaşında iken yitirdik. İspanya'da hayata veda eden Hensley, her daim anılarımızda en güzel yeri kapsayarak yaşayacak. 

Bu yılın başında girdiğimiz korona salgının karantina günlerinde Ken Hensley'in solo çalışmalarını birbiri ardına dinlemiştim. Şimdi de Uriah Heep dinleyerek onu anacağım. 

Klavyelerin Efendisi Ken Hensley bu kadarla biter mi? Kendi adıma heavy metalin en sevdiğim grupları Cinderella, Wasp, Blackfoot'a verdiği müzisyen katkısını da bir daha anacağım.

Aptulika


1 Ocak 2020 Çarşamba

40 yıllık hatırı olan solo albüm.


Uriah Heep'in klasikleştiği 1970'li yılların albümlerinde hammond org'u ile imzasını koyan Ken Hensley grubun unutulmaz albümü  "The Magicians Birthday"de moog synthesizer'ları da gündemine almıştı. Hensley için sadece piyano, org yani klavyeli tuşlu çalgıların ustası demek yeterli midir desek tabiki değildir. O bazı albümlerde gitarı da üstlenecek kadar mülti enstrümantalist idi.
Yıllardan 1973 ve Uriah Heep, "The Magician Birthday" albümünü yapmıştı. 1971'de "Look At Yourself" ve onu takiben "Demons and Wizard" ile yakalanan çıkış, "The Magician Birthday" ile zirve noktasına ulaşmıştı. Bunlar yaşanırken 1973 yılının bahar aylarında grubun klavyecisi Ken Hensley, "Proud Words On A Dusty Shelf" isimli bir solo albüm yapacaktı. "Bronze Records" etiketiyle çıkan bu plak müzik dünyasına bir fırtına etkisi yaparken, bir dizi söylentileri de beraberinde getirecekti. Uriah Heep zirveye otururken grubun beyni isyan bayrağını mı açıyordu. Bu bir meydan okuma ya da bir rekabetin başlangıcı mıydı? 

O dönemde çıkan söylentileri bizzat Ken Hensley bir dergiye verdiği röportajla son verecekti. Usta müzisyen, Uriah Heep'ten ayrılmak gibi bir niyetinin olmadığını net bir şekilde vurguluyordu. Hensley, zaman içinde yaptığı ama Heep'te kullanmak istemediği ya da Uriah Heep'e uygun olmadığını düşündüğü bestelerini böyle değerlendirmeyi düşünerek bu albümü yaptığını söylüyordu. Zaten albümün ismi de bu yaptığını özetliyordu ve Hensley, "Bu bestelerimi tozlu raflarda saklamanın uygun olmadığını düşündüm." diyordu.  
Ken Hensley bu ilk solo albümünde Uriah Heep'ten iki arkadaşı olan basgitarist Gary Thain ile davulcu Lee Kerslake ile çalışmıştı. Hensley klavyeli çalgıların dışında hem akustik hem de elektro gitarları çalmıştı. Vokallerde klasik İngiliz tavrını koyarak gerektiğinde zarif ama ruhsal etkiyi de koruyarak muhteşem bir yapıt ortaya çıkarmıştı. 
1980'lerin başında Uriah Heep plaklarını ufaktan toparlamaya başladığımda Ken Hensley'in "Proud Words On A Dusty Shelf" isimli bu solo albümünü de bulmuştum. O günden bu yana onu Uriah Heep albümlerinden biri olarak görmüştüm. Yumuşak ve bir o kadar kırılgan bir yapısı olan bu albümde Uriah Heep elemanının kelimenin tam anlamıyla solo bir çalışmasıydı. Yaratıcı birikimin ister istemez sızan bir güzel dökümüydü bu. Yıllar yılları kovaladıkça da önemi daha da bir artıyormuş. Uzun bir yolda güzel bir mola ya da yıllar geçtikçe daha da kıymetlenen bir eski dost.

Aptulika

Ken Hensley - RAIN

Ken Hensley - Proud Words

Ken Hensley - Go Down



Ken Hensley: - 'Black Hearted Lady'

13 Şubat 2019 Çarşamba

Uriah Heep 2019 konseri izlenimi

Fotoğraf: Meral Akman
11 Şubat 2019'da bir gün gecikmeli gerçekleşen Uriah Heep konserini Blues Perişan blog yazarı ve Açık Radyo (Gitaresk) yapımcısı Meral Akman izledi ve kaleme aldı. 
Fotoğraf: Zorlu internet sitesinden

URIAH HEEP
İstanbul Konseri 
11 Şubat 2019
Zorlu


Bir konser hakkında yazmak ne kadar zor olabilir? Gitarda şu vardı, davullar güzeldi, şu şarkıları söylediler, yeni albümü tanıttılar vesaire. Tabi izlediğiniz bir konser ise çok kolay, ancak, eğer konser adı altında bir sihir gösterisine katılmış, dünya dışı varlıklar tarafından kontrol edilmiş iseniz o zaman ertesi gün kafanızı toparlayıp bir şeyler yazmak pek kolay değil.
Abarttığımı düşünüyorsunuz değil mi? Yaş ortalaması 60 olan, parlak günlerini geride bırakmış, ün kazandığı elemanlarını birer birer kaybetmiş, son çırpınışlarına tanık olacağımız bir gruptan bahsediyorum sanıyorsunuz değil mi?  O zaman dün akşamki konsere katılmadınız demektir. Elli yıldır müzik piyasasında olan, birbirinde değerli müzisyenlerle çalışmış, her birinden bir ders çıkartmış, her albüme yeni tecrübelerini eklemiş, dünyanın en çok konser veren gruplarından birini, henüz telefon ekranından değil de kanlı canlı izlemediniz demektir. İzlediyseniz ve hala benzer şeyleri düşünüyorsanız, o zaman büyü geçirmez olmalısınız. Phil Lanzon, Bernie Shaw ve Mick Box’un o el hareketleri sadece gösterinin bir parçası mı sizce? Dün akşam tanık olduğumuz sıradan bir “konser” mi sizce? 
Konser çıkışında bir Temmuz sabahı, bir çingene kraliçesi falınıza bakmış da “unut o kızı git, sen buraya ait değilsin” demiş gibi, çok uzaklardan suyun sesini dinlemek için gelen kalabalıkla birlikte suyun kenarında oturmuş ya da gözlerinize, ruhunuza dolan gün ışığı melodilerle tamamlanmış gibi hissetmediniz mi? 
Bir kısmınız bence hepsini hissettiniz, peki sizce bunlar bildiğimiz dünyaya ait varlıkların elinden çıkmış olabilir mi? Sanmıyorum, biz Uriah Heep konserinde, hepsi başka bir dünyaya ait müzisyenlerden oluşan bir grubun yönettiği bir arınma törenine katıldık. 
Mesela, Mick Box büyük ihtimalle bir elf, çok kısa boylu olduğu için dışlanmış ama hiç umursamamış, Bernie Shaw Kanadalı bir cin olmalı, dilini kimse anlamadığı için tüm şarkıları kendine ait el hareketleriyle anlatıyor,  Phil Lanzon, bir druid rahibi, insan kurban etmek yerine, klavye parçalamayı tercih ettiği için kendi gibi dışlanmışlardan oluşan bu grubu katılmaya karar vermiş, Russell Gilbrook tabi ki bir cüce, madenler çekiç sallarken gün yüzünü merak etmiş ve yeryüzünde yaşamaya karar vermiş, Davey Rimmer ise Marvel evreninden bir kötü, hatta belki de Loki’nin ta kendisi, kötülüğün sağ kolu olmak yerine bas gitarın sol kolu olmak için kötü adamın adını taşıyan Uriah Heep’e adamış kendini. Dostluk ve birlikteliğin, gümrükte takılan cihazlar nedeniyle bir gün ertelenmesine rağmen gücünden hiçbir şey kaybetmemiş bir törene eşlik ettik biz Uriah Heep konserinde.
Uriah Heep bir heavy metal grubudur… Yo yo, Uriah Heep bir hard rock grubudur… Hepiniz yanılıyorsunuz, tam progresif rock grubudur. Bir şey söyleyeyim mi, rock müzikten başka çok az müzik tarzı, türler konusuna bu kadar takılıdır. Uriah Heep bir rock’n roll grubudur, elli yıldır başlarına gelen bütün kazalara, bütün kayıplara, bütün düşüşlere ve yeniden ayağa kalkışlara rağmen umudunu kaybetmeyen, her şeye rağmen eğlenmeyi ve eğlendirmeyi seven bir rock’n roll grubudur. Arka sıradakileri “gelin burada boş yer var” diye önlere davet eden, “kusura bakmayın, sizi de beklettik ama ne iyi ettiniz de geldiniz” diye kendilerinde kaynaklanmayan gecikme için nazikçe özür dileyen, seyirci karşısına çıkarken üzerine ne giydiğini önemseyen, her fırsatta seyirciye teşekkür eden, samimi, mütevazı ve yetenekli bir rock’n roll grubudur. 


Yaşlanıyorum galiba, bu sıralar çok duygusal yazılar yazmaya başladım, sanırım büyünün etkisi hala üzerimde.
11 Şubat 2019 Uriah Heep konseri, daha önceki iki konser kadar güzel bir konserdi. Konser son albümden Grazed by Heaven ile başladı, hemen arkasında geçmişe kısa bir yolculuk Return to Fantasy ile konsere ısındıktan sonra yine son albümden Living the Dream, Too Scared to Run, Take Away My Soul (benim albümdeki favorim) ve bir video klip hazırladıkları haberini verdikleri Knocking at My Door ile devam etti. Biraz yeni, biraz eski şarkılar çalacağız ve arkasından Rainbow Demon geldi. Bernie Shaw’ın “elli yıldır bu grubun belkemiği ve benim değerli dostum” diye anons ettiği Mick Box ile birlikte akustik başlayıp, ortalığı sallayıp yuvarlayarak biten Waters Flowin' ve ardından Rocks in the Road’da çaldıktan sonra, büyünün zaman yolculuğu aşamasında geçildi, buradan sonra ben şahsen neler olduğunu net olarak hatırlamıyorum, sırasıyla Gypsy, Look at Yourself, July Morning, Lady in Black ve kısacık bir aradan sonra Sunrise ve Easy Livin'. Şarkılarda kim daha çok çığlık attı emin değilim, biz mi yoksa Bernie Shaw mı?
Müzik yapmayı ve bunu kanlı canlı yapmayı seven bir grubu bir kez daha izledik İstanbul’da, “yeniden geleceğiz” dediler, umalım da ileriki yıllarda hem bizler, hem onlar hala bir konserde, omuz omuza Lady Black’e eşlik edecek güçte ve enerjide olalım, sizi seviyoruz Uriah Heep…

Meral Akman
12 Şubat 2019



26 Aralık 2018 Çarşamba

Rüyaları Yaşatan URIAH HEEP


İstanbul Parkorman'daki o Uriah Heep konserinden bu yana 14 yıl geçmiş biraz daha ıkınır, sıkınırsak 15 yıl olacak ve zaman ne çabuk geçiyor hani. Ben o gün o konseri izlerken belki de son dem konserleri diye düşünüyordum ama 14 Eylül 2018'de çıkan son albümleri "Living The Dream"ı dinlerken sanki hard rock dünyasına ilk albümleriyle merhaba diyen bir grupla karşı karşıya gelmiş gibiyim. 





 Uriah Heep  - Living The Dream

İstanbul Parkorman'daki o Uriah Heep konserini unutmama imkan yoktur. Kaç yıl geçti üzerinden 22 Mayıs 2004'tü hafızam beni yanıltmıyorsa. Harley Davidsoncuların motosikletleri etrafı kaplamıştı o günlerde ve bekleriz o devler sahneye çıkacak diye. Açılış grubu olarak Nez var sahnede ve bir türlü bitmiyor. Derken o an geliyor ve Uriah Heep sahnede, akça pakça olmuş Mick Box, yadigar eski günlerden. 



Aradan 14 yıl geçmiş biraz daha ıkınır, sıkınırsak 15 yıl olacak ve zaman ne çabuk geçiyor hani. Ben o gün o konseri izlerken belki de son dem konserleri diye düşünüyordum ama 14 Eylül 2018'de çıkan son albümleri "Living The Dream"ı dinlerken sanki hard rock dünyasına ilk albümleriyle merhaba diyen bir grupla karşı karşıya gelmiş gibiyim. 

Frontiers etiketiyle yayınlanan "Living The Dream", Uriah Heep'in 25. stüdyo albümü. Albümden çıkan ilk single ve video "Grazed By Heaven". Bu da açıkcası çok isabetli bir seçim olmuş, zira albümün açılış parçası da olan "Grazed By Heaven", güçlü ritmi, akılda kalıcı nakaratlarıyla sivrilirken sona doğru gelen Mick Box imzalı gitar solosu ve takibindeki Phil Lanzon klavyesinin akışı güzelliğe zerafeti de ekliyor. Hele videosu da benim için ideal uydu, siyah beyaz bir konser görüntüsü. Bu da tabi daha şimdiden aynı tarihe rastgelen iki konserden hangisini tercih edeceğimi belirledi gibi.


İngiliz rock efsaneleri bu albüm için Kanadalı prodüktör Jay Ruston'la çalışmış. Grubun kurucusu Mick Box, Ruston'la ilgili
şunları söylüyor:
" Jay ile çalışmak harikaydı. Bu albümde neler yaptığımızı çok iyi anladı. Çalışmaya başlamadan önce, ondan grubun ve dinleyicinin gurur duyacağı bir Uriah Heep albümü istedik. Jay de dümene geçerek bize bunu teslim etti."

Yeni albümde dinleyicileri nelerin beklediği sorulunca da  Box,
"Rock şarkıları, balatlar ve progresif adına herşey" diye az ama öz bir yanıt veriyor.



1985'ten bu yana Uriah Heep'te bulunan Phil Lanzon keyboardıyla harikalar yaratmış diyebilirim. Purple vari dokunuşları ile ama Heep etkisini de kaybetmeden özlemini çektiğim bir ambiansı yaşatıyor. Uriah Heep kadrosu tümüyle bir bütünlük içinde davulda Russell Gilbrook harley motor gümbürtüsünde, solak bas gitarist Dave Rimmer ise parmakla 'kanırtıcı' çalışıyla grubun ritmik alt yapısını oluşturuyor. Bernie Shaw ise hard rock ve heavy vokalinin idealize edilmiş hali desek abartmış olmayız. Grubun en başından beri olan elemanı Mick Box için söyleyebileceğimiz tek şey: Bu kaptanla Uriah Heep transatlantiği daha çok sefer yapar!



"Living The Dream" albümünde en sevdiğim parça, albümün en uzun çalışması olan "Rock In The Road". 8 dakikalık destansı bir anlatıma sahip olan bu parçada albümün adı gibi düşlerden düşlere geziniyorsunuz. Bütün elemanların maharetlerini izlediğiniz bu parçada Phil Lanzon'un tuşlu çalgılara yaptırdığı resmi geçiti tutkuyla izliyorsunuz. Hani yeni çıkan bir albümü ilk dinlerken parçalara şöyle kısa kısa çalarsınız ya bu parçada bu pek mümkün değil, çalmaya başladı mı, bırakmadan 8 dakika dinliyorsunuz.


"It's All Been Said", hızlanıp, hafifleyen bir parça. Hafifleyen bölümlerinde Bernie bize 1970'lari hatırlatıyor. Geçmişte Uriah Heep çok farklı tarzları denedi diye eleştiriler alırdı ama şimdi görüyorum ki grubun bu tavrı büyük bir birikime sahip olmalarını sağlamış. 
Albümden çıkan single ve video parçası da olan "Grazed By Heaven", saf bir Uriah Heep şarkısı; hızlı ve pratik koral bölümleriyle konserlerde gaza getirecek bir çalışma. 
"Goodbye To İnnocence", eski Uriah Heep çalışmalarını anımsatıyor. Hatta dinlerken "ben bu parçayı biliyorum, acaba eski parçalarını yeniden mi yorumlamışlar"diye de düşünüyorsunuz.  Biraz "Easy Livin'" hissediliyor gibi geldi özellikle ritm ve nakaratlarda. 



Nakış gibi işleyen Bernie Shaw vokali "Knocking At My Door"da Lanzon'un klavyesinden akan melodi ile sarmalanıyor. 
Bir konyak içimi gibi sıcacık akan "Take Away My Soul", albüme adını veren "Living The Dream",  yumuşak dokunuşlu bir balat olan "Waters Flowin",  hard rock'tan heavy metal'e varan "Falling Under Your Spell" ve finale oturan  progresif yapılı "Dreams Of Yesterday" albümüm diğer çalışmaları. 

Uriah Heep, bu albümünde hayal kırıklığına uğratmıyor. Yıllara rağmen yıpranmıyor, hem kurduğu kompozisyonlar hem de yorumlayışla.

"47 yıldır beraberiz ve bu zaman diliminde bir çok grubun gelip gittiğini gördük." diyen Mick Box, albümün adına da gönderme yaparak, "Bu yüzden de hala yaşayan rüyayız." diye sözlerini tamamlıyor.

Yani albümün isminin "Living The Dream" olması da tesadüf değilmiş hani. Belki de o yüzden albümü koyup, her dinleyişimde bittikten sonra sanki kapalı bir sinema salonunda güzel bir film izledikten sonra sokağa çıkışta gözlerin kamaşması gibi bir etki yaşıyorum.

Aptulika


4 Aralık 2018 Salı

2019'un ilk güzelliği: URIAH HEEP İstanbul'a Geliyor!


Uriah Heep ,  son albümü "Living the Dream"'n Dünya Turnesi kapsamında 10 Şubat 2019'da İstanbul'a konser vermeye geliyor.  
10 Şubat 2019 - 20:30  Zorlu  PSM


İsmini Charles Dickens'in 1850 tarihli David Copperfield adlı romanında yer alan parazit avukattan alan Uriah Heep; "Easy Livin'," "The Wizard," "Sweet Lorraine," "Lady in Black," and "Stealin” gibi şarkılar ile dönemdaşları Led Zeppelin, Black Sabbath ve Deep Purple gibi Birleşik Krallık'ın canlı ve hard rock/heavy metal sahnesinin eksenini belirledi. 1969 yılında vokalist David Byron ve gitarist Mick Box tarafından kurulan grup, takip eden kırk yıl boyunca 40 milyondan fazla albüm sattı.

URIAH HEEP:
Mick Box: Gitar
Phil Lanzon: Keyboards 
Bernie Shaw: Vokal
Russell Gilbrook: Davul
Dave Rimmer: Bas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...